Başarılı rock grubu Mor ve Ötesi, 7. stüdyo albümlerini piyasaya sürdü. Rakun & DMC ortaklığı ile müzikmarketlere çıkan albümün prodüktörlüğünü Serdar Ateşer yaparken çıkış parçası ”Oyunbozan’‘ın video klibi Murat Onbul yönetmenliğinde çekildi. Albümde “Boş Bir Dünya”, “Denize Doğru” ve “Son Sabah” gibi şarkılar dikkat çekiyor. Grubun Coldplay şarkılarını aratmayan bir sounda sahip olan bir önceki albümlerine bayılan biri olarak bu albümü de seveceklerini düşünüyorum.
Yazar: Editör
“Şşt Bak Bi” kliplendi!
Müzisyen Can Tosun, bu yıl içinde yayınladığı “20:12” albümünün şarkısı “Şşt Bak Bi’”ye klip çekti. Aranjör ve besteci kimliğiyle birçok çalışmada imzası bulunan Tosun’un Emre Mintaz yapımcılığındaki yeni videosunun yönetmenliğini Necmettin Çiftçioğlu, görüntü yönetmenliğini ise Deniz Pişkin üstlendi. 20 kişilik ekiple çalışılan klibin kurgu ve montajında ise Sinan Taşdemir imzası var.
Albümde, elektronik düzenlemesi ile dikkat çeken şarkının 4 ayrı versiyonu bulunuyor.
Mabel Matiz’den “Yaşım Çocuk” albüm lansmanı
Mabel Matiz, yeni albümü “Yaşım Çocuk”un lansman konseriyle Salon İKSV’de! 22 Aralık Cumartesi gecesi gerçekleşecek konserde yeni albümünden şarkılarının yanısıra ilk albümünden de şarkılar söyleyecek olan Mabel Matiz konseri için biletler Biletix‘te!
http://www.biletix.com/etkinlik/NQS9A/DIGER/tr
Genç müzisyenin kendi adını taşıyan ilk albümü geçen yıl yayınlanmış ve özellikle “Arafta”, “Filler ve Çimen”, “Söylese O Ben Söyleyemem” ve “Mori’nin Meyhanesi” gibi şarkıları ile müzikseverlerin dikkatini çekmişti. Prodüktörlüğünü ve bütün aranjmanlarını Alper Gemici ve Mabel Matiz‘in birlikte üstlendiği albümAlper Erinç Müzik Prodüksiyon stüdyosunda kaydedilirken, 2 şiir dışında (“Peruk Gibi Hüzünlü” Yalçın Tosun /“Zaman” Birhan Keskin) bütün söz ve müzikler Mabel Matiz’e aitti.
“Yaşım Çocuk” albümü ile ilgili önceki yazımızı okumak için >>
Eurovision: “Şimdi Ne Olacak?”
Geçtiğimiz Cuma akşamı TRT’nin yaptığı açıklama ile Eurovision Şarkı Yarışması’na bu yıl katılmama kararı aldığını öğrendik. 1956’dan beri gerçekleşen ve sadece birkaç ülke hariç neredeyse tüm Avrupa’nın düzenli olarak her yıl katıldığı bu yarışmaya Türkiye 1975’ten beri katıldı, sonunculuklar ve sıfır puanlar da aldı ama yıllar sonra Sertab Erener ile makus talihini de yendi ve 2.ci, 3.cü ve 4.cülik gibi başarılı sonuçlarla yarışma tarihinde iyi sonuçlarla yer aldı. Her ne kadar müziğin yarıştırılması fikri bana da saçma geliyorsa bile aynı gece tüm Avrupa ile ortak bir heyecanı yaşamak ve yarışmada ülkemizin de orada temsil ediliyor olması son derece güzel bir olay. Bu heyecanı TRT’nin elimizden almasına gerçekten anlam veremiyorum, üstelik bize haksızlık yapılıyor diye öne sürdüğü bahaneler de komik kalıyor, çünkü TRT bazı ülkeler hep birbirine oy veriyor derken bizim de Almanya, Fransa ve Belçika gibi gurbetçilerimizin yoğun yaşadığı ülkelerden 10’ları 12’leri -hangi şarkı gönderirsek gönderelim- topladığımızı, Azerbaycan ve Bosna-Hersek gibi “kardeş” ülkelerle de oy paslaşması yaptığımızı unutmuş olmalılar. Evet, sistem eleştirilebilir, oylama sisteminin değişmesi yönünde EBU’ya tartışma önerisi getirebilir ama herhalde en son diyeceği şey “bize haksızlık yapılıyor” olmalıydı. Ayrıca kimi çevrelerin dile getirdiği “bu yarışmanın bize hiçbir faydası yok” açıklamasını da son derece yanlış buluyorum zira Eurovision 2004 yılında ülkemizde düzenlendiğinde 1 hafta boyunca tüm Avrupa basınının gözü üzerimizdeydi ve hem yarışma postkartları ile hem de mükemmel organizasyon ülkemizin ne kadar iyi tanıtıldığını hatırlatmak isterim.
