Yeliz ve Soner Arıca’dan 14 Şubat düeti

Sevgililer Günü’nün yaklaştığı şu günlerde alışveriş siteleri ve ünlü giyim markaları arka arkaya kampanyalar yaparken, yılın 14 Şubat düeti de raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. Türk popunun sevilen sesleri Soner Arıca ve Yeliz‘in birlikte gerçekleştirdikleri proje bu hafta Ossi Müzik etiketiyle yayınlanacak.

İkili, sözü ve müziği Soner Arıca’ya ait “Neredeydin” ve sözü Soner Arıca müziği Sezgin Gezgin’e ait “Ödül” adlı şarkıları düet olarak seslendiriyor. Düzenlemelerinin Sezgin Gezgin tarafından yapıldığı projenin prodüktörlüğü Hakan Eren ile Soner Arıca’nın yaptığı ve fotoğraflarıYiğit Günel tarafından çekilen çalışmanın, kartonet grafik tasarımı Zeliha Topaloğlu tarafından yapıldı.

Eurovision’a ‘Yüksek Sadakat’

Yeni yılın ilk dakikalarında sürpriz bir tanıtım ile kamuoyuna duyurulan 2011 Eurovision temsilcimiz Yüksek Sadakat olarak açıklandı. Uzun bir süredir medyada Atiye, Hande Yener, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin ve Ayna gibi farklı isim ve grupların adlarının geçtiği yarışmaya Yüksek Sadakat’in seçilmesi herkese sürpriz oldu. Grup üyeleri de 2 gün önce TRT ile anlaştıklarını belirterek onlar için de sürpriz bir karar olduğunu açıkladı. Grubun kurucusu, bas gitarist Kutlu Özmakinacı: “Teklif bize de sürpriz oldu. Biz de kararı bir gün önce öğrendik. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız” dedi. Grup Eurovision şarkısını 20 gün içinde TRT’ye temsil etmeyi planlıyor. Şarkının İngilizce mi, Türkçe mi olacağına ise önümüzdeki günlerde karar verilecek.

TRT Müzik Dairesi Başkanı Deniz Çakmakoğlu ise şu açıklamayı yaptı: “TRT’nin Eurovision seçimi için açıklanmış olan temel kriterleri doğrultusunda kararımızı verdik. Eurovision’a gidecek sanatçı ya da grubun ülkemizi yurtdışında temsil edecek standart özelliklere, eğitim ve kültür seviyesine ve müzikal farklılığa sahip olması da gerekiyor. Yani herkes Eurovision’a gidemez. Bu da o sanatçı ya da grubu değersiz ya da kötü müzisyen yapmaz ama ummadığınız bir kişinin de Eurovision şansı yüksek olabilir. Biz bu seçimi yaparken toplumun her kesiminden insanın fikrini aldık, gençlere danıştık. Yüksek Sadakat’in fark yaratan müziği, yüksek kültür seviyesi ve sahip olduğu diğer genel özellikleriyle ülkemizi çok iyi temsil edeceğine inandık ve bu yıl onları seçtik.”

DikkatMüzik! olarak grubun yüksek müzikalitesi ile yarışmada iyi bir iş çıkarabileceğini düşünüyor, şarkının hazırlanmasında İngilizce ve hareketli sound formülünün unutulmaması gerektiğini iletiyor ve gruba bu zorlu süreçte başarılar diliyoruz.


‘Geçen bir kuş’ uçurdu onları
Temelİ 1997’de Filinta adıyla, Blue Jean dergisi Yayın Yönetmeni, şarkı yazarı ve bas gitarist Kutlu Özmakinacı tarafından atılan Yüksek Sadakat, vokallerde Kenan Vural, gitarda Serkan Özgen, basta Kutlu Özmakinacı, tuşlu çalgılarda Uğur Onatkut ve davulda Alpay Şalt’tan oluşuyor. Grup ilk albümünü Ocak 2006’da DMC etiketiyle piyasaya çıkardı. Albümde yer alan ve Nielsen müzik ölçümlerine göre Türkiye radyolarında en çok çalınan parça olan “Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer” adlı şarkıyla ünlenen grup, Türk coğrafyasına mal olmuş müzikal motifleri de kullanarak yaptığı vurucu şarkı sözleriyle dikkat çekti. 2008 yılında “Katil & Maktul” adlı albümü piyasaya çıkaran grup 2005 yılında Altın Kelebek TV Ödülleri’nde En İyi Çıkış Yapan Grup ödülü dahil, 10 tane ödül aldı.

İşte basında yer alan konu ile ilgili çeşitli görüşler:

