Röportaj: Gülden Mutlu

guldenmutlu_1Gülden Mutlu’yu ilk önce Emre Aydın ile olan düeti “Soğuk Odalar”, arkasından da yine söz ve müziği kendisine ait olan “Unutamam Dedin” ile tanıdık. 9 şarkıdan oluşan ilk albümü “Sen Yokken Olanlar”, Mutlu’nun kendine has yorumu ve dokunaklı sözleriyle bir başucu albümü olarak müzikmarketlerdeki yerini aldı.

2 aydır listelerden inmeyen ve ilk duyduğumuz andan itibaren içimize işleyen “Yatsın Yanıma”nın dışında, “Geçemedim”, “Boşver Beni”, “Değiştim” ve “Yarım” şarkılarına bitmemek, arka arkaya dinlememek elde değil. Hikayesine şahit olduğu kişilerin yaşadıkları hisleri şarkılarıyla dile getiren Gülden Mutlu, dokunmadan sevmeye razı gelenlerin, olacaklara hazır kendini zamana teslim etmişlerin ve ikinci bir şansın varlığına inanları anlatıyor. Şarkılarındaki samimiyetin yaşanmışlıklarından geçtiğine inanıyor. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albümün düzenlemeleri Haluk Kurosman, Hüseyin Çebişçi, Efe Demiryoğuran, Cihangir Aslan ve Caney Güneysu’ya ait.

Son olarak Cemil Demirbakan’ın da yeni maxi single’ında iki şarkının söz ve müziğini yazan Gülden Mutlu’nun adını bundan sonra daha sık duyacağımıza hiç şüphemiz yok..Biz de ilk albümünü bahane edip kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

***

Müziği kendi hayatının merkezine almaya karar verdiğin ilk anı hatırlıyor musun?
 – Çok iyi hatırlıyorum, Ortaokul 2.sınıfa gidiyordum. Evde sürekli şarkılar söyleyen bir kız çocuğuydum ve başka hiçbir hayalim yoktu.. Ben ailenin hep şarkılar söyleyen küçük kız çocuğuydum. Annemin çok büyük bir plak koleksiyonu vardı, sürekli bana şarkılar seçer dinletirdi. Ancak bir yönlendirmeleri ya da zorlamaları da olmadı, büyüyünce ne olacaksın dediklerinde “Sanatçı olacağım” derdim, bu fikrim hiç değişmedi. Ders aralarında da hocalarım ve arkadaşlarım “Haydi Gülden bir şarkı söyle” derlerdi. Okul dönemim oldukça başarılı geçti esasında ama müzikten başka bir alanı hiç düşünmedim açıkçası. Üniversiteyi iyi bir dereceyle kazandım, büyüklerimizin tabiriyle bir altın bileziğin olsun, müziği yine yaparsın dendi ama ben reddettim. Çünkü o zamana kadar da yazdığım şarkılar var, bir yandan da piyano dersleri alıyorum falan. Tekirdağ’da büyüdüm, çocukluğumda korolara giderdim, musiki gruplarına katılırdım. Bunların herhalde artısı ve yönlendirmesi oldu diye düşünüyorum. Annem o zaman Türk Müziği oku, önce kendi müziğini öğren dedi ve Ege Üniversitesi Konservatuarı’na girdim. Üniversite sınavından itibaren gelecekle ilgili hep bir hayalim vardı.

Şarkı söylemenin dışında şarkı üretmek ve kendi şarkılarını yorumlamak da başlı başına bir mutluluk olmalı. Bunca zaman nerelerdeydin diye soran oldu mu?
– Ekstra olarak sahneye çıkıyorduk, konserler veriyorduk, piyano ve keman çalıyordum falan..Böyle aktiviteler sürüyordu ama kafamda hep bir albüm fikri vardı ve bir gün insanlara kendi yazdığım şarkılarla ulaşma fikrini kafamda koruyordum. 2012 yılında dinleyici ile buluştuğumda hafiften geç mi kaldım diye düşünmedim de değil, ama Türk müzik piyasasında bir yere gelebilmek yabancı piyasaya göre biraz daha geç olabiliyor, bunun da farkındaydım.

Doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmak için bekledim. Şarkılar birikti, yorumum biraz daha olgunlaştı, bu arada evlendim, çocuk sahibi oldum ve artık hazırım dedim kendime. Herşeyi yaşamıştım bu döneme kadar, öğrencilik hayatım, evlilik hayatım, sonra evlat sahibi olma mutluluğu ..Eş olmayı ve anne olmayı dolu dolu yaşadım ve artık kariyerimi bölmek zorunda olmadığım anda hazır olduğumu hissettim. Şarkılarımı demo yaptım ve evime Londra’ya döndüm. İşin bu kısmını biraz biliyorsun aslında, Emre (Aydın) ile ortak bir arkadaşımız Emre’ye şarkılarımı dinletiyor ve onlar da “Soğuk Odalar”ı çok beğeniyorlar. Bir şekilde irtibata geçtiler benimle ve bir düet fikri oluştu. Benim için güzel bir başlangıçtı, bir süre sonra da “Unutamam Dedin” single’ını yayınladık.

Son dönemde bir “single” modasıdır gidiyor. Başkaları gibi biraz daha albümsüz yola devam etmeyi aklından geçirdin mi?
– Doğrusu başlı başına bir albümün insana sanatçı kimliği kazandırdığına inanıyorum. Elbette single da çok güzel bir başlangıç, ticari anlamda nabız yoklama adına güzel bir fikir ve bazen bir albüm yapıyorsun ve sadece 1-2 şarkısı dinlenip çalınıyor ve koca bir albüme verilen emek boşa gidebiliyor. Bu yüzden içime tam sinen şarkılarla olgunlaşmış bir albüm olsun istedim. Tabii bir albümü ortaya çıkarmak hiç kolay değil, sadece şarkı yazmakla bitmiyor. Düzenlemeler, fotoğraflar, PR çalışmaları, vs. hepsi bir emek..

– Toplumun gözünde de birisini sanatçı olarak görmenin yolu başlı başına bir albüm sahibi olmuş olmasıyla da alakalı biraz, değil mi?
– Kesinlikle öyle. Bir “profil” oluşturduğu kesin. Single yapmaya da devam edebilirdim ama nereye kadar? Böyle yapıp çok da başarılı olmuş isimler yok mu, elbette var, bu bir istek, bir tercih, bir strateji olabilir. Ama ben besteci de olduğum için üzerinde en titizlendiğim 9 bestemi biraraya getirip bir paket olarak dinleyiciye sunmak istedim. Elimde ilk önce duyurmak istediğim şarkılar vardı, en çok beklettiğim şarkıları önce bir derleyeyim dinleyiciye sunayım istedim, çünkü bu inanılmaz bir geri dönüş verecek ve nerede durduğum konusunda bir fikir verecek bana. O kadar uzun seneler bunu hayal ediyor ve çalışıp bir şey ortaya koyuyorsun ki, o ışıklı kapıya geldiğinde aslında ticari düşünmeyi de bırakıyorsun. 10 Aralık’ta albümden ilk şarkım yayınlandı, klip dönmeye başladı. Albüm daha insanların eline ulaşmadan ben yeni albümün kayıtlarına başladım.

guldenmutlu_3– Albümdeki bu 9 şarkı da yakın tarihli mi peki?
– “Değiştim” adlı şarkımı 2001’de yazmıştım. Biraz da bu yüzden hafif 90’lara kaçan bir koku, bir tat alabilirsiniz belki bu ilk albümden. Düzenlemeler elbette batı enstrümanlarıyla biraz modernize edildi ve dinleyiciye öyle sunuldu.

Sesindeki hafif nağmeli yorumun seni diğerlerinden ayıran bir farklılık olduğu görüşüne katılıyor musun?
– Zaten ait olmadığım bir yapıda gözükmek ve onu taşıyormuş gibi yapmak bence doğru değil, ben Türk Müziği okudum ve bu topraklardanım, bu yüzden şarkılarımda o duyguyu da vermeyi istemem kadar doğal bir şey olamaz, bu duyguyu dinleyiciye aktarabiliyorsam ben bundan ancak mutluluk duyarım.
“Soğuk Odalar”dan sonra benden yine benzer bir yorumda şarkı beklendiğini biliyordum ama benim devamında yapacağım en başından beri belliydi. “Unutamam Dedin” o yüzden biraz şaşırttı dinleyiciyi ama güzel tepkiler aldım. Ve ilk albümüm için beni heyecanlandırdı..

