İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “SELÇUK BASA”

SELCUK BASA (Fotograf Fethi Karaduman).jpg

İtiraf etmeliyim ki; dinlemek için çok geç kalmışım…

“Keşke daha önceden dinlemeye başlasaydım.” dediğiniz isimler illa olmuştur. Sevgili Prof. Dr. Selçuk Basa’da benim için öyle oldu… Canım arkadaşım sevgili Yeliz Tingur ( Kendisi “Bknz İletişim” dendir.)  sayesinde tanıdım Selçuk Bey’i… Albüm su gibi akıp gitti çok uzun zamandır bu şekilde soluksuz albüm dinlememiştim. Konuyu çok uzatmayacağım ama eğer benim gibi geç kalanlarınız varsa Selçuk Bey’in şarkılarına bir kulak verin. Sakin, naif ve huzurlu….

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

İrem Ezgimen: Ünlü bir Prof. olup müzik hayatına atılmak nasıl gerçekleşti?

Selçuk Basa: Küçük yaştan bu yana müzik de hayatımda vardı.  Enteresan bir şekilde ikisi birden yürüdü. Yani müzik hayatıma sonradan dahil olmadı. Asla bir hobi gibi görmedim. Eğer ki hayatımda hekimlik olmasaydı, tek başına müzik olabilirdi.

İrem Ezgimen: İkisi beraber zor olmuyor mu?

Selçuk Basa: Hiç zor değil! Aksine hayatı kolaylaştıran, güzelleştiren, rahatlatan bir şey… Tek zorluk vakitle ilgili… Müzik için vakit bulmak, ona kafa patlatmak zaman alıyor ama ne bileyim TV seyretmiyorum, 24 saat ameliyata girmiyorum, 24 saat ders vermiyorum ve bunlardan kalan çok ciddi zamanım oluyor.

İrem Ezgimen: Bir de dekanlık yapmışsınız bunların arasında. Çene cerrahisi, müzik tamam… Peki dekanlık zor olmadı mı?

Selçuk Basa: Dekanlık yaptığım sırada müzik yaparken zorlandım. Açıkçası hem ameliyat, hem idari görev zor oldu. Çünkü aktif görev, operasyonlar, dersler, idari görev zorladı. Fakat o dönemde de çok güzel şarkılar yaptım. Aslında müzikle ilgili olan kısım şarkı yazmak olduğu için birikiyor. Oradaki yürüyüş şu şekilde; birikiyorsunuz, aklınıza bir şey geliyor ve şarkı yazmak da dinlenmek oluyor. Piyanonun başına oturuyorsunuz ve o sizi rahatlatıyor. Evdeki masamda (piyanom zaten orada) çalışıp, üretebiliyorum beni dinlendiren bir süreç oluyor.

4 Mevsim Bir Hikaye (1)

İrem Ezgimen:  Müzik yapmak; ruhunuzun dinlendiği bir zaman dilimi diyebilir miyiz?

Selçuk Basa: Evet

İrem Ezgimen: Geride bırakılan 2 tane albüm, 1 single var. Albümlerin genel soundu caz ama türk ezgileri ve türk enstrümanlarına da yer vermişsiniz. Bu soundu nasıl belirlediniz?

Selçuk Basa: Aslında kendiliğinden olan bir şey… Son albüm oldukça caz tınılarından oluştu. Özellikle o yola girdik. Konsept ona daha yakındı, klasik hatta bazı müziklerden esintiler bile var. O da zaten Burçin Büke’nin olağan üstü yorumu ve düzenlemeleriyle oldu. Hep beraber çalıştığımız müzisyenler caz müziğe daha yakın… Ben de öyleyim. Caz dinleyerek büyüdüm, onun için de algım caz müziğe daha yakın fakat şarkılar Türkçe… Türkçe şarkılar yaptığınız zaman ritmik olarak hep anadolu esintilerinden etkileniyorsunuz. Bu topraklarda yaşıyoruz ve buradan aldığımız esintiler oluyor.

İrem Ezgimen: Ney sololarını dinleyince o ezgi ve esintiyi alıyoruz. Albümlerinizi dinlerken çok keyif aldım. Dersimi çalışıp geldim yani… :)

Selçuk Basa: Çok sevindim. :) Aslında bir kişiden bile “çok beğendim” demesini duymak beni çok mutlu ediyor. Sanatçı tarafından hep bu düşünülüyor albüm ya da yaptığı iş ne uyandırdı, dinleyene ne hissettirdi? 1 kişi ya da 1 milyon insan dinlemesi tabi çok fazla insana ulaşmak popüler olmak o başka bir şey… Resim yaptığınızı ve bir sergi açtığınız düşünün. Sergiye gelen 1 kişinin yaptığınız resmin önünde durduğunda onun hislerini görmek çok ilginç, o yüzden albümü dinlemen çok hoşuma gitti.