Sanat dünyası ne dedi?
TRT’nin ‘Yüksek Sadakat’ seçimi sanat dünyasında farklı tepkilere neden oldu. İşte görüşler…
– Deniz Erdem (Avrupa Müzik’in ortağı): TRT yöneticileri Türk halkıyla dalga geçti. Son dakikada değiştirilen sanatçının yerine bu grubu koydular. Bunlara hakkımızı helal etmiyoruz. Çok büyük sanatçıların olduğu Türkiye’de, neden bu grubu yolladılar? Son dakika ve kimlerin talimatıyla seçildiler, bunun hesabını soracak yok. Bu saatten sonra, üstümüzden bir kuş geçse bile yine Eurovision’da ilk 10’a giremeyiz.
– Şebnem Bozoklu: Dünkü fısıltılar doğru çıkmadı. Ayna gitmiyor diye çok sevindim. Bence Yüksek Sadakat de doğru seçim değil. Ah Atiye…
– Garo Mafyan: Bence gayet yerinde bir karar… Eurovision’da gruplar her zaman daha başarılı oluyor. Yarışmada başarılı olmalarını dilerim.
– Erhan Güleryüz (Ayna): Her yıl Eurovison öncesi adaylar çıkar, konuşulur. Daha sonra ise o adaylardan bambaşka birisi gönderilir. Bu yıl da farklı bir şey olmadı. Bu yıl zaten bizimle ilgili bu kadar haber yapıldığına göre kesin gönderilmeyiz diye düşünüyorduk. Çıkan sonuç çok sevindirici. Yüksek Sadakat, Türkiye’nin en iyi gruplarından biri. Bizim de arkadaşlarımız zaten. Hem müzikalite, hem müzik adamı duruşlarıyla son yıllarda yapılmış en iyi Eurovision seçimi oldu.
– Zeynep Casali: Yorucu bir döneme girdiler. Son dakika sürprizi oldu. Bence 2011’in ilk büyük olayıdır. Kenan Vural, hem iyi bir solist hem de iyi bir şarkı yazarıdır. Keza Kutlu Özmakinacı da dergi yöneticiliğinden müzik dünyasına geçip bu kadar başarılı olması ve Yüksek Sadakat’in şarkılarını yazan kişi olarak grubu hep bir adım öne taşıyacak hamleler yapması bugünkü Yüksek Sadakat’in oluşmasının en büyük etkenidir. Yolları açık, şansları bol olsun.
– Işın Karaca: Yolları açık olsun. Ama Eurovision şarkı yarışmasının bu kadar ciddi bütçe ve stratejilerle yapılandırılması bana yanlış geliyor.
– Deniz Arcak: Eurovision eski parıltısını bence yitirdi. Artık kendi starlarını yaratamıyor. Bir sene önceki birinciyi bile zor hatırlıyorlar. Biz de Sertab’ın birinciliğiyle başka bir boyuta taşındı yarışma. Yüksek Sadakat çok tehlikeli bir sürece giriyor. Şarkı, tanıtım, provalar vs. enerji sarf etmelerini gerektiren işler. Üstesinden geleceklerdir. Bir ülkenin sorumluluğunu almak kolay değil.
– Zeynep Dizdar: Yıllar önce ben de vokalist olarak katılmıştım. Zor bir olay. Her anlamda bir ülkenin sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Çok fazla ilhama ihtiyaçları var. Her şeyin kapısını açan şarkıdır. Güzel bir şarkı yazacaklarını düşünüyorum. Başarılar diliyorum.

Seyyal Taner: Türkiye’nin yüzü olarak çok güzel bir seçim. beğenerek dinlediğim bir grup Umarım kazınırlar, şansları bol olsun.

Petek Dinçöz: Yüksek Sadakat çok saçma bir seçim. Keşke daha bilinen birini gönderseydiler. Sonucu göreceğiz.

Sibel Tüzün: TRT seçtiğine göre, Yüksek Sadakat’de bunu kabul ediyorsa bize düşen onları desteklemektir. Canlı performans yapmaya alışık olan şarkıcı ve grupların gitmesi Eurovision’da her zaman artıdır.

Sezen Cumhur Önal : ‘Grup olarak seni seçtik, şarkını da sen bul’ diye bir mantık olur mu? TRT’nin yaptığı işi hiç anlamadım.

Zeynep Casalini: Yüksek Sadakat’a başarılar diliyorum. Yorucu bir döneme girecekler. 2010’un son dakika sürprizi oldular.

Işın Karaca: Başarılar diliyorum. Ama Eurovision yarışmasının bu kadar ciddi bütçe ve stratejilerle yapılandırılması bana yanlış geliyor.

ENBE Orkestrası’na devlerin desteği

Ve ENBE Orkestrası, bir süredir merakla beklenen yeni albümünü görücüye çıkardı. Söz, müzik ve yorumları ile Ajda Pekkan, Sezen Aksu ve Tarkan gibi Türk popunun önemli isimlerini “Kalbim” adıyla aynı albümde buluşturan projede ENBE Orkestrası, yeni şarkıların yanı sıra “Si Tu Savais Combien Je Taime” ve “Rain” gibi klasiklerle de karşımıza çıkıyor. Albümün kuşkusuz en çok ses getirecek şarkılarından biri Sezen Aksu imzası ile Tarkan’dan geliyor: “Herşeye Rağmen”. Tarkan bu şarkısı ile dinleyiciyi adeta 90’lara uzanan özlem dolu bir yolculuğa çıkarırken Ajda Pekkan’ın genç yetenek Eren Sandal ile birlikte seslendirdiği “Sev Beni” şarkısı da ilgi çekici. 90’lı yıllarda yayınladığı 2 albümden sonra solo çalışmalarına ara veren ve bir süredir ENBE Orkestrası ile çalışan Türk popunun özlenen sesi Ayşen de seveleri ile bu albümde “Korkak Kız” adlı şarkı ile hasret gideriyor. Mustafa Ceceli ve Ziynet Sali‘nin de yer aldığı ENBE Orkestrası’nın bu projesinin özetle  önceki albümleri gibi sevileceğini düşünüyoruz. (Dikkat Müzik!)

