Röportaj: Gülden Mutlu

guldenmutlu_1Gülden Mutlu’yu ilk önce Emre Aydın ile olan düeti “Soğuk Odalar”, arkasından da yine söz ve müziği kendisine ait olan “Unutamam Dedin” ile tanıdık. 9 şarkıdan oluşan ilk albümü “Sen Yokken Olanlar”, Mutlu’nun kendine has yorumu ve dokunaklı sözleriyle bir başucu albümü olarak müzikmarketlerdeki yerini aldı.

2 aydır listelerden inmeyen ve ilk duyduğumuz andan itibaren içimize işleyen “Yatsın Yanıma”nın dışında, “Geçemedim”, “Boşver Beni”, “Değiştim” ve “Yarım” şarkılarına bitmemek, arka arkaya dinlememek elde değil. Hikayesine şahit olduğu kişilerin yaşadıkları hisleri şarkılarıyla dile getiren Gülden Mutlu, dokunmadan sevmeye razı gelenlerin, olacaklara hazır kendini zamana teslim etmişlerin ve ikinci bir şansın varlığına inanları anlatıyor. Şarkılarındaki samimiyetin yaşanmışlıklarından geçtiğine inanıyor. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albümün düzenlemeleri Haluk Kurosman, Hüseyin Çebişçi, Efe Demiryoğuran, Cihangir Aslan ve Caney Güneysu’ya ait.

Son olarak Cemil Demirbakan’ın da yeni maxi single’ında iki şarkının söz ve müziğini yazan Gülden Mutlu’nun adını bundan sonra daha sık duyacağımıza hiç şüphemiz yok..Biz de ilk albümünü bahane edip kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

***

Müziği kendi hayatının merkezine almaya karar verdiğin ilk anı hatırlıyor musun?
 – Çok iyi hatırlıyorum, Ortaokul 2.sınıfa gidiyordum. Evde sürekli şarkılar söyleyen bir kız çocuğuydum ve başka hiçbir hayalim yoktu.. Ben ailenin hep şarkılar söyleyen küçük kız çocuğuydum. Annemin çok büyük bir plak koleksiyonu vardı, sürekli bana şarkılar seçer dinletirdi. Ancak bir yönlendirmeleri ya da zorlamaları da olmadı, büyüyünce ne olacaksın dediklerinde “Sanatçı olacağım” derdim, bu fikrim hiç değişmedi. Ders aralarında da hocalarım ve arkadaşlarım “Haydi Gülden bir şarkı söyle” derlerdi. Okul dönemim oldukça başarılı geçti esasında ama müzikten başka bir alanı hiç düşünmedim açıkçası. Üniversiteyi iyi bir dereceyle kazandım, büyüklerimizin tabiriyle bir altın bileziğin olsun, müziği yine yaparsın dendi ama ben reddettim. Çünkü o zamana kadar da yazdığım şarkılar var, bir yandan da piyano dersleri alıyorum falan. Tekirdağ’da büyüdüm, çocukluğumda korolara giderdim, musiki gruplarına katılırdım. Bunların herhalde artısı ve yönlendirmesi oldu diye düşünüyorum. Annem o zaman Türk Müziği oku, önce kendi müziğini öğren dedi ve Ege Üniversitesi Konservatuarı’na girdim. Üniversite sınavından itibaren gelecekle ilgili hep bir hayalim vardı.

Şarkı söylemenin dışında şarkı üretmek ve kendi şarkılarını yorumlamak da başlı başına bir mutluluk olmalı. Bunca zaman nerelerdeydin diye soran oldu mu?
– Ekstra olarak sahneye çıkıyorduk, konserler veriyorduk, piyano ve keman çalıyordum falan..Böyle aktiviteler sürüyordu ama kafamda hep bir albüm fikri vardı ve bir gün insanlara kendi yazdığım şarkılarla ulaşma fikrini kafamda koruyordum. 2012 yılında dinleyici ile buluştuğumda hafiften geç mi kaldım diye düşünmedim de değil, ama Türk müzik piyasasında bir yere gelebilmek yabancı piyasaya göre biraz daha geç olabiliyor, bunun da farkındaydım.

Doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmak için bekledim. Şarkılar birikti, yorumum biraz daha olgunlaştı, bu arada evlendim, çocuk sahibi oldum ve artık hazırım dedim kendime. Herşeyi yaşamıştım bu döneme kadar, öğrencilik hayatım, evlilik hayatım, sonra evlat sahibi olma mutluluğu ..Eş olmayı ve anne olmayı dolu dolu yaşadım ve artık kariyerimi bölmek zorunda olmadığım anda hazır olduğumu hissettim. Şarkılarımı demo yaptım ve evime Londra’ya döndüm. İşin bu kısmını biraz biliyorsun aslında, Emre (Aydın) ile ortak bir arkadaşımız Emre’ye şarkılarımı dinletiyor ve onlar da “Soğuk Odalar”ı çok beğeniyorlar. Bir şekilde irtibata geçtiler benimle ve bir düet fikri oluştu. Benim için güzel bir başlangıçtı, bir süre sonra da “Unutamam Dedin” single’ını yayınladık.

Son dönemde bir “single” modasıdır gidiyor. Başkaları gibi biraz daha albümsüz yola devam etmeyi aklından geçirdin mi?
– Doğrusu başlı başına bir albümün insana sanatçı kimliği kazandırdığına inanıyorum. Elbette single da çok güzel bir başlangıç, ticari anlamda nabız yoklama adına güzel bir fikir ve bazen bir albüm yapıyorsun ve sadece 1-2 şarkısı dinlenip çalınıyor ve koca bir albüme verilen emek boşa gidebiliyor. Bu yüzden içime tam sinen şarkılarla olgunlaşmış bir albüm olsun istedim. Tabii bir albümü ortaya çıkarmak hiç kolay değil, sadece şarkı yazmakla bitmiyor. Düzenlemeler, fotoğraflar, PR çalışmaları, vs. hepsi bir emek..

– Toplumun gözünde de birisini sanatçı olarak görmenin yolu başlı başına bir albüm sahibi olmuş olmasıyla da alakalı biraz, değil mi?
– Kesinlikle öyle. Bir “profil” oluşturduğu kesin. Single yapmaya da devam edebilirdim ama nereye kadar? Böyle yapıp çok da başarılı olmuş isimler yok mu, elbette var, bu bir istek, bir tercih, bir strateji olabilir. Ama ben besteci de olduğum için üzerinde en titizlendiğim 9 bestemi biraraya getirip bir paket olarak dinleyiciye sunmak istedim. Elimde ilk önce duyurmak istediğim şarkılar vardı, en çok beklettiğim şarkıları önce bir derleyeyim dinleyiciye sunayım istedim, çünkü bu inanılmaz bir geri dönüş verecek ve nerede durduğum konusunda bir fikir verecek bana. O kadar uzun seneler bunu hayal ediyor ve çalışıp bir şey ortaya koyuyorsun ki, o ışıklı kapıya geldiğinde aslında ticari düşünmeyi de bırakıyorsun. 10 Aralık’ta albümden ilk şarkım yayınlandı, klip dönmeye başladı. Albüm daha insanların eline ulaşmadan ben yeni albümün kayıtlarına başladım.

guldenmutlu_3– Albümdeki bu 9 şarkı da yakın tarihli mi peki?
– “Değiştim” adlı şarkımı 2001’de yazmıştım. Biraz da bu yüzden hafif 90’lara kaçan bir koku, bir tat alabilirsiniz belki bu ilk albümden. Düzenlemeler elbette batı enstrümanlarıyla biraz modernize edildi ve dinleyiciye öyle sunuldu.

Sesindeki hafif nağmeli yorumun seni diğerlerinden ayıran bir farklılık olduğu görüşüne katılıyor musun?
– Zaten ait olmadığım bir yapıda gözükmek ve onu taşıyormuş gibi yapmak bence doğru değil, ben Türk Müziği okudum ve bu topraklardanım, bu yüzden şarkılarımda o duyguyu da vermeyi istemem kadar doğal bir şey olamaz, bu duyguyu dinleyiciye aktarabiliyorsam ben bundan ancak mutluluk duyarım.
“Soğuk Odalar”dan sonra benden yine benzer bir yorumda şarkı beklendiğini biliyordum ama benim devamında yapacağım en başından beri belliydi. “Unutamam Dedin” o yüzden biraz şaşırttı dinleyiciyi ama güzel tepkiler aldım. Ve ilk albümüm için beni heyecanlandırdı..

Bazen koca bir şarkıda tek bir nağme, tek bir yeri etkiler ve o şarkıya aşık olmanızı sağlar, senin de bazı şarkılarında bunu hissedebiliyorum.
– Bir şarkı vardır, onda biraz nağmeli çıkar sesin ve insanlar yanlış anlarlar ya hani, “olmaz” derler çoğu zaman ama gerçekten hissederek söylüyorsan bence gayet de “olur”. Kendi kimliğini taşıyorsan ve şarkıyı öyle yorumluyorsan gerçek dinleyiciye ulaşabilirsin bence.

