2009 yılında ‘Duman I ve II’ albumlerini yayinlayan Duman, 4 yıl aradan sonra yeni albümünün kayıtları için İrlanda’nın başkenti Dublin’deki dünyaca ünlü yıldızların kayıt yaptığı Grouse Lodge Recording Studios’da çalışmalara başladı.
1 aydır konserler dışında stüdyodan dışarı çıkmayan grup, Pasaj Müzik etiketiyle yayınlayacağı albümlerinde 13 yeni şarkıya yer verecek. Kayıtların tamamlanmak üzere oldugunu belirten Duman ‘ Bir an önce Türkiye’ye dönerek, yeni şarkılarımızı dinleyicilerimizle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz’ dedi.
Sizlerede söz verdiğim gibi geçtiğimiz hafta gerçekleştirdikleri stüdyo provasının ardından yorgun bir halde yakaladığım “Kuma” grubu ile yaptığımız sohbet artık İrem’le Rock’ta :)
Kuma nasıl kuruldu?
Geveze: Rol’u bundan 5 sene önce Foça’da seyrettim ve onların takipçisi oldum. Her sene düzenli olarak Rol’u orda seyretmeye,kışında burda dinlemeye başladım. Benim kafamda bir albüm projesi vardı. Bir ara Hakan’a biraz anlattım endişeli bir şekilde ve Hakan “Olur.” dedi. Beraber yapalım dedi. Bende çok heyecanlandım ve ardından “Sertan’da olur mu acaba?” diye telefonda konuştuk ve öyle başladık.
Biz Geveze’yi Radyo’dan, Yelken’den ve daha bir çok yerden biliyoruz ama müzik ne zaman başladı onun hayatında?
Geveze: Aslında radyoculuktan önce ben barlarda şarkıcılık yapıyordum.İkinci ve üçüncü sınıf barlarda uzun süre şarkıcılık yaptım. Tabii şarkıcı olduğumdan değil o dönemde paraya ihtiyacım olduğundan. O dönemde bir şekilde para kazanmak gerekiyordu. Aslında hakkikaten “Rol” nezaket edip beni kendi aralarına dahil ettiler yoksa yani öyle dinlenilebilir bir ses değilim yani ( :) ) Bak şimdi konserlerde Hakan’ın biraz yanlar beyazladı son konserlerden sonra sürekli boyuyor yanı :D gencecik çocuktu yaşlandı yemin ediyorum şu “Kuma” hikayesi çıktığından beri beş yaş daha yaşlandı. Bak Sertan’ın da saçları vardı sinir sıkıntıdan da Sertan saçları döktü yani o noktadayız :)))
Bay J ile daha önce yapmış olduğunuz bir çok proje vardı. Zeliha Sunal ile devam ediyorsunuz, en son Olimpia konseriniz vardı.. 3 farklı projeniz var.
Geveze:3 farklı proje ve hepsi başka başka işler… Zeliha Sunal ile yaptığımız “Neşeli Maşrapa” hem de “Geveze ve Zeliha Sunal’la Siz Söylüyorsunuz, Biz Çalıyoruz.” hakikaten büyük iki proje yapıyoruz ama “Fazla mesai” ve “Kuma” benim evim gibi öyle söyleyebilirim. Bunlar benim için bir proje değil çünkü hakikatten eğleniyoruz. “Fazla Mesai” içinde “Kuma” içinde aynı şekilde onlar bizim için eğlence…
Şimdi ki sorumu Sertan’a yöneltmek istiyorum. Sen hem Ogün Sanlısoy ‘la çalışıyorsun, hem “Rol” grubu ile sahnedesin hem de “Kuma” da çalıyorsun. Zamanın nasıl yetmesini sağlıyorsunuz? Aynı zamanda da diğer ekip arkadaşların kimlerle çalışıyor?
Sertan: Bazen zaman yetmiyor ama bir çözüm ve alternatif bulabiliyoruz. Benim yerime başka bir arkadaşım gidebiliyor. Bu şekilde oluyor…
Peki diğer grup üyeleri de başkaları ile çalışıyor mu?
Hakan: Uğur’da bir çok kişi ile çalışıyor. Bir tek ben “Rol” ve “Kuma” gruplarının demirbaşıyım.
Sertan: ama Hakan’da radyo programı yapıyor kendince…
Hakan: Evet benimde hobi olarak yürüttüğüm internet radyom var.
Peki şarkı sözlerinin çoğunluğunu Hakan yazmış. Şarkıların sözlerine bakınca bir yandan yalnızlıktan yakınan bir yandan da aslında bir bıkmışlık olan durumda var. :) Biraz tutarsızlık var bunu neye borçluyuz?
Hakan: eee yaştan kaynaklanıyor… :)) Yani bir sürü şey yaşıyorum yazarken şarkıları ve yaşadığım şeylerden esinlenerek birşeyler yazıyorum. Onun içinde bıkmışlıkta var, aşkta var, sevgide var, nefrette var, hepsi var…
Bir andan çok duygusal bir ruh haline burunurken başka bir şarkıda da “adam bıkmış hayatından ya gitsin çevresindekiler” dememe sebep oldu.
Hakan: Bende genel olarak var o… Ruhumun yüzlerce parçaya bölünmüşlüğü var bende ve bu yüzden ne çıkacağı hiç belli olmuyor şarkı yazarken. hangi ruh haline denk gelirse o çıkıyor.
Son klibiniz “Yalnızım yine” şarkısına çekildi. Ben klibi izlediğimde çok şaşırdım çünkü öyle bir klip beklemiyordum. Grubun tamamını bol bol göründüğü bir klip bekliyordum. Neden öyle bir formatta çekmek istediniz?
Geveze: Bizim klibimiz diye söylemiyorum ama ben çok seviyorum o klibi… Bence son yıllarda seyrettiğim en güzel klip çok samimi söylüyorum bunu… Bence yalnızlığı en iyi anlatılatabilecek şey kuma içilmiş resimler çünkü bir anda yok oluyor, siliniyor. Renk tonu olarakta toprak rengi, pastel renk yalnızlığı çok güzel anlatan renk… Resimlerin kuma çizilmiş olmasın da böyle bir gönderme de var. Ben yine aynı şeyi söylüyorum bence son zamanlarda çekilmiş yalnızlığı en iyi anlatan klip olduğunu düşünüyorum.