Tarkan – Herşeye Rağmen

Hayko Cepkin: “Balık Olsaydım”

3. albümü SANDIK ile dinleyicilerden tam not alan Hayko Cepkin, Yol Gözümü Dağlıyor ve ‘Doymadınız’ın ardından üçüncü klibini Balık Olsaydım adlı parçasına çekti.

Hayko Cepkin, Aralık ayı ile başlayacak olan Türkiye Turnesi öncesinde senaryosunu kendi hazırladığı ‘Balık Olsaydım’ ile yine farklı bir işe imza attı. Makyajlarını Dükkan-ül Hayal’in yaptığı klip 22 kişilik bir ekip ile 22 saati aşkın bir sürede Balat’taki eski Kimya Fabrikasında çekildi. Video, zoraki yalnızlığın finalini Stockholm Sendromu ile birleştiren ilginç bir hikayeye sahip.

Bu hikayede Hayko Cepkin’e oyuncu Beste Bereket eşlik ediyor.

Balık Olsaydım; sözleri, müzikal alt yapısı, görselliği ve hikayesi ile Hayko Cepkini takip edenleri yine büyüleyecek…

Doruk Çetin yönetmenliğinde çekilen ‘Balık Olsaydım’ın prodüktörlüğünü Beray Sarı üstlenirken, sanat yönetmenliğini Mert Odabaşı, Görüntü yönetmenliğini ise Arda Canel yaptı. Albüm fotoğraflarında ise Yasin İkili’nin imzası var.

TNK Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde

2010 Nisan ayında Pasaj Müzik etiketiyle yayımlanan “SÖYLE RUHUM” adlı ilk albümleri, aynı adı taşıyan çıkış şarkıları ve şu sıralar müzik kanalları listelerinde yükselen videoları “DANS ET” ile TNK, dinleyici kitlesini arttırmaya devam ediyor.

Temmuz ayında Fanta Gençlik Festivali kapsamında Kuruçeşme Arena’da verdikleri konser sonrası bir kez daha İstanbul’lu müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan grup,bas gitarda Basri Hayran, gitar ve vokallerde Caner Karamukluoğlu ve davulda Onur Ertem’den oluşuyor.

2001 yılında Ankara’da kurulan grup 2002 yılında düzenlenen SingYourSong adlı yarışmada Genç Yetenek unvanına layık görüldü. Bundan sonra da çalışmalarına hızla devam edip; 2004 yılında Fanta Genç Yetenekler Arıyor adlı yarışmada ünlü müzisyenlerin ve yapımcıların bulunduğu bir jüri tarafından Türkiye birincisi seçildi. 2005 yılında ilk ‘EP’leri olan Sıra Bizde” yayınlandı. “Sıra Bizde” adlı EP’den grunge/alternatif rock türündeki “Elveda De” parçasına 2007 yılının Mayıs ayında bir klip çekildi. Bu kliple beraber TNK dinleyicilerine ilk kez bir görsel sunma fırsatını yakalamış oldu. TNK, 2009 yılında Pasaj Müzik ile anlaştı ve yaklaşık 11 ay süren yeni albümün kayıt süreci başladı. Kayıtları Ankara’da tamamlanan Volkan Yırtıcı’nın prodüktörlüğünü yaptığı SÖYLE RUHUM albümünde EP’deki tarzdan biraz daha farklı bir müzik ortaya çıktı.Grup,2010 Temmuz ayında Fanta Gençlik Festivali kapsamında 16 şehirde Şebnem Ferah ve Ceza ile beraber yüzbinlerce müzik severle buluştu.

Yer :Beyoğlu Hayal Kahvesi

Tarih :23 Aralık Perşembe

Saat :22.30

Bilet satış : 20tl, www.biletix.com

Özel dosya: 90’ların “tekli”leri..

2010 yılının sonlarına geldiğimiz şu günlerde geniş bir 2010 muhakamesi yapmadan evvel özel bir mini-dosya ile Dikkat Müzik! diyoruz:)

Malumunuz dijital platformların iyice yaygınlaşması ve müziğin de hayatımızın her alanı gibi “mobilleşmesi”,  albüm satışlarına da yansımış, müziğin satış şeklini de değiştirmişti. Albümler artık her zamankinden az satmaya başlayınca sanatçılar da çareyi eski dost single’da aradılar. Eski dost diyoruz, çünkü 1960’lı ve 70’li yılların en gözde müzik ürünü olan 45’lik plaklar da bir tür single idi ve sadece 2 şarkı içeriyordu. 1 yılda ortalama 2 adet 45’lik plak yayınlayan bir sanatçı kolaylıkla o yılı popülerlikle geçirebiliyor, plağın getirdiği şan ve şöhretle çıktığı tv programları ve konserler o seneyi götürebiliyordu.

Ve 2000’lerin sonlarında “single” kavramı bir anda yeniden türedi ve günümüzde Okumaya devam et “Özel dosya: 90’ların “tekli”leri..”

Bu Cumartesi: “90’lar Türkçe Pop” partisi


Türkçe pop partilerinin vazgeçilmez DJ’leri radyo programcısı Olcay Tanberken ve müzik editörü Deniz Değerli‘den yeni bir 90’lar gecesi daha!

“90’LAR TÜRKÇE POP PARTİSİ”, 4 Aralık Cumartesi gecesi Taxim Live’da sizlerle buluşuyor.

Herkes eğlenmeye hazır olsun!

