“Bir Zamanlar Seksenler” piyasada!

birzamanlarseksenler2012 yılının son günlerinde Ossi Müzik, yeni bir 45’lik albümü daha yayınladı. Yılbaşı için sevdiklerinize iyi bir hediye olacak “Seksenler” albümünde bir zamanlar dillerden düşmeyen şarkılar yer alıyor. 

Bugünlerde herkes TV dizilerinde çalan 45’lik plakları konuşuyor. Her yerde bu şarkıları çalıyor, dillerde Ümit Besen, Seyyal Taner, Yeşim, Saadet Sun, Banu, Funda şarkıları dolaşıyor. Türkiye’de bu işlerin piri sayılan Hakan Eren TV dizilerinde çalınan şarkılardan işte bu albümü oluşturdu.

O günler çoktan mazi oldu. Seksenlerden geriye artık bir tek şarkılar kaldı… Bu albümde işte o şarkılar var. Bugün artık sadece televizyon dizilerinde kulağımıza çalınan, her duyduğumuzda bize o günleri yeniden yaşatan şarkılar. Aşkın da heyecanın da, mutluluğun da hüznün de, dostluğun da küslüğün de kalpten, içten ve samimi yaşandığı günleri kalpten, içten ve samimi şarkıları…

Issız Adam filmine müzikal danışmanlık da yapan Hakan Eren’in özenli ve titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı arşivlik albümde Ümit Besen, Seyyal Taner, Nil Burak, Yeşim, Banu, Funda, Ersan Erdura, Ercan Turgut, Ayla Algan, Attila Atasoy, Saadet Sun, Salim Dündar, Semiha Yankı, Cumhur, ve Meral-Zuhal gibi birbirinden değerli sanatçıların şarkıları yer alıyor. Yeni yıla girerken, sevdiklerinizle paylaşmak isteyeceğiniz, özel, çok özel, adeta kişisel bir hediye. Yavuz Hakan Tok’un albüm kartonetinde vurguladığı gibi “ Buyurun SEKSENLERE! ”

Begüm Tarako: “Aklımın Oyunları”

Begüm-Tarako-Aklımın-OyunlarıŞehir müziğinin yeni ismi Begüm Tarako ilk albümü “Aklımın Oyunları” ile müzikseverleri selamlıyor. Begüm Tarako’nun prodüktörlüğünü de kendisinin üstlendiği “Aklımın Oyunları”’ adlı albümü, 10 yıllık sürecin biriktirdikleriyle bestelenmiş biri enstrümantal olmak üzere 8 parçalardan oluşuyor.

Söz ve müziklerin tümünün kendisine ait olduğu bu albümde Begüm, sadece bir parçanın müziğini Tolga Özoğlu ile birlike hazırlamış. Bu albüm elektronik, rock, akustik, pop unsurlarını içeren karma bir çalışma. Albümün kayıtları, mix ve masteringi Mert Aksuna tarafından AVA’da yapıldı. Vokal kayıtlarını Murat Cum Stüdyo FM’de gerçekleştirdi.

Begüm Tarako; Berkant Çelen, Özgehan Özturan, Mert Aksuna, Taner Karakaya, Kadir Keskin, Tolga Özoğlu, Serkan Türküm, Emre Cincinoğlu, Ayhan Mutlu, Barış Güvenenler ve Burak Ayrancı gibi müzisyenlerin eşlik ettiği albümünü şöyle anlatıyor:

“Bazı şarkılar yaşamın içinde ayağımıza takılan çelmelere karşı takınılmış öznel bir tavrı, hepimizin hayatında var olan mantıkla kalp arasındaki zor seçimleri, bir kişinin kendi dünyası içindeki yerini kaybetmesini, kendini ve bir aşkı aramasını, hiç yaşanmak istenmeyen bir doğum günü’nün hissettirdiklerini anlatıyor.

Bazıları ise bir girdabın, aşkın sularının içinde kalmış, kişileştirilmiş bir su damlasının hikâyesini, hayatta başımızdan geçen badirelerin ardından hepimizin çevresine sardığı şeffaf duvarı bir Koza’yı ve oradan çıkma isteğini tarif ediyor.

Mesela Beyaz Kelebek, babam için bestelediğim bir parça, tüm albüm gibi bu şarkıda kendisine ithaf.

Bir de enstrümantal parçamız var. Tüm albümün hikayesinin ardından, en sevdiğim yaylı enstrüman olan Çello’nun cümleleriyle bir nefes alıyor, es veriyoruz. Aslında tüm şarkılarım da gerçekten içine düştüğüm süreçleri içtenlikle anlatmaya çalıştım umarım başarabilmişimdir.

