Röportaj: Ayça Varlıer

roportajaycavarlierÖdül aldığı tiyatro oyunundaki rolüyle adından sıkça söz ettiren oyuncu Ayça Varlıer’i televizyon ekranlarında “Gümüş”, “Sonbahar” ve “Behzat Ç” gibi dizilerde de izledik ancak müzikal tiyatro eğitiminin ardından sahne aldığı mekanlarda müzisyen ve şarkıcı kimliğiyle de öne çıkmasının ardından herkes aynı soruyu sormakta gecikmedi: “Albüm ne zaman gelecek?”. Yer aldığı proje albümlerinde seslendirdiği “Bir Zaman Hatası” ve “Sil Baştan” isimli şarkıların ardından Varlıer’in “ELİF” adını verdiği ilk albümü TMC Müzik etiketiyle geçtiğimiz ay raflardaki yerini aldı. 

Sözleri Figen Şakacı’ya müziği Ayça Varlıer’e ait “Kumdan Kale” şarkısı ile çıkış yapan genç müzisyen ile 25 Nisan Perşembe gecesi Ghetto’da vereceği lansman konseri öncesinde buluştuk ve DikkatMüzik! dedik:

—————————————————————

cd 3kulak cepsiz– “Elif” henüz çok taze bir albüm, özellikle iyi müzik dinlemeyi sevenlerin çabuk sahiplendiği albümlerden biri oldu. Albümü dinleyen farklı arkadaşlarımdan farklı şarkıları sevdiklerini duyuyorum. “Ağlama Babam” ve “Herşey Geçer”e bayılırken ben mesela, bir başka arkadaşım “Kalmamışsın Hiç Bana” diyor, “Kumdan Kale”yi de seven çok. Çıkış şarkısına nasıl karar verdin?

Albümde hemen her şarkının bir alıcısı olduğu doğru, özellikle her şarkı gitsin herkesi bulsun diye bir amacım olmadı. Ben tüm şarkıları hit olan ve sevilen bir albüm yapmak istedim, tabii farklı şarkıların sevenleri olmasında aranjelerin de büyük payı oldu, ekip olarak büyük bir uyum ile çalıştık. Klip şarkısının hangisi olacağına bile zor karar verdik, çünkü kime dinletsek herkes başka bir şarkı söyledi bize. Sonunda Gökhan Palas yönetmenliğinde ilk klibimizi “Kumdan Kale”ye çekmeye karar verdik.

– Amerika, Rusya ve Fransa’da eğitim almışsınız. Türkiye’ye dönünce yaşadığınız zorluklar oldu mu, buradaki piyasayı ve sanata verilen değeri dışarıyla karşılaştırdığınızda fark nasıl?

Oldu tabii ki, başka bir kültürden geliyorlar. O anlamda çok gerideyiz, buna hayal kırıklığı demek doğru değil. Kıyaslama yapmak doğru değil, biz de kendi içimizde sektör açısından sanat açısından ilerlediğimiz bir durum söz konusu. Müzikal tiyatro eğitimini burada alamayacağımı biliyordum, o yüzden yurtdışına gittim. Biz tabii ki Türkiye olarak bazı şeylerde hala çok gerideyiz, o kadar çok sorunumuz var ki hala. Yine de sektör olarak, tiyatro olsun müzik olsun sinema olsun, bir şekilde hızla ilerliyor. Beklentilerimin farkındayım. Neden burada müzikal tiyatro yok, çünkü kültürel olarak böyle bir geçmişimiz yok. Dışarıda bir ürün tasarladığınızda, sanatsal bir şey ortaya çıkardığınızda bir şekilde takdir görüyorsunuz ama burada değerler ve yargılar farklı.

– Geri dönmek zor bir karar mıydı?

