“Allah’ım çok tatlıyız!”

Herkese selam;

Koray Candemir röportajının ardından etkisi hala geçmemesi (:)) ve bununla beraber de işlerin yoğunluğu sebebiyle anca yeni yazımı yazabiliyorum. ( Kıymetinizi bilin hesap verdim. :) )

Geçtiğimiz hafta sonu, Gezi Parkı’ nın birinci yılında bir çok kişi orada bulunmak istedi ama alınan güvenlik önlemleri dolayısıyla Gezi Parkı kapatıldı, İstanbul halkına fazla fazla artan bir polis güvenliği sağlandı, İstiklal Caddesine çıkış var giriş yoktu. Gözümüz kulağımız oradaydı ben ofiste bir yandan çalışıyor, bir yanda da orada olanları takip ediyordum.

Karşıma bir “Vine” videosu çıktı ve delinin biri videoda polisler yanında, sağında, solunda bulunurken selfie ( Özçekim) videolar çekiyor “Allah’ım çok tatlıyım!” diye bağırıyordu. Bir anda yüzümü bir gülümseme aldı ve kahkahalara boğuldum. “Deli bu! :) Kesinlikle bu adamın kim olduğunu bulup; bunu nasıl ve neden yaptığını öğrenmeliyim. Deli yahu bu kesinlikle bizden!!!”  (:D) dedirtti ve akşam kendisine ulaştım. Sizin için bu deli adamla röportaj yaptım.

Hepimiz kadar deli olan bu adamın adı Hasan Basri Keleş… Bir Finans Manager, fotoğrafçı, sözlük yazarı, fenomen, eğlenceli, komik…  :) Röportaj için kendisine çok teşekkür ederim. Hadi bakalım buyurunuz… IMG_1069

 

İrem Ezgimen : Barva kimdir?

Hasan Basri Keleş: Barva 27 yaşında, özel bir şirkette “Finans Manager” olarak çalışan bir beyaz yakalı kişi :) İstanbul’ a 4 sene önce yerleşti. Adeta yılların İstanbullusu yani :)

İrem Ezgimen : Gezi süresince çok aktif paylaşımlarda bulunan birisin ve sosyal medyada paylaştığın video çok konuşuldu. Böyle bir video çekmek nerden aklına geldi?

Hasan Basri Keleş: Evet… Geçen sene Gezi Direnişinde baya aktiftim, direniş boyunca Gezi Parkı’nda kaldım. Eve gitmek ihanetmiş gibi geliyordu o yüzden geçen senenin bende psikolojik travması daha fazla, olumlu yönde tabii bu… Unutamıyorum o güzelliği keşke arkadaşlarımız öldürülmeseydi de güzel hatırlayabilseydik Gezi Direnişimizi!

İrem Ezgimen : Video ile insanlara “Özçekim” kelimesini sevdirmeyi başardın. Bu kadar beğeni toplayacağı tahmin etmiş miydin?

Hasan Basri Keleş: Kesinlikle hayır! Zaten videonun tutacağını bile bu kadar düşünmemiştim. Hani “lan şöyle bir şey yapayım bugün…” gibi düşüncem olmadı zaten. O anlık bir sivil itaatsizlik eylemiydi. “Özçekiiiiimm” dememin sebebi de işte biraz da TDK ’yı ti’ye almaktı ama insanlar artık “Özçekiiiim” diye fotoğraflar çekiyor bu da güzel bir şey.

İrem Ezgimen : Bir röportajında gözaltına alınmaktan korkmadığı söylemişsin. Videolarda herhangi yanlış bir şey olmamasına rağmen alınsaydın ne yapardın?

Hasan Basri Keleş: Bilmiyorum ki emniyete götürülür, muhtemelen herkese yaptıkları gibi darp edilir, avukatlarımın gelmesini beklerdim. O kadar olağan ki artık keyfi gözaltılar bunu önceden kestirebilmek imkansız zaten.

İrem Ezgimen : “Allah’ım çok tatlıyım.” Arkadaşlarınla aranda geçen bir geyik muhabbetinden mi, yoksa bir anda aklına gelen bir cümle mi? Bu fikir nasıl oluştu?

Hasan Basri Keleş: Arkadaşlarımız arasında sürekli dönen bir geyik muhabbeti aslında. bu zaten o günde bir anda aklıma geliverdi böyle bağırarak söylemek. Normalde kendimi biliyorum. Evet, tatlıyım (Kahkaha) Onun dışında “bu ne özgüven!” diyorlar da sadece kendim ile barışık bir insanım, o kadar barışığım ki; o gün işte polisler beni ruh hastası sanmış olabilir. :)

İrem Ezgimen : Aynı zamanda birçok kişinin severek takip ettiği “ekşi sözlük” yazarlarındansın isminin açığa çıkması sözlük açısından sorun oldu mu?

Hasan Basri Keleş: Yok olmadı, bilenler biliyor zaten ekşi’de de bu sefer daha fazla insan tanımış oldu, çok tebrik mesajları aldım hepsine selamlar..

İrem Ezgimen : Sosyal medyayı aslında çok aktif kullanan ve çok fazla takipçisi olan birisin. Bunun sana olumlu ve olumsuz etkileri neler oluyor?

Hasan Basri Keleş: Benim bir sözüm vardır ve  tüm biolarımda yazardı yeni yeni kaldırdım. O da şu: “Hiç ciddi olamadım şu hayatta, burada da olmayı düşünmüyorum” yani ben kendi kendime konuşan, eğlenen birisiyim ee bu da insanların ilgisini çekiyor, takip ediyorlar sağ olsun. Olumsuz bir etkisi sadece ailevi çünkü; yaptığım trollükleri babam, annem anlamıyor çok kızıyorlar.. :(

İrem Ezgimen : Sosyal yaşantında ve sözlükte insanların duruma bakış açıları nasıl oldu?

Hasan Basri Keleş: Sözlüğümüzden de o kadar çok olumlu şeyler geldi ki; evlenme teklifi bile geldi. Kabul ettim evlençez işte birbirimizi görmeden. :) Şaka bir yana sözlük benim için her zaman farklı bir yer olmuştur. Çok severim canıııım sözlüğümü :)

 

İrem Ezgimen : Video ile alakalı çok olumlu olduğu kadar olumsuz da yorumlar aldın bununla ilgili sen ne demek istersin?

Hasan Basri Keleş: Olumsuz yorumlardan bahsedeyim aslında ya çok küfür, hakaret ve az miktar da olsa tehdit geldi ama normal tabii bu şeyler, mizahı herkes kaldıramayabiliyor. Bugün mizah yapan insanlar öldürülüyor falan.

İrem Ezgimen : Bu arada “Babam peşimde” diyorsun birazda sanırım babandan çekinme durumları söz konusu bunun sebebi nedir?

Hasan Basri Keleş: Evet kendisi emekli bir Emniyet Mensubu olduğundan yaptığıma kızdı. Bizi madara ettin dedi. Sonuçta komşunun oğlu böyle bir şey yapmaz ya ondan galiba. :)1

İrem Ezgimen : Bir firmada çalıştığını biliyorum ama en çok keyif aldığın işinde fotoğrafçılık olduğu konusunda bilgim var. Fotoğraf merakı nerden geliyor?

Hasan Basri Keleş: Aslında keyif değil benimkisi Fotoğrafçılık mesleğim… Bunu yapmak bana çok zevk veriyor ama hayat şartları işte beni bir firmada beyaz yakalı olmaya itti. 2048

İrem Ezgimen : Anladığım kadarıyla hayatını bir fotoğrafçı olarak devam ettirmek gibi planların var. Bununla ilgili çalışmaların neler?

Hasan Basri Keleş: Bir planım yok. haftasonu tatil günlerimde zaten mesleğimi icra ediyorum. Teklifler olsa keşke, hayat bayram olsa.:) Evet, Sokak Fotoğrafçılığı ve konserlerde fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Sanatçının şarkıyı söylerken kendinden geçtiği anlarda ben de geçip basıyorum deklanşöre… 2

İrem Ezgimen : Fotoğraflarını çekmek istediğin kimse var mı?

Hasan Basri Keleş: Öyle ünlüleri çekeyim gibi bir derdim yok. Piyasa da bir malum şahıs var. Normalde “fotoğrafçı” demem ona ama işte çekiyor ne yapalım.. Büyük konuşuyorum gibi ama öyle değil sürekli tanındık simaları çekersen haliyle seninde marka değerin yükseliyor ha ben de çekerim o ayrı ama sürekli değil işten işe… Fotoğraflarını çekmek istediğim bir kaç kişi var. Mesela,  Ceylan Ertem, İrem Sak, Haluk Bilginer, Serkan Keskin.. Son olarak Ara Güler’in çok güzel bir sözü var, onunla bu soruyu kapatayım. ” Zaten hayat da küçük insanların hayatı. İngiltere Kraliçesi’nin hayatı bir b*ka benzemez ama küçük insanların hayatı hayattır.” 5

İrem Ezgimen : Bir fotoğrafçı olarak devam ettirebilirsen ulaşmak istediğin ve hayalini kurduğun nokta neresi? ( Deli adama da böyle soru olmaz ama idare et. :) )

Hasan Basri Keleş: Fotoğraf çekmek sonu görünmeyen bir şey çektikçe yenisi geliyor, yeni çekim teknikleri öğreniyorsunuz, yeni bakış açıları kazanıyorsunuz falan… Sonu gelmesin aslında bakarsan o ana ulaşmak bir son gibi. Her şeyin sona ermesi gibi bir şey ama ulaşmak istediğim şeyler de var tabii mesela kendime özgü fotoğraflarımın tanınması olabilir. Bu Barva ‘nın demeleri gerek bu da çok zor tabii gerçekten fotoğraf aşığı kimseler anlayabilir bunu.. Özgünlük güzel şey…9

İrem Ezgimen : Peki sosyal hayatında nasıl biridir Barva?

Hasan Basri Keleş: Konuşmayı pek sevmiyorum aslında yazmak daha güzel geliyor ama eğlenceliyimdir. Çok çok insan trollerim. Bir kalabalık ortamda bir şey tartışılıyorsa çoğunluğun aksine zıttı savunurum çünkü trollük bunu gerektirir böyle zevk alıyorum ne yapayım, evet manyak ve ruh hastasıyım. :) Arkadaşlarım ile gayet eğlenceli vaki geçiriyorum bu sebeple o hallerimizi Vine çeksek aslında o zaman olay olur ama istemiyorum bundan sonra sadece polislerin siniri bozacağım.
İrem Ezgimen : Peki müzik… Kimleri dinler, takip eder ve konserlerine gidersin?

Hasan Basri Keleş: Protest müziği çok severim, sanat müziği de severim ruh halime göre şekilleniyor… Kendimi bir müzik türü ile sınırlandırmıyorum.

İrem Ezgimen : Seni takip etmek isteyenler için iletişim bilgilerini verir misin?

Hasan Basri Keleş: Tabii ki

Twitter: http://www.twitter.com/barva

Vine: Barva

İnstagram: http://www.instagram.com/hsnbsrk

Emergenza’da final için geri sayım!

emergenza final afisHer yıl dünyada 150’yi aşkın şehirde düzenlenen Emergenza Festivali, 22. yılında 28 BLACK Açai İçeceği’nin desteğiyle ve DREAM TV’nin medya sponsorluğunda İstanbul’da 3. kez müzikseverlerle buluşuyor.

4-5 ve 6 mayıs tarihlerinde Mojo Beyoğlu’nda gerçekleşecen elemelerde yarışan 30 gruptan 12’si; 8 Haziran’da Jolly Joker İstanbul’da Emergenza 2014 Türkiye Finalinde yarışmaya hak kazandı. Arsnova, Güneş Gürsoy, Kampala, Minimal Amalar, Montana Çetesi, None Shall Return, Rain Leechers, Rom, Saspent, The Tides, Trnc ve Yabancı Değiliz; 8 Haziran’da Jolly Joker İstanbul’da yapılacak finalde kıyasıya mücadele edecek.

emergenza2014-4Yarışma; major (büyük) bir müzik şirketi ile sözleşmesi olmayan her yaştan müzisyen ve gruba açık olarak düzenleniyor. Emergenza’da birinci olacak grup, Almanya’da Uluslararası Taubertal Festivali’nde yarışma ve star’larla aynı sahneyi paylaşma şansını yakalayacak.

Yetenekli müzisyenlerin dünya sahnelerine giden yolda araladığı kapıdan siz de bakmak ve Türkiye Finali ile ilgili ayrıntıları takip etmek isterseniz www.emergenza.net adresini tıklamanız yeterli.

Ülkemizde; 28 BLACK Açai İçeceği sponsorluğunda gerçekleşen Emergenza; 2012’de Monoband, 2013’te ise KAOS’un birinci olduğu yarışmanın 2014 Türkiye şampiyonunu arıyor!

Dream TV’nin katkılarıyla gerçekleşecek Emergenza Türkiye Finali’nde görüşmek üzere…

EMERGENZA HAKKINDA

Emergenza, dünya çapında amatör müzisyenleri destekleyen en büyük müzik yarışması organizasyonudur. Bütün müzik türlerine açık olan ve 1991 Yılı’ndan bu yana; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Almanya, Büyük Britanya, Fransa, İspanya, İtalya, Japonya, Rusya, Avustralya, İskandinav ülkeleri gibi birçok ülkede gerçekleşmekte olan Emergenza’nın Türkiye ayağının 3.’sü 2014 yılında düzenleniyor.

