İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “SELÇUK BASA”

SELCUK BASA (Fotograf Fethi Karaduman).jpg

İtiraf etmeliyim ki; dinlemek için çok geç kalmışım…

“Keşke daha önceden dinlemeye başlasaydım.” dediğiniz isimler illa olmuştur. Sevgili Prof. Dr. Selçuk Basa’da benim için öyle oldu… Canım arkadaşım sevgili Yeliz Tingur ( Kendisi “Bkz İletişim” dendir.)  sayesinde tanıdım Selçuk Bey’i… Albüm su gibi akıp gitti çok uzun zamandır bu şekilde soluksuz albüm dinlememiştim. Konuyu çok uzatmayacağım ama eğer benim gibi geç kalanlarınız varsa Selçuk Bey’in şarkılarına bir kulak verin. Sakin, naif ve huzurlu….

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

İrem Ezgimen: Ünlü bir Prof. olup müzik hayatına atılmak nasıl gerçekleşti?

Selçuk Basa: Küçük yaştan bu yana müzik de hayatımda vardı.  Enteresan bir şekilde ikisi birden yürüdü. Yani müzik hayatıma sonradan dahil olmadı. Asla bir hobi gibi görmedim. Eğer ki hayatımda hekimlik olmasaydı, tek başına müzik olabilirdi.

İrem Ezgimen: İkisi beraber zor olmuyor mu?

Selçuk Basa: Hiç zor değil! Aksine hayatı kolaylaştıran, güzelleştiren, rahatlatan bir şey… Tek zorluk vakitle ilgili… Müzik için vakit bulmak, ona kafa patlatmak zaman alıyor ama ne bileyim TV seyretmiyorum, 24 saat ameliyata girmiyorum, 24 saat ders vermiyorum ve bunlardan kalan çok ciddi zamanım oluyor.

İrem Ezgimen: Bir de dekanlık yapmışsınız bunların arasında. Çene cerrahisi, müzik tamam… Peki dekanlık zor olmadı mı?

Selçuk Basa: Dekanlık yaptığım sırada müzik yaparken zorlandım. Açıkçası hem ameliyat, hem idari görev zor oldu. Çünkü aktif görev, operasyonlar, dersler, idari görev zorladı. Fakat o dönemde de çok güzel şarkılar yaptım. Aslında müzikle ilgili olan kısım şarkı yazmak olduğu için birikiyor. Oradaki yürüyüş şu şekilde; birikiyorsunuz, aklınıza bir şey geliyor ve şarkı yazmak da dinlenmek oluyor. Piyanonun başına oturuyorsunuz ve o sizi rahatlatıyor. Evdeki masamda (piyanom zaten orada) çalışıp, üretebiliyorum beni dinlendiren bir süreç oluyor.

4 Mevsim Bir Hikaye (1)

İrem Ezgimen:  Müzik yapmak; ruhunuzun dinlendiği bir zaman dilimi diyebilir miyiz?

Selçuk Basa: Evet

İrem Ezgimen: Geride bırakılan 2 tane albüm, 1 single var. Albümlerin genel soundu caz ama türk ezgileri ve türk enstrümanlarına da yer vermişsiniz. Bu soundu nasıl belirlediniz?

Selçuk Basa: Aslında kendiliğinden olan bir şey… Son albüm oldukça caz tınılarından oluştu. Özellikle o yola girdik. Konsept ona daha yakındı, klasik hatta bazı müziklerden esintiler bile var. O da zaten Burçin Büke’nin olağan üstü yorumu ve düzenlemeleriyle oldu. Hep beraber çalıştığımız müzisyenler caz müziğe daha yakın… Ben de öyleyim. Caz dinleyerek büyüdüm, onun için de algım caz müziğe daha yakın fakat şarkılar Türkçe… Türkçe şarkılar yaptığınız zaman ritmik olarak hep anadolu esintilerinden etkileniyorsunuz. Bu topraklarda yaşıyoruz ve buradan aldığımız esintiler oluyor.

İrem Ezgimen: Ney sololarını dinleyince o ezgi ve esintiyi alıyoruz. Albümlerinizi dinlerken çok keyif aldım. Dersimi çalışıp geldim yani… :)

Selçuk Basa: Çok sevindim. :) Aslında bir kişiden bile “çok beğendim” demesini duymak beni çok mutlu ediyor. Sanatçı tarafından hep bu düşünülüyor albüm ya da yaptığı iş ne uyandırdı, dinleyene ne hissettirdi? 1 kişi ya da 1 milyon insan dinlemesi tabi çok fazla insana ulaşmak popüler olmak o başka bir şey… Resim yaptığınızı ve bir sergi açtığınız düşünün. Sergiye gelen 1 kişinin yaptığınız resmin önünde durduğunda onun hislerini görmek çok ilginç, o yüzden albümü dinlemen çok hoşuma gitti.

İrem Ezgimen: Soruları albümlerinizi dinlerken hazırladım. Müzik dinlerken iş yapıyor olabilmek algımı etrafa karşı daha çok açıyor ve albümü dinlerken ney solosuna geldiğimizde elimdeki kalemi bıraktım, gözümü kapattım başa sardım dedim ki “ beni alıp götürebilen bir şey var…” Bir anda ney solo ve farklı farklı enstrümanlar, farklı tınılar, insanları daha fazla bir araya getiriyor yani illa bir şarkı sözünden yola çıkarak değil arada ney ya da arada başka enstrümanlar, etnik müzikal yapılar ve bu farklılıklar bence bu bütünlüğü oluşturmuş. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Selçuk Basa: 3 albüm de 25 sene önce yazılan şarkılardan var. Albümü Yağmur Başar’a ait sözlerle yapmıştık.  “Albüm yapar mıyız?, Yapalım mı?” derken yaptık. Düşünün 25 sene önceden hazır her şey ama o albümde perküsyonlar davul yok mesela daha etnik caz daha akustik tarzda benim de dinlemekten hoşlandığım müzik türü bu…

İrem Ezgimen: Dinlendirici… Hani gerçekten insanlara soluk aldırabilecek bir albüm olmuş. Aslında bakarsanız; 3 albümünüzde de bu his barınıyor. Albümlerinizde sadece bir tane remix var onun dışında bütün şarkılar aynı yapıda olmuş. Yaptığınız remix de zaten bilindik remix formatında değil.

Selçuk Basa: Yaptığımız remix farklı, elektronik müzik alt yapısından oluşmuyor. Bir tane single çıkardık, o single da albüme almak için tekrar kaydederken; mix mastering yapan kişi kendi hisleri doğrultusunda mixledi. Albüm işi yapmak aslında son derece inanılmaz bir ekip işi… Çünkü  albüm; çalıştığın insanlarla gelişen bir iş…

İrem Ezgimen: Her şey ekip işi… Eğer ki; ekipten bir tane bile fire verirseniz o bütünlük bir anda ister istemez bozulur diye düşünüyorum. Haksız mıyım?

Selçuk Basa: Doğru! Herkesin birbirini anlayıp, tamamlıyor olması işi mükemmel  yapan en büyük etmenlerden biri…

İrem Ezgimen: “Amor” albümünüzde Ajda Pekkan’la bir düet var, sonrasında da Burçin Büke gibi önemli isimlerle çalışıyorsunuz. Bu kadar önemli isimler nasıl bir araya geldi?

Selçuk Basa: Ajda Pekkan’la düet değil de back vokal yaptık.  Ajda; şarkıları dinledi ve beraber söylediğimiz şarkıya bayıldı dedi ki “Ben hiç back vokal yapmadım. Hep yapmak istedim.” dedi ve şarkıyı okuduk. Back vokal gibi değil de; düet yapmış gibi oldu. :)

Burçin Büke ile ilk albümümden itibaren çalışıyorduk. İlk albümün düzenlemelerini ve prodüksiyonunu da Cem Erman yaptı. Her biri çok değerli bir müzisyenler… Aslında şöyle oldu; Cem Erman’la çalışmaya başladık. Yağmur Başar şarkı sözlerini yazdı. Bir arada oturuyoruz Yağmur söz yazarı, ben besteciyim, diyoruz ki şarkıları albüm yapalım, sonra süreç başlıyor.

İrem Ezgimen: Son albümünüzde “4 Mevsim 1 Hikaye” de tüm şarkı sözleri size ait. Besteler de sizin…  İlham kaynağı nerden geliyor?

Selçuk Basa: Şarkılar yazılıyor… Mesela “Buzdan Hayaller” diye bir parça var aslında bu yedi, sekiz sene önce yazdığım bir şehirde geçen bir şarkı…  Bir, iki sene önce “Boş Zamanlar” diye bir parça yazdım mesela onun içinde de kendimi iyi hissettiğim su sporlarından bahsediyorum mesela o şarkıda sörfle alakalı keyboard’la ilgili sözler var.

İrem Ezgimen: Şarkı sözlerinizi hayattan alıp, hayatın içinden anılar ve anlardan alıp yazmışsınız …

Selçuk Basa: Hep kendimin ve etrafımda yaşanılan şeylerden esinlendim. İstediğim an, istediğim konu ile alakalı şarkı sözü yazabiliyorum. “İlkbahar şarkısı olsun” diye düşünüyor; ardından da gerçekten o hisle devam edince “İlkbahar şarkısı”nı besteleyebiliyorum. Etrafımda ki insanlar çok iyi sanatçılar; mesela Celil Nalçakan… Albüm yayınlanmadan önce bütün şarkıları dinliyor ve Celil’in albümün içinde yer almasını gerçekten çok istemiştim.

Selcuk Basa -Celil Nalcakan (1)

İrem Ezgimen: Şimdi Celil bey ile olan projeniz nasıl oluştu?  Nasıl oldu?

Selçuk Basa: Proje değil aslında Celil ile arkadaş ortamında tanıştık. Bir gün Celil’le otururken elime gitarı aldım “gel bir dörtlük yapalım” derken bir şarkı oluştu… Celil’le böyle şarkıları çok yaptık. 20, 30 tane vardır, hatta biz kayıtlarına bile başladık. Bir albümümüz çıkacak, o da enteresan bir iş olacak. Celil’in sözlerini, benim bestelerini yaptığım bir şeyler var ve ilerlemeye devam ediyoruz. Güvenç Dağüstün’ün de yer almasını isterken; o da back vokalleri yaparak dahil oldu.

Guvenc Dagustun - Selcuk Basa (2)

Celil albümü dinlerken bir dörtlük yazdı. şarkıların onda uyandırdığı bir his anlatan bir dörtlük… Ardından biz enstrümantal parça yapmıştık ve albümdün bonus şarkısıydı ve onun üzerine bir baktık ki; Celil’in yazmış olduğu sözler oturuyor ve o şarkımızda birbirimizle yaptığımız hikaye ortaya çıktı.

Celil çok iyi bir oyuncu olmasının yanında; hem müziğe kabiliyeti çok fazla, hem de kalemi çok kuvvetli bir adam… Celil’le çalışmamız devam edecek gibi görünüyor.

İrem Ezgimen: o zaman ben Celil bey ile bir albüm bekliyorum sizinle.

Selçuk Basa: Kesinlikle, yakında gelir.

Selcuk Basa (2)

İrem Ezgimen: İyi bir müzisyen ve besteci olarak; Türkiye’nin müzikal gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Selçuk Basa: İnsanlar neyi seviyorsa, onu dinliyor ve çok iyi de müzisyenler var. Bu muhteşem bir şey… Başka eserlerin yorumlanması anlamında hem klasik, hem caz, hem de orijinal eserler… Ben bunu müzikle daha profesyonel ilgilenmeye başladıkça daha da farkına vardım. Yetenekli insanların Türkiye’de müzik yaptığını ve güzel üretimler yaptığını gördüm.  Böyle iyi müzisyenlerin; Türkiye’de yolunu açması gerekir. İyi müzisyenleri yaptıkları şeyleri önceden duyurmak, tanıtmak gerekmektedir. Mesela çok enteresan bir şey, kendimde olan bir anı… Bundan bir önceki albümü dinlediniz; bir gün Twitter’dan  Michael Kuyucu’dan -hiçbir tanışıklığım yok- bir tweet geldi “albümünüzü dinledim.” demiş ve yorumlarını yazdı. Her şarkıyı tek tek dinlediğini belirtmiş.

İrem Ezgimen: Michael Kuyucu Numberone Türk’ten (eski adıyla Radyo Klas’tan) benim eski müdürümdür. Kendisi takip etmeyi ve araştırmayı sever.

Selçuk Basa: Öyle mi… O kadar zarif ki; orda yazdıklarını internetten okudum “Albüm geldi baktım ismi bir garip… Acaba nasıl bir albüm bakalım bir dinleyeyim dedim karşıma inanılmaz bir albüm çıktı” dedi Yazdığı diğer yorumlar çok dikkatli dinlemiş olduğunu ortaya koyuyordu “arada kaybolmuş gitmiş yazık! Keşke daha önce elime geçseydi…” gibi yorumları vardı.

İrem Ezgimen: peki siz kimleri dinlersiniz.

Selçuk Basa: Yaptığım müzikteki ilham kaynağım özellikle jazz ve müzisyenler dinlediğim müzisyenler ise Myles Davis, ben saksofon da çalıyorum o yüzden Charlie Parker’da  benim için önemlidir. Şarkı bestelemekle ilgili Sting… Onu dinlemek inanılmazdır. Eric Clapton;  özel bir isim… Eskiden beri aynı… Benim yaptığım müzikteki gibi pop jazz havasında yürüyor.  Pop jazz’ın dünyada belki de en iyi şarkı yazarlarından bir tanesi belki de en iyisi Michael Franks… Benim hayatımda çok önemli etki uyandıran insanlar… Onların eserlerini hala dinliyorum, Türkiye’de de olağanüstü hem Rock , hem de  Jazz’da isimler var ve hepsini severek dinliyorum.

Selcuk Basa - Ece Basa

İrem Ezgimen: Peki deminki soruya geri döneyim müziğe yeni başlayacak olan yeni yetenekleri, hem de aynı zamanda bir baba olarak siz çocuğunuzu müziğe nasıl yönlendirirdiniz? Bir profesyonel ağzından duyalım.

Selçuk Basa: Benim de bir kızım var ve anne ve babanın iyi yönlendirmesiyle başarılı sonuçlar alına bilir.

Burcin Buke - Selcuk Basa - Guvenc Dagustun -Celil Nalcakan (4)

İrem Ezgimen:Canlı performans akustik projeler yapmayı düşünüyor musunuz?

Selçuk Basa: Canlı performanslar evet ara ara düşünüyoruz. Belli bir zamanımız yok bunun için bir takvim yapmadık ama geçen sene oldukça sık konser yaptık. Hayal kahvesinde, Bodrum’da… Özellikle Celil, Güvenç ve ben oturduk konuşuldu ve hatta rastladınız mı bilmiyorum ama böyle bir konsept oluşturduk. Neredeyse 1.5 – 2 seneye yakındır hem İstanbul’da hem Bodrum’da sağlam konserler verdik. Tabii bu projeler devam edecek.

Geçen seneden daha fazla konser vermeyi düşünüyorum. Bunlar biraz farklı işler olacak. Müzikal drama gibi çünkü konseptler böyle olduğu için işin içinde aktörler de olacak, farklı işler dinleyiciyi bekliyor.

İrem Ezgimen: O zaman bizi şuanda bir müzikal drama bekliyor, bir albüm bekliyor hem de sürprizli bir albüm. Şu anda yolumuzda bunlar var gibi gözüküyor. Peki sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Selçuk Basa: Gerçekten üretim durmadan  devam ediyor… Ekibimizle, özellikle bahsettiğimiz insanlar ve müzisyenler çalışmaktan mutluluk duyuyorum.

İrem Ezgimen: Her şey için teşekkür ederim.

Selçuk Basa: Ben teşekkür ederim…

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

Bu Çarşamba: %100 Açık Sahne

Tolga Akyıldız‘ın ev sahipliğinde gerçekleşen ve müdavimlerinin “bir gecelik festival” olarak nitelendirdiği  “%100 Açık Sahne”, 21 Mart Çarşamba akşamı 16. kez  sahne alıyor. IF Performans Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek gecede alternatif ve rock müziğin yıldızları sahne alacak. Bu tek gecelik festivalde pek çok grup ve isim de özel sahneleriyle yer alacak.

Bugüne dek 150’yi aşkın müzisyeni ağırlayan ve müzik sektörüne pek çok yeni isim kazandıran organizasyonda bu kez sahneye; Gripin, Kalben, Hey Douglas, Can Gox, Ayben, Gülşah Erol, Hedonutopia, Emre Akbay ve Merve Çalkan çıkacak. Etkinlik biletleri mekânın gişesinden, Leman Kültür Beşiktaş’tan veya Biletix’ten alınabilir.

Durum Şarkıları, Nazan Öncel’den

Türk popunun en üretken müzisyenlerinden biri olup şarkıları dilden dile ve kuşaktan kuşağa geçen sayılı isimlerden Nazan Öncel’in yeni albümünün çıkış tarihi belli oldu. DMC etiketiyle 19 Mart’ta piyasaya çıkacak olan albüm “Durum Şarkıları” adını taşıyor.

“Durum Şarkıları” albümünde Hakan Kurşun’un düzenlemeleri eşliğinde; “Girizgah”, “Umut”, “Bana Bir Sen Yetersin”, “Yaniler”, “İllegal”, “Mükemmel Kusur”, “Kısa Çöp”, “Ben Bir Küçük Harfim”, “Gezgin” ve “Kuşlar Da Gitti”; Can Güngör‘ün aranjmanıyla “Siyahlar” isimli şarkılar yer alıyor. Sanatçının ayrıca geçtiğimiz yılın en çok ses getiren yeni seslerinden Manuş Baba ile de “Kimler Gelmiş” adlı şarkıda bir düeti mevcut.

Albüm kartoneti, her şarkının durumunu resmeden usta karikatür sanatçısı Ergun Gündüz tarafından çizildi. Albüm geçtiğimiz Mayıs ayında kaybettiğimiz Nazan Öncel’in bir ömür müzikal yolculuk yaptığı Akşit Togay’ın anısına ithaf edildi. Nazan Öncel; ‘O herkesin Akşit Abisidir, üzerimde sonsuz emeği vardır, ona olan vefa borcumu bir ömür ödeyemem, yaşadıkça minnettarım’ diyerek hissettiklerini dillendiriyor.

Okan Tok: “İhanet Ettin”

Farklı tarz ve imajı ile müzik piyasasına hızlı giriş yapan Okan Tok, Demet Sağıroğlu’nun 1996 yılında okumuş olduğu “İhanet Ettin” isimli şarkısını Latin Akustik versiyon ile yeniden düzenleyerek dinleyicinin beğenisine sundu. Söz-Müzik ve düzenlemede Tansel Doğanay imzası taşıyan şarkı Bahçekat Stüdyoları’nda kaydedildi. Şarkının kayıt ve mix işlemleri Serkan Ayman’a, mastering’i Bora Ebeoğlu’na ait. Fotoğraf çekimleri ve kapak fotoğrafının tasarımında ise Namık Kemal Ünal’ın imzası var. Video klibinin yönetmenliği ise Eyüp Birlik ekibinden Ümit Tokat tarafından çekildi. 20 kişilik bir ekiple çekilen klipte Bosnalı model Alma Zaimoviç rol aldı.

Uzun yıllardır makyaj sanatçılığı yapan Okan Tok, uzun bir süredir yürüttüğü ve performanslarında sergilediği İngilizce, Almanca, Fransızca ve Bulgarca gibi pek çok farklı dildeki repertuara sahip sahne çalışmalarıyla tanınıyordu. Okan Tok’un, Arpej Yapım etiketiyle yayınlanan “İhanet Ettin” isimli tekli çalışması, video klibiyle netd müzik’te yayına girdi.

Söz & Müzik: Tansel Doğanay
Düzenleme: Tansel Doğanay
Yönetmen: Ümit Tokat
Kayit – mix: Serkan Ayman
Gitar: Emrah Koçak
Akordeon: Tansel Doğanay
Geri vokaller: Gizem Gonca Kaya
Mastering: Bora Ebeoğlu

Fide’den Ege ruhu taşıyan yeni albüm: “Meşk”

Çalışmaları yaklaşık iki yıl önce Amerika`da başlayan ve Yunanistan`da tamamlanan Fide’nin merakla beklenen yeni albümü “Meşk” DMC etiketiyle dijital platformlarda ve müzik marketlerde yerini aldı.

İkisi remiks olmak üzere on şarkının yer aldığı albümde iki tane de Yunanca şarkı bulunuyor. Geniş ve zengin bir repertuvara sahip albümün düzenlemelerini Nassos Sopilis, mix ve mastering’ini ise Stefan Konstantinidis yaptı. 12 yıllık Yunanistan deneyimini yeni albümü “Meşk”te harmanlayan Fide`ye Atina`daki albüm kayıtlarında Yunan müzisyenler eşlik etti. Meşk`in video klibi de yine Atina`da ödüllü yönetmen Michael Demetrius tarafından çekildi. Klipte Fide`ye kristal küreyle yaptığı show`larıyla Yunanistan`da adından söz ettiren Mike ContArt eşlik etti.

Etnik, pop ve akustik ögelerin dengeli bir şekilde birleştirildiği “Meşk”te yer alan şarkılar, Fide’nin duru ve sakin vokal performansı ile dinleyicisine sıradışı bir lezzet sunuyor.

Üç yeni Ara Dinkjian bestesi…

Amerika’da yaşayan Türkiye kökenli dünyaca ünlü müzisyen Ara Dinkjian’ın üç bestesine Türkçe ve Yunanca sözler yazan Fide, şarkı yazma konusunda ne kadar başarılı olduğunu da gözler önüne serdi. Yunanistan`da geniş bir dinleyici kitlesine seslenen Fide, yeni albümü Meşk’le yarattığı dünyanın içinde büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.