Bu arada dinleyecek tüm müzik sever dostlarımın, albümün genel yapısında yoğun bir müzikal altyapıyla karşılaşacak olmalarının nedeni, albümün genel yapısı itibariyle, eleştirel, biraz isyankâr ve biraz da üzgün tavrının altını doldurmak amaçlı, Özel olarak seçilmiş bir anlatım yolu olması. Devranların döndüğü son noktaya gelene kadar yaşanılan tüm kargaşaları seslere dökmek gibi…”

Bu çalışmasında, özellikle sahne performanslarında birlikte olacağı grup arkadaşlarıyla çalışmayı seçen Begüm Tarako albümün genelinde hissedilebilecek ensemble duygusunu da buna bağlıyor.

http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Aklimin_Oyunlari-270399

 

Majesteleri dansa davet ediyor!

MajesteMüzik dünyamıza yeni katılan Majeste, kendi adını taşıyan ilk albümünü 21 Aralık’ta Pasaj Müzik etiketiyle yayınlamaya hazırlanıyor. Müziğini ‘Alternatif Pop’ olarak tanımlayan ve tekdüzeliğin içinde farklı bir soluk olmaya aday grup 2007 yılında Kerem Ozan Şahin ve Alper Gemici tarafından kuruldu. Yapım aşaması 1 yıl süren, tüm şarkı sözleri Ozan’a, beste ve düzenlemeleri Ozan ve Alper’e ait ilk albümlerinin prodüktörlüğünü de kendileri üstlendiler.

Majeste’nin altyapı ve düzenlemeleri ile farklı bir üslubu benimseyen soundunun en önemli özelliği, R&B ve HipHop alt yapılarını kullanıp ritm anlayışını ön planda tutarak, gitar, oryantal perküsyon ve yaylıları uyum içinde kullanmaları. Kayıt ve mixleri Deneyevi, İskender Paydaş ve Hit Fabrikası’nda tamamlanan albümün masteringi ise Çağlar Türkmen’e ait.

Albümün çıkış şarkısı “Hadi Sil Baştan” olurken, şarkının video klibi Emir Khalilzadeh yönetmenliğinde çekildi. Post prodüksiyonu Baran Sabuncuoğlu tarafından yapılan klipte light graffiti tekniği kullanıldı.

Majeste
Ozan, solist olarak İstanbul’da çeşitli gruplarla sahne aldıktan sonra 2006 yılında İTÜ Miam’da ses mühendisliği bölümüne başladı. Jazz, rock, klasik ve pop gibi çok çeşitli tarzda projelerde ses mühendisi olarak çalıştı.

Alper ise müzik yaşamına 18 yaşında, Majeste’nin davulcusu Cengiz Tural ile kurduğu grupta gitar çalarak başlayıp, ses mühendisi, müzisyen ve aranjör olarak Göksel, Nil Karaibrahimgil, Yalın, Teoman, Candan Erçetin, Kurban, Athena ve Keremcem gibi sanatçıların albümlerinin stüdyo süreçlerinde yer alarak devam etti.

Ortak arkadaşları tarafından 2007’de müzik yapmak için tanıştırılan Ozan ve Alper, ilk günden başlayarak yüksek bir sinerjiyle verimli bir üretim sürecine girdiler. Çok çalışıp, kafa patlattılar. Sonuçta ulaştıkları müziğin şekillenmesinde prodüksiyonlarında yer aldıkları başarılı pop ve rock albümlerinden edindikleri tecrübelerin de büyük payı oldu.

Türkiye Eurovision’da yarışmayacak!

eurovisionTürkiye, 2013 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmayacak.

TRT’den yapılan yazılı açıklamada, EBU’nun ”ayrıcalıklı” üyeleri Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya’nın son yıllarda elde ettiği ”başarısız sonuçlar” dolayısıyla geçen yıl yarışma için izleyici oylarının etkisinin yüzde 50’ye indirildiği, bu ülkelerin yarı final elemelerine katılmadan doğrudan finalde yarıştıkları belirtilerek, bunun haksızlık yarattığı ifade edildi.

Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

”Kurumumuz, üyesi bulunduğu EBU’nun (Avrupa Yayın Birliği) Eurovision Şarkı Yarışması’na 1975 yılında ilk kez katılmış ve bugüne kadar toplam 34 yarışmada yer almıştır. Ancak 1976, 1977, 1979 ve 1994 yıllarında ise çeşitli sebeplerle yarışmaya katılmama kararı almıştır.