Biraz 11 Eylül olaylarının etkisi var, çalışma vizesi alamayınca illegal olarak da kalmak istemedim ve geri döndüm. En doğru eğitimi alma hedefiyle yurtdışına çıktım ve orada edindiğim tecrübeyi buradaki deneyimlerimle birleştirebilmeyi umuyorum.

ayca-varlier2– Oyunculuk geçmişi olanların şarkıcılıkta zorlanmadığı görüşüne katılıyor musun? Hiç müzik eğitimi almasa da oyuncular şarkı söylemede yine de biraz şanslı mı sizce?
Tabii ki şanslılar, çünkü konservatuar eğitimi aldıkları için şan dersleri, ritm duyguları olmak zorunda. Çünkü bir oyuncu sahnede bedeninin tamamını kullanmak zorunda, vücut teknikleri çok önemli, bu yüzden de oyuncuların şarkıcı olarak tabii ki şansı var. Ben daha çok branşlaşmayı seçtim ve müzikal tiyatro üzerine aldığım eğitimin üzerine oyunculuk master’ı yaptım. Cazı çok sevdiğim için müzikal tiyatro da okurken caz söyledim, ilgi alanım doğrultusunda kendimi geliştirmeye çalıştım. Tabii ki her müzikal tiyatro okuyan da albüm yapmak üzere yola çıkmaz, ancak bu benim kendi hayallerimi gerçekleştirmek üzere yola çıktığım bir albüm oldu.

– Albümün tarzı ve düzenlemeleri çok dingin ve huzur verici, insanı yormayan bir soundu var. Oluşum süreci nasıldı, kimlerle çalıştın?
Eylem Pelit 3, Emir Ersoy 5 şarkının düzenlemesini yaptı. Zaten 8 yıldır müzik piyasasında olduğum ve şarkı söylediğim için birlikte çok da çalıştık her ikisiyle de. Kendi sözlerim dışında Figen Şakacı ve Müfide İnselel de 3 şarkıma söz yazdılar. Biz aslında 2-3 sene kadar önce bir albüm sürecine girmiş ve şarkıları tamamlamıştık. Farklı firmaları dolaştım ama yapmak istediğim müziğe onları inandıramadım. TMC ise bana inandı ve tarzımı sevdi. Ancak ekipçe oturduk, tartıştık ve o şarkıları biraz daha bekletip yeni şarkılar çalışmaya karar verdik.

– Başka şarkılara mı şans tanımak istediniz?
O şarkıları da severek yaptım ve söyledim ama “ilk” albümümün o olmamasına karar verdik. 11 şarkıdan oluşuyordu, onlardan “Ağlama Babam”, “Herşey Geçer” ve “Beni Benimle Bırak”ı alıp üzerine 4 tane daha yeni beste yapmaya karar verdim. Çünkü o albümle çıkmış olsaydım yalnızca bir yanımı yansıtmış olacaktım, bu ilk albüm ise beni ve müziğimi daha geniş bir perspektifte yansıtıyor.

– O şarkıları da duyabilecek miyiz bir gün yoksa tarihe mi gömüldü?
Yoo, onun tarihini daha ileriki yıllara erteledik, çünkü zamanı şimdi değildi. Arşivlik çok farklı şarkılardı, bir anlamda A+ bir işti. Özel bir dinleyici kitlesi olacaktır, o yüzden kendi zamanını bekliyor.

– Albümde şarkıları söyleme biçiminiz de çok samimi geliyor kulağa. Bunu söyleyen olmuş muydu?
Aslında sahnede nasıl şarkı söylüyorsam albümde de öyle söyledim, yani albümde ne duyuluyorsa aslında sahnede de o duyulacak, hiç farklı bir teknik ya da kayıt numarası falan yapmadık, doğal gelmesi belki bundandır.

– “Beni Benimle Bırak”ı coverlamaya nasıl karar verdiniz? Çok sevilen bir Nükhet Duru şarkısıdır..
Benim de sevdiğim bir parçaydı aslında, ilk hazırladığım şarkıların da arasındaydı. Emir’le bu şarkıya bir Retro versiyon da hazırlayıp albüme koyduk. Bu albümü zaten butik bir çalışma olarak görmek lazım, ben öyle yapıyorum. Milyonlarca kişiye ulaşacak diye bir amacı hiç yok, önemli olan doğru kişilere ve doğru hedef kitlesine ulaşması. Bu anlamda “Beni Benimle Bırak” da çok uydu bu albüme. Yaşar ile de çok keyifli ve heyecan verici bir düet oldu, buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