Biyografi

İzmir`de doğdu. Lise yıllarında TRT İzmir Çoksesli Gençlik Korosunda yer aldı. Marmara Üniversitesi İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler eğitimine paralel olarak Müjdat Gezen Sanat Merkezi`nde Meltem Taşkıran`dan şan dersleri aldı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal sınavlarını birincilikle kazandıktan sonra 2 yıl bu bölüme devam eden sanatçı, 2006`da Yunanistan`a yerleşerek Mimis Plessas, Nikos Kypourgos, George Dalaras, Maria Farantouri, George Perris, Pantelis Thalassinos, Savina Yannatou, Haig Yazdjian gibi pek çok Yunan sanatçıyla yorumcu, söz yazarı ve besteci olarak çalıştı. 2008 yılında Yunan Alpha TV`de, Dido Sotiriou`nun Türkiye`de “Benden Selam Söyle Anadolu`ya” adıyla yayımlanan “Matomena Homata” adlı kitabından uyarlanarak aynı adla çekilen tv dizisinde rol aldı. Dizi albümünde George Dalaras`la çalıştı, ve Vassilis Dimitriou`nun 2 bestesini kendi yazdığı sözlerle seslendirdi (“Dertli Topraklar” ve “İzmirli Yarim”). 2012`de Chrysovalantis Stamelos tarafından çekilen “Hello Anatolia” filminde yer alan Fide, Türk-Yunan dostluk ilişkilerine katkılarından dolayı pek çok kez plaketle onurlandırıldı. 2010 Kasım’da “Bridges” ve 2013 Mart’da “Büyü” albümü Yunanistan ve Türkiye`de piyasaya çıktı.

Müzisyenler / Musicians:

Violin / Keman & Viola: Fotis Siotas
Oud / Ut & Lute: Nikos Passalidis
Duduk: Vahan Galstyan
Gitarlar / Guitars: Marios Mourmouras
Kontrbas / Contrabass: Petros Varthakouris
Perküsyon / Percussion: Vagelis Karypis
Davul / Drums: Vassilis Podaras
Piano / Rhodes: Nassos Sopilis

“Klipte hikayeye çok önem veriyorum”

Gökhan Türkmen, 16 Şubat’ta yayınladığı “Lafügüzaf” şarkısının klip çekimini Damla Yolaç yönetmenliği ve Arınç Arısoy görüntü yönetmenliğinde gerçekleştirdi.
Başarılı sanatçı, geçtiğimiz gün müzikseverlerin beğenisine sunulan yeni şarkısı Lafügüzaf’ın klibi ile ilgili düşüncelerini : ” Klip çekimini Yalova Tersanesi’nde bulunan sıvı yük gemisinde, iç ve dış çekimler olmak üzere iki günde tamamladık. Klip çekmeden önce gemideki kaptanın, yardımcı kaptanın, tüm mürettebatın neler yaşadıklarını, nasıl bir iş hayatları olduğunu ve nasıl zorluklar içerisinde çalıştıklarının hikayelerini dinledim. Her iş zor tabii fakat bu işte iki sene boyunca gemide hayatınızı devam ettirdiğiniz oluyor. Düşünsenize ailenizden, sevdiklerinizden uzak sosyal hayatınızın neredeyse olmadığı bir ortamda yaşıyorsunuz. Bazen odalarına uğrayamadıkları zamanlar bile oluyormuş. Çok çalışıyorlar ve şartlar da bir o kadar zor. Biz de elimizden geldiğince bu konulara biraz olsun değinmek ve dikkat çekmek istedik. Başlı başına bir belgesel konusu aslında. ” sözleriyle anlattı.
Lafügüzaf şarkısının klip çekimi için Damla Yolaç ile çalıştığını ve klasik kadın erkek ilişkilerinin dışında; başka aşklardan, başka hayatlardan ve özlemlerden bahsetmek istediklerini dile getiren Gökhan Türkmen, klibin hikayesine her zaman çok önem verdiğini, bu konuda titizlikle çalıştığını ve alt metnin kendisi için çok önemli olduğunu vurguladı.
Sözleri Ozan Turgut’a ait olan Lafügüzaf şarkısının klibinde farklı hissiyatlara dokunmaya çalışan Gökhan Türkmen, yeni klibini sinema ile müziğin buluştuğu bir klip olarak tanımlıyor.
Klipte kendisine yakın arkadaşları olan Ayhan Aktaş, Berkay Özideş, Cihan Erel ve Serkan Emre Çiftçi’nin eşlik ettiği Lafügüzaf şarkısının klibi 19 Şubat’ta GTR Müzik Youtube kanalında ve müzik kanallarında yerini aldı.

Yeliz Geceler şarkısı ile Kayahan’ı andı!

Bekle Yağmur Geliyor teklisiyle uzun bir aradan sonra sevenleriyle tekrar buluşan sanatçı Yeliz, geçtiğimiz hafta sonu Kanal D ekranında yayınlanan Şule ile Vitrindekiler programının konuğu oldu.

Sanat camiasının arsızı değilim !

Program esnasında çarpıcı açıklamalarda bulunan Yeliz, sanat camiası ile ilgili sorulara: ”Bu camiaya aklım ermiyor, iyi ki de aklım ermemiş. İyi ki bu alemin arsızı olmamışım. Belki de bu yüzden uzun süre ara verdikten sonra bile kaldığım yerden devam ediyor, 10 yıldır da aynı mekanda sahne alarak orayı tıka basa doldurabiliyorum.” dedi.

Geceler şarkısını canlı söyleyerek Kayahan’ı andı !

Başarılı sanatçı, Kayahan’ın kolay kolay kimseyle oturup konuşmadığını, birbirleriyle çok iyi anlaştıklarını ve sohbetlerinin sonunda hep şarkılar söylediklerini belirtti. Programda usta ismin Geceler şarkısını canlı okuyarak Kayahan’ı andı.

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “KEREM SEDEF”

“Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmuyor…”

2017 yılı benim için çok sert ve fırtınalı geçmiş, hatta çoğu zaman kendimle karşı karşıya kalmıştım. Ayağa kalkarken kendimi daha iyi tanıdım ve hayatta gerçekten ne istediğimi anladım. Aslında ne dostlukların, ne de maddi manevi hiç bir şeyin sonsuza kadar olmadığını gördüm ve hep söylerim; “Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmuyor…” Samimiyetine ve gerçekçiliğine güvendiğim Kerem Sedef ‘le sizin için yapmış olduğum röportajı sunuyorum.
Öncelikle Kerem Sedef’e hem röportaj için, hem de samimiyeti için ve tabii sizlere de zamanınızı ayırıp okuduğunuz için size teşekkür ederim. Yüzünüzde bir parça gülümseme ve umut oluşturabilirsek ne mutlu…
Buyurun; Kerem Sedef’in gözüyle hayata hep beraber bakalım

—————

İrem Ezgimen: Kerem nerede doğdu, neler yaptı? Biraz kendini anlatır mısın?

Kerem Sedef: 1982 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde; ilk, ortaokul ve liseyi ablamla birlikte okudum. Kendisi benden üç yaş büyüktür. (Bu detayı neden verdiğimi bilmiyorum ama ona da gönderme yapmış olalım. :) ) Babam; 1969 senesinde “Altın Ses Kralı” olmuş. Dönemin sevilip sayılan ünlü müzisyenleri arasındadır ve birçok 45’liğe imza atmıştır. Hatta bir zamanlar Sinan Erkoç’la çalmak için tanışmaya gittiğimde; sen “Cevat Sedef’in neyi oluyorsun?” diye sormuş, oğlu olduğumu öğrendiğinde çok şaşırmış ve benden çok babamla ilgilenmişti. :)

Müzik geçmişim babamdan geliyor. Evde sürekli; Ray Charles, Blues Brothers, Aretha Franklin dinletirdi fakat davul konusunda kimsenin bir fikri yoktu ve seneler sonra, çocukluğumda ritim tutma huyum olduğunu ve 5 – 6 yaşlarımdayken evde sağa sola vurup durduğumu itiraf ettiler. Davulla tanışmam ise şu şekilde oldu; babamın arkadaşlarıyla “Eskici Bandosu” isimli bir müzik grubu vardı ve grupta davulu babamın çok yakın arkadaşı, rahmetli Tekin abi çalıyordu. Davulu ilk gördüğüm an; “Bir şekilde bunu elde edip, çalmam lazım.” demiştim. O kadar etkilenmiştim ki anlatamam. Davulun başında çaldığım ilk parçayı hatırlıyorum da, sadece floor tom’a ve trampete vuruyordum. O zamanlar kick’e ayağım yetmiyordu. :)

Annem naçizane ev hanımıdır. Zamanında çalışmış, ama bizler olunca işi bırakıp bizimle ve eviyle ilgilenmiş. Aynı zamanda çok iyi bir ressamdır, dedem de (annemin babası) ressammış. Sanırım oradan da el geçmiş diyebilirim. Ben de üniversitede konservatuvar istiyordum fakat olmadı ve sonra mimarlık bölümünde okudum. Bir şeyleri renk ve uyum olarak birleştirmeyi çok seviyorum. Mesela kendi evlerimin iç dekorasyonunu yaparken (sanayide ve Yeniköy’de oturduğum) kimseyle çalışmadım. Sanırım o yeteneğimi annemden almışım. :)

İrem Ezgimen: Aslında sanatçı bir ailenin evladısın…

Kerem Sedef: Evet, ama başlarda benim de sanatçı olmamı hiç istemediler. :)

İrem Ezgimen: Neden?

Kerem Sedef: Anne ve baba, çocukları için her şeyin daha iyi ve garantili olanlarını istiyor. İlk başlarda bu duruma çok sinirleniyordum. Karşı çıkmalarına kızıyordum ama zaman geçtikçe anladım neden istemediklerini… Hayatlarımızı daha garantisi yüksek işlerden kazanmamızı istiyorlar. Mesela mimarlık, müzisyenliğe göre garantisi yüksek bir meslek, kesinlikle kabul ediyorum ama beni mutlu eder miydi? Kesinlikle etmezdi! Hiç unutmuyorum; 2 – 3 ay kadar Kanyon’un yapılışında çalıştım ve karlı bir Pazar gününde oradan o kadar hızlı kaçtım ki… :) Ardından babamın arkadaşının yanında iç mimarlığı denedim. Kendim bir şeyler yapayım istedim ama o da olmadı. :) Zaten 17 yaşımın sonunda ufak tefek bir yerlerde çalmaya başlamıştım. Gecede 5 – 10 lira kazanıyor, inanılmaz mutlu oluyordum. Bir süre sonra hayatıma “Ayna” grubu girdi. Müzik adına ilk profesyonel işim “Ayna” ile oldu. Bu gün ne öğrendiysem, onlarla öğrendim. Türkiye’de turneye ve sahneye çıkmaktan tutun da, “sahnede nasıl hareket etmen gerekiyor?”, “turne için nasıl bavul yapman gerekiyor?” kısmına kadar her şeyi orada öğrendim. Çünkü çok yoğun bir dönemde konserler yaptık ve inanılmaz deneyimler kazandım.

İrem Ezgimen: İlk gözbebeğin “Ayna” denilebilir o zaman…

Kerem Sedef: Elbette… İnanılmaz müzisyen ve sanatçılar… Her anlamda iyi olduğu kadar, kötü ve kırıcı tecrübelerim de oldu. Bu tecrübeler sayesinde hayatın tozpembe olmadığını ve kötü tecrübelerin sonunda, onlarla nasıl başa çıkmam gerektiğini öğrendim. Ayna ile üç, dört seneyi geçirdikten sonra hayatıma “Circus” girdi. “Circus” o dönemin en popüler bar grubuydu. Başka bir okuldu “Circus” benim için… Yanılmıyorsam; “Circus” Türkiye’de alt yapıyla çalan ilk bar grubu olması lazım. Alt yapıyla çalmayı ben de onlarla öğrendim. Bütün öğrencilerime söylerim, her şeyi sahnede öğrendim. Tabii ki arka planda evimde kapanıp çalıştığım dönemler de var ama hep kendimden iyi isimlerle çalıştığım için ve yaşımın da küçük olmasından dolayı birileri beni hep yönlendiriyordu. Daha önce karşılaşmadığım zor durumlarda da  mecbur kafamdan anlık bir çözüm bulup öğrenmem gerekiyordu.

İrem Ezgimen: Yaratıcılığını geliştirdi yani…

Kerem Sedef: Öğrenmezsen, o iş senden gidiyor. O kadar hızlı öğrenmen gerekiyor ki… Mesela müzisyenler arasında “kanlı takip” denilen bir şey vardır. Herkes onu sahnede öğrenir. Ama o kadar saçma şeylerle öğreniyorsun ki; alt yapı bozuluyor o an “ne yapacağım, panik yapmamam lazım” diyorsun ve çok acayip denemeler yaşıyorsun. Bunlar “Model” zamanında başıma çok geldi ve bu tecrübeleri daha önce yaşamış olmak çok işime yaradı. “Circus” tan sonra bir çok farklı projeyle çaldım sonra da askere gittim, geldim ve ardından “Model” başladı. 4,5 – 5 seneye yakın bir süreyi, hep beraber çok yoğun geçirdik.

Kerem Sedef 4

İrem Ezgimen: Babanın müzik hayatına etkisi olduğunu biliyorum. Hem bunu yaşayan bir müzisyen hem de öğretmen olarak; sence çocukları aileleri nasıl yönlendirmeli?

Kerem Sedef: Müzik ve ritim çocuklarda analitik zekayı çok geliştiriyor. Her çocuk bir şekilde profesyonel olmasa bile, önce enstürmanları denemeli. Çünkü; çocukların çok küçük yaşlarda seçici olamayacağını biliyoruz. Tabii ki istisna olan bazı çocuklar ne istediğini çok belli edebiliyor ama müzikle uğraşacak olan bir çocuğun, öncelikle sevdiği bir enstürmanı bulup, enstürmanı ile vakit geçirmesi gereklidir. Sanatala ilişki sadece müzikal açıdan değil; çocuğun pedagojik gelişimi açısından da oldukça önemlidir. Notaları duyması, ritmi duyması çocuğun hayatı içerisinde hem sosyo kültürel, hem de analitik zekasını etkileyip şekillendiriyor. Bununla ilgili birçok araştırma var. Davul dersi vermeye başlayalı 12 sene oldu. 12 senelik öğretmenlik hayatımda gördüğüm şu ki (davul çalmanın dışında) müziğe zaman ayıran ve ayırmayan çocuk arasında ciddi farklar oluyor. Bunu birebir gözlemledim. Aynı ailenin iki kardeşi, ya da arkadaşlar arasında bir hayli fark ediyor. Onun için; spor kadar, müziği de bir şekilde (dayatmak şeklinde ya da çocukları proje haline getirerek değil) hayatlarının içine dahil etmeleri gerekiyor. Dinleterek bile başlayabilirler hiç önemli değil. O da bir kültür, sonrasında ise çocuk hangi enstürmanı istiyorsa, o enstürmanı çalmasını sağlayarak daha ileri götürmesine yardımcı olabilirler.

İrem Ezgimen: Ciddi bir müzik takipçisi ve dinleyicisisin. Müzik yelpazen çok geniş. Daimi değişen bu çeşitliliğe nasıl ayak uyduruyorsun?

Kerem Sedef: Az uyku uyuyorum ve bu durum bana zaman kazandırıyor ama doğruyu söylemek gerekirse eskisi kadar takip etmiyorum. 20’li yaşlarımda, her gün yeni bir şey öğrenip, onu paylaşıyordum. Özellikle bulunduğum arkadaş ortamım da benim gibi, ciddi şekilde müziği takip eden ve müzik konuşan insanlardan oluşuyordu ve durum böyle olunca da daha çok şey öğrenebildik. Şimdiki çocuklar bilmez ama bizim çocukluğumuzda kaset çekilir, hediye edilirdi. Biz kasetlerin kitapçıklarını okuyan bir jenerasyon olarak büyüdük. İlgimiz de bu yönde olduğu için; “albümde kim çalmış, nerede kaydetmişler, prodüktörü kim” bunları hep merak edip bakıyorduk. Okan diye bir arkadaşım; sadece üç beş kişinin dinlediği albümlere kadar bilirdi. Hayatımda araştırmacı insanların var olduğu, dolu bir dünyadan geldim. Mesela Spotify playlistim bayağı değişiktir. Çünkü babam; R&B, Funk, Jazz’la büyüttü. O zamanlar çok sıkı bir Hip-Hop dinleyicisiydim. Old School Hip-Hop’â bayılır, hala takip ederim. Bir süre sonra hayatıma metal ve rock müzik girdi. Bu tarz bir müzik olduğunu biliyordum ama o düşünce yapısıyla dinlemiyordum. Bir anda içine girince “Bu çok acayip bir dünya!” dedim. Düşünün ki; bugün hala en çok canlı izlenen ve insanların gittiği konserler metal konserleridir. O dünyaya bu bakış açısıyla bakmak, Türkiye’nin dışına çıkmaktan geçiyor. Bunu fiziki olarak düşünmeyin. Ellerimizde bulunan telefonlarla her şeyi yapabiliyorsunuz. Tabii burada istekli olmak çok önemli… Mesela benim aklıma bir şey takıldığı an, telefondan bakıyorum. Bir şeyleri bilmeyi ve öğrenmeyi seviyorum. Bana göre tek tarz müzik dinlemek, her gün aynı şeyi yemek gibi… Olmayacak bir şey değil, tabi ki olabilir. Bu konuda saygım sonsuz ama iyi ve çok sayıda beslenebileceğimiz farklı lezzet var ve hepsinden bir şey almak, kendi yaptığın tarzda da seni çok ileri götürebilir. İnsanlar bunu yapmaya üşeniyor. Spotify ve Itunes’da sen hiç bir şey yapmasan, onlar sana öneriyor. Mesela, kayıt zamanları iki gün öncesinden jazz dinlemeye başlarım. Konfor alanımın dışına çıkmak ve başka bakış açısıyla bakabilmek için doğru bir yöntem olduğunu düşünüyorum.

İrem Ezgimen: Benim gözümde Türkiye’de müzik yapan bir müzisyenin bu kadar sağlıklı, düzenli bir yaşam stili olması çok zor, sen bunu nasıl başardın?

Kerem Sedef: Benim de 20’li yaşlarım herkes gibi geçti. Bu durum 20’li yaşların verdiği bir heyecan… Açıkçası, düşüncelerim 30 yaşına geldikten sonra değişti. Beslenme konusunda da, askerden sonra çok kilo almıştım. Döndüğümde kendime “Ben ne yapıyorum?” dedim ve ardından hayatıma “Model” girdi ve tekrar sahneye çıkmaya başladım. Tekrar göz önünde olmaya başlayınca, insan iyi görünmek istiyor ve dikkat etmeye başlıyor. Her şeyi sorgulamaya başladım. Ne istediğime karar verdim. Her şeyden önce kendim için yapmam lazımdı. Bir gün eniştem (kendisi doktordur) bana “35 yaşına nasıl girersen, öyle bitirirsin bu hayatı ve ona göre dikkat et çünkü sağlıklı bir şey değil.” dedi ve bunun üzerine kararımı verdim. Bu kararın sonucunda da çok mutlu oldum. Giydiğim şeyin bana yakışmasından, iki adım merdiven çıkınca nefes nefese kalmamaktan mutluluk duydum. Durumumu avantaja dönüştürebileceğimi gördüm. Bir süre sonra da beslenme okudum ve sertifikasını aldım. Sağlıklı yaşamın bir müzisyen için de gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir olduğunu gördüm. Emin ol, hayatında “gerçekten” bir şey yapmak istiyorsan onu yapmak için zaman, güç buluyor ve yapmak istedikten sonra yapıyorsun. Sadece dezavantajı, avantaja çevirmeyi bilmek gerekiyor. Zamanı doğru kullanma konusuna takıntılıyım. Unutmamak lazım, zaman geçiyor ve geri gelmiyor.

İrem Ezgimen: Profesyonel olarak sporla ilgilenmeye ne zaman başladın?

Kerem Sedef: Aslında şöyle; hiperaktif bir çocuk olduğum için aileme demişler ki “bu çocuğu bir yere verin yoksa ileride zorlanırsınız.” :) onlarda sağ olsunlar basketbola vermişler. :) Benimde çok hoşuma gitti hoplayıp, zıplamak. Uzun süre basketbol oynadım. Basketbolun ardından kısa bir süre futbol oynadım ama futboldan nefret ettim. 4 yıl Amerikan futbolu oynadım. Aklına gelebilecek her sporu denedim ama profesyonel olmadım. Hiçbir zaman profesyonel olma durumum olmadı ama profesyonele yakın spor yaptım. Özellikle basketbolda yoğun antreman yaptığım ve oynadığım zamanlar oldu. Yeni şeyleri denemek, o deneyimlerin disiplinlerini öğrenmek hoşuma gidiyor. Tek bir şey yapmak bana sıkıcı geliyor. Yapılabilecek bir sürü şey var ve onları bir araya getirdiğin zaman bence inanılmaz bir karışım olmaya başlıyor. Denememektense, deneyerek onun neden senin için olmadığını görebiliyorsun.

Örneğin; hayatım boyunca mutlaka bir dövüş sporu yapmak istedim. Kick boks, boks hepsini denedim ama en son Cihan Yılmaz ve Ertan Balaban’ın önermesiyle “Juijitsu” yu denedim ve hoşuma gitti. “Aradığım buymuş!” diyebildim. Juijitsu’nun çok önemli olan ve benimle çok uyan bir felsefesi var. “Yolculuk önemli olan…” yani derdi siyah, mavi, kırmızı kuşak değil. Benimde derdim öğrenmek ve yaptığım işin sürdürülebilir olması.

İrem Ezgimen: Sporcusun anladık :) ama gecenin geç saatinde Okan Sungu ile beraber 22 km yol koştunuz. Onun hikayesini anlatır mısın?

Kerem Sedef: Okan yanımda olmasa, ben o 22 km’yi çok zor bitirirdim ama Okan’la öyle ya da böyle bitti. Günün sonunda ne yaparsan yap, başarma hissiyatı çok güzel bir şey… Hayatta paradan daha önemli bir şey varsa, o da başarmak. Çünkü başardığın zaman (iş konusunda ya da herhangi bir konuda) istediğin şeyler akabinde geliyor ama başarma duygusu dünyada başka hiçbir şeyde yok!