Şarkı yarışması dönemi içerisinde ilk defa 1997 yılında Şebnem Paker’in yorumladığı ‘Dinle’ adlı eserle alınan 3’üncülükle Türk kamuoyunun bu yarışmaya ilgisi artmış ve hep üst dereceler beklenir olmuştur. 2003 yılında Letonya/Riga’da Sertab Erener’in yorumladığı ‘Everyway That I Can’ isimli eserin birinci olması, Türk kamuoyunun tüm dikkatlerini üzerine çekmiştir.

TRT son 10 yıl içerisinde; bir birincilik (2003), üç dördüncülük (2004, 2007, 2009), iki yedincilik (2008, 2012), bir ikincilikle (2010) tarihi bir başarıya imza atmıştır.”

e-oylama sistemindeki değişiklik
Açıklamada, 2000’li yıllarda Türkiye’yi temsil eden yarışmacıların başarısında, oylama sisteminin değiştirilmesinin, e-izleyici oylamasının (televoting) etkisinin büyük olduğunun değerlendirildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

”Nitekim izleyici oylamasına geçilen 2003-2010 arasında yıllarda sanatçılarımızın elde ettiği başarılar daha yüksektir. 2011 yılından itibaren izleyici oylarının etkisi yüzde 50’ye indirilmiştir (yüzde 50 izleyici, yüzde 50 jüri.) Bu kararın alınmasında EBU’nun ayrıcalıklı üyesi 5 ülkenin (Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya) son yıllarda elde ettiği başarısız sonuçların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim ayrıcalıklı bu 5 ülke yarı final elemelerine katılmadan doğrudan finalde yarışmaktadır.

Bu durumun haksızlığını her fırsatta belirttik. 2013 yılında İsveç/Malmö şehrinde yapılacak 58. Eurovision Şarkı Yarışması için bir ön hazırlık çalışması yapılmış ve bunun için 2 Kasım 2012 tarihinde müzik sektörünün ve medyanın yer aldığı, geçmişteki yarışmalara katılarak belirli derece almış sanatçı, besteci, aranjör vb. kişilerden oluşan Eurovision Şarkı Yarışması 2. Özel Danışma Kurulu İstanbul Radyosu’nda toplamış ve katılımcıların Eurovision Şarkı Yarışması’na hangi yöntemle eser seçerse daha iyi bir sonuç elde edeceği konusunda görüşlerine başvurulmuştur.

Bu yıl İsveç/Malmö’de yapılacak olan 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na ekonomik nedenlerle bazı ülkelerin katılamayacağı yönünde de duyumlar alınmıştır. TRT’nin EBU üyeliği çerçevesinde iştirak ettiği Eurovision Şarkı Yarışması’na katılım kararı her yayıncı kurumun kendi inisiyatifindedir. Bu kapsamda Kurumumuz, 2013 yılında İsveç’de düzenlenecek 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı almıştır. Bundan sonraki süreç içerisinde, Eurovision Şarkı Yarışması 2. Özel Danışma Kurulu üyelerinin görüşleri de dikkate alınarak, Kurumumuzun daha sağlıklı ve faydalı değerlendirme yapması ve ileriki yılların stratejisini oluşturması planlanmaktadır.”

AA

Nilgün Atılgan’ı kaybettik

nilgunatilganMüzik dünyamızda 2012’nin kayıpları devam ediyor. 70’li yılların sinema ve müzik sanatçısı Nilgün Atılgan, Antalya’da geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi.  57 yaşındaki sanatçı, Antalya’da markete gitmek için yolun karşısına geçtiği sırada Mustafa Yakar yönetimindeki taksinin çarpması sonucu yaşamını yitirdi. 

1954 yılında dünyaya gelen, 1972 yılında ise sinema kariyerine başlayan Atılgan, bir dönem Öztürk Serengil ile evlenmiş ve boşanmıştı. 15 yıl önce vefat eden gazinocu Cengiz Tabakçı’nın eşi olan Ayşe Nilgün Atılgan, çeşitli gazinolarda sahneye çıkmıştı. 1970’li yılların beğenilen seslerinden olan sanatçı ‘Sana Bir Buse Vermedim Diye’, ‘Nerden Çıktın Karşıma’, ‘Çek Kayıkçı Kürekleri’ gibi şarkılarıyla ünlendi. Kadir İnanır, Salih Güney, Fikret Hakan gibi dönemin ünlü aktörleriyle birlikte 10’un üzerinde filmde rol alan sanatçı ‘Ah nerede’ adlı sinema filminde Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ile başrolleri paylaşmıştı.

Atılgan, 1974 yılında ABBA grubunun Eurovision’u kazanarak dünyaca üne kavuştuğu şarkısı “Waterloo”yu da Türkçe sözlerle (“Oldu mu?”) plağa kaydetmişti.

