Editörden / 90’ların en iyi 10 albümü

Çok iddialı ve korkutucu bir başlık, değil mi? En azından ben ilk karşılaştığımda böyle düşünmüştüm. Türk popüler müzik tarihinin bu 10 yıllık özel diliminde hayatımıza giren yüzlerce şarkı ve albüm arasından seçim yapmak zordu. Şair ve müzik yazarı Kadri Karahan, e-dergi tarzındaki web sitesinin Ocak sayısı için bu soruyu bana yönelttiğinde biraz düşünüp sonunda kendimce en iyi 10 albümü sıraladım. Elbette bu saydıklarımın dışında da pek çok “iyi” albüm evlerimize, belleklerimize girdi, hatta içinde pek çok hit olan sürüyle de albüm var ama tüm albüm olarak en iyi bulduğum kendimce bir liste işte şu şekilde >>

Sezen Aksu – Gülümse

Türk popunda tüm zamanların en çok satan albümlerinden biri olurken, satış rakamıyla Sezen Aksu kariyerinin de en tepesindedir. 1991 tarihli albümün çıkış parçası “Hadi Bakalım”, o yaz Türkiye’nin dört köşesinde bangır bangır çalmakla kalmaz, Abone‘yle birlikte Türk popunda 90’lar patlamasının da miladı sayılır. “Gülümse”, “Değer mi”, “Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam” ve “Her Şeyi Yak”, gerçek birer hit olarak hafızalara kazınmış ve yıllarca güncelliğini yitirmemiştir. Yine bir Onno Tunç, bir Aysel Gürel‘dir bu albüm. Sezen Aksu’yu kuşaktan kuşağa taşıyan ve açıp her dinlendiğinde insanı başka bir boyuta ve zamana taşıyan albümdeki her bir şarkı birer klasik olmayı başarmış ve bazıları yıllar sonra coverlanmıştır.

Nilüfer – Yine Yeni Yeniden

Türk popunda her dönem en iyi yorumculardan biri olmayı başarmış olan Nilüfer “Kalbim bir Pusula” ile 1972 yılında başladığı müzik kariyerinde her 10 yılda bir kendini yenilemiş ve her virajı başarıyla dönmüştü. 90’lara da kendini yenileyerek giren sanatçının 80’lerden bu yana Kayahan ile olan müzik ortaklığını minimize ederek Onno Tunç ile çalıştığı albümdür. 90’ların en şaşaalı şarkılarından “Şov Yapma” ve nakaratı ile albüme adını veren “Yeniden Sev” gibi 2 lokomotif şarkı dışında aslında slowları ile esastır. “Dokun Bana”, “Haram Geceler” ve “Kavak Yelleri”, Nilüfer’in 90’lar kariyerindeki en iyi şarkılar olmakla kalmaz müzik tarihimizin de incileri olarak sıraya dizilirler. Onno Tunç’un usta ellerinden çıkan albümde Aysel Gürel, Adnan Ergil, Buğra Uğur, Leyla Tuna ve Şehrazat ile çalışan Nilüfer, Kayahan’ın “Aman” ve “Beni Anlamadın Ya” şarkılarını da bu albümde seslendirmiştir.

Sertab Erener – Lâl

Sezen Aksu okulunun -sonradan en başarılısı olacağını öğreneceğimiz- öğrencisi Sertab Erener, müzikseverlerin karşısına ilk kez “Sakin Ol” ile çıktığında yıl 1992 idi. Çıkış parçası dönemin “hoppidi” şarkılarından biri muamelesini gördüyse de, “Yalnızlık Senfonisi” ve “Vurulduk” gibi slowlar, Sertab’ın öyle tek atımlık bomba olmadığını da gösterir gibiydi, ki Sezen Aksu konserlerinden ve katıldığı tv programlarından da hemen herkes Sertab’ı daha albümü çıkmadan tanımış ve çoğu 90’lar popçuları gibi ailemizin sanatçısı sayıvermişlerdi bile. Bir yandan kronik hastalığıyla boğuşan, bir yandan da eşi Levent Yüksel‘in rahatsızlanmasıyla zor günler geçiren sanatçının “Lal” adını taşıyan 2. stüdyo albümü 1994 yılına tekabül eder. Baştan sona melankoliyle hüznün tüm renklerini içeren albüm Sezen Aksu, Mustafa Sandal, Uzay Heparı ve Levent Yüksel destekli olup albüme adını veren “La’l”, bir Fahir Atakoğlu bestesidir. “Ne sarayda ne handa bir zalim ocağında sevdası ağlarken” insan, “eğer sevda bu demekse ben vazgeçtim beni sevmeyin” diyebilecek kadar melül bakabilir, “Üzgünüm gidenler için üzgünüm bitenler için Sadece çok üzgünüm Dargın değilim” diyerek geride bıraktığınız her kimse onu şaşırtabilecek cümleler sarfedebilir bu albümden şarkılar dinlerken. Müzik tarihi, Sertab Erener’in en saf, en duru ve en duygulu şarkılarını bu albümde toplamakla övünebilir.