İlk Ayna ile turneye çıktığımızda gece herkes araçta uyurken gözümü açtım ve “ İşte bu!” dedim. Model’le yaptığımız turneler… 50.000 kişinin önde çalıyorsun ve onun karşılığını alıyorsun. Gerçekten bunun para ile alakası yok.Kerem Sedef 1

İrem Ezgimen: Seninle ortak hislerle yaptığımız bir iş öğretmenlik ve bundan yola çıkarak geçenlerde kendim söylemiştim, birkaç gün sonra senin ağzından da duydum “bir şey öğretiyorsun ve anında karşılığını alıyorsun.”

Kerem Sedef: Aynen öyle… Birisi senin söylediğin bir şeyi yapıp başarıya ulaşıyor. Bunu onun yüzünde görebiliyorsun. Buna sebep olabilmek bile çok önemli. Aslında başarı, onun başarısı ama senin yönlendirmelerin doğrultusunda başarıya ulaşıyor. Sen de birine bir şey öğretmiş ve onun hayatına dokunmuş oluyorsun. Belirli bir yaştan sonra fark ediyorsun ki, hayatta en güzel şey birinin hayatına dokunabildiğini görebilmek.

En sevdiğim şey bir okula gidip küçük, büyük insanlarla konuşmak. Çünkü herkes sana bir şey öğretiyor. Hiç kimseyi kendinden aşağıda görmene gerek yok. 5 yaşındaki çocuktan bile bir şey öğrendiğimi biliyorum. İnsanların hayatına dokunabilmek, büyük bir başarı ve bunun hiçbir karşılığı yok.

Hayatta insanlar boşu boşuna karşına çıkmıyor. Hayatımda iki dakikalığına bile karşıma çıkan biri hayatımı değiştiren şeyler söylemiştir. Mesela hayatımı değiştiren şarkı “Michael Jackson – Man in the miror” oldu ve bunlar boşu boşuna gelmiyor kulağına… Sokakta görüp “Merhaba” dediğin adam bile boşu boşuna “Merhaba” demiyor sana…

İrem Ezgimen: V-log videoların var. Neden çekmeye devam etmiyorsun?

Kerem Sedef: Var-dı. :) O dönem çok şey yapıyordum ve paylaşmak çok hoşuma gidiyordu. İnsanlara ilginç bir şey sunabiliyordum. Avrupa turnesine gittiğim zaman belki izleyen kişi hiç oraya gitmemiş olabilir diye düşünüp videolar çekiyordum. Gelen yorumlarda insanlar kendilerini orada gibi hissedebildiğini söylüyorlardı.(Bunları insanların söylediği yorumlardan yola çıkarak söylüyorum.) Hayatım boyunca her zaman yaptığım şeyin bir amacı olması gerektiğini düşünüyorum. 2017 benim için durağan bir yıl oldu hayatımdan birçok şey değişti. Bu yüzden kamerayı açayım, saçma sapan konuşayım, millet beni izlesin falan bana göre değil…

İrem Ezgimen: Canlı yayın yapmayı sevmiyorsun.

Kerem Sedef: Aslında canlı yayın yapmayı seviyorum. Cihan Yılmaz ile başlamıştık fakat Cihan’ın işleri ve yoğunluktan devamlılığı sağlayamadık. O hala aklımda ama daha düzgün ve oturaklı bir konsepti olması gerektiğine karar verdim. Kendi düzenimde yaptığım her şeyi devam ettireceğim, ama bugün ama yarın, bakacağız. :)

İşin açıkçası bir de şöyle bir durum var; YouTube’ta para vermediğinde, seni takip eden adama bile erişmene engel olan algoritma olduğu müddetçe bir yol kat edilemiyor. Bu durum yanlış anlaşılmasın; YouTube’tan milyonlar kazanmak derdinde değilim ki öyle olsa bir sürü yöntemi var yapılacak.

İrem Ezgimen: Peki… Kerem Sedef’in bir günü nasıl geçiyor?

Kerem Sedef: Sabah 04:30/ 05:00 gibi uyanıyorum. Son bir senedir sabah uyandığımdaki ruh halime göre 10 dakika– 15 dakika meditasyon yapıyorum. Kendi kendine kalmak güzel bir şey… Su sesi ve su bana çok iyi geliyor. Bu aralar hafif hafif yoga ile uğraşıyorum.. Esnek bir adam değilim ama artık yavaş yavaş o esnekliği vücuduma katmam gerektiği konusunda çok ciddi sinyaller görüyorum. Spora gidene kadar günlük araştırmalarımı yapıyorum, ardından spora gidiyorum sonrasında günlük koşuşturmalar başlıyor. Dersler, toplantılarla geçiyor. Akşam ise gece sosyal olmamı gerektirecek bir şey olursa orada oluyorum ama olmayacaksam evime gidip ne yapacaksam onları yapıp yatıyorum arada çalışabilirsem davul çalışıyorum.

Kerem Sedef 2

İrem Ezgimen: Kerem Sedef’le ilgili ilerleyen süreçte bizi neler bekliyor?

Kerem Sedef: Övünç Dan ile beraber kurduğumuz “Gaddar”ı zaten herkes biliyor ama ben bir single kaydettim. :) Şarkı söyledim… :) Hatta şimdi ikinci şarkıyı bitiriyoruz. :) Sahnenin arkasından, önüne geliyorum. :) Biz çok eğlendik ve ilginç oldu. :) Herhangi bir iddiam yok ama bizim eserimiz oldu, benim oldu! Eğrisi ve doğrusu ile Suat Yılmaz, Övünç Dan ve benim bir araya gelip, konuşup, birbirimize güvenebilmemizle gerçekleşti. ( Gerçekten Suat ve Övünç’e çok güvenirim. Çünkü adamlar, eğer bir iş olmamışsa “olmamış” der. Bana mutlaka kötüyü söylerler ve direk söylerler.)

Bir davulcu olarak sert bir tuşe ile hareket etmeme rağmen, yaptığımız single şarkının onunla hiç alakası yok. Çalan Kerem ve söyleyen Kerem arasında bir fark var. Single ile ilgili herhangi bir kaygı taşımıyorum. Sadece yapmak istedim ve yaptım. Bir süredir sessiz kaldım ama bu süreçte boş oturmadım. Çalıştım ve ürettim…

2017’nin sonlarına doğru fark ettim ki; hayatımın taşları yerine oturuyor. Gerekli insanların hayatıma girip, gereksizlerin çıktığı bir dönem başladı ve hayatım çok güzel bir döneme doğru gidecek…

İrem Ezgimen: Öğretmenlik… Zuhal Müzik Akasya’da davul dersleri veriyorsun. Öncelikle öğretmenlik sana kendini nasıl hissettiriyor?

Kerem Sedef: Öğretmek gerçekten başka bir şey… Öğretebilmek bir meziyet ve ben herkesin öğretebileceğine inanmıyorum. Çünkü; birine bir şey anlatabilmek, gerçekten çok zor ve yıllar içinde bunu nasıl yapman gerektiğini öğreniyorsun. Öğretmek benim açımdan inanılmaz keyifli… Biri geliyor ve sana diyor ki “Bana bildiğin şeyi aktarabilir misin?” sen de bir yerden başlıyorsun. Seneler sonra bu edindiği bilgi için “Bana bunu ….. kişi öğretti” demesi muhteşem bir duygu. İnsana tamamlanmışlık hissi veriyor. Her konuda bir şeylerin paylaşıldığı zaman ilerlediğine inanıyorum. O enerji herkesten, herkese geçiyor ve o karma hayatında mutlaka sana geri dönüyor. Bunu maddi olarak söylemiyorum ama karşındaki insanın yüzündeki “Başardım!” gülümsemesini görmek bile sana anlatılmaz bir duygu yaşatıyor.

Zuhal Müzik’le de, Roland dolayısıyla beraber çalışıyorduk. Ortak bir iş yapmayı istiyorduk ama benim çok zamanım yoktu ve bir işi eğer düzgün yapamayacaksam, yapmamayı tercih ettiğim için projelerimizi gerçekleştirememiştik. Bu dönemde de hazır ben müsaitken, yeniden bir araya geldik ve derslere başladım. Her şey güzel gidiyor ve Zuhal Müzik Akasya şubesinde haftanın 3 günü dersler devam ediyor.

IMG_E3241

İrem Ezgimen: Kerem Sedef çocukluğundan bu zaman hayal ettiği noktaya gelebildi mi? Nasıl hayalleri vardı ve şuan nerde?

Kerem Sedef: Hayal ettiğim noktanın ilerisine geçtim ama o hayaller hep değişiyor. Öncelikle her şeyden önemlisi, sevdiğim işi yapıyorum. Yurtiçi ve yurtdışında 40.000 – 50.000 kişiye konser vermek, insanların yaptığın işin karşılığında seni tanıyıp, tebrik etmesi bile çok güzel bir duygu. Onun için çocukluğumda düşündüğümden, daha iyi bir yerdeyim ama başardıkça ve başarabildiğini gördükçe devam ediyorsun ve esasen “büyümek” zaten bu demek… İnsanın ruhani olarak büyümesi bunu gerektiriyor.

İrem Ezgimen: Fanların çok fazla ve seni çok seviyorlar. Sen de hayatı dolu yaşayan, net ve açık bir adamsın. Samimiyetine, içtenliğine inanarak soracağım bu sorumu… Onlara hayatla ilgili bir şeyler söylemek ister misin?

Kerem Sedef: Hayatta her şeye açık olun! Eskiden kızdığım şeylere, şimdi “iyi ki, olmuş.” diyebiliyorum. İyi ki, mimarlık okumuşum. Çünkü yine müzik yapıyorum ama başka bir bakış açısıyla bakabiliyorum. Diyorum ya; hayatta hiç bir şey boşu boşuna olmuyor. “Hayallerinizden vazgeçmeyin” gibi bir şey söylemeyeceğim ama kendinizi geliştirin! Hayal ettiğiniz şey için çalışın, bol bol çalışın. İnsan sevdiği ve hayal ettiği şey için çalıştığı zaman en kötü durumda bile olsa bu histen güç kazanıyor. Zor zamanlardan geçtiğim oldu ama bu zamanlarda “Bunu başaracağım ve durum değişecek!” dedim ve bence orada değişim başlıyor. Çünkü hayatta her şey varken, hiçbir zaman onlar bitmeyecekmiş gibi düşünüyoruz. Hep ceplerimizde zannediyoruz ama onlar gittiği zaman ortada kalıyoruz. Onlar gittiği zaman, zaten kim olduğumuz ortaya çıkıyor. O her şeyimiz varken etrafımızda olan insanlar, her şeyimiz varken dışarıdan gelen etkiler, her şeyimiz varken ki dünyaya bakışımızla; o her şey elimizden alındığı zaman dünyaya bakışımız öz kimliğimizi ortaya çıkarıyor ve öz kimliğimiz güçlü olmaz ise o zaman yıkılmaya başlıyoruz. Onun için hayatta en önemli şey; okumak, kendini geliştirmek ve ileriye gitmek.Çünkü hayatta sadece kendine güvenebilirsin ve yarın, öbür gün kendinle baş başa kalacaksın. Hayatının herhangi bir noktasında mutlaka herkes kendi ile birkaç kez baş başa kalacak. İşte o zaman “Düştüm!” demekle, “Hadi abi!” demek arasındaki farkı anlıyorsun!

İnsan fiziksel ve mental olarak ne kadar sağlıklı ise; o kadar güçlü olup kuyruğunu dik tutabiliyor. Bugün hiç param olmasa; bir yerde garsonlukta yaparım, limon satarım. Yaparım! Bunu yapabileceğini bilmek çok önemli!

İrem Ezgimen:Hayatında her şeyin çok iyi gittiği dönemler de olmuştur ama kötü gittiği süreçler de yaşamışsındır. Hayatına özenen insanlar illa vardır ama senin dışarıdan gözüken güzel hayatının yanında kötü yaşadıkların da var ve her şey kusursuz değil…

Kerem Sedef: İnsanlar hep her şeyin bitmiş halini görüyorlar. O ürünün bitmiş haline nasıl, hangi süreçlerle geldiğini kimse bilmiyor. Arkadaşlarım dışarıdayken, benim saatlerce davul çalıştığımı, geceleri sahnede çaldığımı, kaç paraya çaldığımı ve oraya gelebilmek için neler yaşadığımı bilmiyorlar. Kimsenin hayatı kolay değil. Kimsenin! Sadece kendimden söylemiyorum, ne hayatlar var dışarıda görüyoruz, duyuyoruz. Önce elinde olanlara şükretmek gerekiyor ve elinde olanları cepte saymamak gerekiyor. Sanki her gün onlar, senden alınacakmış gibi yaşamak gerekiyor. İnsan hayatı bir saniyede değişebiliyor ve gerçekten kendini rahat bırakmamak gerekiyor. Çalışmak, öğrenmek ve geliştirmek gerekiyor.

İnsanın kendini geliştirebilmesi önemli! Adabı muaşeret bilmek, konuşmayı bilmek, herhangi bir yabancı dil bilmek, bir yere gittiğinde nasıl davranılması gerektiğini bilmek… Bunlar çok küçük detaylar gibi gelse de hayatın bütün bölümünde insanları bir adım ileri götüren detaylar ve maalesef ki; bu dönemde bütün çocukların özendiği şeylerin dışında kalıyorlar.

Herkes zengin, ünlü, blogger vb. bir şey olmak istiyor. Onları olmak zaten kolay, çalışıp oluyorsun ama sen bunların dışında ne yapıyorsun? Sen kimsin? Ben seninle oturup bir şey konuşabiliyor muyum? Turneye çıkmayı dünyanın en güzel şeyi sanıyorlar ama turneye çıkmak dünyanın en zor şeyi… İnsanlarla sen beraberken nasıl vakit geçireceğini biliyor musun? Ne zaman susman gerektiğini, ne zaman konuşman gerektiğini, ne zaman ayrı kalman gerektiğini… Bunların hepsini öğreniyorsun ve bunları öğrenmezsen, hayat sana zorla öğretiyor. Onun için de hayat öğretmeden, öğrenin diyorum. :)

İrem Ezgimen: O zaman minik bir oyun oynayalım seninle :) minik sorularıma tek kelimelik yanıtlar istiyorum senden :)

İrem Ezgimen: En kızdığın şey

Kerem Sedef: Aptallık

İrem Ezgimen: En mutlu olduğun şey

Kerem Sedef: Her şey

İrem Ezgimen: Örnek aldığın biri

Kerem Sedef: Michael Jackson

İrem Ezgimen: Aile

Kerem Sedef: Çok önemli!

İrem Ezgimen: Lady Pera ( :) )

Kerem Sedef: Aaa Hastasıyım! Çok seviyorum! Ölürüm! Canımı veririm!.. :)

( “Lady Pera” dedikten sonra tek kelimeyi aştı durduramadım. :) )

Kerem - Pera - Carlos

İrem Ezgimen: Carlos & Keşkül

Kerem Sedef: Sarılırım :)

İrem Ezgimen: Hayatının “iyi ki” si

Kerem Sedef: İyi ki, her şey böyle olmuş :)

İrem Ezgimen: Hayatında eksik kalan bir nokta

Kerem Sedef: Aile… Kendime bir aile kurmak çok isterim.

İrem Ezgimen: Hem kendi fanların, hem de Dikkat Müzik takipçilerine söylemek istediğin bir şey var mı?

Kerem Sedef: Öncelikler sağ olsunlar okudukları için… Güzel şeyler geliyor. Mutlu olsunlar, çalışsınlar, hayat güzel n’olursa olsun yaşamaya değer!

İnstagram:www.instagram.com/keremsedef

Facebook: www.facebook.com/keremsedefrocks

Twitter: https://twitter.com/keremsedef

IMG_3919

Olmaz Böyle Şey, Yoksa Rüya mı?

Her çaldığında içimizi kıpırdatıp yüzümüzü güldüren “Olmaz Böyle Şey”in, o çok yakıştığı Yeşilçam filmlerinden firar edip aramıza geri dönüşünü kutlayalım mı?
Evet, o tatlı sesiyle bir kuşağa şarkılarını sevdiren ve her daim özlenen Yeşim’in en sevilen şarkılarıyla hasret gidermek için işte fırsat..

Müziğe çocuk yaşlarda başlayan Yeşim, ilk 45’lik plağı olan ‘’Olmaz Böyle Şey-Aşk Alfabesi’’ni 1974 yılında yayınladı. Türk popunun sevilen yorumcularından olan Yeşim’in müzik kariyerinin başlangıcından bugüne kadar yaptığı şarkılar orijinal plak kayıtların yanında, yeni yaptığı kayıtlardan oluşuyor bu albüm.

Yeşim’e çıktığı anda şöhret kazandıran “Olmaz Böyle Şey” ile açılan albümde, “Aşk Alfabesi” ve “Küçük Bey”, ‘’Aklın Neredeydi’ gibi hit şarkıların yanı sıra 80’lerde başlayan disko modasının ürünü olan ‘Her Yerde Kar Var’ devam eden bu albümde Çiğdem Talu’dan Şanar Yurdatapan’a, Şemi Diriker’den Sefa Ulaştır’a kadar bir çok önemli söz yazarı ve bestecinin de imzası varken bir çok şarkısında Yeşim söz yazarı olarak yer almış.

Yapımcılığı Hakan Eren’e ait olan ve Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan “En İyileriyle YEŞİM” albümünün şarkılarını plaklardan dijital ortama Bora Ebeoğlu aktarırken, kartonet yazısını Yavuz Hakan Tok kaleme almış.

Tüm Zamanların En Çok Coverlanan Şarkıları

Cover konusu müzikseverleri kuşkusuz pek çok zaman ikiye bölen bir konu olmuştur. Nitekim kimisi bir şarkıyı ilk kez kimden dinleyip sevdiyse bir daha başkasından dinlemeye -bırakın şans vermeyi- tahammül bile edemez ve her ortamda nefretini kusmaya hazırdır, ilk söyleyen daima ve kata “özel”dir ve “en iyisi o”dur. Kimisi de, farklı yorumlara, farklı düzenlemelere ve denemelere açık bir kulağa sahiptir ve dolayısıyla bir şarkının yeniden sunumuna da açık olabilir. Cover konusunda derya deniz olan YouTube,  bu konuda bir araştırma yapmış ve bugüne değin en fazla coverlanan parçaları listelemiş. YouTube için teknik olarak çok da zor bir araştırma olmamıştır diyor ve sizleri bu listenin ilk 10 şarkısıyla başbaşa bırakıyoruz.

Adele’in pek çok şarkısının yer aldığı listede John Legend´in “All of Me” ve Leonard Cohen’in “Hallelujah” şarkıları da YouTube’daki içerik üreticilerinin ilgisini çeken diğer şarkılardan. Tüm zamanların en çok cover’lanan şarkıların listesi şöyle:

All of Me / John Legend
Love Yourself / Justin Bieber
Radioactive / Imagine Dragons
Hallelujah / Leonard Cohen
Someone Like You / Adele
Hello / Adele
Say Something / A Great Big World
Jar Of Hearts / Christina Perri
Stay With Me / Sam Smith
The Scientıst / Coldplay

Levent Yüksel’den “Hayatıma Dokunan Şarkılar”

Popüler müziğe 90’ların başında merhaba diyen ve sadece ilk albümü “Medcezir” ile yarattığı büyük etkiyi -döneminde çıkan pek çok sanatçının aksine- sonrasında yayınladığı pek çok albüme rağmen hala o ilk çıkış albümüyle günümüze dek taşımayı sürdüren  Levent Yüksel, uzun bir aradan sonra yeni bir albümle karşımızda. Poll Production’dan çıkan ”Hayatıma Dokunan Şarkılar”da bu kez müzik tarihimizden seçtiği arabesk şarkıları kendine özel yorumuyla bizlere sunuyor. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses gibi isimlerin şarkılarını dinlediğimiz 10 şarkılık albümü için Levent Yüksel, yönetmenliğini Tülay İbak’ın yaptığı ilk video klibini sözü Tahir Paker, müziği Burhan Bayar’a ait olan ”Yalan”a çekti.

Albümdeki parçalar :

  1. Kaderimin Oyunu 
    Söz ve Müzik: Orhan Gencebay
  2. Yalnızım
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  3. İtirazım Var
    Söz: 
    Behlül Bektaş – Müzik: Rıfat Şallıel
  4. Yalan
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  5. Mutlu Ol Yeter
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  6. Hor Görme
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay
  7. Bir Kulunu Çok Sevdim
    Söz: 
    Fethi Demir – Müzik: Burhan Bayar
  8. Sus
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  9. Beni Böyle Sev
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay
  10. Yorgun Gözler
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay

“Kalbimin Çaresi” klibinde Monica Molina sürprizi

aysecinarAkdeniz ve Latin müziği tınılarını taşıyan “Deniz Gibi Sev” albümünün ikinci klibi “Kalbimin Çaresi” müzikseverlerle buluşuyor.

Naif ses tonu ile dikkat çeken Ayşe Çınar, “Deniz Gibi Sev” albümünün ikinci klibini Noel Molina’nın bestelediği ve Monica Molina’nın “A Vida” albümünde seslendirdiği “A Paso Lento” şarkısının Türkçe versiyonu olan “Kalbimin Çaresi” adlı şarkıya çekti.

Klibin İspanya’da yapılan çekimlerinde dünyaca ünlü şarkıcı Monica Molina da Ayşe Çınar ile birlikte yer aldı.

Monica Molina klipte rol almasını, “Ayşe’nin samimiyetini, heyecanını ve bu işe olan tutkusunu gördüm, şarkımın Türkçe yorumu da kulağımıza çok güzel geldi” diyerek anlatıyor. Şarkının Türkçe sözleri Ender Gündüzlü ve Zafer Rengin Baykal’a, düzenlemesi ise Erkin Hadimoğlu’na ait.

Yönetmenliğini İdil Dizdar ve Said Dağdeviren’in üstlendiği klibin çekimleri İstanbul, Kuzey Kıbrıs ve İspanya’da bir haftada tamamlandı. Klip dijital platformlardaki ve müzik kanallarındaki yerini aldı.