Emergenza Türkiye’de yarışan gruplar; prestijli sahnelerde çalma, kendi izleyici kitleleri ile buluşma, önemli müzisyenler ve müzik profesyonelleri ile tanışma; hepsinden önemlisi yerel ve uluslararası düzeyde kendilerini tanıtma imkanı bulacaklar.

Jüri ve seyirci oylaması esasına dayalı yarışmada 1. olan grup dünyaca ünlü Taubertal Festivali’ne giderek dünyanın dört bir tarafından gelen Emergenza birincileriyle yarışacağı gibi festivalde konser vererek dünyaca ünlü gruplarla aynı sahneyi paylaşacak.
Ayrıca diğer grup ve enstrümanistleri de çok özel hediyeler bekliyor olacak.

http://www.emergenza.net
http://www.facebook.com/emergenzaturkiye

http://2013.taubertal-festival.de//

Sibel Tüzün’den “Kaç Yıl Geçti Aradan” geliyor

sibeltuzunMüzik kariyerinde 20. yılını geride bırakan şarkıcı, söz yazarı ve besteci Sibel Tüzün uzun bir aradan sonra yeni şarkısıyla sevenlerinin karşısına çıkmaya hazır. Sezen Aksu’nun unutulmaz şarkısı “Kaç Yıl Geçti Aradan”ı yeniden yorumlayan Sibel Tüzün, prodüktörlüğünü ünlü iletişimci Özgür Aras’ın, müzik direktörlüğünü Burak Buluç’un üstlendiği ve Cihat Uğurel, Cem Ak, Kemal Özgür ve Burak Buluç’un aranjelerinin bulunduğu single ile yazın en çok konuşulanlarından biri olmaya aday.

Daha önce de Sezen Aksu şarkılarıyla büyük başarılara imza atan ve “Sezen Aksu’nun uğuru bende başka Ona teşekkür az kalır” diyen Sibel Tüzün, şarkısı için çektirdiği yeni fotoğraflarıyla da geçtiğimiz yıllarda halk oylamasıyla üstüste kazandığı Türkiyenin en seksi kadını ünvanını da koruduğunu kanıtlıyor.

Yeni şarkısı için Lara Sayılgan’ın objektifine The Istanbul Edition Otel de birbirinden seksi pozlar veren Sibel Tüzün “Türkiye’nin en seksi kadınıyım lafını benim ağzımdan duyamazsınız. Göbek adım gibi. Sanki annemler koymuş gibi üzerime yapıştı. Daha önce bir gazete en seksi kadını seçiyordu.. Sonra bu halk oylamasına dönüştü, gündem oluştu. Sonuçlar açıklandığında Türkiyede değildim. Pariste salaş eşofmanlarımla dolaşırken, en seksi seçildiğimin haberini aldım. Aynadaki halime gülmeye başladım. Fizik yönünden avantajım var. Ben kendimi sempatik görüyorum. Seksi kadın içimdeki kadınlardan sadece biri” diyor.

Sibel Tüzün 2 Mayıs Cuma günü Garajistanbul’da özel tasarlanmış sahnesi ile dünden bugüne tüm hit olmuş şarkılarından oluşan repertuarıyla özel bir konser veriyor.

Röportaj: Koray Candemir

DSC_5179Herkese merhaba;

Bir süredir sesim soluğum çıkmıyordu farkındayım  ama bu röportaj için bekliyordum:)

Herkesin çocukluğunda ya da  gençlik döneminde hayranı olduğu ve sırf onu görebilmek için konserlere, filmlere , organizasyonlara gittiği biri vardır. Sanırım ben bir çok kişiden daha şanslıydım bu konuda çünkü aradan yıllar sonra bir gün onunla oturup röportaj yapma şansım oldu. :)

Kendimi bildim bileli,  “Koray Candemir” hayranıyım. 18 yaşıma ilk girdiğim sene (O zamanlar basınla hiç bir alakam yoktu konservatuar’ın piyano bölümünde geçen bir ömrüm vardı.) ilk gittiğim bar “Kemancı” ilk gittiğim konserde “Kargo” konseri olmuştu. Benim için unutulmaz , rüya gibi bir konserdi. Konserden iki gün önce Koray’a kendi boyum kadar bir atkı örmüş ve hatta annemle de iddiaya girmiştik “o kalabalıkta o atkıyı veremezsin!” demişti. Konser günü arkadaşımı ve beni yaşımız küçük sanıp içeri almamışlar ve ben kapıda hüngür hüngür ağlarken, bir anda sevgili menajerleri Simla ve Koray’ı kapıda gördüm kendimi tutamayıp “Koray” dedim ve durdu, konuştuk atkıyı teslim ettim. Ardından da kapıda ki güvenliklere yaşımızın tuttuğunu anlatıp Kemancı’ya girebilmiştik. (İnsanın yaşı küçük gösterince böyle sorunlar yaşayabiliyor. :) ) 18 yaşında böyle hayran olduğu kişiye ulaşan birinin inanılmaz heyecanı ve mutluluğu ile  o konseri dinlemiştik.  Benim için unutulmaz bir anı olduğu için sizlerle paylaşmak istedim. :)

Ve şimdi  sohbetimize geçelim.. :)

DSC_8244

 

İrem Ezgimen: Belki birçok kişi biliyordur fakat Koray Candemir müzikal yaşamına nasıl başladı?

Koray Candemir:  Müzikal hayatıma lise döneminde okul orkestrasında başladım. :) “Milliyet Müzik Yarışması”na katıldık, bayağı ödüller aldık. İcrada “Türkiye İkinciliği”, Ceynur da  grubun solisti olarak “Türkiye Birincisi” olmuştu. Hatta şarkı da Tolga Çevik’in programında piyano çalan “Özer Atik” le yorumladığımız “Olmadı” isimli şarkı… O şarkı Türkiye İkincisi olmuştu.

İrem Ezgimen:  “Kargo” ile yolları nasıl kesişti?

Koray Candemir:  90’lı yıllarda Ortaköy’de cover çalınan çok daha eğlenceli muhteşem barlar vardı. Serkan Çeliköz ’ün ekibi  “Mr. No” isimli grubuyla bir barda çalıyorduı. Biz de yan barda “Vega”dan Tuğrul Akyüz ’le bilgisayardan :) “The Cure, Depeche Mode” falan çalıyorduk. :) Bizi dinlemişler, Kargo’yu da tekrar topluyorlarmış, bir tek solist kalmış. Mehmet, Serkan, Burak bana gelip solistliği teklif etti, öyle başladık provalara…:)

İrem Ezgimen: İlk solo albümünüz  “ Sade”  2001 yılında çıktı. 10 şarkınız ve “ Seni Sevmesem” Enstrümental versiyonu bulunuyordu…

Koray Candemir:  Tabii tabii.. Erdem Sökmen ve İsmail Soydaş o kadar iyi çalmışlardı ki… Enstrümantel versiyonunu bile koymak zorunda kaldık :)

İrem Ezgimen:  O albümde çok fazla hit şarkı vardı ama benim en çok sevdiğim şarkı “ Sade” şarkısı olmuştu.

Koray Candemir:  “Sade” yi sahnede çalmaya başlayacağız yakında…

İrem Ezgimen: Peki “Kargo” ile solo albümden sonra da çalışmaya devam ettiniz; bu sadece ufak bir ara mıydı yoksa gerçekten o zaman ayrılmış mıydı yollarınız?

Koray Candemir:  Belirsizdi… Hiçbir şey konuşmadan “Abi; böyle bir durduralım…” falan olduk. Herkes farklı fikirlerdeydi… Öyle araya iki, üç sene girdi sonra tekrar “Selim Öztürk” falan geldi, yeniden toparlandık. Mehmet olmadan dört kişi tekrar toplanmıştı.

İrem Ezgimen: “Kargo” grubu ile birçok keyifli konser ve iş yaptıktan sonra yollarınızı ayırdınız bununla ilgili birçok rivayet var fakat gerçek nedir?

Koray Candemir:  O kadar çok tekrar ediyordu ki her şey, inanılmaz bir kısır döngüye girmiştik ve müzik yapamıyorduk. Orijinal bir şeyler çıkarmak konusunda zorluk yaşıyorduk. Kargo’nun yorgunluk dönemi gibiydi… Hatta başka kayıtlar da yaptık ama olmadı. Ben müzikal nedenlerle böyle bir karar aldım.


İrem Ezgimen:
Uzun zaman “Seattle”da yaşadınız ve orada müzik yaptınız. “Seattle”da yaşamak müzikal yaşantınıza neler kattı?

Koray Candemir:  Öncelikle gitar çalmaya geri döndüm. :) Benim için müzikal olarak en büyük fark oydu. Çünkü MaSKott albümünde de bütün gitarları ben çaldım. Oradayken ben bayağı bildiğin teenage zamanlarıma geri döndüm,  evde gitar çalıyorum, çalışıyorum falan… Bir de buraya çok uzak olduğumuz için aklımızı temizledik. Sektörün ‘şarkı yapalım’, ‘hit bulalım’ gibi streslerinden uzak kaldık. Hep kendimiz için bir şeyler yaptık, içimizden nasıl geliyorsa o şekilde müzik yaptık. Bu sebeple MaSKott’la yaptığımız “Tuval” albümü bizim için çok önemlidir.

İrem Ezgimen: “MaSKott”un albümü benim için bir uzun yol albümüydü…  En baştan en sona kadar tüm şarkıları dinleyebilirdim.

Koray Candemir: Eee tamam müthişmiş.. :) O albümde Seattle’ın havası da var, hafif depresiflik de var içinde ama çok uğraştık çünkü orada kaydettik. Çok iyi bir stüdyoda çalıştık, orada Amerikalı produktörlerle çalıştık, birçok arkadaşımızdan yardım aldık. Albümde Amerikalı müzisyen arkadaşlarımız da çaldı. İnanılmaz bir deneyimdi… O kadar senenin üstüne orada öyle bir şey yapmak çok iyi geldi.

İrem Ezgimen:  “Seattle”da Serkan Çeliköz’le beraber  “Zor Bu İşler” şarkınıza klip çektiniz. Bu şarkının klibinde oradaki arkadaşlarınızın oynadığı doğru mu?

Koray Candemir: Evet doğru.. Evde parti yaptık. 60/ 70 kişi falan geldi. Evimiz üç katlıydı, alt katta geniş bir alan vardı. Kenarda stüdyo falan.. Oraya set kurduk. Üst katta parti yapılıyor herkes eğleniyor, aşağıda çekim yapıyorduk. Özellikle Simla Vural Üner ’in büyük emeği vardır. Yukarıda evin kapısından girdiğinde herkesin söyleyeceği bölümleri ellerine veriyorlar. Bizim içeride bulunan Türk arkadaşlarımız yardımcı oluyorlar, sonra ikişer ikişer aşağı iniyorlardı. O cümleleri  kaydediyorduk aşağıda.. İnanılmaz eğlenceliydi… O gün Seattle’da çevremizde kim varsa yanımızdaydı…

İrem Ezgimen:  “Maskott” projenizin devamı söz konusu olacak mı?

Koray Candemir:  Serkan’la her zaman müzik yaparım ya… :) Belli olmaz, şu anda bir şey söyleyemem de ama dediğim gibi Serkan’la her zaman müzik yaparım. Bizim aramızda senelerin kimyası var… Oturup çalıştığımız zaman da yaparız yani…

İrem Ezgimen: Düşünmeden karşında düşüncelerini okuyor artık değil mi?

Koray Candemir: Evet, evet öyle durumlar var… :)

İrem Ezgimen: Şimdi ikinci solo albümünüz “Yarım Kalan”la beraber hayranlarınıza yeniden “merhaba” dediniz.  Albümde 11 şarkı yer almakta, bu albümün başlangıç hikayesini bize biraz anlatır mısınız?

Koray Candemir:  Amerika’daki son dönemimizde Serkan’la beraber yaşarken; “MaSKott”la İngilizce şarkılar yapıp, grup olarak orada yaşatma fikrinden çok uzaklaşmış ve çok yorulmuştuk. Tabii orada yaşamak da kolay değil. Orada sıfırdan kendine bir hayat kurup, ailen, arkadaşların hayatın, her şey burada, çocukluğundan beri yaşadıkların burada ve sen orada sıfırdan başlıyorsun. “MaSKott”u durdurma kararını aldıktan sonra ben dönmeye karar verdim. Serkan da orada aranjörlük ve prodüktörlük bağlantıları olduğu için orada kalma kararını verdi. Sonra solo albüme dönük şarkılar yapmaya başladım.