– “Yatsın Yanıma” neden bu kadar çok işledi içimize?
– Üzülüyorum ben kendi yazdıklarıma. O şarkıdaki istek benim için çok masumane ve insancıl. Herkesin istemekte hakkı olabileceği bir cümleydi. Evliyim, çocuğum var çok mutlu bir hayatım var Allah’a çok şükür, ben ne yazayım peki? Mutluluğumdan, hayat sevgimden insanlara ne? Bu onları ancak bir yere kadar ilgilendirir. Ama hayatıma giren, tanıdığım pek çok insanın birer öyküsü var. Vapurda gidiyorsun, o an arkanda birilerinin bir konuşmasına tanık oluyorsun ve onların acısını paylaşıyorsun çünkü senin de ciğerlerinden birşey kopup gidiyor. Hepsinden bir parça buluyorsun, buluyoruz kendimizde.

– Albümün adına nasıl karar verdin?
“Sen Yokken Olanlar” koydum çünkü şarkılar bir bitiş, bir kaybediş ve tüm bu evrede olanlardan bahsediyor. Elbette şarkıların konu sıralaması açısından bir sırası yok ancak bir bütün olarak değerlendirirsek bu anlamda bir konsept albüm olduğunu söyleyebiliriz. Şarkılara çok fazla cinsiyet bağlamak da istemedim çünkü toplumda herkesin yaşayacağı duygular bunlar, bir cinsiyete ait olması gerekmiyor. Biraz üzgün, yara almış, kendini toparlamaya çalışan bir erkek ya da kadın, özlediğini ifade edemeyen bir insan, sevdiğini söyleyemeyen bir insan, hakettiğini alamamış insan, bu tür duygulara taraf oldum biraz aslında bu albümde..
Şarkılarımın hiçbirini nakaratı için yazmadım, hepsi bir hikayenin başından sonuna bir parçası, insanlara geçmesini çok istedim anlatmak istediklerimin. Bu doğru bir strateji de olmayabilir ama şöyle düşündüm, bu 9 şarkıdan en çok sadece 2’si ya da 3’ü sevilse bile ve ben de o zaman derim ki “Bu 7’si de size hediyem olsun”.

– Bazen albüm hakkında en ufak bir fikrin bile olmasa da, dinlemeyi sevdiğin biri yeni bir şey yaptığında gözün kapalı alırsın..
– Bu çok doğru. Çok büyük fan kitleniz olmayabilir ama birileri sizin yorumunuzu yeni şarkılarınızı merak edecek ve bir sonraki şarkısınızı bekleyeceklerse, bu çok keyifli bir şey olacak ve sanatçıya ilham verecektir. Geçen akşam Seda adlı bir arkadaşımla bir yerde oturuyorduk, Youtube’dan birşey dinliyorduk ve dedim ki “Seda bu kadının bizim onu dinlediğimizden haberi yok, ama şu an üçüncü dördüncü defa aynı şarkıyı hayranlıkla dinliyoruz, bu ne kadar güzel bir his ki o kadın onu bilmese de bu çok kıymetli birşey”.

– Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda bir şarkı yazıyorsun ve o şarkı dünyanın başka bir coğrafyasında başka bir zamanda duyulabiliyor, dinlenebiliyor. Şarkıların bu yolculuğu mucizevi bir şeymiş gibi geliyor bana..
Çok güçlü bir şey. Bazen de söyleyemediğin bir şey yüzünden sevdiğin insana bir şarkı hediye ediyorsun ya, bu da harika bir ifade, bir araç şekli.

– Yurtdışında da tecrübelerin var, müzik piyasasının işleyişi bakımından Türk müzik piyasasını yabancı piyasaya göre nasıl değerlendiriyorsun? Telifler, müzisyenlerin yasal hakları, vs. bu konular hala tam olarak eser sahiplerini mutlu etmekten uzak bir konumda gibi sanki ülkemizde..
Şu dönemde MESAM, MÜYAP vs. gibi sanatçı ve eser haklarını koruyan kuruluşlar sanıyorum birleşme aşamasındalar, gelişmeleri ben de merakla takip ediyorum ve müzik haklarında birşeylerin olması gerektiği gibi düzene girmesi konusunda umutlu olmak istiyorum. Besteci ya da yorumcuysan sana yasal olarak telif ödüyorlar ama, ilk albümleri ve ilk şarkıları biraz yatırım olarak görmek lazım. Elbette şarkılar dinleyici nazarında hakettiği yeri bulursa yasal karşılığını almak ve bunun hakkını aramak kadar doğal bir şey olamaz ama bunun hesabını daha bu aşamada yapmak doğru değil. Evet ortada bir takım karışık mevzular var anladığım kadarıyla çünkü geçmişte çok önemli işler yapmış olan ve artık geçimini bu yolla sağlayan çok değerli müzisyenlerimiz de var.

– Bir müzisyen sence şarkı yazarlığı ve yorumculuğu dışında şarkısını nasıl daha çok popüler yapabilirim fikri üzerine kafa yormalı mıdır?
– Eğer istediğin duyguyu istediğin cümlelerle ifade edip inandığın gibi yorumluyorsan ve gece yarısı birileri yatağında seni dinleyip iç çekiyorsa ya da senin şarkılarınla seviniyorsa popüler olmuşsundur zaten. Bazen bir kişi bin kişilik duygu taşır. Bu yüzden en büyük anahtar samimiyettir. Şarkının da benim inandığım popülerliğin de en büyük hazinesidir o..

– Herşeyini buna yatıranlar da yok değil bu pisayada, değil mi?
– Olmaz mı? Evini satan, arabasını satan çok örnek var..O kadar gönül işi ki bu, onun karşısına dikilip “bak bunu yapma” da diyemiyorsun, önüne geçilemez bir his çünkü, onu paylaşmak istiyor insanlarla. Ama işte müzik piyasası ne yazık ki çok da sırtını dayayabileceğin bir duvar değilmiş gibi geliyor bana.

guldenmutlu_2– Eskiden çok iyi işler yapıp 6-7 yıl ara verip yeniden bir çıkış arayanlar da var, o şarkı iyi ya da kötü olsun farketmiyor çünkü yeni bir nesil, yeni bir kuşak var karşında artık. Bu kuşak için yeni bir sanatçısın ve kendini yeniden anlatmak zorundasın gibi sanki..Genç nesli ve orta yaşa yaklaşmış kuşağı yakalamak bu anlamda en doğrusu diye düşünüyorum.
– Zaten artık eskisi gibi de değil. Daha az şarkı, daha az şarkıcı vardı. Şimdi artık herkese ulaşmak daha kolay, bir sosyal medya gerçeği var. Albüm satış oranları düştü çünkü her şarkıya internetten ulaşılabilir oldu, herşey elimizin altında. Bu yüzden eskiden daha çok konserler vardı, bir gazino kültürü vardı, insanlar yoğun bir şekilde sevdikleri sanatçının peşinden gidebiliyordu. Hala da çok büyük fan kitleleri olan sanatçılar yok değil.Eski de olsan yeni de olsan kalıcı olmak istiyorsan hergün doğacak insanları da hesaba katarak kendini anlatman gereken binlerce insanın varlığını unutmamak ve buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

– Örnek aldığın ya da beğendiğin sanatçılar var mı sayabileceğin?
– 90’lı yıllar bence çok özeldi.Özelliklle Kayahan’ın, Nilüfer ve Sezen Aksu’nun hayatımdaki yeri ayrıdır. Yıldız Tilbe’nin Delikanlım ile çıktığı dönemler, Jale, Aşkın Nur Yengi ve o yıllarda hayatımıza şarkılarıyla kazınan bir çok isimler çıktığında ben hemen kulağımı radyoya dayardım, bayılırdım dinlemeye. Ama birini örnek aldım dersem yalan söylemiş olurum. Ama bugüne kadar çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, şarkılarımı insanlarla paylaştığım güne kadar mutlaka her dinlediğimden aldığım birşey, bir ders vardır, böyle düşünüyorum. Biz onları dinleyerek büyümüşüzdür, vakit geçirmişizdir. Yine de hiçbir zaman birine benzemek gibi bir niyetim ya da derdim tabii ki olmadı. Birinin aslı varken kimse kopyasıyla da ilgilenmez zaten.

– İlk şarkını ekranda gördüğün ilk anda, o anda neler hissettiğini hatırlıyor musun?
– Tabii ki çok duygulandım, işin manevi, duygusal boyutu çok önemli benim için. “Allahım bir yola çıkıyorum, beni nolur utandırma” demiştim içimden. Üniversite sınavına girmek gibi birşey de değil çünkü bu, doğduğundan beri belki bunu hayal ediyorsun ve çat diye ekranda gördüğünde çok farklı bir duygu. Dokunduğunda ağlarsın.. Hele ki popülaritesini geç, satışını geç, yaptığın iş takdir ediliyorsa bundan daha güzel bir ödül olamaz.. Unutamam Dedin çıkmıştı bana Tweet atmışlardı, yeni albüm ne zaman diye? O yüzden arayı fazla açmamak lazım sanırım.

– Kalıcı olacağına inanıyor musun?
– Amacım kalıcı birşeyler ortaya çıkarabilmek, insanlara ulaşabilmek, dertlerine ya da sevinçlerine şarkılarımla ortak olmak. Kendi çizgimden asla çıkmadan, bu işe devam etmek istiyorum. Bu piyasa çok enteresan gerçekten, adamı rezil de eder vezir de eder. Sen yaptığın işe inanıyorsan ve kalbini veriyorsan, niyetini bozmuyorsanız ait olduğun yerde kalıcı oluyorsun zaten.