Ben sizin ilk klibiniz olan “Bahane” şarkısını çok eğlenceli ve güzel buldum. Bu şarkınızın klibi için ne söylemek istersiniz?
Geveze: Bence o kliple ilgili Hakan’ın yorumu tektir ve bence üzerine her hangi bir yorum söylenemez. Hakan’ın bu şarkı ile ilgili yorumu ” Bol kızlı klip” oldu.
“Rol” aktif halde konser veriyor ve Kuma’nın da böyle bir düşüncesi var mı?
Geveze: Var. Temelde var.
Hakan: Düşünüyoruz tabii ki neden olmasın? Fakat Geveze’nin de radyo programı olduğu için sabah erkenden onun saatlerinin de uygun olması gerekiyor. Çünkü saat 05:00 te uyanan bir adam olduğu için…
Geveze: Biz bazen Hakan’la twitter’da denk geliyoruz. Hakan saat 06:15 yada 06:20 civarında tweet atmış oluyor bende “Günaydın” diye tweet atıyorum ondan “günaydın” diye cevap geliyor. Biliyorum ki ben uyuyorken o gece boyunca uyanık oluyor ve hayata devam ediyor ama benim öyle bir şansım yok. Gece en azından 12:00 – 01:00 bilemedin en geç 02:00 gibi uyumam gerekiryor ama yine de aktif olarak bir yerlerde çalmak niyetindeyiz.
Geveze bir radyo programcısı olarak “Kuma” albümünü eleştirse ne derdi?
Geveze: Açıkcası benim bu albümle ilgili her hangi bir eleştirim yok. Ben Hakan’ın şarkılarını çok beğeniyorum. Bu albüm için çok güzel şarkılar yazdı.
Hakan: Eleştirilebilecek tek şey belki çok hızlı yaptık. Açıkcası hızlı olmasına rağmen bizim içimize sindi. Albümü kırk gün gibi bir sürede yaptık prodüktörümü Alp ERSÖNMEZ‘e kalsa iki yılda biterdi (:D ) o yüzden tek eleştirile bilecek yanı belki prodüktör açısından o olabilir. onun haricinde çok güzel bir albüm…
Geveze: Eleştirebileceğim yanı şu olabilir. Tanıtım o kadar kötü yapıldı ki; müzik piyasasında olan hiç kimsenin haberi olmadı. Gerçekten çok üzücü, hakikatten bu böyle ciddi bir emek sarf etti ama plak şirketi bunu çok fazla tanıtmadı. Benim çok sevdiğim arkadaşlarım var müzik sektörünün içinde zaman zaman muhabbet ederken dinletiyorum “Abi süper şarkı yeni mi çıktı? Bunu çalalım” diyen insanlar var. Tabii albüm çıkalı sekiz ay olmuş…
Geçtiğimiz günler de facebook hesabında “Yalnızım Yine” klibini paylaşmışsın. Paylaşımının üzerine de ” Bugün bir radyo progracısı arkadaşımla görüştüm. Ben radyo programcısı olduğum için şarkımın çalınamadığını söyledi.” demişsin.
İki ay evvel bir radyo istasyonun yöneticisi bir arkadaşıma “oğlum niye çalmıyorsunuz? Şarkı da çok güzel sizin kalem bir şarkı neden çalmıyorsunuz? Daha vasat şarkıları çalarken” dedim. Cevabı ” Çok problem oluyor sende radyo programcısısın sunan arkadaş ne diyecek? Geveze’nin şarkısını çalıyoruz diyince başka bir radyo’ya gönderme olacak. O yüzden yayın yönetmenimiz istemedi,çalmıyoruz.” dedi. Bu sebep yüzünden şarkımızın veto gördüğü ve bunu benimde bildiğim dört, beş tane radyo var ama bunlarında dışında da yoğun olarak çaldığını bildiğim radyolarda var.
Problem aslında şu; bu masanın etrafında bulunan herkes hayatının bir ayını bu işe adadı. Hakikatten stüdyo’da yatıp, stüdyo’da kalktık. Bazı geceler 02:00 – 03:00 ‘e kadar çalışıldı. Bu iş için çok ciddi bir emek harcandı ve bu sadece kişi emeği değil, stüdyodaki insanlar emek harcadı, biz emek harcadık, albümün öncesinde bunların provaları oldu v.s ciddi bir emek harcandı ve insan istiyor ki bu emek dinleyiciye ulaşsın. Bizim “bu albüm çıktı hepimiz milyonlar kazanacağız” gibi bir beklentimiz yok. Sadece istenilen şey; bu şarkıların insanlara ulaşmasıydı. Bu da ancak radyolarda çalarak oluyor ve bazı radyoların haksız bir şekilde bunu çalmaması da bana dokundu ne yalan söyleyeyim. Açıkcası bana ” bu kadar ucuz mu bu işler” diye düşündürdü ama hakikatten bu kadar ucuzmuş.
Bu konuda kesinlikle sana hak veriyorum. Bir şekilde para sarfediliyor, emek sarfediliyor ve ortada söz yazarının, bestecinin ve yorumcunun duyguları var. Hadi parayı, pulu geçtim duygularınızı aktarma amacı ile çıkılan bu yolda bu şekilde sorunların çıkmış olması çok üzücü… Radyo programcısı olarak mikrofonun arkasındasın ve şimdi sahnedesin nasıl bir his?
Geveze: Aslında öncede sahnedeydim. Sahnede olmak çok tehlikeli bir his… Eskiden Roma komutanlar, savaş kazanıp Roma’ya geri döndükleri zaman bir tane savaş arabası ile girerlermiş. Savaş arabasının üzerine romalı komutan olurmuş, arkasında da diz çökmüş bir köle olurmuş. Arkasındaki köle sürekli “insansın, sen insansın” bunu hatırlatırmış yani sen yarı tanrı değilsin. Sahneye çıkmak yarı tanrılık gibi bir şey; arada insan olduğunu hatırlamak lazım. İnsan kendini sahnede çok iyi hissediyor, hiç bırakmak istemiyor. Ağır bağımlılık yapan bir şey… Dünya’da bir insanın yaşayabileceği en büyük keyif, birileri seni alkışladığı zaman kendini çok iyi hissediyorsun.