TRT’nin çekilme kararı açıklamasında 2 de büyük hata var. Yarışmaya sponsor olan 5 büyük ülkenin (Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya) aldığı sonuçlar ne olursa olsun ertesi sene finalde yarışabiliyor olması yeni değil, neresinden baksanız 13 yıldır uygulanan bir yöntem. 1999’da alınan bir kararla uygulamaya konuluyor ve 2011’de de aralarına İtalya katılıyor. Diğer dezenformasyon ise %100 televote’dan vazgeçilerek %50 jüri-%50 televote oylamasının 2011’de başlaması konusunda verildi. Bu sistem de 2009’dan beri uygulanıyor olup bu oylama ile kazandığımız 2.cilik ve 4.cülüğümüz var, yani aslında “şikayet ettiğimiz” bu sistemle kazandığımız bir başarı. Keşke TRT, çekilme kararını açıklama yoluna giderken kamuoyunu da yanıltmamış bilgiler verseydi diyorum. TRT’den daha mı iyi bileceksin diyenler biraz internet araştırması yaparlar ise bu bilgilere kolaylıkla erişebilir..
Peki şimdi ne olacak? Eurovision’dan çekilmemiz, yüzümüzü bir kez daha batı yerine doğuya çevirdiğimiz şeklinde algılanıyor mu? Elbette, evet. Zaten kararı destekleyen birkaç köşe yazarının yarışmayı “baldırı çıplakların şovu” diye aşağılaması da zihniyetin bu yönde olduğunu ne yazık ki destekler nitelikte. Öte yandan TRT’nin yarışmadan aslında hangi nedenle çekildiği ise hala muammasını koruyor ve bunu açıkça ifade etmekten çekiniyor. Kimi iddialara göre 2 yıl önce TRT Genel müdür yardımcısının EBU yönetim kurulundaki görevine son veren EBU’ya TRT’nin kızdığı ve çekilme kararını da geçen yıl aldığı ancak yarışma Azerbaycan’da olacağı için son kez oraya katılındığı şeklinde.
TRT önümüzdeki günlerde EBU ile masaya oturacak ve kararını birlikte gözden geçirecekler. Sistemde ne gibi değişiklikler olabilir, ya da EBU TRT’nin bu endişeleri yönünde nasıl adımlar atar bilinmez, ancak EBU’nun Türkiye gibi nüfusu büyük ve genç olan bir ülkenin böyle bir yarışmadan çekilmesini şaşkınlıkla karşıladığına ve bir orta yol bulmak için masaya oturacağına eminim. Yalnız TRT’ye de 7. büyük ülke olmak için teklif götürmesi ve TRT’nin de bu teklifi kabul etmesi uzak bir ihtimal, çünkü böyle olunca TRT de -şikayet ettiği- diğer haksızlık yapan ülkelerden biri durumuna düşecektir. Ancak böyle bir toplantının yarışmanın geleceği açısından faydalı olacağı su götürmez bir gerçek.
Sonuç olarak bu yıl Eurovision’da Türkiye yarışmayacak. Finali yayınlayıp yayınlamayacağından bile şüphelenebiliriz ne yazık ki, ancak 2014’te yeniden yarışmada yerimizi almamız uluslararası arenada boy göstermekten çekinmediğimizi kanıtlamamız ve müzik sektörümüze getirdiği hareketlilik açısından bence çok önemli.
Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)
(İlave Not: Eğer bu yıl da katılmaya karar verseydik, İbrahim Şahin’in TRT Vizyon dergisindeki açıklamalarına göre “Avrupa kökenli modern bir Türk sanatçı” görevlendirilecekti. Bu da akıllara bu ismin büyük ihtimalle Atiye ya da Aynur Aydın gibi bir ismin olabileceğini getiriyor..)
**
Basında Eurovision:
Eurovision’dan çekilmemizin gerçek sebebi ne? >>
Sistem bize çalışırken iyiydi, şimdi kötü oldu >>
‘Eurovision süreci Türkiye’de fazla abartılıyor’ >>
Eurovision Meclis gündeminde >>
“Eurovision kararından memnunum!” >>
“TRT yanlış yaptı, Eurovision’a gitmeliydik” >>
“Giderken kahraman dönerken vatan haini…” >>
“Eurovision tamam, sırada güzellik yarışmaları var” >>
Ferman Akgül: “Eurovision’u ne yüceltelim ne de dalga geçelim” >>
Beyoğlu’nda “Eurovision” protestosu >>
Eurovision’a bugün gitsem birinci olurdum >>
Eurovision saçmalığına devam >>
Eurovision’a ben gideyim kulisleri >>
Pis’ton’dan zıpkın gibi bir albüm: “Tamperaman”
Mithat Can Özer, Can Şengün, Murat Ejder ve Arıkan Sırakaya‘dan kurulu Pis’ton grubu ilk albümleri “Tamperaman”ı Poll Production etiketiyle müzikmarketlere sundu. Daha önce birçok isimle çalışan ve “armut dibine düşer” deyiminin tam karşılığı sayılan Mithat Can Özer’in, her biri ayrı yetenekli 3 müzisyen arkadaşı ile biraraya gelip bu projeyi ortaya çıkarmaları müzik dünyamız için gerçekten önemli, zira albümlerindeki sound kalitesi ve şarkıların güzelliği Türkçe rock müzik tarihi içinde de yerini kolaylıkla alabilecek türden. Lansman gecesi Levent Vitrin Club’da yapılan albümün hazırlık aşamasında Özer’in annesi Sezen Aksu‘dan özellikle yardım almadığını ve ona şarkıları kayıtlar bittiğinde dinlettiğini duydum. Zaten albümde de yalnızca 1 Sezen şarkısı yer alıyor. Annesi de onun bu profesyonelliğine saygı duymuş ve albümü dinler dinlemez de oğluyla bir kez daha gurur duymuş. Lansman gecesi müzik ve medya dünyasının pek çok ünlüsünü biraraya da getirdi, Nükhet Duru, Müjde Ar, Yalın, Göksel, Fuat Güner, Engin Altan Düzyatan, Özge Özpirinççi, Saba Tümer, Ozan Doğulu, Pamela Spence, Dilara Endican, Onur Mete, Zeynep Talu, Soner Olgun, Barbaros, Volga Tamöz, Berkay, Levent Dörtler ve Tan konseri izleyen isimler arasındaydı.
Bu arada Pis’ton grubunun albümünü kısa bir süre öncesine kadar başka bir şirketten çıkarmaya hazırlandığını ancak son anda çıkan bir pürüz yüzünden Poll Production ile anlaştığını öğrendim. Bu yılın en çok satan albüm ünvanını alan Orhan Gencebay başta olmak üzere Nükhet Duru ve Hande Yener gibi isimlerin de albümlerini yayınlayan şirketin bu genç gruba ve yaptıkları müziğe inanması oldukça sevindirici.
Yeniden albüme dönersek, düzenlemeleri Pis’ton tarafından yapılan albümde şarkıların çoğunluğu Mithat Can Özer’in olmak üzere Sezen Aksu, Turan Sarıbay, Özgen Akçetin gibi isimlerin de imzası yer alıyor. Albümün ilk video klibi Onur Ercoşkun yönetmenliğinde Turan Sarıbay‘ın sözlerini yazdığı ve Özgen Akçetin‘le birlikte bestelediği “Azad Et”e çekildi.
