Altın Kelebek’ten inciler

İlk kez 1972 yılında düzenlenen ve bu yıl 39.su gerçekleştirilen Hürriyet Altın Kelebek Ödül Töreni önceki gece Kanal D ekranlarında Haliç Kongre Merkezi’nden canlı yayınlanırken, bir kez daha bu ödül töreni işini her nasılsa beceremediğimizi gösterdi. Geçtiğimiz yıl Tuğba Ekinci’nin Tarkan ödül aldığı sırada sahneye fırlayıp “sen neden okul yaptırmıyorsun” diye sorarak Tarkan’a da izleyenlere de şok etkisi yarattıktan 1 yıl sonra bu kez sunuculardan Sarp Apak’ın gaf üstüne gaf yapması geceye damgasını vurdu. Geçen yıl Beyaz’la birlikte geceyi sunan Ayşe Arman’ı eleştirenler, bu yıl onu çok aramış olmalılar..

Apak’ın; Van’da bulunan Halil Sezai‘ye canlı bağlantı yapıldığında “Orası nasıl Van?” demesi çok garipti doğrusu. “En iyi çıkış” yapan ödülün 3. albümünü yayınlamış ve rüştünü ispatlayalı çok olmuş Gökçe‘ye verilmesi kafaları karıştırırken aynı ödülün Halil Sezai’ye de verilmesi şaşırtıcı oldu, o zaman En iyi çıkış yapan-lar falan denmesi gerekmez miydi? TSM tarzındaki -benim de çok başarılı bulduğum- son albümü nedeniyle Sertab Erener‘e layık görülen (ve gerçek şu ki bu yönüyle izleyiciden eleştiri alan) “En iyi TSM Kadın Sanatçı” ödülü açıklandığında bu işe Sertab’ın da epey şaşırdığı kameralardan kaçmadı. Çünkü albümü yaparken ne Sertab’ın böyle bir iddiası vardı, ne de albüm Sertab’ı TSM sanatçısı yapmadı. Yine de Hürriyet kendi içinde değerlendirip onu bu ödüle layık görmüş. Ancak asıl şok edici olan, Sarp Apak’ın “Sertab’da da her yol var” gibi ağza alınmayacak bir gafa imza atmasıydı.  ‘En İyi Kadın Sanatçı’ ödülünü almak için sahneye çıkan Göksel için “Bu kızcağız” tabirini kullanmakla yetinmedi, ödülü verdikten sonra da “Göksel’i salmıyoruz” dedi. Sezen Aksu‘nun ödül alan “Vay” klibi için “Sezen’in gözükmediği klip” dendi ama videonun sonunda Sezen Aksu’nun ayan beyan gözüktüğü bir klipti..

Birbiriyle son derece uyumsuz Sarp Apak, İrem Sak ve Ömer Erkan‘ın geceyi bir türlü “sunamaması”, sosyal medyada en güzel şu ifadeyle açıklandı aslında: “Ellerinde Gülse Birsel’in yazdığı metinler olmayınca Yalan Dünya oyuncuları böyle çuvallayabiliyorlar işte..”. Gece boyunca ödül dağıtan isimlerin ağırlıklı olarak yönetim kadrosundan olması, sunucuların sürekli birbirini kesmeleri ve bir ağızdan konuşmaya çalışmaları, gece sonunda sunucuların ellerine birer gitar alıp kelalaka bir şarkıyı, “Efulim”i söylemeleri törenin değerini düşürdükçe düşürdü.

Dağıtılan ödüllerin, her yıl olduğu gibi bu yıl da Hürriyet okurlarının beğenileriyle dağıtıldığı duyuruldu ama ödüle giden süreçte web sitesi üzerinden doldurulan formda aday sanatçılar sunulmadığı için ödüllerin şeffaflığı konusu kolaylıkla güme gitti. Nitekim ödül verilen birçok yapım ve dizinin de Kanal D yapımı olması bu şeffaf(sız)lığa katkıda bulundu. Müzik alanındaki ödüllerde her yıl olup da bu yıl Halk Müziği ödülünün olmaması şaşırtıcı değil miydi? Ya İbrahim Tatlıses’e 2 yıldır albüm yapmamasına karşın üst üste ödül verilmesi?

Bu geceyi izleyince kısa bir süre önce kaybettiğimiz Orhan Boran’ı ve nazarında tüm diğer eski TRT spikerlerini ne çok özlediğimizi hatırladım, nereden nereye geldiğimizi görüp üzüldüm. Zaten popüler diye oyuncuların sunucu yapılmasının da sonuna kadar karşısındayım; ancak  madem biraz da reyting peşindeliği söz konusu, o halde neden bu işi adam gibi yapabilecek deneyimli oyuncu-sunuculara vermiyorlar anlamak çok güç..