Bazen koca bir şarkıda tek bir nağme, tek bir yeri etkiler ve o şarkıya aşık olmanızı sağlar, senin de bazı şarkılarında bunu hissedebiliyorum.
– Bir şarkı vardır, onda biraz nağmeli çıkar sesin ve insanlar yanlış anlarlar ya hani, “olmaz” derler çoğu zaman ama gerçekten hissederek söylüyorsan bence gayet de “olur”. Kendi kimliğini taşıyorsan ve şarkıyı öyle yorumluyorsan gerçek dinleyiciye ulaşabilirsin bence.

– “Yatsın Yanıma” neden bu kadar çok işledi içimize?
– Üzülüyorum ben kendi yazdıklarıma. O şarkıdaki istek benim için çok masumane ve insancıl. Herkesin istemekte hakkı olabileceği bir cümleydi. Evliyim, çocuğum var çok mutlu bir hayatım var Allah’a çok şükür, ben ne yazayım peki? Mutluluğumdan, hayat sevgimden insanlara ne? Bu onları ancak bir yere kadar ilgilendirir. Ama hayatıma giren, tanıdığım pek çok insanın birer öyküsü var. Vapurda gidiyorsun, o an arkanda birilerinin bir konuşmasına tanık oluyorsun ve onların acısını paylaşıyorsun çünkü senin de ciğerlerinden birşey kopup gidiyor. Hepsinden bir parça buluyorsun, buluyoruz kendimizde.

– Albümün adına nasıl karar verdin?
“Sen Yokken Olanlar” koydum çünkü şarkılar bir bitiş, bir kaybediş ve tüm bu evrede olanlardan bahsediyor. Elbette şarkıların konu sıralaması açısından bir sırası yok ancak bir bütün olarak değerlendirirsek bu anlamda bir konsept albüm olduğunu söyleyebiliriz. Şarkılara çok fazla cinsiyet bağlamak da istemedim çünkü toplumda herkesin yaşayacağı duygular bunlar, bir cinsiyete ait olması gerekmiyor. Biraz üzgün, yara almış, kendini toparlamaya çalışan bir erkek ya da kadın, özlediğini ifade edemeyen bir insan, sevdiğini söyleyemeyen bir insan, hakettiğini alamamış insan, bu tür duygulara taraf oldum biraz aslında bu albümde..
Şarkılarımın hiçbirini nakaratı için yazmadım, hepsi bir hikayenin başından sonuna bir parçası, insanlara geçmesini çok istedim anlatmak istediklerimin. Bu doğru bir strateji de olmayabilir ama şöyle düşündüm, bu 9 şarkıdan en çok sadece 2’si ya da 3’ü sevilse bile ve ben de o zaman derim ki “Bu 7’si de size hediyem olsun”.

– Bazen albüm hakkında en ufak bir fikrin bile olmasa da, dinlemeyi sevdiğin biri yeni bir şey yaptığında gözün kapalı alırsın..
– Bu çok doğru. Çok büyük fan kitleniz olmayabilir ama birileri sizin yorumunuzu yeni şarkılarınızı merak edecek ve bir sonraki şarkısınızı bekleyeceklerse, bu çok keyifli bir şey olacak ve sanatçıya ilham verecektir. Geçen akşam Seda adlı bir arkadaşımla bir yerde oturuyorduk, Youtube’dan birşey dinliyorduk ve dedim ki “Seda bu kadının bizim onu dinlediğimizden haberi yok, ama şu an üçüncü dördüncü defa aynı şarkıyı hayranlıkla dinliyoruz, bu ne kadar güzel bir his ki o kadın onu bilmese de bu çok kıymetli birşey”.

– Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda bir şarkı yazıyorsun ve o şarkı dünyanın başka bir coğrafyasında başka bir zamanda duyulabiliyor, dinlenebiliyor. Şarkıların bu yolculuğu mucizevi bir şeymiş gibi geliyor bana..
Çok güçlü bir şey. Bazen de söyleyemediğin bir şey yüzünden sevdiğin insana bir şarkı hediye ediyorsun ya, bu da harika bir ifade, bir araç şekli.

