Röportaj: “Control+Z”

profil-1

Control+Z  yepyeni bir grup… Hem kendilerini hemde albümlerini hep beraber tanıyalım.

İrem: Control+Z kimdir? Kendinizi bize tanıtır mısınız?

Buğra: Üniversite yıllarında Edirne’de tanıştık. Resmi olarak tanışmadan önce bile birbirimizi bilirdik çünkü aynı barlara takılır farklı gruplarda çalardık. Daha sonra bir yarışma vesilesi ile bir araya geldik. Ardından birkaç tane daha yarışmaya katıldık ve çeşitli dereceler elde ettik. Yarışmalarda başarılı olmak bu bağları kuvvetlendiriyor. Çünkü sizinle aynı amaç için uğraş veren yoldaşlarınız var. O günden bugüne aynı kadro ile devam ediyoruz.

Gökhan: Aslında Control+Z’ nin bir araya gelme amacı da biraz farklılık taşıyor. Buğra’nın da dediği gibi birbirimize tanıyıp farklı gruplarda çalmamıza rağmen bir araya gelip Control+Z’yi oluşturma sebebimiz cover yerine tamamen beste üretmek ve beste çalmak fikriydi. Bunun uzun yıllar zorluğunu çektik diyebilirim.

İrem:Albümden önce neler yapıyordunuz?

Buğra:Cornershopismindecover yaptığım bir grubum vardı. O vesileyle çok değerli müzisyenlerle beraber çalışma fırsatım oldu. Bir yandan da okulum devam ediyordu.

Gökhan: Üniversitenin ilk yılları olduğu için okul dışında çok alternatifiniz olmuyor. Mihraç’la birkaç cover projesinde birlikte çalıyorduk.

Başar: Çeşitli gruplar, sanatçılar, senfoni ve oda orkestralarıyla çalıştım. Aynı zamanda bir yandan konservatuvarı okuduğum için derslerime yoğunlaşıyordum.

Mihraç: Gökhan’la ev arkadaşı olduğumuz için onunla farklı gruplar denedik. Ben bir yandan İstanbul’da devam eden cover projelerinde çalıyordum. Edirne’den git gel zor olsa da söz konusu müzik olunca fedakârlıklar kaçınılmaz oluyor.

İrem:Albüm yapma kararını nasıl verdiniz?

Buğra: Albüm yapmak biraz da ortalığı toparlamak demekti. O kadar çok şey birikiyor ki, bu duyguları en samimi şekilde kaydedip dinleyiciye sunmak ve anlattığımız duyguya ortak olduklarını görmek, belki de bizi müziğe bağlayan en önemli unsur. Yani geç kaldığımızı düşünsek de ilk adımı atmak için “Sadece Dinle”yi çıkarmak bizim için önemliydi.

Gökhan: En baştada dediğim gibi biz bir yola girmeye karar verip sonu bizi albüme götürmedi. Z’yi ilk kurduğumuzdaki amacımız buydu diyebilirim. Sonuçta herkes grup kurarken sonunda albümü düşler ama bizim direk hedefimiz buydu. Biraz planladığımız tarihten geç çıktı onu da nazar boncuğu olarak görüyoruz.

İrem:Albümde kimlerle çalıştınız?

Mihraç: Albümü SAE stüdyolarında Özkan Oral önderliğinde kaydettik. Albümde Cihan Erkene, Gökçe Dayanç, İdil Ağaoğlu, Çağrı Nar, Onur Nar, Serhan Güneysu, Yılmaz Şenyaylar gibi değerli müzisyenlerle çalıştık. Kapak tasarımı Can Köseoğlu, fotoğraflarıysa Akın Bağcılar çekti. Emre Turhal ve Ümit Kış’ta desteklerini esirgemediler.

İrem:Albümün hikâyesini anlatır mısınız?