90’larda çocuk olmaktı, genç olmaktı belki ortak noktamız. Susam Sokağı ile büyüdüğümüz, Süper Baba’yı izlediğimiz, Yonca Evcimik’in Aboneyim Abone’sini ezbere bildiğimiz, internet ile ilk tanıştığımız, Ericsson 388 cep telefonları kullanmaya başladığımız ve artık 2000’li yılllara yavaş yavaş hazırlandığımız bir geçiş dönemiydi 90lı yıllar.

Türk Pop Müziğinin ataklarına şahit olduk. Sezen Aksu, Kerim Tekin, Ajdan Pekkan, Sertab Erener, Levent Yüksel, Kenan Doğulu, Burak Kut, Yonca Evcimik, Hakan Peker, Mirkelam, Ozan Orhon, Tayfun, Kenan Doğulu, Reyhan Karaca, Mustafa Sandal ve Tarkan gibi isimlerin her biri efsaneleşmiş onlarca şarkısı ile 90’lı yılları unutmak mümkün değil. Grup Vitamin, Cartel gibi alışık olmadığımız tarzlarla tanışmaya başlamıştık. Özlem Tekin, Şebnem Ferah, Kargo, Athena ve Kurban gibi isimler sıradışı Avrupa soundun da rock müzik yapmaya başladılar ülkemizde ve çok da beğenildiler.

İşte şimdi o asla geri gelmeyecek denilen 90’lar, DJ Olcay Tanberken ve DJ Deniz Değerli‘nin arşivinden unutulmayan şarkılar ile bu partide kulaklarınızda çınlayacak ve 90’ların Türkçe şarkıları ile bir nebze o günlere dönmek hepimizde tebessüm yaratacak.

90’ları ve Türk Pop Müziğini yeniden yaşamak ve doyasıya eğlenmek için buluşma adresimiz 4 Aralık Cumartesi gecesi Taxim Live sahnesi.

(Taxim Live, İstiklal Cad. Mis Sok. No:1/1 Beyoğlu -Benetton’un yan sokağında girişte solda)

http://www.biletix.com/event.htm?id=LKT59

(NOT: Bu etkinliğe Dikkat Müzik! davetlisi olarak ücretsiz girebilirsiniz. Tek yapmanız gereken dikkatmuzik@gmail.com adresine mail atarak isim ve sayı belirtmeniz).

Sıla, “Konuşmadığımız Şeyler Var” diyor

Kendi adını taşıyan ilk solo albümü “…Dan Sonra” ile müzik sektörüne kendinden emin adımlarla merhaba diyen, sonrasında ise “İmza” adını verdiği albümünü yayınlayan Türk popunun başarılı sesi Sıla 3. solo albümü “Konuşmadığımız Şeyler Var”ı yayınladı.

Albüm çıkışından önce bayram hediyesi olarak albümün çıkış şarkısı Acısa da Öldürmez’i radyolar ve dijital platformlar üzerinden dinleyici ile buluşturan Sıla’nın yeni albümü 12 şarkıdan oluşuyor. Yine ağırlıklı olarak sözler Sıla, müzikler de Sıla ve Efe Bahadır imzası taşıyor. Daha önceki iki albümde de olduğu gibi yine Sıla’nın nazar boncuğu Ozan Doğulu da Kafa şarkısına yaptığı düzenleme ile albümdeki yerini alıyor. “Zamanında” adlı şarkıdaysa dinleyicileri bir sürpriz bekliyor. Sıla bu şarkıyı çocukluk arkadaşı Gözde Kansu ile birlikte yazmış.

Sıla’nın konserlerde söylediği ve dinleyiciler tarafından sürekli olarak albümde okumasını ısrarla istedikleri şarkısı “Vur Kadehi Ustam” da bu albümün kapanış şarkısı olarak müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

“Konuşmadığımız Şeyler Var” albümünün ilk video klibi ise albümün çıkış şarkısı “Acısa da Öldürmez”e Böcek Yapım tarafından çekildi. Klibin yönetmenliğini Murat Onbul yaptı.

“Acısa da Öldürmez” video klibi:

maNga’dan Evdeki Ses’e yüksek tempolu klip!


maNga, ödüllere doymayan “Şehr-i Hüzün” albümünün 4. video klibini, Cartel’den Alper Ağa ile düet yaptıkları ”Evdeki Ses” şarkısına çekti.

İlk defa 1995 yılında unutulmaz Cartel albümünde yer alan, sözleri ve müziği Alper Ağa, Ahmet İşçitürk ve Kerim Yüzer’e ait olan “Evdeki Ses”, maNga’nın ilk günden beri konserlerinde yorumlamaktan büyük keyif aldıkları bir şarkı olmuştu. Ferman Akgül’ün yönetmenliğini üstlendiği “Evdeki Ses” videosunun çekimleri, İstanbul’da iki farklı mekanda yaklaşık iki günde tamamlandı.

Alper Ağa’nın yüksek enerjisi ile renk kattığı klipte, kalabalık ve genç bir ekip yer aldı. Renkli ve eğlenceli bir parti ve bu parti etrafında dönen olayların anlatıldığı video klibin yardımcı yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini Ceyhun Kıvrıkoğlu ve Emrah Bakkaloğlu üstlendi. Bu aşırı derecede eğlenceli video, sürpriz sonu ile de izleyicileri şaşırtıyor. Ferman Akgül, daha önce de grubun ilk albümünde yer alan “Yalan”ın video klibini ve “Şehr-i Hüzün” belgeselini yönetmişti..