– Müzik için Londra-İstanbul arası mekik dokuyorsun diyebilir miyiz, zor olmuyor mu?
– Evet. Benim Türkiye’de olduğum günler planlı programlıdır hep. Gece ve gündüzü çalışarak dolduruyorum, sonra Londra’ya evime dönüyorum, eşimin çocuğumun yanında oluyorum. Çalışmalarımı hem orada hem burada yürütebilmek adına ne zaman nerede olmam gerekiyorsa orada oluyorum.

– Radyolar günümüzde birer müzik kutusuna döndü esasında, 90’larda olduğu gibi şarkı patlatmaktan ziyade hemen hepsi servis edilen şarkıları döndürüyorlar listelerinde. Bu anlamda radyoların gücünü nasıl değerlendiriyorsun?
– Radyoların gücünü önemsiyorum. İnsanlar günlük koşturmaca içinde televizyon izleyemeyebiliyorlar, ama radyo insanlara daha kolay ulaşıyor. Ama elbette reytinglerini yüksek tutmak için elbette daha çok tanınan isim ve şarkılara yer vermelerini anlayabiliyorum, ama arada yeni çıkanlara, no-name’lere de yer vererek gençlere de fırsat verebilirler tabii, tanınan iyi isimler dışında çok iyi işler yapanlar da yok değil.. Tabii her zaman da radyocunun elinde olan birşey değil istediğini çalması, sistemin içinde onlar da kısıtlanıyor.

guldenmutlu– Peki 90’lı yılları niye hala bitiremedik? Hala ısrarla o şarkıları dinliyor, çalıyor ve özlüyoruz..
Değişen bir kuşak var ama yeni kuşak da bu dönemde yazılan şarkıların çoğunda aradığı, duymak istediği sözleri bulamıyor. Bu yüzden 90’ların bazı şarkıları hala çok özel kalabiliyor çünkü sözler de müzikler de özenle ve duyguyla yazılmış..

– Bu keyifli sohbet için teşekkürler!
– Ben teşekkür ederim. Bütün DikkatMüzik! takipçilerine sevgiler..

Röportaj: Olcay Tanberken
(DikkatMüzik!, Ocak 2015)

Eurovision’a Avustralya şoku!

buildingbridgesYıllarca milli meselemiz olarak hafızalara kazınan ve yıllar sonra Sertab Erener’in zaferiyle bir dönüm noktası yaşadığımız Eurovision’a 3 yıl verdiğimiz aradan sonra seneye katılacağımız haberlerinin üzerinden çok geçmeden bugün yeni bir gelişme daha yaşandı. Avrupa’da tam 60 yıldır yayınlanan yarışmanın her yıl Avrupa’daki pek çok ülkeden daha fazla reyting topladığı Avustralya’nın EBU’ya olan başvurusu kabul edildi ve kıta ülkesi de bu sene Eurovision’da yarışıyor.

İsrail, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkeler Avrupa kıtasında yer almasa da EBU üyesi oldukları için yarışma hakkına sahip, ancak Avustralya’nın da aralarında bulunduğu ABD, Kanada, Brezilya gibi bazı diğer ülkeler EBU’nun müttefik üyesi olduğu için yarışamıyorlar. Avrupa’daki diğer ülkeler gibi bu yarışmada yeralabilmek için yıllardır başvurusunu yineleyen Avustralya, 2015 Eurovision resmi yayıncı kuruluşu ORF’nin özel davetlisi olarak bu sene Eurovision Şarkı Yarışmasına 1 kereliğine de olsa katılabilecek.

#BuildingBridges sloganı ile bu yıl 60. yılını kutlayacak olan Eurovision’da Avustralya’nın da yarışacak olması ülkede heyecan yarattı. Avustralya iki yarı finalde ve finalde oy verecek ve doğrudan finalde yarışacak. Yarışmayı kazanması durumunda ise ertesi yıl yarışmayı EBU üyesi bir yayıncı kuruluşa sahip bir Avrupa ülkesi ile beraber düzenleyecek.

Şimdilik tek seferlik bir jest olarak planlanan bu katılımın devamının gelip gelmeyeceği ve bu hareketin, yarışmaya niyetlenen başka uzak ülkelerle devam edip etmeyeceği ise merak konusu. Türkiye’nin ise önümüzdeki yıl yarışmaya gerçekten katılıp katılmayacağı muamması ise, kurallar gereği TRT’nin bu yıl Mayıs ayında Eurovision’u  canlı yayınladığında açıklığa kavuşabilecek.

Mabel Matiz bu kez “Gök Nerede” diyor

mabelmatiz2011 yılında kendi adını taşıyan ilk albümüyle müzik dünyasına adım attığı günden bu yana hem müzik eleştirmenleri hem de müzikseverlerin ilgisini kazanan Mabel Matiz, 2013 tarihli ‘Yaşım Çocuk’un ardından yeni albümü ‘Gök Nerede’yi yayınlamaya hazırlanıyor. 14 yeni şarkının yer aldığı ‘Gök Nerede’ albümü Zoom / DMC etiketiyle yayımlanacak. Kayıtları Kadıköy Bee Stüdyoları ve Beyoğlu Babajim stüdyolarında tamamlanan albümdeki tüm aranjeler, sanatçının ‘Yaşım Çocuk’ta da birlikte çalıştığı Can Güngör’e emanet edildi. Prodüktörlüğünü Can Güngör ile birlikte Mabel Matiz’in üstlendiği albümde 9 şarkının sözü ve müziği Mabel Matiz’e ait. Üç şarkıyı müzisyen dostlarıyla birlikte yazan Mabel Matiz’in başka sürprizleri de var. Usta besteci ve söz yazarı Nazan Öncel’in 1992 yılı albümünde yer alan ‘Bir Hadise Var’, albümün tek cover şarkısı olarak öne çıkıyor. Rus besteci Evgeny Grinko’ya ait olan ‘Vals’ ise Mabel Matiz’in yazdığı sözlerle albümün tek adaptasyon şarkısı. Albümün ilk tanıtım konserini 13 Şubat Cuma akşamı İstanbul Beyoğlu Jolly Joker’da verecek Mabel Matiz, 20 Şubat Cuma Ankara Jolly Joker, 27 Şubat Cuma Bursa Jolly Joker ve 28 Şubat Cumartesi gecesi de İstanbul Kadıköy Sahne’de sahneye çıkacak.

Kayahan ve Nilüfer’den 14 Şubat sürprizi

kayahanPopüler müziğimizin 2 dev ismi Kayahan ve Nilüfer’in yıllar sonra yeniden aynı sahneyi paylaşacağı haberi ikilinin sevenlerine sürpriz oldu. 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Nilüfer’le Beşiktaş Balmumcu Meydanı’ında halk konseri vermeye hazırlanan Kayahan, bu özel gece için iki takım kıyafet diktirdi. Yıllarca küs kalan ve geçtiğimiz yıl barışan Nilüfer’le aşk dolu bir geceye imza atacak olan sanatçı, müziğin yanı sıra görsel bir şov için ünlülerin modacısı Levon Kordonciyan’a smokin hazırlattı. Aynı zamanda Atatürk’ün kostümlerini diken ailenin dördüncü kuşak oğlu olan Levon Kordonciyan, sanatçıya lacivert renkte iki takım elbisenin yanı sıra bir de pelerin dikti. Sevgililer Günü’nde kendilerine eşlik edecek olan eşi İpek Acar da Kayahan’la aynı stile sahip olmak için smokin giyecek.

57’nci Grammy ödülleri sahiplerini buldu

sam-smithBir Grammy daha geldi geçti! Bu yıl 57’ncisi düzenlenen Grammy ödüllerinde Madonna şovuyla büyülerken, yılın en iyi yeni sanatçısı, şarkısı ve kaydı ile en iyi pop vokal albümü dallarında ödül alan 23 yaşındaki İngiliz sanatçı Sam Smith gecenin en çok konuşulan ismi oldu.

Tüm müzik türlerinde 83 kategoride verilen 57’nci Grammy ödülleri için Los Angeles’taki Staples Center’da tören düzenlendi. ABD Başkanı Barack Obama, törene gönderdiği video mesajında aile içi şiddet kültürüne dikkati çekerek, sanatçılardan bu konuyla mücadelede duyarlılık oluşturulması için destek vermelerini istedi.

Bu yılki ödüllerde 23 yaşındaki İngiliz şarkıcı Sam Smith, yılın en iyi yeni sanatçısı, şarkısı ve kaydı ile en iyi pop vokal albümüyle, 4 dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu.

Gecede Pharrell Williams, Rosanne Cash ve Beyonce de üçer dalda ödül alarak önemli bir başarı elde etti. Ödül töreninde Madonna, Paul McCartney, Rihanna, Beyonce, Kanye West, Katy Perry ve Pharrel gibi birçok sanatçı şarkıları ve sahne şovlarıyla büyük beğeni topladı.