Radyoda böyle birşey yok, radyoda olan da sahnede yok. Radyo’da çok rahatsın istediğin her şeyi söyleyebiliyorsun, hayal ettiriyorsun. İkisi birbirinden taban tabana farklı şeyler…
Aslında baktığımız da bir çok televizyon programı da yaptınız ama mikrofon’un arkasında saklı kalmak ya da sahnede olmak bunlardan hangisi daha önemli artık sende?
Geveze: İkisi de aynı derecede önemli aslında ve ikisininde birbirinden bence çok fazla farkı yok. Birinde görsel olarak alıyorsun, alkış alıyorsun diğerinde ise; bir gün sokakta yürüyorsun ve adamın biri gelip sana ” Ben her sabah seni dinliyorum, çok beğeniyorum. Günüm sizin sayenizde güzel geçiyor.” ya da birini görüyorsun ve diyor ki “Ben sizi 10 yaşımdan beri dinliyorum.” bunu söyleyen de kocaman bir kız..
Sertan: Valla Geveze’yi bende yıllar önce radyo programını dinliyordum öyle tanıdım. 15 senesi var rahat…
Hakan: Bende ortaokulda NR1 tv döneminden biliyorum seni…
“Rol” ve “Kuma” dinleyicisi arasındaki fark nedir?
Hakan: “Rol” bar programları haftalık programlar yapıyor ve genel olarak, cover ağırlıklı ve eğlenceye yönelik. Aslında Kuma’da da çok farklı değil ama Kuma’nın yüzü Geveze olduğu için iş değişiyor, gelen kitle değişiyor.
Albümün prodüktörü Alp Ersönmez ile nasıl çalışmaya başladınız?
Hakan: Alp’le tanışmamız Babajım İstanbul Studios‘ ta kaydetmeye karar verdikten sonra oranın sahibi Alp Turaç ‘la kafamızdaki isimleri konuşurken “size Alp Ersönmez olur. Ben Alp’î bir arayayım” dedi. Alp Ersönmez’de kabul etti sağolsun. İyi ki tanışmışız, çok büyük adam ve ç0k büyük prodüktör.
Aynı zamanda bizimle Çağrı Sertel‘de çalıyor. Klavye’de bize destek oluyor. Ondan da çok şey öğreniyoruz. Sürekli provalarda hocamız gibi kendisi..
İkinci albüm için düşünceniz ne zaman?
Hakan: Bu albüm bitsin bir miladını doldursun ondan sonra hep beraber karar vereceğiz.
Geveze’nin tabiri ile “karaladığını” biliyoruz ama senin neden albümde şarkı sözlerin yok?
Hakan: Tamamlamıyor. :)
Geveze: Evet. :)) Şimdi ben diyordum aynı cümleyi… Biz bir akşam Hakan’ların evine gittik ben şarkıları dinleticem. 15 şarkı dinlettim ama bir şarkı çıkmaz aslında çıkar :) bir tane şarkı bitmişti birininde sözleri eksikti. Eksik şarkılar ama bir tanesi var herkesin içine de sinmişti ama sözlerini tamamlamam gerekiyor. İnşallah ikinci albüme..
Benim sorularım bu kadar hepinize çok teşekkür ederim.
Kuma: Biz teşekkür ederiz.
Kuma’ya bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim ama unutmamam gereken önemli bir isim de sevgili Aylin hanım; Kuma ile beni buluşturduğu ve bu keyifli sohbeti sağladığı için çok teşekkür ederim.
Geçtiğimiz haftaki müzik mesaim 3 ayrı konser ve yeni çıkan albümleri dinlemekle geçerken bir akşam hiç üşenmedim uzun zamandır ertelediğim arşiv düzenlemesi işime de giriştim (burada şaşırma tepkinizi duymak için kulak kabartıyorum: “yalaan??!). Bunu yaparken pek tabii ki korktuğum başıma geldi ve her “bu kez başaracağım” diye başladığım girişimim “aa bu da varmış”,”şu şarkı nasıldı yaa” gibisinden düşünce balonlarıyla beni şarkıdan şarkıya, öteden beriye ve tabii yıllardan yıllara sürükledi ve arşiv düzenleme çabalarım yine bir başka bahara kaldı:)
Önce birkaç albüm ve yeni şarkıyla başlamak istiyorum.Rock müziğimizin en iyilerinden Özlem Tekin, 7. stüdyo albümü “Kargalar”ı geçtiğimiz hafta piyasaya çıkardı. Albümle aynı adı taşıyan çıkış parçası kadar albümün geri kalanı da oldukça sert gibi duruyor, Özlem Tekin’in güçlü vokali ile “işte bu, gerçek o!” diyenleri sonuna kadar tatmin edecek bir albüm yapmış Özlem Tekin. “Kıyamet” ve “Sebepsiz Savaş”a birer extra yıldız koydum. “Öz” albümünün unutulmazları arasında yer alan “Tarlalar”ı da bu albümde yeniden yorumladığını ekleyelim. Twitter sayfasında “albümümüz çok sert bulunmuş, radyolar çalmayız demişler. Youtube’la idare ediverin” diyen Özlem Tekin’i sevenleri ve müzikten anlayanlar elbette yalnız bırakmayacaktır, neyi ne amaçla çaldıkları konusunda hep bir soru işareti ve muamma içeren günümüzün “format” radyoları varsın Özlem Tekin çalmasın, kendileri kaybeder.
Geçen yaz yayınladığı “Biz Burdayız” adlı teklisiyle son albümünden biraz daha farklı bir rotaya giren ve eller havaya modundan -şimdilik- yavaş yavaş çıkarak daha kaliteli işlere imza attığına inanmaya başladığımız Hadise‘nin yepyeni şarkısı “Visal”i radyo rotasyonunda duymaya başladık. Sözleri İsra Gülümser‘e, bestesi Tolga Görsev‘e ait olan şarkının akustik ve dans versiyonlarını da başarılı bulduğumu söylemeliyim. Zaten bu kıza ne olduysa “Düm Tek Tek”ten sonra olmuş, Avrupa’da son derece başarılı olduğu tarzından çok fazla ödün vererek farklı müzikal kalıplara sokulmuştu. Son çalışmaları ile bence yeniden umut veriyor Hadise..
RaShit‘in -bence prodüksiyon ve sound olarak da kariyerlerinin en iyisi sayabileceğim- “İnsan Neslinin Sonu” albümü ile Hüsnü Arkan‘ın “Yalnız Değiliz” albümleri yeni çıkanlar arasında gerçekten tavsiye edebileceklerim arasında. Bunlara ek olarak yeni rock gruplarından Kung-Fu ile Eskici‘yi de sound olarak başarılı bulduğumu söylemeliyim, doğrusu pek çok grup ve yeni isim çıkıyor ve her birine yetişmek neredeyse imkansız ama bu ikisini muhakkak dinlemenizi ve enerjilerini yakalamanızı öneririm.