Nilgün Atılgan – Çek Kayıkçı
http://www.ttnetmuzik.com.tr/artist/Nilgun_Atilgan/36917

Gökcan Sanlıman: “Soğuk Temmuz”

Gökcan Sanlıman_2010 yılında yayınladığı “Yesterday” albümünde yabancı klasikleri Göksel, Teoman ve Şebnem Ferah gibi isimler ile düetler yapan Gökcan Sanlıman, bu kez tamamı yeni şarkılardan oluşan ikinci stüdyo albümü ile karşımızda. Teoman prodüktörlüğünde hazırlanan ve Avrupa Müzik etiketi ile yayınlanan albüm “Soğuk Temmuz” adını taşıyor. 

Süpervizörlüğünü Haluk Kurosman, aranjörlüğünü ise Noyan Erdal ve Gökcan Sanlıman’ın üstlendiği 10 şarkıdan oluşan albümde söz ve müziklerin tamamı Gökcan Sanlıman’ın kendisine ait. Albümün ilk video klibi yönetmen Evren Gülçığ tarafından albümle aynı adı taşıyan “Soğuk Temmuz” isimli şarkıya çekildi. Albümün stylingi Selda Bora Özkanlı’ya, fotoğrafları ise Cem Talu’ya ait. Genç müzisyenin albümü için Teoman: “Gökcan’la ben uzun zamandır yakınız zaten. Geçen sene ben kendi müziğimle ilgilenmemeyi seçtiğim dönemde Gökcan’ın albümüne yoğunlaştık. Şarkılarını birkaç senedir biliyor, seviyordum. Fakat direkt bir şekilde karışmadım müziğe. Gökcan’ın kafasında hazırdı zaten şarkılar. Küçük fikirler verdim, aranjörü Noyan Erdal ile kafaları karıştığında seçenekler sundum. Şarkı yazma bölümünden, albümün son aşamalarına kadar yanlarındaydım, kendi tecrübemi katmaya çalıştım. Fazla karışmama gerek kalmadı zaten, yaptıkları şeyleri genelde beğendim, sadece ufak dokunuşlar yaptım. Bence Gökcan Sanlıman pek yakında, yeni kuşak müzisyenler içerisinde önemli bir yere sahip olacak. İyi bir şarkı yazarı ve yorumcu olacak.” diye konuştu.

Yalın’dan 2.video

YalinYalın, geçtiğimiz aylarda piyasaya sürdüğü ‘Sen En Güzelsin’ albümünün ikinci videosunu “Olmasa da Olur’’ şarkısına çekti. Yönetmenliğini Hakan Yonat’ın yaptığı klip çekimlerinde 40 kişi görev aldı. 24 saat süren çekimlerde Yalın’a 3 bayan model eşlik etti. Park Hyatt otelin kral dairesinde başlayan çekimler, sabaha karşı Rumeli Hisarı’nda son buldu. Şarkının söz ve müziği Yalın’a düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait.

Gönen’den 12.12.12’ye özel klip

gonenGönen “Bahsetme” albümünün ikinci klibini Hawaii’de çekti. Söz ve müziği Görkem Asmaz’a, düzenlemesi Serkan Ölçer’e ait olan “Kalbimin Işığı” parçası için Oahu Hawaii sokaklarında kamera karşısına geçen Gönen: “12.12.12 tarihi için aylar öncesinden tarih alıp yüzyılın evliliğini gerçekleştirecek çiftler için klibin yayın tarihini beklettiğini ve ilk kez 12.12.12 de yayına gireceğini” belirtti.

Üç gün süren klibin Hawaii’deki çekimlerini K.Kawelo Barber gerçekleştirirken Türkiye’deki çekimleri Yasemin Şefik tamamladı. Klipte Gönen’e Amerikalı model Haley Jackson eşlik etti.

Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri: Michael Nyman Band

michaelnymanAvea Sıra Dışı Müzik Konserleri “The Piano” Filminin Muziklerine İmzasını Atan ‘Michael Nyman Band’ ile devam ediyor. Avea, geleneksel ve moderni, yerel ve küreseli harmanlayan usta isimleri, “Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri” kapsamında müzik severlerle buluşturuyor.

14 Aralık Cuma akşamı, İngiltere’nin en yenilikçi ve tanınmış bestecilerinden, dünyaca ünlü Michael Nyman, sizlere büyülü bir dünyanın kapılarını aralayacak. Besteci, piyanist, müzikolog, yazar, yapımcı, senarist ve şef olarak zihinlere adını kazıyan Michael Nyman, çok yönlü yaratıcı müzik anlayışı ile müzik severler ile buluşacak.