– Yurtdışında da tecrübelerin var, müzik piyasasının işleyişi bakımından Türk müzik piyasasını yabancı piyasaya göre nasıl değerlendiriyorsun? Telifler, müzisyenlerin yasal hakları, vs. bu konular hala tam olarak eser sahiplerini mutlu etmekten uzak bir konumda gibi sanki ülkemizde..
Şu dönemde MESAM, MÜYAP vs. gibi sanatçı ve eser haklarını koruyan kuruluşlar sanıyorum birleşme aşamasındalar, gelişmeleri ben de merakla takip ediyorum ve müzik haklarında birşeylerin olması gerektiği gibi düzene girmesi konusunda umutlu olmak istiyorum. Besteci ya da yorumcuysan sana yasal olarak telif ödüyorlar ama, ilk albümleri ve ilk şarkıları biraz yatırım olarak görmek lazım. Elbette şarkılar dinleyici nazarında hakettiği yeri bulursa yasal karşılığını almak ve bunun hakkını aramak kadar doğal bir şey olamaz ama bunun hesabını daha bu aşamada yapmak doğru değil. Evet ortada bir takım karışık mevzular var anladığım kadarıyla çünkü geçmişte çok önemli işler yapmış olan ve artık geçimini bu yolla sağlayan çok değerli müzisyenlerimiz de var.

– Bir müzisyen sence şarkı yazarlığı ve yorumculuğu dışında şarkısını nasıl daha çok popüler yapabilirim fikri üzerine kafa yormalı mıdır?
– Eğer istediğin duyguyu istediğin cümlelerle ifade edip inandığın gibi yorumluyorsan ve gece yarısı birileri yatağında seni dinleyip iç çekiyorsa ya da senin şarkılarınla seviniyorsa popüler olmuşsundur zaten. Bazen bir kişi bin kişilik duygu taşır. Bu yüzden en büyük anahtar samimiyettir. Şarkının da benim inandığım popülerliğin de en büyük hazinesidir o..

– Herşeyini buna yatıranlar da yok değil bu pisayada, değil mi?
– Olmaz mı? Evini satan, arabasını satan çok örnek var..O kadar gönül işi ki bu, onun karşısına dikilip “bak bunu yapma” da diyemiyorsun, önüne geçilemez bir his çünkü, onu paylaşmak istiyor insanlarla. Ama işte müzik piyasası ne yazık ki çok da sırtını dayayabileceğin bir duvar değilmiş gibi geliyor bana.

guldenmutlu_2– Eskiden çok iyi işler yapıp 6-7 yıl ara verip yeniden bir çıkış arayanlar da var, o şarkı iyi ya da kötü olsun farketmiyor çünkü yeni bir nesil, yeni bir kuşak var karşında artık. Bu kuşak için yeni bir sanatçısın ve kendini yeniden anlatmak zorundasın gibi sanki..Genç nesli ve orta yaşa yaklaşmış kuşağı yakalamak bu anlamda en doğrusu diye düşünüyorum.
– Zaten artık eskisi gibi de değil. Daha az şarkı, daha az şarkıcı vardı. Şimdi artık herkese ulaşmak daha kolay, bir sosyal medya gerçeği var. Albüm satış oranları düştü çünkü her şarkıya internetten ulaşılabilir oldu, herşey elimizin altında. Bu yüzden eskiden daha çok konserler vardı, bir gazino kültürü vardı, insanlar yoğun bir şekilde sevdikleri sanatçının peşinden gidebiliyordu. Hala da çok büyük fan kitleleri olan sanatçılar yok değil.Eski de olsan yeni de olsan kalıcı olmak istiyorsan hergün doğacak insanları da hesaba katarak kendini anlatman gereken binlerce insanın varlığını unutmamak ve buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