Olcay Tanberken (Dikkat Müzik!)

NOT: Sarp Apak’ın bir ara “Trending Topic olmuşuz, teşekkürler” demesiyle yerlere yattık. Tören bitip de Twitter başına geçtiğinde neden TT olduğunu öğrendiğinde herhalde şöyle bir yutkunmuş olmalı.

39.Altın Kelebek Ödülleri kazananları :

Kadın sunucu: Esra Erol
Erkek sunucu: Acun Ilıcalı
Kadın haber spikeri: Nazlı Tolga
Erkek haber spikeri: Mehmet Ali Birand
Drama: Muhteşem Yüzyıl
Senaryo yazarı: Gülse Birsel
Dizi yönetmeni: Çağatay Tosun (Suskunlar)
Dizi müziği: Nail Yurtsever-Cem Tuncer (Adını Feriha Koydum)
Kadın oyuncu: Meryem Uzerli
Erkek oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ
Komedi dizisi: Yalan Dünya
Kadın komedi oyuncusu: Gupse Özay
Erkek komedi oyuncusu:
Bartu Küçükçağlayan
Magazin programı: Pazar Sürprizi (Caner Erdem)
Güncel kültür-sanat programı:
Şeffaf Oda
Türk Pop Müziği kadın solist:
Ajda Pekkan
Türk Pop Müziği erkek solist: Murat Boz
Türk Sanat Müziği kadın solist:
Sertab Erener
Türk Sanat Müziği erkek solist:
Ahmet Özhan
Fantezi müzik kadın solist: Ebru Gündeş
Fantezi müzik erkek solist:
İbrahim Tatlıses
Turkcell Müzik Ödülleri: Kolpa (En İyi Müzik Grubu)-Halil Sezai (En İyi Erkek Sanatçı-Göksel (En İyi Kadın Sanatçı)
Çıkış yapan solist: Halil Sezai-Gökçe
Müzik grubu: Model
Klip: Sezen Aksu ‘Vay’
Sevil Kaynak-Sinan Tuncay
Şarkı: Yakar Geçerim (Tarkan)
Spor programı Yüzde Yüz Futbol
Yarışma programı Kim Milyoner Olmak İster
Özel ödül: Alpay, Selami Şahin, Seyyal Taner, Salim Dündar

Madonna konserinin ardından..

Geliyor gelecek derken Madonna’nın İstanbul konseri sosyal medya ve basının attığı manşetlerin tam karşılığıydı: “Madonna İstanbul’u salladı!”. Başbakan dün geceki kalabalığı görse Madonna’yı kıskanır mıydı bilemiyorum ama herhalde TTArena, 50 bin seyirciyle tarihindeki en dolu gecelerinden birini yaşadı. Bu konserin üstüne başka herhangi bir konser insanı bu kadar heyecanlandırır mı hiç emin değilim. Bildiğim ve konseri canlı izleme fırsatını kaçırmayanların da paylaştığı tek gerçek, Madonna’nın bizim starlara ve sahne, konser organizasyonuyla uğraşanlara dün gece açıkça ‘ders’ verdiği.

18:30’da duyurulan kapı açılışının 19:30’a alınması, aslında konserin de beklenenden geç başlayacağının sinyalini veriyordu. Nitekim konser 22 dolaylarında başladı; hiç aralıksız dur durak bilmeyen müthiş bir enerjiyle 2 saat sürdü. Dev tütsü ve çan sesleriyle başlayan ilk dakikalar, konserin ne kadar etkileyici geçeceğinin ilk işareti oldu. Tüyleri ürperterek insanı başka alemlere götüren ilahi müziğin büyüsü bütün arenayı sardığı anda kilisenin içinde dua eden bir Madonna gölgesiyle saha içi çığlıkları yükselmeye başlamıştı bile. Hayranların çığlıkları  ”Girl Gone Wild’‘ ile açılan konser boyunca devam etmese de, gecenin ilerleyen dakikalarında özellikle “Papa Don’t Preach”, “Vogue”, “Express Yourself” gibi eski şarkılarının introları duyulmaya başladığından itibaren yükseliyordu. “Like A Prayer”da salon tümüyle en coşkulu anını yaşadı.