İrem Ezgimen: Soruları albümlerinizi dinlerken hazırladım. Müzik dinlerken iş yapıyor olabilmek algımı etrafa karşı daha çok açıyor ve albümü dinlerken ney solosuna geldiğimizde elimdeki kalemi bıraktım, gözümü kapattım başa sardım dedim ki “ beni alıp götürebilen bir şey var…” Bir anda ney solo ve farklı farklı enstrümanlar, farklı tınılar, insanları daha fazla bir araya getiriyor yani illa bir şarkı sözünden yola çıkarak değil arada ney ya da arada başka enstrümanlar, etnik müzikal yapılar ve bu farklılıklar bence bu bütünlüğü oluşturmuş. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Selçuk Basa: 3 albüm de 25 sene önce yazılan şarkılardan var. Albümü Yağmur Başar’a ait sözlerle yapmıştık.  “Albüm yapar mıyız?, Yapalım mı?” derken yaptık. Düşünün 25 sene önceden hazır her şey ama o albümde perküsyonlar davul yok mesela daha etnik caz daha akustik tarzda benim de dinlemekten hoşlandığım müzik türü bu…

İrem Ezgimen: Dinlendirici… Hani gerçekten insanlara soluk aldırabilecek bir albüm olmuş. Aslında bakarsanız; 3 albümünüzde de bu his barınıyor. Albümlerinizde sadece bir tane remix var onun dışında bütün şarkılar aynı yapıda olmuş. Yaptığınız remix de zaten bilindik remix formatında değil.

Selçuk Basa: Yaptığımız remix farklı, elektronik müzik alt yapısından oluşmuyor. Bir tane single çıkardık, o single da albüme almak için tekrar kaydederken; mix mastering yapan kişi kendi hisleri doğrultusunda mixledi. Albüm işi yapmak aslında son derece inanılmaz bir ekip işi… Çünkü  albüm; çalıştığın insanlarla gelişen bir iş…

İrem Ezgimen: Her şey ekip işi… Eğer ki; ekipten bir tane bile fire verirseniz o bütünlük bir anda ister istemez bozulur diye düşünüyorum. Haksız mıyım?

Selçuk Basa: Doğru! Herkesin birbirini anlayıp, tamamlıyor olması işi mükemmel  yapan en büyük etmenlerden biri…

İrem Ezgimen: “Amor” albümünüzde Ajda Pekkan’la bir düet var, sonrasında da Burçin Büke gibi önemli isimlerle çalışıyorsunuz. Bu kadar önemli isimler nasıl bir araya geldi?

Selçuk Basa: Ajda Pekkan’la düet değil de back vokal yaptık.  Ajda; şarkıları dinledi ve beraber söylediğimiz şarkıya bayıldı dedi ki “Ben hiç back vokal yapmadım. Hep yapmak istedim.” dedi ve şarkıyı okuduk. Back vokal gibi değil de; düet yapmış gibi oldu. :)

Burçin Büke ile ilk albümümden itibaren çalışıyorduk. İlk albümün düzenlemelerini ve prodüksiyonunu da Cem Erman yaptı. Her biri çok değerli bir müzisyenler… Aslında şöyle oldu; Cem Erman’la çalışmaya başladık. Yağmur Başar şarkı sözlerini yazdı. Bir arada oturuyoruz Yağmur söz yazarı, ben besteciyim, diyoruz ki şarkıları albüm yapalım, sonra süreç başlıyor.

İrem Ezgimen: Son albümünüzde “4 Mevsim 1 Hikaye” de tüm şarkı sözleri size ait. Besteler de sizin…  İlham kaynağı nerden geliyor?

Selçuk Basa: Şarkılar yazılıyor… Mesela “Buzdan Hayaller” diye bir parça var aslında bu yedi, sekiz sene önce yazdığım bir şehirde geçen bir şarkı…  Bir, iki sene önce “Boş Zamanlar” diye bir parça yazdım mesela onun içinde de kendimi iyi hissettiğim su sporlarından bahsediyorum mesela o şarkıda sörfle alakalı keyboard’la ilgili sözler var.

İrem Ezgimen: Şarkı sözlerinizi hayattan alıp, hayatın içinden anılar ve anlardan alıp yazmışsınız …

Selçuk Basa: Hep kendimin ve etrafımda yaşanılan şeylerden esinlendim. İstediğim an, istediğim konu ile alakalı şarkı sözü yazabiliyorum. “İlkbahar şarkısı olsun” diye düşünüyor; ardından da gerçekten o hisle devam edince “İlkbahar şarkısı”nı besteleyebiliyorum. Etrafımda ki insanlar çok iyi sanatçılar; mesela Celil Nalçakan… Albüm yayınlanmadan önce bütün şarkıları dinliyor ve Celil’in albümün içinde yer almasını gerçekten çok istemiştim.