İrem Ezgimen: Aslında “Sade” albümün çıktıktan sonra “Solo olarak devam etmeyi düşünüyorum.” yorumun vardı senin…

Koray Candemir:   Tabii, tabii… Ateş ve Su albümünde bulunan bir iki şarkı var onlar benim ikinci albümüm içindi mesela… Bu albümde de “Bu Şehirde” şarkısı da ilk solo albüm dönemindendir. Oradayken planlar yaptım kiminle çalışacağım, neler yapacağım, her şeyine kadar detaylıca düşündüm. “Müzisyenler için nasıl bir çalışma yaparım, nasıl bir grup kurmalıyım?” Okay Aynur ’un ekipte olması zaten kafamda hep vardı. O farklı bir adam davulcu olmasının dışında, şarkı söyler, kayıt yapar, piyano çalar, gitar falan… Her şey olduğu için onda, enteresan bir adamdır. Dört senedir çalıyoruz onunla ve birbirimizi çok iyi tanırız ve benim ilk solo albümümün de 10 şarkının yedi ya da sekiz tanesinin davullarını Okay çalmıştır.

DSC_5221İrem Ezgimen: Albümün ilk klip çalışması “ Esin İris”in sözlerini yazdığı “Kalan Giden Benim”, Harun Tekin’den “Kar” şarkısını aldın. Özellikle “Kar” neden bu kadar sevildi?

Koray Candemir:  Bilmem ki.. :)  Harun’un şarkıları genelde öyledir J Bu albümde herkesten destek aldım. Melis Danışmend ’ten söz aldım, Esin’den söz aldım, Harun’dan aldım, Korhan Futacı da saksafon çaldı.

İrem Ezgimen: İlk klip “Kalan Giden Benim” şarkısına, ikinci klip de “Ruhum Ayakta” şarkısına geldi. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında “beş, altı tane klip çekmeyi düşünüyorum” dedin. Gerçekten bu kadar çok klip çekecek misiniz?

Koray Candemir:  Bu senenin sonuna kadar bayağı video çekmek istiyorum. Bazıları normal klip prodüksiyonu gibi olacak, bazılarında da benim olmadığım klipler olacak.

, İrem Ezgimen: Özdemir Asaf ’tan “Yakın” ve Aşık Veysel ’den “Keklik İdim Vurdular” şarkılarını albüme koyma fikri nereden geldi?

Koray Candemir:  Hep sevdiğim şairlerden birinin şiirini albüme koymak vardı kafamda. “Yakın” şiirini de yazmıştım bir kenara, bana hep şarkı sözü gibi gelmişti. Bir gün Harun’la oturuyorduk, “Aklında bir şey var mı?” diye sordu. “Var!” dedim ve şiiri gösterdim, çaldım. O akşam şarkının iskeletini çıkardık ve hemen demosunu kaydettik.

“Keklik İdim Vurdular”ı Serkan’ın zamanında da çalıyorduk zaten sahnede, akustik bir şeyler çalarken çıkmıştı. Ben o türküyü çok seviyordum. O haliyle muhafaza edip albüme taşımak istedim.

İrem Ezgimen: Akustik bir şeyler düşünüyordunuz?

Koray Candemir:   Akustik düşünüyorduk sonra vazgeçtik. Sahnedeki bu enerji benim için iyi… Televizyon programlarında güzel oluyor, yine de o projeyi zamanı gelince yaparız ama şu anda değil…

İrem Ezgimen: Yeni ekibinizle sahnede “Koray Candemir”den öte “Koray Candemir ve ailesi” gibi harika bir enerji var bu uyumu nasıl sağladınız? ( Mini Aile :) )

Koray Candemir:  Aile gibiyiz zaten :) Mesela ilk albümde çok güzel bir grup kurmuştum ama bu enerjiyi yakalayamamıştım. Bu albümde öyle bir şey yaptık. Okay davul çaldığı için olayın temeli gibi… Cem Şahin ve Cemre Kabaş ’ın ben birkaç ay takip ederek, her şeyi planlı programlı yaptım. Cemre’yi üç ay izledim. Herkese sordum, soruşturdum. Cem’i zaten “Roxy Müzik Günleri” yarışmasında jüri olduğum dönemde kendi grubu “Neva” ile izlemiştim. Orada onu izlediğimde onun çok iyi bir gitarist olduğuna karar vermiştim ve bir araya geldiğimizde de şükürler olsun ki herkes süper karakterli çıktı.

İrem Ezgimen: Peki Cemre aynı zamanda “Radiolux” grubuyla her Perşembe Hayal Kahvesinde ve solo projesinin çalışmaları devam ediyor, Cem’in “Neva”da hala çalması ve Okay’ın da başka projelerde yer alması sizin için zorluk yaratıyor mu? Cemre’nin solo projesi başladığında ya da konserler denk geldiğinde ne yapacaksınız?

Koray Candemir:  Bilmem :) Cemre solo albüm yapsa da “ben sana çalacağım” diyor zaten… :) Okay’ın daha önceden söz verdiği işler olduğunda “Şafak” gelip çalıyor. Şafak da harika bir adam ve iyi bir davulcudur.  Fakat birçok iş kesişirse ben kendi işimi başka tarihe erteliyorum. Çünkü grup olarak çalmak istiyorum. “Kim olursa olsun çalsın ben de orada çalayım” gibi düşüncem yok. Benim için onlarla çalmak ve onlarla eğlenmek daha önemli…

İrem Ezgimen:  Kendi yazdığınız şarkı sözlerinin ilham kaynağı nedir?

Koray Candemir:  İçinde bulunduğum ortam, yaşadığım bir ilişki ya da çevremde bir arkadaşımın yaşadığı bir ilişki, onların hikayesi…  Her şey etkileyebiliyor beni, çok değişken ama genel olarak kendilerini belli ediyorlar..

İrem Ezgimen: Şarkılarınızı albüm için seçerken nasıl eleyebiliyorsunuz?

Koray Candemir:  Bu albüme şarkıları seçerken Burak da çok yardım etti. Kendime ait bir standartım oluyor, onun altında kalanları eliyoruz.

İrem Ezgimen: Aynı zamanda “Gece”nin ilk albümünün prodüktörlüğünü yaptığını biliyorum. Prodüktörlüğe devam etmeyi düşünüyor musun?

Koray Candemir:  “Gece” grubu ile tam bir “abi, kardeş” durumu söz konusu, onların projesi beni çok heyecanlandırmıştı. Onlar da bana gelip albüm prodüktörlüğünü teklif edince ben de kabul etmiştim. Tekrar yapmam için aynı heyecanı hissetmem lazım… Ağır iş prodüktörlük, her şeyi organize edersin. Hele ki; bir grubun prodüktörlüğünü yapıyorsan;hem psikolojik olarak, hem iş olarak,hem kafa olarak hem de bir müzisyen olarak stüdyo içerisinde çok yorulacağın iş. Çünkü her şeyi dengede tutmak zorunda olduğun için…

İrem Ezgimen: Yurtdışında müzisyen olarak yaşamak ve sadece bu işten geçinebilmek gibi bir imkan var mı?

Koray Candemir:  Buradaki müzik sektörü, orası ile kıyaslandığı zaman ufak tabii ama orada da çok fazla grup ve şarkıcı var. Orada da var olmak  zor… O kadar kolay bir iş değil. Şükürler olsun ben 20 yaşından beri hem istediğim işi yapıp, hem de o işten hayatımı kazanıyorum.

İrem Ezgimen: Bunu sormamın sebebi hem Seattle’da müzik yaptın hem de Türkiye’de zaten bilindik bir yerdesin, yani çok tanınıyorsun, biliniyorsun, çok seviliyorsun… Hani Türkiye’nin dışında yurt dışında kalsaydın ya da sadece müzik yapmak için kalır mıydın?

Koray Candemir:  İşte, denedik, denedik ama kalamadık :) Belki 20’li yaşlarda gitseydik farklı olurdu. Düşünsene burada bir kariyerin var ve Türkçe müzik yapmak başka bir şey, İngilizce müzik yapmak başka bir şey… Orada var olmak için İngilizce müzik yapmak zorundasın çünkü Türkçe müzik yaptığında var olmazsın. İngilizce müzik yaptığın zamanda başlarda kendini farklı hissediyorsun. Türkçe müzik yapmaya devam edeceğim ama hayallerim arasında İngilizce müzik yapıp aynı zamanda hem burada hem de orada müzik yapma hayalim var.

İrem Ezgimen: Türkiye’de müziğin gidişatı ile ilgili fikirleriniz nedir ve sizce sorun olan konuları nasıl düzeltebiliriz?

Koray Candemir:  Müzik sektörünün içinde devrim yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hem meslek birlikleri anlamında hem de telif hakları anlamında. Yasalar var ama onların uygulanması gerekiyor. Sağlıklı bir şekilde uygulanırsa herkes var olabilir ve böylelikle alan da açılmış olur.  Şu an ki duruma bakarsak “No name” bir grubun ya da kişinin çıkıp bir şeyler yapması inanılmaz zor… İşin kötüsü şu an etrafta çok da iyi gruplar var fakat kimsenin haberi yok. İnterneti hepimiz “kullanıyoruz” diyoruz ama Türkiye’de belli başlı sosyal medya siteleri dışında veya merak edilen haberlere bakmak dışında internet çok da araştırma aracı olarak kullanılmıyor.

İrem Ezgimen: Yeni çıkacak isim ve gruplara tavsiyeleriniz nelerdir?

Koray Candemir:   İnandıkları işi yapsınlar! Zevk aldıkları ve sevdikleri müziği yapsınlar, dirayetli ve sabırlı olsunlar. Özellikle sabretmeyi bilsinler.

İrem Ezgimen: Müzik dışında yıllar önce Ferzan Özpetek’in “Cahil Periler” filminde oynadığınızı biliyorum. Oyunculuk veya reklam filmi teklifleri geliyor mu, bunlara bakışınız nedir?

Koray Candemir:   Senaryosunu beğendiğim bir sinema filminde oynamak çok isterim ama son 10 yıldır Türkiye’de ciddi bir dizi tüketimi olduğu için dizi ve dizi oyuncuları sektörü kaplamış durumda ve millet hem para kazanmak için, hem biraz popülerlik için bu işi yapıyor. Ya da mesleğini yapmak için oynayanlar da var. Fakat ben oyuncu olmadığım için bir dizide oynamam demek, oyunculuk kariyeri yapmam demek, o ayrı bir kariyer. Öyle bir şey de kafamda olmadığı için, yani “2 sene ya da 3 sene bir dizide oynamak” demek benim için zaten “oyuncu olmak” demek. O zaman da zaten oyuncu olmak isterdim.

DSC_5170

 

Bu keyifli sohbetin artık sonuna geldik. Aradan geçen 10 yıl sonrasın da oturup bu keyifli sohbeti gerçekleştirmek beni inanılmaz mutlu etti. Aranızda daha önce Koray Candemir ‘i canlı performans dinlemeyenler varsa kesinlikle bir cuma akşamı Beyoğlu Hayal Kahvesi sahnesinde izleyin. ( Sonra benim gibi her hafta gitmek isteyeceksiniz.Kapıdan kovsalar bacadan giriyorum :D )

Her konserde mini ailenizin bir üyesi gibi hissettirdiğiniz için; öncelikle sevgili Koray Candemir’ e ve mini ailesine ve tabii ki; bu keyifli sohbetin gerçekleşmesine imkan sağlayan  Bilge Öztürk ve Aslıhan Avcı’ya çok teşekkür ederim.

IMG_20140410_011316

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!, 2014)

Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’ne adayız

Dikkat-Müzik
Albüm haberleri, yorumları ve röportajlarıyla müzik dünyasının nabzını tutan DikkatMüzik! , geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde “İyi Müzik Blogu/Sitesi” kategorisinde aday gösterildi.
 