Konser başlamadan önce arkadaşlarımla sahne tasarımını yorumlamış ve “biraz küçük değil mi?” diye kuşkuya düşmüştük. Ancak konserin başlamasıyla birlikte o küçük sahnenin görsel efektler, ışık şovları ve hareketli tasarımıyla nasıl bir anda büyüdüğünü görüp her defasında alkışı bastık. Madonna -bizim pek çok sanatçının konser sahnesini sadece yürümekten ibaret olarak görmesinin aksine- sahnenin her köşesinde inanılmaz eforuyla vardı;  bir ucundan bir ucuna koştu, ipte yürüdü, yerlerde sürüklendi, yeri geldi kendini parçaladı. Bir ara “Gang Bang” şarkısında bütün sahne silah sesleri eşliğinde kana boyandı. “Express Yourself”i, Lady Gaga’nın “Born This Way”ine bağlaması ve ardından “She’s Not Me”yle poposunu sallaması, konserin unutulmaz anlarından sadece bir kısmıydı. “Like A Virgin” gibi çok sevilen bazı hitlerini konsere özel farklı bir düzenlemeyle söylemesini de çok yadırgamadım, nihayetinde konserler biraz da albümün dışında versiyonlar ile ilgi çekici oluyor. Sonlara doğru yaklaşırken bir ara dansçısının Madonna’nın belini sıktıkça sıktığına ve kendimizi “daha ne kadar sıkabilir?” diye sorarken bulduğumuza tanık olduk. Kuşkusuz konserin başından sonuna kadar çok açık ve net biçimde bir “Madonna erotizmi”ydi seyrettiğimiz ve konser değil, adeta film tadındaki bu gösteriyi izleyen 50 bin kişinin mest olduğunu söyleyebiliriz.

Sosyal medyadan okuduğum kadarıyla konserin eleştirilen 2 konusu vardı. Birincisi playlist, diğeri de ses düzeni. Dünya çapında görüp görebileceğimiz böylesine bir şovun ses ve teknik açısından en ufak bir problemi olduğunu sanmıyorum, yankılanma ve uğultu olduysa bile bunun kesinlikle Madonna kaynaklı değil stadyum kaynaklı olduğu çok açıktı. TTArena, belli ki akustik açıdan çalışılmamış bir stadyumdu ve konser için uygun değildi. Konser playlistinin ağırlıklı olarak yeni albümden olması ise neden bazılarını şaşırttı anlamak çok güç, adı üstüne MDNA turnesiydi ve Madonna haklı olarak yeni albümünün promosyonunu yapıyordu. Öte yandan yine de çoğu seyircinin coşkusuz olmasını bilmediği yeni şarkılara değil, Madonna ve dansçılarının bu nefes kesen gösterisi karşısında nutuklarının tutulmasına da bağlamak mümkün.

Seyyar satıcıların kalabalığın ilerlemesini büyük ölçüde engellediğini de düşünürsek konser çıkışının çok sağlıklı ve planlı koşullarda gerçekleştiğini söyleyemeyiz. İzdiham bir yana, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Metro hattını bu geceye özel sadece 1 saat uzatması, metroyu kaçıran binlerce insanı trafikte bıraktı. Ancak bunlar, konseri bizler için unutulmaz kılmaktan alıkoyamayacak detaylardı elbette. Madonna konserinin yalnızca Madonna’dan ibaret olmadığını ve muhteşem dansçılarıyla birlikte başlı başına bir olay olduğunu gördük. Nitekim İstanbul dün gece, görüp izleyeceği en iyi dünya şovunu (ve hatta şov içinde şov-“dünyanın şovu” da diyebiliriz) izledi ve bu tarihi geceye tanıklık edenler çok şanslıydı. Gecenin en iyi özeti sanıyoruz tek cümleyle anlatılabilir: Madonna dünya starlarından herhangi biri değil, yaşayan en büyük efsane star.

(7 Haziran 2012 MDNA İstanbul konseri playlisti: Girl Gone Wild, Revolver, Gang Bang, Papa Don’t Preach, Hung Up, I Don’t Give A*, Express Yourself, Give Me All Your Luvin’, Turn Up The Radio, Open Your Heart, Sağara Jo, Masterpiece, Vogue, The Erotic Candy Shop, Human Nature, like A Virgin Waltz, I’m Addicted, I’m A Sinner, like A Prayer, Celebration)

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Süperstar 20 Haziran’da KüçükÇiftlik Park’ta

Kendisine verilen Süperstar ünvanını fazlasıyla hak eden, 2012 yılı Kral Tv Müzik Ödülleri’nde “En İyi Kadın Sanatçı”, “En İyi Şarkı” ve “En İyi Albüm” ödüllerini alan Ajda Pekkan, ilk yaz konserinde Küçükçiftlik Park’ta sevenleri ile buluşuyor.

20 Haziran Çarşamba akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek olan Nişantaşı Üniversitesi Nişantaşı Festivali Ajda Pekkan Konseri’nde; genelini üniversite öğrencilerinin oluşturduğu binlerce dinleyici, muhteşem şarkılarla yazın gelişini kutlayacak. Face Organizasyon’un düzenleyeceği konserde 20 Haziran gecesi Süperstar, sahne şovları, kostümleri ve sürprizleriyle de görsel bir şölen sunmaya hazırlanıyor.