– Hedef kitleniz belli mi peki bu ilk albümde?
Bu tabii ki şarkılarımı ve tarzımı sevecek insanlara bağlı, hedef kitlemi ben seçemiyorum ki, kimse de seçemez..Son 4-5 senedir bit alternatif müzik akımı başladığını görüyoruz ve dijital platformlar sayesinde de alternatif müziklerin yayılması ve daha geniş kitlelere ulaşması kolaylaştı. Bu yüzden popüler kültürde ve medyada çok gözükmeseler de dijital ortamda bir patlama yaşanıyor. Jehan Barbur, Birsen Tezer, Cey’lan Ertem, Jülide Özçelik, vs. her biri son dönemde çok iyi işler çıkaran isimlerden birkaçı. Bunlar bizleri de motive ediyor..

ayca-varlier3– Albüm kartonetinin pastel tonları da çok etkileyici, şarkıların ruhunu birebir yansıtıyor gibi..
Kesinlikle, grafik ve imaj çalışmasını beğenen çok oldu. Aslına bakarsan kapaktaki saç dalgalanmasında oluşan kalbi photoshop ile koyduk falan zannedenler bile oldu ama o çekimler sırasında tamamen tesadüfen oluşan bir figür oldu. Bu resim ortaya çıkınca da kapakta bunu kullanalım dedik.

– Yeniden oyunculuğa dönersek, Leyla’nın Evi oyunu ile kazandığınız ödüller var , bu anlamda henüz genç yaşınıza rağmen başarısı tescillenmiş bir oyuncusunuz. Bu nasıl bir duygu?
Sorumluluklarım artıyor, tamamen bir çıta meselesi. Yurtdışında bir ödül aldığınızda önünüz kolaylıkla açılır ama Türkiye’de ödül aldığınızda ne yazık ki önünüz açılmıyor. Ancak şu var ki sorumluluğunuz artıyor, ki bu da iyi birşey. Çok iyi bir motivasyon, bir sonraki işinin bir önceki kadar başarılı hatta daha farklı ve daha da başarılı olması gerektiğine inanıyorsun. Bu daha başlangıç elbette benim için..
– Var mı yakında yeni bir tiyatro projesi?
Leyla’nın Evi hala devam ediyor. Teklifler geliyor ama sıcak bakmıyorum. Şu an ailece bir müzikal projemiz var ama henüz tasarı aşamasında, gerçeğe dönünce zaten duyacaksınız. Ablam, annem ve aile dostumuz Şefik Onat’la beraber yapıyoruz. Eylem Pelit de bütün müziklerini besteledi. Bir Türk eseri ve ciddi ses getireceğine inanıyorum.
– Televizyon mu yoksa tiyatro sahnesi mi daha heyecan verici? Hangisi daha zor?
İkisinin de ayrı tarafları var, kırmızı şarap mı beyaz şarap mı demek gibi birşey. Ayrı sorumlulukları var. Her dizide oynayan tiyatroda oynayamaz, buna emek vermek ve belli bir eğitimden geçmek gerek. Tabii ki dizilerin oyunculara maddi getirisi daha çok oluyor, ama tiyatro da aşkla yapılan birşey, o da vazgeçilemez. Öte yandan dizi de sırf para için yapılacak bir iş değil, nice kazalara şahit olduk, ve zorlukları da çok fazla..Önceliğim para olsaydı önüme gelen onca teklifi kabul ederdim, ama etmedim. Proje seçiyorum, kazandığım parayı albümüme yatırıyorum, kendime yatırım yapıyorum. Bir anlamda sanattan kazandığımı yine sanata yatırmayı tercih ediyorum..

IMG_9868

– Söyleşiniz için teşekkür ediyor ve müzik yaşamınızda başarılar diliyoruz.
Ben teşekkür ederim, DikkatMüzik!’e sevgiler..

Olcay Tanberken(DikkatMüzik!)

Ayça Varlıer 25 Nisan Ghetto Lansman Konseri >>

varlier

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s