Gökhan: Bu soruyu kime sorsanız sanırım kimse çok kolay bir süreç anlatmayacaktır. Bizde aşağı yukarı aynı süreçlerden geçtik. Tabiri caizse başımıza gelmeyen kalmadı diyebilirim. Belki de bu zorlukları aştığımız için bu kadar kıymetli. Örneğin ilk klibimizi yayınlayana kadar öncesinde 3 klip daha çekmiştik. 6 şarkı yayınlamaya karar vermeden öncesinde 4 şarkı yayınlayacaktık. Sonrasında daha uzun bir albüm fikri çıktığında 10 şarkı için stüdyoya girmiştik. Nihayetinde çıkan 6 şarkı oldu. Şartlar ve durumlar devamlı değiştiği için bizde artık ayak uydurmak zorunda kalabiliyoruz.

İrem:Albüm kartonetinin arkasındaki hikâye nasıl ortaya çıktı?

Gökhan: Buğra’nın yazdığı sözler bizim için çok değerli ve tabi hissettirdikleri de. Kafamda uzun zamandır böyle bir hikâye oluşturma isteği vardı. Açıkçası bunu yazarken albüme koyarız diye düşünmemiştim. Sonrasında çocuklarda okuduğunda koyma kararı aldık. İpucu vermek istemiyorum ama orada belki de 3. albümde bile ortaya çıkacak dipnotlar var. O yüzden hoşça kal yağmur adam, bonie ve clyde’ın yanında tüm cesaretin ve özgürlüğünle sözü benim için çok şey ifade ediyor.

İrem:Edirne’den sonra İstanbul’da müzik yapmanın zorluklarını anlatır mısınız?

Buğra: Eskiye oranla şu sıralar zor değil aslında. Artık aynı evde kalıyoruz ve alt katımızda stüdyomuz var. Sürekli faaliyet halindeyiz. Müzik biriktiriyoruz.

Mihraç: İstanbul, Edirne’ye oranla çok daha büyük bir piyasa ve köşe başlarını tutmuş çok fazla grup ve müzisyen var. Bunların arasında bizde varız demek tabi ki zor. Ama sonuçta bir hevesle yola çıkmadığımız için bunu zamanla başarabileceğimizi düşünüyorum.

İrem:İstanbul sizi zorluyor mu? Hayatınızda neler değişti?

Buğra: İstanbul bizi yoruyor…

Gökhan: Başta ulaşım olmak üzere İstanbul’un zorluklarını yaşıyoruz. Birde herkesin bir ikinci işi olduğu için kalan zamanlarda müzik yapmak bunun en zor kısmı olsa gerek. Onun dışında şuan için çokta fazla değişiklik yok sadece biraz daha yoğun yaşıyoruz.

İrem:Control+Z ‘nin Edirne’de çok ciddi bir kitlesi var onları nasıl ayakta tutabiliyorsunuz?

Buğra: Sağolsunlar oraya gittiğimizde misafir değil de daha çok ev sahibi gibi hissettiriyorlar. Genel olarak bizi dinleyenleri hayran ya da kitle diye adlandırmak yanlış olur. Onları biz dost olarak görüyoruz. Konser öncesi ya da sonrası kontak kurmayı seven bir grubuz. Sohbet ederken onların duyguları, enerjileri anında bize geçiyor.

Başar: Edirne bizim diğer evimiz. Orada tanışıp zaman geçirdiğimiz o kadar çok arkadaşımız var ki, Conrtrol+Z’nin oluşumu ve ilerlemesinde onların çok payı vardır.

İrem:Sosyal Medya ile aranız nasıl?

Başar: Bireysel olarak çok aktif olmasak da Control+Z adına aktif olmaya, yeterli kadar bilgi vermeye çalışıyoruz. Günümüzde konserler dışında diğer tüm etkileşimler artık sosyal medyadan geçiyor.

İrem:Radyo ve televizyon ile aranız nasıl?

Başar: Mümkün olduğu kadar tüm gelen talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Şuan için fena gitmiyor diyebiliriz. Tabii görsel basın çok etkili mümkün olduğu kadar fazla kitleye ulaşmak istiyoruz.

İrem:İstanbul beklentinizi karşıladı mı?

Gökhan: Beklentilerimiz hiçbir zaman maksimum seviyede olmadı fakat tabi ki gelecekle ilgili çok güzel planlarımız var. Sadece Dinle bizim için bir adımdı. Beklentilerimizin gerçekleşmesi açısından ikinci albüme çok güveniyoruz aslında onu yayınlamak içinde sabırsızlanıyoruz.