Selcuk Basa -Celil Nalcakan (1)

İrem Ezgimen: Şimdi Celil bey ile olan projeniz nasıl oluştu?  Nasıl oldu?

Selçuk Basa: Proje değil aslında Celil ile arkadaş ortamında tanıştık. Bir gün Celil’le otururken elime gitarı aldım “gel bir dörtlük yapalım” derken bir şarkı oluştu… Celil’le böyle şarkıları çok yaptık. 20, 30 tane vardır, hatta biz kayıtlarına bile başladık. Bir albümümüz çıkacak, o da enteresan bir iş olacak. Celil’in sözlerini, benim bestelerini yaptığım bir şeyler var ve ilerlemeye devam ediyoruz. Güvenç Dağüstün’ün de yer almasını isterken; o da back vokalleri yaparak dahil oldu.

Guvenc Dagustun - Selcuk Basa (2)

Celil albümü dinlerken bir dörtlük yazdı. şarkıların onda uyandırdığı bir his anlatan bir dörtlük… Ardından biz enstrümantal parça yapmıştık ve albümdün bonus şarkısıydı ve onun üzerine bir baktık ki; Celil’in yazmış olduğu sözler oturuyor ve o şarkımızda birbirimizle yaptığımız hikaye ortaya çıktı.

Celil çok iyi bir oyuncu olmasının yanında; hem müziğe kabiliyeti çok fazla, hem de kalemi çok kuvvetli bir adam… Celil’le çalışmamız devam edecek gibi görünüyor.

İrem Ezgimen: o zaman ben Celil bey ile bir albüm bekliyorum sizinle.

Selçuk Basa: Kesinlikle, yakında gelir.

Selcuk Basa (2)

İrem Ezgimen: İyi bir müzisyen ve besteci olarak; Türkiye’nin müzikal gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Selçuk Basa: İnsanlar neyi seviyorsa, onu dinliyor ve çok iyi de müzisyenler var. Bu muhteşem bir şey… Başka eserlerin yorumlanması anlamında hem klasik, hem caz, hem de orijinal eserler… Ben bunu müzikle daha profesyonel ilgilenmeye başladıkça daha da farkına vardım. Yetenekli insanların Türkiye’de müzik yaptığını ve güzel üretimler yaptığını gördüm.  Böyle iyi müzisyenlerin; Türkiye’de yolunu açması gerekir. İyi müzisyenleri yaptıkları şeyleri önceden duyurmak, tanıtmak gerekmektedir. Mesela çok enteresan bir şey, kendimde olan bir anı… Bundan bir önceki albümü dinlediniz; bir gün Twitter’dan  Michael Kuyucu’dan -hiçbir tanışıklığım yok- bir tweet geldi “albümünüzü dinledim.” demiş ve yorumlarını yazdı. Her şarkıyı tek tek dinlediğini belirtmiş.

İrem Ezgimen: Michael Kuyucu Numberone Türk’ten (eski adıyla Radyo Klas’tan) benim eski müdürümdür. Kendisi takip etmeyi ve araştırmayı sever.

Selçuk Basa: Öyle mi… O kadar zarif ki; orda yazdıklarını internetten okudum “Albüm geldi baktım ismi bir garip… Acaba nasıl bir albüm bakalım bir dinleyeyim dedim karşıma inanılmaz bir albüm çıktı” dedi Yazdığı diğer yorumlar çok dikkatli dinlemiş olduğunu ortaya koyuyordu “arada kaybolmuş gitmiş yazık! Keşke daha önce elime geçseydi…” gibi yorumları vardı.

İrem Ezgimen: peki siz kimleri dinlersiniz.

Selçuk Basa: Yaptığım müzikteki ilham kaynağım özellikle jazz ve müzisyenler dinlediğim müzisyenler ise Myles Davis, ben saksofon da çalıyorum o yüzden Charlie Parker’da  benim için önemlidir. Şarkı bestelemekle ilgili Sting… Onu dinlemek inanılmazdır. Eric Clapton;  özel bir isim… Eskiden beri aynı… Benim yaptığım müzikteki gibi pop jazz havasında yürüyor.  Pop jazz’ın dünyada belki de en iyi şarkı yazarlarından bir tanesi belki de en iyisi Michael Franks… Benim hayatımda çok önemli etki uyandıran insanlar… Onların eserlerini hala dinliyorum, Türkiye’de de olağanüstü hem Rock , hem de  Jazz’da isimler var ve hepsini severek dinliyorum.

Selcuk Basa - Ece Basa

İrem Ezgimen: Peki deminki soruya geri döneyim müziğe yeni başlayacak olan yeni yetenekleri, hem de aynı zamanda bir baba olarak siz çocuğunuzu müziğe nasıl yönlendirirdiniz? Bir profesyonel ağzından duyalım.

Selçuk Basa: Benim de bir kızım var ve anne ve babanın iyi yönlendirmesiyle başarılı sonuçlar alına bilir.

Burcin Buke - Selcuk Basa - Guvenc Dagustun -Celil Nalcakan (4)

İrem Ezgimen:Canlı performans akustik projeler yapmayı düşünüyor musunuz?

Selçuk Basa: Canlı performanslar evet ara ara düşünüyoruz. Belli bir zamanımız yok bunun için bir takvim yapmadık ama geçen sene oldukça sık konser yaptık. Hayal kahvesinde, Bodrum’da… Özellikle Celil, Güvenç ve ben oturduk konuşuldu ve hatta rastladınız mı bilmiyorum ama böyle bir konsept oluşturduk. Neredeyse 1.5 – 2 seneye yakındır hem İstanbul’da hem Bodrum’da sağlam konserler verdik. Tabii bu projeler devam edecek.

Geçen seneden daha fazla konser vermeyi düşünüyorum. Bunlar biraz farklı işler olacak. Müzikal drama gibi çünkü konseptler böyle olduğu için işin içinde aktörler de olacak, farklı işler dinleyiciyi bekliyor.

İrem Ezgimen: O zaman bizi şuanda bir müzikal drama bekliyor, bir albüm bekliyor hem de sürprizli bir albüm. Şu anda yolumuzda bunlar var gibi gözüküyor. Peki sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Selçuk Basa: Gerçekten üretim durmadan  devam ediyor… Ekibimizle, özellikle bahsettiğimiz insanlar ve müzisyenler çalışmaktan mutluluk duyuyorum.

İrem Ezgimen: Her şey için teşekkür ederim.

Selçuk Basa: Ben teşekkür ederim…

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

Reklamlar

Anne Bu Çalan Ne? (25.06.2015)

İklim değişikliği, küresel ısınma, ya da başka ne derseniz deyin, birşeylerin ters gittiği apaçık ortada. Temmuz’a çok az bir zaman kala henüz daha yaz havasına tam anlamıyla girememiş olmamız, elbette en çok ruh halimizi de etkiliyor olsa da yine ve yeniden dünyanın gerçeklerinden kaçışı -daha önce de olduğu gibi- müzikte arıyoruz, heyhat! Her yıl olduğu gibi bu yazı da müjdelemek uğruna “peşisıra” epeyce yeni şarkı karşımıza çıkıveriyor ama nedendir bilinmez, doğa gibi onlardan da bir türlü bu müjdeyi alamıyor gibiyiz. Yoksa bizi yine -en azından üzmesi de sevmesi de garanti olan- eski şarkılar mı avutacak bir süre daha? Şu yaz bir gelsin ve bütün eteklerdeki taşlar dökülsün hele bir ara, sonra yine görüşürüz! İyisi mi, bir süredir neler dinlemiş ve dinlemekteyiz, onlara göz atalım..
Doğruya doğru; Gülşen‘i son yılların en başarılı söz ve bestecilerinden biri sayan ve yaptığı çoğu çalışmayı beğeniyle takip eden biri olarak bu yazın ilk “hit” adaylarından biri olarak karşımıza çıkan şarkısı Bangır Bangır‘ı tekdüze, son derece sıkıcı ve eski hit şarkılarını aratır nitelikte bulduğumu söylemeliyim. Albümün geri kalanında elbette güzel Gülşen şarkıları da var ve eminim önümüzdeki birkaç ay daha sıkça duyacağız (“Dan Dan” ve “Ellerinden Öper” mesela), ancak albümün tamamına tek seferde baktığımızda karşımızda pek de “yeni” bir Gülşen göremiyor, hatta kendini fazlasıyla tekrarlamış olduğundan ötürü üzülüyoruz.

niluferNilüfer‘in uzun bir süredir beklenen yeni albümü nihayet piyasada. Doğrusu Nilüfer gibi büyük sesler hemen her sene albüm yapmadığı için olsa gerek, son zamanlarda hemen gözüm kapalı, koşa koşa gidip aldığım albümlerin başında geldi bu albüm. “Kendi Cennetim” adını verdiği albümünde yıldız isimlerle çalışan sanatçının bu kez en büyük kozları Sezen Aksu ve Nazan Öncel‘den aldığı şarkılar. Sezen Aksu’nun “Hadi Kızlar”ı da Nazan Öncel’in “Nokta”sı da, ilk kez bu isimlerden aldığı şarkıları hakkını vererek söyleyen ve dinleyiciyi de tastamam memnun eden bir Nilüfer sunuyor bize. Yine bir başka yıldız isim Şehrazat, yazdığı şarkı sözleriyle her zaman favorilerimden olan Sibel Algan, ve Adnan Ergil, Hakan Sancaklı, Gövher Hasanzade, Mustafa Ceceli, Ozan Bayraşa, Erdem Yörük, Volga Tamöz, İskender Paydaş, Onur Baştürk, Sinan Ceceli ve Medar Neşet Kırşehirli gibi isimler hem tanıdığımız (ve güvendiğimiz), hem de genç yeteneklerden oluşan gerçekten güçlü bir kadro. “Derli toplu” bu albümü baştan sona dinlediğinizde zaten bunu anlıyorsunuz..”Seninim”, “Nokta” ve “Bu Tarafa”, ilk dinlediğimde beni hemen saran şarkılar oldu ve gerisi de eminim kısa zamanda kalbinize girecektir.

Sezen Aksu’dan bu yaz şarkı alan tek isim Nilüfer değildi elbette. Demet Akalın da, DMC etiketli yeni albümü ”Pırlanta”da Aslızen, Ayla Çelik, Berkay, Cansu, İrfan Özata, Nezih Üçler, Sinan Akçıl ve Soner Sarıkabadayı dışında Sezen Aksu’dan da bir şarkı almış. Albümün çıkış şarkısı ise şu sıralar radyolarda sıkça duyduğumuz Sinan Akçıl imzalı ”Ders Olsun”.

Nazanoncel

Yine tıpkı Nilüfer gibi yeni albümünü heyecanla beklediğimiz Nazan Öncel de bu yazı es geçmiyor ve yeni teklisi ”Aşkitom” ile karşımıza çıkıyor. Söz ve müziği Nazan Öncel’e ait olan şarkının aranjör koltuğunda İskender Paydaş oturuyor. Deniz Akel yönetmenliğinde çekilen video klibi de tıpkı şarkı gibi oldukça renkli ve eğlenceli. Klipte Öncel’e Gonca Vuslateri, Berke Üzrek gibi isimler eşlik etmiş. Şarkısı için müzisyen: ”Aşkitom uzun zamandır herkesin diline dolanmış bir sıfattı, ben de şarkıya adını vererek bu sıfatı unutulmaz kılayım dedim. Emeği geçen herkese bin teşekkür eder, Aşkitom’la neşeniz eksiksiz olsun isterim’ şeklinde konuşmuş.

KISA KISA:

gulden mutlu* Gülden Mutlu‘nun yeni videosu, albümün ikinci gözde şarkısı Gülşen Aybaba yönetmenliğinde “Gel de Yak”a çekilmiş, çok da iyi olmuş.

* Geçtiğimiz Salı gecesi Harbiye Açıkhava’da yazın ilk konserini veren Ajda Pekkan cephesinde ise Can Tanrıyar imzalı “Yakarım Canını” şarkısı konuşuluyor. Kimisi sevmiş, kimisi beğenmemiş, kimisi de “Süperstar’dır ne söylese yeridir” diyor:) Son yıllarda hemen her yaz yeni bir şarkı çıkarmayı seven Pekkan’ın bence bunlar içinde en başarılısının Tarkan düeti “Yakar Geçerim” olduğuna ise bence kimsenin şüphesi yok.

* Hem oyuncu hem de yorumcu olarak son derece başarılı bir isim olan Zuhal Olcay‘ın, hafızalardan silinmeyen 9 şarkıyı yeniden yorumladığı “Başucu Şarkıları 3” albümü de bu yılın es geçilmemesi olanlarından bana göre. İlhan Şeşen’den “Ağlıyor İstanbul”, Cem Karaca’dan “Sevda Kuşun Kanadında”, Ahmet Kaya’dan “Yalan da Olsa”, ve yepyeni versiyonuyla sözleri Leyla Tuna’ya, bestesi Onna Tunç’a ait “İyisin” şarkıları yer alıyor.

**

Müzikle kalın..