Gelelim geçtiğimiz hafta katıldığım 3 güzel etkinliğe. Çarşamba gecesi Sakman Kulüp‘te daha önce de izleme fırsatı bulduğum ve akustik performansıyla oldukça başarılı bulduğum Mavi‘nin konseri vardı. Her defasında belirttiğim gibi duru sesi ve kendine özgü yorumu ile dikkat çeken Mavi’nin şarkılarını seviyorum. İlk albümündeki “Düş” ve “30” şarkılarıyla tanımıştım ilk. Sonrasında geçen yaz “Kaptan” adlı bir tekli yayınladı ve yılın sonlarına doğru ikinci albümünü yayınladı. “Kaptan” dışında “Bilirim”, sözü Mavi’ye müziği ise Sanne Putseys‘e ait olan “Yine Aynı Hikaye” ve çok yakında albümün ikinci videosu olarak izleyeceğimiz Özdemir Erdoğan‘dan bir cover olan “Aç Kapıyı Gir İçeri” şarkılarını içeren EP niteliğindeki albümü seveceksiniz. Sakman’da o gece kendi şarkılarının dışında Sezen Aksu‘dan Ajda Pekkan‘a, Kayahan‘dan Zuhal Olcay‘a, Ortaçgil şarkılarından yorumunu çok beğendiğim “Dilek Taşı”na kadar popüler müziğimizin derin ve duygulu sularından çok özel şarkılar ile bir gezinti sundu bizlere Mavi. Üstelik ona eşik eden de çok yetenekli sahne arkadaşları var, sahnede gerçekten tam bir uyum içinde çalıyorlar. Bir yerlerde yakalarsanız kesinlikle kaçırmayın, magazinsel ya da sansasyonel bir kişiliği hiç olmadı ve sevdiği işi yaptığını sahnedeyken gözlerinden okuyabildiğiniz bu tatlı sesi sakın ıskalamayın derim.
Cuma günü geldiğinde ise müzik yazarı Tolga Akyıldız‘ın -daha önce aklıma nasıl gelmez diye ismini fena halde kıskandığım:)- “Popçu Dükkanı” aktivitesi için İrem Ezgimen ile soluğu Ghetto‘da aldık. Tolga’ya DJ kabininde eşlik eden ve her zamanki gibi bütün enerjisiyle ışık saçan DJÖzge Tığlı 80’ler ve 90’lar Türkçe Pop seçkileri ile ortamı ısındırdıktan sonra bu geceye özel “Açık Sahne” konsepti başladı ve alternatif/rock dünyasından pek çok isim teker teker sahne almaya başladılar. Müzik dünyasına yeni merhaba diyen (ya da ilk albümlerini henüz çıkarmış demek daha doğru) Kung-Fu, Frapan, Eskici, Can Gox gibi isim ve gruplar enerjik sahneleri ile dikkat çekerken Hayko Cepkin, Redd‘in Doğan Duru‘su, Aydilge, Koray Candemir & Melis Danışmend, ErdemYener ve Aylin Aslım gibi yıldızlar da Ghetto ortamını epey şenlendirdiler. Burada şenlik sözcüğü çok doğru bir tanımlama esasen çünkü gece tam anlamıyla mini bir müzik festivali havasında geçti. Önümüzdeki aylarda bu aktivitenin bir devamını beklemek şart ve farz oldu sanırsam çünkü o gece orada görmeyi istediğimiz, gelmesi beklenen ama çeşitli sebeplerle katılamayan pek çok müzisyeni daha Açık Sahne konsepti ile birarada izlemek oldukça keyifli olacağa benziyor:) O gece yalnızca sahnede değil salonda da epey müzisyen ve isim biraradaydı; Gökçe, Salt, Jale, Zeliha & Nazmi Sunal, Hakan Eren, Ömer Erişmen, Hakan Küfündür, Tunca Tutkun, Emre Duymaz, Nagihan Ataç, Gülçin Kocakır ve daha pek çok basın ve müzik dostu da bu gece bu keyifli partide biraraya geldi (Böyle geceler de olmasa?). Az daha unutuyordum, İrem’le Ghetto öncesinde Küçük Bronx‘ta demlendiğimizi ve enerjik sahneleri ile dikkat çeken Dekadans grubunu izlediğimizi -ve hatta Canlı Karaoke kısmında da çok eğlendiğimizi eklemek istiyorum. Çocukların sahnesi çok iyiydi, haftasonu eğlenceniz için iyi bir seçenek olabilir..
Cumartesi gelip çattığında uzun zamandır takvivimde -gelsin artık şu gün- diye bana gün saydıran Sezen Aksu & Fahir Atakoğlu & Ara Dinkjian konseri için bu kez Lütfi Kırdar‘daydık ve Figen Aslan ile beraber Sezen şarkılarını öncekilerden farklı olarak ilk kez piyano ve ud eşliğinde izlemenin bir başka keyfini yaşadık. Sezen, -geceye özel ağırlıklı olarak yavaş tempolulardan seçtiği- sevilen parçalarının dışında bestesi Ara Dinkjian’a ait olan Ahmet Kaya şarkısı “Ağladıkça”yı söylemekle kalmadı, “Sarı Gelin”‘in Ermenice & Türkçe yorumu ile de sürpriz yaptı. Bu gece için oradan oraya koşturan sevgili Gülçin Kocakır‘dan bu konserin Avea‘nın Sıradışı Müzik ‘te bu sezonki son konser olduğunu öğrendim, umarım seneye yine devam eder bu konserler serisi. Bundan önce de Michael Nyman Band ve Mostar Sevdah Reunion‘ı izleme fırsatı bulmuştum, Avea’ya bu isimleri ülkemize getirdiği için tebriklerimi iletiyorum.