İrem: Web sitenizi ve hayranlarınızın sosyal medyada Control+Z’yi takip edebilecekleri adresleri öğrenebilir miyiz?

Mihraç: Bize controlzband.com web sitemizden ulaşabilirler. Onun dışında Facebook.com/controlzband, Twitter.com/controlzband ve Insgtagram.com/controlzbandadreslerinden ulaşabilirler.

İrem:Yeni gruplardansınız albüm yapacak diğer arkadaşlar için tavsiyeleriniz nedir?

Buğra: Samimi olarak şunları söyleyebilirim; Her şey hak ettiği gibi gidiyor hayatta, ne eksik ne fazla, her şey hakettiği gibi… Müzik de öyle. Gerçekten çok emek verdiysen, samimiysen ve güveniyorsan ortaya çıkarttığın eserlerin enerjisi de karşıya o denli geçiyor. Ve en önemlisi; acele etmek, bir an önce çıkmasını istemek, o işin düzgün yapılmaması demektir. Konfüçyüs’ün çok güzel bir sözü var. ”Durmadığın sürece ne kadar yavaş gittiğin önemli değildir”.

Röportaj:
İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)

Aydilge “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana”

IMG_20140203_203753

Bir sanatçı, farklı bir ruh, arkadaşlıktan dostluğa…

Aydilge ‘yi ilk video klibi “Yalnız Değilsin” sayesinde tanımıştım. Şarkı o dönemde hissettiklerim konusunda yalnız olmadığımı benim gibi hisseden ve düşünen başka birilerinin de varlığını bana yeniden hatırlatmış kendimi iyi hissetmemi sağlamıştı. Yıllar geçiyor o güzel şarkılar, güzel video klipler yapmaya devam ediyordu.

Bir gün kendi grubumun provasında eski gitaristim (Onada ayrıca teşekkür ederim.) Sevgili Ümit Eren Oğuz ( Şuan da “Hayat Meyal” grubunun gitaristi ve onlarında yakında albümleri çıkıcak.) “İrem Aydilge’yi sever misin? Eğer seviyorsan sahnede bir iki şarkısını söylemek ister misin?” dedi. “Tabii ki severim özellikle ‘Yalnız Değilsin’ şarkısını söylesek ne güzel olur…” dedim. Bir anda playlistimize dört tane “Aydilge” şarkısı eklendi tüm ekip özellikle ” Sorma” coverına bayıldık. Hatta o kadar güzel olmuştu ki bizim yaptığımızı beğenmedik ve şarkıyı geri çektik. Gitaristler şarkıları çalarken çok eğleniyor özellikle gitar sololara bayılıyorlardı.

Aradan bir kaç zaman sonra sevgili Tolga Akyıldız’ın düzenlediği “Açık Sahne” etkinliğin sayesinde kendisi ile yüzyüze tanışma fırsatı yakaladım. Sakin ve güler yüzlü tavrı hemen kendisi ile röportaj yapma isteğimi tetikledi ve bir anda ” Müsait bir gününde röportaj yapabilir miyiz?” diye ağzımdan hemen sözcükler dökülü verdi. Allah’tan o kadar naif ve tatlı ki “Tabii ki..” ne zaman istersen dedi.

Bu güzel günden bir süre sonra, benim için hayat ” Sorma ne haldeyim, sorma kederdeyim…” kıvamına gelmişti. Facebook iletimde bunu durumu anlatan bir kaç cümle yazdım ve bir anda dert ortağım oldu. Röportajdan öte onunla muhabbet sohbet edip, dostum olmasını istiyordum. Kadıköy sahnede ki konserine gittik ilk defa canlı performans olarak ekibini ve kendisini izliyordum. Sahnedeki o pozitif enerjisi ve güler yüzü herkes görmeli…