Biletler Biletix’te:
http://www.biletix.com/etkinlik/NKUF1/ISTANBUL/tr

Mehtap Meral “Ben Her Bahar Aşık Olurum” diyor

Sezen Aksu’nun 1981 tarihli “Ağlamak Güzeldir” albümünden “Ben Her Bahar Aşık Olurum”u kim unutabilir ki?  Mehtap Meral yorumuyla yeniden hayat bulan şarkı, şimdi de video klibiyle ekranlarda. 2011’in Haziran ayında müzik dünyasına tango şarkılardan oluşan ilk albümü “Aşk” ile merhaba diyen Mehtap Meral albümün ilk video klibi “Son Tango” yu geçtiğimiz Ocak ayında yayınlamıştı. Şimdi ise albümün ikinci video klibi “Ben Her Bahar Aşık Olurum”’ u müzik severlerin beğenisine sunuyor. Sözleri Aysel Gürel, müziği Selmi Andak imzası taşıyan “Ben Her Bahar Aşık Olurum”u Baki Duyarlar’ın aranjesi ile tango formunda yorumlayan Mehtap Meral, yönetmenliğini Eylem Kazgan’ın üstlendiği ve HD formatında Büyükada’da çekilen video klibi Aysel Gürel’e ithaf etmiş.

Gürol Ağırbaş’tan “Bas Şarkıları”

Piyasada artık bulunmayan pek çok 90’lı yıllar albümlerinin yeniden basıldığını görmek/duymak inanılmaz sevindirici. Bu konuda yeni bir müjde daha Ada Müzik’ten geldi. Gürol Ağırbaş’ın ’95 yılında yayınlanan ilk albümü ‘’Bas Şarkıları’’ ile ’98 yılında yayınlanan ikinci albümü ‘’Bas Şarkıları İki’’ Ada Müzik etiketiyle tıpkı basım olarak yayımlandı.

“Bas Şarkıları”

Gürol Ağırbaş’ın 1995 yılında yayınlanan “Bas Şarkıları” albümü, Türkiye’de bir basçının çıkarttığı ilk profesyonel solo albüm niteliğinde. Müzik Direktörlüğünü Gürol Ağırbaş’ın üstlendiği albümünün kayıtları iki farklı stüdyoda gerçekleşti. ‘’Afrika, F maj, Leyla, Koyun Baba’’ nın kayıtları Erekli &Tunç stüdyosunda Hamit Ündaş tarafından ‘91 yılında,  ‘’O Ya Na Ne, Ağıt, Balerin, Blues’’ un kayıtları ise Cem Büyükuzun tarafından ’94 yılında LivingRooms stüdyosunda yapıldı. Albümdeki şarkılar ve Düzenlemeler Gürol Ağırbaş’a, grafik dizayn’ı Sibel & Özgür Arcan’a, fotoğrafları ise Giray Güngör’e ait. Ayrıca  ‘’O Ya  Na Ne’’ adlı şarkıya Akademi Production tarafından klip çekildi. Müziklerinin Gürol Ağırbaş’a ait olduğu şarkıda Bas’da (guild) Gürol Ağırbaş, Davul’da Cem Aksel, keyboards’da OzanDoğulu, Vurmalı Çalgılar’da Birol Ağırbaş ve Vokalde de Vural Şerifoğlu eşlik etti.

“Bas Şarkıları İki”

1998 yılında yayınlanan “Bas Şarkıları İki”  albümünün düzenlemeleri Gürol Ağırbaş ve Ozan Doğulu imzası taşıyor. Tüm bestelerin Gürol Ağırbaş’a ait olduğu albümde Cem Aksel, Birol Ağırbaş, Vural Şerifoğlu, Ozan Doğulu gibi eski yol arkadaşlarının yanında,Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Ahmet Mısırlı, Akın Eldes, Kubat gibi isimler konuk olarak yer alıyor. Ayrıca albümdeki ‘108’ adlı bestenin sözleri de Bülent Ortaçgil’e ait. ‘’Bas Şarkıları İki’’ albümünün kayıtları ve mixleri  CemBüyükuzun tarafından Ozan Doğulu stüdyosunda, mastering’i Cem Büyükuzun ve Didem Kurt  tarafından Stüdyo Audeon’da  yapıldı. Albümün fotoğrafları Koray Kasap’a, grafik ve foto efekt’ler  Sibel & Özgür Arcan’a ait.

Sıla’dan “Joker” albüm!