Cazın MFÖ’sü: MÖE

meoTürk pop müziğinin efsane üçlüsü MFÖ’nün caz hali uzun yıllar süren müzikal birikimlerini MadenÖktemErsönmez, albümüyle cazseverlerle paylaşıyor. Türkiye müzik piyasasına adını altın harflerle yazdıran Sarp Maden, Volkan Öktem ve Alp Ersönmez’den oluşan modern caz üçlüsü, farklı müzikal tarzlarını yıllar içerisinde edindikleri deneyim ve uyumlarıyla bir araya getiriyor.

Üç caz üstadının birlikteliği heyecan verici bir bütün oluşturuyor. Dinleyenlerin, yaratıcı ve ustaca çalınmış bir müzikten alacakları keyfin yanı sıra müzikal ufuklarını açma şansı da bulacakları albüm yedi besteden oluşuyor. Albümün merkezinde bulunan Jazz, Rock ve Blues üçgeninden ortaya çıkan albüm, drum’n bass, punk gibi birçok farklı noktaya ve forma, daha da ötesinde formsuzluğa doğru çeşitleniyor. Kendine özgü müzik tarzı, üyelerinin yaratıcılıkları ve enstrümanlarındaki ustalıkları, eski grupları Quartet Muartet dönemlerine uzanan birlikteliklerinin getirdiği deneyim her bestede dinleyiciyi farklı bir müzikal hikayenin içine çekiyor. Kabak & Lin Records’tan yayınlanacak ‘MÖE’, kalıp ya da kısıtlamalara tabi kalmadan üretilen besteleri, Maden, Öktem ve Ersönmez’in yalnızca birbirlerinden etkilenerek oluşturdukları cesur formları, sololar yerine çalınan ortak tınıları ve bu kadar ayrı müzikal unsurların birlikteliğiyle bir ilk niteliğinde.

“Benim Adım Feridun”, müzikleriyle de konuşulacak

benimadimferidunHalil Sezai’nin yorumladığı “Yeniden Doğar Mıyım?” ve “Sen Hiç Ona Benzemesen De” şarkılarının yer aldığı “Benim Adım Feridun Film Müzikleri” albümü müzikseverlerle buluşuyor. Albümde Çiğdem Erken imzalı 15 şarkı yer alıyor.

Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Çağan Irmak’ın yeni filmi “Benim Adım Feridun” bugün izleyiciyle buluşurken, Çiğdem Erken imzası taşıyan film müzikleri albümü de müzik marketlerdeki yerini alıyor. Tamamını Çiğdem Erken’in hazırladığı, TAFF Pictures yapımcılığında Mahir Ünsal Eriş’in aynı adlı eserinden senaryolaşıp yönettiği “Benim Adım Feridun” filminin müzikleri Sony Musicetiketiyle, filmin vizyon tarihiyle aynı gün dinleyiciyle buluşuyor.

Farklı müzikal tatları barındıran albümde Çiğdem Erken imzalı 15 şarkı yer alıyor. Albümde Halil Sezai, sözü ve müziği Çiğdem Erken’e düzenlemesi ise İskender Paydaş’a ait olan “Yeniden Doğar Mıyım?”ve “Sen Hiç Ona Benzemesen De” şarkılarını seslendirirken, albümün bir başka sürprizi de “Sen Hiç Ona Benzemesen De” şarkısına farklı bir tat getiren Çağan Irmak’ın yorumu olacak. Çağan Irmak, seslendirdiği bu şarkıyla beyazperdedeki başarısını yorumculuğu ile de perçinliyor.

Çiğdem Erken’in “Aşk Bu” şarkısının yanı sıra, sözleri Çiğdem Gözkaman’a, düzenlemesi ve yorumu Melis Sökmen’e ait olan “Hediyem” şarkısı da albümün diğer renklerinden. Ayrıca sözü Çiğdem Erken’e ait olan “Öyledir Geçer Zaman” şarkısını da müziğinde de imzası olan Melis Sökmen yorumuyla dinliyoruz.

Tüm bu şarkıların yanı sıra, Çiğdem Erken imzalı 9 enstrümantal eseri de barındıran albüm; Şenova Ülker, Cengiz Ercümer gibi değerli müzisyenlerin katkılarıyla kaydedildi. İzleyiciye olduğu kadar, dinleyicilere de dolu dolu bir müzik ziyafeti sunulan film müzikleri albümü, bugün dinleyiciyle buluşacak.

Çağan Irmak’ın ince dokunuşlarıyla dram ve komedi öğelerinin bir arada yer aldığı ve başrollerini Halil Sezai, Büşra Pekin, Özge Borak, Suzan Aksoy, Tarık Pabuççuoğlu gibi önemli oyuncuların paylaştığı “Benim Adım Feridun” filminden sahnelerin de yer aldığı ilk klip “Yeniden Doğar Mıyım?” geçtiğimiz günlerde izleyicilerin beğenisine sunuldu. Performans sahnelerinin Nardis Jazz Club’ta çekildiği klipte Halil Sezai’ye, piyanoda Çiğdem Erken eşlik ediyor.

Buray “Sahiden” geliyor

burayİlk albümü “1 Şişe Aşk” ile geçen yılın en iyi çıkışları arasında gösterilen, 6 ayda aldığı 21 ödülle müzik yolculuğuna başarılı bir giriş yapan Buray, yeni albümü “Sahiden” ile geliyor.

“İstersen” ve “Sen Sevda Mısın?” şarkılarının başarılarıyla; dijital platformlarda ve ulusal radyolarda zirveye yerleşen, ilk albümüyle hem müzik eleştirmenlerinin hem de dinleyicilerin takdirini kazanan ve bu başarısını aldığı “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ve “En İyi Şarkı”ödülleriyle perçinleyen Buray, merakla beklenen ikinci stüdyo albümünü dinleyicilerin beğenisine sunuyor.

“1 Şişe Aşk” albümünün başarısından sonra heyecanla ikinci albümü “Sahiden” için Sezen Aksu’nun Kanlıca’daki stüdyosunda çalışmalara başlayan Buray’ın bu yeni albümünde 12 şarkı yer alıyor. Tüm şarkıların sözleri, ilk albümde olduğu gibi, Buray’ın “sihirli kalem” olarak nitelendirdiği Gözde Ançel’in imzasını taşırken, besteler de yine Gözde Ançel ve Buray ortaklığında yapıldı. İlk albümdeki geleneği bozmayan Buray, albümdeki tüm düzenlemeleri, aynı zamanda albümün müzik direktörlüğünü de üstlenen Bahadır Tanrıvermiş ile birlikte yaptı.

Albümde Buray, kendisi için çok özel bir yeri olan bir türküye de yer verdi. Sözleri Bülent Fevzioğlu, bestesi ise Buray’ın Kıbrıs’ta yaşayan ve Kıbrıs’ın sevilen müzisyenlerinden biri olan babası Turgay Salim’in imzasını taşıyan “Gül Goncalar” türküsü de Buray’ın yorumu ve düzenlemesiyle dinleyiciyle buluşuyor.

Müzik dünyasına adım attığı ilk günden bu yana hem dinleyicilerden hem de müzik dünyasından oldukça samimi ve büyük bir destek alan Buray’ı, “Sahiden” albümünde yine müzisyen dostları yalnız bırakmadı. Pop müziğin sevilen ismi Simge, “Deli Divane” şarkısında geri vokallerde yer alırken, Bahadır Tatlıöz ise “Kalbime Dokundu” şarkısında piyano başına geçti. Rubato grubundan Özer Arkun, çellosuyla “Günlerden Sonbahar” şarkısında yine dinleyicileri mest ederken, Fatih Ahıskalı ve Göksun Çavdar da enstrümanlarıyla albümün dokusuna katkı sağladı.

İŞARET DİLİYLE “AŞK MI LAZIM?”

Albümün ilk klibi ise sözleri Gözde Ançel, müziği Gözde Ançel ve Buray’ın ortak imzasını taşıyan “Aşk mı Lazım”a çekildi. Buray; ilk albümü “1 Şişe Aşk”ı yayımlandığı günden bu yana, işaret diliyle videolar çekip kendisine yollayan dinleyicilerine, bu klibiyle bir selam da yolladı. Hasan Kuyucu yönetmenliğinde çekilen klipte Gülsüm Tuzcu desteğiyle öğrendiği işaret diliyle şarkının ruhunu aktaran sanatçıya,  danslarıyla Merve Vural, bas gitarıyla Ceyda Köybaşıoğlu ve davulda Emrah Demiralp eşlik etti. Ümraniye Platoları’nda yaklaşık 16 saatte çekilen ve pozitif enerjisiyle dikkat çeken klibin sanat yönetmenliğini ise İlayda Kular üstlendi.

Türk pop müziğinin yükselen yıldızlarından Buray, ikinci albümü “Sahiden” ile 11 Kasım’da tüm müzik marketlerde ve dijital platformlarda.

Ayşe Hatun Önal “Sirenler”i çalacak

sirenler2003 yılında yayımladığı “Sonunda” albümüyle müzik dünyasına merhaba diyen, çektiği klipler ve müziğindeki elektronik altyapılarla fark yaratan Ayşe Hatun Önal, yeni single çalışması “Sirenler” ile geliyor.

“Çak Bir Selam” ve “Güm Güm”ün liste başarılarıyla adından sıkça söz ettiren, geçtiğimiz aylarda ise dünyaca ünlü pop yıldızı Ricky Martin’le ses getiren bir düete imza atan Ayşe Hatun Önal, sözü ve müziği Alper Narman ve Onur Özdemir ortaklığında, düzenlemesi ise Osman Çetin tarafından yapılan “Sirenler” şarkısına gün sayıyor.

“Sirenler” şarkısının video klibi için Murad Küçük’ün kamerasının karşısına geçen Ayşe Hatun Önal, klibin çekimlerini Feriye Sarayı’nda gerçekleştirdi. Birçok dansçının ve eskrimcinin eşlik ettiği klipte Ayşe Hatun Önal, Zeynep Tosun imzalı stiliyle de göz doldurdu. Güzel sanatçı, single’ın fotoğrafları için Serhat Hayri’nin objektifine poz verdi.

Bugün tüm radyolar ve müzik kanalları aracılığıyla dinleyicilerle buluşan “Sirenler” 11 Kasım Cuma günü tüm dijital platformlardaki yerini alacak.

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “REDD”

kapakkk
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bazı sanatçı ya da gruplar şarap gibidir. Yıllandıkça daha da çok güzelleşir, kıymetleri geç anlaşır ama onların nehirlerindeki sularda yıkanınca vazgeçilmez olur o su sizin için…
Redd grubu da benim için aynen bu böyle… Kendilerine bu güzel albüm için şahsım adına tek tek teşekkür ederim. Yıllardır keyifle dinlediğim, saygı duyduğum ve elimden geldiğince her konserine gitmeye çalışıtğım bir grup Redd… İlk albümleri çıktığı zaman 19 yaşındaydım şimdi üzerinden 11 yıl geçti ve neredeyse onlarla beraber büyüdüm. Yeri geldi onların şarkılarında ağladım, yeri geldi içtim içtim şarkılar eşliğinde küfürler ettim.
Ama en önemlisi içimden geldiği gibi hissedip, konuşup, onların şarkılarında özümü aradım… Redd’e ve Turhan Ulgur’a bu keyifli röportaj için teşekkür ederim.
Artık keyifli röportajımıza geçelim :)

İrem Ezgimen: Albüm ” Mükemmel Boşluk” adını nasıl aldı?

Redd: Aslında”Mükemmel Boşluk” kendimize etrafımızdaki git gide daralan çemberin dışında negatif duygu ve düşüncelerden, olaylardan uzakta yarattığımız korunaklı bir alan gibi. Herkesin kendine has bir kaçış noktası vardır. Bu albüm de bizim bazı şeyleri duraklatma halimiz diyebiliriz. Tabii birşeyleri duraklatırken aynı zamanda başka şeyleri başlatmış oluyorsunuz aslında.

İrem Ezgimen: “Mükemmel Boşluk” albümünüzü dinlerken, albümde sizleri müzikal açıdan daha özgür ve sanki “işte yıllardır yüreğimizde sakladığımız bu!”  demiş gibi buldum. Sanki daha fazla özgür hale gelmişsiniz ve şahsi fikrim dünya standartlarında bir albüm olmuş. Müzikalitenin bu şekilde değişimine nasıl karar verdiniz?

Redd: Esasen bu kararı “Hayat Kaçık Bir Uykudur“da vermiştik. Birçok dinleyici de o albümde bu gidişi hissetmişti zaten. Fakat büyük adımlar atmak her zaman çok kolay olmuyor. Tam anlamıyla hazır olabilmek gerekiyor. Ama biz o zaman bu hazırlıksızlığın da farkındaydık. Bu yüzden “Hayat Kaçık Bir Uykudur” u bir geçiş albümü olarak tanımlamıştık. “Mükemmel Boşluk“u yaparken artık gerçekten ne istediğimizi çok iyi biliyorduk. Birbirimizi çok iyi dinledik bu süreçte. Sırası gelen ortada dikilmiş taşları yıkıp yeniden dikmek yerine üzerine yeni taşlar koymaya çalıştı ya da pas geçmesini bildi. Şimdiye kadar ki en iyi kollektif çalışmamız diyebiliriz. Dinlemek istediğimiz, dinlemeyi sevdiğimiz müziği yaptık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İrem Ezgimen: 11 yıl 7 albüm… Her albüm içinde olduğu gibi bu albümdeki şarkı sözleri de gerçekten harika! Bu sefer yüreğinizle bir hesaplaşma içindesiniz. Sanki sahte yaşanan günümüzün aşkları, aslında herşeyin yalnızlıktan ve güvensizlikten olması ve sevgisizliği olduğu gibi anlatmışsınız… Bu albüm içerisinde yüreğin sesine kulak verilmiş. Peki bu kalbe dönüşe nasıl karar verildi?

Redd: Bu albümdeki sözlerin diğerlerinden farklı algılanmasının temel sebebi yaşanmış olmaları. Bizim tarafımızdan, dinleyen tarafından ya da diğer 3. şahıslar tarafından. Herkesin hayatının bir döneminde yaşadığı veya yaşayacağı şeyleri anlatıyor aslında “Mükemmel Boşluk“. Anlatım dili oldukça net ama aynı oranda şiirsel de. Duyulduğunda yormuyor kimseyi. İnsanlar bazen anlayamadıkları ya da içerisinde kayboldukları sözler duyduklarında uzaklaşmaya başlıyorlar. Bu albüm tam tersine dinleyeni daha da içerisine çekiyor.

İrem Ezgimen: En çok merak ettiğim konu ” Doğan Duru bu kadar etkili söz yazmayı nasıl başarıyor?” :) Gerçekten eski albümlerden günümüze doğru gelip baktığım zaman hepimizin hayatında “Iskalamadan” marş haline gelmiş şarkılarınız var. (Nefes, Prensesin Uykusu, Her Neyse ama benim için en özelleri “Plasik Çiçekler ve Böcek” ve tabii ki “Yaşandım Daha Çok” :) ) Gerçekten nasıl bu kadar güzel yazabiliyorsunuz?

Redd: Beslenmek, biriktirmek ve dönüştürebilmek sanat için çok önemli üç unsur. Bunların hepsi kişiden kişiye değişebilen şeyler. Her üretenin kendine has yolları vardır birşeyler ortaya koyabilmek için. Bu yöntemler bir formüle dönüştürülebilen şeyler değil elbette. İnsanın kendisini tanımasıyla ilgili biraz da.

İrem Ezgimen: “Mükemmel Boşluk” albümünüzü diğer albümlerden ayıran detayları dinleyecilerinize anlatabilir misin?

Redd: Belli başlı şeylerin önderlik ettiği bir albüm değil mesela “Mükemmel Boşluk“. Her unsur yeri geldiğinde gerektiği kadar kendisini gösteriyor. Hiçbiri bir diğerini ezmiyor. Egolar barındırmıyor içerisinde. Dolup taşan bir yapısı yok. Katman katman görebiliyorsunuz her şeyi. Birçok melodinin beraberce oluşturduğu bir armonisi var mesela. Solo halinde duyulan bir şey yok. Her şey en masif haliyle dinleyicinin karşısında.

İrem Ezgimen: Geldiğim konserinizde görmediğim radyo programcılarının “Aşk Virüs” şarkısı ve “Mükemmel Boşluk” albümü ile yeniden bir uyanışı oldu diyebilir miyiz?

Redd: Her ne kadar uzun zamandır şarkı yapıyor olsak da medyanın, dinleyicinin ya da herhangi birisinin  nasıl ne şekilde reaksiyon vereceği özellikle de Türkiye gibi bir ülkede çok net bir şekilde kestirebileceğimiz birşey değil. Bunun yanında kaldı ki biz hiçbir zaman üretirken bir takım hesaplar peşinde olmadık, olmayız da. Dolayısı ile de kim prensesin uykusunda kim hala akvaryumunda bizi çok ilgilendirmiyor. Bizim sorumluluğumuz kendimizi tekrar etmeden, dünya müziğinden uzak kalmadan, özgün olabilen ve de kendi içimize sindirebildiğimiz bir yapıt ortaya koyabilmek. Gece yastığa başımızı koyduğumuzda rahat uyuyabiliyorsak mesele yok.

İrem Ezgimen: 11 yıl çok uzun bir süre ve Redd’in bu yolculukta yaşadığı değişimi nasil değerlendiriyorsunuz?

Redd: Herkesin birçok fikri veya görüşü olabilir fakat burada en önemli şey şudur ki Redd hala üretebiliyor ve standartlarını günden güne öteye taşıyabiliyor. “Mükemmel Boşluk” bunun en büyük kanıtıdır. Gerisi ise teferruattır.

İrem Ezgimen: Bilirim ki; kızdığınız ve tepki gösterdiğiniz bir müzik sektörü var ( radyolar,youtube, tv) biraz bunlarla alakalı içinizi dökmek ister misiniz?

Redd: Biz bugüne kadar birçok şey söyledik bu konuda ve hem olumlu hem olumsuz birçok eleştiri aldık. Mesela birisi “Bu sektörün içinde olan kişiler olarak nasıl kendi sektörünüzü eleştiriyorsunuz” gibisinden bir eleştiride bulunmuştu hatta. Biz eleştirmeyelim de muhtarlar mı eleştirsin gibisinden de yanıtlamıştık. Fakat artık hali hazırda eleştirenlerin dışında sadece konseri iptal olduğunda ya da herhangi bir şekilde mağdur olduğu veya zarara uğradığında konuşanların da diğerlerinin haklarını savunması gerekiyor. Mesela biz şimdiye dek gezi ile alakalı birçok organizasyonda yer aldık. Aşağı yukarı o tarz organizasyonlarda gördüğümüz isimler belli. Fakat adeta geziye tırnak içerisinde “marş yazmış” çok daha büyük kitlelere hitap eden bazı yine tırnak içinde “kahramanları” hiç görmüyoruz nedense bu organizasyonlarda.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İrem Ezgimen: Türkiye’de müziğin gidişatını yorumlamanızı ve bununla beraber sizce çözümü nasıl olur yorumlar mısınız?

Redd: Bu konuda en önemli noktalardan birisi özgün ve alternatif müzikleri gün yüzüne çıkartmaktır. Yelpaze ne kadar geniş, ne kadar renkli olursa bu sektör o kadar büyük olacaktır. Aksi halde şu anda üç beş grubun dışında diğerlerinin yaptığı gibi “bu tutuyor böyle devam edelimciler” belki de onuncu kez aynı albümü çıkartmaya devam edecekler, insanlar da onuncu kez o albümü dinlemeye devam edeceklerdir. Müziğin dinleyiciyi bir yerden başka bir yere götürmek gibi bir misyonu olduğunu unutmamak gerek.

İrem Ezgimen: Özünde çok yoğun bir albüm ve bununla beraber sizleri sosyal medya aracılığı ile takip ettiğim kadarıyla herşeyi takip eden, araştıran ve neredeyse hiçbir şeyi es geçmeden yoğun duygular paylaşıyorsunuz fakat bu durum sizi zorlamıyor mu? Sizler ruhlarınızı nasıl dinlendirebiliyorsunuz?

Redd: Bu ülkede insanlar için belki de en zor şey ruhunu dinlendirebilmek. Tam anlamıyla bunu yapabildiğimizi de düşünmüyoruz aslında. Kısacık zaman dilimlerinde birçok şey olup bitiyor etrafımızda. O kısacık zaman dilimleri bazıları için hayatlarının tamamı oluveriyor hatta. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz ve bunun götürüleri özellikle bir sanatçı için oldukça fazla. Biz de herkes kadar kendi Mükemmel Boşluğumuzu yaşamaya çalışıyoruz.

İrem Ezgimen: Konser tarihlerinizi rica edebilir miyim?

Redd: 21 Temmuz‘da Zorlu PSM Sahnesinde Skunk Anansie konserinin açılışını yapacağız. Önemli bir konser bizim için. Onun dışında ekim ayına kadar belli bir tarihimiz yok şu anda. Yeni sezona yeni bir kliple başlayacağız.

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “METİN TÜRKCAN”

“Buluşuruz belki bir gün o en güzel denizlerle hep aynı yanlışı yapmayı bırakabilirsek, bırakabilsek.”

Metin Türkcan – Vakti Geldi 

Öncelikle belirtmek isterim ki; ben de bir çoğumuz gibi “Pentagram” ve “Şebnem Ferah” gibi önemli isimlerin albümleri ve konserleriyle büyüdüm. Konserlerde ben de az bağırmadım ” Şebooooo, Metinnnnnnnn” diye ama en önemlisi gözyaşlarım, mutluluklarım onların şarkılarında yatıyor ve inanın, insan yaş aldıkça her saniyenin önemini daha çok anlıyor. Bu sebepten ötürü bu röportaj, benim için de çok değerli bir röportaj..

Ve Metin Türkcan…

Türkiye’nin eski ve köklü grubu “Pentagram“dan  ya da Şebnem Ferah‘la aynı sahneyi paylaşmasıyla beraber tanıdığımız daima gülümseyen adam… :) Çaldığı solo partilerde, içimizden geçen haykırışları notalara dönüştüren; her notasını hep bir ağızdan mırıldandığımız şarkıların yorumcularından olmuştur.

Kendisinin hatırladığını hiç sanmıyorum ama minik bir anımı paylaşıp kendisi ile gerçekleştirdiğim röportaja geçmek istiyorum.