Bu konserin ardından yurtiçi ve yurtdışı bir çok konserler verdi ve sonunda sıra İstanbul’a gelmişti konsere zaten gidecektim ama konserden bir hafta önce bir hatırlatmada bulundu ve sonra da “sahnede beraber bir şarkı söyleyelim mi?” dediğinde inanılmaz mutlu olmuştum. (O konserde 90’lar da çok izlenen ve sevilen dizilerden ” Süper Baba” filminin soundtrack şarkısı ” Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısını beraber söyledik. )

Keyifli bir o kadar da eğlenceli geçen konserin ardından hemen artık röportajı yapmak istiyordum. Hemen sonraki haftasonu buluştuk. (Açıkcası röportajdan öte bu kadar hassas ve duyarlı biri ile karşılıklı sohbet etmek istiyordum.:)) Canım üniversite’den sınıf arkadaşım Çilem Ergül’de her zaman olduğu gibi yanımdaydı yolda bana “Soruların nerde ne soracaksın?” dedi “Soru filan yok!” dedim “İrem saçmalama röportaja gidiyorsun sorular olmazsa ne yazacaksın?” dedi bende “Hayır ben muhabbet etmeye gidiyorum. Aydilge çok farklı biri arkadaşım olmasını istiyorum” dedim. Suratıma bir bakışı vardı anlatamam… Hatta “Bütün akşam o kadar konuştuk neyi nasıl toparlayıp yazacaksın çok merak ediyorum”  diyip durdu. O güne kadar benim için hassas, naif, hemen kırılabilecek gibi olan kişi bir anda aslında ne kadar güçlü, kendi ile yüzleşmiş, egodan çoook uzaklarda, duyarlı biri vardı karşımda…

Bir çoğumuzun (bende dahil) ne kadar üzgün ya da mutsuz olsak da hep güçlü görünme isteğinin aslında ne kadar saçma olduğunu anladım. Dedim ki ” Üzgün olduğum zaman, hep iyi gözükmeye çalışırım bir şeyleri insanlardan saklarım.” Aydilge’nin cevabı o kadar güzeldi ki; “Duygularını özgür bırak. Derinde paletsiz, tüpsüz, korkusuz çırılçıplak yüzebilmek için… Teninle deniz arasına, ruhunla aşk arasına hiçbir şey koymadan…Kahramanca  hissetmek asıl marifet bunca robotlaşmış insan arasında… Acıdan, hüzünden kaçmadan her duyguyu kucaklayabilecek kadar cesur olabilmek… Hayatın her mevsimini kucaklayabilmek… Tek boyutlu değil, üç boyutlu yaşayabilmek… ” dedi. Bir anda gerçekten ne kadar haklı olduğunu anladım. ( “Bunu biraz düşünün!” derim ;) )

Kendisi ile o kadar barışık ki, yeri geliyor kendini çekinmeden eleştiriyor yeri geliyor, ortak piyasayı paylaştığı insanları açık sözlülükle eleştiriyordu. ( Amacım ortalığı karıştırmak olmadığı için kişi ya da grup adı söylemeyeceğim sadece samimiyetini anlatmak için bu kadar detay yazdım.) Yazmış olduğu dört tane güzel kitaptan (Kalemimin Ucundaki Düşler (1998), “Bulimia Sokağı (2002)”,“Altın Aşk Vuruşu (2004)”,“Aşk Notası (2011) ) ve bu kitaplarda bahsettiği kişilerin kimliklerine bürünmenin ona keyif verdiğinden konuştuk. Şarkı bestelerken ve söz yazarken büründüğü ruh haline biraz dokunduk… Dokuz Sekiz firmasından ve Ahmet Çelenk’le çalışmaktan ne kadar mutlu olduğu ve onlarla çalışmanın ona verdiği keyiften konuştuk. Yurtdışında ve yurt içinde  gerçekleştirdiği konserlerinde dinleyicinin katılımının çok güzel olduğunu ve  yüksek olduğu için İstanbul’a geldiğinde çok keyifli ve kendisine yaşattığı mutluluğu paylaştı. Fakat İstanbul ‘da bulunan ve artık bir avuç kalan konser mekanlarında konserlerinin bilet fiyatlarının öğrenciler için çok yüksek olduğundan ve zaten azıcık kalan bu mekanlarda da bilet fiyatlarının yüksek olması dinleyicinin konsere gitme isteğini azalttığını düşünüyor. Şahsen ben de bu konuda kendisi ile aynı fikirdeyim. Bir avuç mekan kaldı her öğrencinin konserlere gidebilmesi gerektiği kanısındayım. Öğrencinin bütçesi bellidir hele bir de İstanbul gibi büyük bir kente başka bir şehirden geliyorsanız. Konsere gitmek sizin için çok büyük bir lüks haline gelir. O yüzden konser biletleri konusunda kesinlikle indirim sağlanması gerektiği fikrindeyim.