Grammy ödülüne layık görülen kişi ve gruplardan bazıları şöyle:

Yılın Kaydı: “Stay With Me”, Sam Smith

Yılın Albümü: “Morning Phase”, Beck

Yılın Şarkısı: “Stay With Me” Sam Smith

En İyi Yeni Sanatçı: Sam Smith

En İyi Pop Solo Performans: Pharrell Williams, “Happy”

En İyi Pop Düet/Grup Performans: A Great Big World ve Christina Aguilera, “Say Something”

En İyi Pop Vokal Albümü: “In the Lonely Hour”, Sam Smith

En İyi Dans Kaydı: “Rather Be”, Clean Bandit ve Jess Glynne

En İyi Dans/Elektronik Albümü: “Syro”, Aphex Twin

En İyi Geleneksel Pop Vokal Albüm: “Cheek to Cheek,” Lady Gaga ve Tony Bennett

En İyi Rock Performansı: “Lazaretto” Jack White

En İyi Metal Performansı: “The Last In Line”, Tenacious D

En İyi Rock Şarkısı: “Ain’t It Fun” Hayley Williams ve Taylor York

En İyi Rock Albümü: “Morning Phase”, Beck

En İyi Alternatif Albüm: “St. Vincent”, St. Vincent

En İyi R&B Albümü: “Love, Marriage & Divorce”, Toni Braxton ve Babyface

En İyi R&B Performansı: “Drunk in Love”, Beyonce ve Jay Z

En İyi R&B Şarkısı: “Drunk in Love”, Beyonce ve Jay Z

En İyi Çağdaş Urban Albümü: “Girl”, Pharrell Williams

En İyi Rap Performansı: “I”, Kendrick Lamar

En İyi Rap/Sung İşbirliği: “The Monster”, Eminem and Rihanna

En İyi Rap Şarkısı: “I”, Kendrick Lamar

En İyi Rap Albümü: “The Marshall Mathers LP2”, Eminem

En İyi Country Solo Performans: “Something in the Water”, Carrie Underwood

En İyi Country Düet/Grup Performansı: “Gentle on My Mind”, The Band Perry

En İyi Country Şarkısı: “I’m Not Gonna Miss You”, Glen Campbell

En İyi Country Albümü: “Platinum”, Miranda Lambert

En İyi New Age Albümü: “Winds Of Samsara”, Ricky Kej ve Wouter Kellerman

En İyi Enstrümantal Caz Albümü: “Trilogy”, Chick Corea Trio

En İyi Caz Vokal Albümü: “Beautiful Life”, Dianne Reeves

En İyi Blues Albümü: “Step Back”, Johnny Winter

En İyi Reggae Albümü: “Fly Rasta”, Ziggy Marley

En İyi Dünya Müzik Albümü: “Eve”, Angelique Kidjo

En İyi Müzik Video: “Happy”, Pharrell Williams

En İyi Soundtrack: “20 Feet From Stardom”, Darlene Love, Merry Clayton, Lisa Fischer ve Judith Hill.

Ogün Sanlısoy’dan yeni albüm: “Sen Uyurken”

senuyurkenTürk rock müziğinin en önemli isimlerinden Ogün Sanlısoy, bir süredir heyecanla bekleyen sevenlerinin karşısına yepyeni albümü “Sen Uyurken” ile çıkıyor.

Yıllardır başarılı albümlere imza atmış olan Ogün Sanlısoy’un bu 7. Stüdyo albümünde, söz ve müzikleri kendisine ait toplam 9 şarkı bulunuyor. Bu zamana kadar sevilen birçok şarkısı olan Ogün Sanlısoy, Tarkan Gözübüyük ve Cihan Barış’ın prodüktörlüğünü üstlendiği “Sen Uyurken” albümündeki parçaların sözlerinde ve bestelerinde de ustalığını ortaya koyuyor. Albümün “masal kitabı” konseptiyle hazırlanan kartonetindeki illüstrasyonlar Ogün Sanlısoy tarafından yapılıp, kapak tasarımı da yine sanatçının imzasını taşıyor.

“Sen Uyurken” albümünün çıkış şarkısı “Son Defa”nın video klibi de önümüzdeki günlerde müzikseverler ile buluşacak. 11 Şubat gecesi lansmanı Hard Rock Cafe Istanbul’da gerçekleşecek olan Ogün Sanlısoy’un “Sen Uyurken” albümü, Sony Music etiketi ile müzik marketlerde ve dijital platformlarda.

Şarkı listesi:
1. Merhem
2. Sonsuza
3. Çal
4. Son Defa
5. Sen
6. İsterse
7. Gün Olur
8. Onbeş
9. Ağaç

Röportaj: İrem Derici

irem zorun ne

Herkese Selam;

Röportajlarımı yavaş yavaş sizlerle paylaşıyorum. Bu sefer sıra doğallığı, açık sözlülüğü, çılgınlığı ve tüm içtenliği ile İrem Derici ‘de… Şahsen yaptığı başarılı işleri ve keyifli şarkılarını takdir edip, takip ettiğim İrem Derici ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Buyrun bakalım.. :)

İrem Derici’yi hepimiz az çok tanıyoruz artık ama kendini bize bir kaç cümle ile anlatmasını istesek bize neler söyler? :)

Şu kendini anlatma meselesini asla beceremem. Ben de kendisinin nasıl biri olduğunu tam olarak kavramış biri olmayaraktan bu soruyu pas geçeyim. Sadece “elalem ne der” diye yaşamıyorum hayatımı, neysem oyum.

irem 1Enerjik, eğlenceli ve açık sözlüsün bu enerjini nasıl koruyorsun?

 Koruyamıyorum eskisi kadar enerjik değilim, evlendikten sonra az da olsa bir ağırbaşlılık bindi üzerime. Bir de artık içimdeki ergeni öldürmenin zamanının geldiğini düşünüyorum, ben kendimi hala 20 yaşımda sanıyorum ama 3 yıla 30 olacağım. Artık ergen deli kızdan kadınlığa geçme zamanı :)

O ses Türkiye ile başlayan yolculuğun da benim gözümde artık “hit şarkıların kraliçesi” kıvamındasın. Şarkıları nasıl seçiyorsun?

 Şarkıları babamla seçiyoruz. Daha doğrusu ben seçiyorum, babama gönderiyorum, babam tamam, “ekmek var” derse yürüyoruz. Babamı bile bilir, yıllardır Türkiye’de reklamcılığın krallarından biridir kendisi. Eee dolayısıyla halkın nabzını bu kadar iyi tutabilen bir adamın son sözü söylemesi benim lehime oluyor :) Entelliği dantelliği sevmez şarkılarda, ya oynatacaksın ya ağlatacaksın, ciğerini sökeceksin insanların der.

Kimlerle çalışıyorsun? Sabit bir ekibin var mı yoksa her şarkıda farklı ekiplerle mi çalışmayı seviyorsun?

Sabit olan, asla değişmeyecek isimler var. Hüseyin Boncuk, Mustafa Ceceli, Emrah Karaduman, Gökhan Şahin, Erkin Arslan, Uğur Can Sezen

Ama kendimi tekrar etmek en büyük korkum. Yepyeni isimlerle çalışmalar yolda. Mesela yıllardır en büyük hayalim olan Ozan Çolakoğlu iki şarkımın aranjesini yapacak. Aynı şekilde Erhan Bayrak‘a emanet Ayla Çelik şarkılarım var. Ben çok şanslıyım, hep dört ayak üzerine düşünüyorum isimlere baksana :)

Şahsen ben senin “Bensiz Yapamazsın” isimli şarkına bayılıyordum bu şarkı ile alakalı ileride birirem 11 projen var mı?

O benim ilk göz ağrım. O dönem hiç tanınmadığım için kendi halinde kalmış çok özel bir şarkı. Benim de hala söylerken en çok içimi acıtan şarkıdır konserlerimde. Klibini de aşırı beğeniyorum. 2016’da bir DVD projem olacak, sürpriz bi’ proje, orada olacak o şarkım.

Senin kendi kendine yaptığın eleştirler çok keyifli oluyor. Bizim için “Kalbimin Tek Sahibine” şarkının kırdığı rekorlarla alakalı kendi kendini eleştirir misin bizim için :)

Ayol manyak mısın, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en çok dinlenen şarkısını söylemişim niye kendimi eleştireyim :) Bir sonraki en çok izlenen video bile yarısı kadar benimkinin. O benim kıymetlim, başkaları eleştirsin ben dinlerim.

Neredeyse her şarkına klip çektin. Peki “Nazende Sevgilim” şarkısına da klip beklemeli miyiz? :)

Nazende bizim Rıza’yla şarkımız, aranjesini de o yaptı zaten. Onu pek ticari amaçlı yapmadık biz. Zaten çok kişi tarafından yıllarca yorumlanmış bir şarkı olduğu için bomba etkisi yaratmayacaktır. O bizim özelimiz olarak kalsın ÜÇ maxi-single’ında :)

Yeni projelerin var  onlardan bahseder misin?

Şimdi birkaç haftaya yine iki şarkı çıkarıyorum, ikisi de Söz-Müzik Hüseyin Boncuk. Değmezsin Ağlamaya ve İstemez Misin isimleri… Klibi “Değmezsin Ağlamaya” çekiyoruz, aranjesi Erkin Aslan‘a ait. Hakan Peter Demir çekecek klibi. Bir de aşırı iyi bir remix’i var albümde “Değmezsin Ağlamaya”nın, remix aranjesi de Rıza’ya ait. Baya aile şirketi olduk :)

İrem Derici’nin dinleyenlerine ve takipcilerine sürprizleri var mi?

 Valla süprizler şu anda yok 2015 sonları 2016 başlarına doğru olacak sürprizler.