Türk popüler müziğinin güçlü ve başarılı müzisyeni Sıla, bir “ara” albümle sevenlerine sürpriz yaptı. “Joker” adlı özel çalışmasında sevilen şarkılarını akustik olarak yeniden yorumlayan Sıla, özenli kartonet çalışmasıyla da müzik çevrelerinden tam not almayı başarıyor.

Hepsi birbirinden önemli müzisyenlerden oluşan orkestrası ile birlikte Olimpos’da bir otelde çekilen“Joker”de DVD+CD şeklinde hem görüntülü hem audio olarak Sıla’nın en sevilen şarkıları, daha önce hiç duymadığınız yeni düzenlemeleri ile yer alıyor.  “Yoruldum” şarkısının yepyeni versiyonu da radyo ve televiyonlar aracılığıyla müziksevenler ile buluşuyor.

Her müzikseverin arşivinde mutlaka yer alması gereken , bu çekim yolculuğunda yaşanan unutulmaz anları, özel kamera arkası görüntüleri ve röportajlarıyla birlikte sizi hem güleceğiniz hem hüzünleneceğiniz müzikal bir yolculuğa davet ediyor. Sıla’yı daha önce hiç görmediğiniz çalışma ortamında ya da Olimpos’un olağanüstü doğasında yürüyüşe çıkarken izleyebileceğiniz  isimli bu özel DVD+CD,  Sony Music etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Reyhan Karaca’dan 2 yeni şarkı

DikkatMüzik!’in şiddetle tavsiye ettiği bir diğer yeni albüm Reyhan Karaca’dan. Karaca, 2 yıllık suskunluğunu bozdu ve beklenen bir tekli çalışma ile sevenlerine merhaba diyor. Şehrazat ve Zeki Güner şarkılarının yer aldığı “Yaz” adlı çalışmanın 2 şarkısı da, sıkı altyapıları ve enerjik duruşları ile umut vaadediyor. 

Kendine has tarzı ve yorumuyla müzik dünyasında farklı bir yer edinen Reyhan Karaca, bu tekli ile yaza damgasını vurma konusunda iddialı. 2 şarkıdan oluşan çalışmada 90’lı yıllarda Emel Müftüoğlu’nun albümünde yer alan sözü ve müziği Şehrazat’a ait “Sevmek en büyük devlet” şarkısı yer almakta. İkinci şarkı son yıllarda çok sayıda hit şarkı çıkaran, sözü ve bestesi Zeki Güner’e ait “Yüz yıldır yalnızım”.  Şarkıların düzenlemeleri Alper Atakan’a ve mix-mastering Barış Büyük’e ait. Fotoğraflarta ise Cengiz Dikbaş imzası var.

“En iyileriyle” Tavernalar Kralı Hayko

45’likler bir kez daha, bu defa Taverna Kralı Hayko şarkılarıyla dönüyor! Ossi Müzik’in Türk popüler müziğinin sesli arşivini bugünlere taşımak maksadıyla 2005 yılında başlattığı harekât “En İyileriyle Hayko” albümüyle devam ediyor. Tavernalar Kralı Hayko’nun müzik kariyerinin en önemli şarkılarını gün ışığına çıkaran bu albümdeki şarkıların tamamı orijinal plak kayıtlarından oluşuyor.

Tavernaların eğlendiren şarkıcıları arasında en ‘kral’ıydı Hayko ve bu yüzden “Tavernalar Kralı” na çıkacaktı adı. Ona bu unvanın yakıştırılması boşuna değildi. Her telden, her dilden şarkılarla onu dinlemeye gelenleri gece boyu yerinde oturtmaz, coşturur, eğlendirirdi. Bir tebessüm kalırdı evlerine dönerken insanların yüzünde. Bu pek az şarkıcıya nasip olmuş bir yetenek, bir marifetti.

Türk popunun plaklarda kalmış tarihini gün ışığına çıkarmaya devam eden Ossi Müzik, bu albümle de diskografisinin tamamı arşivlerde gömülü bir yıldızın daha şarkılarını bugüne taşıyor. Zührap Büyük ve bir şarkıda da Çiğdem Talu’nun sözleriyle Türkçe’ye kazandırılmış altmış ve yetmişler usulü taverna şarkılarının on altı tanesi ve dört de Ermenice şarkı ile Hayko kariyerinin belki az ama hakikaten öz bir seçkisi bu. Hayko’nun şöhreti kazandığı “Sude Sude”nin orijinal ve Türkçe versiyonlarının yanı sıra Mavi Boncuk’un ilk versiyonu “Nazlısın” ve tek kanallı siyah beyaz televizyon günlerinde Hayko’yu sık sık ekranda söylerken izlediğimiz “Sor Bana” albümde yer alan Hayko şarkılarının bir kaçı.