Mutluluk kavramı üzerinde düşünüyormuş bu aralar. İnsanların acı çekmekten korktukları için hayatı gerçek anlamda yaşamaktan kaçtıklarını söylüyor. “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana” diyor. “Acıyı, sıkıntıyı göze alırsak, gerçek anlamda yaşarız kana kana… Gerekirse de kanaya kanaya. Ama mutlaka hakiki doyumlarla. Hem birazcık kandan bir şeycik olmaz,içinde hakikat varsa…”

Yeni bir projeleri var bununla ilgili ben kopyasını veriyorum ama ne olduğunu söylemeyeceğim sizler Aydilge’nin facebook’ta bulunan; www.facebook.com/aydilge sayfasından ya da twitter’da @AydilgeSarp sayfasından detaylarını alabilirsiniz.. Konser tarihleri 14 Şubat Public Cafe&Bar Çorlu; 15 Şubat Volume Alsancak İzmir ve 22 Şubat BKM Mutfak Sahne İstanbul sahnelerinde olacak.

Aydilge’ye o güzel ruhunu bizlerle paylaştığı için, harika cesareti için, güzel şarkıları ve güler yüzü için teşekkür ederim. Nice keyifli sohbetlerimiz olsun…

Sevgili editörümüz Olcay Tanberken ben size ve takipçilerimize kısacık zamanda tanıyabildiğim kadarıyla “Aydilge” yi anlattım sende artık röportaj yaparsın. J Herkese sevgilerle…

Mavi’den yeni tekli: “Yakışmaz Bana”

maviTürk popüler müziğinde şimdiye kadar yayınladığı “30”, “Kaptan”, “Yine Aynı Hikaye” ve “Aç Kapıyı Gir İçeri” gibi şarkılarıyla ve farklı tarzıyla tanınan Mavi, yeni albümünü yayınlamaya hazırlandığı şu günlerde albümün ilk teklisini dinleyicilerle buluşturdu.

DMC etiketi ile yayınlamaya hazırlandığı albümüne ”Şimdi” adını veren Mavi, 10 şarkıdan oluşan ve 17 Şubat’ta müzik marketlerde yerini alacak albümün ilk lokomotif şarkısı ”Yakışmaz Bana”da müzisyen Gökçan Sanlıman’la düet yapıyor. Şarkının video klibinde ise Gökhan Özdemir’in imzası var.

Barış Manço & Sibel Tüzün düeti

manco_tuzunİstanbul’un gözde eğlence mekanı b’yer Çarşamba performanslarına devam ediyor. Her çarşamba birbirinden ünlü isimlerin sahneye çıktığı b’yer’de bu hafta Doğukan Manço ve Sibel Tüzün aynı sahneyi paylaştı.

Doğukan Manço’nun DJ performansı ile başlayan gece, Sibel Tüzün’ün de sahnedeki yerini alması ile büyük eğlenceyle devam etti. Doğukan Manço feat. Sibel Tüzün projesi için biraraya gelen ikili hazırladıkları özel repertuar ile b’yer’i coşturdu.

Hal Hal’da Barış Manço ,Sibel Tüzün düeti

Doğukan Manço ve Sibel Tüzün sahnede Sibel Tüzün şarkılarının yanı sıra yerli-yabancı popüler şarkıları showla birleştirirken, Sibel Tüzün’ün davul performansı geceye damgasını vurdu. İkili, b’yer’de gecenin finalini bir Barış Manço klasiği olan “Halhal” ile yaptı. Doğukan Manço’nun bu geceye özel olarak hazırladığı “Halhal”da Barış Manço’nun sesiyle Sibel Tüzün’ün canlı performansı birleşince ortaya muhteşem bir düet çıktı.