Michael Nyman, sanatseverleri “Tutuculuğa Karşı Bir Duruş” olarak nitelendirilen müzikleri ile büyüleyecek. Müzik eleştirmeniyken “minimalizm”in adını koyan, daha sonra beste yapmaya başlayan ve yaptığı film müzikleriyle, adını koyduğu akımın temsilcisi olan Michael Nyman’ın yaptığı müzik “tutuculuğa karşı bir duruş” olarak değerlendiriliyor.

Bunun yanı sıra, yapıtları; opera, yaylı dörtlüleri, film müzikleri ve orkestra konçertolarından oluşuyor.

Nyman, 2011 yılında, GrosvenorHouse’da düzenlenen IvorNovello Klasik Müzik Ödülü’ne layık görüldü ve İngiltere’nin gelmiş geçmiş en büyük bestecileri arasındaki yerini almış oldu.

Kapı Açılış – 19:30
Konser başlangıç – 20:30

http://www.biletix.com/etkinlik/NKAV3/ISTANBUL/tr

Badem ve Konukları

bademvekonuklari2005 yılında kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayınlayan ve sonrasında “Sonsuz” ve “3B” adlı 2 albüm daha yayınlayarak daha geniş kitlelere seslenen genç pop-rock gruplarından Badem, yeni bir albüm ile karşımızda. 1995’te Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü’nde üç sesli bir vokal grup olarak kurulan ve 2002’de bugünkü halini alan grup bu kez bir proje-albüm yayınladı. bademPasaj Müzik/Gergedan iş birliğiyle 10 Aralık’ta yayınlanan albümde kariyerlerinde bu zamana kadar sahnede ve çeşitli projelerde birlikte şarkılar söyledikleri ve çaldıkları müzisyen ve yorumcuları aynı albümde biraraya getiren Badem’in “Badem ve Konukları” adını verdiği yeni albümünde Nilüfer, İlhan Şeşen, Cahit Berkay, Feridun Düzağaç, Özlem Tekin, Halil Sezai, Zeynep Casalini, Serkan Çağrı, Öykü Gürman, Gülçin Santırcıoğlu ve en son 2005 yılında bir albüm yayınlayan Vega grubu eşlik ediyor. Taşoda’da tamamı canlı olarak kaydedilen 13 şarkının yer aldığı albümün prodüktörlüğünü de grubun kendisi gerçekleştirdi. Albümün ilk video klibi ise Öykü Gürman ile birlikte söyledikleri “Değişmem” isimli şarkıya Onur Yayla yönetmenliğinde çekildi.

http://www.ttnetmuzik.com.tr/album/Badem_Ve_Konuklari/269001

 

Gülden Mutlu: “Unutamam Dedin”

Gülden-Mutlu-Unutamam-DedinEmre Aydın’ın geçtiğimiz yaz başında piyasaya sürdüğü ve uzun süre listelerde kalan şarkısı “Soğuk Odalar”ın yazarı ve aynı zamanda şarkıda Aydın’a da eşlik eden Gülden Mutlu, kendi kanatlarıyla uçmaya hazır. İlk solo albümü öncesinde “Unutamam Dedin” adlı teklisiyle müzikseverlere seslenen genç müzisyenin şarkısı 565 Müzik Yapım ve DMC işbirliği ile yayınlandı. Dijital platformlarda hızla yükselişini sürdüren tekli, CD olarak da müzikmarketlerde yerini aldı. Şrkının video klibinin yönetmenliğini ise Emre Aydın yaptı. Söz ve müziği Gülden Mutlu’ya ait şarkının düzenlemesinde ise Mustafa Ceceli’nin imzası var. Prodüktörlüğünü ve yapımcılığını üstlendiği albüm hakkında Emre Aydın: “Gülden Mutlu çok yetenekli bir isim. ‘Soğuk Odalar’ şarkısını duyar duymaz Gülden’le birlikte bir iş yapmak istedim. ‘Soğuk Odalar’ın gördüğü ilgi benim bu düşüncemde haksız olmadığımı kanıtladı. Şimdi sıra, Gülden Mutlu’da. Eminim ‘Unutamam Dedin’ şarkısı da en az ‘Soğuk Odalar’ kadar beğenilecek” dedi.