DikkatMüzik! olarak albümde ilk dinleyişten itibaren kendini sevdiren “Azad Et”, “Adanalı”, “Su Yolunu Bulur” ve “Bu Yüzden” şarkılarının dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Pis’ton grubuna hoşgeldiniz diyor ve grubun önümüzdeki süreçte müzik dünyamızda önemli bir yeri olacağını umuyoruz.
http://turkcellmuzik.com/#!/arama/–/ara/pis.ton/sarkilar
Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)
Kamil Sönmez hayata gözlerini yumdu
Türk halk müziğimizin önemli seslerinden Kamil Sönmez, hayatını kaybetti. Geçirdiği beyin kanaması sonrası tedavi gördüğü Başkent Üniversitesi İstanbul Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde vefat eden sanatçı Kamil Sönmez’in ölümüyle ilgili açıklama yapıldı:
Hastane Başhekimi Kürşat Toker “hepinizin bildiği gibi Kamil Sönmez beyi dün gece 02. 35 dolaylarında kaybettik. 2 Aralık günü acil servisimize gelmişti. Çekilen tomografide beyin kanaması saptanmıştı. Cerrahi müdahale yapıldı ancak geçen sürede durumunda bir düzelme kaydedilmedi. 18 Aralık günü beyin ölümü gerçekleşti. Dün de 02.35 sıralarında Sayın Kamil Sönmez’i kaybettik. Kendisi şeker hastalığına bağlı olarak kronik böbrek hastalığı nedeniyle hastanemizde 2010 dan beri haftada üç gün diyalize giriyordu” diye konuştu.
KAMİL SÖNMEZ KİMDİR?
1947 yılında Perşembe-Ordu’da doğdu. Özellikle Karadeniz müziğinden türküler seslendiren Türk halk müziği sanatçısı, sinema ve tiyatro oyuncusudur.
İlköğretimini Giresun’da tamamladıktan sonra, Ankara Devlet Konservatuarı Opera-Şan bölümüne girdi. 1967-1969 yılları arasında askerlik görevini yapan Sönmez, askerlik sonrası Avni Dilligil Tiyatrosu’nda profesyonel tiyatro oyunculuğuna başladı. Sırasıyla Ankara Sahnesi ve Ankara Kardeş Oyuncular Tiyatrosu’nda çalışmalarını sürdürdü.
Tiyatro’da oyunculuğunu sürdürürken Zülfü Livaneli’nin yapımcılığında ilk plağı olan “İnce Memed – Hekimoğlu” ile şarkıcılığa başladı. Sonra halk türküleri sınavını kazanarak radyoya girdi. Karadeniz türkülerinin en önemli sanatçılarından biri oldu. Bu sırada sinema filmlerinde de rol aldı.
Kamil Sönmez, 1993 yılından beri Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Türk Halk Müziği korosunda solisttir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.
Yılın en iyi şarkıcısı Adele
“Bilboard” müzik dergisi, 2012’nin en iyilerini açıkladı. Dergiye göre yılın en iyi sanatçısı, 24 yaşındaki Adele oldu. Listede Adele’i Rihanna ve Taylord Swift izledi.
6 Grammy ödüllü İngiliz şarkıcı Adele, “21” adlı ikinci albümü ile en iyi albüm ve en iyi kadın sanatçı ödüllerine de layık görüldü. En İyi Albüm sıralamasında Michael Buble’ın “Christmas”ı ikinci sırada, Drake’in “Take Care” albümü ise üçüncü sırada yer aldı.
Yılın en iyi üç şarkısı ise, Gotye’nin “Somebody That I Used to Know”, Carly Rae’nin “Jepsen’s Call Me Maybe” and Fun’ın “We Are Young” şarkıları olarak sıralandı.
One Direction grubu, En İyi Çıkış Yapan Sanatçı Ödülü’nü kazandı.
Yılın En İyi Erkek Sanatçısı Ödülü’nü kazanan Drake, En İyi Hip Hop Şarkısı ve En İyi Hip Hop Albümlerini de kucakladı.
En İyi Rock Grubu Ödülleri, sırasıyla the Black Keys, Foo Fighters ve Linkin Park’a, En İyi Rock Albümü Ödülleri ise, Mumford & Sons’un “Babel”, the Black Keys’in “El Camino” ve Nickelback’in “Here and Now” adlı albümlerine verildi.
Yılın En İyi Latin Sanatçısı Ödülü de, Don Omar’a gitti.
Ertuğ Ergin’i kaybettik..
