Derin Togar “Dokun” diyor!

Sertab Erener‘in 30 Haziran’daki Kuruçeşme konserinde çıkmıştı sahneye ilk defa. Birkaç zamandır da Dokun adlı single şarkısı ile sağda solda duyup görüyordum ama, yazmaya fırsatım olmamıştı.

Dokun, hareketli ve enerjik hali ile akılda kalıcı gibi. Togar’a gelirsek, oldukça donanımlı gözüküyor (Bu yönüyle bana biraz Elif Turan‘ı (Büyüt İstersen) hatırlattı doğrusu).

Müzik eğitimini ABD’de almış, yarı ABD’li yarı Türk. 2008 yılında “Rock On Broadway” müzikalinin kadrosunda bulunan ve 12 yaşından beri dans eğitimi alan Derin Togar, aynı zamanda opera da okumuş. Piyano çalıyor, farklı dillerde şarkılar yazıyor..Yani bildiğiniz “iyi eğitimli” bir vokal. DMC etiketiyle yayınlanan ve bestesi kendine ait olan ilk profesyonel çalışması “Dokun”un sözleri Umut Kızılarslan‘a, aranjesi ise Erdem Kınay‘a ait . Yayınlanan single’da Radyo versiyonu dışında Erdem Kınay Remix, Kirli Pabuçlar Remix, K.P.Dub Remix ve Erhan Seçkin-Serhat Şensesli tarafından düzenlenen akustik bir versiyon yer alıyor.

Bildiğiniz üzere Türk popunda şu sıralar çıtır popçu eksiği mevcut. Derin Togar gibi enerjik, kıpır kıpır ve güzel bir genç vokal bu boşluğu doldurabilir. Ama iş biraz da tanıtıma ve tek bir şarkıdan öte kelli felli bir albüme bakıyor galiba.

Nazan Öncel’den Uygurca sürprizi

Bugün e-postama Nazan Öncel’in müzik şirketinden güzel bir haber düştü.

Nazan Öncel‘in “Nereye Böyle” şarkısını Uygur Türk’lerinden olan genç yorumcu Dilara Uygurca olarak yorumlamış. Söz ve müziği Öncel’e, düzenlemesi Janti’ye ait olan şarkıyı biliyorsunuz daha önce Tarkan-Nazan Öncel düeti olarak dinlemiş ve çok sevmiştik. Türki Cumhuriyetlerde Nazan Öncel şarkılarının sevildiğini duymuştum, kimbilir belki daha birçok Nazan Öncel şarkısını daha farklı dillerde duyabiliriz ileride…

Şarkıyı, sanatçının resmi sitesi www.nazanoncel.net adresinde “Destek olduğu albümler” bölümünde dinleyebilirsiniz.

Son olarak Tuttum Bırakmam single’ı ile kulaklarımızda olan Nazan Öncel’in yepyeni şarkılarını ise sonbaharda DMC etiketiyle yayınlanacak yeni albümünde duyabileceğiz. Son albümü Hatırına Sustum dahil tüm albümlerine bayılmış biri olarak bu albümünü de heyecanla bekliyorum gerçekten:)

(Bu arada Öncel de Twitter’a katılan ünlülerden oldu. Kendisini www.twitter.com/nazan_oncel adresinden takip edebilirsiniz.)

“Fuat Güner”, yeniden!

MFÖ’nün 3 silahşörlerinden Fuat Güner, 1999 tarihli “Aziz Fuat Güner” adlı solo albümünü -albüm ismindeki Aziz’i kaldırarak- yeniden yayınladı. Naim Dilmener‘in “En İyi 100 Albüm” listesinde yer verdiği albüm, doğrusu benim de çok sevdiğim albümlerden biri olmuştur. Çıkış şarkısı “Yağmur Ol da Gel”den, Nilüfer‘le olan “Sen” düeti, dört dörtlük çalışmalardır, vesselam.

EMI tarafından ilk defa Nisan 1999da yayımlanan, müzikalitesini bugün de koruyan albümde Erdal Yeşilçay, Fikret Kızılok, Atilla Özdemiroğlu gibi önemli isimlerin beste, söz ve aranjeleri, Nilüfer ile bir düet ve tabii ki Fuat Güner’in ince işlenmiş, değerli besteleri yer alıyor.

Söz ve bestesini üstlendiği Sen, Olmaz, Yağmur Ol Da Gel, Sana Kilitlendim parçalarını dinlerken, Fuat Günerin pop/rock müziğindeki ayakları yere basan, dirayetli ve üretken konumunun ve engin birikimlerinin yansımalarını da hissedeceksiniz.