Ayşe Hatun Önal’ın dönüşü

Sen-ve-Ben-Birol-Giray-ft.-Ayşe-Hatun-ÖnalMüzik otoritelerince “Sonunda” ve “Sustuysam” albümleri ile Türkçe elektronik müziğin “cool” kadını olarak sevilen ve beğenilen ismi Ayşe Hatun Önal, 2008’den sonra ilk kez yeni bir çalışma ile karşımızda. Bu kez radyocu, prodüktör ve DJ kimliğiyle tanınan BeeGee lakaplı Birol Giray ile çalıştı. “Sen ve Ben” adını taşıyan şarkının sözü Ayşe Hatun Önal’a, müziği Birol Giray’a ait. Avrupa Müzik etiketiyle dijital olarak servis edilen şarkının hem radio edit’i hem de club versiyonu TTNet’ten indirilebiliyor:

http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Sen_Ve_Ben-270432

Röportaj: Mavi

maviroportajYeni bir DikkatMüzik! röportajı ile karşınızdayız. 2010 yılında kendi adıyla yayınladığı ilk albümü ile dikkat çeken, geçtiğimiz sene müzik listeleri ve radyolarda kendine yer bulan “Kaptan” şarkısı ile başarısını sürdüren Mavi, DMC etiketi ile yayınlanan 4 şarkılık yepyeni çalışması ile müzikseverlere yeniden merhaba dedi. Albümün ilk videosunu “Yine Aynı Hikaye” şarkısına çeken Mavi, DikkatMüzik!’in sorularını yanıtladı:

– Aslında hukuk mezunusunuz, şarkı söylemeye/yazmaya ve müzik ile profesyonel anlamda ilgilenmeye ne zaman karar verdiniz?

Şarkı yazmaya ilk başladığım zaman, yani 20li yaşlar. Plan kariyeri ve dolayısıyla maddiyatı biraz oturtup 40lı yaşlara geldiğimde hayatımın bir bölümünü ayırıp hobi gibi ilgilenmekti. Fakat zamanla hem mesleğin bana göre olmadığını hem de daha ciddi ilgilenmek istediğimi, başka türlü mutlu olmayacağımı anladım.

– Sizi kendi adınızı taşıyan albümünüzle tanıdık ilk olarak, ilk albümden bu yana ürettiğiniz ve söylediğiniz şarkılarla beraber en çok ne değişti hayatınızda?

mavi1 (1)Kendimi daha iyi tanımaya başladım, bu tıpkı aynaya baktığımızda gördüğümüz insanla fotoğraflardaki insanın çok benzememesi gibi. Kendimize dair algımız daha farklı daha iyimser olabiliyor. Şarkılarını ve kendini bir ürün olarak ortaya koymak ise ciddi ve sarsıcı bir durummuş. Yetersizliklerini, olmamışlıklarını, kendinde var zannettiğin şeylerin yokluğunu daha net kavrıyorsun başkalarının gözünden. Sanırım bu da hayatıma yeni mücadeleler yeni stresler kattı. Bitmeyen bir eğitim ve ilerleme süreci. Benim gibi dışarıdan yatay geçişle mevzuya dahil olup yolun uzun olunca da öğreneceğin çok şey oluyor tabii.

– Geçen yaz yayınlanan ve bu albümde de yer alan “Kaptan” şarkınızın çıkış hikayesi neydi ve aldığınız geri dönüşler nasıldı?

Birtakım yaşanmışlıklar sonunda kendimle hesaplaştığım ve kendi sırtımı sıvazladığım, “iyisin iyi” dediğim bir şarkı Kaptan. Hayatıma girmiş ve bana eşlik etmiş herkese teşekkür ettiğim, yaralar açanlarla vedalaştığım ve yola yanımdakilerle devam ettiğimi söylediğim beyanname gibi bir şarkı. Bir nevi ‘giden gider, kalan sağlar bizimdir’ şarkısı. İçine girebilip benim hislerini paylaşan çok insan oldu, ancak çıktığı ay itibariyle (temmuz) daha ziyade insanların sahil barlarında hafif duygularla takılmak istedikleri bir vakte denk geldi. Şu dönemde hala güzel şeyler duyuyorum şarkıyla alakalı, bence belli bir insan formuna tercüman oldu.mavi1

– Yeni albümden önce yine bir mini-albüm çalışması ile dinleyicinin karşısına çıktınız, müzik sektörünün artık albümler yerine single şarkılar üzerinden gittiği doğru mu? Kaç tanesinin tutacağını bilmediğiniz koca bir albüme emek vermektense daha çok güvendiğiniz şarkıları single olarak yayınlamak daha mı güvenli bir yol sizce?

