Madonna konserinin ardından..

Geliyor gelecek derken Madonna’nın İstanbul konseri sosyal medya ve basının attığı manşetlerin tam karşılığıydı: “Madonna İstanbul’u salladı!”. Başbakan dün geceki kalabalığı görse Madonna’yı kıskanır mıydı bilemiyorum ama herhalde TTArena, 50 bin seyirciyle tarihindeki en dolu gecelerinden birini yaşadı. Bu konserin üstüne başka herhangi bir konser insanı bu kadar heyecanlandırır mı hiç emin değilim. Bildiğim ve konseri canlı izleme fırsatını kaçırmayanların da paylaştığı tek gerçek, Madonna’nın bizim starlara ve sahne, konser organizasyonuyla uğraşanlara dün gece açıkça ‘ders’ verdiği.

18:30’da duyurulan kapı açılışının 19:30’a alınması, aslında konserin de beklenenden geç başlayacağının sinyalini veriyordu. Nitekim konser 22 dolaylarında başladı; hiç aralıksız dur durak bilmeyen müthiş bir enerjiyle 2 saat sürdü. Dev tütsü ve çan sesleriyle başlayan ilk dakikalar, konserin ne kadar etkileyici geçeceğinin ilk işareti oldu. Tüyleri ürperterek insanı başka alemlere götüren ilahi müziğin büyüsü bütün arenayı sardığı anda kilisenin içinde dua eden bir Madonna gölgesiyle saha içi çığlıkları yükselmeye başlamıştı bile. Hayranların çığlıkları  ”Girl Gone Wild’‘ ile açılan konser boyunca devam etmese de, gecenin ilerleyen dakikalarında özellikle “Papa Don’t Preach”, “Vogue”, “Express Yourself” gibi eski şarkılarının introları duyulmaya başladığından itibaren yükseliyordu. “Like A Prayer”da salon tümüyle en coşkulu anını yaşadı.

Konser başlamadan önce arkadaşlarımla sahne tasarımını yorumlamış ve “biraz küçük değil mi?” diye kuşkuya düşmüştük. Ancak konserin başlamasıyla birlikte o küçük sahnenin görsel efektler, ışık şovları ve hareketli tasarımıyla nasıl bir anda büyüdüğünü görüp her defasında alkışı bastık. Madonna -bizim pek çok sanatçının konser sahnesini sadece yürümekten ibaret olarak görmesinin aksine- sahnenin her köşesinde inanılmaz eforuyla vardı;  bir ucundan bir ucuna koştu, ipte yürüdü, yerlerde sürüklendi, yeri geldi kendini parçaladı. Bir ara “Gang Bang” şarkısında bütün sahne silah sesleri eşliğinde kana boyandı. “Express Yourself”i, Lady Gaga’nın “Born This Way”ine bağlaması ve ardından “She’s Not Me”yle poposunu sallaması, konserin unutulmaz anlarından sadece bir kısmıydı. “Like A Virgin” gibi çok sevilen bazı hitlerini konsere özel farklı bir düzenlemeyle söylemesini de çok yadırgamadım, nihayetinde konserler biraz da albümün dışında versiyonlar ile ilgi çekici oluyor. Sonlara doğru yaklaşırken bir ara dansçısının Madonna’nın belini sıktıkça sıktığına ve kendimizi “daha ne kadar sıkabilir?” diye sorarken bulduğumuza tanık olduk. Kuşkusuz konserin başından sonuna kadar çok açık ve net biçimde bir “Madonna erotizmi”ydi seyrettiğimiz ve konser değil, adeta film tadındaki bu gösteriyi izleyen 50 bin kişinin mest olduğunu söyleyebiliriz.

Sosyal medyadan okuduğum kadarıyla konserin eleştirilen 2 konusu vardı. Birincisi playlist, diğeri de ses düzeni. Dünya çapında görüp görebileceğimiz böylesine bir şovun ses ve teknik açısından en ufak bir problemi olduğunu sanmıyorum, yankılanma ve uğultu olduysa bile bunun kesinlikle Madonna kaynaklı değil stadyum kaynaklı olduğu çok açıktı. TTArena, belli ki akustik açıdan çalışılmamış bir stadyumdu ve konser için uygun değildi. Konser playlistinin ağırlıklı olarak yeni albümden olması ise neden bazılarını şaşırttı anlamak çok güç, adı üstüne MDNA turnesiydi ve Madonna haklı olarak yeni albümünün promosyonunu yapıyordu. Öte yandan yine de çoğu seyircinin coşkusuz olmasını bilmediği yeni şarkılara değil, Madonna ve dansçılarının bu nefes kesen gösterisi karşısında nutuklarının tutulmasına da bağlamak mümkün.

Seyyar satıcıların kalabalığın ilerlemesini büyük ölçüde engellediğini de düşünürsek konser çıkışının çok sağlıklı ve planlı koşullarda gerçekleştiğini söyleyemeyiz. İzdiham bir yana, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Metro hattını bu geceye özel sadece 1 saat uzatması, metroyu kaçıran binlerce insanı trafikte bıraktı. Ancak bunlar, konseri bizler için unutulmaz kılmaktan alıkoyamayacak detaylardı elbette. Madonna konserinin yalnızca Madonna’dan ibaret olmadığını ve muhteşem dansçılarıyla birlikte başlı başına bir olay olduğunu gördük. Nitekim İstanbul dün gece, görüp izleyeceği en iyi dünya şovunu (ve hatta şov içinde şov-“dünyanın şovu” da diyebiliriz) izledi ve bu tarihi geceye tanıklık edenler çok şanslıydı. Gecenin en iyi özeti sanıyoruz tek cümleyle anlatılabilir: Madonna dünya starlarından herhangi biri değil, yaşayan en büyük efsane star.

(7 Haziran 2012 MDNA İstanbul konseri playlisti: Girl Gone Wild, Revolver, Gang Bang, Papa Don’t Preach, Hung Up, I Don’t Give A*, Express Yourself, Give Me All Your Luvin’, Turn Up The Radio, Open Your Heart, Sağara Jo, Masterpiece, Vogue, The Erotic Candy Shop, Human Nature, like A Virgin Waltz, I’m Addicted, I’m A Sinner, like A Prayer, Celebration)

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s