Şebnem Ferah 2012 Harbiye Açıkhava sahnesi konserinde orta sıradaydım konsere tek başıma gelmiştim. Her yer deli gibi doluydu. Konserin sonlarına doğru diğer seyircilerle beraber sahne önüne doğru indik. Şebnem Ferah ve ekibi izlerken içimden “Ne kadar şanslı bir kadın..” diye düşündüm ve bir andan gözümden yaşlar süzülmeye başladı. Tutamadım kendimi… (Bilen bilir biraz sulu gözlüyüm.) Gözlerimi silerken Metin Türkcan‘ın bana baktığını fark ettim. Gözlerini gösterip “Neden ağlıyorsun?” işareti yaptı ama durumu nasıl açıklayabilirsin ki? O kadar büyük bir kalabalıkta kimsenin bunu fark edebileceğini düşünmemiştim. Anında kendimi toparladım ve gülümsemeye başladım. Kendisi de gülümsedi ve bir kişinin bile gözünden süzülen gözyaşının öyle bir kalabalıkta yarattığı etkiyi fark edince anladım ki “Gözyaşlarımızın Tadı Aynı…”

Not: Röportaj teklifimi kabul ettiğin ve nezaketin için çok teşekkür ederim. :)

İstanbul Üniversitesi Dericilik bölümünde okurken; bir anda nasıl “Müzisyen” olmaya karar verdin?

Metin Türkcan: Lise 1. sınıfta arkadaşım “Kemal Kut” ile “Metafor” adlı grubu kurduk ve aynı lisede, son sınıfta yıl sonu konferans salonunda çaldık. Biz çalarken müdür muavinimiz rahmetli Muhsin hoca gelip şalteri kapatmak suretiyle konserimize son verdi. Yani bu küçük anı ile bağlıyorum ki; bahsettiğin karar çok daha önce verilmişti. :)

Bir röportajında “müzik; şansla direk bağlantılıdır” demişsin. Senin hayatında da böyle mi oldu?

Metin Türkcan: Hayır, böyle demedim. “Bir müzisyen veya her ne iş ile meşgulseniz öncelikle çok çalışmanız ve yaptığınız her ne ise dünyanın diğer ülkelerindeki muadillerinden eksik bir yanınız olmamalı. İlk önce, konumuz müzik olduğu için sizin yaptığınız müzik-şarkı her ne ise; bunun insanlar tarafından beğenilmesi veya insanlara ulaşıp, ulaşamaması kısmı biraz şansa bağlı..” demeye çalıştım. Fakat günümüzde böyle bir olgu veya sorunsal da kalmadı. Yükle facebook’a oldu bitti.. :) Yok ya şaka öyle olmaz, çıkıp çalmak lazım! En önemlisi çalabilmek, söyleyebilmek…

Metin Türkcan nasıl “Metin Türkcan” oldu?

Metin Türkcan: Bu soruyu pek anlamadım.. N’olmuş bana? :) (Kendisi biraz fazla mütevazi :) )

MET-BASIN 03

Pentagram ve Şebnem Ferah’la çalışmaya nasıl başladın?

Metin Türkcan: Pentagaram‘a “Trail Blazer” albümü kayıtlarının son kısmında dahil oldum. Demir Demirkan; Amerika’ya gitmeye karar vermişti. Benim de “Metafor”dan sonraki grubum “Disgrace” dağılmıştı. Tarkan Gözübüyük ve Hakan Utangaç  “Çalar mısın?” dediler, ben de “Şeref duyarım..” dedim.

Şebnem Ferah‘la da; ilk albümünü kaydetmişti, hatta bir parçada Hakan da ben de konuk olarak çaldık, neyse Özlem Tekin‘le çalışmalarımız bitmişti. Kemancı Bar’ da Murat-Berk-Aykan “Cherokee” adlı grup ile çalıyorduk. Şebnem, albüm sonrası konserler için bir grup oluşturuyordu. Gitarı benim çalmamı istedi, ben de “Tabi ki Şebo’cum” dedim. :) Halen hiç değişiklik göstermemiş olan ekibine katıldım…Halen iki grupla da çalmaktayım.. işte böyle galiba, çok uzun zaman oldu yanlış hatırladığım kısımlar varsa “I’m sorry” :)

Bir yandan Türkiye’nin en köklü ve önemli rock grubu, diğer yandan Türkiye’nin rock kraliçesi ile aynı sahne bulunmak nasıl bir his?

Metin Türkcan: Harika bir his, çok da keyifli ve de gurur verici bir durum…

MT-2016 ALBUM KAPAK

Gelelim “Vakti Geldi” albümüne… Bu albümün yapım planı, albüm kartonetinde yazılana göre 2000 yılında oluşmuş peki bu kararı nasıl verdin?

Metin Türkcan: Ben bir karar vermedim. İlk  3 parçalık demoları 2000’de Ümit Kuzer ve Martin Spenecer ile Virüs Müzik’te kaydettik sonra galiba Sony den EP olarak çıkacaktı ve ben tek başıma olacaktım klip vs. tüm projede…Bu konsept içinde kendimi çok rahat ve mutlu hissetmeyeceğimi düşündüğüm için vazgeçtim. Yanılmıyorsam 2007-2008 senelerinde büyük konserlerin yapılamadığı bir dönemdi; ben de “Benimle çalar mısın?” diye bir yarışma yapıp bir basçı ve birde davulcu bulup; “Metoboy” grubunu kurdum. Metoboy grubuyla çok eğlenceli konserler verdik. Derken; sevgili dostum Gürkan Bozacı’nın katılımı ile grup bir anda biraz daha ciddileşti ve yeniden demolar yapmaya başladık. Demo, demo derken davulcum Ozan Demir’in “Hadi abi! Hadi abi!..” demeleri üstüne 10 parçalık Türkçe demomuza kavuştuk. 2011-2012 senelerinde, bu demoları bir kaç şirket eş-dosta dinletirken Tarkan’ın (Gözübüyük) kulağına gitmiş, kızdı bana “Niye bana dinletmiyorsun?” diye, ben de “Çok yoğunsun dostum..” vs derken prodüktör oldu. Umut Kuzey‘le buluştular ve 2-3 senelik bir çalışma sonunda raflarda yerini buldu.. :)

Albümün her şarkısında seninle beraber, Türkiye’nin en değerli müzisyenlerinin imzası var. Ogün Sanlısoy, Harun Tekin, Şebnem Ferah, Aylin Aslım, Murat İlkan, Umut Kuzey, Pamela Spence, Ray Rizzo bu kadar ismi bir albümde toplamak zor olmadı mı? Nasıl bir araya geldiniz?

Metin Türkcan: Hepsi bir anda bir araya gelmedi. Dediğim gibi; 2-3 seneye yayılan bir süreçte rahat rahat, sakin sakin oldu kayıtlar.. Hatta vokal kayıtlarının bazılarına konserler sebebiyle gidemedim bile.. :)

Albümün ilk çıkış çalışması Şebnem Ferah “ Dilek Taşı” ile oldu. O kadar kişi arasında zor olmadı mı çıkış şarkısına karar vermek ve nasıl bir strateji izlediniz albümde?

Metin Türkcan: Onu yapımcımız Umut Kuzey ve Özlem Hanım’a sorman gerekiyor.. :)

Klipte kimlerle çalıştınız? Hikayeyi nasıl oluşturdunuz?

Metin Türkcan: Emir Sarısaç ile çalıştık, daha doğrusu o çok büyük bir nezaket göstererek bizimle o hengamede çalışmayı kabul etti. Harika da bir iş çıkardı. Ben klip ile ilgili hiçbir şeye de karışmadım. Kartonetteki ve basında yer alan fotoğrafları da Gökhan Palas çekti, kartonet tasarım ve sanat yönetmenimiz de sevgili Hale Utangaç (Evet, Hakan Utangaç’ın kız kardeşidir kendisi) :)

Albümün dört şarkısı hariç tüm sözler sana ait. Şarkı sözleri konusunda hiç destek aldın mı?

Metin Türkcan: Söz yazmak, melodi bulmak, şarkı yapmak …Böyle bakamıyorum duruma, “müzisyen veya sanatçı” diye tabir edilen kişileri uydu alıcısı gibi düşünün, evrende gezinen melodi-söz vesairelerden antenlerine takılanları çevrelerindeki diğer insanlara aktarmakla yükümlüler, ya da yükümlü demeyelim de; aktarmaya çalışan insanlar da diyebiliriz. Yani gözüktüğü kadar havalı bir durum değil. Gece uyurken kalk, aklına takılan melodiyi kaydet, sonra altyapısını yapacağım derken, sabah olsun. Tüm bu yüzlerce, binlerce eskizden 5-10 tanesini hasbelkader iyi ortamlarda kaydet, kaydedeceğim diye kendini yırt, sonra biri çıkıp “Bu ne ya?” desin, zor işler. Ben hiçbir zaman “Kim ne diyor? Dinleyen mutlu oluyor mu?” diye düşünmedim, gitar çalarken çok mutlu oluyorum ve sağlığım müsaade ettiği sürece de çalmaya devam etmek niyetindeyim…

Sözlerde biri dağ başında, biri yolda vs… Alakasız yerlerde ve neredeyse final haline yakın çıktılar. Son olarak; sevgili dostlarımın da sihirli parmak ve yüreklerinin dokunması neticesinde sizlere sunabileceğimiz final hallerine geldiler.

Senin aracılığın ile her birine tek tek buradan bir kez daha teşekkür eder ve de şükranlarımı sunarım…

Buarada albümün prodüktörlüğünü “ Tarkan Gözübüyük ve Cihan Barış” yapmışlar. Bu solo albüm projesi ilk çıktığında Pentagram ekibi ve Şebnem Ferah ekibinin ilk tepkileri ne oldu?

Metin Türkcan: Hepsi en az 20 senelik arkadaşlarım, hepsi çok mutlu oldular ve hepsi ellerinden geldiğince destek oldu…

MET-BASIN 05.jpg

İkinci klip ve şarkı belirlendi mi?

Metin Türkcan: Gibi..:) ama söylemem yasak :)

Bu albümle alakalı konserler olacak mı?

Metin Türkcan: İlk olarak Zeytinli Rock Festivali’nde de sahne alacağız ve bu sahnede Zeytinli Rock Festivali facebook hesabında yer alacak olan karaoke parçaların üzerine vokal yapıp gönderen iki arkadaşımız (bir kız-bir erkek tahminen) sahne alacaklar..

Eylül ayı gibi, bunun bir büyüğünü yapmayı planlıyoruz ama bu ülke ve coğrafyada plan yapmak gerçekten de çok da mantıklı ve akılcı bir durum gibi gelmiyor bana, o yüzden mümkün olduğunca uzun vadeli planlar yapmamaya gayret ediyorum kendi adıma :)

Yakında sahnede olacağın belirlenmiş organizasyonlar var mı?

Metin Türkcan:  En yakın;

Kuşadası Gençlik Festivali: https://www.facebook.com/kusadasigenclikfestivali/?fref=ts

Murat İlkan-Metin Türkcan Akustik Proje: https://www.facebook.com/Murat-Ilkan-Metin-T%C3%BCrkcan-Akustik-Proje-553694681446346/?fref=ts

Şebnem Ferah – Bodrum

Zeytinli Rock Festivali:  Zeytinli Rock Festivali 2016

Murat İlkan ve Metin Türkcan Akustik projesine Nasıl karar verip bir araya geldiniz?

Metin Türkcan: Murat’la çok eskiden de bu şekilde akustik çalıyorduk, daha sonra live bar grubu, ardında “Pentagram” derken bu akustik olayı rafa kalkmış oldu. Murat’a yıllar sonra ilk kez Rock Off da “Ronnie James Dio” sahnesinde akustik çalmamız ile ilişkili bir teklif gelmiş. Murat’ta bana iletti bu teklifi, yıllar sonra bir akustik çalmış olduk. Biz de, seyirci de çok keyif aldık, “Neden bunu bir proje yapmıyoruz?” dedi Murat ve biz de yaptık, onun bir sonraki albümünü akustik formatta yapmak gibi bir niyetimiz de var.

Bu projenin konserleri devam edecek mi? Sabit bir sahne planınız var mı?

Metin Türkcan: 

Tüm diğer müzisyen dostlarımız gibi “Konserler devam edecek.” diye umut ediyoruz. Belli bir konser programımız yok. Olduğunda Facebook “Murat İlkan & Metin Türkcan Akustik Proje” sayfasından ve kişisel hesaplarımızdan paylaşıyoruz. Zaten çaldığımız yerler daha ufak yerler oluyor. Şu ana kadar da İstanbul hariç, konserlerimiz hep dolu geçti.
Tüm gelip bizleri yalnız bırakmayan dostlarımıza da teşekkürler.

 

Bu arada “Metoboy” isimli grubunla çalışmaların vardı. Yeniden devam edecek misin?

Metin Türkcan: İşte bu “Metoboy” projesi, “Metin Türkcan” oldu. Yani ikisi de aynı proje. Grup aynı, baştan beri Ozan Demir ve ben.

Bu sene Pentagram ve Şebnem Ferah’la alaka yeni bir albüm müjdesi var mı?

Metin Türkcan: Hmmm (Bu konu ile alakalı bilgi çalamadım :) )

Youtube üzerinde “Metin Türkcan ile Gitar Dersleri” videoları var. Bunların devamı olacak mı?

Metin Türkcan: Onlar gitar dersi değil, Yamaha gitar tanıtımı. İki gitar çalışmanın önemini göstermeye çalıştım o minik videolarda, ders değil yani :)

Öğretmenlik yapıyordun bir dönem hala devam ediyor mu? Seninle çalışmak isteyenler sana nasıl ulaşabilirler?

Metin Türkcan: Beşiktaş’da Home Office’de derslere ve kayıtlara devam ediyorum. Facebook “Metin Türkcan ile Gitar Dersi” sayfasından ulaşabilirler, ofis telefonu vs. orada yazıyor.

Sosyal medya ile aran nasıl? Hesaplarını kendin mi yönetiyorsun?

Metin Türkcan: Çok kötüydü. Ama “Ve Kazanan” adlı televizyon yarışmasındaki şefimiz Mustafa Haybat sayesinde yeni telefon almayı başardım diyebilirim. Şöyle ki;  orkestrada Whatsapp kullanmayan bir tek ben vardım ve bütün nota ve parça alışverişi de Whatsapp üzerinden oluyordu. Beni bir ay kadar idare ettiler sağ olsunlar ve akıllı telefona geçip ilk selfiemi de programı çektiğimiz stüdyodan yaptım. Daha sonra ben de herkes gibi bir telefon canavarına dönüştüm, arada Wall-e seyredip kendimi frenlemeye gayret ediyorum.

Sosyal medya hesaplarını rica edebilir miyiz?

Metin Türkcan: 

Facebook: Metin Turkcan

Instagram: metinturkcan

Twitter: metinturkcan

(PS: Twitter’ı pek verimli kullanamıyorum.)

Sana çok teşekkür ederim kırmayıp röportaj teklifimi kabul ettiğin için. Senin söylemek istediklerin varsa onları alabilir miyiz?

Metin Türkcan: Ben teşekkür ederim İrem’cim. :)

 

MET-BASIN 01.jpg

Radyo Mega‘da her gün bıkmadan, usanmadan beni dinleyen ve daima yayına katılımda bulunan, desteklerini esirgemeyen Bir Deli Derici’li ve Tuğçe Aykın’la beraber bizde Metin Türkcan’a bir sürpriz hazırladık. Kendisini daima takip eden 10 dinleyicimizin mesajları aşağıda bulunmaktadır.

Özellikle Tuğçe Aykın’a bu harika 12 kişilik ekibi oluşturması ile alakalı emeklerinden ötürü teşekkür ederim. :)

Buyrunuz…

————-

Metin Türkcan’ı seviyoruz. Şebnem ile konseri çoşturuyorsunuz. Gitar çalışı muhteşem, albüm muhteşem ve ötesi.

Tuğcan 

————-

Metoboyy.. :)   Seni Şebo ile tanıdım tabii ki :)  Konserde en önden izlerken o kadar hayran kalmıştım. Hatta konser sonunda penanı alacaktım ki; başkasına kaptırdım. :)  ama olsun yakından görmek de güzel seni :) ha  bir de albüm çıkardın ama Şebo’nun da dediği gibi hiç havalanmadın hala aynı mütevaziliktesin. :) tabii ki de mükemmel bir proje olmuş :) Ama benim favorim “Dilek Taşı” :) Seni hep izleyelim, hep bizimle kal, müzikle kal :)

Beyza Nur Açıkel

————-

Metin Türkcan’a kim hayranı  olmaz ki.:) Öyle muhteşem bir insan ki; vallahi kıskanıyorum adamı… Bir de konserde bize unutulmaz gece  yaşatıyorlar.:) Vallahi albümü de muhteşem☺ acaba sonraki klip hangi şarkıya gelecek ? İnşallah en kısa zamanda albümle buluşuruz :)

Emrah Ateş

————-

Şebnem Ferah sayesinde Metin Türkcan’ı tanıma fırsatım oldu. Bana gitar çalmayı sevdiren O’dur. Aşkla çalıyor çok etkileyici ♡

Büşra Bağbudar

————-

Metin seni çok seviyoruzzz. İyi ki varsın :)

Funda Taşdemir

————-

Metin Türkcan; denince aklıma gelen hemen onun müthiş gitarı çalması :) Öyle güzel, öyle içten çalıyor ki; beni ve konserdeki bütün herkesi mest ediyor. :) Ve sonunda solo albümü çıktı. Tabii ki favorim Dilek taşı :) Albümünüz çok güzel olmuş, emeğinize sağlık. :) Bu arada en son İstanbul konserinde ben de vardım, süperdiniz ekipçe… Bu arada duyduk konserlerde kulis istiyorsunuz :)

Erkan Akbulak

————-

Metin ağabeyi 10 yasında bir festival dolayısıyla Şebnem Ferah’la Kayseri’ye geldiğinde tanıdım. Hayatımda gördüğüm en iyi gitarist o oldu. Bir insan gitarıyla bu kadar iyi bir bağ kurabilir. Metin ağabeyin attığı soloları özenle dinlerim. Benim gitara yönelmemi sağladı. Ben de, bir gün onun kadar iyi olamasam da, o kadar güzel gitar çalmayı çok isterim. Metin ağabey ve soloları benim ilham kaynağım oldu. Ona çok teşekkür ederim. Sen gitarı elinden hiç bırakma olur mu? Biz senin sololarına aşık olarak hayran hayran izleyelim seni.. Albümüne de bayıldım  sen bizim için her zaman bir numarasın. Sen bizim “Dünya Gitar Kralı”mızsın. Seni çok seviyorum, hayatında her zaman gitarın “Metoboy” elinde olsun inşallah.

Ayten Simge Akdemir

————-

Metin Türkcan; canım Şebo’mun sevgili gitaristi… En son iptal olan, İzmir konseri alanında sonunda fotoğraf çekilebildiğim mükemmel insan… Çıkardığın albümü gerçekten seve seve dinliyorum. Favori parçam “Dilek Taşı” Onun haricinde “Mars” şarkısı resmen bağımlılık yapıyor. :) Sürekli söylüyorum o şarkıyı. Gitar çalışına hayran olduğum kişi. Umarım en kısa zamanda İzmire tekrar gelirsiniz. Şebo’ya selamlar :)

İlayda Yıldırım

————-

Merhaba Metin Bey :)

Öncelikle çok çok başarılı bir gitarist olduğunuzu belirtmek ve sizi çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Sizi hiç görmedim, konsere hiç gelemedim şu zamana kadar ama yine de sizin sıcakkanlı olduğunuzu biliyor, hissediyorum :) Yeni albümünüze değinmek istiyorum. Gerçekten çok başarılı bir albüm olmuş. Ben zaten sizin gitar solo partilerinizi dinlerken çok etkileniyorum çünkü; elektro gitarlara karşı çok hevesim var ve sesi bana çok etkileyici geliyor. Tabii siz çalınca bayağı harika bir solo çıkıyor ortaya :)  yeni albüm için de çok tebrik ederim. Kendinize çok iyi bakın. Sevgilerimle :)

Sena Çakır

————-

Sadece onun yüzünden bir jenerasyon fıldır fıldır smiley sticker’ı aradı:) Bir de neden hep o kolsuz “Flamenco” yazan(galiba) tişörtü giydi? uzuuuuuuun bir süre onu da çok merak ediyorum. :)

Özdemir Albayram

————-

Metin Türkcan; benim tanıdığım en iyi gitarist. Tanıdığımıza göre Metin ağabey çok konuşmaz ama gitarıyla tanımadığı insanları bile herkesi kendini tanıtır ve çoşturur. :) Ve sonunda öyle bir albüm yaptı ki; Türkiye’nin önde gelen rock müzik sanatçılarıyla düet yaptı. Benim favorim tabii ki Şebnem Ferah’la olan çalışmanız “Dilek Taşı ” :) Sizin hiç konserinize gidemedim ama inşallah bir gün gelirim. Hep Şebnem Ferah ve ekibi olarak kalın. Hiç ayrılmayın. :) İnşallah en kısa zamanda Şebnem Ferah albümü gelir ;)

Tuğçe Aykın

————-

Kendisini çok seviyoruz :)

Esra Berberyan

————-

 

Röportaj: İrem Ezgimen

İrem’le Her Bi’şii de “Melisa UZUNARSLAN”

Herkese selam…

Duruyorum, duruyorum sonra bir anda geliyorum. Bu sefer de öyle oldu ama güzel ve kaliteli işlerle geldim.

Şimdi gelelim uzun zaman ardından gelen ilk röportajın sahibi “Melisa Uzunarslan” a… Melisa; benim için kundaktaki halim, gece kendi evimden kaçıp çocuk aklımla sanki uzağa gider gibi kapısını ilk çaldığım, yaşlar ilerledikçe ilk aşık olduğumda omuzunda ağladığım, müzik yolcuğulum, ilk kardeşlik duygusunu hissettiğim insandır… Dedeler, babaannemin ve anneannesinin dostlukları ile başlayan,  annesinin ve babamın yıllardır dostluğu ile beraber, biz üçüncü nesile de taşındı. Hayat ne kadar güzeldir ki; yaptığımız işlerin de birbirine uyumlu olması, onun için bu satırları yazmama,  radyo programımda aynı kundakta uyuduğum arkadaşımı anons etmeme şahit olmanıza vesile oluyor.