Önümüzdeki Salı akşamı canlı orkestrası ile Hilal Önerin Arabesk Şarkıları performansı ile b’yer’de eğlence devam edecek.

Mimardan “birdenbire” albüm

2Uzun yıllardır İstanbul’un birçok tanınmış mekânında, kendi kurduğu gruplarla performans sergileyen Emre Aslan’ın alternatif pop tarzında, 11 şarkıdan oluşan  “Birdenbire”  isimli ilk albümü 3 Adım Müzik etiketiyle ocak ayında raflardaki yerini aldı. Emre Aslan, mimarlık kariyerinin en ortalık yerinde “birdenbire” albüm yapmaya karar veren bir genç mimar.

Bütün söz ve müziklerin Emre Aslan’a ait olduğu albümün prodüktörlüğünü Alper Gemici yaptı. Albümde Ozan Tügen (cura), Uğur Gülbaharlı (piyano), Ceren Tügen Akyıldız (düet), Sinan Kaynakçı (Pinhani)(gitar) gibi usta müzisyenler konuk olarak yer aldı. Babajim İstanbul ve İskender Paydaş stüdyolarında kaydedilen albümün miksleri Mars Ankara stüdyolarında Mehmet Uğur Memiş, masteringi ise Çağlar Türkmen tarafından yapıldı.

İstanbul, Antalya, Moskova, Bakü, Los Angeles gibi birçok farklı şehirde, seyahatlerde, 2003-2013 yılları arasında yazılmış enerjik ve umut dolu şarkılardan oluşan albüm, son yıllarda müzik dünyasının içine girdiği melankolik ruhtan alabildiğine uzak bir yapıda hazırlandı. Albümde piyano, çello gibi Klasik Batı Müziği enstrümanlarının yanı sıra ut, klarnet, cura, darbuka gibi Türk Müziği enstrümanları da kullanıldı.

Albümle aynı adı taşıyan “Birdenbire” şarkısının video klibini Evren Arasıl, imaj fotoğraflarını İbrahim Özbunar çekti. Klip ve fotoğraflar için stil danışmanlığını ise ünlü modacı Hatice Gökçe yaptı.

Defne Joy Foster için ağıt…

Emre Aslan’ın, arkadaşı Defne Joy Foster ve “geride kalan” oğlu için bestelediği ve sadece bir piyano eşliğinde seslendirdiği şarkısı Defne, gösterişten uzak haliyle albümün en dramatik ve duygu yüklü şarkısı oldu. “Bu şarkıya düzenleme yapmaktan özellikle kaçındık. İstedik ki en yalın haliyle sunalım şarkıyı; allayıp pullamadan, süslemeden… Bir şarkıdan ziyade bir ağıt aslında… Defne’yi anmak için yakılmış ve selam iletmek için uzaklara…”

İstanbul aşığı bir mimardan, iki farklı İstanbul şarkısı…

İstanbul için iki tane şarkı yazan ve albümünde yer veren genç sanatçı; ”Ben İstanbul aşığı bir mimarım. Doğduğum bu efsunlu kent için endişelenen, geldiği ve getirildiği nokta için hüzünlenen bir İstanbulluyum. Şarkılarımdan birinde “Kimse senin derdini anlamadan, herkes sana şarkı yazıp durmuş.” diyorum mesela… Üzülüyorum çünkü İstanbul’a, acıyorum haline… Çoğu insanın yapmadığını yapıyorum, empati kuruyorum esasında.” sözleriyle ifade ediyor hislerini.