Teoman – O

“Papatya” şarkısıyla başlayan Teoman fırtınası, aslında 2. albümüyle doruğa ulaşmıştır. 1998 tarihli “O” albümü, düzenlemeleri ve baştan sona her şarkıda saklı olan aynı ruh haliyle kanımca 90’ların en iyilerindendir. “O”, “Sus Konuşma”,”Bazı Yalanlar” ve “Kardelen” gibi hitleri dışında “Bir Damla Gözyaşı” ve “Dünya” gibi çok özel şarkıları barındırır. Orhan Atasoy’un ardından -Zerrin Özer ve Melis Sökmen gibi- birkaç farklı ses ile yeniden hayat bulan “Gemiler” şarkısı, bu albümünde kuşkusuz Teoman ile daha da popüler olmuştur. Sonraki hiç bir albümünü “O” albümü kadar başarılı bulmamışımdır ama Teoman bu albümüyle Türk rock müzik tarihine adını en gerçek biçimde yazdırmıştır. Konsept albümdür, tek tek şarkılardan ibaret değildir. Bu da albümü kült kategorisine sokmaya fazlasıyla yeter. Son bir not: Üniversite yıllarımı ve Beyoğlu’nu hatırlatan birkaç albümden biridir.

Tarkan – Aacayipsin
Tarkan’ın en çok satan albümü “Ölürüm Sana” olarak tescillenmişse de, Tarkan’ı “Megastar” yapan albüm 2. albümüdür. “Pop” denen mereti “Türk” sıfatı ile yan yana getirebilen gerçek albümlerden biri olarak 90’ların elbette baş tacı albümlerinden biridir. “Oynama Şıkıdım” diye de bilinen Sezen Aksu bestesi “Hepsi Senin mi?”, ‘Kıl Oldum Abi’ gibi bir şarkıyla başlayan ortalama bir pop kariyerinde Tarkan’ı Tarkan yapan ve zirvenin en tepesine yerleştiren şarkı olmuştur. Artık toy sesinden ve görüntüsünden kurtulmuş bir Tarkan’dır bu, artık bir Megastar’dır ve nihayet şimdi bütün Türkiye onu tanır. Hem de evet, daha henüz ikinci albümünde olmaktadır bütün bunlar. Popun farklı sularında, her renginde söyler bu albümde Tarkan. Ümit Sayın’ın “Dön Bebeğim”, Yıldız Tilbe-Nurhat Şensoy eseri “Kış Güneşi” ve söz-müzik Tarkan imzalı “Gül Döktüm Yollarına”, bu albümle görücüye çıkıp pop müzik tarihinde kült olmuş şarkılar listesine hızla girer. “Unutmamalı”, “Bekle” ve “Eyvah” da bu albümdedir. Müzikalite olarak en iyi bulduğum Tarkan albümü “Karma”, 2001 tarihinde yayınlanmış olup bu yazıda kendine yer bulamadığından, kanımca 90’ların en iyi 10 albümünden biri kesinlikle “Aacayipsin”dir.

Aşkın Nur Yengi – Sevgiliye


1990 yılının ilk albümlerinden biri olan “Sevgiliye”, yalnızca Aşkın Nur Yengi’yle bizi tanıştırmamış, aynı zamanda her biri bugün bile özenle hatırlanan 10 şarkıya da ev sahipliği yapmıştır. Albüm, Türk popunun yeniden patlaması hadisesinde “Abone”nin hemen yanıbaşında anılır. Sezen Aksu sözleri ve Onno Tunç düzenlemeleri ile ağırlıklı olarak cover şarkılardan oluşan albüme adını veren şarkının söz ve müziği Şehrazat’a, düzenlemesi Turhan Yükseler‘e aittir. “Yazık”, Başka Bir Şey”, “Ayrılmam” ve Harun Kolçak ile olan düet “Bile Bile” gibi her biri kült olmuş şarkılar yıllar sonra başkaları tarafından yeniden yorumlanmıştır. “Çağırma Beni” ve “Susma” gibi orijinali Haris Alexiou şarkıları olan eserler başta olmak üzere, albüm sizi her dinleyişte duvardan duvara çarpmaya hazırdır. İlk 4 albümü sonrasında inişli çıkışlı bir seyir halinde giden Aşkın Nur Yengi kariyerinin de kanımca en görkemli albümüdür.

Levent Yüksel – Med Cezir

Bir albüm yapın ve yıllar sonra bile hala “Best-Of”unuz olarak hatırlanabilsin. Kariyerinin en sevilmiş ve en güzel şarkılarını daha ilk albümünde bir arada söyleyeceğini bilmediğini, 2004 yılında onunla yaptığım (ki benim de ilk röportajım olur) röportajda samimiyetle itiraf etmişti Levent Yüksel. Erdem Sökmen‘in “Tuana”sı dışında albümdeki tüm düzenlemelere imza atan Uzay Heparı, buram buram kokmaktadır her şarkıda. Levent Yüksel özel radyolarda epey bir süre “Öyle sınırsız öyle derin öyle çok severim ki korkarsın” sözleriyle “Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk” diye haykırdıktan sonra, hiç beklemediği bir anda -dönemin bazı özel albümleri gibi- evet, bir anda patlamıştır. Ama öyle böyle değil. Bugün hala ilgili ilgisiz çoğu Türkçe pop dinleyicisinin hatırında her şarkısı varsa bu, Med-Cezir’i 90’ların en iyi 10 albümü arasına sokmaya yeter. “Bu gece son”,”Kadınım”,”Med-Cezir”,”Beni Bırakın” ve “İstanbul” en favorilerim olsa da, asla şarkı atlanmayacak ve hiç bir zaman unutulmayacak bir albümdür. İlave not: Bu albümün bir karşılığı varsa, o da “La’l”den başkası değildir.