Facebook üzerinden gerçekleşen oylamaya katılarak DikkatMüzik!’i desteklemek isterseniz:

Özel Dosya: Dikkat 2013

dikkat2013Gündemi epeyce yoğun geçen bir yılın ardından yeni umutlar ve heyecanlar ile 2014’ü karşıladığımız şu günlerde 3 yıllık geleneğimize ara vermeden geçtiğimiz yılı -elbette konumuz dahilinde- değerlendirelim dedik ve işte Dikkat 2013 dosyamızla karşınızdayız:

birsen tezer2010 yılının en çok satan ilk 3 albümünden biri olan “12 Düet”in ardından Nilüfer, ilk projedekinden farklı gruplar ile birlikte hazırladığı ikinci rock albümü “13 Düet”le karşımıza çıktı. İlk albümün biraz gölgesinde kalan proje yine de Nilüfer sevenlerin hatırı sayılır bir ilgisini topladı. Toygar Işıklı 3 yıl aradan sonra 2. stüdyo albümü “Hayat Gibi”yi yayınladı. Rock müziğin genç performans gruplarından Salt, “Tırnak İzlerin” ile müzik dünyasına merhaba dedi. “Cihan” albümüyle gönlümüzü fersah fersah fetheden Birsen Tezer‘in Kadri Karahan imzalı kapağıyla müstesna ikinci solo albümü “İkinci Cihan”, Tezer’i daha da çok sevdirdi. Sıradışı tarzı ve özgün müziğiyle daha ilk albümünde dikkat çekmeyi kolaylıkla başaran Mabel Matiz’in 2. albümü “Yaşım Çocuk”, onun daha geniş kitlelerce tanınmasına vesile oldu. Albümden “Zor Değil”, “Aşk Yok Olmaktır” ve “Alaimisema” şarkılarıyla öne çıktı. Albümü dışında yaz başında yayınlanan Aysel Gürel şarkılarından derlenen (ve esasında birkaç şarkısı dışında fazla öne çıkamayan) “Aysel’in” albümünde yorumladığı “Sultan Süleyman” yorumu da Matiz’i daha da kıymetlendirdi. Burcu Güneş önceki yıl yayınladığı teklileriyle dikkat çektikten sonra “Gül Kokusu” albümü ile sevenlerini hayal kırıklığına uğratmazken oyuncu Ayça Varlıer‘in ilk albümü “Elif”, oldukça dikkat çekiciydi. Şarkıcı kimliğinden ziyade son yılların en güçlü “bestecisi” modelnamıyla öne çıkan Gülşen, yine içinden pek çok hit çıkardığı “Beni Durdursan mı” albümünü yayınladı. Aylin Aslım kariyerini “Zümrüdüanka” adını verdiği albümle sürdürürken RaShit‘in -bence prodüksiyon ve sound olarak da kariyerlerinin en iyisi sayabileceğim- ”İnsan Neslinin Sonu” albümü piyasaya çıktı. Rock müziğin diğer güçlü seslerinden Şebnem Ferah yaz başında “Od”, Emre Aydın ise yılın sonunda “Eylül Geldi Sonra” adlı yeni albümlerini yayınladılar. Her zaman enerjik ve heyecan dolu bir sahneye sahip olan Aydilge’nin 4. albümü “Yalnızlıkla Yaptım”, yine 2013’ün en iyileri arasında öne çıkanlardan oldu. Sertab Erener müzik kariyerinin 20.yılında yayınladığı 13. stüdyo albümü “Sade”yi çıkış şarkısı “İyileşiyorum” ile duyurdu. Yılın sonlarına doğru ise Demir Demirkan ile birlikte kurdukları ve ikilinin solo kariyerleri dışında ayrıca sürdürdükleri Painted On Water grubu, ilk albümlerinin ardından bu kez EP formatında “Chicago Issue”yu ABD’de yayınladı. Türk televizyon tarihinin en sahici dizilerinden biri olarak izleyiciden tam not almayı başaran “Kayıp Şehir”in Demir Demirkan imzası taşıyan müzikleri albüm olarak yayınlandı.Her zaman başarılı bulduğum Pinhani‘nin performans albümü “Canlı Yayın”, özel bir albüm olarak arşivlerimize yine 2013 yılında girdi. Uzun zamandır sesini duymadığımız Zeynep Casalini bu yıl eski bir Sezen Aksu şarkısı “Yeter ki” yi yeniden yorumladı. Koray Candemir, Kargo ve Maskott gruplarının ardından yeniden solo kariyerine dönerek ikinci solo albümü “Yarım Kalan” ile dinleyiciyle buluştu. Yüksek Sadakat’ten ayrıldıktan sonra yine solo olarak yoluna devam eden bir diğer isim ise “Alem Dünya” albümüyle Kenan Vural oldu. 2002 yılında kaybettiğimiz değerli ses Esmeray‘ın unutulmayanları Ossi Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Alternatif seslerin en iyilerinden biri olarak öne çıkan Çiğdem Erken iki yıl aranın ardından ikinci albümü “İstanbul Kızı”nı dinleyicisinin beğenisine sundu. Yine her zaman beğenerek dinlediğim ses Sevtap Ünal‘ın ‘O Benim’ isimli teklisi dijital olarak dinleyiciyle buluştu. Candan Erçetin,Milyonlarca Kuştuk” adlı 7. albümünü yaz başında çıkardı ancak Türkiye’nin hızla değişen gündemi nedeniyle fazla ses getiremedi.

iremderici2013’ün en önemli olayı olarak hafızalara hiç çıkmayacak bir biçimde yerleşen Gezi Parkı eylemlerinden epeyce sayıda şarkı çıktı ama aralarında en sevdiklerim Kardeş Türküler‘den “Tencere Tava Havası”, Nazan Öncel & Çapulcu Orkestrası’ndan “Güya”, Demir Sert‘ten “Bu Gaz Bir Harika Dostum” ve Duman‘dan“Eyvallah” oldu. Hande Yener‘in Sinan Akçıl ile müzikal ortaklığını bitirdiği haberleri hızla (ve sevinçle) yayılırken sanatçı söz ve müziği Berksan‘a ait “Ya ya ya” ile müzik listelerinde hızla yükseldi. Mustafa Sandal‘ın Gülşen imzalı “Tesir Altında”sı -eski şaşaalı günlerinin yanından bile geçmese de- yine de hatırı sayılır bir kitle tarafından sahiplenildi, dinlendi. Deniz Arcak -o muhteşem enerjisine ve harika sesine karşın- çok uzun aralıklarla buluştuğu dinleyicisine “Korkma” teklisi ile sürpriz yaptı. Mirkelam, 6. albümü “Denizin Arka Yüzü”nü yayınladı. Erdem Kınay‘ın “Proje 2” albümünden Sibel Can‘lı “Alkışlar” ve Merve Özbey‘li “Helal Ettim” öne çıkan şarkılar oldu. Şarkıları ve karizmasıyla beni etkileyen seslerden Lana Del Rey’in Küçükçiftlik Park’taki konseri gerçekten heyecanlı bir geceydi. Müziğe yeniden “geri dönüş” yapan Teoman, “Haziran” şarkısını yayınladı. O Ses Türkiye” ile hayatımıza giren ve sonrasında yayınladığı Bensiz Yapamazsın adlı ilk çalışmasının ardından yaz için özel hazırladığı teklisi söz-müzik Sezen Aksu imzalı “Düşler Ülkesinin Gelgit Akıllısı” ile dikkat çeken İrem Derici‘nin “İki” adlı maxi single’ında yorumladığı “Sevgi Olsun Taştan Olsun” şarkısı yılın en çok dinlenenleri arasında olmayı başardı.

Özellikle ikinci albümleriyle tanınmayı başaran Model grubu, 3. albümlerini konsept bir albüm olarak yapmayı tercih ederek “Levla’nın Hikayesi”ni sundular bize. Ossi Müzik, orijinal 45’lik plaklardan derlenen Bir Zamanlar serisine 5. albümü de ekleyerek ilk 4 albümüyle birlikte paket olarak piyasaya sürdü. Yeni Türkü’nün ilk albümü ‘Buğdayın Türküsü’ tıpkı basım olarak Ada Müzik’ten yeniden yayınlandı. Türk popunun en kıymetli müzisyenlerinden biri saydığım Fuat Güner’in “Dinleyene Aşk Olsun” adlı 2. solo albümü yayınlandı. Hem dans yeteneği hem de müzisyen kimliğiyle dikkat çeken yeni bir isim Suadiye, kendi adını taşıyan ilk albümünü yayınladı. Birol Giray ve Ferman Akgül, “Bensiz Sen” şarkısında biraraya geldi. İlk albümünden özellikle “Herkes Aynı Hayatta” ve “Hakim Bey” şarkılarıyla tanınan Mehmet Erdem, 2. albümü “Hiç Konuşmadan”ı yayınladı.

Bu toprakların dışından..

daftpunkBu yılın yabancı albümlerinde ise kuşkusuz Daft Punk‘ın “Random Access Memories” albümü hem satışları hem de çalınma/dinlenme oranlarıyla ipi önde götürdü. (Herkesin neredeyse ezbere bildiği “Get Lucky” dışında esasında “Instant Crush” ve “Lose Yourself to Dance” şarkılarına bayıldığımı söylemeliyim). Bunun dışında Ekim 2012’de yayınlanan ve hem 2012’de hem de 2013 yılı boyunca haklı bir ilgi gören Emelie Sande albümü “Our Version of Events”i ve Empire of The Sun‘ın “Ice On The Dune” albümlerini es geçmek olmaz.

Kayıplarımız..

‘Sev kardeşim”, ”Hayat bayram olsa” gibi bir döneme damgasını vuran şarkılarıyla tanınan Şenay Yüzbaşıoğlu‘nu, efsane ses Ferdi Özbeğen‘i,  “Baba” Müslüm Gürses‘i, besteci ve aranjör Doruk Onatkut‘u, yılın sonlarında ise Adnan Şenses müzik dünyamızın kayıpları oldu. Yurtdışında ise kayıplar Lou Reed ve Alvin Lee gibi isimlerle sürdü.

İyi ki dinledik

Erdem Yener – Rüyalar Kızı
Birsen Tezer – İkinci Cihan
Mabel Matiz – Yaşım Çocuk
Can Gox – Yalnızım Ben
Hüsnü Arkan – Yalnız Değiliz
raShit – İnsan Neslinin Sonu
Aydilge – Yalnızlıkla Yaptım
Sertab Erener – İyileşiyorum
Selin Damar – Loop
Çiğdem Erken – İstanbul Kızı
Duman – Darmaduman
Melis Danişmend – Biraz Gülmek İstiyordum

Ne gerek vardı?
Gülşen – Yatcaz Kalkcaz Ordayım
Kenan Doğulu feat. Ozan Doğulu – Kız Sana Hayran
Ajda Pekkan – Ara Sıcak
Eda-Metin Özülkü – 1945

 Olcay Tanberken (Dikkat Müzik!)

TNK & Pamela düeti ekranda

TNK & PamelaTNK’nin yeni video klibi, alternatif müziğin güçlü vokallerinden Pamela’nın konuk olduğu, “Melankoli” albümünün en dikkat çekici şarkılarından biri “Keşfedilmemiş Günahlar”a çekildi. TNK, prodüktörlüğünü kendilerinin üstlendiği Pasaj Müzik etiketi ile yayınlanan albümünün 2. video klibini Pamela’nın konuk olduğu, 70’leri hatırlatan melodilere sahip, aldatmalarla yıpranmış bir ilişkiyi konu alan ‘Keşfedilmemiş Günahlar’ isimli şarkıya, Emir Khalilzade yönetmenliğinde çekti.

Albümün dikkat çekici şarkılarından biri olan “Keşfedilmemiş Günahlar”ın video klibi, Kilyos Kısırkaya’da 16 saat süren çalışmalar sonunda tamamlandı. Ana teması, ” aşkta gri renk yoktur, ya siyahtır ya beyaz” olan klipte Pamela, Simay Bülbül imzalı bir kıyafet tercih ederken, TNK grubunun solisti Caner Karamukluoğlu ise tasarımcı Serdar Uzuntaş’ın kıyafetlerini giydi.

Kayıtları, Ankara’da “Retro Lounge” stüdyosunda, 6 ayda tamamlanan ‘Melankoli’ albümündeki tüm söz ve müzikler grubun güçlü vokali Caner Karamukluoğlu’na ait. 12 şarkının yer aldığı albümünün kayıt ve mixleri Barış Yetkin, mastering’i ise Evren Goknar tarafından Los Angeles Capitol Stüdyoları’nda yapıldı.

Anlatımın ve melodilerin çarpıcı bir uyumla birleştirildiği, ‘bütünlüklü’ bir albüm olan ‘Melankoli’nin düzenlemelerinde akustik gitar, piyanove yaylılar öne çıkıyor.

Pentagram’dan “Apokalips”e klip

pentagramSony Music etiketiyle geçen yıl müzikmarketlere sunulan son Pentagram albümü “MMXII” in yeni video klibi,  albümün kapanış parçası olan “Apokalips” için hazırlandı. Yönetmenliğini Hakan Utangaç’ın yaptığı klibin çekimlerinin ilk aşaması, albümün kapak tasarımı için Dükkan’ül Hayal atölyesinde kurulan sette gerçekleştirildi. Grup performans çekimlerinin ve montaj aşamasının Planad Studio’da tamamlandığı çalışmanın görüntü yönetmenliğini Bilal Eroğlu üstlendi. Kıyamet sonrası bir bilimkurgu hikayenin çizgi roman estetiğiyle yansıdığı filmde, Turgut Berkes‘in anlamlı oyunculuğu ve Dükkan’ül Hayal ekibinin özenli işçiliği dikkat çekiyor.

Mehmet Turgut- Gürcan Ersoy – Redd Shutter Speed Tour Final gecesi

Herkese selam;

14084_592415650770790_2129331881_n

Uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyordu biliyorum ama sizleri unutmadım :) En son Redd konserinden sonra önce Balıkesir Üniversitesi’ne “1. Radyo İletişim Günleri” kapsamında Cenk Alptekin, Ayşe Matay ve beni misafir ettiler. Söyleşimiz bizim için ve orada bulunan tüm dinleyiciler için çok keyifli geçti.

aydilge

Balıkesir’ in ardından bir de İzmir turu yaptım ve İstanbul’a geri geldim. İyi ki durumu biraz uzatmamışım çünkü İstanbul yine zamana karşı yarıştığı için organizasyonlar tüm hızıyla devam ediyordu. Geldiğim gün Aydilge ‘nin albüm lansmanı vardı fakat son dakika haberimin olması sebebi ile ben katılamadım. Aldığım haberlere göre  “Yalnızlıkta Yaptım” albümü lansmanı çok keyifli geçmiş. Albümünün tamamını dinledim, biraz eğlenceli biraz melankolik ama tam tadında bir albüm olmuş.902322_10151597516406093_344264173_o

Gelelim konumuz “Mehmet TurgutGürcan ErsoyRedd Shutter Speed Tour Final” gecesine…

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu konser turu başladığı zaman ilk aklımdan geçen “çok doğru bir ekip, bir araya gelmiş.” oldu. “Shutter Speed Tour” ilk olarak 21 Şubat’ta Çanakkale’de başladı. Ardından 22 Şubat’ta Edirne, 28 Şubat’ta Isparta, 01 Mart’ta Antalya ve 02.Mart’ta Eskişehir’de gerçekleşti.