Müzik dünyası bugün bir acı kayıpla daha sarsıldı. 2 yıldır kanser tedavisi gören müzisyen Ertuğ Ergin bugün hayata gözlerini yumdu. Küçük yaştan beri müzikle ilgilenen ve İTÜ Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü mezunu olan Ergin, 1970 Adapazarı doğumlu idi.
Sahne performanslarında Candan Erçetin, Sibel Tüzün ve Harun Kolçak gibi isimlere vokal yapan ve yan flüt çalan Ergin, Aşkın Nur Yengi, Emre Altuğ, Ufuk Çakır, Hande Yener ve Zeynep Casalini’ye verdiği besteleri ile tanınıyordu. Sanatçı ayrıca 2005 ve 2008 yıllarında 2 de albüm (“Hayatım” ve “A1”) yapmıştı.
Aşkın Nur Yengi’nin “Yalancı Bahar” şarkısının sözleri, Ufuk Çakır’ın “Kızıl Öfke”, Emre Altuğ’un “Gözünaydın Yar” ve en büyük hitlerinden Hande Yener’in “Kim Bilebilir Aşkı?” ve “Yola Devam” şarkıları Ertuğ Ergin imzalıydı.
Müzisyenin cenazesi, yarın Karamürsel Kayacak Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından toprağa verilecek.
Sibel Gürsoy & Kutlu Özmakinacı işbirliği
Yüksek Sadakat’ten tanıdığımız Kutlu Özmakinacı, Sibel Gürsoy ile “Skeç” adında yeni bir grup kurdu. 1999 yılında ilk albümü olan “Gündüz Gece”yi yayınlayarak pop müzik tarihimizde kadın solist olarak önemli bir saygınlık kazanan Sibel Gürsoy, bu yılın başlarında “Yol” adında bir caz albümü yayınlamıştı. Bu kez Özmakinacı ile ortak bir çalışma içinde olan ve Skeç adını verdikleri bir grup kuran Gürsoy, yeni şarkıları ile yeniden popüler müzik dünyasında yerini aldı.
İkilinin Sony Music etiketli ilk albümü ”Okyanus” adını taşırken albümde yer alan şarkıların söz ve müzikleri Kutlu Özmakinacı’ya ait. Okyanus’un çıkış parçası ise “‘Heves”. Bunun dışında albüme de adını veren şarkı “Okyanus”, Türk müziği ile trip hop’ın buluştuğu “Müruruzaman”, oldschool ve rock’n roll şarkılar “Yer Demir Gök Bakir” ve “Git”, bir oda orkestrasının eşliğinde aşk ve hayatın ayrılmaz birlikteliğini sorgulayan “Tik Tak”, Kerem Türkaydın’in akustik gitar solosuyla taçlanan dingin “Uzaktaki Yakın”, her ayrılığın acılı olmak zorunda olmadığını duyumsatan “Kış Bahçesi” ve güçlü enerjisiyle “Korkma” albümün diğer şarkıları.
http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Okyanus-268792
Sibel Gürsoy “Yol” albüm haberi >>
https://dikkatmuzik.com/2012/02/02/sibel-gursoydan-yeni-album/
“Bir Zamanlar Seksenler” piyasada!
2012 yılının son günlerinde Ossi Müzik, yeni bir 45’lik albümü daha yayınladı. Yılbaşı için sevdiklerinize iyi bir hediye olacak “Seksenler” albümünde bir zamanlar dillerden düşmeyen şarkılar yer alıyor.
Bugünlerde herkes TV dizilerinde çalan 45’lik plakları konuşuyor. Her yerde bu şarkıları çalıyor, dillerde Ümit Besen, Seyyal Taner, Yeşim, Saadet Sun, Banu, Funda şarkıları dolaşıyor. Türkiye’de bu işlerin piri sayılan Hakan Eren TV dizilerinde çalınan şarkılardan işte bu albümü oluşturdu.