Şarkıların hepsini tek albümde toplama düşüncen var mı?

Bundan sonraki adım albüm. Bütün eski şarkılar ve üstüne 4-5 yeni şarkıyla. Bi’ 100 km yol gitsen de bitmeyecek bi’ albüm :) Ama sonra yine single single devam. Alışmışım ne yapayım.

Sosyal Medya’da aktifsin bunun sana pozitif ve negatif etkileri neler?

 Valla sosyal medyayı da normal hayatım gibi gördüğüm için. Negatif ve pozitif etkilerini pek sallamıyorum. Orası benim alanım.

Aktif halde konser veriyorsun seyirci ile iletişimin nasıl?

 Mis! O konuda alçak gönüllü olamayacağım, kaç bin kişi olursa olsun gözüm seyircide gezer, bi’ absürtlük buldum mu affetmem. Biz sadece şarkı da söylemiyoruz sahnede, muhabbet sohbet geyikler espriler. Zaman uçuyor!

Konserlerden unutamadığın bir anı paylaşır mısın?

Benim konserlerde evlenme teklifler çok oluyor. Onun dışında seyircim de çok deli fişek olduğu için her konser bi’ olayımız oluyor. Geçen dubstep’te halay çektik seyirciyi sahneye alıp.

Bir yandan evinin kadını, bir yandan da sahnenin yıldızı olarak bir hayat yaşıyorsunuz. Bunun zorluklarını ve güzelliklerini bize anlatır mısın?

 Çok zor. Çok zor çünkü sorumluluğun daha büyük. O yüzden çocuk yapmaktan çok korkuyorum. Hem çok istiyorum hem de çok korkuyorum çünkü bi’ Demet Akalın enerjim var mı o konuda bilemiyorum. Android gibi yaşamak lazım :)

Peki son olarak Dikkat Müzik takipçilerine söylemek istediğin bir şeyler var mi?

Kafalarının dikine gitsinler, vazgeçmesinler, imkansız diye bir şey yok :) Anormal olsunlar ayrıca, tarihi normaller yazmıyor.irem 111

Fikri Karayel’den Beklenen Albüm “Zor Zamanlar”

FIKRI_KARAYEL_ZOR ZAMANLAR

Herkese Merhaba :)

Bu hafta uzun zamandır takip ettiğim ve beklediğim bir albüm daha.. Siz “Fikri Karayel” adını belki yeni duyuyorsunuz ama kendisi uzun yıllardır müzik piyasasının içerisinde, yurtdışında  bir çok şehirde konserler veren ve çok fazla dinleyicisi olan bir isim…

Aranızda “Seni Seviyorum Adamım” filmine gidenler varsa; belki ilk kez ” Hayal Edemezsin” i dinlemiş olabilirsiniz ama Fikri Karayel’in albümü gerçekten müzikalite olarak çok güzel bir albüm olmuş beklediğime değmiş…

Şimdi o zaman hep beraber Fikri Karayel kimdir bir tanıyalım :)

Kaç yıldır müzikle uğraşıyorsun? Bize müzikal yolculuğunu anlatır mısın?

Kendimi hatırladığım zamandan beridir müzik aletlerine, ritimlere ve notalara ilgim vardı. Altı yaşımda ilk kez piyano ve davul, sekiz yaşımdan itibaren ise gitar öğrenmeye, kısa bir sure sonra da saç fırçası ile ayna karsısındaki konserlerime başladım.  Bu öğrenimin hep sürdüğünü düşünüyorum. Müziğe ilgi duymakla, müzikle uğraşmak arasındaki çizgi bence çok belirsiz bu yüzden buna bir tarih koymak çok güç. İlk beste girişimlerim 15 yaş civarlarında başlayıp, bir iki sene sonra şarkı gibi duyulmaya başladılar. Konuşmayı çok sevmediğimden olacak ki yazmaya değer şeyler yaşadıkça ve kendimi müzik yolu ile ifade edebileceğimi keşfettikçe, şarkı yazmak gerçekten benimsediğim bir ifade biçimi haline geldi. Sanırım müzikle uğraşmaya, buna ihtiyaç duyduğumu fark ettiğim zaman başladım.

Birkaç sene önce İngiltere’den evime döndüm ve burada kayıtlar yaparken kısa bir süre önce “Hayal Edemezsin” isimli şarkımı “Seni Seviyorum Adamım” filmine dahil etmek üzere bir teklif aldım. Bu teklifi değerlendirdim ve sonrasında bir albüm teklifi ile karşılaştım. Dokuz Sekiz Müzik Yapım’ın beni aileye dahil etme isteği benim için güzel bir gelişmeydi ve bunu kabul ederek çekmecemde bekleyen ilk albümüm “Zor Zamanlar” Ocak 2015’te hem uzun zamandır albüm bekleyen hem de müziğimi yeni kisveden dinleyicilerimle buluşturdum. Tabii bu yolculuğumun dönüm noktalarından sadece biri.

Zaman içinde tanıştığım, İngiltere’de, Türkiye’de ve Kıbrıs’ta çalışma fırsatı bulduğum birçok müzisyen arkadaşımın ve ustalarımın, dinlediğim sanatçıların, yaşadığım bütün deneyimlerin fikirler ve sesler olarak bu yolculuğa yon vermeye devam ettiğini düşünüyorum.

 “Hayal Edemezsin” şarkın için kimlerle çalıştın?

“Hayal Edemezsin” de dahil olmak üzere bütün şarkılarımın söz, müzik ve düzenlemeleri bana ait. Kayıt ve post-prodüksiyon süreci yakın dostum, sahne arkadaşım ve güvendiğim bir ses mühendisi olan Emre Yazgın yönetiminde gelişti. Parçada bana Tolga Erzurumlu, Cahit Kutra Ali ve Güner Özalp gibi sevdiğim müzisyen arkadaşlarım eşlik etti.fikri_random-1

Bu şarkın “Seni Seviyorum Adamım” filminde soyunduracak olarak kullanıldı bu süreç nasıl gelişti?

Tesadüflerin hayatı şekillendirdiğini destekleyen bir hikaye oldu bu. “Seni Seviyorum Adamım” koordinatörlerinden sevgili Ayşe Sönmez, Kıbrıs’ta çekimlerin devam ettiği günlerde, set arasında radyoda “Hayal Edemezsin’e rastladı ve ortak bir gazeteci arkadaşımız aracılığı ile bize ulaştı. Kahve içmek, konuşmak için buluştuk. Senaryoyu anlattı ki açıkçası ben şarkımın duyulması acısından iyi bir hareket olacağını zaten çaktırmasam da düşünüyordum. Ayrıca Barış Kılıç, Serhat Özcan, Ayşen Gruda gibi sevdiğim saydığım isimler duyduğum zaman ikna olmam uzun sürmedi. Benim için çekimlerden galaya kadar gecen süreç çok zevkli olmakla birlikte, gerek VTR ailesini tanıma gerekse birçok yetenekli sanatçı ile paylaşımda bulunma acısından güzel bir deneyimdi. Ayrıca beyaz perdede ilk kez kendimi izlemek gibi garip bir de durum yasamış oldum.

 Bu albüm için ne kadar zamandır çalışıyorsunuz?

Albüme dahil olan en eski kayıtlar 2009 yılında yaptığım dem kayıtlardan vazgeçemediğim birkaç davul ve klavye kaydıdır. Projeyi bir süre askıya alıp 2013’ten 2014’e kadar süren ikinci bir kayıt dönemi geçirdik. Yani altı sene öncesine dayanan uzun aralıklarla sindirilmiş, zaman zaman kötü olayların motivasyon kaybına zaman zaman da güzel gelişmelerin hızlanmama sebep olduğu inanç dolu uzun bir süreçti.

Daha önce nerelerde sahne aldın?

Barlardan, festival sahnelerine, otel konserlerinden, plaj partilerine kadar birçok etkinlikte sahnede bulundum.

Sahne hayatım Kıbrıs’ta başlayıp İngiltere’de dahil olduğum punk grubu Platikan ile Londra’da devam etti. Kıbrıs’ta uzun süredir büyüyerek devam eden konserlerimizin haricinde, geçtiğimiz senelerde iki kez Türkiye’ye geldik. Burada Eskişehir, Ankara, İzmir ve İstanbul’da çok zevk aldığımız konserlerimiz oldu. Bu sene de haritayı büyüterek devam etmeyi planlıyoruz.

Konser ya da sahne programların var mı?

6 Şubat gecesi, benim de doğum günüme uzanan “Bob Marley’s Birhtday  Parti” var. Bu bizim için artık özel bir gelenek haline geldi. 27 Şubat’ta ise Lefkoşa’da “Çıkmaz Sokak Partisi” konserimiz var, bunların da beşincisini yapıyor olacağız. Heyecanlı bir gece.

Yurtdışında ki ve yurtiçindeki planlarından bahseder misin?

Bu sıralar Türkiye dışına pek odaklanmıyorum. Planlarım buraya yönelik, sonuçta Türkçe müziğin dinlendiği ve dışarıya da yayılabileceği yer burası. Albümün yarattığı heyecan ve güzel tepkilerden yola çıkarak, ilk işimin geniş bir turne programı hazırlayıp beni dinleyen güzel insanları kendi şehirlerinde, sahneden selamlamak olduğunu düşünüyorum. Beni sabırsızlandıran en büyük ve en yakın planım bu. Sonrası şimdilik bana olduğu kadar size de sürpriz olsun.