Diğer şarkıda ise İstanbul’u enerji yutan, hayat ışığını emen şuh bir kadın olarak tasvir eden şarkıcı “İstanbul zor bir şehir… Sana iyi gelmediğini bildiğin halde bir türlü ondan kopamadığın tutkulu bir âşık.” sözleriyle ortaya döküyor İstanbul’un karanlık yüzünü. İstanbul’un ağzından yazdığı Şehr-i Zişan şarkısında “Binlerce yıllık yaşıma rağmen, ihtiyacım var senin birkaç yılına…”  diyor ve ekliyor “Zaten İstanbul bu yaşa nasıl geldi sanıyorsun? Senden, benden çalarak…”

Çeyrek asır yayıncıdan “Sakin” bir albüm

Print25 yıllık sunuculuk ve müzik programı yapımcılığı deneyimi, albüme taşındı. Kerem D.’nin ilk solo albümü “Sakin”, Ossi Müzik etiketiyle müzikmarketlerde ve dijital platformlarda yerini aldı.

Giderek dünyamız gibi gürültülü, sentetik, karışık, yorucu bir hale gelen ve hızlı tükenen, tüketilen müzik piyasamızda farklı bir sound’a ihtiyaç olduğu tezinden yola çıkarak hazırlanan albüm “Sakin” adını taşıyor. Albüm ismi gibi “Sakin” bir albüm. Tamamen akustik olarak tasarlandı. Dinleyicinin gözlerini kapadığında kendisini 3-4 kişilik akustik bir grubu sahnede canlı olarak takip ettiği senaryosuna sadık kalındı. Albümde davul ya da herhangi bir tuşlu çalgı ya da doğal olmayan bir ses kullanılmadı. Enstrüman olarak albümde, gitar başrolde.
Albümdeki 8 şarkının 7’sinin söz ve müziği Kerem Demircioğlu’na ait. ‘Bize Kalan Nedir’ adlı şarkı ise 1981 yılında Coşkun Demir’in seslendirdiği bir, Cenk Taşkan/Özdemir Kaptan çalışması. Bu şarkı ilk kez Kerem D. tarafından cover yapıldı. Bu şarkıda Ali Güven tanbur icra etti. Albümde iki tane düet de yer alıyor. Deniz Arçak ve Murat Evgin, albümün en hareketli iki şarkısında Kerem D.’ye eşlik etti. Albüme Eflatun’da flugelhorn’u ve geri vokaliyle destek verdi. Dilek Yüzlüer çello, Tanju Erol klarinet, Emrah Günaydın bas gitar, Abbas Karacan cajon ve conga, Kerem D. ise tüm gitarları (akustik – klasik – elektro) ve diğer tüm perküsyonları çaldı.

Müzik direktörlüğünü İlter Kalkancı’nın yaptığı albümde tüm kompozisyonlar (düzenlemeler) Kerem D. ve İlter Kalkancı’ya ait. İlter Kalkancı, albümün kayıt, mix ve mastering’ini de üstlendi. Tüm kayıtlar MMA Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Çok özel ve titiz bir şekilde akustik enstrümanlara stereo kayıt teknikleri kullanılarak kaydedilen albümde dinleyicinin şarkıların içine alınması gözetildi. Tüm enstrümanların en doğal şekilde kaydedilmesi sağlandı. Yani samimiyet başrolde.

Kerem D. 25 yıllık bir spiker olarak mesleki tecrübesini de albüme aktardı. Şarkı sözleri ve vokal yorumları %100 anlaşılabilir, net ve sade olarak gerçekleştirildi. “Bazı yorumcuların ne söylediklerini anlayabilmek için kesinlikle altyazıya ihtiyaç var” diyen Kerem D. bir sanatçının kendi dilini çok iyi kullanma misyonuna da sahip olması gerektiğine inanıyor.

Kerem D. çeyrek asırlık bir yayıncı. Sayısız radyo ve televizyon programına imza atan sanatçı aynı zamanda veteran milli bir tenisçi ve tenis antrenörü. Türkiye’deki ilk Beyzbol kulübünün de kurucularından. Albümün, sessiz ve loş bir ortamda ve mümkünse Hi-Fi kulaklıkla dinlenilmesini tavsiye eden sanatçı, şarkılarının dış etkenlere karşı kırılgan olduğunu düşünüyor.