Klipsiz şarkılar kolay kolay kendini tanıtamıyor. En bilindik isimler için bile biraz böyle. E klip çekilenler de malum birtakım kurullara takılıp aylarca bekleyip hiç yayınlanmadan çöp olabiliyor. Dolayısıyla maddi tarafını geçsek manevi olarak büyük hüsranlar. Sanırım öncelikli hedef ismi duyurmaya çalışmak olmalı. Her yaptığı şarkı merak edilen bir kişi olmadıkça bütün şarkılarınızı bir sürü emek zaman ve para harcayıp piyasaya sürmek için mangal gibi yürek lazım. Etraf ölü doğan çocuk gibi albümlerle, ellibin liralık hiç yayınlanmayan kliplerle dolu.

– Sade ve etkileyici bir müziği olan “Yine Aynı Hikaye”nin sözleri de çok güzel gerçekten. Söz yazarken yaşadıklarınızın da etkileri oluyor mu?

Çok teşekkürler. Oluyor tabii ki, ama özellikle bu şarkıda modern zaman yakınlıklarına, “aşk sanma”larına, aşk arayışlarına ve o hıza gönderme var.

– Tarzınızı nasıl isimlendiriyor ve ana akım müzik anlayışının neresinde görüyorsunuz?

Akustik pop yapıyoruz, canlı çalıma yakın yerlerde dolanıyoruz. Albümde akustiği elektronikle de harmanlayabiliriz. İçime sinen her şeyi deneyebiliriz hatta. İnsan değişmeden kalmadığına göre müzik de değişebilir.

– 1974 tarihli bir şarkı olan “Aç kapıyı gir içeri”nin 2012 versiyonunu duymak güzel bir sürpriz oldu, kimin fikriydi?

Patronum Samsun Demir’in fikriydi. Ben Özdemir Erdoğan’ın şarkılarını çok severim, ancak fikir benim yaptığım bir şarkının o şarkıyı anımsatması üstüne çıktı. Bir demo yapıp baksak mı nasıl duracak bende dedik.
Göksun Çavdar’ın klarnetleriyle de enteresan bir yere gitti şarkı.

Mavi-Aç-Kapıyı

– Çok büyük iddia ya da hırs dolu şarkılar yerine daha sakin ve size özgün şarkılar yazıp söylediğiniz fikrine katılıyor musunuz? Şarkılar biraz da sizin iç dünyanızın müzikteki yansıması mı acaba?

Aynen öyle. Kimseyle derdi olmayan birisiyim. Çok huzurluyum diyemem ama pek karanlığımı yansıtmayı sevmiyorum dış dünyaya. Bu çok tutarlı, huzur verici birisiyim gibi algılanmasın tabii. Arazlarımı, tutkularımı da akıtıyorum yeni şarkılara.

mavi5– İlk klip “Yine aynı hikaye”ye çekildi, klibin hikayesi nedir? İkinci videoya karar verdiniz mi?

İki insanın yakınlaşmasını – ve yakınlaşamamasını – konu etmek istedim. Duraksamalar, istemem yan cebime koy’lar, biraz da cilve. Eski sevgilisini atlamamış ve her yenide onu arayan insanların ruh hali.
İkinci video “Aç kapıyı gir içeri” olacak. Bugünlerde deneme çekimleri yapıyoruz, nasıl bir şey istediğimize henüz karar veremedik.

– Son olarak -çok sık sorulmuş bir soru olduğunu tahmin ediyorum ama- “Mavi” adı ile çıkış yapmanızın bir öyküsü var mı?

Kendim için seneler önce seçtiğim isimdi Mavi. Arkadaşlarımın küçüklükten beri bana hitap ettikleri isim.

– DikkatMüzik! adına teşekkürlerimizi sunuyor, başarılar diliyoruz:)

Ben teşekkür ederim, çok güzel sorulardı :)

Mavi – Yine Aynı Hikaye

Avea Müzik Blogları Fikir Takımı: Radyonun dün, bugün ve geleceği

aveaAvea’nın müzik bloglarını desteklediği projesi Avea Müzik Blogları Fikir Takımı, yeni sezonun ilk buluşmasını geçtiğimiz Çarşamba gerçekleştirdi. Galata’daki Blogger’s Base’de gerçekleşen buluşmanın konusu radyonun dünü, bugünü ve geleceği üzerineydi. Müzik yazarı Tolga Akyıldız’ın moderatörlüğünde yapılan buluşmada radyo ve tv programcısı İzzet Öz ile Spectrum Medya Yayından Sorumlu Genel Müdür yardımcısı Yalçın Birol katılımcılar arasındaydı. Buluşmada Türkiye’nin önde gelen yerli ve yabancı müzik bloggerlarının yanısıra Blue Jean ve Radyo Eksen’den Çağlan Tekil ve farklı radyolardan radyocu kimlikleri ile Özlem Barokas, Çetin Cem, Gamze Sakallılar, Hakan Küfündür, Olcay Tanberken ve Ahmet Kamil Taşkın gibi radyocular da vardı.