Mustafa Sandal – Gölgede Aynı

Kendi prodüktörlüğünde hazırladığı 2. albümü “Gölgede Aynı”, Mustafa Sandal’ın albüm olarak kanımca belki de tek iyi albümüdür. Ancak bu yazıda yer alma sebebi, düzenlemeleriyle olsun sözleriyle olsun Türk popunda baştan sona 90’ların en iyilerinden biri olmasıdır. “Araba” şarkısıyla ve şarkıya çektiği video kliple uzun bir süre müzik listelerini ve ekranları adeta parselleyen Sandal’ın “Jest Oldu” ve “Bir Anda” gibi şarkıları da birer hit olsa da, albüm gerçekte bundan çok daha fazlasıdır. “Denize Doğru”, “Gidenlerden”, “Gölgede Aynı” ve “Bir Tanem” gibi her biri ayrı değerdeki şarkılarda saklı olan pop-caz karışımı duyguların bütünü 1996 yazını o yıllarda gençliğin her demini yaşayanlar için unutulmaz kılmaya yetmiştir. Mustafa Sandal, sonraki albümlerinde müzikalite olarak bir daha “Gölgede Aynı”nın başarısını ne yazık ki yakalayamamıştır.

Nazan Öncel – Göç

Nazan Öncel’in 1978 tarihli ilk 45’liği ve 1981 yılındaki Yağmur Duası’yla başlayan müzik kariyerinde 90’larla birlikte girdiği yeni yolda Türk popüler müzik tarihinin en ayrıksı ve özel albümlerinden biri olan “Göç” yayınlandığında takvim yaprakları 1995 yılını gösteriyordu. Hamit Ündaş, Gürol Ağırbaş, Tarkan Gözübüyük ve Erdem Sökmen gibi müzisyenlerin de katkılarıyla her bir şarkı sizi can evinizden vurmaya yeter. Gitar albümüdür, en “Nazan” albümdür. Her dinleyişte ruhen de bedenen de “göç”ertme konusunda eline su dökülemeyecek “Gidelim Buralardan”, gözyaşlarınızın en yakın dostu “Çocuk Kalbim” ya da “Sen Beni Öldürüyorsun” gibi en çıplak ve en gerçek şarkıları barındırmasıyla, müzikseverlerin 1997 ve 1999 tarihli “Sokak Kızı” ve “Demir Leblebi” albümleri ile birlikte “üçlediği” albümlerden biridir. Dipnot: Bu üçlemeden herhangi birini diğerinden ayırmak da pek mümkün değildir kanımca, üçü de çok özel şarkılar içermesiyle Nazan Öncel’i Türk popu için çok değerli kılmaktadır.

Oya & Bora – Seni Bana Yazmışlar
Grup Denk adıyla başladıkları kariyerlerinde Eurovision ve Altın Güvercin şarkıları derken aslında ilk albümleri 1987 yılında yayınlanan “Akvaryum”dur. Bu yazıya da konu olan ve 90’ları bana ilk elden hatırlatan akılda kalıcı albümlerden biri saydığım “Seni Bana Yazmışlar”, genel kanının aksine ikilinin gerçekte üçüncü albümleridir ve 1993 tarihlidir. “Ara Beni”, “Seni Bana Yazmışlar”, “Miskin” ve Goran Bregoviç’in Çingeneler Zamanı filmi için yaptığı şarkının Türkçe versiyonu “Sevmek Zamanı”, bu albümdedir. Son albümleri “Aşk, İhanet, Vs.”yi 1997’de yayınlayan ikili, müzik kariyerlerine daha sonra dizi müzikleriyle ve prodüksiyon işleri ile devam etmiştir.

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

(“90lar Özel” sayfasının tamamı için: www.kadrikarahan.net)

Reklamlar

Özel Dosya: Dikkat 2011

Bir koca yılı daha geride bıraktığımız ve En İyiler/En Kötüler gibi listelerin havalarda uçuştuğu şu günlerde “DikkatMüzik’in 2011 değerlendirmesi yok mu?” diye soranları daha fazla merakta bırakmayalım dedik ve kendi kalemimizi ele aldık. Elbette unuttuklarımız ya da bu yazıda geçmesini pek de anlamlı bulmayacak kadar önemsemediğimiz işler de çıkmış olabilir, ama işte bu da tamamen kişisel bir görüş yazısıdır nihayetinde. İşte nedenleri ve nasılları ile tüm bir yılın bizce hem en çok dinlenen ve sevilen, hem de övgüyü hak etmeyecek kadar çıta altında kalanlarından derlediğimiz “DİKKAT 2011” özel dosyamız:

2007 tarihli Best-Of’unu saymazsak 6 yıl aradan sonra yeni bir albümle çıkagelen Aşkın Nur Yengi‘nin “Gözümün Bebeği” adlı çalışması, 2011’in ilk sürprizi idi fakat içinde barındırdığı birkaç güzel şarkıya karşın ne yazık ki beklenen çıkışı gerçekleştiremedi. Albümle aynı adı taşıyan şarkı Sezen Aksu’nun albümdeki 2 şarkısından biriydi (diğeri Yasak Elmam) ancak çıkış şarkısı ne bu şarkılar, ne de albüme son anda dahil olan “Ayrı Gayrı” olmayınca albüm de doğrusu biraz güme gitti (Bunda elbette şarkıların düzenlemelerinin günümüzden ziyade 90’lar havasından kurtulamamış olmasının da payı yok değil).