Albümün 1999 tarihli ilk çıkışının yeterli ilgiyi görmemesini “Aylarca didinip çalıştıktan sonra kendi adıma bir albüm yaptım. Bir reklamcı arkadaşım, üç adlı ismin ilginç olacağını söyleyince onun aklına uyup kapağa Aziz Fuat Güner yazdırdım. Üstünde uzaktan çekilmiş siluet gibi bir fotoğrafım var o kadar. Müzikseverler bunun bana ait olduğunu anlayamadı. Herkes Aziz adlı yeni bir şarkıcı çıkmış piyasaya sandı. Bu yüzden ulaşması gereken yerlere gitmedi, karambole gitti.” olarak yorumlayan Fuat Güner’e katılamıyoruz, maalesef. Albüm gereken yerlere gitmiş, değerini bilen bilmişti doğrusu. Böylesine şahane besteleri ve sözleri anlamamışsa birileri, bu onların eksikliğidir be Fuat abi!

1965 yılında Kaygısızlar grubunun oluşumunda Mazhar Alanson‘la beraber yer alan sanatçının, MFÖ haricinde, solo albümü dışında da çalışmaları var. 1990 tarihli Ajda Pekkan albümü Ajda 90’a “Bana Dönme Bir Daha” bestesini verdi. Sezen Aksu‘nun 1991 tarihli Gülümse albümünde “Seni Kimler Aldı” şarkısını düzenledi ve şarkıda gitar çaldı. Mazhar Alanson’un solo albümüne de vokal desteğinde bulundu. Sertab Erener‘in “Yolun Başı” ve “Mi Acaba?” şarkılarını besteledi. Deniz Arcak’ın 2003 tarihli “Kıpır Kıpır” albümünü düzenledi ve “Kıpır Kıpır”, “Düna Aynı Dünya”, “Rüzgarın Lafı Yok”, “Ah Şu Cevapsız Sorular” şarkılarının yazımınd yer aldı, geri vokal ve gitar katkısında bulundu. Cengiz Teoman‘ın “Şehr-i İstanbul” albümünde iki şarkıda gitar çaldı. Kenan Vural ve Ari Barokas‘ın kurduğu “Serüven” grubunun tek albümünün süpervizörlüğünü yaptı. Ayşen‘in “Bitmiş Artık” şarkısını besteledi. Güner’in son dönemde Burcu Güneş ile de çalışmaları var.

“Fuat Güner” albümünün track listesi:

01 Yağmur Ol Da Gel
02 Senin Adın Yok Olsun
03 Olmaz
04 Sen
05 Gülün En Dikenlisi
06 Yaşım 17
07 Gel
08 Kendime Bir Mektup Yazdım
09 Çocuksu Bayramlardayım
10 Sana Kilitlendim

***Spesiyal:

Grup üyeleri arasında solo albüme sahip olmayan tek sanatçı, Özkan Uğur oldu. Yine de, Karışık Pizza filminin müziği “Maksat Muhabbet Olsun” ve G.O.R.A. filmi için yazdığı Olduramadım, birer Özkan Uğur şarkısıdır.

Aşkın Nur Yengi vs. Petek Dinçöz

Siz hiç,

Tarkan‘ın “Sen Başkasın” şarkısının Levent Yüksel yorumunu,

Sertab Erener‘in “Söz Bitti”sinin Tarkan versiyonunu,

ya da Eurovision birincimiz “Everyway that I can”in Işın Karaca versiyonunu duymuş muydunuz?

Ben duydum. Yıllar önceydi tabii..

(Kimbilir bir gün birileri onları da piyasaya sürer de ben ve benim gibi bu kayıtların piyasaya sürülmesini mutluluk olarak gören arşiv manyakları bayram eder!)

Türk popu aynı şarkıyı farklı yorumculardan dinlemeye çok alışık.

Bugün birçok kişi Ajda şarkıları okumak için birbirleriyle yarışıyor yarışmasına ama Ajda Pekkan‘ın kendisi bile müziğe ilk başladığı 60’larda daha önce başkalarınca yorumlanan Türkçe şarkıları bir kez daha söylemişti (Ama biz onu başkalarının Türkçe şarkıları ile değil, başka yabancı şarkılara yazılan Türkçe sözlü kendi şarkıları ile sevdik:). Ya da o kadar geriye gitmeye gerek yok, hala dünmüş gibi hatırladığımız 90’lar bile neredeyse yeniden keşfedilip tekrar tekrar söylenmiyor mu bugün?. “Cover” kavramı Türk popunun öyle pek de uzak olmadığı bir şey, özetle. Ancak daha ortaya ilk söyleyeni bile çıkmamış bir şarkının aynı anda 2 farklı yorumunun çıkacak olma ihtimali, biraz kulakları dikleştirip, nasıl yani dedirtiyor insana, değil mi?:) (Aslına bakacak olursak Gülşen‘in “resmi” olarak yayınlanan korsan albümünün (Gül-she-n) piyasaya sürüldüğü bir Türk popunda olan bitenlere pek de şaşırmamayı öğrenmemiz gerekiyor galiba. Ya da Ajda’nın Sevdim Seni albümü gibi, bir önceki albüme beğenmeyip koymadıklarınız bir de bakmışsınız piyasada! Türk popu bu, olmaz olmaz deme!)

Müzik dünyası birkaç gündür Aşkın Nur Yengi‘nin yakında çıkaracağı yeni albümündeki bir şarkıyı konuşuyor. Bestesi Serkan İzzet Özdoğan‘a, sözü Günay Çoban‘a ait ‘Yalnızın Biriyim’ adlı şarkıyı, anlaşılan o ki Aşkın Nur Yengi’den önce Petek Dinçöz satın almış! Satın almış almasına ama albüm öncesinde yayınladığı single’a bu şarkıyı koymayınca besteci ve söz yazarı şarkının parasını iade etmeyi teklif ederek geri almak istemişler ama Dinçöz kabul etmemiş ve yerine başka şarkı istemiş. Öte yandan bazı kaynaklar, Dinçöz’ün şarkının bu son tartışmalar ile öne çıkmasından ötürü albüm repertuarına yeniden koymak istediğini söylüyor. Olan bitenden tamamen habersiz olan Aşkın Nur Yengi ise şarkıyı çoktan okumuş, repertuarına koymuş. İşler de bu noktada sarpa sarıyor ve olan biteni hayretle izleyen biz tüm seyirciler de şarkının yaratıcılarına çeviriyoruz kafalarımızı hemen tabii! Tam komedi!:)

Hangi yorumcunun şarkıyı daha iyi okuyacağını elbette tartışmayacağımızı söyleyerek konu ile ilgili tarafların görüşlerine bakalım:

Uçankuş’un haberine göre, Petek Dinçöz, bu şarkıyı 11.11.2009 tarihinde tüm haklarıyla birlikte besteci ve söz yazarından satın aldı. Makbuz karşılığı ödemeleri yapıp, muvafakatnameleri de alan Dinçöz, o arada çıkardığı single’dan sonra başladığı albüm repertuarına da bu şarkıyı koydu. Ancak olay geçtiğimiz hafta başka bir boyut kazandı. Aşkın Nur Yengi, Petek Dinçöz’e satılmış olan bu şarkıyı stüdyoya girip okudu, fakat olay ortaya çıktı.

Aşkın Nur Yengi’nin menajeri Lisa Tuna, “İnanın biz şarkının Petek Dinçöz’e ait olduğunu bilmiyorduk. Sonradan öğrendik. Ancak stüdyoya girip okumuştuk bile… Resmen kandırıldık. Ama yapacak bir şey yok. Çok masraf yaptık. Aşkın parasını bile kendi ödedi. Artık çıkaracağız, Hüseyin Emre de dağıtacak” dedi. Bu gelişme üzerine Hüseyin Emre, “Çok geç de olsa durumdan haberim oldu. Ben yıllardır böyle bir lekeyi üzerime sürdürmedim. Ben kendime çalma, çırpma gibi bir leke kondurtmam. Lisa ve Aşkın’a da söyledim. Şayet Petek hanımdan izin yazısı almasanız ben dağıtmam diye… Artık kendileri bilir… Ben böyle bir şeyin altına imza atmam… Onlar atarsa bilemem” dedi.

Gelelim Petek Dinçöz tarafına. Dinçöz’ün menajeri Tülay Kırdemir: “Biz şaşkınız. Albüm hazırlığındayken bu durumu öğrendik. Petek hanım inanamadı. Hele hele Aşkın Nur Yengi’nin böyle bir şey yapmasına çok şaşırdığını söyledi. Ama yine de beklemedeyiz. Kendilerini böyle bir duruma düşüreceklerine inanmak istemiyoruz. Gelişmeleri takip edelim, sonra konuşalım. Bu arada tüm belgeleri hemen size gönderebiliriz. Şahsen ben, onların yanlış bilgilendirme kurbanı olduklarını düşünüyorum. İnşallah gerçekten de kandırıldıklarını anlayıp, hatadan dönerler” dedi.

Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek.

Sertab Erener, kaç renk?

Yurtdışı albümlerini, Eurovision ve sonrasındaki compilation’larını, remix, Best Of serileri, single ve maxi-single’larını saymazsak 7. Türkçe stüdyo albümü olan “Rengarenk”teki her renkten şarkıları ile eski-yeni tüm hayranlarını “tek potada eriten” formüllü 1 adet 2010 model Sertab Erener alır mıydınız? İnanın, Türkiye bu modeli çok sevdi.

Albümün Kuruçeşme’deki lansman konserini de, geçen haftaki Harbiye Açıkhava konserini de kaçırmayan sıkı bir hayranı olarak dikkatle izledim ve gözlemledim ki, dinleyici 2010 model Sertab Erener’i çok ama pek çok sevmiş! Henüz taze sayılacak kadar yakın zamanda çıkan bir albümün yepyeni şarkılarının birçoğunun ezbere söylendiğini görmek, her sanatçıya nasip olacak şey değil! Ama Sertab bunu başarmış.

Bu Böyle ile önce 2009 yazını taçlandıran, ardından yılın sonunda Açık Adres ile bir kez daha gönülleri fetheden sanatçının bu 2 şarkısının da içinde yeraldığı “Rengarenk”, 2010 yılının en çok satan albümlerinden biri olmayı -100 binlik satış rakamına her geçen gün yaklaşarak- şimdiden garantiledi.

Bir kere o nasıl bir ihtişamlı geri dönüştür öyle? O her yeni şarkısı ile kendini aşan minik dev kadın ne de güzel yakıştırmış kendini o bestelerin en şahanelerine, en güzel sözlülerine öyle? “Bağırmaktan vazgeçti, artık daha sakin ve daha emin söylüyor!” başlıklı o çok bilmiş(!) eleştirileri de hani neredeyse biraz haklı çıkarırcasına, her hecesi vurgulu, her kelimesi etkileyici yorumuyla bir kez daha vuruyor en ücra, en gizli, en kıyıda köşede özenle saklayıp da dünya yüzü göstermeye kıyamadığımız hazinelerimizden bizi. Soner Sarıkabadayı’nın güzel söz yazmada bir tek Sertab’a kıyak geçtiğini düşündüğüm Bu Böyle ve Açık Adres teklilerini takiben bu albümün ilk bombası Koparılan Çiçekler şimdiden bir Sertab Erener klasiği oldu bile. (Everyway that I can‘i de yarışma için “uçuran” Philip Laurent (from Galleon) imzalı remixe özellikle dikkat!). Fransızca orijinalini aratmayan güzellikteki sözleri ile Bir Damla Gözlerimde ve Michel Fugan’ın ünlü Une Belle Historie’sinin Sinan Kaynakçı (Pinhani) sözlü Türkçesi Asla, ve yine Söz-Müzik Kaynakçi olan Bir Varmışım Bir Yokmuşum, albümün en iyilerinden olarak göze çarpıyor. Oscar’lı Slumdog Millioner’in film müziğine yazılan Nil Karaibrahimgil sözlü Rengarenk, tam yaz şarkısı tadında zaten.

Lal’den Büyü de Gel, Sertab Gibi’den Seyrüsefer tadında bir yorum mu aradı kulaklarınız? Akustik, son derece çıplak olarak Ayrılık ve Biz, tam size göre.

Ya söz-Müzik Hakkı Bulut imzalı bir Tülay Özer klasiği İkimiz Bir Fidanın‘ın cover kavramını ters düz edip dinleyen herkesi köşeye yatıran müthiş düzenlemesiyle albüme bu kadar yakışması, ya da S.Sarıkabadayı’nın, diğer şarkıcılara verdiği birbirine benzer söz ve müzikli şarkılara hiç benzemeyen Ego‘nun da kaliteli bir beste olarak albümde yerini alması? Hepsine 12 puan veriyorum!

Hit potansiyeli ile üzerine oynanabilecek türden bir şarkı olan -baştan sona enerji dolu- İstanbul ise, yazın sonlarına doğru belki de albümün 3. klibi olarak karşımıza çıkabilir, kimbilir?

Ne yalan söyleyeyim, Avare, albümdeki iddiasız bulduğum ve ısınamadığım tek şarkı. Biraz “Turuncu” koktuğundan ve verdiği zaman duygusu ile albümdeki tüm diğer şarkıların gerisinde kaldığından belki, bilemiyorum. Ama şarkıyı Sertab’la beraber besteleyen aynı Demir Demirkan, Bir Çaresi Bulunur ile  beni duvardan duvara çarpmayı da başarıyor ya, önünde saygıyla eğilmekten başka çarem kalmıyor. Sözleri ile ve Sertab’ın nakarattaki son derece samimi vokali ile hayatımda dinlediğim en güzel şarkılardan biri kesinlikle bu.

Türk popunun 2000’lerin ikinci yarısında başlayan gözle görülür çöküşünde çok büyük payı olan Arap-Doğu sentezli alt yapılar ile teknolaştırılıp “Serdar Ortaç”laştırıldığı şarkılarından hep ve her zaman uzak durmayı tercih etmiş biri olarak birçok müzikseverin gönlünü kazanmayı başarmıştı (Bir tek Eurovision’da oryantal unsurlardan yararlanmıştı ama yapınca da en alasını yapmıştı ya, kimse pek birşey diyemez!:) Ve bu albümde de kuralı bozmamış Sertab. Mustafa Ceceli imzalı düzenlemeleri ile ve Sertab Erener prodüktörlüğü ile, gerçek bir “pop” albümü bu. İçinde neredeyse “Boş Yok” diyeceğimiz, uzun zamandır özlediğimiz türden birşey hem de..

Peki ben en çok hangi şarkıyı sevdim bu albümde?

Açıkhava’daki canlı yorumu ile beni benden alan, tüm zamanların en etkileyici Sertab Erener yorumu olarak dinlediğim Bir Damla Gözlerimde, sanatçının kariyerinin en özel şarkılarından biri olarak ileride anılmaktan kurtulamayacak göreceksiniz.

Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Kiminiz Sakin Ol’daki gibi balladlar söyleyen, kiminiz Sertab Gibi’deki gibi vokal renkliliğini ortaya koyan ya da bazılarınız Turuncu’daki gibi hep neşeli, hep renkli şarkılar söyleyen bir Sertab profilini sevdiniz ve işte “Rengarenk” aradığınız Sertab’ın karşılığı oldu belki de.

Şarkıda da söylediği gibi “Bir kayboldum, sonra tekrar belirdim. Masallardaki gibi, bir varmışım bir yokmuşum..” diyor demesine ama Türk popunda bir Sertab Erener karizması diye birşey var ve biz bu karizmaya öyle bayılıyoruz ki, ortalıktan hiç kaybolmasın istiyoruz.

“İyi ki varsın / ve iyi ki sevmişiz seni”, Sertab!:)

(***Spesiyal:)

Durun bitmedi! (Bu albüm hiç bitmemeli?!)

Bir Varmışım Bir Yokmuşum‘da içimize tuhaf bir biçimde özlem ve hasret duygusunu bir bahar keyfi ile beraber düşüren o ıslığı bizzat Sertab’ın çaldığını..

Soner Sarıkabadayı’nın Ego şarkısını aslında yıllar önce yaptığını ama kimseye beğendiremediğini, ve Sertab’ın şarkıyı tesadüfen dinleyip “Bu şarkı tam benlik” diyerek bir heyecanla aldığını..

Ya da Açık Adres‘in sözlerinde geçen ve hepimizi mahveden hikayenin ardında, en az icat ettigi teremini adlı çalgı kadar sıradışı bir yaşam geçirmiş olan Leon Theremin’den esinlenildiğini..

Biliyor muydunuz?

DikkatMüzik!, işte bunun için var!:)

Zeytinli Rock Fest 2010’da kimler var?

İlk kez 2005 yılında düzenlenen Zeytinli Rock Festivali, bu yıl da birçok sanatçı ve grubu konuk ediyor. 4 Ağustos’ta başlayan ve 8 Ağustos’ta sona erecek olan Zeytinli Rock Fest’in açılış gününde bazı sorunlar yaşandığı bildirilse de, katılımın haftasonunda yoğunlaşmasıyla birlikte yaşanan aksiliklerin azalacağını umuyorum. Festivalin açılışında sahne alacağı duyurulan Emre Aydın ise, neden sahneye çıkmadığını merak edenler için Twitter’dan şöyle bir mesaj geçmiş: “6 Ağustos 2010 Emre Aydın Çeşme Konseri Organizatör firmanın sözleşme şartlarına aykırı hareketleri nedeniyle iptal edilmiştir.”

İlk gün PinUp, Gece ve Kolpa gruplarının sahne aldığı ve 1 Temmuz’a kadar bilet fiyatları 35 TL’den duyurulan festivalin biletlerinin organizasyon yaklaştıkça 50 TL’ye dayanması kimi müzikseverleri çileden çıkarmış çıkarmasına ama gidenlerden duyduğum kadarıyla ne yapıp edip festivali yerinde izlemeye karar verenlerin sayısı hiç de az değilmiş.

Peki festivalde kimler ne zaman sahne alıyor? Buyrunuz:

04 ağustos 2010 çarşamba
ana sahne
emre aydin 01:50
demir demirkan 00:10
kolpa 22:40
gece 21:20
pinup 20:10
popcore 19:00

alternatif sahne
gece gece 18:00
apsent 17:15
thorium 16:30
kemik 15:45
vera 15:00
ateşkes 14:15

05 ağustos 2010 perşembe
ana sahne
mfö 01:50
helldorado 00:10
110 22:40
gökçe 21:20
dört x dört 20:10
istanbul arabesque project 19:00

alternatif sahne
kanca 18:00
abrogate 17:15
klişe 16:30
tahta 15:45
narc 15:00
xelas’s 14:15

06 ağustos 2010 cuma
ana sahne
bulutsuzluk özlemi 01:50
mirkelam – kargo 00:10
umut kaya 22:40
rashit 21:20
model 20:10
gizli özne 19:00

alternatif sahne
punch 18:00
eva 17:15
ixir 16:30
k.i.s.a.l.t.m.a. 15:45
defin 15:00
ispanak 14:15

07 ağustos 2010 cumartesi
ana sahne
therapy? 01:50
gripin 00:10
direc-t 22:40
kreş 21:20
dorian 20:10
haydut 19:00

alternatif sahne
masal 18:00
rapor 2 17:15
madame bovary 16:30
kayip nota 15:45
orpheus 15:00
ekşi 14:15

08 ağustos 2010 pazar
ana sahne
soulfly 00:10
catafalque 22:40
makine 21:20
dejavu 20:10
pickpocket 19:10

alternatif sahne
since yesterday 18:00
hope to find 17:15
more than human 16:30
death blow 15:45
arsnova 15:00
liberation 14:15

Bedük Eurovision’a yaklaştı!

Geçtiğimiz günlerde İspanyol şarkıcı Soraya ile birlikte “Electric Girl” şarkısına düet yapan Bedük, bu güzide hareketiyle Eurovision’a bir adım mesafe kadar yaklaştı. Nasıl mı?

Gayet basit DikkatMüzik!‘çiler! Türk medyası her zamanki gibi araştırmacı-gazetecilikten epey bir süre kadar önce uzaklaştığı için Soraya‘nın oldukça yakın bir geçmişte (ki bu geçen sene oluyor) Eurovision‘da İspanya’yı temsil ettiği bilgisini gayet şapşallıkla atladı. Oysa ki habere bu yönden yaklaşıp daha çok okunmasını sağlayabilirlerdi. Şaşırdık mı peki? Hayır! O zaman bu fırsatı biz kullanalım ve istediğimiz haberi kendimiz yapalım dedik:)

Bedük’ün basında bu düetle ilgili sarfettiği cümleler, tıpkı son albümündeki soundda da hissettiğimiz üzere kendine olan güvenini gayet net şekilde ortaya koyuyor gibi: “Bana Soraya’nın yapım şirketinden bir e-mail geldi. Electric Girl şarkısı Avrupa çok dinlenen bir single oldu. Amerika’da da çok iyi dinleniyor. Öyle olunca bir yerlerden mutlaka sizi izliyorlar. Bu durumdan çok mutluyum. Bu işi yapan tek adam benim. Bu konuda maalesef mütevazı olamayacağım. Kimseye de laf çakmak istemiyorum’. Çalışmalarımın sonucu yavaş yavaş geliyor. Ben basamak basamak yükselmeyi tercih ettim” diye konuşan Bedük’e katılmamak elde değil diyor, adı sanı ülke dışına taşan bu başarılı isme TRT‘nin de dikkatini çekmek istediğimizi ve Eurovision’a -ortaya farklı bir proje sunma adına- pekala Bedük’ün de gidebileceğini belirtmek istiyoruz:)

Sözü geçmişken, Avrupa’da oldukça sükse yaptığı gözlenen “Electric Girl”ün video klibi de beğenilmeye devam ediyor. PTT films prodüktörlüğünde, Bertan Basaran yönetmenliğinde gerçekleştirilen klibin 3D ve editingi ise 1000volt’a ait. Yabancı kliplerden farksız bir havası olan videoyu bir kez daha hatırlamak için:

***Spesiyal:
Merak edenler için Soraya’nın 2009 yılında İspanya adına yarıştığı Eurovision şovu ile “La Noche Es Para Mi” şarkısı:

Avrupa’yı fetih turlarında maNga

“We could be the same” ile Eurovision tarihimizin 2. en iyi derecesini alıp göğsümüzü kabartan maNga‘nın, yarışma sonrası çıktıkları Balkan turnesinden iyi haberler gelmeye devam ediyor. Temmuz ayında Belarus’ta, geçen hafta ise TRT’nin düzenlediği Balkan Konserleri etkinliği kapsamında Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da sahne alan maNga geçtiğimiz günlerde Belgrad’da da bir konser verdi.

MTV Adria ile Yeni Belgrad Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği konser Sava Nehri’nin kenarındaki parka kurulan sahnede büyük bir katılım ile gerçekleşti. Sırp gazetelerine röportajlar veren, çeşitli tv ve radyo programlarına katılan grubun Eurovision şarkısına çektikleri video klibin Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Bosna-Hersek, Karadağ ve Makedonya’dan seyredilebilen MTV Adria‘da sık sık gösterilmesi ve Rock Chart’ta 1 numaraya kadar yükselmesi oldukça sevindirici gelişmeler. Grup üyelerinin, hayranların yoğun ilgisi ile konser sonrasında oldukça zor anlar yaşadıkları da bölgeden gelen haberler arasında. Sahne arkasına geçmeye ve grup üyelerine ulaşmaya çalışan maNga hayranları güvenlik görevlilerine zor anlar yaşatmakla kalmamış, maNga’nın kaldıkları otele gidecekleri araca binmelerine de kalabalıkları nedeniyle bir süre engel olmuşlar.

Kader bu ya, bize de Oslo’ya gitmek ve o müthiş başarılarını en yakından takip etmek kısmet olmuştu Mayıs ayında. Bir ara detaylı bir Oslo 2010 yazısı yazmak isterim elbette ama şimdi birkaç kelam etmek gerekirse hem çocuklar çok profesyoneldi, hem de sahneleri çok çok iyiydi. Eh şarkı da pekala coşturucu nitelikte olduğundan 2.cilik pek sürpriz olmadı yani doğrusu, değil mi?:) Eurovision 2011 sürecini yakından takip etmek isteyenler güzide medyamızın “Kim gidecek?” sorusuna yanıt aradığı Eylül-Ekim aylarından itibaren DikkatMüzik’i de dikkatle takip etsin diyor ve günün Spesiyal’ine geçiveriyoruz hemen:

***Spesiyal:
Bosna Hersek ve Sırbistan konserleri sırasında All We Need is Everyone ve Run adlı 2 yeni İngilizce parçalarını da görücüye çıkaran maNga’nın bu 2 şarkısının Eurovision sürecinde hazırladıkları -We Could Be The Same dışındaki- diğer 2 şarkı olduklarını tahmin ediyor, İngilizce albümlerini bir an evvel çıkarmalarını diliyorum:)

maNga – Run

http://www.dailymotion.com/video/xe6h72_manga-run-balkan-konserleri-27-tem_music

Grubun  27 Temmuz Bosna Hersek- Saraybosna konser kayıtlarının tamamına ulaşmak için ise: http://vimeo.com/mangaofficial/videos

Bir ustanın ardından: Selmi Andak

Türk popunun bence en değerli müzisyenlerinden biriydi Selmi Andak. Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz bu değerli besteci, Ve Ben Yalnız, Gönlüm Çok Zengin, Acılar Sürekli Olamaz, ve onlarca diğer “çok güzel şarkıların” yaratıcısıydı.

Ama ben en çok Eurovision şarkıları ile sevdim onu. Yeliz’in Hayalimdeki Adam‘ı (1975), Neco’nun O Şarkıyı Henüz Yazmadım‘ı (1985), Nükhet Duru&Neco’nun Bir Sevgi Yeter‘i (1985), Nil Burak’ın Güneş Bir Kere Doğdu‘su (1985), ve unutulmaz Vedat Sakman&Seden Kutlubay yorumu ile (ve daha sonra Ajda Pekkan’ın da albümüne aldığı) Hayat Pencerenin Dışında (Yeniden) (1987), Eurovision Türkiye finallerinde yarışan efsane Selmi Andak şarkıları olarak tarihe, hafızalara geçti. Hele hele Asya’nın (o zamanki adıyla Tülay Saygun) yorumladığı bir Zamanda Gezinti vardır ki, yalnızca Andak’ın değil müzik tarihimizin kanımca en iyi bestelerinden biridir.

Uluslararası yarışmalardaki besteleriyle sayısız ödüllerin sahibiydi. Öyle ki, 1985’te İtalya’da (Palermo) ülkemize “Güneş Bir Kere Doğdu” ile kazandırdığı birinciliği bile var.

Geriye birçok değerli şarkı bırakan müzisyenimizin toprağı bol olsun diyor -nereden bulursunuz bilmem ama- ne yapıp edip arşivinize katmanızı dilediğim albümlerine göz atıyoruz:

TRT Müzik Dairesi’nin 2005 yılında yayınladığı “Eurovision Finallerinde Selmi Andak”, 2003 yılında yayınlanan “Uluslararası Ödüllü Selmi Andak Şarkıları” , ve geçen yıl Ossi Müzik etiketi ile yayınlanan -toplamda 34 şarkısını içeren- “Müzik: Selmi Andak-Bal gibi olur” ve “O şarkıyı henüz yazmadım” isimli 2 albümü, olmazsa olmaz listenizde bulunmalı. İşte sözü geçen 2 albümün kartonetinden Selmi Andak biyografisi:

İzmir’de dünyaya gözlerini açan Selmi Andak, orta öğrenimini Galasaray Lisesinde tamamlar, ardından hem Hukuk Fakültesi, hem de Konservatuarda okur. Yetinmez, Konservatuardan mezun olduktran sonra kalkar Paris’e gider ve orada Yüksek Müzik Okulunda ihtisas yapar. Altmışlı yıllarda Türkiye’de parmakla sayılacak kadar az sayıda popüler müzik bestecisi vardır ve Selmi Andak ilklerden biri olur. Aynı zamanda sanat ve müzik eleştirmenliği yapmakta, gazeteci kimliği ile de tanınmaktadır. O günlerin önemli şarkıcıları tarafından ardı ardına plak yapılan bestelerinde bir yandan dönemin popüler akımlarını yakalarken, bir yandan hem klasik hem de otantik müziğin kalıplarından yararlanmaktadır. Aranjman furyasının tam da ortasında ortaya konulan bu tavır, onun adeta bir milli besteci gibi yurt dışında yapılan bir dolu festivalde besteleriyle yarışmasına yol açmakla kalmaz, henüz emekleme çağındaki popüler müzik piyasasına da ne yönde ve nasıl büyüyüp serpileceği konusunda çok aydınlık bir çıkış yolu gösterir, adeta kılavuz olur.

Başından itibaren sadece bir müzisyen, bir besteci olmanın çok ötesinde, yazıp çizdikleriyle bir müzik teorisyeni, MESAM; POPSAV gibi meslek birliklerinde gösterdiği faaliyetlerle de adeta bir müzik emekçisidir Selmi Andak. Hep projeler üretir, hep yeni bir şeyler yapmak ister. Çevresindekiler ona ayak uydurmakta zorlanırlar her defasında. Uluslar arası standartlardaki besteciliği yurt dışındaki festivallerde her defasında ödüle layık görülse de, Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye tarihinin yarışmaya üst üste en çok ve en fazla sayıda şarkıyla katılan bestecisidir Selmi Andak.

(Haber resmi 1982 Eurovision finallerinden bir karedir: Andak, Neco’nun söylediği Gramofon şarkısının provalarını şarkının diğer yaratıcıları Aysel Gürel ve Buğra Uğur’la beraber izlerken).

***Spesiyal:

Ajda Pekkan – Yeniden (Hayat Pencerenin Dışında)

http://www.dailymotion.com/video/xavuft_ajda-pekkan-yenyden_music

Röportaj: Murat Boz

(İlk yayınlanış: 01 Ağustos 2006/Turk.Net) “Aşkı Bulamam Ben” single’ıyla listelere hızlı bir giriş yapan ve şu sıralar video klibi sıkça ekranlarda dönen Murat Boz müziğe nasıl başladı, kimlerin vokalistliğini yaptı? Pop müziğin yeni ve farklı sesiyle yaptığımız çok özel röportaj: Okumaya devam et “Röportaj: Murat Boz”