Son olarak bu haftayı Pinhani‘nin “Canlı Yayın” adlı performans albümleriyle kapatmak istiyorum. İlk albümü takip eden 7 yılda bir çok konser veren başarılı grup, bu defa samimi bir ortamda, küçük bir apartman dairesinin salonunda yaklaşık 30 seyirciye bir konser vermiş ve bunu bir albümle arşivlerimize katıyorlar. Üstelik içinde kendi repertuarlarından şarkılar dışında “Bir Damla Gözlerimde”, “Bir Varmışım Bir Yokmuşum” gibi söz ya da müzikleriyle katkıda bulundıkları şarkıları, “Şairin Elinde” gibi sevdikleri başka şarkıları da söylemişler. Çıkış parçaları ise Neşet Ertaş‘a bir saygı niteliğinde: “Gönül Dağı”. Çok çok başarılı bir cover olmuş! Pinhani’nin bu çalışması bana müzik tarihimizde önemli bir yeri olan şu 80’lerin en güzel müzik olaylarından Çekirdek Sanat Evi gecelerinin elden ele dolaşan ve nadir bulunan kaset-kayıtlarını hatırlattı (Bilmeyenler için olayı kısaca özetlersek; Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok tarafından 80’lerin başında Bostancı’da kurulan Çekirdek Sanat Evi’nde hem bu iki usta hem de Ezginin Günlüğü ve Yeni Türkü gibi daha birçok solist ve grup dinletiler sunmuş ve bu kayıtlar kaset olarak o gece orada bulunan dinleyicilere dağıtılmış. Ben tabii bu kasetlerden birine -o yıllarda İstanbul’da olmadığımdan-90’ların ikinci yarısında üniversite yıllarımdaki rutin bir sahaf gezintimde rastlamış ve bu da neymiş diye bir heyecanla atlayıp olaya yıllar sonra bu şekilde vakıf olmuştum:). Diyeceğim odur ki, Pinhani’nin “Canlı Yayın” adını verdiği bu akustik performans kayıt albümü de bir şekilde biz arşivcilerin muhakkak bir köşede sakladığı Çekirdek Sanat Evi kayıtları gibi çok değerli ve çok özel bir değer taşıyor, tıpkı Sıla‘nın bir otel sahnesinin kayıtlarından derlediği “Joker” albümü gibi bu tür küçük mekanlardaki canlı kayıt albümlerinin saklanabilir ve her akla geldiğinde özenle saklandığı yerden çıkarılıp tereddüt bile etmeden dinlenebilir tarafları her zaman olmuştur.
Sertab‘ın bu haftasonu yayınlanacak yeni albümü “Sade”nin çıkış parçası “İyileşiyorum”u çok heyecanlı bulduğumu ve bu hafta DikkatMüzik!te 2 ayrı röportaj okuyacağınız müjdesini de son not olarak ekliyor, izninizle hepinizi selamlayarak kaçıyorum..
Geçtiğimiz hafta bir takım hastalık nedeniyle yazamadığım için hepinizden özür dilerim. Emin olun bu hafta telafisini yapacağım. Bu hafta sizlere yazacağım aslında o kadar çok şey var ki; KUMA röportajı (çarşamba günü), yeni çıkan albümler, gidilen etkinlikler (cuma günü) ama öncesinde 16.03.2013 ‘te Garaj İstanbul ‘da gerçekleşen Redd konserinden bahsetmek istiyorum.
Saat 22:30 civarı Garaj İstanbul‘un kapısına gittiğimizde büyük bir kitle kapının önünde kuyruk oluşturmuş içeri girmek için bekliyordu. Biz de biraz dışarıda bekledikten sonra kapıdan içeri girdik ve onlarında kendi web sayfasında yazdığı gibi “Redd”i canlı izliyorsanız sahnede göreceğiniz hiçbir şeye şaşırmayın.” gerçekten de onları canlı izliyorsanız olan hiç bir şeye şaşırmayın.
İlk albümden, son albüme kadar tüm sevilen Redd şarkılarına yer vermeye çalışmışlar. Konserin hazırlıkları reddseyirdefteri.com‘da Güneş Turaç‘ın bloğun da yazılana göre; bir ay öncesinden başlamış ve Garaj İstanbul sahnesi Redd ‘in bu özel konseri için biraz daha genişletilmişti. Sahne ışıkları, içerideki sound her şey çok güzel düşünülmüş ve belli ki çok emek verilmişti. Garaj İstanbul ve Redd ekibinin ortak çalışmasının sonucu hepimize büyülü bir gece olarak ortaya çıktı.
(Tüm ekibin ellerine sağlık.)
Beni en çok etkileyen Redd’in sahnedeki özgürlüğü ve harika soundu oldu. Bu zamana kadar Türkiye’de bu kadar rahat,özgürce şarkılarını ve yine özgürce düşündüğünü söyleyebilen rock grubuna çok nadir rastladım. Genel olarak bir çoğu seyirciye şarkısını söyler, eğlenir, eğlendirir ve sahneden inerler. Redd için böyle bir yorum yapmak haksızlıktan da öteye geçer. Onlar düşüncelerini aktarma konusunda geldiğin de bir çok grup gibi geride durup saklamadılar ve söylemek istediklerini açık bir dille söylediler.
Gecede yapılan ufak yoklamanın sonuncunda gerçekten çok şaşırdım çünkü, benim dışımda müzik haberi yazan kişi sayısı çok azdı. Ben de bu konuda iddialı biri değilim sadece içimden geçenleri ve beğendiğim işleri yazıyorum. O yüzden aslında “müzik yazarıyım” demek bana doğru gelmiyor. Ben sadece müzik haberi ve gezip gördüklerimi yazıyorum. Redd ’in yaptığı işe gerçekten çok saygı duydum bu konserle beni ve benim gibi düşünen bir çok kişiyi kendilerine daha çok bağladıklarını düşünüyorum.Fakat böyle önemli grupların konserlerinde “müzik yazarlarını” görememek gerçekten çok üzücü. Duygularını ve düşüncelerini aktarmakta çekinmeyen ve bununla beraber insanlara hissettikleri gibi davranabilmeleri ve düşüncelerini söyleyebilmeleri konusunda yönlendiren bir grubun konserinde neden olmazlar? Yurt dışından bir grup gelse herkes akın akın konsere giderken ya da röportaj yapmak için koştururken o akşam neredeydiler? Elinizdeki değerlerin kıymetini bilmezseniz, biz hiç bir yere ilerleyemeyiz. Popüler kültürle boğulduğumuz şu dönemlerde her yaz ve kış, bir çok mekanda aynı şarkıcıların, şarkılarının çalındığı ve “müzik” diye insanlara sunulduğu böyle bir dönem de bu konseri kaçırmamış olmak benim için bir şanstı.