Nilüfer‘in yanına rock müzisyenlerini alıp projelendirdiği “12 Düet”in, Müyap’ın yıl sonu değerlendirmesinde 2011’in en çok satan 3. albümü olması sanatçının Kayahan sonrasındaki döneminin belki de en görkemli albümü olduğunu kanıtlıyor. Büyük ilgi gören Şebnem Ferah düetli Erkekler Ağlamaz dışında Ara Sıra Bazı Bazı ve Aşk Kitabı düetleri de albümden kliplenen 3 şarkı oldu. Bizim için albümün en güzel ve öne çıkmayı kesinlikle hakeden 2 şarkısı ise Cingi‘den Unut Gitsin ve Rashit ile olan Uzak Dur Ateşimden düetleriydi.

2011’in “Divaların yılı” diye nitelenmesi boşuna değil! Önce Nilüfer‘in, ardından Sezen Aksu, Nazan Öncel ve Ajda Pekkan‘ın arka arkaya çıkardığı albümler en çok müzik yapımcılarını güldürmüş olmalı. Sezen Aksu’nun “Öptüm”ünün çıkış parçası “Unuttun mu Beni” ilk kez Kral Tv Müzik Ödülleri’nde dinleyiciyle buluştuğunda herkesi mest etmeye yetmiş ve artmıştı bile. Albümün yayınlandığı sonraki günlerden itibaren birkaç ay boyunca radyolarda epeyce çalan şarkının ardından albümün bir diğer slow hiti “Vay” kliplendi. Bu 2 şarkı dışında özellikle Arkadaş Şarkısını Duyunca ve Acıtmışım Canını Sevdikçe, Sezen Aksu’nun kredisinin dinleyicinin kalbinde asla bitmeyeceğinin en açık ve en gerçek kanıtları gibiydi. Yılın son aylarında gelen Remix albümü de, Öptüm’ü yeni yıla taşıyacağa benziyor.

Nazan Öncel‘in “Hayvan” adlı albümü, farklı kapağı ve çıkış şarkısı Normal’in içinde geçen sözleriyle adından söz ettirmeyi başardı. Albümde özellikle Böyle Konuşma ve Beni Bu Koca Şehirde Yalnız Bırakma gibi şarkılar dikkat çekti. Ajda Pekkan‘ın “Farkın Bu” albümü ise yıl sonu satış rakamları listesine göre yılın en çok satanıydı. Bunda hiç kuşkusuz Tarkan düeti Yakar Geçerim‘in büyük payı var. Arada Sırada şarkısı da epeyce ilgi görse de, kendi adıma albümün bundan çok daha fazlası olduğunu ve Asla, Yine Tek ve Heves gibi başka iddialı parçaları da içerdiğini söylemem gerekiyor. Belki eski albümlerinin tadını yine bulamayanlar olabilir ama Süperstar’ın 2000’lerdeki en iddialı çıkışı sanıyorum bu kez oldu. Çok yakında albümün -yeni bir şarkı ilavesiyle- remixleneceği duyuruldu.

Tarkan demişken, 2010 çıkışlı bereket dolu albümünün bu yıl da meyvelerini yemeye devam eden sanatçının Ajda Pekkan dışında Bülent Ersoy‘la olan düeti Bir Ben Bir Allah Biliyor’u -çok çalınıp hit olduğunu söyleyemesek de- yılın konuşulan şarkılarından biriydi. Aynı kategoride sayabileceğimizden bu paragrafta bahsini geçmeden olmaz diyerek Sibel Can ve Ebru Gündeş albümlerinin de satış rakamlarının çok iyi gittiğini ve fakat bunun şarkı popülariteleriyle ne kadar örtüştüğünü bilemediğimi belirtmek isterim.

SiNGLE BEREKETİ

Yoksa 45’lik modası geri mi dönüyor? 2011 gösterdi ki yıllar sonra müzik piyasası ‘single’ kavramına daha çok ısınmaya ve bu akıma geri dönmeye başladı. Gülben Ergen ve Mustafa Sandal düeti Şıkır Şıkır -her ne kadar sonrasında biraz olaylı da olsa- yılın en çok dinlenen şarkılarından biri olmayı kesinlikle başardı. Gülşen bu yılı 2 single ile geçirdi ve oldukça ses getiren şarkılara imza attı. Önce Yeni Biri ile yazı karşıladı, sonrasında Sözde Ayrılık ile daha da büyük başarı yakaladı. Bugüne dek birçok hit şarkıda imzası bulunan Fettah Can, bu kez kendi sesiyle çıktı karşımıza ve Sana Affetmek Yakışır parçası büyük ilgi gördü. Burcu Güneş‘in Eflatun imzalı Oflaya Oflaya şarkısı, yılın son aylarında Türk popuna bomba gibi düşerek oldukça sevildi. Bir Tv reklamında geçen Hayat Paylaşınca Güzel şarkısı ile ilgili olarak başı epey ağrıyan Nil Karaibrahimgil‘in yılın ilk yarısında yayınladığı “Hakkında her şeyi duymak istiyorum” single’ı fena gitmedi. Kenan Doğulu da Şans Meleğim şarkısıyla bu yılı “single” geçirenlerden oldu. Şarkı sevilmiş ve tutulmuş olmalı ki, Doğuş grubuna geçen Star Tv’nin de yeni tanıtım şarkısı olarak popüler müzik tarihimizdeki -iyi midir kötü müdür bilmem- yerini aldı.