Biraz fazla duygusal biriyim yazdıkça yazasım geliyor o yüzden ben artık röportaja geçiyorum. Seni çok seviyorum Mel’im :)

unnamed

1.     Biz seninle birbirimizi bebekliğimizden beri tanıyoruz ama okuyucularımıza kendini biraz tanıtır mısın?

Melisa Uzunarslan: Öncelikle  şunun bilinmesini isterim ki; biz seninle tanışmadan dedelerimiz, babaanne, anneannelerimiz tanışıyor aslında… :) 9 yaşında, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Keman bölümünü kazandım. Kompozisyon bölümünü de okumaya karar verip iki bölüm bitirdim. Okulun bitiminin ardından keman üstüne yüksek lisans da yaptım. 21 yıldır müziğin içerisindeyim…

unnamed (2)

2.     Yıllardır müziğin içerisindesin, bu zamana kadar kimlerle çalıştın?

Melisa Uzunarslan: Sanırım çok fazla isimle çalıştım ve çaldım. Kimseyi es geçmek istemem, kısaca özet geçmem gerekirse; Prof. Çiğdem İYİCİL (keman) ve Prof. Hasan UÇARSU (Kompozisyon) sınıflarından mezunum. Klasik müzik alanında öğrenciğilim boyunca birçok Türk, yabancı ustanın master classlarına katıldım. Sadece klasik müzik yapmadığım için popüler isimlerle de sahne aldım, onlarla çalışırken aynı zamanda çok tecrübe edindim. Maxim VENGEROVGeorge BENSON, Fazıl SAY, Sertab ERENER gibi çok farklı tarzlarda önemli sanatçılara eşlik ettim.

3.     Sezen Aksu ile çalıştın. Bu herkesin kolayca yaşayabileceği bir deneyim değil. Senin hayatında nasıl gerçekleşti?

Melisa Uzunarslan: Biraz şans eseri, biraz da Kanlıca sayesinde oldu sanırım. Sezen hanım Kanlıca’da uzun yıllar komşumuz oldu. Sezen AKSU’nun yıllardır kemancısı olan Ayda TUNÇ ( Onno TUNÇ’un kızı) ile aynı keman hocasında okuduk. Okuldan çok sevdiğim bir ablamdır kendisi… Sezen hanımla çalışmalarına bir süre ara verdi. Bende o sırada aranjörü Kıvanç- K ile çalışıyordum, bir gün telefonum çaldı. “Merhaba Melisa, ben Sezen Aksu”  dedi telefondaki ses ve biri dalga geçiyor sandım önce :) Birlikte çalışmamızı teklif etti ve seve seve kabul ettim. 2 yıl kadar solo kemancılığını yaptım. “Öptüm Remix” albümünde “Sayım” şarkısına düzenleme yaptım. Kendisi ile çalışmış olmak benim için çok değerlidir.

4.     Gelelim “Duy Beni” single çalışmana… Bu şarkıda kimlerle çalıştın? Şarkının oluşum sürecini bizlere anlatır mısın?

Melisa Uzunarslan: Besteci olduğum için şarkı yazmak zor değil, çocukluğumdan beri çok şarkı da yazdım ama şarkıcı olmak fikrinden hep uzaktım. Derken; bir gün Sezen AKSU sesimin çok güzel olduğunu mutlaka söylemem gerektiğini söyledi ve o zaman bir projemiz vardı  ve o projede mutlaka 3-5 şarkı söylemem için zorladı diyebilirim. Korkarak sahneye çıktım ve tam karşımda oturuyordu ama çok güzel geçti. :) Bir süre sonra TEOMAN ile çalışmaya başladım, o da başta vokal yapıp yapmayacağımı sorduğunda “hayır o benim işim değil.” demiştim ama geçen zamanla onunla da söylemeye başladım. Profesyonel mikrofon deneyimini Teoman sahnesinde kazandım diyebiliriz. Single çıkarma işi ise bir gün tatildeyken; DMC‘nin patronu Samsun DEMİR’in aramasıyla oldu. İnternette keşfetmiş ve mutlaka çalışmamız gerektiğini söyledi. Yine 2 yıl kadar düşündüm bunu, en sonunda tamam dedim “DUY BENİ”yi yayınlamış olduk. Düzenleme Alper ERİNÇ’e ait, remix versiyonu ise Erdinç ERDOĞDU yaptı.

5.     Şarkının sözleri sana mı ait? Yazmış olduğun başka şarkıların da var mı?

Melisa Uzunarslan: Söz, müzik bana ait. Şu an birikmiş çok şarkı var ve doğru zamanı bekliyorum. Yakın zamanda yeniden bir single ve ya albüm ile devam edeceğim.

unnamed (5)

6.     Peki ya klip? Klipte kimlerle çalıştın?

Melisa Uzunarslan: Klibin yönetmeni Mehmet HAKYEMEZ, görüntü yönetmenimiz Ferhat ÖÇMEN oldu. 15 kişilik bir ekip ile 1 tam günde bitirdik. Karaköy JUNK’da çekildi klip. Boğaz sahneleri de Gümüşsuyu’nda çekildi. Stilistim Tuğçe ÖZAKDAĞ idi.

7.     Duy Beni” sadece digital platformda değil mi? Satın alabilecekleri linkleri paylaşabilir misin?

Melisa Uzunarslan: Şu an bütün dijital platformlarda mevcut. Itunes, Türk Telekom Müzik,Spotify, Apple music, Turkcell Müzik ..

https://itunes.apple.com/tr/album/duy-beni-single/id1088208178

https://www.turktelekommuzik.com/#/arama-due%20beni%20melisa%20uzunarslan

8.     Bir sonraki projen nedir?

Melisa Uzunarslan: Şu an aktif olarak bildiğin gruplarım ile sahne almaya devam ediyorum, aynı zamanda kendi solo konserlerimi veriyorum. Yaz boyunca kalan zamanlarda yeni şarkılara ve onları hazır hale getirmekle uğraşacağım.

9.     Uğur Baloğlu ile Naughty Boy ft Sam Smith Cover’ı “La la la” , Emre Aşkın “ Violin İstanbul”, Metin Türkcan & Murat İlkan Akustik Proje gibi önemli işlerde de yer aldın. Bunlar devam edecek mi?

Melisa Uzunarslan: Farklı müzisyenlerle çalışmayı çok seviyorum. Hep ufkum genişliyor, çok yardımcı oluyor. Yeni disiplinlerde bulunmak, denemek, en iyisini yapmaya çalışmak beni geliştiriyor. Uğur ve Emre ile yaptıklarım çok güzel ilkler oldu. Türkiye’nin ilk official yayınlanmış klibi, Kral Tv’de gösterilmiş dubstep elektro keman müziğini biz yaptık mesela…

Murat  İlkan ve Metin Türkcan’la çalışmak ise bambaşka bir zevk ve tecrübe… Çünkü; gerçek müzisyenlerle sahne almak ayrı bir keyif… Hep iyi olmaya çalışıyorsun. Bir de akustik projede bilinen bütün rock şarkılarının elektro gitar sololarını birebir elektro keman ile canlı olarak çalıyorum. İnanılmaz keyif alıyorum.

(İrem Ezgimen :  Önemli Not : Murat İlkan & Metin Türkcan Akustik Proje’ye özellikle davet etti. “Yıllardır dinlediğin Metallica’dan, Whitesnake şarkılarına hepsi var özellikle gelip dinlemen lazım” dedi. Bunu sizlere iletmem gerek diye düşünüyorum. Hep beraber mi gitsek ne yapsak? :) )

10.     Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ndasın bir yandan da klasik müzik projelerin var mı?

Melisa Uzunarslan: 8 Yıldır Borusan’da çalıyorum. Dünyanın önde gelen solistleri ve şefleri ile yıl boyunca çok yoğun çalışıyoruz. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın devamlı üyesi olmak çok gurur verici. Klasik müzik, esas işim olduğu için zaten hep içindeyim. Önümüzdeki sezon önceden yaptığım ama ara verdiğim, klasik bestelerimden oluşan oda müziği konserleri vermeye devam edeceğim.

unnamed (3)

11.  Klasik bestelerini yurtdışında seslendirmeyi düşünüyor musun? Yurtdışı projelerin ne durumda?..

Melisa Uzunarslan: Yurtdışı fikri yüksek lisans tam bursu TEV ve Fransa’da okuma fikri ile başlayan daha sonra ailemdeki bazı sağlık sorunları nedeniyle önce ertelediğim sonra da vazgeçtiğim bir hikaye olarak duruyor. Okurken yurtdışında çok bulundum. Şimdi yurtdışında okuyan iyi yerlere gelmiş özellikle Türk sanatçı dostlarımın seslendirmesini bekliyor eserlerim .

12.  Hayallerinin zirve noktası nedir? Yani nereye varacaksın? (Malum bugünün hayali yarının gerçekleri )

Melisa Uzunarslan: Tek hayalim var; o da kalıcı olmak. Umarım insanlar kalplerine giden gerçek yolu bulabilirim…

13.  Türkiye’de bir sanatçı olarak müziğin gidişatını nasıl yorumluyorsun? Sence müziğin daha iyiye gitmesi için neler yapılması gerekir?

Melisa Uzunarslan: Bilmiyorum desem? Yani o kadar aklımın ermediği şeyler oluyor ki.. Gerçekten verecek bir cevabım yok. Sadece gerçek müzisyenler müzik yapmaya devam etsin. Bir gün herşey düzelecektir diye ümitleniyorum.

unnamed (1)

14.  Sosyal medya ile aran nasıl? Tüm hesaplarınla sen mi ilgileniyorsun?

Melisa Uzunarslan: Yaşım gereği bütün sosyal medya mecralarında hesabım var. Aktif olarak ben ve menajerimle ilgileniyoruz.

15.  Peki sosyal medya’nın sence müziğe etkisi nedir?

Melisa Uzunarslan: Sosyal medya; insanlara ulaşmak açısından çok değerli. Özellikle doğru kullanıldığında… Orada yalan yok , sevmeyince hemen çok korkunç yorumlar da yazabiliyorlar ya da çok sevebiliyorlar. Bu sebepten çok önemsiyorum.

16.  Sosyal medya hesapları bizlerle paylaşabilir misin?

Melisa Uzunarslan:

facebook.com/melisauzunarslan

instagram.com/melisauzunarslan

twitter.com/melisauzunarsln (a yok arada)

http://www.melisauzunarslan.com

unnamed (4)

17.  Yakın zamanda konserin var mı? Seni sevenler nerede izleyebilirler?

Melisa Uzunarslan: Yeni netleşiyor yaz konserleri… Şu an bildiğim  Kuşadası Fest ve Yavuzfest…  Temmuz ayında Murat İLKAN & Metin TÜRKCAN Akustik Proje konserimiz var. Ağustos ayında Teoman’la Zeytinli Rock Fest var. 17 Haziran’da da lansman konserim vardı ama kaçtı artık :) Şaka bir yana yaz ayında da kendi sahnemi yapmayı düşünüyorum. Tarihleri kesinleştikçe sosyal medya hesaplarımda paylaşacağım dinlemek isteyenleri beklerim. :)

13517399_1616584708655324_8741967590527647581_o

18.  Peki senin bizlere söylemek istediklerini alabilir miyiz?

Melisa Uzunarslan: Okuyan herekese teşekkür ediyorum, müziksiz kalmayın. Bu stresli yaşamlarımızda müzik, her zaman ruhun gıdasıdır unutmayın. Herkesi konserlere bekliyorum ve seni seviyorum İrem’cim.

Teşekkürler…

“Caz Ağacı” Dünya Caz Gününde efsaneleri anmaya devam ediyor

unnamed-14Altıncı yılında Garanti Caz Yeşili konserlerleri kapsamında gerçekleşen Caz Ağacı, “gitar ustaları”nı anmaya devam ediyor. Her yıl bir efsane ismi Uluslararası Caz Gününde andığımız gecelerde bu yıl 30 Nisan Cumartesi akşamı DJANGO REINHARDT ülkemizin önemli müzisyenlerinin yorumlarıyla Salon İKSV’de anılacak.

Gecede DJANGO‘nun unutulmaz eserlerini, gitarlarda Bilal Karaman, Mehmet Mutlu, vokallerde Şirin Soysal, Ülkü Aybala Sunat, Başak Yavuz ve kontrbasta Baran Say‘dan dinleyebilirsiniz.

Vedat Özdemiroğlu‘nun sunumuyla renklenecek gecenin biletleri Biletix ve İKSV‘de.

http://www.biletix.com/etkinlik/TQS86/TURKIYE/tr

Yeşim Salkım feat. DJ Serhat Ayyıldız’dan “Erkeğin Zillisi”

unnamed-13Yeşim Salkım’ın DJ Serdar Ayyıldız ile birlikte olan çalışması ‘Uunutursun Gönlüm’ teklisinin ilgi görmesiyle ikili yeni bir çalışmaya daha imza attı: ‘Erkeğin Zillisi”

Yeşim Salkım bu yeni şarkısında, DJ Serdar Ayyıldız’ın müzikal deneyimiyle, kendi çizgisinden çıkıp daha eğlenceli ve farklı bir tarz deniyor. “Müzik ile hayata gülümsemeye devam” derken küçük ama önemli ipuçları vererek yeni şarkısıyla herkesi şaşırtmaya hazırlanıyor. Yeşim Salkım ’ın 2016 yazında çıkaracağı maxi single’da da yer alacak olan ‘Erkeğin Zillisi’, insanın içini kıpırdatan hareketli sounduyla 2016 yazının en iddialı çalışmalarından biri olacak.

Yapımcılığını Hakan Eren’in üstlendiği single’da ‘Erkeğin Zillisi’ adlı şarkının söz ve müziği son dönemde yaptığı şarkılarla dikkatleri üzerine çeken Sadettin Dayıoğlu, aranjesi ise kariyerinde pek çok esere imza atmış DJ Serdar Ayyıldız’a ait.

Bahçekatı Stüdyoları’nda kaydedilen parçanın kayıt ve mixi Serkan Ayman, masteringi Burak Sarıkaya’a ait. Sıra dışı kareleriyle kendinden söz ettiren fotoğraf sanatçısı Eren Yiğit tarafından fotoğraflanan single’ın stylingi Hüseyin Vural’a ait. 2016 yazına damgasını vuracak olan ‘Erkeğin Zillisi’nin renkli ve eğlenceli klibi son yıllarda çektiği tüm kliplerle dikkatleri üzerine toplayan genç yönetmen Gökhan Özdemir tarafından çekildi ve yakında tüm müzik kanallarında gösterime girecek.

Caz severler İstanbul ve Ankara’da buluşuyor

XJAZZ Istanbul Poster

Berlin çıkışlı XJAZZ Festivali, daha önce söz verdiği üzere 12-17 Nisan tarihleri arasında Ankara’da ve İstanbul’da gerçekleşiyor!

2015’in Aralık ayında yapılan tanıtım etkinliklerinde ilgiyle karşılanan Festival, 2016 yılındaki ilk versiyonunda her iki şehrin en önemli konser mekanlarını yeni ve çağdaş müzikler ile bir araya getiriyor. Kabak & Lin Records tarafından, Goethe-Institut İstanbul desteğiyle Istanbul’da, Not Under Command tarafından Goethe-Institut Ankara desteğiyle Ankara’da düzenlenen XJAZZ Festival, Berlin ve Türkiye müzik dünyası arasında düzenli olarak gerçekleşecek olan fikir alışverişlerinin başlangıcını temsil ediyor. Bununla birlikte Türkiye, Berlin’de düzenlenecek XJAZZ Festivali için ortak ülke statüsünde ve bu sebeple Mayıs ayındaki Festival’e Türkiye’den 20’nin üzerinde caz sanatçısı sahne alacak.

Her iki şehirden birçok sanatçının hali hazırda yakın ilişki içerisinde olması sebebiyle Istanbul ve Ankara’daki Festivallerin programı içerisinde yer alacak sanatçıların belirlenmesi pek de zor olmadı ve Festival’in henüz ilk yılı olmasına rağmen kuvvetli ve kaliteli bir program ortaya çıktı. Istanbul, Ankara ve ilerleyen yıllarda farklı sürpriz illerin kültür takvimine renk katmayı amaçlayan XJAZZ Festivali, aynı zamanda caz türüne olan ilgiyi kesişen müzik türleri aracılığıyla arttırmayı hedefliyor.

İstanbul’da yaşayan New York’lu müzisyen Allen Hulsey’den “Whiskey&Blues”

allen-hulseyBeatles ve Pink Floyd gibi rock müziğin önde gelen efsane isimlerinin albüm kaydettiği “Abbey Road Studios”da basılan sınırlı sayıdaki albümü “Whiskey & Blues” yayınlandı. Albümün tanıtım konseri 4 Nisan Pazartesi gecesi Babylon Bomonti’de.

İstanbul’da yaşayan Amerikalı müzisyen; bu ilk albümünü sınırlı sayıdaki yeşil LP formatında yayınlandı ve önde gelen plak mağazalarında satışa sunuldu. Allen Hulsey imzalı 10 orijinal bestenin yer aldığı albümün analog yayınlanmasının ardından sanatçı 2016 baharında Avrupa’da bir turneye de çıkıyor olacak.

Allen Hulsey Kimdir?
Allen Hulsey, 8 Şubat 1985 tarihinde ABD, New York, Rochester”de doğdu. Babasının görevi yüzünden 7-11 yaşları arasında çocukluğunu Türkiye’de Ankara ve Konya’da geçirdi. ABD. Boston, Massachusetts’te bir özel okul olan Berklee College of Music okulunda burslu okuyarak müzik eğitimi aldı ve 2012 yılına kadar New York’da müzisyenlik yaptı.

Boston’da, Çocuk Psikolojisi, Çocuklar için Müzik ve Edebiyat, 0-6 Yaş Arası Çocuk Gelişimi dallarında eğitim almış. New York’ta 2006 yılından beri sürdürdüğü özel derslerinin yanı sıra, Kidville, Free To Be Under Three ve Hepburn Music School gibi New York’un en başarılı eğitim programlarında çocuklarla çalıştı.

New York”da yaşarken Berklee’de tanıştığı Emre Atabay’la beraber Muj grubunu kurdu, New York’ta pek çok yerde sahne aldı.

Allen Hulsey, durmayı sevmeyenlerden. Yeninin ve farklının peşinde. İyi de bir aşçı. Bu yüzden “Gourmet Guitar” konseptini hayata geçirmiş. Yemek ve müzik kültürünü bir arada harmanlayarak keyifli ve özgün etkinlikler yapıyor. Müzik ziyafeti ile damak zevkini birleştiren “Gourmet Guitar” etkinlikleri New York’ta başlamış ve Amerikan futbolcularından, hokey oyuncularına; tasarımcılardan film prodüktörlerine; sanatçılardan belgeselcilere; borsacılardan müzisyenlere; avukatlardan çocuk eğitim kurumlarına gitmiş. Allen, her organizasyona özel olarak hazırladığı gurme menülerin ardından tatlıyla birlikte akustik gitar performansını servis ediyor ve gelenlere özel bir konser ziyafeti çekiyor. “İki yaşımdan beri yemek yapıyorum desem abartmış olmam” diyor Hulsey, “çocuklarla ve yemekle aram iyidir!” “Bir dönem New York’ta restoranda çalıştım. Şeflik de dahil akla gelebilecek her işi yaptım diye de ekliyor.

Ünlüler ve yeniler aynı sahnede: “Tolga Akyıldız’la % 100 Açık Sahne”

aciksahne8 Nisan Cuma Günü; müzik sektörünün önde gelen isimlerinden Gazeteci Tolga Akyıldız, garajistanbul’da gerçekleştireceği “%100 Açık Sahne” etkinliğinde 10’uncu kez ünlü isimleri ağırlıyor.

%100 Açık Sahne’de bu kez ‘zamansız kadın’ Ayşegül Aldinç; eskimeyen şarkıların sahibi Yaşar; mor ve ötesi’nden Harun Tekin; Koray Candemir; solo çalışmasıyla maNga’dan Ferman Akgül, Model’in solisti Fatma Turgut; besteleriyle ses getiren Bora Duran; dizi müziklerinin aranan isimlerinden Pera; Sezen Aksu cover’ları ve son albümü büyük ilgi gören Ceylan Ertem; Güvenç Dağüstün; Gece gibi isimler yer alıyor.

Alternatif sahnelerin başarılı isimleri Son Feci Bisiklet, Can Güngör, Cihan Mürtezaoğlu, Keti ve You May Kiss The Bride’ın %100 Açık Sahne’ye özel performansları ise merakla bekleniyor.

%100 Açık Sahne’yi yeni isimlere ve geceye katılımlarıyla onlara görünürlük sağlayan ünlü grup ve müzisyenlere açan Tolga Akyıldız konuklarına yine unutulmaz bir müzik gecesi yaşatacak. ‘Müzik sadece eğlence aracı değildir’ diyen %100 Açık Sahne; müziğin birleştirici gücünü vurgulayacak.

#yüzdeyüzaçıksahne #müzikbirleştirir

Aydın Tansel hayatını kaybetti

56fea214c03c0e2f7ce0da6170’li ve 80’li yılların unutulmayan seslerinden Aydın Tansel, Bodrum’daki evinde geçirdiği kalp kriziyle hayata gözlerini yumdu.

“Günler Aylar”, “Çisil Çisil Yağmur”, “Yeni Bir Gün” gibi şarkıları ile tanınan Tansel, 1978 Türkiye Eurovision elemelerinde de “Hiç Şansım Yok” şarkısı ile yarışmıştı. Altın Orfe’de en iyi 3. ses seçilen ve pek çok festivalde ülkemizi temsil eden müzisyen son olarak 2 yıl önce Ossi Müzik firmasından “Küskünüm” adlı albümünü yayınlamıştı.