O günler çoktan mazi oldu. Seksenlerden geriye artık bir tek şarkılar kaldı… Bu albümde işte o şarkılar var. Bugün artık sadece televizyon dizilerinde kulağımıza çalınan, her duyduğumuzda bize o günleri yeniden yaşatan şarkılar. Aşkın da heyecanın da, mutluluğun da hüznün de, dostluğun da küslüğün de kalpten, içten ve samimi yaşandığı günleri kalpten, içten ve samimi şarkıları…
Issız Adam filmine müzikal danışmanlık da yapan Hakan Eren’in özenli ve titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı arşivlik albümde Ümit Besen, Seyyal Taner, Nil Burak, Yeşim, Banu, Funda, Ersan Erdura, Ercan Turgut, Ayla Algan, Attila Atasoy, Saadet Sun, Salim Dündar, Semiha Yankı, Cumhur, ve Meral-Zuhal gibi birbirinden değerli sanatçıların şarkıları yer alıyor. Yeni yıla girerken, sevdiklerinizle paylaşmak isteyeceğiniz, özel, çok özel, adeta kişisel bir hediye. Yavuz Hakan Tok’un albüm kartonetinde vurguladığı gibi “ Buyurun SEKSENLERE! ”
Begüm Tarako: “Aklımın Oyunları”
Şehir müziğinin yeni ismi Begüm Tarako ilk albümü “Aklımın Oyunları” ile müzikseverleri selamlıyor. Begüm Tarako’nun prodüktörlüğünü de kendisinin üstlendiği “Aklımın Oyunları”’ adlı albümü, 10 yıllık sürecin biriktirdikleriyle bestelenmiş biri enstrümantal olmak üzere 8 parçalardan oluşuyor.
Söz ve müziklerin tümünün kendisine ait olduğu bu albümde Begüm, sadece bir parçanın müziğini Tolga Özoğlu ile birlike hazırlamış. Bu albüm elektronik, rock, akustik, pop unsurlarını içeren karma bir çalışma. Albümün kayıtları, mix ve masteringi Mert Aksuna tarafından AVA’da yapıldı. Vokal kayıtlarını Murat Cum Stüdyo FM’de gerçekleştirdi.
Begüm Tarako; Berkant Çelen, Özgehan Özturan, Mert Aksuna, Taner Karakaya, Kadir Keskin, Tolga Özoğlu, Serkan Türküm, Emre Cincinoğlu, Ayhan Mutlu, Barış Güvenenler ve Burak Ayrancı gibi müzisyenlerin eşlik ettiği albümünü şöyle anlatıyor:
“Bazı şarkılar yaşamın içinde ayağımıza takılan çelmelere karşı takınılmış öznel bir tavrı, hepimizin hayatında var olan mantıkla kalp arasındaki zor seçimleri, bir kişinin kendi dünyası içindeki yerini kaybetmesini, kendini ve bir aşkı aramasını, hiç yaşanmak istenmeyen bir doğum günü’nün hissettirdiklerini anlatıyor.
Bazıları ise bir girdabın, aşkın sularının içinde kalmış, kişileştirilmiş bir su damlasının hikâyesini, hayatta başımızdan geçen badirelerin ardından hepimizin çevresine sardığı şeffaf duvarı bir Koza’yı ve oradan çıkma isteğini tarif ediyor.
Mesela Beyaz Kelebek, babam için bestelediğim bir parça, tüm albüm gibi bu şarkıda kendisine ithaf.
Bir de enstrümantal parçamız var. Tüm albümün hikayesinin ardından, en sevdiğim yaylı enstrüman olan Çello’nun cümleleriyle bir nefes alıyor, es veriyoruz. Aslında tüm şarkılarım da gerçekten içine düştüğüm süreçleri içtenlikle anlatmaya çalıştım umarım başarabilmişimdir.
Bu arada dinleyecek tüm müzik sever dostlarımın, albümün genel yapısında yoğun bir müzikal altyapıyla karşılaşacak olmalarının nedeni, albümün genel yapısı itibariyle, eleştirel, biraz isyankâr ve biraz da üzgün tavrının altını doldurmak amaçlı, Özel olarak seçilmiş bir anlatım yolu olması. Devranların döndüğü son noktaya gelene kadar yaşanılan tüm kargaşaları seslere dökmek gibi…”
Bu çalışmasında, özellikle sahne performanslarında birlikte olacağı grup arkadaşlarıyla çalışmayı seçen Begüm Tarako albümün genelinde hissedilebilecek ensemble duygusunu da buna bağlıyor.
http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Aklimin_Oyunlari-270399
Majesteleri dansa davet ediyor!