“Seni Seviyorum Adamım” filminde ufak bir rolün vardı. Dizi, reklam, film gibi ekran önünde işler yapmayı düşünüyor musun?

Filmde kendim olarak bulunmak bile benim için zorlu bir deneyimdi. Bir karakteri oynama konusunda ne kadar başarılı olurum bilmiyorum ama daha başarılı olabilecek, zamanını bu ise harcamış insanlar varken zaten bence aklı başında bir yapımcı bana böyle bir talepte bulunmaz. Alakasız insanlara diyalog bir yere gitmiyor diye televizyonda mikrofon uzatılıp “hadi bir şarkı söyle o zaman” denmesini ben nasıl sevmiyorsam, bu işlere zamanını veren insanlar da sanatlarının hafife alınmasından hoşlanmıyorlardır diye düşünüyorum. Tabii içimde sonradan ortaya çıkacak olan farkında olmadığım bir Christina Bale besliyorsam kusura bakmasınlar ama şimdilik bu islerin müzikal tarafında daha fazla zevk alarak ve kendime güvenerek bulunabilirim.fikri11

İdealin ve kendini görmek istediğin yer neresi?

İdealim şarkılarımın yayılmaya ve dinlenmeye devam etmesi, beğenilmesi, kendimi müzik yoluyla uzun zaman boyunca ifade edebilmek ve anlaşılabilmek. Bunun içine zaten güzel heyecanlar, sürprizler ve maceralar dahil olmuş oluyor.

Peki Fikri Karayel kimleri dinler?

Aslında çok karakterli bir insan olduğumu düşünürüm. Genellikle bir saatim diğer saatime uymaz. Bu yüzden o an hangi Fikri Karayel olduğuma bağlı olan bir durum bu. Klasik müziğin dönemler içindeki evriminin modern müziğe dallanıp budaklanması, bunların da kendi içlerinde birçok elektronik, folklorik, organik ve deneysel tatlara ulaşmış olmaları çok ilgimi çekiyor. Müziğin en çok çeşitliliğini seviyorum ve sürekli yeni şeyler keşfetmeye, elimden geldiğince her şeyi dinlemeye gayret ediyorum. İsim vermeden olmaz derseniz hiç sıkılmadan, senelerdir dinlediğim Türk söz yazarları Sezen Aksu ve Bülent Ortacgil‘dir.

Bizi bu süreçten sonra neler bekliyor?

Sizi, aldığım ilham doğrultusunda üreteceğim ve kazandığım deneyimler sonucunda geliştireceğim yeni üretimler ve su yüzüne çıkmasını beklediğim, daha benim de tanımadığım karakterlerim bekliyor. Siz beni alet edeceksiniz, ben sizinle müziğimi paylaşacağım ve hep birlikte her şeye karşı eğlenmeye devam edeceğiz.

Sana ulaşabilecekleri iletişim adreslerini verir misin?

Bana kişisel olarak Instagram, Twitter ve Facebook Fan Sayfamızdan ulaşabilirler. Elimden geldiğince mesajlara zaman ayırıyorum.

Twitter: http://www.twitter.com/FikriKarayel

Facebook: http://www.facebook.com/fikrikarayel

instagram: @fikrikarayel

Peki Dikkat Müzik okuyucuları için söylemek istediği bir şeyler var mı?

Aramıza hoşgeldiler diyorum. Hepsini sevgi ve hoşgörü ile selamlıyorum. Umarım albümü keyifle dinlerler ve en yakın konserimizde buluşuruz.

Klip için kimlerle çalıştın ve klibin hikayesi nasıl oluştu?

Klip için çok sevdiğim bir fotoğraf ustası ve yönetmen olan Serkan Şedele ile çalıştım. Birlikte çalışmaya karar verdikten kısa bir sure sonra Serkan abiden bir telefon geldi ve “Fikri hazırlan haftaya Londra’ya gidiyoruz” dedi. Buna yalnız karar vermesine sevinmiştim çünkü Serkan abi ile tanışmamız bir tesadüf eseriydi ve o, “Hayal Edemezsin”in Londra’da yazıldığını ve benim bu klibin orada çekilmesini istediğimi bilmeden ikinci bir tesadüfe sebep olmuştu. Bu bana her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu hissettirdi.

Minimal bir klip istedik. Alışılmışın dışında, siyah beyaz ve daha mütevazi bir kliple çıkış yapmak istedik. Şarkının ön planda kalmasını tercih ettiğimiz bir kurgu ve daha sanatsal kareler pesinde olduğumuz bir prodüksiyondu. 101 Production ile çalışmak zevkli bir deneyim oldu, çalışmamızı da ekranda izlemek benim için hala yeni ve heyecan verici.

“Örümcek Kadının Öpücüğü” Röportaj: Utku Oğuz Güneş

a_örümcek ADEM MOLİNA ESASHerkese Selam :)

Geçtiğimiz hafta izlemiş olduğum “ Örümcek Kadının Öpücüğü” oyununun yönetmeni benim konservatuar yıllarından çok çok sevdiğim bir arkadaşım Utku Oğuz Güneş… Sizler için kendisinin ne kadar yoğun olduğunu bilmeme rağmen bir röportaj rica ettim. Sağolsun, o da beni kırmayarak röportaj isteğimi kabul etti. Hem kendisini sizlere tanıttım, hem de bu zamana kadar neler yaptını, hangi oyunları yönettiğini ve yönettiği oyunların ve oyuncuların başarısı üzerine biraz ile sohbet ettik.

Hadi başlayalım o zaman :)463936.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Ben seni gayet iyi tanıyorum ama tanımayanlar için öncelikle Oğuz Utku Güneş’i tanıyabilir miyiz?

Senle okuldan arkadaş ve o dönem bir türlü ezberleyemediğim tek kişilik oyun denemelerimde bana ezber tuttuğun için sana teşekkür borçlu olan :) , kimsenin kıymetini bilmediği şarkıları senle birlikte iştahla dinlemiş olan kişiyim. :)

( O kadar mütevazi ki; kendini anlatmaktansa oyun ve oyuncularla alakalı sorulara geçmek istediği için bu kadar kısa yanıt alabildim :) )

Üniversiteyi bitirdikten sonra tiyatro sahnesinde oyunculuğa devam ederken, yönetmenliğe başlaman nasıl gelişti?

Okuldan sonra oyun sahnelemek isterken “niçin o kadar yıl sadece oyunculuk yaptım?” diye sormak gerek bana…:) Oyun sahnelemem 2010 yılında, Sidikli Kasabası Müzikali ile başladı.zd

Sidikli Kasabası Müzikali’ni sahneye taşıma fikri nasıl gelişti? Oyunu ne kadar süre boyunca sahnelediniz?

Çoğunluğu İstanbul Üniversitesi Müzikal Tiyatro Bölümü’nde eğitimine devam etmekte olan, ekiple hiç değilse bir kez “Genç Günler Festivali”nde oynayabilmek umuduyla yola çıktık.Gösterimimizi yaptıktan sonra anladık ki; bu işi öylece kaderine bırakamazdık.Seyircilerin bu oyunu görmesi gerekiyordu… Sonraki bir yıl boyunca İstanbul Devlet Tiyatrosu ile görüşmelerim oldu.

Devlet Tiyatrosu tarihinde ilk kez kurum sanatçıları haricindeki bir ekibi ve projesini bünyesine dahil edeceği için ince elenip sık dokunan bir çok değerlendirme yapılarak repertuvara alındı.Devlet Tiyatrosu’nun prodüksiyon olarak layığınca sahnelememi sağladığı Sidikli Kasabası Müzikali iki sezonda 130’u aşkın gösterimle binlerce seyirciye ulaşabildi.

Sidikli Kasabası Müzikali ve Örümcek Kadının Öpücüğü bir çok ödüle layık görüldü. Bu ödüllerden bahseder misin?

 En başta seyircinin oyuna gelmesi ve diğer seyircileri de kendi istekleriyle oyuna yönlendirmesi ödül. Bunun yanısıra ekip arkadaşlarımı,oyuncuları ve beni şevklendiren adaylıklar ve ödüller bir çok katagoride her iki oyunda da söz konusu.adiller

Geçtiğimiz sezon “Adiller” oyununun yönetmenliğini yaptınız bu yılda “Örümcek Kadının Öpücüğü” ile hem sahnedesiniz,hem oyunun uyarlamasını siz yaptınız hem de oyunun yönetmenliğini yapıyorsunuz. Bizlere öncelikle geçen sezon “Adiller” oyunundan bahserder misin?

Adiller; Albert Camus’nün Doğrular olarak da bilinen oyunu; beş rus devrimcinin zorba bir yönetime karşı verdiği mücadelede yaşadıkları konu ediliyor.1900’lerin başında yaşanan gerçek bir hikayeden esinlenme. İnandıkları uğruna ölümü bile göze alan insanların devrim ekseninde daha iyi bir dünya ümitlerini, duydukları aşkı, yüzleşmelerini, fedakarlıklarını gözler önüne seriyor ve olayı her iki taraf açısından da tartışıyor.”Adaletsizlik Ayırıyor”.Benim TiyatroHâL ile yollarımın kesişmesini sağlayan oyun da bu. Hem Örümcek’in hem de Adiller’in birbirleriyle bağlantıları var.Sidikli ile üçünün de. Hatta şimdi çalıştığım Hizmetçiler oyunuyla dört. Oyunların arasında metin müsaade ediyorsa birbirine bağlanan ilmikler atmayı seviyorum. Takipte olan seyirci için ufak sürprizler.Ama soru bu değildi değil mi? :) :)10929728_811792975555280_5870178627020268437_o

Neden o kadar çok oyun varken “Örümcek Kadının Öpücüğü” sahnede?