Kendi web sitesinde hayatını şöyle yazmıştı:

“Ankara’da bir mayıs çocuğu olarak doğdum. Eğitimci bir ailede yetişmemin verdiği disiplin, müzik yaşamımda en önemli desteğim oldu ama tipik bir ikizler burcu olmamı hiçbir zaman engellemedi. Ankara, Bahçelievler çocukluk ve gençlik yıllarımın şahidi oldu. Ankara Cumhuriyet Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sumeroloji Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar Doğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda aktif görev aldım. Özellikle Kars’ın Ani harabeleri kazılarında yaşadığım deneyimlerin, yaşama, sanata ve müziğe olan yaklaşımımı şekillendirdiğini ve derinleştirdiğini düşünüyorum. Ancak daha sonra, çok değerli bulduğum akademik çalışmanın dışına çıkıp, yaratıcılığımı hayata geçirme fırsatı bulduğum alan olan müziği seçtim. Şarkılar yazmak, onları söylemek istedim…
Çoğu çocuk gibi, bana da mandolin dersleri tattırdı bir enstrümanla bütünleşmenin hazzını. Lise yıllarında, kurduğum trioyla profesyonelliğe geçiş yaptım. Daha sonra İstanbul’a taşındım ve Sezen Cumhur Önal ile ilk plak çalışmalarıma başladım. Çıkardığım ikinci kırkbeşlik, “Genç Kızlar”, Türkiye’de hit oldu…70’lerin başında kendi şarkılarımı yazmaya ve söylemeye başladım. Günler Aylar , Çisil Çisil Yağmur, Neydi Aradığım gibi şarkılarımdan bir çoğu en çok dinlenenler arasında yer aldı. Üç büyük Anadolu Turnesi yaptım…TRT’nin siyah-beyaz yıllarında, ilk canlı program yapan sanatçılardan biriyim… 1976’da Bulgaristan Altın Orfe Ses Yarışması’nda, uluslararası dalda 29 ülke arasında, ’Dünya Ses Üçüncü’sü ünvanını alıp, ülkeme madalya getirdim…1978’de Eurovision Türkiye Elemeleri finalisti oldum…1994 Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması’nda, Jüri Özel Ödülü aldım… Bir sinema filminde, üç fotoromanda ve bir müzikalde oynadım…

Bir süre ticaret hayatını atıldım fakat yine müzik aşkı ağır basınca, ticarete noktayı koyup, yeniden uzun yıllar emek verdiğim müziğe ve sahnelere döndüm. Halen sahne çalışmalarım devam etmektedir…Müzikle beraber motosiklet ve spor en büyük tutkularım. Shotokan Karate Ni-Dan (ikinci kuşak), Siyah Kuşak sahibiyim… Kısa bir evlilik hayatı yaşadım…Bekarım…”

Koray Candemir’den yeni single: “Son”

koraycandemirRock müziğin başarılı solist ve bestecilerinden Koray Candemir yeni teklısı “SON”u yayınladı.

Sahne ve stüdyo çalışmalarına devam eden Koray Candemir, söz ve müziği kendine ait yeni single çalışması “Son” un aranjörlüğünü Okay Aynur ile birlikte yaptı.“SON” 11 Martta dijital müzik platformlarında yerini aldı.

Şarkının video klibini “Başka dilde aşk”, “Atlı Karınca” gibi filmlerden tanıdığımız ünlü senarist ve yönetmen İlksen Başarır çekti. 2 gün süren çekimler stüdyoda ve Belgrad ormanında gerçekleşti. “SON” Koray Candemir’in yakın arkadaşı olan İlksen Başarır’ın ilk video klip çalışması oldu.

Koray Candemir, uzun yıllar solistliğini yaptığı Kargo’yla beraber 1996 yılında çıkan “Yarına Ne Kaldı?” albümünün ardından “Sevmek Zor”, “Yalnızlık Mevsimi” “Sen Bir Meleksin” “Ateş ve Su” “Yıldızların altında” isimli albümleri yaptı. Kargo’dan ayrıldıktan sonra 2010 yılında Serkan Çeliköz’le kurduğu ‘Maskott’ isimli duo-proje grubuyla kayıtları Amerika’da yapılan ‘Tuval’ isimli albümü yayınlandı. 2001 yılında ilk solo albümü ‘Sade’yi çıkaran Koray Candemir, 12 yıl aradan sonra ikinci solo albümü “Yarım Kalan” ‘ı 2013 yılında çıkardı.

Kulp’tan 3. albüm: “Belki Yarın”

photo_1034424729956195Rock grubu Kulp’un 3. stüdyo albümü yayınlandı. Albüm “Belki Yarın” adını taşıyor.

2007 tarihinde kurulan grup kendi adını taşıyan ilk albümlerini 2011 yılında, ikinci albümleri “Para Gani”yi 2013 yılında yayınlamıştı. Kulp, 9 yıllık macerasında İstanbul, Samsun, Kayseri, Ankara, Antalya gibi bir çok şehirde hem özel etkinliklerde hem festivallerde sahne aldı. Repertuarında hem nostaljik hem de güncel rock parçalarına yer veren Kulp’un Şafak Karaman prodüktörlüğünde yayınlanmış albümleri ve klipleri hala TV ekranlarında yer alıyor.  Yalan Dünya dizisinden ilham alarak hazırladıkları şarkıyla tanınan ve dizide de konuk grup olarak yer alan Kulp’un ekibi: Vokalde Çağdaş Turan ve Bestem Yuvarlak, bas gitarda Kerem Olgaç, elektro gitarda Cem Çatık, nefeslilerde Yigit Yazgı ve davulda Alter Guven’den oluşuyor.  Şafak Karaman prodüktörlüğünde hazırlanan albüm, müzikmarketlerde.

Efsane müzisyene yarım asırlık vefa

dogancankuMüzik dünyasının efsane ismi Doğan Canku, müzikteki 50. yılında, dev bir albümle sevenleriyle buluştu. Usta müzisyenle özdeşleşen şarkılar “Doğan Canku ile 50 Yıl” albümünde bu kez yıldız isimler tarafından yorumlandı.

Türk müzik tarihinin unutulmaz grubu Modern Folk Üçlüsü’nün kurucularından, gitar virtüözü Doğan Canku’nun yarım asırlık müzik hayatının bir özeti niteliğindeki albümde birbirinden ünlü isimler yer aldı. Canku’nun yıllardır, kuşaktan kuşağa ulaşan şarkılarını Kenan Doğulu, Fettah Can, Murat Dalkılıç, Emre Altuğ, Gökhan Tepe, Toygar Işıklı, Yalın, maNga ve Yeni Türkü grubunun solisti Derya Köroğlu gibi önemli müzik insanları yeniden yorumladı! Yıldız isimler Canku’ya 50. yılında vefa ve saygı dolu bir hediye sundular.

Geçen Günler, İnsanoğlu, Yaşamak Güzel gibi birbirinden ünlü 10 şarkıdan oluşan “Doğan Canku ile 50 Yıl” albümünde bütün müzikler Doğan Canku imzası taşırken, sözlerde de değerli isimlerin imzaları yer almakta. Albümün en dikkat çeken parçalarından biri ise Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanlarından merhum Bülent Ecevit’in yazmış olduğu “Takalar” şarkısı. Derya Köroğlu’nun seslendirdiği şarkıyla 70’li yılların müzikal ruhu, ritmik bir zenginlik ile günümüze aktarıldı. Yarım asırlık bir müzik serüveninin özeti olan, 10 değerli yorumcunun saygıyla alkış tuttuğu albüm eski ve yeni nesli buluşturuyor. “Doğan Canku ile 50 Yıl” Polat Yağcı prodüktörlüğünde, Poll Production etiketiyle 10 Mart ‘ta müzikseverlerle buluştu.

Can Bonomo’dan 2. şiir kitabı: “Şu Sevdalar Tevatürü”

unnamed-3Alternatif müziğin başarılı ve renkli isimlerinden Can Bonomo, ikinci şiir kitabı “Şu Sevdalar Tevatürü”nü yayınladı.

Türkiye’de en çok satan şiir kitapları arasına giren ilk şiir kitabı ” Delirmek Belirmektir ” ile büyük bir beğeni toplayan ve şiire olan yatkınlığını verdiği demeçlerde belirten başarılı sanatçı, uzun zamandır üzerinde çalıştığı ikinci şiir kitabını okurların beğenisine sunuyor. Şiire olan sevgisini ve şiir yazmanın onun için bir tutku olduğunu her fırsatta dile getiren Bonomo, ömrü boyunca şiir yazacağını belirtiyor.

Can Bonomo şiire ve yepyeni kitabına olan duygularını ; ” Daha kahvaltı bile etmeden 3 mucize gerçekleştirebileceğim ütopik bir dünya düşlüyorum. Bu dünyada yaşayan insanlar beni şairleri olarak kabul ediyorlar. Yaşayan ve yazan tek şairleri. Ütopya çatışmanın tamamen ortadan kalkmasını gerektirir fakat anlatmaya değer her hikaye bir çatışma sonucu ortaya çıkar. Yani mükemmel bir dünyada bile şair olabilmek için önümde iki seçenek oluşuyor. İnsanlara şiiri bıraktığımı açıklamak (ki bu beni emekli bir şair yapar) ya da anlatmaya değer hikayeler bulabilmek için dünyayı kaosa sürüklemek. Her seferinde, hiç düşünmeden dünya yerine şiiri seçiyorum. İçinde şiir olmayan hiç bir şey kusursuz olamaz. Ütopyaların paradoksu da tam olarak bu olmalı. “Şu sevdalar Tevatürü” ile sizi distopyaya, İstanbul’a ve adı konulmamış bir çok başka şehre davet etmek isterim. Bütün dünyayı bir anda yakacak olsanız suç aletiniz ne olurdu? Litrelerce benzin? Milyarlarca dinamit? Şimdi bir de şiiri düşünün… ” şeklinde aktarıyor.

İstanbul City Songs

emreyucelenŞarkıcı,aranjör,söz yazarı ve besteci kimliğiyle tanınan ünlü müzisyen Emre Yücelen, kendi adına kurduğu Yücelen Müzik Yapım etiketiyle yayımladığı proje albümler serisine bir yenisini daha ekledi.

Prodüksiyonunu ve müziklerini üstlendiği “İstanbul City Songs” (İstanbul’un Şarkıları) adını verdiği albüm dijital müzik market Itunes ‘da yayınlanır yayınlanmaz popüler albümler arasına girdi. Emre Yücelen, müzikseverler tarafından beğeni kazanan “İstanbul Gibidir Aşk” adlı son albümünün ardından, bu albümde “İstanbul’un tarihi mekanlarından Kız Kulesi, Sultanahmet Camii, Galata Kulesi, Galata Köprüsü’nü düşünerek enstrümantal müzikler yaptığını” ifade etti.

Rubato’dan “İki” ile iddialı dönüş

rubatoŞimdiye kadar bir çok sanatçının sahnesinde enstrümanlarıyla yer alan Rubato, ilk albümleri “BİR”den sonra iki yıllık bir demlenme sürecinin ardından “İKİ” ile iddialı geliyor.

Solo vokal ve çelloda Özer Arkun, ud, cümbüş, gitar ve vokalde Fatih Ahıskalı, klarnet, bas klarnet, soprano saksafonda Göksun Çavdar ve bas gitarda Eralp Görgün’ün yer aldığı, her geçen yıl dinleyici kitlesini artıran ve sahnede dinleyicileri büyüleyen Rubato, bu albümde kendi bestelerinin yanı sıra Sezen Aksu, Sıla, Burhan Bayar, Şebnem Ferah gibi önemli sanatçıların eserlerine de yer veriyor.

Sıla ‘nın bir de düetinin bulunduğu ve Yıkılmışım Ben’den Yağmurlar’a, Beter’den Efkarlıyım’a sevilen şarkıların yeniden yorumlarının sunulduğu albümde Rubato, arabesk tadı yoğun bir müzik ziyafeti sunuyor.

Repertuvarı hazırlarken, kendilerini çok heyecanlandıran eserler listesinden özenle seçim yapan Rubato, gruba adını verdiği gibi ritmik özgürlüğü de ruhunda taşıyarak duygusal geçişleri büyülü bir ahenkle dinleyiciye ulaştırıyor.

Grubun çıkış şarkısı ise Şebnem Ferah ve Sezen Aksu imzalı “Yağmurlar”. Rubato yorumuyla Yağmurlar’ın klibi Point Hotel’in helikopter pistinde, İstanbul’un etkileyici fonunda çekildi.
Yönetmenliğini Can Fakıoğlu’nun görüntü yönetmenliğini ise Burak Barutçu’nun yaptığı klip, iki versiyon halinde tasarlandı. Klasik televizyon versiyonunun yanı sıra, Türkiye’de henüz çok yeni olan 360 video tekniğinin kullanıldığı, online platformlar için hazırlanan ikinci versiyonun çekimleri de aynı gün Digimind tarafından gerçekleştirildi. Bu versiyonda izleyiciler, mobil cihazları ya da sanal gerçeklik gözlüklerini kullanarak, mekan içinde kamerayı kontrol edebiliyor ve sanki klibin içindeymiş gibi bir deneyim yaşayabiliyor.

Bu Köy Adam’ın ilk ”Aşk”ı

aeMüzik dünyasına merhaba diyen Beste Kırmacı’nın ilk albümü “Bu Köy Adam”, Yavuz Burç Plakçılık etiketiyle müzikmarketlerde ve dijital müzik platformlarında yerini aldı. 7 şarkılık albümde söz ve müziklerin tamamı genç müzisyene ait. Son yıllarda oldukça geniş bir kitleye ulaşmaya başlayan alternatif müziğin yeni seslerinden biri olan Kırmacı’nın farklı sesi ve kendi bestelerinden oluşan şarkıları, uzun soluklu olarak kulaklarımızda kalacağa benziyor.

album_440282_300_300

Beste Kırmacı, ilk albümü hakkında dinleyiciyle şunları paylaşıyor:

17 yıllık müzik birikimimin ilk meyvesi olan ”Bu Köy Adam” adlı ilk albümümle sizlerin karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyorum. Toplam 7 parçadan oluşan, tüm şarkıların söz ve müzikleri bana ait olan, toplam kayıtları 1,5 yılda tamamlanan bu albümde yaşamış olduğum hikâyelerden, Ankara’nın gri havasından beslenen aslında hemen hemen herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, paranoyalarımızı, günlük hayatta dışa vuramadıklarımızı, korkularımızı, acılarımızı, umutlarımızı ve aşklarımızı anlattığım şarkılarımı beğenilerinize sunuyorum.

10 sene önce, bir odada tek başıma çalarak bestelediğim şarkılarımı insanlara ulaştırabilmeyi, insanlara yaşadıklarımı ve hissettiklerimi müziğimle anlatabilmeyi ve her şeyden önemlisi onlarla bir noktada gönül birliğine varabilmeyi hayatta olma amacım olarak görüyorum.
Annemin bana, ben henüz doğmadan koyduğu isim, yıllar içerisinde sadece bir isim olmaktan çıkıp müziği her yönüyle yaşamak, onu bir hayatta kalabilme aracı olarak görmeme neden oldu. Benim için bu derece önemli olan bu serüvende bana eşlik etmeniz, kendinizden bir şeyler bulabilmeniz ve bu serüvenin bir parçası olmanız dileklerimle.

Saygılarımla,
Beste Kırmacı

Büyük Birader’den “Yol” şarkıları

Buyuk Birader 3“Yol” son zamanların en iddialı rock gruplarından biri olan Büyük Birader’in tamamı kendi bestelerinden oluşan ilk albümü. 10 şarkıdan oluşan albüm ONAIR etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Bora Biçer’in akustik düzenlediği şarkılara Ulaş Tercan’ın çello ve bas tecrübesiyle ve Gerçek Dorman’ın davul ve perküsyon setiyle eşlik etmesi, yeni bir tarzın oluşmasını sağlamıştır. Enstrüman zenginliği bakımından eşine az rastlanır bir trio olan Büyük Birader, hem elektrik hem akustik setle farklı bir enerji yakalıyor. Grubun tarzı genel olarak rock tınlasa da içinde yer yer funk, blues ve country tarzlarından da esintiler hissediliyor.

Yol album kapakAdını Goerge Orwell’ın kült romanı 1984’teki herkesi izleyen, totaliter baskıcı sistemi temsil eden bir karakter olan Büyük Birader’den alan grubun şarkılarında sistem eleştirisi, içsel hesaplaşmalar, yalnızlık ve sulandırılmamış aşktan bahsediliyor. Grup, ilk videolarını ise motorsiklet tutkusunu anlatan “İki Teker Bir Ruh” adlı şarkılarına çekti.

Büyük Birader’in “Yol” albüm şarkılarını online dinlemek isteyenler için:

https://itunes.apple.com/tr/album/yol/id1083482364
https://play.spotify.com/artist/17vwyHpHpnn7iJutSa62Ny
http://www.deezer.com/artist/9832864

Lana Del Rey’den Honeymoon’a 3. video: “Freak”

720x405-lanaSon albümü “Honeymoon” ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük başarı yakalayan Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Lana Del Rey, “Honeymoon”dan yayınladığı son videosu ‘Freak’ ile karşınızda

Lana Del Rey  kamera karşısına Father John Misty ile geçti. Müzikseverlere görsel bir şölen sunan videosuyla adından çokça söz ettirecek ‘Freak’, Lana Del Rey’in son albümü “Honeymoon”dan yayınladığı üçüncü video oldu. Sanatçı en son ‘Music To Watch Boys To’ videosuyla müzikseverlerle buluşmuştu.

Sezen’in yeni hediyesi Rümeysa

page_sezen-aksunun-vokalisti-2011de-o-ses-turkiyeye-katilan-irem-dericiyi-hatirlatti_904332365

Türkçe pop müziğe muhteşem sesiyle yepyeni bir soluk katacak Rümeysa’nın müzikseverlerle buluşmasına az kaldı. Hiçbir jüri üyesinin dönmeyerek izleyenleri olduğu kadar Sezen Aksu’yu da şok eden O Ses Türkiye yarışması sayesinde genç yıldız, sanatçının dikkatini çekmiş ve sonrasında Aksu’nun vokalisti olmuştu.

İlk teklisi ‘Yansın İstanbul’, EMI – Universal Müzik Türkiye etiketiyle yayınlanacak sanatçı, uzun süredir Sezen Aksu’nun vokalistliğini yapıyordu. Sezen Aksu’nun davetiyle sanatçının 15 Ocak’taki konserinde 3 şarkı seslendiren Rümeysa, dinleyiciler tarafından hayranlıkla karşılanmış ardından basının ilgisini çekmişti.

Söz – Müzik: Sezen Aksu
Aranjör: Aytuğ Yargıç
Vokal Koçu: Sezen Aksu
Mix: Murat Bulut
Mastering: Çağlar Türkmen
Kayıt: Arzu Alsan

Rümeysa ile ilgili daha fazla bilgi için:
Twitter: http://bit.ly/1LpsYPm
Instagram: http://bit.ly/1QhdJsW

19 Şubat Cuma: “Ah 70’ler Vah 80’ler Neydi o 90’lar?” Türkçe Pop Parti

19SUBATFACEBeyoğlu’nun yepyeni ve konsept mekanı Nostalci by Hakan Küfündür’de geçmişin en keyifli şarkılarıyla süper bir eğlence, barkovizyonda o yılların videoları, filmleri, reklamları ve bol malzemeli bir nostalci gecesi sizi bekliyor! DJ Olcay Tanberken’in setiyle 70’lerden 90’lara uzanan eğlenceli saatlere hazırlanın.

“Sen Gidince”, “Delisin” ve “Bambaşka Biri” ile 70’lere, “Petro’il”, “Ele Güne Karşı” ve “Sarışınım” ile 80’lere dönmek veya “Abone” ile başlayan 90’lar fırtınasından “Yaz Yaz Yaz”, “Şıkıdım”, “Sevdik Sevdalandık” ve daha birçok hit ile dansın dibine vurmak ister misiniz?

O halde bu parti siz “Ah 70’ler, Vah 80’ler, Neydi O 90’lar?” diyenler için!

Ajda Pekkan’dan, Sezen Aksu’ya, Cici Kızlar’dan Beyaz Kelebekler’e, Nilüfer’den Nükhet Duru’ya, Tanju Okan’dan Erol Büyükburç’a, Ayla Dikmen’den, Semiramis Pekkan’a en sevilen eski 45’likler, Oya – Bora’dan Tarkan’a, Sertab Erener’den Kenan Doğulu’ya, Mustafa Sandal’dan, Aşkın Nur Yengi’ye 90’ların en iyilerinden örnekler ve Murat Boz, Hande Yener, Murat Dalkılıç ve Hadise ile 2000’lerin en popüler parçaları. Özetle, dünden bugüne, eskiden yeniye Türkçe pop!

70’li yıllardan günümüzün en popüler parçalarına uzanan geniş bir repertuarla “Ah 70’ler, Vah 80’ler, Neydi O 90’lar”, 19 Şubat Cuma akşamı DJ Olcay Tanberken’in setiyle Beyoğlu NOSTALCİ’de.

(Ücretsiz giriş davetiyesi için dikkatmuzik@gmail.com ‘a AD, SOYAD ve KİŞİ SAYISI iletebilir ya da aşağıdaki form ile bize iletebilirsiniz: http://www.hakankufundur.com/davetiye/ucretsiz-davetiye.asp )

NOSTALCİ Beyoğlu
Adres: Balo Sokak, No: 14 BEYOĞLU / İstanbul
Tarih: 19 Şubat 2016 Cuma,
Saat: 21:00

58. Grammy Ödülleri kimlere gitti?

4653780531_2Bu yıl 58.si düzenlenen müzik dünyasının en önemli gecelerinden Grammy Ödülleri görkemli bir tören ile sahiplerini buldu. İkinci kez ‘Yılın En İyi Albümü’ ödülünü alan Taylor Swift bunu başaran ilk kadın şarkıcı oldu. Bu ödülle birlikte ‘En İyi Pop Vokal Albüm’ ve ‘En İyi Müzik Videosu’ ödüllerini de kazan Swift, geceye damgasını vurdu.

İşte Taylor Swift’in ‘Yılın En İyi Albümü’ ödülünü aldığı o an:

‘En İyi Müzik Filmi’ ödülü de Amy’ye verildi.