Müzik dünyamıza yeni katılan Majeste, kendi adını taşıyan ilk albümünü 21 Aralık’ta Pasaj Müzik etiketiyle yayınlamaya hazırlanıyor. Müziğini ‘Alternatif Pop’ olarak tanımlayan ve tekdüzeliğin içinde farklı bir soluk olmaya aday grup 2007 yılında Kerem Ozan Şahin ve Alper Gemici tarafından kuruldu. Yapım aşaması 1 yıl süren, tüm şarkı sözleri Ozan’a, beste ve düzenlemeleri Ozan ve Alper’e ait ilk albümlerinin prodüktörlüğünü de kendileri üstlendiler.
Majeste’nin altyapı ve düzenlemeleri ile farklı bir üslubu benimseyen soundunun en önemli özelliği, R&B ve HipHop alt yapılarını kullanıp ritm anlayışını ön planda tutarak, gitar, oryantal perküsyon ve yaylıları uyum içinde kullanmaları. Kayıt ve mixleri Deneyevi, İskender Paydaş ve Hit Fabrikası’nda tamamlanan albümün masteringi ise Çağlar Türkmen’e ait.
Albümün çıkış şarkısı “Hadi Sil Baştan” olurken, şarkının video klibi Emir Khalilzadeh yönetmenliğinde çekildi. Post prodüksiyonu Baran Sabuncuoğlu tarafından yapılan klipte light graffiti tekniği kullanıldı.
Majeste
Ozan, solist olarak İstanbul’da çeşitli gruplarla sahne aldıktan sonra 2006 yılında İTÜ Miam’da ses mühendisliği bölümüne başladı. Jazz, rock, klasik ve pop gibi çok çeşitli tarzda projelerde ses mühendisi olarak çalıştı.
Alper ise müzik yaşamına 18 yaşında, Majeste’nin davulcusu Cengiz Tural ile kurduğu grupta gitar çalarak başlayıp, ses mühendisi, müzisyen ve aranjör olarak Göksel, Nil Karaibrahimgil, Yalın, Teoman, Candan Erçetin, Kurban, Athena ve Keremcem gibi sanatçıların albümlerinin stüdyo süreçlerinde yer alarak devam etti.
Ortak arkadaşları tarafından 2007’de müzik yapmak için tanıştırılan Ozan ve Alper, ilk günden başlayarak yüksek bir sinerjiyle verimli bir üretim sürecine girdiler. Çok çalışıp, kafa patlattılar. Sonuçta ulaştıkları müziğin şekillenmesinde prodüksiyonlarında yer aldıkları başarılı pop ve rock albümlerinden edindikleri tecrübelerin de büyük payı oldu.
Türkiye Eurovision’da yarışmayacak!
Türkiye, 2013 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmayacak.
TRT’den yapılan yazılı açıklamada, EBU’nun ”ayrıcalıklı” üyeleri Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya’nın son yıllarda elde ettiği ”başarısız sonuçlar” dolayısıyla geçen yıl yarışma için izleyici oylarının etkisinin yüzde 50’ye indirildiği, bu ülkelerin yarı final elemelerine katılmadan doğrudan finalde yarıştıkları belirtilerek, bunun haksızlık yarattığı ifade edildi.
Açıklamada şu bilgilere yer verildi:
”Kurumumuz, üyesi bulunduğu EBU’nun (Avrupa Yayın Birliği) Eurovision Şarkı Yarışması’na 1975 yılında ilk kez katılmış ve bugüne kadar toplam 34 yarışmada yer almıştır. Ancak 1976, 1977, 1979 ve 1994 yıllarında ise çeşitli sebeplerle yarışmaya katılmama kararı almıştır.
Şarkı yarışması dönemi içerisinde ilk defa 1997 yılında Şebnem Paker’in yorumladığı ‘Dinle’ adlı eserle alınan 3’üncülükle Türk kamuoyunun bu yarışmaya ilgisi artmış ve hep üst dereceler beklenir olmuştur. 2003 yılında Letonya/Riga’da Sertab Erener’in yorumladığı ‘Everyway That I Can’ isimli eserin birinci olması, Türk kamuoyunun tüm dikkatlerini üzerine çekmiştir.