NOSTALJİYE 2011’DE DE DEVAM

Candan Erçetin 60’lı ve 70’li yıllardan derlediği nostalji albümüyle yine bir -ses getirmeyen ama şanı devam ettiren- “ara albüm” yaptı. Işın Karaca‘nın ilki büyük ilgi gören Arabesque albümünün ikincisi Geçmiş Bize Yakışıyor alt başlığı ile yayınlandı ve satışı iyi gitti. Ümit Sayın‘ın, “Söz-Müzik Ümit Sayın” adıyla gerçekleştirdiği bir nevi Best-Of’unda en çok Tarkan ile olan Gitme düeti sevildi. Yılın son aylarında yayınlanan Pınar Aylin‘in “Hit 70’ler”i ise özellikle altyapılarının başarısı ile çıta üstü bir albümdü fakat eski şarkılar tekrar tekrar o kadar çok söylendi ve çalınmıştı ki artık, Pınar Aylin’in bu albümü ne yazık ki beklenen çıkışı gerçekleştirmekten biraz uzak kaldı. Bu bölümle ilgili son bir not: Sevinmemiz lazım, çünkü 2011’de Göksel bir nostalji albümü daha yapıp işi Muazzez Ersoy tatsızlığına sürüklemeden kıvamında bıraktı:) 2012’nin ilk aylarında yayınlanacak yeni albümünde yepyeni Göksel şarkıları duyabileceğiz. Geçen hafta yayınlanan Acıyor‘a bayıldım mesela.

“İYİ Kİ DİNLEDİK”

Teoman‘ın müziği bıraktığını açıkladığı yıl olarak kayıtlara geçen 2011 Teoman hayranlarını üzse de, sanatçının -şimdilik- kapanış albümü en az ilk albümleri kadar iyiydi. “Aşk & Gurur” adlı albüm yalnızca yılın değil, tüm zamanların da en iyi Türkçe albümlerinden biriydi. Bana Öyle Bakma, Tek Başına Dans, İstanbul’da ve Romantik gibi son derece başarılı şarkılar içeren albüm, Teoman’ı müzikten anlayanlar için kariyerindeki inişli çıkışlı dalgalanmalardan sonra- yeniden ve bir kez daha göklere çıkarmaya yetti.

Kuşkusuz yılın en çok dinlenen ve sevilen şarkısı hangisi oldu diye tek bir soru sorsalar ve tek bir yanıt arasalar cevabım çok basit ve net olurdu: Gökçe‘nin Tuttu Fırlattı‘sı. Gerek radyoda gerekse bütün yaz çaldığım partilerde insanların en çok coştuğu parça gözlediğim kadarıyla buydu.

2 yıl önce yayınlanan ilk albümleri ile pek iyi bir çıkış yakalayamayan Model grubu için 2011 altın bir yıldı desek yanlış olmaz. “Diğer Masallar” albümünden Değmesin Ellerimiz şarkısı yılın en çok çalınan radyo hiti olmakla kalmadı, gruba da şöhret kapılarını çok cömertçe açtı. Vokalist Fatma’nın yer yer Özlem Tekin’e öykündüğü eleştirileri ya da Değmesin Ellerimiz‘in Beyonce’in Hello şarkısına olan benzerliğinin  sosyal medyaya konu olması gibi olumsuzluklar grubun başarılı çıkışının önüne geçemedi. Buzdan Şato ve Pembe Mezarlık şarkıları da albümün diğer hitleri oldu.

Murat Boz‘un olgunluk dönemine oldukça yaklaştığı albümü olarak sayabileceğimiz “Aşklarım Büyük Benden” albümü, aynı adlı parça dışında Hayat Öpücüğü, Geri Dönüş Olsa ve Kalamam Arkadaş gibi birden fazla hit şarkı çıkararak yılın en sevilen çalışmalarından biri oldu. Bu da elbette Türk pop müziği erkekler liginde Boz’u daha da yukarıya, listenin tepesine yakın bir yerlere taşımaya yetti.

İskender Paydaş‘ın “Zamansız Şarkılar” albümü, 2011’in en iyileri arasına girmekle kalmadı, 2012’de de adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Özellikle Mustafa Ceceli‘den Sensiz Olmaz ki‘nin büyük ilgi gördüğü albüm, Kar Beyaz, Tavla, Bu Aşk Fazla Sana ve Arapsaçı gibi hit şarkıların yepyeni versiyonlarının yanısıra Yeni Aşk şarkısıyla Yılmaz Kömürcü gibi bir yeteneği de bizlerle buluşturuyor.

Zeynep Dizdar‘ın Uyandırma şarkısı ve Betül Demir‘in Hop Dedik şarkıları bu yılın en iyi Türkçe pop şarkılarındandı ve daha fazla ilgiyi kesinlikle hak etmişlerdi. Tıpkı Marcus Miller’ın Blast şarkısına yazdığı Türkçe sözlerle Oynama diyen Yıldız Tilbe gibi. “Sözyaşlarım” albümü ile geri dönen Deniz Seki’nin Suya Hapsettim‘i ve Bendeniz‘in Bendenizler adındaki Best Of/Remix albümünden O Biliyor şarkısı da sevdiklerim arasındaydı. Bu yıl tanıdığımız bir isim olan Bora Duran‘ın da Gül Senin Tenin şarkısı epeyce çalındı bu sene. Sibel Tüzün‘ün “Saten” albümünden geçtiğimiz ay kliplenen Maalesef şarkısı da yine bu yılın en sevilenlerinden biri olmayı başardı. Yine bu yıl içinde kliplenen Sertab Erener şarkısı Bir Çaresi Bulunur’u da geçmeden edemeyeceğim.

2011’in bize kazandırdığı yeteneklerden biri olan Aynur Aydın‘ın albümü de övgüyü hakedenlerdendi. “12 Çeşit La La La” adını verdiği albümün çıkış parçası Yenildim Daima, yüzü tümüyle batıya dönük alnı açık gerçek bir pop şarkısı. Aynur Aydın da sıkı vokaliyle önümüzdeki yıllarda da adından söz ettireceğe benziyor.