‘En İyi Rap Performansı’, ‘En İyi Rap/Sung İş Birliği’, ‘En İyi Rap Şarkı’ ve ‘En İyi Rap Albüm’ ödülleri ise Kendrick Lamar’ın oldu!

Ed Sheeran ise ‘Yılın Şarkısı’ ve ‘En İyi Pop Solo Performans’ ödülünü ‘Thinking Out Loud’ şarkısı ile alarak geceye damgasını vuran isimlerden oldu.

Diğer ödül kazanan isimler:

EN İYİ DANS ŞARKISI
Skrillex and Diplo – “Where Are Ü Now” with Justin Bieber

EN İYİ DANS/ELEKTRONİK ALBÜM
Skrillex and Diplo – Skrillex and Diplo Present Jack Ü

EN İYİ ROCK ALBÜM
Muse – Drones

EN İYİ R&B PERFORMANSI
The Weeknd – Earned It (Fifty Shades Of Grey)

EN İYİ ÇAĞDAŞ URBAN ALBÜMÜ
The Weeknd – Beauty Behind The Madness

EN İYİ COUNTRY SOLO PERFORMANSI VE EN İYİ COUNTRY ALBÜM
Chris Stapleton – Traveller

EN İYİ COUNTRY ŞARKI VE EN İYİ COUNTRY DÜET/GRUP PERFORMANSI
Little Big Town – Girl Crush

Vinyl: Music from the HBO®Original Series – Volume I

90

14 Şubat’ta ilk bölümü yayınlanan VINYL şimdiden adından söz ettiriyor. Dizi, soundtrack albümü ile de uzun bir süre konuşulacağa benziyor.

Uzun zamandır müzikseverler tarafından beklenen; öncüleri Mick Jagger, Martin Scorsese ve Terence Winter olan yeni HBO dizisi “VINYL”, soundtrack albümü ile bizlerle. Kaleo ve Sturgill Simpson’ın muhteşem yeni şarkılarını,David Johansen’in eşsiz parçalarını ve Mott the Hoople ve Otis Redding’in sizi 70’lerin havasına götürecek olan şarkılarını barındıran bu albümle müziğin keyfine varacaksınız.

“VINYL: MUSIC FROM THE HBO® ORIGINAL SERIES – VOLUME 1” adıyla satışa sunulan albümü satın almak için: http://apple.co/1Lpk842
Spotify üzerinden dinlemek için: http://spoti.fi/1o9WtiL

Albümde yer alan şarkılar şöyle:

M_VinylSoundtrackVol1_630_011516
1. Ty Taylor – The World Is Yours
2. David Johansen – Personality Crisis
3. Kaleo – No Good
4. Sturgill Simpson – Sugar Daddy (Theme from Vinyl)
5. Ruth Brown – Mama He Treats Your Daughter Mean
6. Otis Redding – Mr. Pitiful
7. Dee Dee Warwick – Suspicious Minds
8. Mott the Hoople – All The Way From Memphis
9. David Johansen – Stranded In The Jungle
10. Chris Kenner – I Like It Like That
11. Ty Taylor – Cha Cha Twist
12. The Jimmy Castor Bunch – It’s Just Begun
13. Soda Machine – Want Ads
14. The Meters – Hand Clapping Song
15. Soda Machine – Slippin’ Into Darkness
16. Edgar Winter – Frankenstein
17. Nasty Bits – Rotten Apple
18. Foghat – I Just Want To Make Love To

Ayşegül Aldinç’ten “Sek’iz”

aldincBaşarılı yorumculuğu ve farklı tarzı ile Türk pop müziğinde ayrı bir yere sahip olan Ayşegül Aldinç, yepyeni şarkılardan oluşan albümü “Sek’iz” ile 2016 yılına iddialı bir giriş yapıyor.

Yeni albümünün müjdecisi olan “Bir Tek Gördüğüm” isimli single’ını Nisan ayında yayınlayan Ayşegül Aldinç, uzun süredir müzik sektörüne ”iz” bırakacak şarkılardan oluşan albümünün hazırlıkları içindeydi.  Aldinç, 29 Ocak’ta yayınlanan “Sek’iz” isimli albümünde pek çok isimle beraber çalıştı. Kenan Doğulu, Gökhan Türkmen, Göksel, Harun Tekin, Eflatun, Yüksek Sadakat ve Nada gibi birbirinden başarılı ve önemli isim, hem besteleri hem de sesleri ile albüme katkıda bulundu. Albümde bu isimlerin imzasını taşıyan 7 yepyeni şarkı ve Mabel Matiz bestesi “Bir Tek Gördüğüm” ile birlikte toplam 8 şarkı yer alıyor.

“Sek’iz” albümünün isminin, albümde 8 şarkının yer almasının dışında ilginç bir anlamı daha var. 8, Ayşegül Aldinç’in uğurlu sayısı ve hayatındaki önemli olaylar bu rakamdan geçiyor.

 

Aida Nadeem’in “Geçerken”i raflarda

Aida Nadeem - Geçerken_Aida Nadeem’in ikinci albümü “Beyond Destruction” ülkemizde ilk kez “Geçerken” ismi ile Anadolu Müzik etiketinde yayınlanıyor. Bir süredir müzik çalışmalarını ülkemizde devam ettiren müzisyen bu süre içinde birçok projede yer aldı ve dünyaya sesini ülkemizden duyurdu. Albüm başta İngiltere, İspanya ve İskandinavya bölgesi olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde önemli listelerde yer almayı başardı.

Nadeem bu albümünde kendisini en çok etkileyen şarkılardan, sözü ve müziği Birsen Tezer’e ait olan “İstanbul”u Türkçe olarak ve kendine özgü bir düzenleme ile yorumladı. İki şarkı hariç tüm düzenlemelerin kendisine ait olduğu albümde şarkıların müzik yönetmenliğini Özgür Akgül, Joakim Froystein, Niels Ulbrandt, Smadj, Lars Nissen gerçekleştirdi.

Avijaja Lumholt, Bassem Hawar, Burhan Hasdemir, Cem Yıldız, Dodan, Fuat Talay, Göksun Çavdar, Hakan Vreskala, Hasan Savlı, Hasan Gözetlik, Hüseyin Kayaroğlu, Joakim Froystein, Kutsal Sütoğlu, Mehmet Erdem, Orhan Gezer, Özgür Akgül, Saad Thamir, Smadj, Uğur Goregen, Uğurcan Sesler gibi Türkiye’den ve dünyadan değerli müzisyenlerin enstrümanları ile eşlik ettiği albüm İstanbul, Oslo, Kopenhag ve Köln’de kaydedildi.

Kapak fotoğraflarını albümün sanat yönetmenliğini de yapan Kadri Karahan’ın, grafik tasarımını ise Zafer Başaran’ın üstlendiği albümün önsözünü Gülbahar Kültür kaleme aldı.

Aida Nadeem: İstanbul

Aida Nadeem: Turkman Folk
Aida Nadeem: Tribute to Adonis

Şenay Lambaoğlu 29 Ocak’ta İKSV’de

senayŞenay Lambaoğlu, yeni albümü “Başka Türlü Bir Şey”in lansman konseriyle 29 Ocak Cuma günü saat 21.30’da Salon İKSV sahnesinde dinleyiciyle buluşuyor.

Sony Music etiketiyle yayımlanan ve büyük beğeni kazanan üçüncü albüm çalışması “Başka Türlü Bir Şey”de Şenay Lambaoğlu; Farketmeden, Seni Düşünmek, Sensiz Olmaz gibi efsane şarkıları yorumluyor.

Can Yücel’den Nazım Hikmet’e Ömer Hayyam’dan Füruğ Ferruhzad’a dek unutulmaz ozanların eserleri, Salon İKSV sahnesinde Şenay Lambaoğlu’nun güçlü yorumuyla hayat bulacak.

Bir saygı albümü olarak da değerlendirilebilecek “Başka Türlü Birşey” için Şenay Lambaoğlu, “Bugüne dek kimlerden beslendiysem, nelerle çoğaldıysam onlarla yoğrulmuş bir albüm oldu. İyi müziğin peşinden gittik. Şiirlerin anlamına hizmet eden; çok değerli besteci, söz yazarı ve müzisyenlerin üretimleriyle büyüyen, dokuz unutulmaz şarkıdan oluşan bir çalışma bu” diyor.

Albümün prodüktörü ve aranjörü Can Çankaya. Elektro gitarda Volkan Polat, akustik gitar ve banjoda Selim Saraçoğlu, kontrbasta Kağan Yıldız, davulda Berke Özgümüş’ün olduğu albümde; Yolum Yok ve Uçurtma şarkılarında perküsyonda Okay Temiz imzası yer alıyor. Yine Yolum Yok adlı şarkıda kabak kemane Cafer Nazlıbaş ve santurda Amir Humayounfard bulunuyor.

Ayşe Hatun Önal’dan yeni yıla yeni şarkı

seytantuyuHem seslendirdiği hem de yazdığı şarkılar ile Türkiye’nin başarılı kadın şarkıcılarından Ayşe Hatun Önal, 2014’ün sloganı olan “Çak Bi Selam” ve 2015’in en çok çalan şarkılarından Onur ile seslendirdiği “Güm Güm” ile başarısına başarı katmayı sürdürürken yeni albüm çalışmalarına da hız kesmeden devam ediyor.

Ayşe Hatun Önal albüm öncesi yeni yıla, yine yeni bir şarkı ile giriyor.

Sözü ve bestesinde Alper Narman, Onur Özdemir ve Gürsel Çelik ile birlikte imzası bulunan Ayşe Hatun Önal, yine Sony Music etiketli “Şeytan Tüyü” isimli şarkısını heyecanla bekleyen sevenleri ile paylaştı. Aynı zamanda Mart ayında vizyona girecek Şeytan Tüyü filminde de yer alacak olan şarkının video klibinin çekimi, film yapım şirketi Dino Yapım tarafından filmin oyuncuları ile birlikte gerçekleştirildi. Haldun Dormen, Mustafa Üstündağ, Güven Kıraç gibi önemli oyuncuların yer aldığı video klip, film çekimleri sırasında özel kurulan bir sahnede oyuncuların eşlik ettiği bir konser havası verilerek çekildi.

Hayko Cepkin’in çocukluğuna ait şarkılar bu albümde!

haykoDMC etiketiyle çıkardığı ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol.1’ cover albümü, Hayko Cepkin’in çocukluğuna ait unutulmaz şarkıların kendine has düzenlemeleriyle karşınızda!

‘Sakin Olmam Lazım’, ‘Tanışma Bitti’, ‘Sandık’ ve ‘Aşkın Izdırabını…’ albümleri, sahnede anlattığı hikayeler, Türkiye’de daha önce görülmemiş sahne performansları ve her projesi farklı bir konsept barındıran Hayko Cepkin, yepyeni albümü ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol.1’ ile bambaşka bir hikaye anlatıyor.

‘Hayatımın, fikirlerimin ve müziğimin olgunluk dönemine giriyorum’

Hayko Cepkin’in hayatında önemli bir yeri olan şarkıları kendine has yorumladığı ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol.1’ albümü 9 cover şarkıdan oluşuyor. Geçtiğimiz hafta iTunes’da ön satışa açıldığı an itibariyle ‘en çok satan’ listesinde 1. Sıraya oturan ‘Ben İnsan Değil miyim?’ yorumu, albümü bekleyeneler için heyecanı daha da arttırdı. ‘‘Hayatımın, fikirlerimin ve müziğimin olgunluk dönemine giriyorum’ sözleriyle yeni albümünü ifade eden Hayko Cepkin, ilk klibini yine çok merak edilen ‘Aldırma Gönül’ şarkısına çekti.

Ekibinin ve bu şarkı için yazdığı rap sözleriyle Hayki’nin de kendisine eşlik ettiği klip, dış çekim sahneleri ve performans görüntülerinden oluşuyor. İstanbul’un kaosundan kaçan ve can sıkıcı olaylara, durumlara aldırma diyen bir adamın hikayesinin anlatıldığı klibin yönetmeni Göksel Balaban. Eylül Film Stüdyolarında 35 kişilik bir ekiple 16 saatte çekilen klibin görüntü yönetmenliği Alican Akgün’e, yapımı ise Bambu Film Evi’ne ait.

Sanat yönetmenliğini Göksel Balaban’ın, kapak tasarımını Dünya Atay’ın üstlendiği albüm görseli ile de dikkat çeken ve eski şarkıları yeni nesil ile buluşturan ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol.1’ 29 Ocak’ta müzikmarketlerde..

22 Ocak Cuma: “Ah 70’ler, Vah 80’ler, Neydi o 90’lar”

nostalci

70’li yıllardan günümüzün en popüler parçalarına uzanan geniş bir repertuvarla “Ah 70’ler, Vah 80’ler, Neydi O 90’lar”, 22 Ocak’ta DJ Olcay Tanberken’in setiyle Beyoğlu Nostalci’de.

Beyoğlu’nun yepyeni ve konsept mekanı Nostalci by Hakan Küfündür’de geçmişin en keyifli şarkılarıyla süper bir eğlence, barkovizyonda o yılların videoları, filmleri, reklamları ve bol malzemeli bir nostalci gecesi sizi bekliyor..

“Sen Gidince”, “Delisin” ve “Bambaşka Biri” ile 70’lere, “Petro’il”, “Ele Güne Karşı” ve “Sarışınım” ile 80’lere dönmek veya “Abone” ile başlayan 90’lar fırtınasından “Yaz Yaz Yaz”, “Şıkıdım”, “Sevdik Sevdalandık” ve daha birçok hit ile dansın dibine vurmak ister misiniz?  O halde bu parti siz “Ah 70’ler, Vah 80’ler, Neydi O 90’lar?” diyenler için!

Ajda Pekkan’dan, Sezen Aksu’ya, Cici Kızlar’dan Beyaz Kelebekler’e, Nilüfer’den Nükhet Duru’ya, Tanju Okan’dan Erol Büyükburç’a, Ayla Dikmen’den, Semiramis Pekkan’a en sevilen eski 45’likler, Oya – Bora’dan Tarkan’a, Sertab Erener’den Kenan Doğulu’ya, Mustafa Sandal’dan, Aşkın Nur Yengi’ye 90’ların en iyilerinden örnekler ve Murat Boz, Hande Yener, Murat Dalkılıç ve Hadise ile 2000’lerin en popüler parçaları. Özetle, dünden bugüne, eskiden yeniye Türkçe pop!

(Bu etkinliğe DikkatMüzik! ‘in davetlisi olarak giriş yapmak isteyenler Ad, Soyad ve Kişi sayısını dikkatmuzik@gmail.com adresine 22 Ocak’a kadar mail atabilirler. )

Edis’ten Sezen Aksu şarkısı

EDİS VAY FOTOYayınladığı “Benim Ol” ve “Olmamış Mı?” şarkıları ile 2015 yılının en fazla ses getiren isimlerinden biri olan genç şarkıcı Edis, slow bir şarkıyla hayranlarının karşısına cıkıyor.

Konuk oyuncu olarak yer aldığı Şükrü Özyıldız ve Hande Doğandemir’in başrollerini paylaştığı “Her Şey Aşktan” filminde “Vay” adlı şarkıyı seslendiren Edis; “Konuk oyuncu olarak yer aldığım bu filmde Sezen Aksu’nun imzası olan bir parçaya yorum katmak beni heyecanlandırdı ve çok mutlu etti. Ayrıca set ortamını özlemişim, çekimlerde oyunculuk yaptığım günleri de yad ettik.” diyerek duygularını dile getirdi.

Edis’in performansının yanı sıra filmden sahnelerinde kullanıldığı “Vay” şarkısının video klibi yayına girdi.

“Kalben” şarkılara çok az kala..

kalbenSofar İstanbul’daki “Sadece” şarkısının bir anda dört yanımızı sarmasıyla başladı herşey belki de. Öncesinde de seyirci karşısına çıkmışlığı vardı ama sanıyorum bu onun kendi yazıp söylediği tüm şarkılarını ilk kez başkalarıyla paylaştığı bir sahneydi.

Gitarıyla tutkuyla şarkı söyleyen bir kadın..Yazdığı sözler birbirinin tekrarı gibi duran bütün “aynı yaşanmışlıklar”ı anlatan, birbirinin kopyası yüzlerce şarkının sözlerinin arasında sizi darmaduman edecek kadar özgün, güzel ve içten. Evet, sanıyorum Kalben‘i bu kadar bağrımıza basmamızın en büyük açıklaması “içten” oluşu olsa gerek. Müstesna ismiyle adeta özdeşleşen, kalpten, “Kalben” şarkılar. Onlarla buluşmamıza gerçekten çok az kaldı.

Şubat ayında nihayet müzikseverlerin karşısına çıkması beklenen bu ilk albümün taptaze kayıtlarını dinlemek üzere önceki gün Moda’da “Erekli-Tunç Studios”da basın mensupları ve müzik yazarları ile birlikteydik. Kalben’in de katıldığı bu özel dinletide, albümde 15 şarkı olacağını öğrendik. Söz-müzik Kalben imzalı 12 şarkı dışında, 2 akustik  ve 1 de İbrahim Tatlıses’in “Haydi Söyle”sine olan cover versiyon yer alıyor. Düzenlemeler Berkant Ali İncesaraç, mixler ise Tolga Görsev‘e ait.

Menajerliğini üstlenen Engin Akıncı‘nın Kalben’le tanışması ve albüm süreciyle ilgili anlattıklarını keyifle dinlerken bizlere eşlik eden “Kalben” şarkılarının arasında -elbette “Sadece” dışında- “Saçlar”, “Fırtınalar”, “Aramızda”, “Yol” ve Mabel Matiz ile olan düeti “Ömür Geçmez” ilk bakışta dikkat çekenler arasında öne çıkıyor. DMC’den yayınlanacak albümün ilk video klibi Gürcan Keltek tarafından “Saçlar” şarkısına geliyor. Lansman konseri ise 16 Şubat’ta IKSV Salon’da..

Bütün gitarları bizzat Kalben’in çaldığı şarkıların her birinin sizi alıp götüreceği yerler, zamanlar ve mekanlar eminim olacaktır VE elimizden manasız bir şekilde kayıp giden bu değersiz zamanlar çağında sizi bir yerinden yakalayacaktır. Bu dinletide mutlu, heyecanlı ve çocuksu heyecanıyla yanımızda olan ve yüz yüze ilk kez tanışmama rağmen sanki 40 yıllık arkadaşım gibi sarıp sarmalayasımın geldiği “Kalben”e, yeteneğini ve içtenliğini paylaştığı müzik dünyamıza kocaman bir hoşgeldin diyor, albümün yayınlanacağı günü iple çektiğimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Olcay Tanberken (DikkatMüzik)

Sam Smith’e “En İyi Orijinal Şarkı” dalında Golben Globe Ödülü

samsmithGeçtiğimiz hafta gerçekleşen Golden Globe -Altın Küre- Ödül Töreni’nde Sam Smith “En İyi Orijinal Şarkı” dalında kazandığı ödülle geceye damgasını vurdu.

Smith aylar boyunca James Bond için yaptığı şarkı ‘Writing’s On The Wall’un gelecek Spectre filminde duyulması için büyük çaba harcamıştı. Şarkı çıkışının ilk haftasında bir numaraya fırladı. James Bond filmlerinin 52 yıllık tarihinde bir soundtrack ilk defa bir numaraya yerleşmişti.

Sam Smith #1 numaraya yerleşen ilk James Bond film müziği ‘Writing’s On The Wall’ ve İngiltere listelerinden Top 10’de 69 hafta kalan çıkış albümüyle iki Guinness dünya rekoruna da imza atmıştı.

Suadiye “Cesaretim Yok” diyor..

SuadiyeGenç şarkıcı Suadiye, yeni single çalışması “Cesaretim Yok”un başarısıyla olduğu kadar yeni görüntüsüyle de dikkat çekiyor. Şarkısında “Cesaretim Yok” diyen Suadiye, dış görünüşündeki cesur tarzıyla beğeni topluyor.

Ünlü iletişimci Özgür Aras’ın prodüktörlüğünü yaptığı ve konseptini oluşturduğu projede Suadiye hem kulağa hem göze hitap eden duruşuyla dikkat çekiyor. Sözü ve bestesi Şehrazat‘a, düzenlemesi İskender Paydaş‘a ait olan Cesaretim Yok şarkısını yeni singleında seslendiren Suadiye, albümü için Lara Sayılgan‘a poz verdi. Single albümünde şarkının DJ Oğuz Saraç tarafından gerçekleştirilen remix versiyonuna da yer veren Suadiye, pop müzikte kendine sağlam bir yer edinmekte kararlı.

Türkiye’nin çok önemli sanatçılarından ve şan eğitmenlerinden uzun süre ses eğitimi alan Suadiye halen dünyanın en köklü ve kaliteli müzik okullarından olan SAE Technology Collegede ses mühendisliği alanında eğitimini sürdürüyor.

Görkem Durmaz’ın klibine sihirbaz dopingi

_MG_9779Türkvizyon 2015 3.sü Görkem Durmaz’ın Maxi Single’ı ‘Aşkın Tadı’ ‘na Kemal Başbuğ yönetmenliğinde klip çekildi. Klipte ünlü sihirbaz Aref ve 2 Piton Yılanı da rol aldı.

Bu sene 3.sü gerçekleşen, 22 ülkenin katıldığı Türkvizyon Şarkı Yarışması’nda ülkemizi başarıyla temsil ederek 3. olan Görkem Durmaz‘ın ilk maxi single’ı, İyi Müzik etiketiyle yayınlandı. Yarışmada ülkemizi temsil ettiği ‘Hırçın Sular’ isimli sözü ve müziği kendisine ait olan şarkısının yanı sıra, ‘İstanbul Ağlıyor’ ve ‘Aşkın Tadı’ şarkılarıyla birlikte 2 de remix versiyon bu albümünde bulunuyor. Kemal Başbuğ yönetmenliğinde 20 satte çekilen klipte izleyenler, Görkem Durmaz’ın performansının yanında Sihirbaz Aref‘in şovlarına şahit olacak. Bu mini albümün müzik direktörlüğü Suat Aydoğan , remixleri ise Tarık İster imzası taşıyor.