20. Nisan 2013 cumartesi gecesi Garaj İstanbul ‘da gerçekleşen final gecesine kadar “Shutter Speed Tour” konserinin fotoğraflarını (ne kadar “ben ne zaman çektim bunları? Hatırlamıyorum” dese de :) ) ünlü fotoğrafçı Mehmet Turgut çekti. Tüm fotoğraflar çok güzeldi ellerine sağlık ama benim aklımda özellikle bir abstrack klavye fotoğrafı kaldı ki; harika bir fotoğraftı…

20.Nisan gecesi Garaj İstanbul final gecesi hazırlıkları aynı günün sabah saat 03:00 civarında başlamış ve 17:00’de hazırlıklar sona ermişti. Sevgili Cenk Kırmacı sağolsun mekan hazırlandıktan sonra saat 18:00 civarı beni mekana kabul etti. Kapıda kırmızı bir halı ve halının başlangıcının sağ yanında kocaman bir backdrop vardı. İçeri girdiğim de ilk beni karşılayan Gürcan Ersoy’un fotoğrafı oldu. Gürcan’ın fotoğrafının yanında da Redd fotoğrafı vardı. Kafamı şöyle bir tavana doğru kaldırınca Mehmet Turgut’un abstract fotoğrafları “merhaba” dediler…

23937_10151609910136171_356662900_n

Garaj İstanbul duvarında turnede çekilmiş bir çok fotoğraf yerini almıştı. Shutter Speed Finali  saat: 19:00’da sergi ve kokteylle başladı. Saat: 22:15 civarında Müjde Uzman‘ın sunumu ile Mehmet Turgut, Gürcan Ersoy ve Doğan Duru sahnedeki yerini aldı. “Shutter Speed Tour” kapsamında gittikleri şehirlerde yaşanılan keyifli anılarını dinleyenleri ile paylaştılar. Konser anılarını anlatırken bile hala kahkahalar içinde oldukları için ne kadar eğlendiklerini anlamak mümkündü. :) ( Hala aklıma geldikçe “falan filannnnn” diyip gülüyorum. :)) )

71396_10151609914721171_161892261_n

Bu keyifli sunumun ardından Gürcan Ersoy sahnedeki yerini aldı ve gece tüm hızıyla devam ediyordu. Gürcan ‘ın “Ben ve benim gibi çocukların hakkında” albümünden “Dans Et Benimle” şarkısı ile sahnedeydi. O gece sahnede albümündeki bir çok şarkıya yer verirken; bir Moğollar şarkısı olan “Issızlığın Ortasında” şarkısının coverını da o gece “ilk kez” seslendirdi. Aynı zamanda gitar çalmaya ilk adımı olan mandolin’ini eline aldı ve “Losing My Religion” ı söylerken bir de baktık ki Erdem Yener sahnede bu keyifli düetin ardından Barış Manço ‘nun “Can Bedenden Çıkmayınca” ve Nilüfer’in ” Yeniden Sev” şarkılarının coverları ile her zaman olduğu gibi Gürcan Ersoy ve grubunun tadı damakta bırakan canlı performansı seyirci üzerinde güzel bir etki bıraktı.431898_10151609914901171_1118294671_n

IMG_9359Gürcan Ersoy’un ardından Garaj İstanbul sahnesine Mehmet Turgut’un sunumu ile Redd sahnedeki yerini aldı. Redd son albümleri ” Hayat Kaçık Bir Uykudur” albümünden ve eski albümlerinden bir çok şarkıyı kocamannn bir koro ile beraber söylediler. ” Ellerini Kaldır” şarkısını söylerken tüm Garaj İstanbul seyircisinin elleri havadaydı.936843_10151609910916171_648924138_n

Tüm Redd şarkıları grupla beraber söyleyip, dans ederek hep beraber eğlendik. Konserin sonunda Redd ekibine teşekkür etmekle kalmadı ve tüm ekibi sahneye alıp Gürcan Ersoy ve Mehmet Turgut’ta dahil olmak üzere hep beraber “Falan Filan” şarkısını söylediler ve bu harika gece “Falan Filannnnnnnn” diyerek son buldu.67575_10151609918721171_899384120_n

Bu keyifli organizasyonun gerçekleşmesini sağlayan “Manage Works” ekibi başta olmak üzere Garaj İstanbul, Redd ve Gürcan Ersoy’un ve çalışan tüm ekiplerine aynı zamanda da Mehmet Turgut’a teşekkür ederiz. Ellerinize sağlık hepimiz için çok keyifli gece oldu. 540713_10151609919356171_588957196_n

Bu geceye ait detay bilgiler için Güneş Turaç‘a aynı zamanda  kullandığım fotoğraflar için”im photo“ya teşekkür ederim. :)

Manage Works tarafindan yayinlanan fotoğrafların tamamı için: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10151609909471171.1073741825.653881170&type=1

Yakında yeni yazımla tekrar buralardayım.

İrem Ezgimen (Dikkat Müzik! )

Anne Bu Çalan Ne? (25 Nisan 2013)

Bu hafta müzik dünyamıza giren yeni şarkılar ve video klipler havaların ısındığı şu günlerde yazın getireceği mutluluğu şimdiden müjdeliyor gibi. Gelin şöyle kısaca bir göz atalım; Son dönemin yetenekli müzisyen-şarkıcılarından Mavi, 2012 yılının son aylarında DMC etiketi ile piyasaya çıkan “Aç Kapıyı” EP’sinde yeralan şarkılarını kliplendirmeye devam ediyor. Özdemir Erdoğan‘ın yıllar önce yorumladığı “Aç Kapıyı Gir İçeri” şarkısını kendi tarzı ile yeniden yorumlayan Mavi, şarkısına İspanyol yönetmen Salva Ferrando‘nun imzası ve Berin Yavuzlar‘ın sanat yönetmenliğinde New York’ta çok renkli bir klip çekmiş. “New York geçmişte yaşadığım ve beni ifade eden bir şehir. O sebeple klibin de hayatın içinden ve şarkının duygusuna uygun olmasına özen gösterdik. Umarım zevkle izlersiniz” diyor Mavi yeni videosu için. Zeynep-Casalini“Evlendi, inzivaya çekildi, müzikten koptu” haberlerine gülüp geçiyor Zeynep Casalini. Çünkü yakından da çok iyi biliyorum ki o müzikten kolay kolay kopacak biri hiç olmadı. İlk albümünden itibaren güçlü vokali ve dikkat çeken sesi ile en iyiler arasında yer almayı başaran Casalini’nin “Duvar”, “Nilüfer”, “Amacım Yok” ve “Dokunma Bana” gibi şarkıları tüm zamanların en iyileri arasındadır benim için. Bir süredir Bodrum’da eşi ve çocuklarıyla mutlu bir hayat sürdüren Casalini, sahne çalışmalarına albüm yapmadığı yıllarda da devam etti. Sahnede söylemekten her zaman keyif aldığı şarkılardan biri olan “Yeter ki”yi yeni albümü öncesinde tekli olarak dijital platformlarda yayınlayan müzisyen, yıllar önce Saadet Sun‘un yine harika vokaliyle değer bulan bu Sezen Aksu şarkısını yine hakkını vererek çok güzel okumuş. Bu tekli öncesinde Badem ve Konukları albümünde “Gittiğinden Beri” şarkısında Badem grubuna eşlik eden Zeynep Casalini’nin yeni albümünün zamanı gelmiş artık, onu gerçekten özlediğimizi farkettik çünkü yeni şarkısıyla..

taksimtrio2

Geçtiğimiz hafta “Yalnızlıkla Yaptım” adını verdiği yeni albümünün lansman konseri için Jolly Joker’de sahne alan Aydilge, yeni şarkılarıyla genç kuşağın başarılı müzisyenlerinden biri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Son derece enerjik sahnesi ve hem sözleri hem de müziğiyle dikkat çeken şarkıları ile en başından beri kendine özel bir kitle yakalamayı başaran genç müzisyeni bu albümünde biraz daha olgunlaşmış ve kendini daha da yukarılara taşımaya kararlı olduğunu görüyoruz. “Aşk Paylaşılmaz”,”Akıllı Deli” ve “Aşk Acı Sever” şarkıları favorilerim arasında!

Türkiye’nin üç önemli virtüözü Hüsnü Şenlendirici, İsmail Tuçbilek ve Aytaç Doğan, “Taksim Trio 2” albümünde buluştu. Orhan Gencebay, Zülfü Livaneli, Neşet Ertaş, Barış Manço, Sezen Aksu ve Tarkan‘ın ses getirmiş ve çok sevilmiş bazı şarkılarını bu albüm için enstrümental olarak kaydeden üçlüden albümde iki yeni beste de dinliyoruz. “Naz”, Hüsnü Şenlendirici’ye, “Kumsalda Dans” ise Sendur Güzel‘e ait. Albümün mix ve masteringinde ise Tarık Ceran imzası var.

vedatsakman_cd_album.fh11

Albümler birer ikişer kliplenmeye devam ediyor. Son dönemde en çok dikkat çeken videolardan bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz: Gripin‘in son albümü “Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar”ın ikinci videosu “Aşk Nereden Nereye?”, Can Bonomo‘nun “Aşktan ve Gariplikten” adlı ikinci albümünün stop-motion tekniğiyle Üsküp’de çekilen ikinci videosu “İyi ki Doğdun” ve daha önce Sertab Erener’den dinlediğimiz “Bir Varmışım Bir Yokmuşum”a son albümlerinde canlı performansları ile yer veren Pinhani klibi, önereceklerimiz arasında.. Önemli müzisyenlerimizden Vedat Sakman cephesinden de güzel haberler var. Uzun zaman sonra yeni albümü “Odada İkimiz”, DMC Müzik etiketiyle yayımlandı. Ömer Hayyam, Rainer Maria Rilke, Nazım Hikmet Ran ve Furuğ Ferruhzad gibi dünya şairlerinin şiirlerinden bestelenmiş şarkıları içeren albüm Sakman’ın son iki yıllık çalışmalarını kapsıyor.

sertab sade

Ve 2010 yazında gerçekten “Rengarenk” bir rüzgar estiren Sertab Erener! Kuşkusuz son günlerin en çok dinlenen ve sözlerinden olsa gerek hayatının bir köşesinde iyi kötü (belki de eni-konu?) aşk acısı çekmiş kadınların adeta dört elle sahiplendiği şarkısı “İyileşiyorum”, “Sade” adını taşıyan yeni Sertab albümünün lokomotif şarkısı oldu. Çıkış şarkısı olarak gerçekten çok iyi bir seçim olduğunu söyleyebilirim. Albümün diğer şarkıları ise duygu olarak sizi farklı yönlere çekebilecek nitelikte. Bu albümde Sertab, hareketlilerden ziyade slow ve orta tempolu şarkılarında daha fazla öne çıkmayı başarıyor, en azından benim için böyle. Örneğin ilk dinlediğimde vurulduğum Sibel Algan imzalı “Sus”, yalnız bu albümün ya da yalnızca Sertab’ın kariyerinde değil tüm popüler müzik tarihimizin de en özel parçalarından biri sayabileceğim türde bir şarkı. Sertab Erener ve Demir Demirkan‘ın ortak çalışması “Karalama Defteri” de keza, hem sözleri hem de müziği ile özel bir ilgiyi hakediyor. Bülent Ortaçgil cover’ı “Acıtır” ve “Çocuktuk Bir Zamanlar”, düzenlemelerde sanki biraz daha özen gösterilmiş, bu yönleriyle daha çok öne çıkması beklenen ve sırası gelince de mutlaka klipleneceğini tahmin ettiklerim arasında yer alıyor. Albümün ikinci videosu ise Nil Karaibrahimgil sözleriyle hayat bulan “Why this Kolaveri Di”nin cover’ı “Söz” olmalı diye düşünüyorum. Yeni düzenlemesi ve bu haliyle çok eğlenceli bir Türkçe hite dönüşmüş, yazın da iyi gidecek cinsten. Soner Sarıkabadayı imzalı “Cumartesi Pazar”ın ise önceki Sertab Erener-Soner Sarıkabadayı işbirliği ürünü şarkılarından (Bu Böyle/Açık Adres/Koparılan Çiçekler/Ego) biraz daha geride durduğunu itiraf etmeliyim. Ancak yine de özellikle remix versiyonu ile, benzer türdeki şarkıların dinleyicisini yakalayacaktır. Bu arada, Beyazıt Öztürk‘ün geçen hafta programında konuk ettiği Sertab’a sürpriz yapıp “İyileşiyorum” şarkısına çektiği “cevap videosu”nu hala izlemeyeniniz varsa, yazının en altında bakabilirsiniz. Altınıza işemeyeceğinizi garanti edemem!:)

Son olarak; DikkatMüzik!‘in 10.Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde gösterildiği “En iyi Müzik Blogu/Sitesi” adaylığına şans veriyorsanız, desteğinizi esirgemeyiniz lütfen:) https://www.facebook.com/radyoboun adresinden 1 Mayıs’a kadar oyunuzu kullanabilirsiniz..