“Evdeki Ses” video klibini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz;

Godesbana “Durdu Karadeniz” diyecek!

2008 yılında 4 kişi olarak yola çıkan ve bugüne kadar birçok festival ve üniversite şenliklerinde boy gösteren GODESBANA grubu, yenilenen repertuarı ve enerjik sahnesiyle 24 Kasım Çarşamba akşamı TAKSİM LIVE‘da sevenleriyle buluşuyor. Karadeniz’in hırçın sularını ve fırtınasını müziğine yansıtan GODESBANA, sizlere zevkle dinleyeceğiniz bir sahne tasarlıyor. Farklı yorum ve anlayış getirdiği Karadeniz müziği ile beraber heyecanlanıp eğlenirken aynı zamanda hüzünlenip uzaklara dalacaksınız.

Karadeniz’in yeni sesi GODESBANA ile “Durdu Karadeniz”!

Grup Kimliği

Burak NAZİFOĞLU – Vokal
Taha ÖZCAN – Gitar, Geri Vokal
Emre KARABİBER – Davul
Emir AKIN – Bas Gitar, Geri Vokal
Harry Emin YÜKÜNÇ – Kemençe
Egemen BULUT – Klavye
Birol ADANUR – Ritm Gitar

Grubun Serüveni

GODESBANA ismi, Trabzon ve çevresinde “Yetenekli, elinden her iş gelen, becerikli” anlamında kullanıldığı için aynı zamanda grup üyelerinin de kimliklerini yansıtıyor. Çünkü, grubun her üyesinin aslında meslekleri farklı. Grafiker, iç mimar, inşaat mühendisi ve bankacı gibi profesyonel işlerinin yanısıra müzisyen yönleriyle GODESBANA‘nın bir parçası olarak seslerini duyuruyorlar.

Biletler Biletix’te!

http://www.biletix.com/event.htm?id=LKT48

(NOT: Bu etkinliğe Dikkat Müzik! davetlisi olarak katılmak isteyenler, dikkatmuzik@gmail.com’ dan ücretsiz giriş davetiyesi isteyebilir).

Maskott’un 2.videosu “Ayışığı”na

Koray Candemir ve Serkan Çeliköz‘ün yeni grupları Maskott, Tuval adlı albümlerinin ikinci videosunu “Ay Işığı”na çekti. Albüm kayıtları için dünyaca ünlü grupların albümlerini kaydettiği London Bridge Stüdyolarını seçen ikiliye, 80lerin en ünlü gruplarından biri olarak bugüne kadar 35 milyondan fazla albüm satan ve Alone adlı unutulmaz şarkılarıyla bir efsane haline gelen Heart grubunun davulcusu Ben Smith eşlik etti. Koray ve Serkan’ın Seattle’daki evlerinde gerçekleştirilen çekimlerin yönetmenliği Elvis Titus ve Rüçhan Üner’e ait. İlk klibini Nadas adlı şarkılarına çeken ikili, şimdi de Ay Işığı adlı slow şarkıları ile müzikseverlerin karşısında.

http://www.maskottonline.com/

Maskott – Ay Işığı

“Fuat Güner”, yeniden!

MFÖ’nün 3 silahşörlerinden Fuat Güner, 1999 tarihli “Aziz Fuat Güner” adlı solo albümünü -albüm ismindeki Aziz’i kaldırarak- yeniden yayınladı. Naim Dilmener‘in “En İyi 100 Albüm” listesinde yer verdiği albüm, doğrusu benim de çok sevdiğim albümlerden biri olmuştur. Çıkış şarkısı “Yağmur Ol da Gel”den, Nilüfer‘le olan “Sen” düeti, dört dörtlük çalışmalardır, vesselam.

EMI tarafından ilk defa Nisan 1999da yayımlanan, müzikalitesini bugün de koruyan albümde Erdal Yeşilçay, Fikret Kızılok, Atilla Özdemiroğlu gibi önemli isimlerin beste, söz ve aranjeleri, Nilüfer ile bir düet ve tabii ki Fuat Güner’in ince işlenmiş, değerli besteleri yer alıyor.

Söz ve bestesini üstlendiği Sen, Olmaz, Yağmur Ol Da Gel, Sana Kilitlendim parçalarını dinlerken, Fuat Günerin pop/rock müziğindeki ayakları yere basan, dirayetli ve üretken konumunun ve engin birikimlerinin yansımalarını da hissedeceksiniz.

Albümün 1999 tarihli ilk çıkışının yeterli ilgiyi görmemesini “Aylarca didinip çalıştıktan sonra kendi adıma bir albüm yaptım. Bir reklamcı arkadaşım, üç adlı ismin ilginç olacağını söyleyince onun aklına uyup kapağa Aziz Fuat Güner yazdırdım. Üstünde uzaktan çekilmiş siluet gibi bir fotoğrafım var o kadar. Müzikseverler bunun bana ait olduğunu anlayamadı. Herkes Aziz adlı yeni bir şarkıcı çıkmış piyasaya sandı. Bu yüzden ulaşması gereken yerlere gitmedi, karambole gitti.” olarak yorumlayan Fuat Güner’e katılamıyoruz, maalesef. Albüm gereken yerlere gitmiş, değerini bilen bilmişti doğrusu. Böylesine şahane besteleri ve sözleri anlamamışsa birileri, bu onların eksikliğidir be Fuat abi!