Yaklaşık 17 senedir aklımda olacağına sahnede olsun dedim. Adiller’de rol alan Çağdaş Tekin ve Göktay Tosun ile tekrar birlikte çalışmak istiyordum, böylece Molina ve Valentin’li  Örümcek Kadının Öpücüğü aklımdaki projelerin en üst sırasına yerleşti.Peşisıra biraraya geldiğimiz Melina Özprodomos ,Ayşegül Bahtiyaroğlu ,Destan Batmaz ,Ayşe Ayter ,yaratıcı ekip ve TiyatroHâL sayesinde oyun kendine özgü kimyasını buldu. Hala çözülememiş meseleleri tartışan , insanlık onurunun işlendiği  düş dolu bir hikaye ile okuyucuların kalplerine işlemiş bir eser.Daha önce hiç izlenmemiş bir haliyle, oyun içinde oyun tekniği ile uyarlamaya ve eserin evrenini hasar vermeden genişletmeye çalıştım.

Oyunun ana karakterleri Valentine ( Çağdaş Tekin) ve Molina (Göktay Tosun) oyunu izlerken bizi oyunun içine çekiyorlar ve ikisininde harika performansı kendilerine hayran bıraktırıyor. Tüm ekibin birlik ve bütünlüğü söz konusu biz izleyiciyi bu kadar oyunun içine dahil edebilmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Ekip içinde hepimiz aynı amaca hizmet ediyoruz.Seyirciye tiyatroyu tercih ettikleri için yanılmadıklarını göstermek, izledikleri oyundan dönüşmüş olarak ayrılmaları ve duygularında zihinlerinde bir kat daha çıkabilmek için. Benim için tiyatro, tiyatrodan önce bir ritüel , etten kemikten insanların aynı mekana bir serüveni göstermek ve görmek için biraraya geldikleri. Tiyatro bu insan olma şenliğinin kurallarını belirliyor. Ve düşünen , bilmeye acıkan , bilmediği hayatlara temas etmek isteyen insanları birarada tutuyor.

İnsanoğlunu yıldırma konsunda dört nala koşan bir çağ yaşıyoruz.  İnsanların sabahtan akşama çalışıp hakettiklerine ulaşamadıkları, günün büyük kısmını trafikte geçirdikleri, tv ve internetin koşullamaları ve oyalayıcığı ile çevrelenmiş bir hayat. Eğer seyirci onca yorgunluk ve yılgınlığa rağmen evinden çıkıp günler öncesinden ayırttığı bilet ile akşamın bir saati  tiyatroya gelmeyi seçiyorsa bu çabaya değmesi lazım.Çalışırken bunu göz önünde bulundururum çünkü ben de bir seyirciyim.

Oyunda Müdür Lewgoy ‘un seslendirmesinde  Selçuk Yöntem’in sesini duyuyoruz bu teklifi kendisine götürme fikri nerden çıktı?

Oyunun sinemasal üslubunu oyunculuğu ve konuşması ile bütünleyecek bir ses olmalıydı. Oyunda Molina ve Valentin’in hayranlık duydukları filmlerden ve oyunculardan referanslar, alıntılar var. Biz de kendi sinema ve tiyatromuzdan referans bir usta olan Selçuk Yöntem’e Lewgoy rolünü sesinizle üstlenir misiniz diye sorduk. Oyunda işittiğin üzere kabul ederek Müdür Lewgoy yorumuyla Örümcek Kadının Öpücüğü evrenine çok büyük bir katkı sağladı.

Şahsen ben oyuna ve ekibinize bayıldım. izleyiciden size gelen reaksiyonlardan bahseder misiniz?

Hani umduklarını duymayı umarsın ya, çalışırken seni motive eden şeylerden biridir. Umut ettiğimiz şeyleri duyduk.Şimdi oyun için şu dendi bu dendi denmez değil mi.

Peki yönettiğiniz oyunların Sidikli Kasabası olsun, Adiller olsun ya da  Örümcek Kadının Öpücüğü… Bu kadar başarılı ve kapalı gişe olmasını neye borçlusun?

Başarılı bulunduğunda oyuncuların sadakatine ve hünerlerine , gişe kapanıyorsa seyirciye borçluyum.

Hem bir oyuncusunuz, hem de yönetmen ama birini seçme şansınız olsa hangisi ile yolunuza devam ederdin? Neden?

Bunlardan sadece birini seçmek zorunda kalmak şanssızlık olurdu. İkisi birbirlerine kattıklarıyla bir bütünler.Belki yönetmenlik daha ağır basıyor, bir rolü değil tüm bir hikayeyi kendi göz filtremle anlatmaya çalışmak…

Bu zamana kadar unutamadığın bir sahne anın var mı?

Bir çocuk oyununda kafama düşerek beni kanatan avizeyi tekrar anlatmayayım.Galiba orada travma oldu aklıma başka bişey gelmiyor.

Oynamaktan en çok keyif aldığın oyun hangisiydi ve neden?

Sidikli Kasabası Müzikal’inde bir turnede Memur Barrel’i oynamam gerekmişti.Rolün sahibinin oynamasını tercih ederim tabii, ama benim için keyifliydi. Örümcek Kadının Öpücüğü’nde Gabriel’i oynamaktan ve Ağzı Çiçekli Adam’ın Adam’ı tabii, bunu biliyorsun.Yıl 1998…20150126_003604

Dizi ve sinema filmlerinde oynama fikrine nasıl bakıyorsun?

Güzel fikir. Yapmalıyım. Elinde bir sinema filmi var mı? :)

Gelecekte ki idealin nedir?

En büyük idealim huzur ve güven duymak yaşadığımız hayata, fakat serüven dalgalı rüzgarlı. Eğer istikrarlı yolculuk yapabilirsem seyircinin aklında oynamaya devam eden oyunlar sahneleyebilmek idealim.

Peki “Örümcek Kadının Öpücüğü” oyununu Şubat ayında hangi günler izleyebiliriz?

30-31 Ocak TiyatroHâL (Mecidiyeköy)

1 Şubat Yunus Emre Kültür Merkezi (Bakırköy)

13-14 / 20-21 Şubat TiyatroHâL (Mecidiyeköy)

TiyatroHâL Rez: 0538 458 73 01 ve mybilet.com

Sosyal Medya aracılığı ile nasıl ulaşabiliriz?

Facebookhttps://www.facebook.com/orumcekadin?fref=ts

Twitter: @orumcekkadin

Öncelikle keyifli sohbetiniz için teşekkür ederim. Peki sizin “İrem’le Her Biişi” takipçilerine sizin söylemek istediğin bişey var mı?

Dinleyicilerin ve okuyucuların senin takibinde oldukları sürece her şeyin yoluna gireceğini tınlayan sesinden ve kendini adayan cömertliğinden hayatlarına çok şey katacaklar. Bir de senin bir sürprizin olacak, beklediklerine değecek. Tamam susuyorum. :)

Örümcek Kadının Öpücüğü Teaser

https://www.youtube.com/watch?v=79dSHrrfL5E&feature=youtu.be

“Örümcek Kadının Öpücüğü ” kalbimden öptü!

10929728_811792975555280_5870178627020268437_oHerkese selam :)

“İrem’le Rock” diye başladık ama anlatacak çok şey olduğunu fark edip yazımın başlığını değiştirmeye karar verdim. Tabii ki; bir eleştirmen değilim sadece amacım güzel olan ve kaçırmamanız gerektiğini düşündüğüm “Her Bi’şii” sizlerle paylaşmak. Bu sebepten bu gün itibariyle “İrem’le Her Bi’şii” başlığı altında devam ediyoruz.

Örümcek Kadının Öpücüğü

Uzun zamandır çalışma saatlerim sebebiyle tiyatroya gitme fırsatım olmuyordu. Bu hafta ani bir karar alıp, son dönemde en çok merak ettiğim oyunlar arasında olan ” Örümcek Kadının Öpücüğü” oyununa gittim. Örümcek Kadının Öpücüğü; Arjantin’li yazar Manuel Puig‘in 1976 yılında yayımladığı politik psikolojik romandır. Özgün İspanyolca adı “El beso de la mujer araña” olan oyunun yönetmenliği ve uyarlamasını; Oğuz Utku Güneş tarafından yapılmış. Oyuncular; Valentín ‘i Çağdaş Tekin, Molina ‘ı Göktay Tosun, İrena Dubrovna ‘yı Melina ÖZPRODOMOS, Alice Moore ‘u Ayşegül BAHTİYAROĞLU, Oliver Reed’i Oğuz Utku GÜNEŞ izleyecek, Müdür Lewgoy rolünde de sesiyle SELÇUK YÖNTEM’i duyacaksınız.1421043_404414023031748_8185071098139625146_o

Oyunun konusu; 1970’li yıllarda, askeri rejim altında yönetilen Arjantin’de aynı hapishane hücresini paylaşan Valentín (Çağdaş Tekin) adlı Marksist bir siyasi hükümlüyle, Molina (Göktay Tosun) adında bir eşcinsel/travesti hükümlünün ilişkileri, yaşadıkları anlatılır.