Sizi bilemem ama bana okul yıllarında anlatılan şey; “Sanatçı örnek olur, halkı yönlendirir, dinleyicisine bir şeyler katar, bilgilendirir, geliştirir.” denirdi. Müzisyenler kötü bir şey yaptığında “siz halka örnek oluyorsunuz.” diyenler iyi işler olduğu zaman genelde ortalıkta olmuyor bunu o akşam daha da çok anladım.
Redd’ e ve tüm ekibine harika performansı için, aynı zamanda da Garaj İstanbul’ a da bize böyle güzel bir gecede ev sahipliği yaptığı için teşekkürler…
2009 yılında ilk albümü “Aşk, Yağmur ve Çikolata’nın ardından 2011 yılında “Arabada Dinle” teklisini yayınlayan Ceynur, yine bir tekli ile müzikseverler ile buluşuyor. Yaşar Kekeva Plak etiketiyle dijital ortamda satışa sunulan yeni Ceynur şarkısının adı: “Uzak Ara”.
“Yağmur”, “İstedim” ve “Arabada Dinle” şarkılarıyla tanınan Ceynur, 2 yıl aradan sonra yeni şarkısı “Uzak Ara” ile kariyerine kaldığı yerden devam ediyor. Sözleri İlkan Serdaroğlu‘ya, bestesi Ceynur’a, düzenlemesi Orhun Sevindik‘e ait şarkısı için Ceynur i2 yıllık suskunluğunu şu cümlelerle açıkladı: “Yeni şarkım, 2 yıl beklememe değdi. Şarkı söylemeye bu kadar aşıkken beklemek zor. Ama ben şarkımın beni bulmasını bekledim. Kendi içimden çıkan ve benim için olmazsa olmaz olan, söylemekten zevk alacağım o bestemin beni bulmasını bekledim. Ve sonunda, o geldiğinde, ona emek harcamaya karar verdim, umarım dinleyen herkes en az benim kadar sever.”
Şarkının video klibi ise Olgu Baran Kubilay yönetmenliğinde çekildi:
İlkay Dindar (gitar&vokal) ve Doğuşcan Durgel (bas&geri vokal)’den oluşan Eskici grubu, ilk albümlerini yayınladı. 2005 yılında kurulan, 2009 yılında “Yetenek Sizsiniz Türkiye” programında yarı finale kadar kalarak seslerini duyurmayı başaran ve Türkiye’nin pek çok yerinde sahne alan Eskici, farklı tarzları, eğlenceli şarkıları ve yorumlarıyla dikkat çekiyor. Grubun 6 şarkıdan oluşan ve Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan ilk albümleri “Orijinal Bir Şey Lazım” adını taşıyor.
Grup, yapımcı Hakan Eren‘le tanışmasından sonra “Orijinal Bir Şey Lazım” albümünün temellerini atarak Aralık 2012 tarihinde 13 Studios’ta Uğraş Çömez aranjörlüğünde kayıtlara başladılar. Kayıt aşamasında yolları Demet Sağıroğlu ile kesişen grup, kendilerine bir parçada eşlik etmesini istediler. Demet Sağıroğlu teklife sıcak bakınca albümdeki “Üç” adlı şarkıyı birlikte seslendirdiler. Albümde Eskici’ye eşlik eden diğer müzisyenler ise İlkay Canaydın (davul), Cihan Erkene(klarnet&perküsyon) dan oluşuyor.
Mart 2013 tarihinde kayıtları tamamlanan albüm kendilerine ait olan “Haydi Gül”, “Necmettin”, “Gelme Üzerime”, “Üç”, “Zula”, “Eskisi Gibi” olmak üzere 6 şarkıdan oluşuyor. Grup ise ilk albümleri hakkında düşüncelerini “Gerçek duygularla yazılmış, hissedilerek çalınıp söylenmiş, klasik bir Türkçe rock albümü” olarak nitelendiriyor.
Grup, ilk videolarını albümün çıkış şarkısı “Gelme Üzerime”ye Sina Aydın yönetmenliğinde çekti.
Yeni albümünün habercisi olan, Teoman ile düet yaptığı “İki Zavallı Kuş” şarkısını 14 Şubat’ta radyolar ve dijital platformlarda yayınlayan Aylin Aslım‘ın 4. stüdyo albümü“Zümrüdüanka”, geçtiğimiz günlerde müzik marketlerdeki yerini aldı. Prodüktörlüğünü Sarp Özdemiroğlu‘nun yaptığı albümde 8 şarkı yer alıyor. Aylin Aslım ve Övünç Dan‘ın imzasını taşıyan şarkılardan oluşan Zümrüdüanka’da Aslım ile Teoman dışında düet yapan bir isim daha var. “Af”şarkısında Cem Adrian. Aysel Gürel & Atilla Özdemiroğlu eseri Sezen Aksu klasiği “Hasret” de Aylin Aslım yorumuyla albümdeki yerini aldı.
“Tuttu Fırlattı” ve “Ne Yapardım” gibi hit şarkıları ile dikkat çeken Gökçe albümü “Kaktüs Çiçeği”ne 3. video klip de çekildi. Pasaj Müzik etiketi ile yayınlanan albümde Gökçe’nin kendi tarzı ile yorumladığı “Kıskanırım Seni ben” şarkısına Evren Arasıl yönetmenliğinde çekilen video klip dinamik yapısı ve renkli görüntüleriyle dikkat çekiyor. Şarkının bu düzenlemesi Alen Konakoğlu’na, sözleri Hikmet Münir Ebcioğlu ve müziği ise Teoman Alpay’a ait.
Gökçe’nin davul,klavye ve gitar gibi farklı enstürmanlarla sergilediği performans görüntülerinden oluşan video klip, 14 saat süren çekimler sonunda tamamlandı.Tanju Babacan imzalı kostümünün yanı sıra kısa siyah bir peruk takarak kamera karşısına geçen Gökçe’nin albümü enerjik formuyla ilgi görmeye devam ediyor.
Feridun Düzağaç, üç yıl aradan sonra “Flu” adlı yeni albümünü DMC etiketiyle yayınladı. 10 şarkının yer aldığı albümde 7 şarkının söz ve müziği Feridun Düzağaç’a ait. Fikret Kızılok imzalı ‘Tek Başına’, söz ve müziği Şemi Diriker’e ait olan, Esmeray’dan dinlediğimiz ‘Unutama Beni’, bir Murat Hasarı şarkısı olan ‘Yaz’ ve Feridun Düzağaç’ın “baş eserim” dediği ‘Gönül’ de bu albümde yer alıyor.