“NE GEREK VARDI?”

Geçen yıl çok başarılı bir albüme imza atan Ozan Doğulu, bu kez “130 Bpm Allegro” albümü ile çıkageldi fakat doğru dürüst hit şarkı içermediği için ilk albümün gölgesinde kaldı. Alişan & Demet Akalın düeti Melekler İmza Topluyor‘un her 2 isme de bir faydası ne yazık ki olmadı. Hadise bu yıl yayınladığı albümünden Gülşen imzalı Süpermen şarkısı ile iyi bir çıkış yakalasa da, Burjuva ya da Aşk Kaç Beden Giyer gibi fazla da iddialı olmayan şarkılarla bu çıkışı devam ettiremedi (Kendi fikrime göre bu kızın İngilizce şarkıları beste olarak da söz olarak da her zaman daha güzel ve başarılı olmuştu. Tarzından ödün vermek ve Türk pop müziğinin acımasız çarkları içinde harcanmak istemiyorsa kesinlikle yabancı şarkılar söylemeye devam etmelidir kanımca).

Ömür Gedik ve Sinan Akçıl gibi aslında şarkı söyleme konusunda pek de iddialı olmayan isimlerin de albüm yaptığı bir yıldı 2011 (Özellikle Sinan Akçıl ve Soner Sarıkabadayı gibi iki müzisyenin -bazı başarılı şarkıları olmasına karşın- şarkıcılık yönleriyle müzik dünyasında bu kadar geniş yer tutabilmeleri, sesi iyi olup da müzik piyasasında kendine şans tanınmayan onca insana ayıp değil de nedir?).

Apayrı albümü ile girdiği yoldan çok hazin bir manevra ile çıkarak bundan sonra inişli çıkışlı bir yol çizmeye başlayan Hande Yener‘in geçen yılki albümünden Sopa ve Bodrum gibi başarılı hitlerle hasbel kader toparlanan kariyerinin yeni sayfası, baştan sona Sinan Akçıl şarkıları ile dolu albümü “Teşekkürler” oldu olmasına ama bu Teşekkürler’in kime olduğunu müzikseverler çözemedi. Başta Havaalanı olmak üzere albümün yarısından çoğu hit olamayacak kadar kötü şarkılar ile doluydu ve yaz aylarında dijital single olarak yayınlanan Bana Anlat gibi son derece güzel bir şarkı bile albümü kurtarmaya yetmeyecekti.

EUROVISION

2011’e girdiğimiz dakikalarda sürpriz şekilde Eurovision temsilcilikleri açıklandığında çoğunluğun dumur olduğu Yüksek Sadakat grubunun şarkısı “Live it Up” müzikalite olarak iyi olsa da, Dusseldorf sahnesinde beklenen etkiyi ne yazık ki yaratamadı. Şovun ve görselliğin zayıflığı da işin içine girince Türkiye, -yarışma yarı finalli sisteme geçtiğinden beri- tarihinde ilk kez finale kalamadı. Grup ise erteledikleri “Renk Körü” adlı yeni albümlerini yılın sonlarına doğru yayınladı ve Eurovision şarkısını da Parti Çocuğu olarak Türkçeleştirdi.  Geçen yıl  aldıkları 2.cilikle göğsümüzü kabartan maNga, bu yıl yurtdışında yayınladıkları “Fly  To Stay Alive” adlı single’ı ile olumlu eleştiriler aldı.

Yılın son günlerinde ise Eurovision yine müzik gündemimizdeydi ve bu kez iddialar Kıraç üzerine yoğunlaşmıştı. Katıldığı bir radyo programında bunu yalanlamayan sanatçı ne var ki ilerleyen günlerde bu iddianın asılsız olduğunu ve TRT’den resmi bir teklif almadığını söyleyecekti.

ROCK / ALTERNATİF DÜNYASI

2011, Rock ve alternatif müzik dünyasında da iyi şarkılara sahne oldu. Yukarıda saydığım Model şarkıları dışında, Seksendört grubunun Hayır OlamazGece grubunun Ben Öldüm şarkıları, Can Bonomo‘nun yükselişi, Neyse grubu, Bedük‘ün “Ful” albümü ve teknolojinin sınırlarını zorlayan yenilikçi tarzı, Multitap‘in yeni albümü, Çiğdem Erken ve Mehtap Meral‘in çıkış albümleri geçtiğimiz yılın takdirlik çalışmaları olarak kayıtlara geçti.

Yılın en sessiz ama iddialı çıkışı Mabel Matiz‘in aynı adlı albümü oldu. Genç müzisyen daha bu ilk albümünde başta Arafta olmak üzere her biri diğerinden güzel olan şarkıları ile özellikle sosyal medyanın büyük ilgi ve desteğini kazandı. Yılın son aylarındaki Halil Sezai  patlamasına ise hem şaşıranlar hem de sevinenler oldu. İsyan şarkısı ile bir anda rekora koşan müzisyen, farklı tarzı ile ilgi uyandırdı. Öykü & Berk ikilisinden Öykü Gürman, “Bir Başka” albümü ile iyi bir solo kariyer adımı attı. Kıraç, “Derindekiler” adındaki yeni albümünü 3 boyutlu ve interaktif DVD şeklinde sunarak bir ilke imza attı.