Olcay Tanberken (DikkatMüzik)

Süperstar’ın eski video klibi ortaya çıktı

ajdaAzılı fanlar yine iş başında! Kendisinin bile unuttuğu pek çok plağını yıllar sonra ortaya çıkaran Ajda Pekkan fanlarından yeni bir haber daha var. Sanatçının, Philips firması ile altın günlerini yaşadığı 70’lerde Fransa’da yayınlanan şarkılarının videoları ortaya çıkmaya başladı. Yabancı dildeki plakları ile müzik arşivcilerinin başını döndürmeye her zaman devam eden Süperstar, ilk Fransızca 45’liğini çıkardığı 1973 yılında “Babylone, Babylone / Viens Pleurer Dans Mon Cœur” şarkılarını plağa okumuştu. Sözleri Roda Gil’e, müziği ise magazin basınına göre o yıllarda sevgilisi olan ünlü besteci Mort Shuman’a ait olan “Viens Pleurer Dans Mon Cœur” şarkısının Fransız televizyonu için çekilen özel koreografili videosu bir Youtube kullanıcısı tarafından keşfedilerek önceki gün izlemeye açıldı. Ajda Pekkan’ın, adeta Eurovision şovlarını anımsatan özel bir koreografi eşliğinde çekilen bu performans videosu dışında yine o yıllarda Enrico Macias ile çekilen klipleri de Youtube üzerinde mevcut.

Türkçe dışında ilk 45’liğini 1970 yılında Yunanistan’da yayınlayan Ajda Pekkan, bu tarihten sonra sırasıyla Japonca, Almanca ve Fransızca plaklar çıkarmış, Fransa’da ayrıca biri Enrico Macias ile olan Olympia konser kaydı olmak üzere iki adet de LP yayınlamıştı.

İşte o video:
Ajda Pekkan – Viens pleurer dans mon coeur (1973)

Anne Bu Çalan Ne? (27 Eylül 2012)

Çıktığı günden itibaren her yerde çalan ve müzikmarketlerin en baş raflarında ön sıraları hemen alan “Orhan Gencebay ile Bir Ömür” albümünün piyasayı bir nebze hareketlendirdiğini inkar edemeyiz. Gerçekten de uzun zamandır evine, arabasına ya da ofisine fiziksel olarak müzik albümü almadığını çok iyi bildiğim birçok kişiden bu albümü aldıklarını duyup müzik piyasamız için seviniyorum. Ne de olsa  dijital dünyamız her geçen gün daha da genişlerken ve içimize işlerken, fiziksel albümlerin satışları doğal bir seyirle grafiksel olarak düşmekteydi, bu yüzden yapımcı Polat Yağcı’yı tebrik etmek lazım. Albümün en çarpıcı şarkıları Tarkan’dan “Hatasız Kul Olmaz” ve Süperstar’dan “Severek Ayrılalım” olsa da, geri kalan şarkılar da kendini sonuna kadar dinlettiriyor, hatta herkesin favorileri değişebiliyor. Kişisel olarak Duman‘ın “Gönül” yorumu ile Nükhet Duru‘dan “Gitti de Gitti”ye bayıldım mesela, harika yorumlamışlar. Deniz Seki‘yi ya da İzel‘i dinlerken kendinizi salmanız işten bile değil belki de? Albümü farklı kılan biraz da Gencebay şarkılarının yalnızca pop-alaturka sanatçılarına teslim edilmemesi, aynı zamanda rock ve pop-rock kategorisinde sayabileceğimiz birçok isim ve grubun da bu albümde yer alması olmuş kanımca. Şu ana dek çevremden ve dinleyicilerden albümle ilgili aldığım tek eleştirinin düzenlemeler ile ilgili olduğunu söylemeliyim. Bazı şarkıların düzenlemelerinin yeni yorumlara çok yakıştığını düşünenler olduğu kadar, bazı şarkıların da Orhan Gencebay şarkılarına yakışmayacak türde düzenlemeler içerdiği düşünülüyor. Eh, bu da albümde yer alan sanatçıların vebali diyelim ve her ne olursa olsun, başta da belirttiğim gibi yepyeni yorumları ile Orhan Gencebay şarkılarının çok uzun yıllar daha bizimle birlikte olacağının en güzel müjdesi olduğunu belirtelim. Sahi, herkes var da Şebnem Ferah ve Sertab Erener niye bu albümde yok? Ben başka önemli eksik göremedim çünkü.

“Hakim Bey” şarkısı ile yıldızı parlayan ve müzik listelerinden inmeyen Mehmet Erdem gelen yoğun istekler doğrultusunda albümü ile aynı ismi taşıyan şarkısı “Herkes Aynı Hayatta” için kamera karşısına geçmiş. Bora Tarhan yönetmenliğinde çekilen klipte, şehir hayatının karmaşası  ve bu karmaşada benzer hayatları farklı şekillerde yaşayan insan manzaraları yer alıyor. Kalabalık içinde yalnız kalma temasının hakim olduğu klipte ise Mehmet Erdem terk edilmiş, yalnız bir adam portresiyle karşımıza çıkıyor. Şu sıralar popüler müzikte yine yeniden bir “yalnız adam” konseptinin giderek yaygınlaştığını söylememize gerek yok sanırım? Şarkıcı da şarkının hakkını veriyorsa hele, tutmaması çok düşük bir ihtimal.

Öykü-Berk ikilisinden biri olarak hayatımıza giren ve ilk solo albümü “Bir Başka” ile müzik kariyerinde yeni bir sayfa açan Öykü Gürman,  vokal başarısının yanı sıra söz yazarı ve besteci kimliğini de ön plana çıkaran albümündeki şarkılarını kliplendirmeye devam ediyor. Sözleri Öykü Gürman‘a, bestesi Tasos Panagis‘e ait “Adı Yok Hala” şarkısına çektiği klibin yönetmenliğini Murat Hasarı üstlendi. Başarılı bir şarkı ve yorum, es geçmeyin..

Müzikle kalın!

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

DikkatMüzik! 2 yaşında / “Thank you for the music”

“thank you for the music
the songs i’m singing
thanks for all the joy
they’re bringing
who can live without it
i ask in all honesty
what would life be
without a song or a dance what are we?
so i say thank you for the music
for giving it to me”

“The Albüm”ün 7.track’i olan bu 1977 tarihli parçanın nakaratında böyle diyordu İsveç’ten çıkıp da bütün dünyaya şarkılarını bir ağızdan söyletmeyi başaran ABBA grubu. Kuşkusuz bu 4’lü ne kadar dikkat çekmişse, onlardan bir 10 yıl kadar öncesinden başlayarak plak satış rekorları kıran ve 50’den fazla şarkılarıyla listelerde krallığını ilan eden Liverpool’lu 4 genç de Beatles olarak o kadar dikkat çekmişlerdi. O sıralarda bizim de Süperstar’ımız, biricik Ajda‘mız vardı, her şarkısı memleketin dört yanında bir ağızdan ezbere söylenen. Sonra Minik Serçe‘miz kondu hayatımıza. Gönül telimizi titretti, hala kendimize gelemiyoruz. “Popun Kralı” Michael ve Kraliçesi Madonna, 80’ler ne demekse onun tam karşılığı imgeler olarak çok güçlü girdiler hayatımıza ve bir daha da çıkmadılar. “Ele Güne Karşı” yapayalnızdık oysa biz, hep ve daima yalnızları oynadık MFÖ şarkılarını dinlerken o sıralarda. 90’ların hayatımıza bir damga vuracağından habersizdik oysa, hala etkisinden sıyrılamadığımız. Tarkan gibi Megastar’larımızve Sertab gibi medar-ı iftiharlarımızla bu yıllarda tanıştık. Vedasının ardından yayınlanan albümünde dinleyicisine o tarifsiz tonuyla “Will you still love me tomorrow?” diye soran Amy Winehouse kadar kısaydı ama hayat, her kayıpta yeniden, yeniden öğrenecektik..

10 sanatçı/grup saydım sizlere, çünkü 10‘u da Türk ve Dünya popüler müziğinde çoğumuz için fark yaratan/Dikkat çeken isimler oldular.

İşte biz müzik adına heyecanımızı bu isimlerden ilham aldık.

DikkatMüzik!, bundan tam 2  yıl önce başladı yayın hayatına. Bu 2 yılda bizimle birlikte olan, bizleri hem bu blogda hem de sosyal medyada yalnız bırakmayan tüm takipçilerimize, bizi destekleriyle cesaretlendiren sanatçı dostlarımıza ve yapım şirketlerine sevgi ve teşekkürlerimizi ABBA’nın şarkısı ile sunuyoruz.

Müzik hiç susmasın, hep yanıbaşınızda olsun..
Olcay Tanberken

“Thank You For The Music”

“2. yaş” afişlerimizi görmek için >> Okumaya devam et “DikkatMüzik! 2 yaşında / “Thank you for the music””

Burak Yeter’den yeni albüm

DJ Burak Yeter, remix çalışmalarından oluşan albümlerine devam ediyor.  İçinde Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Sertab Erener, Ferhat Göçer ve Burcu Güneş gibi tanınmış isimlerin şarkılarına olan versiyonların da yer aldığı çift disklik yeni albümünün adı “Blue”.

