Avea Müzik Blogları Fikir Takımı: Radyonun dün, bugün ve geleceği

aveaAvea’nın müzik bloglarını desteklediği projesi Avea Müzik Blogları Fikir Takımı, yeni sezonun ilk buluşmasını geçtiğimiz Çarşamba gerçekleştirdi. Galata’daki Blogger’s Base’de gerçekleşen buluşmanın konusu radyonun dünü, bugünü ve geleceği üzerineydi. Müzik yazarı Tolga Akyıldız’ın moderatörlüğünde yapılan buluşmada radyo ve tv programcısı İzzet Öz ile Spectrum Medya Yayından Sorumlu Genel Müdür yardımcısı Yalçın Birol katılımcılar arasındaydı. Buluşmada Türkiye’nin önde gelen yerli ve yabancı müzik bloggerlarının yanısıra Blue Jean ve Radyo Eksen’den Çağlan Tekil ve farklı radyolardan radyocu kimlikleri ile Özlem Barokas, Çetin Cem, Gamze Sakallılar, Hakan Küfündür, Olcay Tanberken ve Ahmet Kamil Taşkın gibi radyocular da vardı.

Buluşmada genel olarak günümüzün konvansiyonel radyoculuğundan geleceğin dijital yayıncılığına uzanan evrim ele alınırken İzzet Öz TRT yıllarında radyoculuğa ve radyoculuk eğitimine ne kadar önem verildiğinden bahsetti. Öz, o yıllarda elini kolunu sallayan herkesin radyocu olamadığını, ciddi eğitimlerden ve sınavlardan geçtiğini anlattı. Klasik müzik, caz, pop, vs. her dalda ayrı ayrı prodüktörler ve bu konuyla ilgili özel eğitimler alan spikerlerin olduğunu belirtti. Bugün yayın yapan pek çok radyonun birbirine benzediğinden ve dijital radyoların sayılarının gün geçtikçe arttığından hareketle doğru müziği seçen ve dinleyicisi için özel içerik üreten herkesin kendi dinleyicisini bulacağını savunan İzzet Öz, Bodrum’da bir arkadaşının Samhouse Session bir internet radyosu kurduğunu ve aynı anda radyoyu dinleyen dinleyici sayısının bazı ulusal radyoların online internet dinlenme sayılarına yaklaşabildiğini örnek verdi. Ünlü programcı ayrıca o yıllardan bashederken “TRT’de haftada bir gün yayın yaptığım dönemde her hafta dinleyicilerden içinde istek parçaların yer aldığı bir çuval mektup gelirdi. Şimdi Twitter’dan yapılan istekler o zaman mektup veya kartla gönderilirdi. Van’da çobanlık yapan bir dinleyicimden gelen kartta Jethro Tull’ın yorumladığı Bach’ın Bouree adlı parçasını istek yaptığını gördüm. Bu olay bana müziğin ne kadar evrensel olduğu gerçeğini gösterdi ve beni radyoculuk aşkına itti” diye konuştu. Konuşmasında telif konularına da değinen Öz, Türkiye’de bu işin daha yeni yeni sağlama alındığına değinerek dağıtılan telif ücretlerinde uluslararası standart paylaşımın %50 Üreten (şarkı sözü yazarı+besteci), %15 Yorumcu ve %35 Plak Şirketi’ne dağıtılması şeklinde olduğunu, Üreten’e verilen %50’lik payın da yine üretenlerin dilerse %10-15 kadarlık bir payını şarkının Aranjörüne verebileceğini kaydetti.

Spectrum Medya adına konuşan Yalçın Birol ise, bünyesinde bulunan ulusal radyolar dışında Karnaval.com adlı dijital bir platform kurduklarını ve bu platform dahilinde playlistini eski şarkılardan oluşturdukları RetroTurk, akustik canlı performanslara yer verdikleri JoyTurk Akustik, plak şirketlerine bağlı olmayan ve kendi gayretleriyle müzik dünyasında varolmaya çabalayan bağımsız (indie) müzisiyenlerin parçalarını çaldıkları Zeplin, oyun seven genç ve çocuklar için Jeton adlı internet radyolarını tanıttı.

Buluşmada konvansiyonel radyoculuğun geleneklerinin/alışkanlıklarının dijital radyoculukta kendine ne kadar yer bulabileceğinden fazla bahsedilmedi ancak bir dinleyicinin “Ben otomatik playlist değil, DJ’in kendi özel seçtiği şarkıları da dinlemek isterim” diye görüş belirtmesi üzerine Yalçın Birol “Bizde Joy Fm’de Kerem Görsev kendi arşivinden çok güzel parçalar çalıyor diye örnek verdi. Keşke Birol’ün bu örneği tüm radyo ve radyocular için de gerçek olabilseydi, çünkü bu satırları okuyan hepinizin de bildiği üzere bugün birçok radyomuz otomasyon sistemi ve müzik direktörlerinin müdahaleleri nedneiyle ne yazık ki özgürce her istediğini çalamıyor ve kendi playlistlerini oluşturamıyorlar. Şarkı araları konuşma süreleri 30 saniyeyi geçemeyen ve nerede ne konuşacağına bile karışılan günümüz radyoculuğunda sınırlar ve kısıtlamalar yerini daha özgür ve daha kaliteli bir müzikal paylaşıma bırakmadıkça, radyoculuğun ölmesi ve dijital yayıncılık da olsa konvansiyonel yayıncılık da olsa tamamen müzik kutusuna dönmesi kaçınılmaz bir son olacak gibi gözüküyor.

Olcay Tanberken

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s