“En İyileriyle Hayko” albümünün yapımcısı Hakan Eren. Kartonet yazısını Yavuz Hakan Tok’un yazdığı albümdeki şarkıları plaklardan dijital ortama Bora Ebeoğlu aktardı. Kapak grafik tasarımı Onur Ulutaş tarafından yapıldı.

 

Eski şarkıları yeniden keşfe yolculuk

Radyocu ve prodüktör Hakan Eren, 2005 yılından itibaren 4 albümlük bir seriyle başlattığı “Bir Zamanlar” projesine “Keşfedilecek Plaklar” başlığıyla devam ettirmişti. Bu hafta müzikmarketlere sunduğu “Bir Zamanlar-Özel 3” albümünü yayınlayan Eren, sürpriz şarkıları gün yüzüne çıkardığı yeni albümüyle de müzikseverleri sevindiriyor.

Kayahan’ın kariyerinin başında yayımladığı ilk 45’likleri ve 1981 yılında piyasaya çıkan ilk albümü plaklar üzerinde kalmış ve bugünlere aktarılamamıştı. İşte o plaklardan bir şarkı ilk kez bu albümle gün ışığına çıkıyor. Önce 1980 Yılında 45’lik plak olarak yayımlanan, daha sonra Kayahan’ın ilk 33’lüğünde de yer alan, söz ve müziği Kayahan’a ait “Bekle Gülüm”, orijinal plak kaydıyla bu albümde.

“Bir Zamanlar Özel 3” albümünün bir başka sürprizi ise Neşe Karaböcek’in seslendirdiği “Bir Tuhafım Bu Akşam”. Bugüne dek piyasaya çıkmış yüzlerce plağından çok az şarkısı CD üzerine aktarılmış olan Neşe Karaböcek’in 1981 yılında kaydettiği bu şarkı, Bir Yaşar Güvenir bestesi.

Albümde ayrıca yakın zamanda son yolculuğuna uğurladığımız besteci, söz yazarı ve şarkıcı Turgay Merih’in en sevilen şarkılarından biri olan “Kara Sevda Yüzünden” ve yine bu yıl hayata gözlerini yuman Esin Afşar’ın “Dert Şarkısı” da yer alıyor.

Yine bu albümde kantolarıyla tanıyıp sevdiğimiz Nurhan Damcıoğlu ve alaturka müziğin en popüler assolistlerinden Gönül Yazar da birer pop şarkıyla çıkıyorlar karşımıza.

Koca bir pop müzik tarihinden seçilmiş, yeniden keşfedilmeyi bekleyen her biri ayrı lezzette 22 şarkıdan oluşan bu seçki, Issız Adam filmine de müzikal danışmanlık yapan Hakan Eren’in albüm kartonetinde vurguladığı gibi “Eski plaklarda kalmış şarkıları yeniden keşfetmek için bir film ya da bir dizi daha beklemeyin !” 

İşte albümdeki şarkıların tam listesi:

1- BİR TUHAFIM BU AKŞAM – NEŞE KARABÖCEK 1981
2- BEKLE GÜLÜM – KAYAHAN 1981
3- SENİ SORDUM – GÖNÜL YAZAR 1974
4- BİR ESKİ ŞARKI – NİL BURAK 1977
5- SICAK SIMSICAKSIN– SEMIHA YANKI 1978
6- BELKİ BUGÜN BELKİ YARIN – NURHAN DAMCIOĞLU
7- KARA SEVDA YÜZÜNDEN – TURGAY MERİH 1981
8- DERT ŞARKISI – ESİN AFŞAR 1974
9- SÖYLEYEMEM – İSKENDER DOĞAN 1977
10- HEP O KIŞI HATIRLARIM– NÜKHET DURU 1981
11- VARSIN OLSUN– COŞKUN DEMİR 1982
12- YORGUNUM– SİBEL EGEMEN 1981
13- ARKADAŞIMIN AŞKISIN – ERCAN TURGUT 1983
14- KÜÇÜK BİR KIZ – AYLA ALGAN 1978
15- YALNIZ DEĞİLSİN – ERSAN ERDURA 1977
16- AÇILMAMIŞ MEKTUP – IŞIL YÜCESOY 1977
17- NERELERDEYDİN KİMBİLİR – ENGİN EVİN 1978
18- ZAMAN GEÇİYOR – CAHİT OBEN 1975
19- BEYAZ GÜVERCİN– METİN ERSOY 1975
20- BİR BAŞKA ŞARKI– BANU 1982
21- VARSIN OLMASIN – CANTEKİN 1981
22- MERHABA – HAYKO 1974