TRT son 10 yıl içerisinde; bir birincilik (2003), üç dördüncülük (2004, 2007, 2009), iki yedincilik (2008, 2012), bir ikincilikle (2010) tarihi bir başarıya imza atmıştır.”
e-oylama sistemindeki değişiklik
Açıklamada, 2000’li yıllarda Türkiye’yi temsil eden yarışmacıların başarısında, oylama sisteminin değiştirilmesinin, e-izleyici oylamasının (televoting) etkisinin büyük olduğunun değerlendirildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
”Nitekim izleyici oylamasına geçilen 2003-2010 arasında yıllarda sanatçılarımızın elde ettiği başarılar daha yüksektir. 2011 yılından itibaren izleyici oylarının etkisi yüzde 50’ye indirilmiştir (yüzde 50 izleyici, yüzde 50 jüri.) Bu kararın alınmasında EBU’nun ayrıcalıklı üyesi 5 ülkenin (Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya) son yıllarda elde ettiği başarısız sonuçların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim ayrıcalıklı bu 5 ülke yarı final elemelerine katılmadan doğrudan finalde yarışmaktadır.
Bu durumun haksızlığını her fırsatta belirttik. 2013 yılında İsveç/Malmö şehrinde yapılacak 58. Eurovision Şarkı Yarışması için bir ön hazırlık çalışması yapılmış ve bunun için 2 Kasım 2012 tarihinde müzik sektörünün ve medyanın yer aldığı, geçmişteki yarışmalara katılarak belirli derece almış sanatçı, besteci, aranjör vb. kişilerden oluşan Eurovision Şarkı Yarışması 2. Özel Danışma Kurulu İstanbul Radyosu’nda toplamış ve katılımcıların Eurovision Şarkı Yarışması’na hangi yöntemle eser seçerse daha iyi bir sonuç elde edeceği konusunda görüşlerine başvurulmuştur.
Bu yıl İsveç/Malmö’de yapılacak olan 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na ekonomik nedenlerle bazı ülkelerin katılamayacağı yönünde de duyumlar alınmıştır. TRT’nin EBU üyeliği çerçevesinde iştirak ettiği Eurovision Şarkı Yarışması’na katılım kararı her yayıncı kurumun kendi inisiyatifindedir. Bu kapsamda Kurumumuz, 2013 yılında İsveç’de düzenlenecek 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı almıştır. Bundan sonraki süreç içerisinde, Eurovision Şarkı Yarışması 2. Özel Danışma Kurulu üyelerinin görüşleri de dikkate alınarak, Kurumumuzun daha sağlıklı ve faydalı değerlendirme yapması ve ileriki yılların stratejisini oluşturması planlanmaktadır.”
AA
Nilgün Atılgan’ı kaybettik
Müzik dünyamızda 2012’nin kayıpları devam ediyor. 70’li yılların sinema ve müzik sanatçısı Nilgün Atılgan, Antalya’da geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. 57 yaşındaki sanatçı, Antalya’da markete gitmek için yolun karşısına geçtiği sırada Mustafa Yakar yönetimindeki taksinin çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
1954 yılında dünyaya gelen, 1972 yılında ise sinema kariyerine başlayan Atılgan, bir dönem Öztürk Serengil ile evlenmiş ve boşanmıştı. 15 yıl önce vefat eden gazinocu Cengiz Tabakçı’nın eşi olan Ayşe Nilgün Atılgan, çeşitli gazinolarda sahneye çıkmıştı. 1970’li yılların beğenilen seslerinden olan sanatçı ‘Sana Bir Buse Vermedim Diye’, ‘Nerden Çıktın Karşıma’, ‘Çek Kayıkçı Kürekleri’ gibi şarkılarıyla ünlendi. Kadir İnanır, Salih Güney, Fikret Hakan gibi dönemin ünlü aktörleriyle birlikte 10’un üzerinde filmde rol alan sanatçı ‘Ah nerede’ adlı sinema filminde Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ile başrolleri paylaşmıştı.
Atılgan, 1974 yılında ABBA grubunun Eurovision’u kazanarak dünyaca üne kavuştuğu şarkısı “Waterloo”yu da Türkçe sözlerle (“Oldu mu?”) plağa kaydetmişti.
Nilgün Atılgan – Çek Kayıkçı
http://www.ttnetmuzik.com.tr/artist/Nilgun_Atilgan/36917