– Örnek aldığın ya da beğendiğin sanatçılar var mı sayabileceğin?
– 90’lı yıllar bence çok özeldi.Özelliklle Kayahan’ın, Nilüfer ve Sezen Aksu’nun hayatımdaki yeri ayrıdır. Yıldız Tilbe’nin Delikanlım ile çıktığı dönemler, Jale, Aşkın Nur Yengi ve o yıllarda hayatımıza şarkılarıyla kazınan bir çok isimler çıktığında ben hemen kulağımı radyoya dayardım, bayılırdım dinlemeye. Ama birini örnek aldım dersem yalan söylemiş olurum. Ama bugüne kadar çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, şarkılarımı insanlarla paylaştığım güne kadar mutlaka her dinlediğimden aldığım birşey, bir ders vardır, böyle düşünüyorum. Biz onları dinleyerek büyümüşüzdür, vakit geçirmişizdir. Yine de hiçbir zaman birine benzemek gibi bir niyetim ya da derdim tabii ki olmadı. Birinin aslı varken kimse kopyasıyla da ilgilenmez zaten.

– İlk şarkını ekranda gördüğün ilk anda, o anda neler hissettiğini hatırlıyor musun?
– Tabii ki çok duygulandım, işin manevi, duygusal boyutu çok önemli benim için. “Allahım bir yola çıkıyorum, beni nolur utandırma” demiştim içimden. Üniversite sınavına girmek gibi birşey de değil çünkü bu, doğduğundan beri belki bunu hayal ediyorsun ve çat diye ekranda gördüğünde çok farklı bir duygu. Dokunduğunda ağlarsın.. Hele ki popülaritesini geç, satışını geç, yaptığın iş takdir ediliyorsa bundan daha güzel bir ödül olamaz.. Unutamam Dedin çıkmıştı bana Tweet atmışlardı, yeni albüm ne zaman diye? O yüzden arayı fazla açmamak lazım sanırım.

– Kalıcı olacağına inanıyor musun?
– Amacım kalıcı birşeyler ortaya çıkarabilmek, insanlara ulaşabilmek, dertlerine ya da sevinçlerine şarkılarımla ortak olmak. Kendi çizgimden asla çıkmadan, bu işe devam etmek istiyorum. Bu piyasa çok enteresan gerçekten, adamı rezil de eder vezir de eder. Sen yaptığın işe inanıyorsan ve kalbini veriyorsan, niyetini bozmuyorsanız ait olduğun yerde kalıcı oluyorsun zaten.

– Müzik için Londra-İstanbul arası mekik dokuyorsun diyebilir miyiz, zor olmuyor mu?
– Evet. Benim Türkiye’de olduğum günler planlı programlıdır hep. Gece ve gündüzü çalışarak dolduruyorum, sonra Londra’ya evime dönüyorum, eşimin çocuğumun yanında oluyorum. Çalışmalarımı hem orada hem burada yürütebilmek adına ne zaman nerede olmam gerekiyorsa orada oluyorum.

– Radyolar günümüzde birer müzik kutusuna döndü esasında, 90’larda olduğu gibi şarkı patlatmaktan ziyade hemen hepsi servis edilen şarkıları döndürüyorlar listelerinde. Bu anlamda radyoların gücünü nasıl değerlendiriyorsun?
– Radyoların gücünü önemsiyorum. İnsanlar günlük koşturmaca içinde televizyon izleyemeyebiliyorlar, ama radyo insanlara daha kolay ulaşıyor. Ama elbette reytinglerini yüksek tutmak için elbette daha çok tanınan isim ve şarkılara yer vermelerini anlayabiliyorum, ama arada yeni çıkanlara, no-name’lere de yer vererek gençlere de fırsat verebilirler tabii, tanınan iyi isimler dışında çok iyi işler yapanlar da yok değil.. Tabii her zaman da radyocunun elinde olan birşey değil istediğini çalması, sistemin içinde onlar da kısıtlanıyor.

guldenmutlu– Peki 90’lı yılları niye hala bitiremedik? Hala ısrarla o şarkıları dinliyor, çalıyor ve özlüyoruz..
Değişen bir kuşak var ama yeni kuşak da bu dönemde yazılan şarkıların çoğunda aradığı, duymak istediği sözleri bulamıyor. Bu yüzden 90’ların bazı şarkıları hala çok özel kalabiliyor çünkü sözler de müzikler de özenle ve duyguyla yazılmış..

– Bu keyifli sohbet için teşekkürler!
– Ben teşekkür ederim. Bütün DikkatMüzik! takipçilerine sevgiler..

Röportaj: Olcay Tanberken
(DikkatMüzik!, Ocak 2015)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s