 

Eren Sandal’dan beklenen “ilk” albüm

Profesyonel müzik hayatına 2 sene önce Enbe Orkestrası’nın “Kalbim” albümünde, Ajda Pekkan ile düet yaparak başlayan Eren Sandal sesini, sözünü ve müziğini güçlü bir şekilde müzik severlerle buluşturmayı başarmıştı. Ajda Pekkan ile seslendirdiği “Sev Beni” isimli düeti radyolar ve dinleyiciler tarafından sevilince şarkı kısa sürede çeşitli radyolarda liste başı olup, internet üzerinden de 2 milyonun üzerinde dinlenme sayısına ulaşan genç şarkıcı, ilk solo teklisi olan “Rüzgar”ın ardından bu kez ilk solo albümüyle müzikamarketlerde. “Gönlüme Göre” adını verdiği albüm Yaşar Plak etiketi ile yayınlandı.

Albümde, 10 yeni şarkının yanı sıra “Sev Beni” ve “Rüzgar” adlı şarkıların farklı versiyonları da yer alıyor. Ağırlıklı olarak Eren Sandal şarkılarından oluşan albümde, “Kurban”, “Amin”, “Ayıp Lisan”, “Efendi” ve “Aşk” Eren Sandal ve Ulaş Sümer imzası taşıyor. “Son Nefes” adlı şarkının müziğinde Hazal Ata’nın desteği, “Gel Hemen” adlı şarkının sözü ve müziğinde Eren Sandal ve Cem Gelinoğlu imzası bulunuyor. “Sev Beni”, “Boncuk”, “Rüzgar”, “Sokaklarım Tenha” ve “Yangın Yerim” adlı şarkıların söz ve müziği ise Eren Sandal’a ait. Albüm içerisindeki 12 şarkının aranjör koltuklarında Ulaş Sümer, Sadun Ersönmez, Burak Yeter ve Hakan Özkan yer almakta.

Albümün ilk klip çalışması, aşk için mistik bir ritüel olarak kurgulanan “Kurban” isimli şarkıya geldi. Yönetmen koltuğunda oturan Mustafa Söğütlü klibin çekimlerini 15 saatte tamamlarken, klipte Eren Sandal’a dansçı ve oyunculardan oluşan genç bir ekip eşlik etti. Bu renkli ve enerji dolu klip önümüzdeki hafta müzik kanallarındaki yerini alacak.

Avea Müzik Bloggerları Fikir Takımı-7.Buluşma: “Türk Rock Müzik Tarihi”

Avea’nın Türk müzik sektörüne yön veren isimleri müzik bloggerları ile biraraya getirdiği “Tea & Talk” buluşmalarından daha önce DikkatMüzik!‘te bahsetmiştik. İşte o buluşmaların 7.cisi geçtiğimiz günlerde “Türk Rock Müzik Tarihi” başlığıyla Blogger’s Base‘de gerçekleşti. Tolga Akyıldız moderatörlüğünde sektörün en önemli isimlerinin katıldığı buluşmanın konukları müzik araştırmacısı, yazar ve radyo programcısı Güven Erkin Erkal, Blue Jean Dergisi yayın yönetmeni Çağlan Tekil ve birçok albümün prodüktörlüğünü yapan Pentagram üyesi Tarkan Gözübüyük oldu.

Türkiye’de rock müziğin yeniden yükselişe geçtiği 80’li yılların sonundan itibaren ilk Türkçe sözlü rock yapan grubun Bulutsuzluk Özlemi olduğunun vurgulandığı buluşmada Erkin Koray, Moğollar, Cem Karaca ve Barış Manço gibi geçmişin kült isimlerinden beslenen yeni dönem Türkçe rock’ta kimlerin nasıl bir yerde durduğu, “Türkçe rock” diye birşeyden söz edilip edilemediği konularına değinilirken 90’lı yıllardan bu yana geniş kitlelerce sevilmiş önemli temsilcilerinin Teoman, Şebnem Ferah, Kargo, Özlem Tekin, Mor ve Ötesi, maNga, Kurban ve Nekropsi gibi isim/grupların altı çizildi. Anadolu Pop/Rock denen oluşumdan ancak ve sadece yararlanmayı bilen ve yeni bir müzik anlayışına sahip olmayıp bu türü sadece “devam ettiren” isim/gruplar eleştiri konusu olurken, sohbetin farklı bakış açılarıyla sürmesi 2000’li yılların gruplarını daha çok değerlendirmeyi bir başka buluşmaya bıraktı. Tea&Talk buluşmalarında muhakkak değinilen “Müzik yazarlığı” konusu da bu buluşmada yine gündem maddelerinden biriydi.