Buluşmada genel olarak günümüzün konvansiyonel radyoculuğundan geleceğin dijital yayıncılığına uzanan evrim ele alınırken İzzet Öz TRT yıllarında radyoculuğa ve radyoculuk eğitimine ne kadar önem verildiğinden bahsetti. Öz, o yıllarda elini kolunu sallayan herkesin radyocu olamadığını, ciddi eğitimlerden ve sınavlardan geçtiğini anlattı. Klasik müzik, caz, pop, vs. her dalda ayrı ayrı prodüktörler ve bu konuyla ilgili özel eğitimler alan spikerlerin olduğunu belirtti. Bugün yayın yapan pek çok radyonun birbirine benzediğinden ve dijital radyoların sayılarının gün geçtikçe arttığından hareketle doğru müziği seçen ve dinleyicisi için özel içerik üreten herkesin kendi dinleyicisini bulacağını savunan İzzet Öz, Bodrum’da bir arkadaşının Samhouse Session bir internet radyosu kurduğunu ve aynı anda radyoyu dinleyen dinleyici sayısının bazı ulusal radyoların online internet dinlenme sayılarına yaklaşabildiğini örnek verdi. Ünlü programcı ayrıca o yıllardan bashederken “TRT’de haftada bir gün yayın yaptığım dönemde her hafta dinleyicilerden içinde istek parçaların yer aldığı bir çuval mektup gelirdi. Şimdi Twitter’dan yapılan istekler o zaman mektup veya kartla gönderilirdi. Van’da çobanlık yapan bir dinleyicimden gelen kartta Jethro Tull’ın yorumladığı Bach’ın Bouree adlı parçasını istek yaptığını gördüm. Bu olay bana müziğin ne kadar evrensel olduğu gerçeğini gösterdi ve beni radyoculuk aşkına itti” diye konuştu. Konuşmasında telif konularına da değinen Öz, Türkiye’de bu işin daha yeni yeni sağlama alındığına değinerek dağıtılan telif ücretlerinde uluslararası standart paylaşımın %50 Üreten (şarkı sözü yazarı+besteci), %15 Yorumcu ve %35 Plak Şirketi’ne dağıtılması şeklinde olduğunu, Üreten’e verilen %50’lik payın da yine üretenlerin dilerse %10-15 kadarlık bir payını şarkının Aranjörüne verebileceğini kaydetti.

Spectrum Medya adına konuşan Yalçın Birol ise, bünyesinde bulunan ulusal radyolar dışında Karnaval.com adlı dijital bir platform kurduklarını ve bu platform dahilinde playlistini eski şarkılardan oluşturdukları RetroTurk, akustik canlı performanslara yer verdikleri JoyTurk Akustik, plak şirketlerine bağlı olmayan ve kendi gayretleriyle müzik dünyasında varolmaya çabalayan bağımsız (indie) müzisiyenlerin parçalarını çaldıkları Zeplin, oyun seven genç ve çocuklar için Jeton adlı internet radyolarını tanıttı.

Buluşmada konvansiyonel radyoculuğun geleneklerinin/alışkanlıklarının dijital radyoculukta kendine ne kadar yer bulabileceğinden fazla bahsedilmedi ancak bir dinleyicinin “Ben otomatik playlist değil, DJ’in kendi özel seçtiği şarkıları da dinlemek isterim” diye görüş belirtmesi üzerine Yalçın Birol “Bizde Joy Fm’de Kerem Görsev kendi arşivinden çok güzel parçalar çalıyor diye örnek verdi. Keşke Birol’ün bu örneği tüm radyo ve radyocular için de gerçek olabilseydi, çünkü bu satırları okuyan hepinizin de bildiği üzere bugün birçok radyomuz otomasyon sistemi ve müzik direktörlerinin müdahaleleri nedneiyle ne yazık ki özgürce her istediğini çalamıyor ve kendi playlistlerini oluşturamıyorlar. Şarkı araları konuşma süreleri 30 saniyeyi geçemeyen ve nerede ne konuşacağına bile karışılan günümüz radyoculuğunda sınırlar ve kısıtlamalar yerini daha özgür ve daha kaliteli bir müzikal paylaşıma bırakmadıkça, radyoculuğun ölmesi ve dijital yayıncılık da olsa konvansiyonel yayıncılık da olsa tamamen müzik kutusuna dönmesi kaçınılmaz bir son olacak gibi gözüküyor.

Olcay Tanberken