Yıllar sonra “Ve MFÖ” adında yepyeni bir albümle evlerimize giren Mazhar Fuat Özkan, bu kez yanlarına Bora Uzer gibi alanında çok iyi genç isimleri de almıştı. Hep Yaşın Ondokuz şarkısı ile çıkışı yapılan albümde Yamuk mu Var, Sorma ve Bu Aşk Olur mu gibi övgüyü hak eden MFÖ şarkıları yer aldı.

Olcay Tanberken
(Dikkat Müzik!)

Bazı şarkılar dokunulmazdır

Başlıktaki cümleyi en son Zeynep Dizdar‘ın “Bir Çocuk Sevdim” yorumunu ilk dinlediğimde sarfetmiştim. Bu, olamazdı. Bazı şarkılar dokunulmazdı ve bu Sezen Aksu-Onno Tunç şaheseri de, bir başkasının üstüne okumayı cesaret bile edemeyeceği kadar değerliydi birçokları gibi benim için de. Dizdar’ın Türk popundaki yerini tartışacak değildim keza güçlü bir vokal, başarılı bir şarkıcı idi, ne var ki, bu yeni yorumu sevmemiştim.

Daha geçenlerde müziksever bir arkadaşa “nerede o bir zamanların ‘fırtınalar’ yaratan Ebru Gündeş‘i?” diye sormuştum, meğer yeni albümünü çıkarmak üzereymiş. Bugün aldım haberini, 2011 model Ebru Gündeş albümünün adı “Beyaz”mış. Düzenlemelerde Taşkın Sabah’la çalışan sanatçının albümündeki 12 şarkıda Ayla Çelik, Ersay Üner, Gökhan Tepe, Serdar Ortaç Sinan Akçıl, Şebnem Sungur, Zeynep Talu ve Sezen Aksu gibi isimlere rastlıyoruz.

Albümün kuşkusuz bu yazıya konu edilen bir de “cover”ı var. Aslında bir değil, üç cover var bu albümde AMA doğrusu diğer ikisi kulağa o kadar batmıyor. Biri Nükhet Duru‘dan “Hiçbir Zaman”, diğeri ise Aşkın Nur Yengi yorumu ile sevdiğimiz “Yazık”. Elbetteki “sahibinin sesi”ne yaklaşamamış ama Gündeş’in kendine has müthiş yorumu ile de öyle pek de kötü olmamış doğrusu. Sanatçının, şarkının ruhunu iyi taşıyabildiğinden olabilir mi? Mümkündür.

Ne var ki aynı şeyi Sertab Erener‘in “Aldırma Deli Gönlüm”ünün “yeniden yorumlanışı” için söylemek pek mümkün değil. Sevmedim, sevemedim. İntrodan itibaren şarkı “pop muyum, arabesk miyim, yüce Rabbim neyim ben” diye sonu gelmeyen sorular soruyor kendine ve tabii aynı zamanda bu işkenceyi çeken bize de..

Üzgünüm sayın Gündeş, çok iyi bir yorumcusunuz ve çok da seveniniz var bunun farkındayım ve size büyük saygı duyuyorum. Ancak bazı şarkılar dokunulmazdır ve öyle de kalmalıdır sanki? 90’lar Türk popunun en baş “ilaç”larından biri sayılan “Aldırma Deli Gönlüm”, Sertab Erener‘in o “ilk albüm sesi” dediğimiz henüz zamanın değmediği genç vokali ve evet, Uzay Heparı düzenlemesi ile bizim için dokunulmazdır! Bu şarkıyı coverlamak ile, onun dokunulmazlığına olan inancımızı artırdınız, teşekkür ederiz.

Aşkın “Gözümün Bebeği” ile dönüyor!

2004 yılında yayınladığı “Yasemin Yağmurları” albümünden beri yeni bir albüm yayınlamayan ve en son 2007 yılındaki Best Of albümü ile sevenlerinin karşısına çıkan Aşkın Nur Yengi’nin, uzun bir aradan sonra yepyeni şarkılardan oluşan albümü yeni yılın ilk haftasında piyasaya çıkıyor. Yine uzun zamandır çalıştığı Emre Müzik’ten çıkacak olan albüm “Gözümün Bebeği” adını taşıyor ve 10 yeni Aşkın şarkısı içeriyor. Çıkış şarkısı olarak sözü -toplamda 5 şarkı ile albümün yarısına söz yazan- Günay Çoban’a, müziği Serkan İzzet Özdoğan’a, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait “Öpeyim Geçsin” olarak belirlendi. Sezen Aksu’nun Aşkın Nur Yengi’ye uzun zaman önce verdiği ve Yengi’nin ilk kez bu albümde seslendirdiği “Yasak Elmam” adlı şarkı da, albümün sürprizlerinden biri. Genel koordinatörlüğünü Hakan Eren’in yaptığı albümün fotoğrafları ise Zeynel Abidin Ağgül imzalı.

Albüm şarkıları:

1 – Öpeyim Geçsin
2 – Kibrit ve Alev
3 – Başka Sözüm Yok
4 – Hayırlı Olsun
5 – Kahve Bahane
6 – Gözümün Bebeği
7 – Yasak Elmam
8 – Sözünü Tutmadın
9 – Ayrı Gayrı
10 – Bekleyenim Var

Aşkın Nur Yengi vs. Petek Dinçöz

Siz hiç,

Tarkan‘ın “Sen Başkasın” şarkısının Levent Yüksel yorumunu,

Sertab Erener‘in “Söz Bitti”sinin Tarkan versiyonunu,

ya da Eurovision birincimiz “Everyway that I can”in Işın Karaca versiyonunu duymuş muydunuz?

Ben duydum. Yıllar önceydi tabii..