1965 yılında Kaygısızlar grubunun oluşumunda Mazhar Alanson‘la beraber yer alan sanatçının, MFÖ haricinde, solo albümü dışında da çalışmaları var. 1990 tarihli Ajda Pekkan albümü Ajda 90’a “Bana Dönme Bir Daha” bestesini verdi. Sezen Aksu‘nun 1991 tarihli Gülümse albümünde “Seni Kimler Aldı” şarkısını düzenledi ve şarkıda gitar çaldı. Mazhar Alanson’un solo albümüne de vokal desteğinde bulundu. Sertab Erener‘in “Yolun Başı” ve “Mi Acaba?” şarkılarını besteledi. Deniz Arcak’ın 2003 tarihli “Kıpır Kıpır” albümünü düzenledi ve “Kıpır Kıpır”, “Düna Aynı Dünya”, “Rüzgarın Lafı Yok”, “Ah Şu Cevapsız Sorular” şarkılarının yazımınd yer aldı, geri vokal ve gitar katkısında bulundu. Cengiz Teoman‘ın “Şehr-i İstanbul” albümünde iki şarkıda gitar çaldı. Kenan Vural ve Ari Barokas‘ın kurduğu “Serüven” grubunun tek albümünün süpervizörlüğünü yaptı. Ayşen‘in “Bitmiş Artık” şarkısını besteledi. Güner’in son dönemde Burcu Güneş ile de çalışmaları var.

“Fuat Güner” albümünün track listesi:

01 Yağmur Ol Da Gel
02 Senin Adın Yok Olsun
03 Olmaz
04 Sen
05 Gülün En Dikenlisi
06 Yaşım 17
07 Gel
08 Kendime Bir Mektup Yazdım
09 Çocuksu Bayramlardayım
10 Sana Kilitlendim

***Spesiyal:

Grup üyeleri arasında solo albüme sahip olmayan tek sanatçı, Özkan Uğur oldu. Yine de, Karışık Pizza filminin müziği “Maksat Muhabbet Olsun” ve G.O.R.A. filmi için yazdığı Olduramadım, birer Özkan Uğur şarkısıdır.

Aşkın Nur Yengi vs. Petek Dinçöz

Siz hiç,

Tarkan‘ın “Sen Başkasın” şarkısının Levent Yüksel yorumunu,

Sertab Erener‘in “Söz Bitti”sinin Tarkan versiyonunu,

ya da Eurovision birincimiz “Everyway that I can”in Işın Karaca versiyonunu duymuş muydunuz?

Ben duydum. Yıllar önceydi tabii..

(Kimbilir bir gün birileri onları da piyasaya sürer de ben ve benim gibi bu kayıtların piyasaya sürülmesini mutluluk olarak gören arşiv manyakları bayram eder!)

Türk popu aynı şarkıyı farklı yorumculardan dinlemeye çok alışık.

Bugün birçok kişi Ajda şarkıları okumak için birbirleriyle yarışıyor yarışmasına ama Ajda Pekkan‘ın kendisi bile müziğe ilk başladığı 60’larda daha önce başkalarınca yorumlanan Türkçe şarkıları bir kez daha söylemişti (Ama biz onu başkalarının Türkçe şarkıları ile değil, başka yabancı şarkılara yazılan Türkçe sözlü kendi şarkıları ile sevdik:). Ya da o kadar geriye gitmeye gerek yok, hala dünmüş gibi hatırladığımız 90’lar bile neredeyse yeniden keşfedilip tekrar tekrar söylenmiyor mu bugün?. “Cover” kavramı Türk popunun öyle pek de uzak olmadığı bir şey, özetle. Ancak daha ortaya ilk söyleyeni bile çıkmamış bir şarkının aynı anda 2 farklı yorumunun çıkacak olma ihtimali, biraz kulakları dikleştirip, nasıl yani dedirtiyor insana, değil mi?:) (Aslına bakacak olursak Gülşen‘in “resmi” olarak yayınlanan korsan albümünün (Gül-she-n) piyasaya sürüldüğü bir Türk popunda olan bitenlere pek de şaşırmamayı öğrenmemiz gerekiyor galiba. Ya da Ajda’nın Sevdim Seni albümü gibi, bir önceki albüme beğenmeyip koymadıklarınız bir de bakmışsınız piyasada! Türk popu bu, olmaz olmaz deme!)

Müzik dünyası birkaç gündür Aşkın Nur Yengi‘nin yakında çıkaracağı yeni albümündeki bir şarkıyı konuşuyor. Bestesi Serkan İzzet Özdoğan‘a, sözü Günay Çoban‘a ait ‘Yalnızın Biriyim’ adlı şarkıyı, anlaşılan o ki Aşkın Nur Yengi’den önce Petek Dinçöz satın almış! Satın almış almasına ama albüm öncesinde yayınladığı single’a bu şarkıyı koymayınca besteci ve söz yazarı şarkının parasını iade etmeyi teklif ederek geri almak istemişler ama Dinçöz kabul etmemiş ve yerine başka şarkı istemiş. Öte yandan bazı kaynaklar, Dinçöz’ün şarkının bu son tartışmalar ile öne çıkmasından ötürü albüm repertuarına yeniden koymak istediğini söylüyor. Olan bitenden tamamen habersiz olan Aşkın Nur Yengi ise şarkıyı çoktan okumuş, repertuarına koymuş. İşler de bu noktada sarpa sarıyor ve olan biteni hayretle izleyen biz tüm seyirciler de şarkının yaratıcılarına çeviriyoruz kafalarımızı hemen tabii! Tam komedi!:)