Hayatınızdan müziği hiç eksiltmeyin, çünkü onsuz yaşanmıyor!

Olcay TANBERKEN (DikkatMüzik!)

Röportaj: Ayça Varlıer

roportajaycavarlierÖdül aldığı tiyatro oyunundaki rolüyle adından sıkça söz ettiren oyuncu Ayça Varlıer’i televizyon ekranlarında “Gümüş”, “Sonbahar” ve “Behzat Ç” gibi dizilerde de izledik ancak müzikal tiyatro eğitiminin ardından sahne aldığı mekanlarda müzisyen ve şarkıcı kimliğiyle de öne çıkmasının ardından herkes aynı soruyu sormakta gecikmedi: “Albüm ne zaman gelecek?”. Yer aldığı proje albümlerinde seslendirdiği “Bir Zaman Hatası” ve “Sil Baştan” isimli şarkıların ardından Varlıer’in “ELİF” adını verdiği ilk albümü TMC Müzik etiketiyle geçtiğimiz ay raflardaki yerini aldı. 

Sözleri Figen Şakacı’ya müziği Ayça Varlıer’e ait “Kumdan Kale” şarkısı ile çıkış yapan genç müzisyen ile 25 Nisan Perşembe gecesi Ghetto’da vereceği lansman konseri öncesinde buluştuk ve DikkatMüzik! dedik:

—————————————————————

cd 3kulak cepsiz– “Elif” henüz çok taze bir albüm, özellikle iyi müzik dinlemeyi sevenlerin çabuk sahiplendiği albümlerden biri oldu. Albümü dinleyen farklı arkadaşlarımdan farklı şarkıları sevdiklerini duyuyorum. “Ağlama Babam” ve “Herşey Geçer”e bayılırken ben mesela, bir başka arkadaşım “Kalmamışsın Hiç Bana” diyor, “Kumdan Kale”yi de seven çok. Çıkış şarkısına nasıl karar verdin?

Albümde hemen her şarkının bir alıcısı olduğu doğru, özellikle her şarkı gitsin herkesi bulsun diye bir amacım olmadı. Ben tüm şarkıları hit olan ve sevilen bir albüm yapmak istedim, tabii farklı şarkıların sevenleri olmasında aranjelerin de büyük payı oldu, ekip olarak büyük bir uyum ile çalıştık. Klip şarkısının hangisi olacağına bile zor karar verdik, çünkü kime dinletsek herkes başka bir şarkı söyledi bize. Sonunda Gökhan Palas yönetmenliğinde ilk klibimizi “Kumdan Kale”ye çekmeye karar verdik.

– Amerika, Rusya ve Fransa’da eğitim almışsınız. Türkiye’ye dönünce yaşadığınız zorluklar oldu mu, buradaki piyasayı ve sanata verilen değeri dışarıyla karşılaştırdığınızda fark nasıl?

Oldu tabii ki, başka bir kültürden geliyorlar. O anlamda çok gerideyiz, buna hayal kırıklığı demek doğru değil. Kıyaslama yapmak doğru değil, biz de kendi içimizde sektör açısından sanat açısından ilerlediğimiz bir durum söz konusu. Müzikal tiyatro eğitimini burada alamayacağımı biliyordum, o yüzden yurtdışına gittim. Biz tabii ki Türkiye olarak bazı şeylerde hala çok gerideyiz, o kadar çok sorunumuz var ki hala. Yine de sektör olarak, tiyatro olsun müzik olsun sinema olsun, bir şekilde hızla ilerliyor. Beklentilerimin farkındayım. Neden burada müzikal tiyatro yok, çünkü kültürel olarak böyle bir geçmişimiz yok. Dışarıda bir ürün tasarladığınızda, sanatsal bir şey ortaya çıkardığınızda bir şekilde takdir görüyorsunuz ama burada değerler ve yargılar farklı.

– Geri dönmek zor bir karar mıydı?

Biraz 11 Eylül olaylarının etkisi var, çalışma vizesi alamayınca illegal olarak da kalmak istemedim ve geri döndüm. En doğru eğitimi alma hedefiyle yurtdışına çıktım ve orada edindiğim tecrübeyi buradaki deneyimlerimle birleştirebilmeyi umuyorum.

ayca-varlier2– Oyunculuk geçmişi olanların şarkıcılıkta zorlanmadığı görüşüne katılıyor musun? Hiç müzik eğitimi almasa da oyuncular şarkı söylemede yine de biraz şanslı mı sizce?
Tabii ki şanslılar, çünkü konservatuar eğitimi aldıkları için şan dersleri, ritm duyguları olmak zorunda. Çünkü bir oyuncu sahnede bedeninin tamamını kullanmak zorunda, vücut teknikleri çok önemli, bu yüzden de oyuncuların şarkıcı olarak tabii ki şansı var. Ben daha çok branşlaşmayı seçtim ve müzikal tiyatro üzerine aldığım eğitimin üzerine oyunculuk master’ı yaptım. Cazı çok sevdiğim için müzikal tiyatro da okurken caz söyledim, ilgi alanım doğrultusunda kendimi geliştirmeye çalıştım. Tabii ki her müzikal tiyatro okuyan da albüm yapmak üzere yola çıkmaz, ancak bu benim kendi hayallerimi gerçekleştirmek üzere yola çıktığım bir albüm oldu.

– Albümün tarzı ve düzenlemeleri çok dingin ve huzur verici, insanı yormayan bir soundu var. Oluşum süreci nasıldı, kimlerle çalıştın?
Eylem Pelit 3, Emir Ersoy 5 şarkının düzenlemesini yaptı. Zaten 8 yıldır müzik piyasasında olduğum ve şarkı söylediğim için birlikte çok da çalıştık her ikisiyle de. Kendi sözlerim dışında Figen Şakacı ve Müfide İnselel de 3 şarkıma söz yazdılar. Biz aslında 2-3 sene kadar önce bir albüm sürecine girmiş ve şarkıları tamamlamıştık. Farklı firmaları dolaştım ama yapmak istediğim müziğe onları inandıramadım. TMC ise bana inandı ve tarzımı sevdi. Ancak ekipçe oturduk, tartıştık ve o şarkıları biraz daha bekletip yeni şarkılar çalışmaya karar verdik.

– Başka şarkılara mı şans tanımak istediniz?
O şarkıları da severek yaptım ve söyledim ama “ilk” albümümün o olmamasına karar verdik. 11 şarkıdan oluşuyordu, onlardan “Ağlama Babam”, “Herşey Geçer” ve “Beni Benimle Bırak”ı alıp üzerine 4 tane daha yeni beste yapmaya karar verdim. Çünkü o albümle çıkmış olsaydım yalnızca bir yanımı yansıtmış olacaktım, bu ilk albüm ise beni ve müziğimi daha geniş bir perspektifte yansıtıyor.

– O şarkıları da duyabilecek miyiz bir gün yoksa tarihe mi gömüldü?
Yoo, onun tarihini daha ileriki yıllara erteledik, çünkü zamanı şimdi değildi. Arşivlik çok farklı şarkılardı, bir anlamda A+ bir işti. Özel bir dinleyici kitlesi olacaktır, o yüzden kendi zamanını bekliyor.

– Albümde şarkıları söyleme biçiminiz de çok samimi geliyor kulağa. Bunu söyleyen olmuş muydu?
Aslında sahnede nasıl şarkı söylüyorsam albümde de öyle söyledim, yani albümde ne duyuluyorsa aslında sahnede de o duyulacak, hiç farklı bir teknik ya da kayıt numarası falan yapmadık, doğal gelmesi belki bundandır.

– “Beni Benimle Bırak”ı coverlamaya nasıl karar verdiniz? Çok sevilen bir Nükhet Duru şarkısıdır..
Benim de sevdiğim bir parçaydı aslında, ilk hazırladığım şarkıların da arasındaydı. Emir’le bu şarkıya bir Retro versiyon da hazırlayıp albüme koyduk. Bu albümü zaten butik bir çalışma olarak görmek lazım, ben öyle yapıyorum. Milyonlarca kişiye ulaşacak diye bir amacı hiç yok, önemli olan doğru kişilere ve doğru hedef kitlesine ulaşması. Bu anlamda “Beni Benimle Bırak” da çok uydu bu albüme. Yaşar ile de çok keyifli ve heyecan verici bir düet oldu, buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

– Hedef kitleniz belli mi peki bu ilk albümde?
Bu tabii ki şarkılarımı ve tarzımı sevecek insanlara bağlı, hedef kitlemi ben seçemiyorum ki, kimse de seçemez..Son 4-5 senedir bit alternatif müzik akımı başladığını görüyoruz ve dijital platformlar sayesinde de alternatif müziklerin yayılması ve daha geniş kitlelere ulaşması kolaylaştı. Bu yüzden popüler kültürde ve medyada çok gözükmeseler de dijital ortamda bir patlama yaşanıyor. Jehan Barbur, Birsen Tezer, Cey’lan Ertem, Jülide Özçelik, vs. her biri son dönemde çok iyi işler çıkaran isimlerden birkaçı. Bunlar bizleri de motive ediyor..

ayca-varlier3– Albüm kartonetinin pastel tonları da çok etkileyici, şarkıların ruhunu birebir yansıtıyor gibi..
Kesinlikle, grafik ve imaj çalışmasını beğenen çok oldu. Aslına bakarsan kapaktaki saç dalgalanmasında oluşan kalbi photoshop ile koyduk falan zannedenler bile oldu ama o çekimler sırasında tamamen tesadüfen oluşan bir figür oldu. Bu resim ortaya çıkınca da kapakta bunu kullanalım dedik.

– Yeniden oyunculuğa dönersek, Leyla’nın Evi oyunu ile kazandığınız ödüller var , bu anlamda henüz genç yaşınıza rağmen başarısı tescillenmiş bir oyuncusunuz. Bu nasıl bir duygu?
Sorumluluklarım artıyor, tamamen bir çıta meselesi. Yurtdışında bir ödül aldığınızda önünüz kolaylıkla açılır ama Türkiye’de ödül aldığınızda ne yazık ki önünüz açılmıyor. Ancak şu var ki sorumluluğunuz artıyor, ki bu da iyi birşey. Çok iyi bir motivasyon, bir sonraki işinin bir önceki kadar başarılı hatta daha farklı ve daha da başarılı olması gerektiğine inanıyorsun. Bu daha başlangıç elbette benim için..
– Var mı yakında yeni bir tiyatro projesi?
Leyla’nın Evi hala devam ediyor. Teklifler geliyor ama sıcak bakmıyorum. Şu an ailece bir müzikal projemiz var ama henüz tasarı aşamasında, gerçeğe dönünce zaten duyacaksınız. Ablam, annem ve aile dostumuz Şefik Onat’la beraber yapıyoruz. Eylem Pelit de bütün müziklerini besteledi. Bir Türk eseri ve ciddi ses getireceğine inanıyorum.
– Televizyon mu yoksa tiyatro sahnesi mi daha heyecan verici? Hangisi daha zor?
İkisinin de ayrı tarafları var, kırmızı şarap mı beyaz şarap mı demek gibi birşey. Ayrı sorumlulukları var. Her dizide oynayan tiyatroda oynayamaz, buna emek vermek ve belli bir eğitimden geçmek gerek. Tabii ki dizilerin oyunculara maddi getirisi daha çok oluyor, ama tiyatro da aşkla yapılan birşey, o da vazgeçilemez. Öte yandan dizi de sırf para için yapılacak bir iş değil, nice kazalara şahit olduk, ve zorlukları da çok fazla..Önceliğim para olsaydı önüme gelen onca teklifi kabul ederdim, ama etmedim. Proje seçiyorum, kazandığım parayı albümüme yatırıyorum, kendime yatırım yapıyorum. Bir anlamda sanattan kazandığımı yine sanata yatırmayı tercih ediyorum..

IMG_9868

– Söyleşiniz için teşekkür ediyor ve müzik yaşamınızda başarılar diliyoruz.
Ben teşekkür ederim, DikkatMüzik!’e sevgiler..

Olcay Tanberken(DikkatMüzik!)

Ayça Varlıer 25 Nisan Ghetto Lansman Konseri >>

varlier

DikkatMüzik!, Radyo Boğaziçi 10. Müzik Ödülleri’ne aday!

dikkatmuzik
Bu yıl 10.cusu düzenlenecek olan Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri, “En İyi Müzik Blogu/Sitesi” kategorisinde DikkatMüzik!’i adaylar arasında gösterdi.
Her yıl kazanan sanatçıların ve medyanın yoğun ilgi gösterdiği radyo boğaziçi Müzik Ödülleri Töreni, bu sene 16 Mayıs günü Boğaziçi Üniversitesi BÜMED Üst Bahçe’de gerçekleşecek.

Türkiye’nin ilk  üniversite radyosu ünvanını taşıyan Radyo Boğaziçi yayın hayatına başladığı 1992 yılından bu yana amatör yayıncılığa profesyonel bir bakış açısı kazandırdı ve bunun yanında birçok başarılı organizasyona imza attı. Bu organizasyonlardan bir tanesi de bu yıl 10. sunu düzenleyeceğimiz radyo boğaziçi Müzik Ödülleri Töreni’dir.

21 Mart 2012 ve 1 Mart 2013 tarihleri arasında yayınlanan albüm ve tekliler arasından Türkiye’nin en kaliteli yapımları seçilerek 1 Nisan 2013 tarihinde oylamaya sunuldu. Kazananlar Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve Radyo Boğaziçi dinleyicilerinin 1 ay boyunca kullandığı oylar sonucunda belirlenecek.

DikkatMüzik!’e oylarınızla destek vermek için:
http://www.radyo.boun.edu.tr/muzikodulleri

 Radyo Boğaziçi 10. Müzik Ödülleri Aday Listesi:

En İyi Kadın Pop Müzik Sanatçısı
Burcu Güneş
Demet Akalın
Gülşen
Hande Yener
İzel
Sıla
Ziynet Sali

En İyi Erkek Pop Müzik Sanatçısı
Gökhan Tepe
Gökhan Türkmen
Kenan Doğulu
Murat Dalkılıç
Mustafa Ceceli
Toygar Işıklı
Yalın

En İyi Müzik Grubu
Badem
Mor ve Ötesi
Pentagram
Pis’ton
Redd
Sattas
Yeni Türkü

En İyi Albüm
Aşktan ve Gariplikten – Can Bonomo
Bir Güzellik Yap – Murat Dalkılıç
Güneşi Beklerken – Mor ve Ötesi
İkinci Cihan – Birsen Tezer
Kendim Gibi – Gökhan Tepe
Overload – Bedük
Vaveyla – Sıla
En İyi Proje Albüm
01 – Ozan Çolakoğlu
13 Düet – Nilüfer
Badem ve Konukları – Badem
Burada Olsaydın – Kürşat Başar
Joker – Sıla
Orhan Gencebay ile Bir Ömür – Orhan Gencebay
Proje – Erdem Kınay
En İyi Çıkış
Ece Seçkin
Funda
Gülden Mutlu
İrem Candar
İrem Derici
Mehmet Erdem
Oğuzhan Uğur
En İyi Şarkı
Bensiz Yapamazsın – İrem Derici
Bir Bela – Hande Yener
Düşer O – İzel
İşporta – Erdem Kınay & Aynur Aydın
Lüzumsuz Savaş – Murat Dalkılıç
Oyunbozan – Mor ve Ötesi
Violin İstanbul – Emre Aşkın & Melisa Uzunarslan
En İyi Düet Şarkı
Bedende Ruh Yokken – Bahadır Tatlıöz & Gökhan Türkmen
Biz Burdayız – Hadise & Kaan
Çıkmaz Sokaklar – Eflatun & Burcu Güneş
Dayanamam – Ogün Sanlısoy & Özlem Tekin
Değişmem – Badem & Öykü Gürman
Dilek Tutman – Genç Osman & Aylin Aslım
Ne Tuhaf – Birsen Tezer & İlhan Şeşen
En İyi Video Klip
Başkan – Can Bonomo (Yönetmen: Can Saban)
Beatfreak – Bedük (Yönetmen: Tchane Okuyan)
Es – Mustafa Ceceli (Yönetmen: Murad Küçük)
Geri Dönüş Olsa (Erdem Kınay Remix) – Murat Boz (Yönetmen: Nihat Odabaşı)
He-Man – Nil Karaibrahimgil (Yönetmen: Thor Saevarsson)
Paranoya – Hayko Cepkin (Yönetmen: Mustafa Özen)
Yorum Yok – Erdem Kınay & Serdar Ortaç (Yönetmen: Şenol Korkmaz)
En İyi Rock Müzik Sanatçısı
Begüm Tarako
Erdem Yener
Genç Osman
Hayko Cepkin
Ogün Sanlısoy
En İyi Elektronik Müzik Sanatçısı
Bedük
BeeGee
Burak Yeter
Portecho
POST
En İyi Caz Müzik Sanatçısı
Baki Duyarlar
Birsen Tezer
Jehan Barbur
Ozan Musluoğlu
Tuluğ Tırpan Trio
En İyi Cover/Uyarlama Şarkı
Dokunma – Seksendört
Dünya Dönüyor – Nilüfer & Pinhani
Haberin Olsun – Bengü
Hakim Bey – Mehmet Erdem
Ne Desem İnanırsın – Sıla
Rüya – Hande Yener & Seksendört
Türk Marşı – Ceza

En İyi Alternatif Müzik Sanatçısı
Can Bonomo
Cem Adrian
İrem Candar
Mabel Matiz
Melis Danişmend
Mira
Yasemin Mori

En İyi Radyo Programı
Bay J Show – Bay J (Virgin Radio)
Cenk & Erdem Power – Cenk & Erdem (Power FM)
Chatzone – Funky C & Burçin (Power FM)
Ceyhun Yılmaz Show – Ceyhun Yılmaz (Best FM)
Gazoz Ağacı – Cem Arslan (Best FM)
Geveze Show – Geveze (Virgin Radio)
Hitnoz – Yasemin Şefik (Pal FM)

En İyi Rap/Hip Hop Sanatçısı
Beto & Jabor
Canavar
Ceza
Kamufle
Kolera

En İyi Müzik Blogu/Sitesi
Avaz Avaz
Dikkat Müzik!
Hayat Müzik
Her Yerde Müzik
Manyetik Bant
Söz Müzik
Zokyay Palace

En İyi Dizi Müziği
İşler Güçler – Tolga Çebi
Karadayı – Toygar Işıklı
Kuzey Güney – Toygar Işıklı
Lale Devri – İskender Paydaş
Leyla ile Mecnun – Mehmet Erdem, Alper Atakan
Muhteşem Yüzyıl – Fahir Atakoğlu, Soner Akalın, Aytekin Ataş
Yalan Dünya – Nil Karaibrahimgil

En İyi Canlı Performans Programı
Akustikhane (SkyTürk 360)
Ana Sahne (Dream TV)
Başucu Şarkıları (TRT Müzik)
Joy Türk Akustik (Joy Türk)
O Ses Türkiye (Star TV)

En İyi Müzik Kanalı
Dream TV
Kral Pop
Powerturk
Dream TV
Number1

Kuma ile keyifli bir sohbet…

Herkese merhaba;

Sizlerede söz verdiğim gibi geçtiğimiz hafta gerçekleştirdikleri stüdyo provasının ardından yorgun bir halde yakaladığım “Kuma” grubu ile yaptığımız sohbet artık İrem’le Rock’ta :)

geveze-kuma-album

Kuma nasıl kuruldu?

Geveze: Rol’u bundan 5 sene önce Foça’da seyrettim ve onların takipçisi oldum. Her sene düzenli olarak Rol’u orda seyretmeye,kışında burda dinlemeye başladım. Benim kafamda bir albüm projesi vardı. Bir ara Hakan’a biraz anlattım endişeli bir şekilde ve Hakan “Olur.” dedi. Beraber yapalım dedi. Bende çok heyecanlandım ve ardından “Sertan’da olur mu acaba?” diye telefonda konuştuk ve öyle başladık.

Biz Geveze’yi Radyo’dan, Yelken’den ve daha bir çok yerden biliyoruz ama müzik ne zaman başladı onun hayatında?

Geveze: Aslında radyoculuktan önce ben barlarda şarkıcılık yapıyordum.İkinci ve üçüncü sınıf barlarda uzun süre şarkıcılık yaptım. Tabii şarkıcı olduğumdan değil o dönemde paraya ihtiyacım olduğundan. O dönemde bir şekilde para kazanmak gerekiyordu. Aslında hakkikaten “Rol” nezaket edip beni kendi aralarına dahil ettiler yoksa yani öyle dinlenilebilir bir ses değilim yani ( :) ) Bak şimdi konserlerde Hakan’ın biraz yanlar beyazladı son konserlerden sonra sürekli boyuyor yanı :D gencecik çocuktu yaşlandı yemin ediyorum şu “Kuma” hikayesi çıktığından beri beş yaş daha yaşlandı. Bak Sertan’ın da saçları vardı sinir sıkıntıdan da Sertan saçları döktü yani o noktadayız :)))

Bay J ile daha önce yapmış olduğunuz bir çok proje vardı. Zeliha Sunal ile devam ediyorsunuz, en son Olimpia konseriniz vardı.. 3 farklı projeniz var.

Geveze:3  farklı proje ve hepsi başka başka işler… Zeliha Sunal ile yaptığımız  “Neşeli Maşrapa” hem de “Geveze ve Zeliha Sunal’la  Siz Söylüyorsunuz, Biz Çalıyoruz.”   hakikaten büyük iki  proje yapıyoruz ama “Fazla mesai” ve “Kuma” benim evim gibi öyle söyleyebilirim. Bunlar benim için bir proje değil çünkü hakikatten eğleniyoruz. “Fazla Mesai” içinde “Kuma” içinde aynı şekilde onlar bizim için eğlence…

Şimdi ki sorumu Sertan’a yöneltmek istiyorum. Sen hem Ogün Sanlısoy ‘la çalışıyorsun, hem “Rol” grubu ile sahnedesin hem de “Kuma” da çalıyorsun. Zamanın nasıl yetmesini sağlıyorsunuz? Aynı zamanda da diğer ekip arkadaşların kimlerle çalışıyor?

Sertan: Bazen zaman yetmiyor ama bir çözüm ve alternatif bulabiliyoruz. Benim yerime başka bir arkadaşım gidebiliyor. Bu şekilde oluyor…

Peki diğer grup üyeleri de başkaları ile çalışıyor mu?

Hakan: Uğur’da bir çok kişi ile çalışıyor. Bir tek ben “Rol” ve “Kuma” gruplarının demirbaşıyım.

Sertan: ama Hakan’da radyo programı yapıyor kendince…

Hakan: Evet benimde hobi olarak yürüttüğüm internet radyom var.

Peki şarkı sözlerinin çoğunluğunu Hakan yazmış. Şarkıların sözlerine bakınca bir yandan yalnızlıktan yakınan bir yandan da aslında bir bıkmışlık olan durumda var. :) Biraz tutarsızlık var bunu neye borçluyuz?

Hakan: eee yaştan kaynaklanıyor… :)) Yani bir sürü şey yaşıyorum yazarken şarkıları ve yaşadığım şeylerden esinlenerek birşeyler yazıyorum. Onun içinde bıkmışlıkta var, aşkta var, sevgide var, nefrette var, hepsi var…

Bir andan çok duygusal bir ruh haline burunurken başka bir şarkıda da “adam bıkmış hayatından ya gitsin çevresindekiler” dememe sebep oldu.

Hakan: Bende genel olarak var o… Ruhumun yüzlerce parçaya bölünmüşlüğü var bende ve bu yüzden ne çıkacağı hiç belli olmuyor şarkı yazarken. hangi ruh haline denk gelirse o çıkıyor.

Son klibiniz “Yalnızım yine” şarkısına çekildi. Ben klibi izlediğimde çok şaşırdım çünkü öyle bir klip beklemiyordum. Grubun tamamını bol bol göründüğü bir klip bekliyordum. Neden öyle bir formatta çekmek istediniz?

Geveze: Bizim klibimiz diye söylemiyorum ama ben çok seviyorum o klibi… Bence son yıllarda seyrettiğim en güzel klip çok samimi söylüyorum bunu… Bence yalnızlığı en iyi anlatılatabilecek şey kuma içilmiş resimler çünkü bir anda yok oluyor, siliniyor. Renk tonu olarakta toprak rengi, pastel renk yalnızlığı çok güzel anlatan renk… Resimlerin kuma çizilmiş olmasın da böyle bir gönderme de var. Ben yine aynı şeyi söylüyorum bence son zamanlarda çekilmiş yalnızlığı en iyi anlatan klip olduğunu düşünüyorum.

Ben sizin ilk klibiniz olan “Bahane” şarkısını çok eğlenceli ve güzel buldum. Bu şarkınızın klibi için ne söylemek istersiniz?

Geveze: Bence o kliple ilgili Hakan’ın yorumu tektir ve bence üzerine her hangi bir yorum söylenemez. Hakan’ın bu şarkı ile ilgili yorumu ” Bol kızlı klip” oldu.

“Rol” aktif halde konser veriyor ve Kuma’nın da böyle bir düşüncesi var mı?

Geveze: Var. Temelde var.

Hakan: Düşünüyoruz tabii ki neden olmasın? Fakat Geveze’nin de radyo programı olduğu için sabah erkenden onun saatlerinin de uygun olması gerekiyor. Çünkü saat 05:00 te uyanan bir adam olduğu için…

Geveze: Biz bazen Hakan’la twitter’da denk geliyoruz. Hakan saat 06:15 yada 06:20 civarında tweet atmış oluyor bende “Günaydın” diye tweet atıyorum ondan “günaydın” diye cevap geliyor. Biliyorum ki ben uyuyorken o gece boyunca uyanık oluyor ve hayata devam ediyor ama benim öyle bir şansım yok. Gece en azından 12:00 – 01:00 bilemedin en geç 02:00 gibi uyumam gerekiryor ama yine de aktif olarak bir yerlerde çalmak niyetindeyiz.