(Kimbilir bir gün birileri onları da piyasaya sürer de ben ve benim gibi bu kayıtların piyasaya sürülmesini mutluluk olarak gören arşiv manyakları bayram eder!)

Türk popu aynı şarkıyı farklı yorumculardan dinlemeye çok alışık.

Bugün birçok kişi Ajda şarkıları okumak için birbirleriyle yarışıyor yarışmasına ama Ajda Pekkan‘ın kendisi bile müziğe ilk başladığı 60’larda daha önce başkalarınca yorumlanan Türkçe şarkıları bir kez daha söylemişti (Ama biz onu başkalarının Türkçe şarkıları ile değil, başka yabancı şarkılara yazılan Türkçe sözlü kendi şarkıları ile sevdik:). Ya da o kadar geriye gitmeye gerek yok, hala dünmüş gibi hatırladığımız 90’lar bile neredeyse yeniden keşfedilip tekrar tekrar söylenmiyor mu bugün?. “Cover” kavramı Türk popunun öyle pek de uzak olmadığı bir şey, özetle. Ancak daha ortaya ilk söyleyeni bile çıkmamış bir şarkının aynı anda 2 farklı yorumunun çıkacak olma ihtimali, biraz kulakları dikleştirip, nasıl yani dedirtiyor insana, değil mi?:) (Aslına bakacak olursak Gülşen‘in “resmi” olarak yayınlanan korsan albümünün (Gül-she-n) piyasaya sürüldüğü bir Türk popunda olan bitenlere pek de şaşırmamayı öğrenmemiz gerekiyor galiba. Ya da Ajda’nın Sevdim Seni albümü gibi, bir önceki albüme beğenmeyip koymadıklarınız bir de bakmışsınız piyasada! Türk popu bu, olmaz olmaz deme!)

Müzik dünyası birkaç gündür Aşkın Nur Yengi‘nin yakında çıkaracağı yeni albümündeki bir şarkıyı konuşuyor. Bestesi Serkan İzzet Özdoğan‘a, sözü Günay Çoban‘a ait ‘Yalnızın Biriyim’ adlı şarkıyı, anlaşılan o ki Aşkın Nur Yengi’den önce Petek Dinçöz satın almış! Satın almış almasına ama albüm öncesinde yayınladığı single’a bu şarkıyı koymayınca besteci ve söz yazarı şarkının parasını iade etmeyi teklif ederek geri almak istemişler ama Dinçöz kabul etmemiş ve yerine başka şarkı istemiş. Öte yandan bazı kaynaklar, Dinçöz’ün şarkının bu son tartışmalar ile öne çıkmasından ötürü albüm repertuarına yeniden koymak istediğini söylüyor. Olan bitenden tamamen habersiz olan Aşkın Nur Yengi ise şarkıyı çoktan okumuş, repertuarına koymuş. İşler de bu noktada sarpa sarıyor ve olan biteni hayretle izleyen biz tüm seyirciler de şarkının yaratıcılarına çeviriyoruz kafalarımızı hemen tabii! Tam komedi!:)

Hangi yorumcunun şarkıyı daha iyi okuyacağını elbette tartışmayacağımızı söyleyerek konu ile ilgili tarafların görüşlerine bakalım:

Uçankuş’un haberine göre, Petek Dinçöz, bu şarkıyı 11.11.2009 tarihinde tüm haklarıyla birlikte besteci ve söz yazarından satın aldı. Makbuz karşılığı ödemeleri yapıp, muvafakatnameleri de alan Dinçöz, o arada çıkardığı single’dan sonra başladığı albüm repertuarına da bu şarkıyı koydu. Ancak olay geçtiğimiz hafta başka bir boyut kazandı. Aşkın Nur Yengi, Petek Dinçöz’e satılmış olan bu şarkıyı stüdyoya girip okudu, fakat olay ortaya çıktı.

Aşkın Nur Yengi’nin menajeri Lisa Tuna, “İnanın biz şarkının Petek Dinçöz’e ait olduğunu bilmiyorduk. Sonradan öğrendik. Ancak stüdyoya girip okumuştuk bile… Resmen kandırıldık. Ama yapacak bir şey yok. Çok masraf yaptık. Aşkın parasını bile kendi ödedi. Artık çıkaracağız, Hüseyin Emre de dağıtacak” dedi. Bu gelişme üzerine Hüseyin Emre, “Çok geç de olsa durumdan haberim oldu. Ben yıllardır böyle bir lekeyi üzerime sürdürmedim. Ben kendime çalma, çırpma gibi bir leke kondurtmam. Lisa ve Aşkın’a da söyledim. Şayet Petek hanımdan izin yazısı almasanız ben dağıtmam diye… Artık kendileri bilir… Ben böyle bir şeyin altına imza atmam… Onlar atarsa bilemem” dedi.

Gelelim Petek Dinçöz tarafına. Dinçöz’ün menajeri Tülay Kırdemir: “Biz şaşkınız. Albüm hazırlığındayken bu durumu öğrendik. Petek hanım inanamadı. Hele hele Aşkın Nur Yengi’nin böyle bir şey yapmasına çok şaşırdığını söyledi. Ama yine de beklemedeyiz. Kendilerini böyle bir duruma düşüreceklerine inanmak istemiyoruz. Gelişmeleri takip edelim, sonra konuşalım. Bu arada tüm belgeleri hemen size gönderebiliriz. Şahsen ben, onların yanlış bilgilendirme kurbanı olduklarını düşünüyorum. İnşallah gerçekten de kandırıldıklarını anlayıp, hatadan dönerler” dedi.

Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek.