Günay Tarkan’ı kutladı

Çevre Bakanı Veysel Eroğlu’nun su altında kalacak Allianoi antik kentiyle ilgili açıklamaları nedeniyle “Burnunu sokmasın” dediği Tarkan’a Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’dan destek geldi. Günay, “Tarkan’ı kutluyorum” dedi ve bizim de içimize doğrusu su serpti. Hükümette sağduyulu birileri de varmış demek ki!

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay‘a Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu‘nun ‘Alliaoni diye bir yer yoktur. Söz konusu bölgeyi bazı bilim adamı diye geçinenler, meşhur olmak için uydurmuştur” sözleri hatırlatıldı. Bakan Günay, bunun üzerine ”Sayın Bakan, amacını aşan bir şekilde düşüncelerini beyan etmiştir” diye konuştu.

Ertuğrul Günay, ”Sanatçı arkadaşlarımızın, aydınlarımızın duyarlılık göstermesi bizi tedirgin etmez. Aksine sevindirir. Aydınlar, sanatçılar bu topluma sahip çıkmazsa, bu toplumu kim aydınlatabilir? Ben bu duyarlılıkların artarak sürmesini temenni ediyorum” dedi.

Yortanlı Barajı’nın durumunun biraz özel ve karmaşık olduğunu anlatan Günay, barajın ihalesinin 1990’lı yılların başında yapıldığını ve inşaatının başladığını vurguladı. Kazılarda oranın eski bir Roma hamamı ve su merkezi olduğunun ortaya çıktığını belirten Günay, şöyle konuştu:

”Bizim bütün arayışımız, halkın ihtiyacı olan barajı, çevredeki halkın istediği hale getirebilmek, bir yandan da tarihsel kalıntıları geleceğe taşıyabilmektir. Bütün derdimiz, baraj su tutacaksa tarihi kalıntıları yok etmeden bulmaya çalışmaktır. Doğayı tahrip eden duyarsız anlayışla katiyen gelişme olamaz. Türkiye’nin turizminde inanılmaz başarı görüyoruz. Ancak doğaya sahip çıktığımız ölçüde gelişme yaşanacaktır. Kalkınma da çevre ve doğaya sahip çıktığımız sürece sürekli olacaktır.”

UNESCO’YA TEŞEKKÜR EDERİZ
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, bir gazetecinin ”UNESCO, İstanbul’u Haliç’teki metro geçiş köprüsünün İstanbul’un siluetini bozduğu yönünde uyardı. Bu konudaki görüşünüz nedir?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: ”İstanbul’un siluetini bozmak kimsenin hakkı değildir. UNESCO, bu uyarıyı yapmadan da biz bu güzellikleri koruyorduk. Türkiye’nin uyarı almaksızın tarihine, mimarisine hiçbir kültür ve uygarlık ayrımı yapmadan topraklarında ne varsa sahip çıkması gerekir. UNESCO’dan önce de biz bunu ifade ediyorduk. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Biz üzerimize düşeni başkaları uyarmadan da yapmaya çalışıyoruz.”

Tarihe nezaket lütfen! / Tarkan’ın duyarlılığına Bakan’ın çirkin yanıtı >>

Tarihe nezaket lütfen!

Şaka mı bu? Tarihe ve kültürel miraslara bu kadar saygısızca yaklaşan başka bir ülke daha var mı, bilen beri gelsin lütfen. Tarkan bu! Her yaptığı, her söylediği olay olan yılları belki biraz geride bıraktı bırakmasına ama sanatçılığının yanında o da bu ülkenin bir vatandaşı değil mi? Doğaya, tarihe ve bunların korunmasına da son derece duyarlı bir vatandaş olarak beyan ettiği ve gayet de haklı olduğu açıklaması birilerini fena halde kızdırmışa benziyor. Çok yakında baraj suları altında kalacak olan antik sağlık merkezi Allianoi’yle ilgili olarak geçtiğimiz hafta Facebook sayfasında yayınladığı cümleleri ve akabinde kendi objektifinden yayınladığı fotoğrafları, fitili ateşledi bile:

“Doğa Derneği ile birlikte gittiğimiz gezilerimizin ilk durağı olan Allianoi’yi ilk gördüğümde çok heyecanlandım ve etkilendim. Hatta “Uyan” adlı şarkımı yazmama ilham kaynağı olan yer Allianoi’dir. Allianoi’nin tarihin günümüze kadar ulaşmış dünyada sayılı olan en güzel şifa kaynaklarından biri olduğunu fark ettim ve buranın korunarak, bütün Dünyaya tanıtılması gerektiğine inandım. Ama ne yazık ki bugün Allianoi’nin kumla kaplanması ve baraj suları altında bırakılması için çalışmaların başlatıldığını öğrendim. Allianoi’nin korunması gerektiğine dair alınan hukuk kararının uygulanmıyor olmasına çok üzüldüm.”

Çevre(!!!) Bakanı Veysel Eroğlu, Tarkan’ın bu açıklamalarına verdiği ilginç ve şaşırtıcı yanıtıyla yalnızca Allianoi’yi korumak için canla başla çalışan çevrecileri değil, vatandaşların da büyük tepkisini çekti. Burada bu uzun ama pek değersiz satırları sizlerle paylaşarak vaktinizi çaldığımızın farkındayız ama, bu kadar tepki çeken açıklamayı bir bakan nasıl yapar diye okumadan da geçmemek lazım diye düşünüyoruz :

“Sanatçı arkadaş sanatıyla ilgilensin, herkesin bir ihtisası vardır. Herkes bilmediği bir konuya burnunu sokarsa çok yanlış olur. Ben şimdi kalkıp da onun sanatıyla alakalı bir şey söylesem ne derece yanlış olursa, onun da bir baraj ya da tarihi eserin korunmasıyla ilgili söyleyeceği şey fevkalade yanlıştır. Bunlar doğru değil. Dünyanın hiçbir yerinde de yoktur. Bilimadamları karar verir ne yapılacağına, ona göre yapılır.

Bu Yortanlı polemik mevzu oldu. Buna ilk defa orada kazı yapan kişiler sebep oldu. Kazılara devam etmek istediler. Yıllarca DSİ’den yüklü miktarda kazı paraları aldılar. Yaklaşık 4.5-5 milyon lira kazılar için para ödedik. Ayrıca ayni yardımlarla destekte bulunduk. Bugünün parasıyla 7 milyon lira kazı ve çıkartılan eserlerin Bergama Müzesine taşınması için masraf yaptık. Bunu tamamen Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bergama Müze Müdürlüğünün denetimi altında yaptık.

Orası ‘Allianoi’ değil. ‘Allianoi’ diye bir yer o kişinin uydurduğu bir kelimedir. Bunu ben ispat ettim. Bunu çok net söylüyorum. Bununla ilgili TRT’yi yanıltmışlar, bir tarihte belgesel diye hazırlamışlar. Belgesel olduğuna göre belgesini gönderin dedim. Böyle bir tarihi kayıt gösteremediler. Genel müdürken TRT’ye sert bir yazı yazdım. Neticede kendim baktım.

Orada Paşa Ilıcası adıyla bilinen Türkiye’nin her tarafında olan bir ılıca, kaplıca var. Geçmiş dönemde eski bir valimizin zamanında restore edilmiş. Beton duvarlar var. Mermerler konmuş. Sadece Peri Kızı adı verilen bir eser çıktı, Bergama Müzesi’ne kondu. Her tarafta olan mozaikler var. Çatı uydurma bir malzemeyle yapılmış. Çıkan bir tek sütun var, Peri Kızı var. Sütunlar korunacak.  Üniversiteyle bilim adamlarıyla görüştük, koruma kurulları vesaire. Ne istiyorsunuz dedik. Burası zaten kullanıma kapalıydı. Onların istediği şekilde koruyacak tedbirler alıyoruz, örtüyoruz. İstenildiği zaman, gelecekte tekrar açılır kullanılır. Tarihi eserlere bir şey yaptığımız yok. Oraya biz 60 milyon lira para harcadık. Bir takım cahil insanlar yüzünden, bazı art niyetli kişiler yüzünden orada su tutulamadı çiftçiler mağdur oldu. 2 senedir bekliyor, neticede artık tahammülümüz de yoktur. Bu tamamen Paşa Ilıcası adıyla bilinen ve zaman içinde tadilatı yapılmış olan bir kaplıcadır. Allianoi diye bir şey yoktur. O kişinin uydurduğu bir şeydir.”

DikkatMüzik! olarak Tarkan‘ı duyarlılığından ötürü kutluyoruz. Tüm müzik dünyasının, tüm sanat camiasının, hayatını yalnızca kültüre ve sanata adayanların değil, bu ülkede yaşayan, bu toprakların tüm kültürel miraslarının gelecek nesillere aktarılmasını ve kaybolmamasını isteyen her bireyin Allianoi’nin yaşamasına destek vermesini diliyoruz. Her fırsatta çevreci ve hümanist olduğunu dile getiren Başbakan ve Cumhurbaşkanının Allianoi’nin sulara gömülmesine göz yumup yummayacaklarını da büyük bir merakla beklemekteyiz doğrusu.

Can Dündar‘ın konu ile ilgili Milliyet’teki yazısı: http://www.milliyet.com.tr/allianoi-gomulmesin-/can-dundar/guncel/yazardetay/31.08.2010/1283019/default.htm

*Allianoi:

Bergama’nın kuzeydoğusunda, Paşalı-Ilıcası Mevkii’nde yer alıyor. İnsanlık tarihinin ilk planlı sağlık merkezi olduğu ortaya çıkarılan ve  içinde çeşmeler, hamamlar, yollar, köprüler, caddeler ve kiliseler bulunan antik kent Allianoi, 1998 yılında yeniden keşfedildi ve 2001 yılında 1. Derecede Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. 9 yıllık çalışmayla antik kentin ancak yüzde 20’si ortaya çıkarılabildi.

Allianoi antik kentinde Devlet Su İşleri (DSİ) geçtiğimiz hafta çalışmalara başlarken antik kentin çok yakında kumdan bir muhafaza altında suya gömülmesi, karara bağlandı.

Özel Dosya: Tarihteki “Evet, Hayır” şarkıları

Siyaset sahnesinin 12 Eylül’deki tarihi referanduma kilitlendiği, milletçe de kafaların biraz “karışık” olduğu şu günlerde herkes birbirine Evet mi, Hayır mı sorusunu soruyor. Galiba kafadan bir yanıt vermek yerine, anayasadaki değişecek maddeleri tek tek incelemek, ne anlama geldiklerine bakmak ve ondan sonra karar vermek en doğrusu olsa gerek. Bu tartışma süredursun, DikkatMüzik! olarak yakın müzik tarihimizde içinde Evet-Hayır geçen şarkıları şöyle bir anımsayalım istedik. Bakalım müzik dünyamızda hangi tarihte hangi sanatçılarımız Evet, hangileri Hayır demiş? (Şarkıları dinlemek için şarkı isimlerine tıklayabilirsiniz) Okumaya devam et “Özel Dosya: Tarihteki “Evet, Hayır” şarkıları”

“Aşk mümkün müdür hala”, kliplendi!

Levent Yüksel‘in özellikle slow şarkılarında beni her zaman etkilemeyi başaran yorumu ile kulaklarımızda olan, Murathan Mungan‘ın her zamanki şapka çıkaran sözleri üzerine Taner Ayan‘ın bestelediği Aşk Mümkün müdür Hala, sanatçının bu yaz ortasında çıkardığı single’a da adını veren şarkı olmuştu. İçinde kendi şarkıları dışında Sezen Aksu, Halil Koçak, Sıla, Efe Bahadır ve Soner Sarıkabadayı gibi isimlerin de şarkılarının yer alacağını açıkladığı Kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni albümü öncesinde 2 şarkı ile piyasa yoklaması yapmayı seçen sanatçı, olumlu tepkiler almış olacak ki çıkış şarkısına bir de video klip çekmiş.

“Anlat İstanbul” ve “Bıçak Sırtı” gibi projelerin yönetmeni Selim Demirdelen‘in yönettiği ve Forum AVM’de çekilen klipte Levent Yüksel’e 2009’da “Miss Imagine The Beauty Of Turkey (Türkiye’nin Hayalindeki Güzel)” yarışmasında birinci olan Başak Bilginer eşlik etmiş. Klibe birşey diyemem de, şarkı beni çok uzaklara götürmeyi, evet, kesinlikle başardı. Bu kez olmuş, Levent! “Akşam kavuşmadan / Dükkan kapanmadan / Aşk Mümkün müdür Hala? / Hayat savurmadan / Yıllar sararmadan / Aşk Mümkün müdür Hala?” dizelerini o kadar sahici söylüyor ki, geride bıraktığınız yıllara, yollara, ve gelmiş geçmiş tüm sahici aşklarınıza dönüp derin ve anlamlı bir bakış atmaktan kaçamıyorsunuz, benden söylemesi.

Doğrusu 2 yıl önceki, başkalarının şarkıları olsa da (ve biz onları sahiplerinin seslerinden pek sevdiysek de), içinden Ayrılmam ve Ya Sonra gibi 2 önemli şarkıyı yeniden hit çıkarabilmeyi başardığı Kadın Şarkıları, sıkı hayranlarını pek tatmin etmemişti. Yine, yeniden Levent Yüksel şarkıları dinlemek, -ilk albümündeki her biri çıktığı andan itibaren kariyerinin en iyileri olarak tarihe yazılan şarkılar kadar olmasa da- yine güzel, tadımlık ve demlik şarkılar bekliyorlardı onlar. Yaklaşık 6 yıl önce yayınlanan Uslanmadım, kariyerini bir nebze toparlamaya çalıştığını göstermiş ama bize eski Levent Yüksel’i yine de verememişti. (Gerçi Zeynep Talu sözlü Selim Çaldıran bestesine Atilla Özdemiroğlu‘nun çellosuyla eşlik ettiği ve her dinlediğimde mutlak suretle gözbebeklerimi zorlamayı başaran Zor Geliyor ve şimdilerde sahibi Özlem Tekin‘in son albümünde yeniden söylediği Sen Anla‘ya nasıl da ölüp bitmişti ve değeri bilinemediği için üzülmüştü oysa bu satırların sahibi ya, neyse!)

Peki Kasım’da çıkacak yeni Levent Yüksel albümü eski tadı verecek mi yine? Single öyle gösteriyor ki, bu konuda hayal kırıklığı yaşamayacağız.

Levent Yüksel – Aşk Mümkün müdür Hala? (Official Video Klip)

*Spesiyal:
Habil Ceylan sözlü “Hangimiz”, single’daki 2 şarkıdan diğeri ve yine oldukça güzel. Ceylan yıllar önce şarkıyı bambaşka bir beste ile Levent Yüksel‘e dinletmiş ve Yüksel de yeni albüme koyarız diye şarkıyı bir kenara koymuş. Kısmet bu albümeymiş. Sözleri çok beğeniyormuş Levent Yüksel ama bu sözlere daha başka bir bestenin yakışacağını düşünerek (ve tabii söz yazarından da onay alarak) aynı sözlere yepyeni bir beste yazmış. Şarkıdaki “Hangimiz hangimizi tamamlayabildik / Üzüle üzüle öğrendik el sallamayı gidenlere” dizeleri bitiriyor zaten işi.

“Beş Vals On Tango” çıktı!

Beş Yıl Önce On Yıl Sonra, adından da anlaşılacağı üzere, 5 yıl önce de, 10 yıl sonra da hatırlanacak şarkıları söylemek üzere yola çıktılar. Nostalji ne demekse, onlar da o demekti bir bakıma. Ajda Pekkan şarkıları başta olmak üzere 70’lerin popüler aranjmanlarını potbori şeklinde söyledikleri ilk albümleri ile dikkat çektiler.

80’ler Türk popunda büyük bir boşluk vardı malumunuz ve bu boşluğu gayet iyi doldurmuşlardı. Öyle büyük bir boşluktu ki bu, şarkılarını söyledikleri Ajda Pekkan bile bu grupla beraber bir albüm yapmış ve düetler söylemişti (“Oh,Susanna”yı  “Ah Fatma” olarak dinlediğimiz 1985 yılına dönelim). Ne var ki 80’ler boyunca kulağımızda olan grup, 90’ların gelişi ile aniden piyasadan uzaklaşmış, son olarak 2001 yılında sessiz sedasız Biraz Müzik albümünü yayınlamış ve nostalji şarkıları ile ünlenen grubun kendisi de zamana karşı duramayarak nostalji olmaktan kaçamamıştı.

Şimdi ise ikinci (ve bence en güzel) albümleri  Beş Vals On Tango, Ossi Müzik etiketi ile LP kayıtlarından dijital çağa geçerek evlerimize yeniden konuk oluyor..

Albümde Türk ve dünya tangosunun sevilen tangolarından oluşan bir potpuri ve vals ritminde alaturka şarkılardan oluşan bir başka potpuri yer alıyor. Bunların yanı sıra 1983 yılı Eurovision Şarkı Yarışması birincisi Lüxemburg’un ve aynı yarışmada ikinci olan İsrail’in şarkıları (Ofra Haza‘nın “Hi”i ve bir ara ülkemizi mesken tutan Corinne Hermes‘in “Si La Vie Est Cadeau”su) Türkçe sözlerle albümde yer alıyor. Albümün bir diğer sürprizi ise Ajda ve Semiramis Pekkan kardeşlere ait birer şarkının, “Bana Yalan Söylediler” ve “Yağmur”un yer aldığı potpuri. Ama ben en çok benim için 80’lerin en güzel şarkılarından olan Mireille Mathieu & Patrick Duffy düeti “Together We’re Strong”un Türkçesi “Yıllardan Sonra” ve “Yaz yağmuru”nu sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim.

(Grubun elemanları Nilgun Onatkut (1982-1992), Mehmet Horoz, Atakan Ünuvar, Şebgün Tansel (1982-1984 arası), Didem Hekimoğlu (1987-1988) ve Esma Erdem (1984-1992)’den oluşuyordu. Grubun 2001’de yaptığı son albümde grubun 2 erkek üyesiyle Atakan Ünüvar‘ın kızı Seda Ünüvar yer aldı.)

***Spesiyal:

1983 yılında katıldıkları Türkiye Eurovision elemelerindeki Aysel Gürel sözlü, Attilla Özdemiroğlu bestesi Atlantis şarkıları başlı başına bir efsanedir mesela, yaşı tutan herkesin kolay kolay atlayamayacağı türden. Zaten ertesi yıl Eurovision vizesini bu kez alabilmeyi başarmış, Halay şarkıları ile temsil ettikleri ülkemize ilk en yüksek derecesini (12.cilik) kazandırmışlardı (Şarkının Türkiye finallerinde gruba Arif Sağ‘ın da sazıyla eşlik ettiğini, ancak Avrupa finali için düzenlenen yeni versiyonda -Arif Sağ’ın da konu dışında bırakılması ile beraber- bu bölümün kaldırıldığını da ekleyelim).

Arşivlik hazine piyasada!

Yeni nesil onu Avrupa Yakası ve Babam ve Oğlum gibi “popüler dünyanın popüler gösterileri” ile tanıdı tanımasına ama, Hümeyra yıllar yıllar önce “Sessiz Gemi” başta olmak üzere kendine özgü tarzı, sade ve son derece etkili yorumu ile bir şarkıcı olarak gönüllerde taht kurmuştu bile.

“Sessiz Gemi” dışında “Kördüğüm” ve “Otuzbeş Yaş” gibi şarkılara, “Tutkulardan intihar” ve “Beyhude” gibi çok özel albümlere imza attı. Hümeyra’dan bir “Anlatamıyorum” dinlemek, bin ömre bedeldir örneğin bana göre.

1984 tarihinde yayınladığı “Benim Şarkılarım” albümü 33’lük plak formatında, sadece 2222 adet basıldı. Pop müziğin pek de rağbet görmediği o günlerde meraklılarının satın aldığı bu albüm, yıllar sonra bir efsane gibi dilden dile dolaştı, plak koleksiyoncularının en çok peşinde koştuğu albümlerden biri oldu. “Issız Adam” filmi sayesinde ise bu plağı hiç bilmeyenler de öğrendi. Ve şimdi o plak, Hakan Eren’in yapımcılığında Ossi Müzik etiketiyle, CD formatında müzik marketlerde: Hümeyra – “Benim Şarkılarım”.

Albümde Hümeyra ve Esin Engin’in besteleri, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Refik Durbaş, Müştak Erenus, Aşık Veysel ve Karacoğlan gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin dizeleri var. Tamamen akustik olarak kaydedilen albüm, müzik yazarları tarafından Türk popunun efsane çalışmalarından biri olarak tanımlanıyor.

(Arşivlere girmesi gereken bu çok özel albümü yayınladığı gün babasını kaybeden sevgili Hakan Eren’e başsağlığı diliyoruz).

Nazan Öncel’den Uygurca sürprizi

Bugün e-postama Nazan Öncel’in müzik şirketinden güzel bir haber düştü.

Nazan Öncel‘in “Nereye Böyle” şarkısını Uygur Türk’lerinden olan genç yorumcu Dilara Uygurca olarak yorumlamış. Söz ve müziği Öncel’e, düzenlemesi Janti’ye ait olan şarkıyı biliyorsunuz daha önce Tarkan-Nazan Öncel düeti olarak dinlemiş ve çok sevmiştik. Türki Cumhuriyetlerde Nazan Öncel şarkılarının sevildiğini duymuştum, kimbilir belki daha birçok Nazan Öncel şarkısını daha farklı dillerde duyabiliriz ileride…

Şarkıyı, sanatçının resmi sitesi www.nazanoncel.net adresinde “Destek olduğu albümler” bölümünde dinleyebilirsiniz.

Son olarak Tuttum Bırakmam single’ı ile kulaklarımızda olan Nazan Öncel’in yepyeni şarkılarını ise sonbaharda DMC etiketiyle yayınlanacak yeni albümünde duyabileceğiz. Son albümü Hatırına Sustum dahil tüm albümlerine bayılmış biri olarak bu albümünü de heyecanla bekliyorum gerçekten:)

(Bu arada Öncel de Twitter’a katılan ünlülerden oldu. Kendisini www.twitter.com/nazan_oncel adresinden takip edebilirsiniz.)

Aşkın Nur Yengi vs. Petek Dinçöz

Siz hiç,

Tarkan‘ın “Sen Başkasın” şarkısının Levent Yüksel yorumunu,

Sertab Erener‘in “Söz Bitti”sinin Tarkan versiyonunu,

ya da Eurovision birincimiz “Everyway that I can”in Işın Karaca versiyonunu duymuş muydunuz?

Ben duydum. Yıllar önceydi tabii..

(Kimbilir bir gün birileri onları da piyasaya sürer de ben ve benim gibi bu kayıtların piyasaya sürülmesini mutluluk olarak gören arşiv manyakları bayram eder!)

Türk popu aynı şarkıyı farklı yorumculardan dinlemeye çok alışık.

Bugün birçok kişi Ajda şarkıları okumak için birbirleriyle yarışıyor yarışmasına ama Ajda Pekkan‘ın kendisi bile müziğe ilk başladığı 60’larda daha önce başkalarınca yorumlanan Türkçe şarkıları bir kez daha söylemişti (Ama biz onu başkalarının Türkçe şarkıları ile değil, başka yabancı şarkılara yazılan Türkçe sözlü kendi şarkıları ile sevdik:). Ya da o kadar geriye gitmeye gerek yok, hala dünmüş gibi hatırladığımız 90’lar bile neredeyse yeniden keşfedilip tekrar tekrar söylenmiyor mu bugün?. “Cover” kavramı Türk popunun öyle pek de uzak olmadığı bir şey, özetle. Ancak daha ortaya ilk söyleyeni bile çıkmamış bir şarkının aynı anda 2 farklı yorumunun çıkacak olma ihtimali, biraz kulakları dikleştirip, nasıl yani dedirtiyor insana, değil mi?:) (Aslına bakacak olursak Gülşen‘in “resmi” olarak yayınlanan korsan albümünün (Gül-she-n) piyasaya sürüldüğü bir Türk popunda olan bitenlere pek de şaşırmamayı öğrenmemiz gerekiyor galiba. Ya da Ajda’nın Sevdim Seni albümü gibi, bir önceki albüme beğenmeyip koymadıklarınız bir de bakmışsınız piyasada! Türk popu bu, olmaz olmaz deme!)

Müzik dünyası birkaç gündür Aşkın Nur Yengi‘nin yakında çıkaracağı yeni albümündeki bir şarkıyı konuşuyor. Bestesi Serkan İzzet Özdoğan‘a, sözü Günay Çoban‘a ait ‘Yalnızın Biriyim’ adlı şarkıyı, anlaşılan o ki Aşkın Nur Yengi’den önce Petek Dinçöz satın almış! Satın almış almasına ama albüm öncesinde yayınladığı single’a bu şarkıyı koymayınca besteci ve söz yazarı şarkının parasını iade etmeyi teklif ederek geri almak istemişler ama Dinçöz kabul etmemiş ve yerine başka şarkı istemiş. Öte yandan bazı kaynaklar, Dinçöz’ün şarkının bu son tartışmalar ile öne çıkmasından ötürü albüm repertuarına yeniden koymak istediğini söylüyor. Olan bitenden tamamen habersiz olan Aşkın Nur Yengi ise şarkıyı çoktan okumuş, repertuarına koymuş. İşler de bu noktada sarpa sarıyor ve olan biteni hayretle izleyen biz tüm seyirciler de şarkının yaratıcılarına çeviriyoruz kafalarımızı hemen tabii! Tam komedi!:)

Hangi yorumcunun şarkıyı daha iyi okuyacağını elbette tartışmayacağımızı söyleyerek konu ile ilgili tarafların görüşlerine bakalım:

Uçankuş’un haberine göre, Petek Dinçöz, bu şarkıyı 11.11.2009 tarihinde tüm haklarıyla birlikte besteci ve söz yazarından satın aldı. Makbuz karşılığı ödemeleri yapıp, muvafakatnameleri de alan Dinçöz, o arada çıkardığı single’dan sonra başladığı albüm repertuarına da bu şarkıyı koydu. Ancak olay geçtiğimiz hafta başka bir boyut kazandı. Aşkın Nur Yengi, Petek Dinçöz’e satılmış olan bu şarkıyı stüdyoya girip okudu, fakat olay ortaya çıktı.

Aşkın Nur Yengi’nin menajeri Lisa Tuna, “İnanın biz şarkının Petek Dinçöz’e ait olduğunu bilmiyorduk. Sonradan öğrendik. Ancak stüdyoya girip okumuştuk bile… Resmen kandırıldık. Ama yapacak bir şey yok. Çok masraf yaptık. Aşkın parasını bile kendi ödedi. Artık çıkaracağız, Hüseyin Emre de dağıtacak” dedi. Bu gelişme üzerine Hüseyin Emre, “Çok geç de olsa durumdan haberim oldu. Ben yıllardır böyle bir lekeyi üzerime sürdürmedim. Ben kendime çalma, çırpma gibi bir leke kondurtmam. Lisa ve Aşkın’a da söyledim. Şayet Petek hanımdan izin yazısı almasanız ben dağıtmam diye… Artık kendileri bilir… Ben böyle bir şeyin altına imza atmam… Onlar atarsa bilemem” dedi.

Gelelim Petek Dinçöz tarafına. Dinçöz’ün menajeri Tülay Kırdemir: “Biz şaşkınız. Albüm hazırlığındayken bu durumu öğrendik. Petek hanım inanamadı. Hele hele Aşkın Nur Yengi’nin böyle bir şey yapmasına çok şaşırdığını söyledi. Ama yine de beklemedeyiz. Kendilerini böyle bir duruma düşüreceklerine inanmak istemiyoruz. Gelişmeleri takip edelim, sonra konuşalım. Bu arada tüm belgeleri hemen size gönderebiliriz. Şahsen ben, onların yanlış bilgilendirme kurbanı olduklarını düşünüyorum. İnşallah gerçekten de kandırıldıklarını anlayıp, hatadan dönerler” dedi.

Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek.

Sertab Erener, kaç renk?

Yurtdışı albümlerini, Eurovision ve sonrasındaki compilation’larını, remix, Best Of serileri, single ve maxi-single’larını saymazsak 7. Türkçe stüdyo albümü olan “Rengarenk”teki her renkten şarkıları ile eski-yeni tüm hayranlarını “tek potada eriten” formüllü 1 adet 2010 model Sertab Erener alır mıydınız? İnanın, Türkiye bu modeli çok sevdi.

Albümün Kuruçeşme’deki lansman konserini de, geçen haftaki Harbiye Açıkhava konserini de kaçırmayan sıkı bir hayranı olarak dikkatle izledim ve gözlemledim ki, dinleyici 2010 model Sertab Erener’i çok ama pek çok sevmiş! Henüz taze sayılacak kadar yakın zamanda çıkan bir albümün yepyeni şarkılarının birçoğunun ezbere söylendiğini görmek, her sanatçıya nasip olacak şey değil! Ama Sertab bunu başarmış.

Bu Böyle ile önce 2009 yazını taçlandıran, ardından yılın sonunda Açık Adres ile bir kez daha gönülleri fetheden sanatçının bu 2 şarkısının da içinde yeraldığı “Rengarenk”, 2010 yılının en çok satan albümlerinden biri olmayı -100 binlik satış rakamına her geçen gün yaklaşarak- şimdiden garantiledi.

Bir kere o nasıl bir ihtişamlı geri dönüştür öyle? O her yeni şarkısı ile kendini aşan minik dev kadın ne de güzel yakıştırmış kendini o bestelerin en şahanelerine, en güzel sözlülerine öyle? “Bağırmaktan vazgeçti, artık daha sakin ve daha emin söylüyor!” başlıklı o çok bilmiş(!) eleştirileri de hani neredeyse biraz haklı çıkarırcasına, her hecesi vurgulu, her kelimesi etkileyici yorumuyla bir kez daha vuruyor en ücra, en gizli, en kıyıda köşede özenle saklayıp da dünya yüzü göstermeye kıyamadığımız hazinelerimizden bizi. Soner Sarıkabadayı’nın güzel söz yazmada bir tek Sertab’a kıyak geçtiğini düşündüğüm Bu Böyle ve Açık Adres teklilerini takiben bu albümün ilk bombası Koparılan Çiçekler şimdiden bir Sertab Erener klasiği oldu bile. (Everyway that I can‘i de yarışma için “uçuran” Philip Laurent (from Galleon) imzalı remixe özellikle dikkat!). Fransızca orijinalini aratmayan güzellikteki sözleri ile Bir Damla Gözlerimde ve Michel Fugan’ın ünlü Une Belle Historie’sinin Sinan Kaynakçı (Pinhani) sözlü Türkçesi Asla, ve yine Söz-Müzik Kaynakçi olan Bir Varmışım Bir Yokmuşum, albümün en iyilerinden olarak göze çarpıyor. Oscar’lı Slumdog Millioner’in film müziğine yazılan Nil Karaibrahimgil sözlü Rengarenk, tam yaz şarkısı tadında zaten.

Lal’den Büyü de Gel, Sertab Gibi’den Seyrüsefer tadında bir yorum mu aradı kulaklarınız? Akustik, son derece çıplak olarak Ayrılık ve Biz, tam size göre.

Ya söz-Müzik Hakkı Bulut imzalı bir Tülay Özer klasiği İkimiz Bir Fidanın‘ın cover kavramını ters düz edip dinleyen herkesi köşeye yatıran müthiş düzenlemesiyle albüme bu kadar yakışması, ya da S.Sarıkabadayı’nın, diğer şarkıcılara verdiği birbirine benzer söz ve müzikli şarkılara hiç benzemeyen Ego‘nun da kaliteli bir beste olarak albümde yerini alması? Hepsine 12 puan veriyorum!

Hit potansiyeli ile üzerine oynanabilecek türden bir şarkı olan -baştan sona enerji dolu- İstanbul ise, yazın sonlarına doğru belki de albümün 3. klibi olarak karşımıza çıkabilir, kimbilir?

Ne yalan söyleyeyim, Avare, albümdeki iddiasız bulduğum ve ısınamadığım tek şarkı. Biraz “Turuncu” koktuğundan ve verdiği zaman duygusu ile albümdeki tüm diğer şarkıların gerisinde kaldığından belki, bilemiyorum. Ama şarkıyı Sertab’la beraber besteleyen aynı Demir Demirkan, Bir Çaresi Bulunur ile  beni duvardan duvara çarpmayı da başarıyor ya, önünde saygıyla eğilmekten başka çarem kalmıyor. Sözleri ile ve Sertab’ın nakarattaki son derece samimi vokali ile hayatımda dinlediğim en güzel şarkılardan biri kesinlikle bu.

Türk popunun 2000’lerin ikinci yarısında başlayan gözle görülür çöküşünde çok büyük payı olan Arap-Doğu sentezli alt yapılar ile teknolaştırılıp “Serdar Ortaç”laştırıldığı şarkılarından hep ve her zaman uzak durmayı tercih etmiş biri olarak birçok müzikseverin gönlünü kazanmayı başarmıştı (Bir tek Eurovision’da oryantal unsurlardan yararlanmıştı ama yapınca da en alasını yapmıştı ya, kimse pek birşey diyemez!:) Ve bu albümde de kuralı bozmamış Sertab. Mustafa Ceceli imzalı düzenlemeleri ile ve Sertab Erener prodüktörlüğü ile, gerçek bir “pop” albümü bu. İçinde neredeyse “Boş Yok” diyeceğimiz, uzun zamandır özlediğimiz türden birşey hem de..

Peki ben en çok hangi şarkıyı sevdim bu albümde?

Açıkhava’daki canlı yorumu ile beni benden alan, tüm zamanların en etkileyici Sertab Erener yorumu olarak dinlediğim Bir Damla Gözlerimde, sanatçının kariyerinin en özel şarkılarından biri olarak ileride anılmaktan kurtulamayacak göreceksiniz.

Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Kiminiz Sakin Ol’daki gibi balladlar söyleyen, kiminiz Sertab Gibi’deki gibi vokal renkliliğini ortaya koyan ya da bazılarınız Turuncu’daki gibi hep neşeli, hep renkli şarkılar söyleyen bir Sertab profilini sevdiniz ve işte “Rengarenk” aradığınız Sertab’ın karşılığı oldu belki de.

Şarkıda da söylediği gibi “Bir kayboldum, sonra tekrar belirdim. Masallardaki gibi, bir varmışım bir yokmuşum..” diyor demesine ama Türk popunda bir Sertab Erener karizması diye birşey var ve biz bu karizmaya öyle bayılıyoruz ki, ortalıktan hiç kaybolmasın istiyoruz.

“İyi ki varsın / ve iyi ki sevmişiz seni”, Sertab!:)

(***Spesiyal:)

Durun bitmedi! (Bu albüm hiç bitmemeli?!)

Bir Varmışım Bir Yokmuşum‘da içimize tuhaf bir biçimde özlem ve hasret duygusunu bir bahar keyfi ile beraber düşüren o ıslığı bizzat Sertab’ın çaldığını..

Soner Sarıkabadayı’nın Ego şarkısını aslında yıllar önce yaptığını ama kimseye beğendiremediğini, ve Sertab’ın şarkıyı tesadüfen dinleyip “Bu şarkı tam benlik” diyerek bir heyecanla aldığını..

Ya da Açık Adres‘in sözlerinde geçen ve hepimizi mahveden hikayenin ardında, en az icat ettigi teremini adlı çalgı kadar sıradışı bir yaşam geçirmiş olan Leon Theremin’den esinlenildiğini..

Biliyor muydunuz?

DikkatMüzik!, işte bunun için var!:)

Lady Gaga’yı kimse durduramıyor!

Şaşırdık mı? Hayır.

Twitter’da (5 milyon) ve Facebook’ta (15 milyon) kendisini izleyenlere bakarsak yaşayan insanlar içinde en çok takipçisi olan kullanıcı olarak bir dünya rekorunun sahibi olan Lady Gaga’nın,  MTV Video Müzik Ödülleri’nde tam 13 dalda birden aday olduğu açıklandı. Bu, daha önce 8 daldaki adaylığı ile Eminem‘in rekorunu geçmek demek oluyor! Gaga ayrıca yılın videosu dalında Bad Romance ve Beyonce ile beraber seslendirdiği Telephone adlı iki ayrı şarkıyla birden aday olmayı da başardı. Şarkıcının bu daldaki rakip adayları arasında ise Florence and the Machine‘in Dog Days are Over ve Eminem‘in Not Afraid şarkılarının klipleri öne çıkıyor.

Son birkaç gündür müzikseverlerin başlıca konularından biri olan hadise aslında kimseye sürpriz de olmadı.

Zira çok değil, ilk albümü Fame’in yayınlandığı 2008 yılının ortalarından beri hayatımızda olan bu kadın arz-ı endam edeliden beri Poker Face, Just Dance, Bad Romance ve Telephone gibi birçok şarkısı ile dur durak bilmeden tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Öyle ki, 2009’da başladığı Fame Ball Tour‘u ikinci stüdyo albümü Fame Monster‘dan sonra Monster Ball Tour adıyla devam ettiren sanatçının dünya çapında 15 milyondan fazla albüm satışı ve 40 milyondan fazla single satışı mevcut. Bu gerçek bir rekor!

Geçen yılın MTV Ödülleri’nde En İyi Yeni Sanatçı ödülünü alan ve “Tanrı beni dünyaya üç nedenden ötürü getirdi: gürültülü müzik yapmak, gay videoları ve lanet olası bir gürültü çıkarmak için” diye konuşan Lady Gaga, 13 daldaki adaylığı ile ilgili ironik olarak ise “13 sayısı olduğu için daha çok gurur duyuyorum” demiş:)

Lady Gaga – Bad Romance
http://www.dailymotion.com/video/xb73in_lady-gaga-bad-romance_music

1984 yılında MTV tarafından yılın en iyi müzik videolarını kutlamak için verilmeye başlanan ve bu yıl 12 Eylül Pazar günü Los Angeles’da verilecek olan MTV Video Müzik Ödülleri‘nin 2010 tüm aday listesi şöyle:

En iyi yeni sanatçı
Broken Bells, ‘The Ghost Inside’
Jason Derulo, ‘In My Head’
Justin Bieber feat Ludacris, ‘Baby’
Ke$ha, ‘Tik Tok’
Nicki Minaj feat Sean Garrett, ‘Massive Attack’

En iyi düet
B.o.B feat Hayley Williams, ‘Airplanes’
Beyoncé feat Lady Gaga, ‘Video Phone (Extended Remix)’
3OH!3 feat Ke$ha, ‘My First Kiss’
Jay-Z & Alicia Keys, ‘Empire State of Mind’

Yılın videosu
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Florence + The Machine, ‘Dog Days Are Over’
30 Seconds To Mars, ‘Kings and Queens’
Lady Gaga feat Beyoncé, ‘Telephone’
Eminem, ‘Not Afraid’
B.o.B feat Hayley Williams, ‘Airplanes’

En iyi çıkış yapan video
Dan Black, ‘Symphonies’
Gorillaz feat Bobby Womack and Mos Def, ‘Stylo’
Coldplay, ‘Strawberry Swing’
The Black Keys, ‘Tighten Up’

En iyi video (Kadın sanatçı)
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Ke$ha, ‘Tik Tok’
Katy Perry feat Snoop Dogg, ‘California Gurls’
Beyoncé feat Lady Gaga, ‘Video Phone (Extended Remix)’
Taylor Swift, ‘Fifteen’

En iyi video (Erkek sanatçı)
Eminem, ‘Not Afraid’
Usher feat Will.I.Am, ‘OMG’
B.o.B feat Hayley Williams, ‘Airplanes’
Drake, ‘Find Your Love’
Jason Derulo, ‘In My Head’

En iyi dans müziği video
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Enrique Iglesias feat Pitbull, ‘I Like It’
Cascada, ‘Evacuate The Dancefloor’
David Guetta feat Akon, ‘Sexy Chick’
Usher feat Will.I.Am, ‘OMG’

En iyi Hip-Hop video
B.o.B. feat Hayley Williams, ‘Airplanes’
Eminem, ‘Not Afraid’
Drake, Kanye West, Lil Wayne and Eminem, ‘Forever’
Jay-Z & Swizz Beats, ‘On To The Next One’
Kid Cudi feat MGMT and Ratatat, ‘Pursuit Of Happiness’

En iyi Pop müzik video
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Katy Perry feat Snoop Dogg, ‘California Gurls’
Ke$ha, ‘Tik Tok’
Beyoncé feat Lady Gaga, ‘Video Phone (Extended Remix)’
B.o.B feat Bruno Mars, ‘Nothing on You’

En iyi Rock müzik video
30 Seconds To Mars, ‘Kings and Queens’
Muse, ‘Uprising’
Paramore, ‘Ignorance’
Florence + the Machine, ‘Dog Days Are Over’
MGMT, ‘Flash Delirium’

En iyi sanat yönetmeni
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Florence + The Machine, ‘Dogs Days Are Over’
Eminem, ‘Not Afraid’
30 Seconds To Mars, ‘Kings and Queens’
Beyoncé feat Lady Gaga, ‘Video Phone (Extended Remix)’Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Lady Gaga feat Beyonce, ‘Telephone’
Beyonce feat Lady Gaga, ‘Video Phone (Extended Remix)’
Usher feat Will.I.Am, ‘OMG’
Janelle Monáe feat Big Boi, ‘Tightrope’

En iyi koreografi

En iyi sinematografi
Eminem, ‘Not Afraid’
Jay-Z and Alicia Keys, ‘Empire State of Mind’
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Mumford and Sons, ‘Little Lion Man’
Florence + The Machine, ‘Dog Days Are Over’

En iyi video yönetmeni
Bartholomew Cubbins: 30 Seconds To Mars, ‘Kings and Queens’
Hype Williams: Jay-Z and Alicia Keys, ‘Empire State of Mind’
Rich Lee: Eminem, ‘Not Afraid’
Francis Lawrence: Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Dave Meyers: P!nk, ‘Funhouse’

En iyi montaj
Jarrett Fijal: Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Ken Mowe: Eminem, ‘Not Afraid’
Clark Eddy: Rihanna, ‘Rude Boy’
Chris Davis: P!nk, ‘Funhouse’
Frank Macias: Miike Snow, ‘Animal’

En iyi özel efekt
Lady Gaga, ‘Bad Romance’
Eminem, ‘Not Afraid’
Muse, ‘Uprising’
Green Day, ’21st Century Breakdown’
Dan Black, ‘Symphonies’

70’lerden 2010’a Türkçe Pop

Yazın bu en sıcak günlerinde Ramazan öncesindeki son büyük Türkçe pop partisine hazır mısınız?  Pekala buyurunuz o halde:

Müzik editörü DJ Deniz Değerli ile beraber 7 Ağustos Cumartesi gecesi Studio Live’ın yeni mekanı Üzüm Kızı‘nda çalıyoruz. Gelenler bilir, 70’ler ve 80’lerle başlayıp 90’lardan 2000’lere uzanan geniş bir repertuarla eğlence gırla gidiyor bu partide! E ferah ferah da bir mekan, daha ne olsun?:)

Katılmak ve doyasıya eğlenmek istiyorum diyen Dikkat Müzik! takipçileri bu partiye ücretsiz girebilmek için dikkatmuzik@gmail.com adresine mail atarak kapıya isim yazdırabilirler:

http://www.biletix.com/event.htm?id=LKUK1

Tarih: 7 Ağustos Cuma
Saat: 21:30 – 04:00
Adres: Üzüm Kızı (Studio Live’ın yanı), Atıf Yılmaz Cad. No:17 (İstiklal Cad.Ağa Camii Sok.) Beyoğlu-

Bir ustanın ardından: Selmi Andak

Türk popunun bence en değerli müzisyenlerinden biriydi Selmi Andak. Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz bu değerli besteci, Ve Ben Yalnız, Gönlüm Çok Zengin, Acılar Sürekli Olamaz, ve onlarca diğer “çok güzel şarkıların” yaratıcısıydı.

Ama ben en çok Eurovision şarkıları ile sevdim onu. Yeliz’in Hayalimdeki Adam‘ı (1975), Neco’nun O Şarkıyı Henüz Yazmadım‘ı (1985), Nükhet Duru&Neco’nun Bir Sevgi Yeter‘i (1985), Nil Burak’ın Güneş Bir Kere Doğdu‘su (1985), ve unutulmaz Vedat Sakman&Seden Kutlubay yorumu ile (ve daha sonra Ajda Pekkan’ın da albümüne aldığı) Hayat Pencerenin Dışında (Yeniden) (1987), Eurovision Türkiye finallerinde yarışan efsane Selmi Andak şarkıları olarak tarihe, hafızalara geçti. Hele hele Asya’nın (o zamanki adıyla Tülay Saygun) yorumladığı bir Zamanda Gezinti vardır ki, yalnızca Andak’ın değil müzik tarihimizin kanımca en iyi bestelerinden biridir.

Uluslararası yarışmalardaki besteleriyle sayısız ödüllerin sahibiydi. Öyle ki, 1985’te İtalya’da (Palermo) ülkemize “Güneş Bir Kere Doğdu” ile kazandırdığı birinciliği bile var.

Geriye birçok değerli şarkı bırakan müzisyenimizin toprağı bol olsun diyor -nereden bulursunuz bilmem ama- ne yapıp edip arşivinize katmanızı dilediğim albümlerine göz atıyoruz:

TRT Müzik Dairesi’nin 2005 yılında yayınladığı “Eurovision Finallerinde Selmi Andak”, 2003 yılında yayınlanan “Uluslararası Ödüllü Selmi Andak Şarkıları” , ve geçen yıl Ossi Müzik etiketi ile yayınlanan -toplamda 34 şarkısını içeren- “Müzik: Selmi Andak-Bal gibi olur” ve “O şarkıyı henüz yazmadım” isimli 2 albümü, olmazsa olmaz listenizde bulunmalı. İşte sözü geçen 2 albümün kartonetinden Selmi Andak biyografisi:

İzmir’de dünyaya gözlerini açan Selmi Andak, orta öğrenimini Galasaray Lisesinde tamamlar, ardından hem Hukuk Fakültesi, hem de Konservatuarda okur. Yetinmez, Konservatuardan mezun olduktran sonra kalkar Paris’e gider ve orada Yüksek Müzik Okulunda ihtisas yapar. Altmışlı yıllarda Türkiye’de parmakla sayılacak kadar az sayıda popüler müzik bestecisi vardır ve Selmi Andak ilklerden biri olur. Aynı zamanda sanat ve müzik eleştirmenliği yapmakta, gazeteci kimliği ile de tanınmaktadır. O günlerin önemli şarkıcıları tarafından ardı ardına plak yapılan bestelerinde bir yandan dönemin popüler akımlarını yakalarken, bir yandan hem klasik hem de otantik müziğin kalıplarından yararlanmaktadır. Aranjman furyasının tam da ortasında ortaya konulan bu tavır, onun adeta bir milli besteci gibi yurt dışında yapılan bir dolu festivalde besteleriyle yarışmasına yol açmakla kalmaz, henüz emekleme çağındaki popüler müzik piyasasına da ne yönde ve nasıl büyüyüp serpileceği konusunda çok aydınlık bir çıkış yolu gösterir, adeta kılavuz olur.

Başından itibaren sadece bir müzisyen, bir besteci olmanın çok ötesinde, yazıp çizdikleriyle bir müzik teorisyeni, MESAM; POPSAV gibi meslek birliklerinde gösterdiği faaliyetlerle de adeta bir müzik emekçisidir Selmi Andak. Hep projeler üretir, hep yeni bir şeyler yapmak ister. Çevresindekiler ona ayak uydurmakta zorlanırlar her defasında. Uluslar arası standartlardaki besteciliği yurt dışındaki festivallerde her defasında ödüle layık görülse de, Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye tarihinin yarışmaya üst üste en çok ve en fazla sayıda şarkıyla katılan bestecisidir Selmi Andak.

(Haber resmi 1982 Eurovision finallerinden bir karedir: Andak, Neco’nun söylediği Gramofon şarkısının provalarını şarkının diğer yaratıcıları Aysel Gürel ve Buğra Uğur’la beraber izlerken).

***Spesiyal:

Ajda Pekkan – Yeniden (Hayat Pencerenin Dışında)

http://www.dailymotion.com/video/xavuft_ajda-pekkan-yenyden_music

Başlarken

Bugün Ağustos’un ilk günü ve yalnızca 2010’un değil, son yılların da en sıcak günlerinden birini yaşıyoruz. Kulağa hoş gelen her şeyi dinlemeyi seven biri olarak, Türk popüler müziğine yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan DikkatMüzik!’i ilgi ve bilginize sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Çok mu klasik oldu?

Peki, baştan alalım.

-Ve sahne kararır. Bir alkış bir tufan..(Kulaklar hizaya gelebilir mi lütfen? Fonda birinin avazı çıktığı kadar bağırdığını hayal ediniz) :

“Dikkkkaaaaat! Müzik yayında!”

“DikkatMüzik! yayında!”

Haklısınız, hava gayet sıcak ve ben mimarlık yerine neden reklamcılığı tercih etmemiş olduğum konusunda şu dakika ikna olmuş bulunmaktayım:)

Hoşgeldiniz. Radyo programlarımdan, Türkçe pop partilerimden ya da eski yazılarımdan beni tanıyanlarınız varsa eğer selam eder, yeni okuyuculara/dinleyicilere/müzik gönüllülerine ve bu sektöre emeği geçen herkese içten bir merhaba demek isterim.

Güncel müzik haberleri, albüm yorumları, konser ve etkinlik duyuruları ile müzik dünyasının nabzını tutacak olan DikkatMüzik! yayın hayatına şu dakika itibariyle başlamış bulunmaktadır. “Dikkat”inizi çekmek isteriz ki bu müzik blogunda her yerde okuduğunuz haberlerden biraz farklı şeyler bulabilirsiniz.

İyisi mi siz bloga bir göz atın..

Olcay Tanberken
dikkatmuzik@gmail.com

(Tepede gördüğünüz, DikkatMüzik! için özel hazırlanan resim, Burak Nazifoğlu’nun yetenekli kaleminden çıkmıştır. Kendisine teşekkür eder, farklı projeleri ile ileride adını daha çok duyacağınızın müjdesini veririz:)