Can Alper ve Arıkan Sırakaya prodüktörlüğünde hazırlanan albümün mix ve mastering’i Arıkan Sırakaya ve Cem Büyükuzun’a ait. Babajım Stüdyolarında kaydedilen albümün fotoğrafları ise Yağmur Kızılok imzasını taşıyor.
“Güzel bir filmin ortasında çalan şarkılar gibi..”
Feridun Düzağaç, yeni albümü ile ilgili şunları dile getiriyor: Flu, uzun ve seyri değişen bir sürecin sonu… Dinleyenlerinin ve sevenlerinin yüklediği anlama direnmeye ve onu görmezden gelmeye çalışan yorgun bir şarkı yazarının, ‘biraz durup dinlenmeli, belki de başka şarkılar söylenmeli’ diye düşündüğü, kendi şarkılarını nadasa bırakmayı uygun bulduğu bir dönemin ardından “gönül dostu” dinleyicilere sunulan bir albüm…”
Uzun bir aradan sonra FLU albümü ile müzik dinleyicisini heyecanlandıran Feridun Düzağaç, kendi bestelerinin yanı sıra, ‘amatör zamanlarımdan kalma şarkıcılık özlemime göndermeler adına, sevdiğim ve bir anlamda kıskandığım’ dediği şarkıları da bu albümde sevenlerine sunuyor!
İskender Paydaş düzenlemesi ile albümde yer alan ve açılış şarkısı olan ‘Senin Yüzünden’ , yarım kalmış ve kenara bırakılmış bir şarkı iken, sanatçının twitter’da gördüğü ‘Senden sonra beni kim öptüyse senin yüzünden’ cümlesi ile yeniden hayat buluyor. Şarkı, aşkın sosyal medyadaki hafif meşrep yorumlarına göndermelerde bulunurken, Feridun Dūzağaç şöyle ekliyor;
‘yazanın tek kaygısı var oysa,
aşkı böyle bilmesin çocuklar’
Aydilge’nin, on şarkıdan oluşan 4. stüdyo albümü “Yalnızlıkla Yaptım”, Dokuz Sekiz Müzik etiketi ile müzikmarketlerde yerini aldı. Geçtiğimiz hafta radyolar ve dijital platformlarda yayınlanan çıkış şarkısı “Yine Ben Aşık Oldum” şarkısının sözleri Aydilge’ye, bestesi ise Aydilge ve Cem Sarıoğlu’na ait.
Besteci ve söz yazarı kimliği bu albümde de ön plana çıkan Aydilge; Alen Konakoğlu prodüktörlüğünde hazırlanan “Yalnızlıkta Yaptım” albümü için: “Elini aşka buladığında çok kan dökülür bazen. Bazen de şarkılar dökülür. Benim döktüğüm şarkılar burada… Yalnızlıkla yaptığım her şey…” diyor.
2006’da yayınladığı ilk albümü “Küçük Şarkı Evreni” ile dikkatleri çeken Aydilge, “Sobe” ve “Kilit” albümleri dışında bugüne dek 4 adet de tekli yayınladı. Müzisyenliği dışında yazar ve radyocu kimliğiyle de tanınan Aydilge’nin yeni şarkılarını aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz.
Sertab Erener müzik kariyerinin 20.yılında yayınladığı 13. stüdyo albümü “Sade”nin DMC etiketiyle önümüzdeki günlerde piyasaya çıkması bekleniyor. Pop yıldızının aynı zamanda prodüktörlük koltuğuna da oturduğu ikinci albümü olan “Sade”nin Sezen Aksu ve Turan Sarıbay sözlü Özgen Akçetin & Turan Sarıbay imzalı çıkış şarkısı “İyileşiyorum” önceki gün dijital platformda müzikseverlerle buluştu. Şarkının videosu ve kartonet fotoğrafları Cem Talu imzası taşıyor. “Sade”de Sezen Aksu’dan Bülent Ortaçgil’e, Demir Demirkan’dan Nil Karaibrahimgil’e, Ersel Serdarlı’dan Soner Sarıkabadayı’ya kadar pek çok ismin şarkıları mevcut.
Sertab Erener’in: “20 yılın birikimi diyebilirim, bu güne kadarki tüm albümlerimden tınılar var” dediği albüm 14 şarkı içeriyor. Albümde bir çok değerli söz yazarı ve besteciyle çalışan Sertab Erener albüm kayıtlarını İstanbul Dozer Studios ve Db Stüdyo’larında tamamladı. Mastering’de Çağlar Türkmen, düzenlemelerde ise Mustafa Ceceli ile çalışan Sertab Erener “Sade” için; “Sezen Aksu’yla yıllar sonra bir şarkıda da olsa buluşmak şahane, Mustafa Ceceli benim bitmeyen yeni uçuşan fikirlerimi hep ciddiye aldı, bütün şarkıların düzenlemelerini yanyana yaptık. Demir Demirkan’la birlikte yaptığımız “Karalama Defteri” “Sertab Gibi” denizler taşıyor. Albümü tüm şarkılar dinlensin hiç bir şarkıyı geçmeyelim dolu dolu bir albüm olsun diye yaptım.. Umarım herkes böyle hisseder dinledikten sonra” dedi.