Hangi yorumcunun şarkıyı daha iyi okuyacağını elbette tartışmayacağımızı söyleyerek konu ile ilgili tarafların görüşlerine bakalım:

Uçankuş’un haberine göre, Petek Dinçöz, bu şarkıyı 11.11.2009 tarihinde tüm haklarıyla birlikte besteci ve söz yazarından satın aldı. Makbuz karşılığı ödemeleri yapıp, muvafakatnameleri de alan Dinçöz, o arada çıkardığı single’dan sonra başladığı albüm repertuarına da bu şarkıyı koydu. Ancak olay geçtiğimiz hafta başka bir boyut kazandı. Aşkın Nur Yengi, Petek Dinçöz’e satılmış olan bu şarkıyı stüdyoya girip okudu, fakat olay ortaya çıktı.

Aşkın Nur Yengi’nin menajeri Lisa Tuna, “İnanın biz şarkının Petek Dinçöz’e ait olduğunu bilmiyorduk. Sonradan öğrendik. Ancak stüdyoya girip okumuştuk bile… Resmen kandırıldık. Ama yapacak bir şey yok. Çok masraf yaptık. Aşkın parasını bile kendi ödedi. Artık çıkaracağız, Hüseyin Emre de dağıtacak” dedi. Bu gelişme üzerine Hüseyin Emre, “Çok geç de olsa durumdan haberim oldu. Ben yıllardır böyle bir lekeyi üzerime sürdürmedim. Ben kendime çalma, çırpma gibi bir leke kondurtmam. Lisa ve Aşkın’a da söyledim. Şayet Petek hanımdan izin yazısı almasanız ben dağıtmam diye… Artık kendileri bilir… Ben böyle bir şeyin altına imza atmam… Onlar atarsa bilemem” dedi.

Gelelim Petek Dinçöz tarafına. Dinçöz’ün menajeri Tülay Kırdemir: “Biz şaşkınız. Albüm hazırlığındayken bu durumu öğrendik. Petek hanım inanamadı. Hele hele Aşkın Nur Yengi’nin böyle bir şey yapmasına çok şaşırdığını söyledi. Ama yine de beklemedeyiz. Kendilerini böyle bir duruma düşüreceklerine inanmak istemiyoruz. Gelişmeleri takip edelim, sonra konuşalım. Bu arada tüm belgeleri hemen size gönderebiliriz. Şahsen ben, onların yanlış bilgilendirme kurbanı olduklarını düşünüyorum. İnşallah gerçekten de kandırıldıklarını anlayıp, hatadan dönerler” dedi.

Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek.

Sertab Erener, kaç renk?

Yurtdışı albümlerini, Eurovision ve sonrasındaki compilation’larını, remix, Best Of serileri, single ve maxi-single’larını saymazsak 7. Türkçe stüdyo albümü olan “Rengarenk”teki her renkten şarkıları ile eski-yeni tüm hayranlarını “tek potada eriten” formüllü 1 adet 2010 model Sertab Erener alır mıydınız? İnanın, Türkiye bu modeli çok sevdi.

Albümün Kuruçeşme’deki lansman konserini de, geçen haftaki Harbiye Açıkhava konserini de kaçırmayan sıkı bir hayranı olarak dikkatle izledim ve gözlemledim ki, dinleyici 2010 model Sertab Erener’i çok ama pek çok sevmiş! Henüz taze sayılacak kadar yakın zamanda çıkan bir albümün yepyeni şarkılarının birçoğunun ezbere söylendiğini görmek, her sanatçıya nasip olacak şey değil! Ama Sertab bunu başarmış.

Bu Böyle ile önce 2009 yazını taçlandıran, ardından yılın sonunda Açık Adres ile bir kez daha gönülleri fetheden sanatçının bu 2 şarkısının da içinde yeraldığı “Rengarenk”, 2010 yılının en çok satan albümlerinden biri olmayı -100 binlik satış rakamına her geçen gün yaklaşarak- şimdiden garantiledi.

Bir kere o nasıl bir ihtişamlı geri dönüştür öyle? O her yeni şarkısı ile kendini aşan minik dev kadın ne de güzel yakıştırmış kendini o bestelerin en şahanelerine, en güzel sözlülerine öyle? “Bağırmaktan vazgeçti, artık daha sakin ve daha emin söylüyor!” başlıklı o çok bilmiş(!) eleştirileri de hani neredeyse biraz haklı çıkarırcasına, her hecesi vurgulu, her kelimesi etkileyici yorumuyla bir kez daha vuruyor en ücra, en gizli, en kıyıda köşede özenle saklayıp da dünya yüzü göstermeye kıyamadığımız hazinelerimizden bizi. Soner Sarıkabadayı’nın güzel söz yazmada bir tek Sertab’a kıyak geçtiğini düşündüğüm Bu Böyle ve Açık Adres teklilerini takiben bu albümün ilk bombası Koparılan Çiçekler şimdiden bir Sertab Erener klasiği oldu bile. (Everyway that I can‘i de yarışma için “uçuran” Philip Laurent (from Galleon) imzalı remixe özellikle dikkat!). Fransızca orijinalini aratmayan güzellikteki sözleri ile Bir Damla Gözlerimde ve Michel Fugan’ın ünlü Une Belle Historie’sinin Sinan Kaynakçı (Pinhani) sözlü Türkçesi Asla, ve yine Söz-Müzik Kaynakçi olan Bir Varmışım Bir Yokmuşum, albümün en iyilerinden olarak göze çarpıyor. Oscar’lı Slumdog Millioner’in film müziğine yazılan Nil Karaibrahimgil sözlü Rengarenk, tam yaz şarkısı tadında zaten.

Lal’den Büyü de Gel, Sertab Gibi’den Seyrüsefer tadında bir yorum mu aradı kulaklarınız? Akustik, son derece çıplak olarak Ayrılık ve Biz, tam size göre.

Ya söz-Müzik Hakkı Bulut imzalı bir Tülay Özer klasiği İkimiz Bir Fidanın‘ın cover kavramını ters düz edip dinleyen herkesi köşeye yatıran müthiş düzenlemesiyle albüme bu kadar yakışması, ya da S.Sarıkabadayı’nın, diğer şarkıcılara verdiği birbirine benzer söz ve müzikli şarkılara hiç benzemeyen Ego‘nun da kaliteli bir beste olarak albümde yerini alması? Hepsine 12 puan veriyorum!

Hit potansiyeli ile üzerine oynanabilecek türden bir şarkı olan -baştan sona enerji dolu- İstanbul ise, yazın sonlarına doğru belki de albümün 3. klibi olarak karşımıza çıkabilir, kimbilir?

Ne yalan söyleyeyim, Avare, albümdeki iddiasız bulduğum ve ısınamadığım tek şarkı. Biraz “Turuncu” koktuğundan ve verdiği zaman duygusu ile albümdeki tüm diğer şarkıların gerisinde kaldığından belki, bilemiyorum. Ama şarkıyı Sertab’la beraber besteleyen aynı Demir Demirkan, Bir Çaresi Bulunur ile  beni duvardan duvara çarpmayı da başarıyor ya, önünde saygıyla eğilmekten başka çarem kalmıyor. Sözleri ile ve Sertab’ın nakarattaki son derece samimi vokali ile hayatımda dinlediğim en güzel şarkılardan biri kesinlikle bu.

Türk popunun 2000’lerin ikinci yarısında başlayan gözle görülür çöküşünde çok büyük payı olan Arap-Doğu sentezli alt yapılar ile teknolaştırılıp “Serdar Ortaç”laştırıldığı şarkılarından hep ve her zaman uzak durmayı tercih etmiş biri olarak birçok müzikseverin gönlünü kazanmayı başarmıştı (Bir tek Eurovision’da oryantal unsurlardan yararlanmıştı ama yapınca da en alasını yapmıştı ya, kimse pek birşey diyemez!:) Ve bu albümde de kuralı bozmamış Sertab. Mustafa Ceceli imzalı düzenlemeleri ile ve Sertab Erener prodüktörlüğü ile, gerçek bir “pop” albümü bu. İçinde neredeyse “Boş Yok” diyeceğimiz, uzun zamandır özlediğimiz türden birşey hem de..

Peki ben en çok hangi şarkıyı sevdim bu albümde?

Açıkhava’daki canlı yorumu ile beni benden alan, tüm zamanların en etkileyici Sertab Erener yorumu olarak dinlediğim Bir Damla Gözlerimde, sanatçının kariyerinin en özel şarkılarından biri olarak ileride anılmaktan kurtulamayacak göreceksiniz.

Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Kiminiz Sakin Ol’daki gibi balladlar söyleyen, kiminiz Sertab Gibi’deki gibi vokal renkliliğini ortaya koyan ya da bazılarınız Turuncu’daki gibi hep neşeli, hep renkli şarkılar söyleyen bir Sertab profilini sevdiniz ve işte “Rengarenk” aradığınız Sertab’ın karşılığı oldu belki de.

Şarkıda da söylediği gibi “Bir kayboldum, sonra tekrar belirdim. Masallardaki gibi, bir varmışım bir yokmuşum..” diyor demesine ama Türk popunda bir Sertab Erener karizması diye birşey var ve biz bu karizmaya öyle bayılıyoruz ki, ortalıktan hiç kaybolmasın istiyoruz.

“İyi ki varsın / ve iyi ki sevmişiz seni”, Sertab!:)

(***Spesiyal:)

Durun bitmedi! (Bu albüm hiç bitmemeli?!)

Bir Varmışım Bir Yokmuşum‘da içimize tuhaf bir biçimde özlem ve hasret duygusunu bir bahar keyfi ile beraber düşüren o ıslığı bizzat Sertab’ın çaldığını..

Soner Sarıkabadayı’nın Ego şarkısını aslında yıllar önce yaptığını ama kimseye beğendiremediğini, ve Sertab’ın şarkıyı tesadüfen dinleyip “Bu şarkı tam benlik” diyerek bir heyecanla aldığını..

Ya da Açık Adres‘in sözlerinde geçen ve hepimizi mahveden hikayenin ardında, en az icat ettigi teremini adlı çalgı kadar sıradışı bir yaşam geçirmiş olan Leon Theremin’den esinlenildiğini..

Biliyor muydunuz?

DikkatMüzik!, işte bunun için var!:)