Size oyunun konusunu kısaca özetledim ama işin aslına bakarsak “Örümcek Kadının Öpücüğü” beni kalbimden öptü…

10257554_403501186456365_5456342590127016160_o
Molina karakterinde, Göktay Tosun’un performansına ve duygu aktarımına gerçekten hayran kaldım. Aşık olan sadece sevilmek isteyen birinin; karşısındaki kişinin onu sevmesi ve aşık olma ihtimali için tüm özverisini, anaçlığını, maddi manevi varlığını sadece sevme ihtimali uğruna tüm fedakarlığı yapıyor. Fakat bildiğim bir tek şey var aslında hepimiz bir “Molina” yız! Molina’da hepimizden bir parça var.

10397101_410067852466365_8221726116795647336_o

Valentín karakterinde, Çağdaş Tekin’in hırslı ve sonunda ölüm bile olsa yolundan dönmeyen, boyun eğmez, yoldaş dostlarını yarı yolda bırakmamak adına bulunduğu hücrede bile onlar için bir şeyler yapmaya çalışırken izliyoruz. Fakat Valentín; kendi içinde yoğun, duyguları karışık ve yaşam idealleri uğruna aşık olduğu kadın Martha tarafından yarı yolda bırakılmasının acısını bile özgürce yaşayamayan “Erkekler ağlamaz ve üzülmez hep güçlü ve ayaklarının üzerinde durmak zorundalar!” gibi toplumsal şartlanmaların altında bize hissetiriyor. Kendi duvarları ve tabuları olan güçlü ama bir o kadar da naif, hassas ve duygusal..

1622487_361902310616253_684612154_o

ve tabii ki hikayemiz de anlatılan “Cat People” filminin oyuncuları İrena Dubrovna (Melina ÖZPRODOMOS); Küçük bir kasabada yetişen İrena kibar, nazik, kırılgan, hassas ve kıskanç bir kadın her kadın gibi…

 Alice Moore (Ayşegül BAHTİYAROĞLU): Hissettiklerinin yanlış olduğunu bilerek, yine de aşık olduğu adamın yanında olup, kendisini cezbetmeye çalışan bir kadın…

 Oliver Reed (Oğuz Utku GÜNEŞ): Oliver’la beraber önce sınıf ayrımı konusuna dokunuyorlar sonra seven, aşık ve sadık bir adam olarak onu görüyoruz daha da detay vermem :D10403758_403500149789802_3144156743370265499_o

 

“Oyun içinde oyun” tekniğinin kullanıldığı eserde ve oyunun içide kayboluyor ve kendinizi hiç ummadığınız anda ummadığınız bir noktada bulabiliyorsunuz…ve tabii Selçuk Yöntem’in o harika sesi de oyunun atmosferine bambaşka bir boyut katıyor.10355613_403501276456356_5713978767839893598_o

İnandıkları ve düşündükleri uğruna, istediği hayatı özgürce yaşayan ve yaşamak için çaba sarf ettiği için suçlu gösterilip, hapishaneye atılan insanların çektiklerini ve onları suçlu gösterenlerin de dışarı da rahat rahat gezerken hala hapishanedeki insanların özgür olmak için verdiği savaşta, güçlerini kullandıklarını da gördüğümüz bir öykü…

1782312_361902413949576_1656793762_o

Örümcek Kadının Öpücüğü; 2014 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde En Başarılı Erkek Oyuncu, En Başarılı  Yönetmen dalında Adaylıkları  ve Direklerararası Seyirci Ödülleri’nde En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Prodüksiyon dallarında ödülleri kazandı.10382053_410067969133020_1861186523386859250_o

Aynı zamanda da bu harika oyunun sahne arkasında; yönetmen yardımcılığını Destan Batmaz, ışık tasarımını Ayşe Ayter, kostüm tasarımını Katina Özprodomos,  dekor tasarımını Güney Zeki Göker ve Onur Soyal üstlendi.

Tüm “Örümcek Kadının Öpücüğü” ekibini tebrik eder ve nice güzel oyunlar da yeniden buluşmak isterim.

– Örümcek Kadının  Öpücüğü Oyun Tarihleri ve Yerleri

30-31 Ocak TiyatroHâL (Mecidiyeköy)
1 Şubat Yunus Emre Kültür Merkezi (Bakırköy)
13-14 / 20-21 Şubat TiyatroHâL (Mecidiyeköy)
TiyatroHâL Rez: 0538 458 73 01 ve mybilet.com

 

Örümcek Kadının Öpücüğü Facebook: https://www.facebook.com/orumcekadin?fref=ts

Örümcek Kadının Öpücüğü Twitter: @orumcekkadin

İrem Ezgimen

Göksel 2015’i “Sen Orda Yoksun” ile açtı

070120151158050014704Her albümüyle ses getiren ve başarılı şarkılara imza atan Pop müziğimizin sevilen sesi Göksel, yeni albümüyle 2015’e merhaba dedi. Pek çok şarkısı hafızalara kazınan ve müzik tarihimizin en iyilerinden biri olarak zirvedeki yerini koruyan Göksel yeni albümü “Sen Orda Yoksun”u geçtiğimiz haftalarda yayınladı. Göksel’in 11 şarkıdan oluşan dokuzuncu stüdyo albümü Avrupa Müzik etiketi taşıyor. Albümde yer alan 10 şarkının söz ve müziği Göksel imzası taşırken, albümün kapanış şarkısı Mabel Matiz ve Göksel ortaklığında hazırlandı. Sen Orda Yoksun’da yer alan şarkıların arenjeleri ise Ozan Çolakoğlu’na ait.

Albümdeki Şarkılar:

1. Sen Orda Yoksun
2. Gittiğinde
3. Isırgan
4. Kelepçe
5. Açık Yara
6. Bin Parça
7. Aşk Kahrolsun
8. Belki Adın…
9. Kolay mı?
10. Bu Sabah
11. Denize Bıraksam

Funda Arar’dan yeni albüm: “Hoş geldin”

fundaararPop müziğin güçlü sesi Funda Arar, uzun süredir üzerinde çalıştığı merakla beklenen albümü ”Hoşgeldin”i DMC etiketi ile yayınladı. Başarılı söz yazarı Günay Çoban ve Febyo Taşel ortaklığında hazırlanan ”Hayatın Hesabı”, albümün ilk lokomotif şarkısı olarak belirlendi. Nihat Odabaşı yönetmenliğinde çekilen video klip bir film setini anımsatıyor. Funda Arar son albümünde Ümit Sayın, Burcu Tatlıses, Ragga Oktay, Yıldız Tilbe, Soner Sarıkabadayı, Zeki Güner, Gökhan Tepe, Bora Duran, Şebnem Sungur gibi isimlerin imzasını taşıyan şarkıları seslendirdi. ”Hoşgeldin” albümünde prodüktör ve aranjör koltuğunda ise Febyo Taşel oturuyor.

Çiğdem Erken ile Halil Sezai’den “Dünyayı Durduran Şarkı”

Cigdem Erken&Halil Sezai&İskender PaydaşBesteci ve piyanist Çiğdem Erken, üçüncü stüdyo albümü “Manita”nın kayıtlarına tüm hızıyla devam ediyor. Prodüktörlüğünü İskender Paydaş’ın yaptığı “Manita”da söz ve müziği Vedat Sakman’a ait olan “Yani Yani” dışında Çiğdem Erken yine tümüyle kendi söz ve müziklerini seslendiriyor.

“Manita”nın en büyük sürprizlerinden biri ise geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Sözlerini oyuncu ve yönetmen Aslı Öngören’in yazdığı “Dünyayı Durduran Şarkı”da Çiğdem Erken, tanınmış müzisyen Halil Sezai ile düet yaptı. Halil Sezai, 9 Ocak’ta Jolly Joker İstanbul’da verdiği konserde de “Dünyayı Durduran Şarkı”yı sahnede Çiğdem Erken’le birlikte seslendirdi.

 

Kurtalan Ekspres ve Umut Kuzey’den “Gibi Gibi”ye Klip

gibigibiklip2Kurtalan Ekspres’in Arpej Yapım etiketiyle geçtiğimiz yıl yayınlanan proje albümü “Göğe Selam II”nin üçüncü video klibi Umut Kuzey’in seslendirdiği “Gibi Gibi”ye çekildi. Ahmet Güvenç şarkının Barış Manço’dan sonra en iyi düzenleyebilecek, şarkıyı yıllarca sahnede icra etmiş gerçek sahiplerinden dinlenmesini istediği için üçüncü klip şarkısı olarak tercih edildi.

Hayko Cepkin’li “Maden Ocağı” ve Şevval Sam’lı “İşte Gidiyorum”un kliplerinden sonra Umut Kuzey yorumuyla albümde yer alan “Gibi Gibi”nin video klibi Gökhan Palas yönetmenliğinde Florya Kibrithane’de çekildi. Çekimleri yaklaşık 2 gün süren klip televizyon kanallarında yayınlanmaya başladı.