Bloggerlar olarak Türk Rock Müzik Tarihi başlıklı toplantının devamının mutlaka gelmesi gerektiği konusunda ortak bir görüşe sahip olmakla beraber, yeni sezondan önceki bu son “Avea Müzik Bloggerları Fikir Takımı” toplantısının çok verimli geçtiğini söyleyebiliriz.

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Ece Dorsay 11 Haziran’da Mayotte’de

Beyoğlu’nun can damarı İstiklal caddesinin en yeni ve alternatif sahnesi Mayotte performans sahnesinde yıllardır bildiği yoldan şaşmayan kendine özgü bir kadın ozan ve şarkıcıyı konuk ediyor : “Ece Dorsay”.

2002 yılında Kum Saati adlı ilk solo albümü çıkaran Dorsay, 2010 yılında ise kendi imkanlarıyla kaydettiği Kırmızı Karanlık adlı ikinci solo albümü yayınlandı. 2009’dan beri Birgün gazetesi pazar ekine yazmakta. Aynı yıl Mor Rüya adlı şiir kitabı yayınlandı. Açık Radyo’da her Cumartesi 18:00’da Dağınık Oda adlı programına Türk indie grupları konuk almakta.

Efes One Love Fest 2011, H2000, Hayal Kahvesi, Bronx, Boğaziçi Üniversitesi gibi bir çok yerde ve festivalde tek başına ve grupla sahne alan sanatçı üzerinde çalıştığı ve geliştirdiği SOLO sahne projesinde; Telecaster elektro gitarı ve pedallarıyla, memleketten pop ve dünyadan caz şarkılarını kendine özgü alternatif yorumuyla çalıp söylüyor.

Eurovision’un ardından..

Bir Eurovision daha geride kaldı. Bence oldukça güzel bir yarışmaydı bu yıl izlediğimiz; hem güçlü şarkılar vardı, hem de Azeri kardeşlerimiz tüm Alman ve İsveç’li teknik ekibin de desteğiyle oldukça güzel bir organizasyona imza atmışlardı, tebrikler gerçekten..

Baktım Türk medyası her Eurovision öncesi ve sonrasında olduğu gibi yine bir anda Eurovision uzmanı kesilmiş, her köşede bir yazı, bir yorum. Beş kere Eurovision’u yerinde izleyip yorumlarımı Türkiye’ye aktarmış biri olarak kendime haksızlık etmeyeyim dedim ve ben de bu yıl neyi nasıl gördük paylaşayım istedim.

7. oluşumuz bir yana, bir kere kimsenin İsveç’in “Euphoria” şarkısı ile Loreen‘a “nasıl kazandı yahu?” demesine en ufak bir lüzum bile yok. Şarkıysa şarkı, ses ise ses, karizma ise karizma. Kadında herşey vardı ve neredeyse tüm ülkelerden oy toplayarak Eurovision tarihinin en yüksek 2. puanını alarak yılın birincisi oldu. Hem izleyicilerin hem de sunucularımız Bülent Özveren ve Erhan Konuk‘un yarışma boyunca sürekli komşu oylarından şikayet etmesi bana hep saçma gelmiştir, çünkü aynı ülkeler her sene yarışıyor zaten. İsveç eğer komşu oyları ile almışsa yarışmayı biz de zamanında öyle almışız(!) demek ki, ya da tüm diğer kazananlar..Üstelik oy paslaşmasını biz de en az onlar kadar yapmıyor muyuz? Yunanistan ve Güney Kıbrıs karşılıklı 12’lerini paylaşırken biz Azerbaycan ile farklı bir oy dayanışması mı yapıyoruz? Bir kere de Bosna-Hersek ve Makedonya’ya bizden hiç puan çıkmasın mesela, şaşırmaz mısınız?  >> Okumaya devam et “Eurovision’un ardından..”

Nazan Öncel yazdı, Al Bano Türkçe Okudu

Nazan Öncelin sözlerini yazdığı “Neden Yoksun” şarkısını İtalyan şarkıcı Al Bano Türkçe seslendirdi. Haziran ayında çıkacak olan “Neden Yoksun” albümünde Al Bano, Ömür Gedik ile birlikte düet yapacak.

Nazan Öncel şarkı ile ilgili olarak “Neden Yoksun”u yazarken yıllar önce New Orleans’da 23 yaşında kaybolan kızları Ylenia gözümün önünden gitmiyordu. Bir anne babanın bundan daha büyük acısı olamazdı diyerek, içimi acıyla doldururken yazdığım bir aşk şarkısı oldu. Efsane olmuş bir İtalyan şarkıcının Türçe şarkı söylemesi de çok hoş bir duygu” diye konuştu.