Geveze bir radyo programcısı olarak “Kuma” albümünü eleştirse ne derdi?

Geveze: Açıkcası benim bu albümle ilgili her hangi bir eleştirim yok. Ben Hakan’ın şarkılarını çok beğeniyorum. Bu albüm için çok güzel şarkılar yazdı.

Hakan: Eleştirilebilecek tek şey belki çok hızlı yaptık. Açıkcası hızlı olmasına rağmen bizim içimize sindi. Albümü kırk gün gibi bir sürede yaptık prodüktörümü Alp ERSÖNMEZ‘e kalsa iki yılda biterdi (:D ) o yüzden tek eleştirile bilecek yanı belki prodüktör açısından o olabilir. onun haricinde çok güzel bir albüm…

Geveze: Eleştirebileceğim yanı şu olabilir. Tanıtım o kadar kötü yapıldı ki; müzik piyasasında olan hiç kimsenin haberi olmadı. Gerçekten çok üzücü, hakikatten bu böyle ciddi bir emek sarf etti ama plak şirketi bunu çok fazla tanıtmadı. Benim çok sevdiğim arkadaşlarım var müzik sektörünün içinde zaman zaman muhabbet ederken dinletiyorum “Abi süper şarkı yeni mi çıktı? Bunu çalalım” diyen insanlar var. Tabii albüm çıkalı sekiz ay olmuş…

Geçtiğimiz günler de facebook hesabında “Yalnızım Yine” klibini paylaşmışsın. Paylaşımının üzerine de ” Bugün bir radyo progracısı arkadaşımla görüştüm. Ben radyo programcısı olduğum için şarkımın çalınamadığını söyledi.” demişsin.

İki ay evvel bir radyo istasyonun yöneticisi bir arkadaşıma “oğlum niye çalmıyorsunuz? Şarkı da çok güzel sizin kalem bir şarkı neden çalmıyorsunuz? Daha vasat şarkıları çalarken” dedim. Cevabı ” Çok problem oluyor sende radyo programcısısın sunan arkadaş ne diyecek? Geveze’nin şarkısını çalıyoruz diyince başka bir radyo’ya gönderme olacak. O yüzden yayın yönetmenimiz istemedi,çalmıyoruz.” dedi. Bu sebep yüzünden şarkımızın veto gördüğü ve bunu benimde bildiğim dört, beş tane radyo var ama bunlarında dışında da yoğun olarak çaldığını bildiğim radyolarda var.

Problem aslında şu; bu masanın etrafında bulunan herkes hayatının bir ayını bu işe adadı. Hakikatten stüdyo’da yatıp, stüdyo’da kalktık. Bazı geceler 02:00 – 03:00 ‘e kadar çalışıldı. Bu iş için çok ciddi bir emek harcandı ve bu sadece kişi emeği değil, stüdyodaki insanlar emek harcadı, biz emek harcadık, albümün öncesinde bunların provaları oldu v.s ciddi bir emek harcandı ve insan istiyor ki bu emek dinleyiciye ulaşsın. Bizim “bu albüm çıktı hepimiz milyonlar kazanacağız” gibi bir beklentimiz yok. Sadece istenilen şey; bu şarkıların insanlara ulaşmasıydı. Bu da ancak radyolarda çalarak oluyor ve bazı radyoların haksız bir şekilde bunu çalmaması da bana dokundu ne yalan söyleyeyim. Açıkcası bana ” bu kadar ucuz mu bu işler” diye düşündürdü ama hakikatten bu kadar ucuzmuş.

Bu konuda kesinlikle sana hak veriyorum. Bir şekilde para sarfediliyor, emek sarfediliyor ve ortada söz yazarının, bestecinin ve yorumcunun duyguları var. Hadi parayı, pulu geçtim duygularınızı aktarma amacı ile çıkılan bu yolda bu şekilde sorunların çıkmış  olması çok üzücü…  Radyo programcısı olarak mikrofonun arkasındasın ve şimdi sahnedesin nasıl bir his?

Geveze: Aslında öncede sahnedeydim. Sahnede olmak çok tehlikeli bir his… Eskiden Roma komutanlar, savaş kazanıp Roma’ya geri döndükleri zaman bir tane savaş arabası ile girerlermiş. Savaş arabasının üzerine romalı komutan olurmuş, arkasında da diz çökmüş bir köle olurmuş. Arkasındaki köle sürekli “insansın, sen insansın”  bunu hatırlatırmış yani sen yarı tanrı değilsin. Sahneye çıkmak yarı tanrılık gibi bir şey; arada insan olduğunu hatırlamak lazım. İnsan kendini sahnede çok iyi hissediyor, hiç bırakmak istemiyor. Ağır bağımlılık yapan bir şey… Dünya’da bir insanın yaşayabileceği en büyük keyif, birileri seni alkışladığı zaman kendini çok iyi hissediyorsun.

Radyoda böyle birşey yok, radyoda olan da sahnede yok. Radyo’da çok rahatsın istediğin her şeyi söyleyebiliyorsun, hayal ettiriyorsun. İkisi birbirinden taban tabana farklı şeyler…

Aslında baktığımız da bir çok televizyon programı da yaptınız ama mikrofon’un arkasında saklı kalmak ya da sahnede olmak bunlardan hangisi daha önemli artık sende?

Geveze: İkisi de aynı derecede önemli aslında ve ikisininde birbirinden bence çok fazla farkı yok. Birinde görsel olarak alıyorsun, alkış alıyorsun diğerinde ise; bir gün sokakta yürüyorsun ve adamın biri gelip sana ” Ben her sabah seni dinliyorum, çok beğeniyorum. Günüm sizin sayenizde güzel geçiyor.” ya da birini görüyorsun ve diyor ki “Ben sizi 10 yaşımdan beri dinliyorum.” bunu söyleyen de kocaman bir kız..

Sertan: Valla Geveze’yi bende yıllar önce radyo programını dinliyordum öyle tanıdım. 15 senesi var rahat…

Hakan: Bende ortaokulda NR1 tv döneminden biliyorum seni…

“Rol” ve “Kuma” dinleyicisi arasındaki fark nedir?

Hakan: “Rol” bar programları haftalık programlar yapıyor ve genel olarak, cover ağırlıklı ve eğlenceye yönelik. Aslında Kuma’da da çok farklı değil ama Kuma’nın yüzü Geveze olduğu için iş değişiyor, gelen kitle değişiyor.

Albümün prodüktörü Alp Ersönmez ile nasıl çalışmaya başladınız?

Hakan: Alp’le tanışmamız  Babajım İstanbul Studios‘ ta kaydetmeye karar verdikten sonra oranın sahibi Alp Turaç ‘la kafamızdaki isimleri konuşurken “size Alp Ersönmez olur. Ben Alp’î bir arayayım” dedi. Alp Ersönmez’de kabul etti sağolsun. İyi ki tanışmışız, çok büyük adam ve ç0k büyük prodüktör.

Aynı zamanda bizimle  Çağrı Sertel‘de çalıyor. Klavye’de bize destek oluyor. Ondan da çok şey öğreniyoruz. Sürekli provalarda hocamız gibi kendisi..

İkinci albüm için düşünceniz ne zaman?

Hakan: Bu albüm bitsin bir miladını doldursun ondan sonra hep beraber karar vereceğiz.

Geveze’nin tabiri ile “karaladığını” biliyoruz ama senin neden albümde şarkı sözlerin yok?

Hakan: Tamamlamıyor. :)

Geveze: Evet. :)) Şimdi ben diyordum aynı cümleyi… Biz bir akşam Hakan’ların evine gittik ben şarkıları dinleticem. 15 şarkı dinlettim ama bir şarkı çıkmaz aslında çıkar :) bir tane şarkı bitmişti birininde sözleri eksikti. Eksik şarkılar ama bir tanesi var herkesin içine de sinmişti ama sözlerini tamamlamam gerekiyor. İnşallah ikinci albüme..

Benim sorularım bu kadar hepinize çok teşekkür ederim.

Kuma: Biz teşekkür ederiz.

582140_10151322223131430_2061645539_n (1)

Kuma’ya bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim ama unutmamam gereken önemli bir isim de sevgili Aylin hanım; Kuma ile beni buluşturduğu ve bu keyifli sohbeti sağladığı için çok teşekkür ederim.

İrem’le Rock Devam Ediyor…

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)

Yeni hafta ve Redd!

Herkese merhaba;

Geçtiğimiz hafta bir takım hastalık nedeniyle yazamadığım için hepinizden özür dilerim. Emin olun bu hafta telafisini yapacağım. Bu hafta sizlere yazacağım aslında o kadar çok şey var ki; KUMA röportajı (çarşamba günü), yeni çıkan albümler, gidilen etkinlikler (cuma günü)  ama öncesinde 16.03.2013 ‘te Garaj İstanbul ‘da gerçekleşen Redd konserinden bahsetmek istiyorum.20130317_013241

Saat 22:30 civarı Garaj İstanbul‘un kapısına gittiğimizde büyük bir kitle kapının önünde kuyruk oluşturmuş içeri girmek için bekliyordu. Biz de biraz dışarıda bekledikten sonra kapıdan içeri girdik ve onlarında kendi web sayfasında yazdığı gibi “Redd”i canlı izliyorsanız sahnede göreceğiniz hiçbir şeye şaşırmayın.” gerçekten de onları canlı izliyorsanız olan hiç bir şeye şaşırmayın.

İlk albümden, son albüme kadar tüm sevilen Redd şarkılarına yer vermeye çalışmışlar. Konserin hazırlıkları reddseyirdefteri.com‘da Güneş Turaç‘ın bloğun da yazılana göre; bir ay öncesinden başlamış ve Garaj İstanbul sahnesi Redd ‘in bu özel konseri için biraz daha genişletilmişti. Sahne ışıkları, içerideki sound her şey çok güzel düşünülmüş ve belli ki çok emek verilmişti. Garaj İstanbul ve Redd ekibinin ortak çalışmasının sonucu hepimize büyülü bir gece olarak ortaya çıktı.

(Tüm ekibin ellerine sağlık.)20130317_013217

Beni en çok etkileyen Redd’in sahnedeki özgürlüğü ve harika soundu oldu. Bu zamana kadar Türkiye’de bu kadar rahat,özgürce şarkılarını ve yine özgürce düşündüğünü söyleyebilen rock grubuna çok nadir rastladım. Genel olarak bir çoğu seyirciye şarkısını söyler, eğlenir, eğlendirir ve sahneden inerler. Redd için böyle bir yorum yapmak haksızlıktan da öteye geçer. Onlar düşüncelerini aktarma konusunda geldiğin de bir çok grup gibi geride durup saklamadılar ve söylemek istediklerini  açık bir dille söylediler.

Gecede yapılan ufak yoklamanın sonuncunda gerçekten çok şaşırdım çünkü, benim dışımda müzik haberi yazan kişi sayısı çok azdı. Ben de bu konuda iddialı biri değilim sadece içimden geçenleri ve beğendiğim işleri yazıyorum. O yüzden aslında “müzik yazarıyım” demek bana doğru gelmiyor. Ben sadece müzik haberi ve gezip gördüklerimi yazıyorum. Redd ’in yaptığı işe gerçekten çok saygı duydum bu konserle beni ve benim gibi düşünen bir çok kişiyi kendilerine daha çok bağladıklarını düşünüyorum.Fakat böyle önemli grupların konserlerinde “müzik yazarlarını” görememek gerçekten çok üzücü. Duygularını ve düşüncelerini aktarmakta çekinmeyen ve bununla beraber insanlara hissettikleri gibi davranabilmeleri ve düşüncelerini söyleyebilmeleri konusunda yönlendiren bir grubun konserinde neden olmazlar?  Yurt dışından bir grup gelse herkes akın akın konsere giderken ya da röportaj yapmak için koştururken o akşam neredeydiler? Elinizdeki değerlerin kıymetini bilmezseniz,  biz hiç bir yere ilerleyemeyiz. Popüler kültürle boğulduğumuz şu dönemlerde her yaz ve kış, bir çok mekanda aynı şarkıcıların, şarkılarının çalındığı ve “müzik” diye insanlara sunulduğu böyle bir dönem de bu konseri kaçırmamış olmak benim için bir şanstı.

Sizi bilemem ama bana okul yıllarında anlatılan şey; “Sanatçı örnek olur, halkı yönlendirir, dinleyicisine bir şeyler katar, bilgilendirir, geliştirir.” denirdi. Müzisyenler kötü bir şey yaptığında “siz halka örnek oluyorsunuz.” diyenler iyi işler olduğu zaman genelde ortalıkta olmuyor bunu o akşam daha da çok anladım.

Redd’ e ve tüm ekibine harika performansı için, aynı zamanda da Garaj İstanbul’ a da bize böyle güzel bir gecede ev sahipliği yaptığı için teşekkürler…

IMG_20130317_014209

Redd – Beni Sevdi Benden Çok

İrem’le Rock Devam Ediyor…

İrem EZGİMEN (DikkatMüzik!)