Ajda Pekkan’ın Kral Müzik Ödülleri’nde “En İyi Remix” ödülü alan “Arada Sırada” remixinin dışında Sertab Erener’in “Aldırma Deli Gönlüm” şarkısının da içinde yeraldığı albüm için Yeter, bu şarkı dışında “Everbody”, “Miami Dream” ve “Run” adlı şarkılarına birden klip çekerek web sitesinde yayınladı:  www.burakyeter.tv

Anne Bu Çalan Ne? (27 Haziran 2012)

Yaz sıcaklarının iyiden iyiye bastırdığı şu günlerde popüler müziğin de arka arkaya yeni albüm ve şarkılar ile dolup taştığını görüyoruz. Bu hafta müzik dünyasından aklımdaki bazı notlarımı paylaşmak istiyorum:

* Harun Kolçak’ın son albümü “Yeniden Doğuyorum”u epeydir yazmak istiyor ama fırsat bulamıyordum. Epey ses getiren ve Kolçak’ı 90’lı yılların en önemli müzisyenlerinden biri olarak görmemizi sağlayan ilk 2 albümünden beri ilk kez bir Harun Kolçak albümüne bu denli pozitif yaklaşabiliyorum. Mert Ekren imzalı çıkış şarkısı “Bahanem Yok” dışında “Vazgeçilmez” ve “Kaybetmem”  ile albüme adını veren  -sözleri Kolçak, müziği Garo Mafyan imzalı- şarkısı bu albümü arşivinize katmanız için yeterli sebeplerden birkaçı. Elbette bunda Harun Kolçak’ın müzisyen kimliğinin bu albümde bir kez daha göze çarpmasının önemli bir etkisi mevcut..

* Zerrin Özer ile özdeşleşen, Fikret Şeneş‘in sözlerini yazdığı “Ağlayamıyorum”, birkaç yıl önce Emre Altuğ tarafından cover’lanmış ve yıllar sonra şarkı yeniden hatırlanmıştı. Ancak ne yalan söyleyeyim, sözleri ve duruşu itibarile pekala bir kadın vokale çok daha yakışan bir şarkıydı ve bu kez Ebru Yaşar, yepyeni bir aranje ile şarkıya yeniden hayat verdi. Yeni düzenlemesini de, Ebru Yaşar’ın “pop” söyleyişini de gayet yerinde buldum. Şarkı da zaten zamanında kendini kanıtladığı için iyi bir dinlenme oranı yakalaması olası..

* Şu sıralar aldığım en güzel haberlerden biri Yaşar Plak‘ın bazı eski longplay albümleri yeniden basacak olması. Hem de CD üzerinde değil, doğrudan orijinal formatı olan plak şeklinde! Nilüfer ve Ajda Pekkan‘ın 80’li yıllarına uzanıp “Bir Selam Yeter”,“Sensiz Olmaz” ve “Sen Mutlu Ol” albümlerine, ve ayrıca Ferdi Özbeğen‘in “Bir Sır Gibi”  albümüne çok yakında ulaşabiliyor olacağız ve bu hazineler evlerimize ilk halleri olan LP formatında girip pikaplarımıza konabilecek. Son dönemde yurtdışında da günden güne yayılan “Back to Black” furyasıyla o siyah ve çok çekici olan plaklar bir kez daha pikaplarımızda bütün keyifleriyle dönecek yani sizin anlayacağınız..

* Nilüfer demişken, geçtiğimiz sene boyunca hastalığı nedeniyle zor günler geçiren ve tedavisi başarıyla tamamlanan sanatçı hayranlarıyla buluşacağı günleri sabırsızlıkla beklediğini açıklamıştı. Ankara’daki Panora Alışveriş Merkezi’nde 4 Temmuz Çarşamba günü sahne alacağı duyurulan Nilüfer’i sevenlerinin yalnız bırakmayacağına eminim..

* Geçtiğimiz haftasonunun en güzel olayı hiç kuşkusuz MetroCity‘deki “Şimdi 90’lar” partisiydi. Hakan Eren‘in DJ’liğinde Yonca Evcimik, Deniz Seki, Harun Kolçak, Jale, Demet Sağıroğlu, Ferda Anıl Yarkın, Eda-Metin Özülkü ve Hazal‘ın sahne aldığı gecede 90’lar ile büyüyen kitle bütün heyecanıyla oradaydı ve gece boyunca şarkılarla/görüntülerle tam bir 90’lar nostaljisi yaşandı. Bu proje kesinlikle devam etmeli..

* Türkiye’nin ilk özel radyolarından biri olan Radyo Klas, bir süre önce yönetimle birlikte isim değişikliğine de gitmiş ve Klas POP adını almıştı. Radyo yönetimi, daha radikal bir karar alarak grubun diğer radyosu NumberOne Fm‘in Türkçesini yapmaya karar verdi ve böylece Number1TURK Fm doğdu. Eşzamanlı olarak da Number1TURK Tv yayına başlarken, Türk popüler müziği 2 yeni kanal ile tanışmış oldu böylelikle. Başarılar diliyoruz..

Müzikle kalın!
Olcay TANBERKEN (DikkatMüzik!)