Albüm şarkıları:
1-Dönmüyorsun
Söz – Müzik : Ersel Serdarlı 2-İyileşiyorum
Söz: Sezen Aksu /Turan Sarıbay Müzik:Özgen Akçetin/Turan Sarıbay 3-Öyle de Güzel
Söz – Müzik: Ersel Serdarlı 4-Cumartesi Pazar
Söz – Müzik: Soner Sarıkabadayı 5-Çocuktuk Bir Zamanlar
Orijinal eser sahibi: Miriam Mendez-“Fuga N2 en do m”
Söz: Sertab Erener/ Sinan Kaynakçı
Müzik: Miriam Mendez/Demir Demirkan/Sertab Erener 6-Söz
Orijinal eser sahibi: Danush/Anırudh Ravichander
Söz: Nil Karaibrahimgil 7-Sade
Söz: Ersel Serdarlı Müzik:Sertab Erener 8-Oyna
Söz: Can Temiz Müzik: Anonim 9-Karalama Derfteri
Söz: Sibel Algan Müzik: Sertab Erener /DemirDemirkan 10- Acıtır
Söz – Müzik: Bülent Ortaçgil 11-Sus
Söz – Müzik: Sibel Algan 12-Remix /Dönmüyorsun : Ozan Yılmaz 13-Remix /Cumartesi Pazar : BehzadMotallebi
14-Akapella versiyon
Söz:Boğaziçi Caz Korosu (VokalDüzenleme & Şef: Masis Aram Gözbek)
Doğrusu 2003 ve 2005 tarihli iki harikulade albümleriyle çok uzun yıllar kulaklarımızda kalacaklarını düşünmüş, ancak çok uzun süre sesleri çıkmayınca umudu da kesmiştik. Rebel Moves, özellikle “Sheep” ve “Bandare” şarkılarıyla çok sıkı bir sound ziyafeti sunmuş ve büyük beğeni toplamış, bununla da yetinmeyerek yurtdışında da listelere girme başarısını göstermişlerdi.
8 yıl aranın ardından 3. albümleri “Kimileri Bir İleri” ile geri dönen Rebel Moves, albümle aynı adlı şarkılarının video klipleri ile ekranlarımızda. Grup üyeleri Cem Özkan, Oğuz Kaplangı ve Kerem Eye’nin ayrılığının ardından yoluna Hakan Özer, Erol Çay ve Ömer Ahunbay ile devam eden grup bu kez elektronik müziğe ağırlık vermiş. Albümleri biri İngilizce, biri İngilizce-Rebelce ve geri kalanı Türkçe olmak üzere 11 şarkıdan oluşuyor. Hakan Özer prodüktörlüğündeki albümün mixleri Sarp Özdemiroğlu, masteringi ise Ian Cooper imzası taşıyor. 2 ayrı tasarım ile müzikmarketlere sunulan albümün bir bölümü bildiğimiz albüm formatında, sınırlı sayıdaki 999 adeti ise tamamen geri dönüşüm malzemeleri ile saf ahşap kullanılarak üretilen numaralı özel kutularda yayınlandı.
Grup albüm lansmanını 9 Mart Cumartesi gecesi Refresh The Venue‘de “v2.013″ adlı sahne şovu ile gerçekleştiriyor.
Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen “Avea Sıra Dışı Müzik” Konserleri dünyaca ünlü İran asıllı grup ‘Niyaz’, minimalist müziğin yaratıcısı ‘Michael Nyman, Grammy ödüllü Tomatito’dan sonra yine unutulmaz bir konser ile müzik severlere sıra dışı deneyimler yaşatmaya devam ediyor. Besteci, söz yazarı, icracı ve prodüktör olarak Türkiye’de popüler müziğin gelmiş geçmiş en önemli ismi Sezen Aksu’yu, müzik dünyasının iki dev ismi Fahir Atakoğlu ve Ara Dinkjian ile ilk defa bir araya getirecek olan Avea Sıra Dışı Müzik konserleri, 16 ve 18 Mart’ta unutulmayacak konserlere daha imza atmaya hazırlanıyor.
Müzik hayatlarının farklı dönemlerinde ortak çalışmalar da yapmış olan bu üçlü, aynı coğrafyadan yetişmiş müzisyenler olarak sizleri değişik müzik türleri, renkleri ve tatları arasında sihirli bir yolculuğa çıkaracak.
4. Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri kapsamında, Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu ve Ara Dinkjian üçlüsünün konseri, Vaye İletişim Organizasyonu ile 16 Mart Cumartesi akşamı İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda, 18 Mart Pazartesi akşamı ise Congressium Ankara’da gerçekleştirilecek.
2010 yılında yayınladıkları ilk albümleri ile dikkat çeken ve kısa sürede iyi bir kitle yakalayan genç gruplardan Frapan, geçtiğimiz haftalarda yayınlanan ikinci albümü ‘Süper Akıllı Roket’in albüm ile aynı ismi taşıyan şarkısına klip çekti. Lila Records etiketi ile piyasaya çıkan albümün açılış parçası olan şarkının videosu “İki Çizgi” ve “Rüzgarlar” sinema filmlerinin yönetmeni Selim Evci tarafından çekildi.
Çekimleri on beş saat süren klipte, grubun performans görüntülerinin yanı sıra, “Süper Akıllı Roket”in hikayesi de farklı bir dil ile anlatıldı.
Grubun vokalisti ve kurucusu Samet Evci şarkının ve klibin hikayesi ile ilgili şöyle diyor: “Dünyanın ve insanlığın sorunları devam ederken, insan hayatı da devam ediyor; savaşlara, ölümlere üzülürken, bir anda kendi hayatımıza dalıp sanki onlar hiç yaşanmamış gibi gülüp eğlenebiliyoruz. Aslında bu bir eleştiri ya da yargı değil, insan böyle bir varlık. Klipte de hem savaş görüntüleri hem de dansçılarla bunu anlatmaya çalıştık…”
Frapan 2005 yılında Samet Evci (vokal/gitar), Erkan Erten (gitar), Orkut Atalay (bas gitar) ve Ata Erdem Şimşek (davul) tarafından kurulan Frapan, Beyoğlu Hayal Kahvesi başta olmak üzere çeşitli mekanlarda ve üniversite festivallerinde cover projeleri ile sahne aldı. Bu zaman içerisinde sergilemiş oldukları canlı performansları ile de büyük beğeni toplayarak, hayran kitlesini sağlamlaştırdı. 2009 yılında vizyona giren ‘İki Çizgi‘ adlı sinema filminin soundtrack’ine imza atan Frapan, Altın Portakal’da da en iyi müzik dalında aday gösterildi. Grup 2010 yılında da Duman, Kargo, Yalın, Athena, Şebnem Ferah ve Redd gibi isimlerle çalışmış olan Levent Büyük prodüktörlüğünde kendi adını taşıyan ilk albümünü yayımlamıştı. Kayıtları 8 ay süren ve 11 şarkının yer aldığı elektronik rock alt yapılı ‘Süper Akıllı Roket’ albümünün kayıtları Evci Müzik’te, mastering ise Ingiltere’de Abbeyroad Studios’ta Steve Rooke tarafından yapıldı. Albümde bulunan şarkıların tüm söz ve müzikleri Samet Evci imzasını taşıyor.