Yapımcılığını Hakan Eren’in üstlendiği albüm, OSSİ Müzik etiketiyle müzik marketlerdeki yerini alacak albümün ilk klibi Emre Berkün yönetiminde “Olmadı Baştan” adlı şarkıya çekildi. Klibin çekimleri Şile Kumbaba ve MMA Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Albümün fotoğrafları yine Emre Berkün tarafından çekildi. Kartonet tasarımını ise Onur Ulutaş yaptı.

https://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Sakin-297725

Aydilge’den enfes müzik pastası

AydilgeFark yaratan sahnesi, sesi, besteleri ve enerjisiyle ülkemizin en sevilen genç müzisyenlerinden olan Aydilge, 25 Ocak’ta BKM Mutfak Sahne’de sevenleriyle buluşuyor. Müzikseverler o gece rock hamuruyla yoğrulmuş, dolu ezgileriyle harmanlanmış , her yerde bulunmayan lezzetli bir müzik pastasının tadına ve eğlencesine varacaklar.

İç Anadolu, Ege turneleri ve Yurt dışında verdiği konserlerler serisinin ardından uzun bir süredir dinleyicileri tarafından beklenen İstanbul konserini BKM Mutfak’ta çok özel bir repertuar ile verecek olan Aydilge, o gece kendi parçalarının yanı sıra, 90’lı yılların pop parçalarını da kendine has bir tarzda yorumlayacak.

25 Ocak gecesi Aydilge’nin hazırlayacağı bu enfes müzik pastası BKM Mutfak’ta sizin için pişecek. Biletler Biletix‘te!

Candan Tezel’in “Hikayeler”i başlıyor!

candantezel_hikayeler2Uzun yıllar grup müziği yapan ve başarılı işlere imza atmış olan Candan Tezel, müzik hayatına solo albümüyle devam ediyor. Prodüktörlüğünü tamamen kendisinin üstlendiği ve grup soundu dışına çıkan çalışmaların da yer aldığı ‘Hikayeler’ adını verdiği albümünü EMI Müzik etiketi ile piyasaya süren müzisyen, albümün çıkışından önce ‘Bir Şarkı’ teklisini yayınlayarak dikkatleri üzerine çekmişti.  Sanatçı, albümün ikinci video klibini ise ‘Rüzgarla’ şarkısına çekti.

candantezel_hikayelerYönetmenliğini Göksel Balaban’ın, prodüksiyonunu Profabrika’nın üstlendiği ‘Rüzgarla’ klibi, Galata’da özel tasarım bir çatı katında 30 kişilik bir ekip ile 14 saatte çekildi. Konu olarak ilk klibin devam hikayesi niteliğinde olan klipte, geriye kalan izleri hayatından silmeye çalışan ve artık veda etmesi gerektiğini bilen bir adamın hikayesi işleniyor.

Birçok farklı hikayenin çarpıcı bir dil ile anlatıldığı albümde, tüm söz ve müzikler Candan Tezel’e ait. Hafızalara kazınan ‘Özledim Seni’ şarkısı ise yepyeni düzenlemesi ile ‘Hikayeler’ albümünde yerini alıyor…

Özel Dosya: Dikkat 2013

dikkat2013Gündemi epeyce yoğun geçen bir yılın ardından yeni umutlar ve heyecanlar ile 2014’ü karşıladığımız şu günlerde 3 yıllık geleneğimize ara vermeden geçtiğimiz yılı -elbette konumuz dahilinde- değerlendirelim dedik ve işte Dikkat 2013 dosyamızla karşınızdayız:

birsen tezer2010 yılının en çok satan ilk 3 albümünden biri olan “12 Düet”in ardından Nilüfer, ilk projedekinden farklı gruplar ile birlikte hazırladığı ikinci rock albümü “13 Düet”le karşımıza çıktı. İlk albümün biraz gölgesinde kalan proje yine de Nilüfer sevenlerin hatırı sayılır bir ilgisini topladı. Toygar Işıklı 3 yıl aradan sonra 2. stüdyo albümü “Hayat Gibi”yi yayınladı. Rock müziğin genç performans gruplarından Salt, “Tırnak İzlerin” ile müzik dünyasına merhaba dedi. “Cihan” albümüyle gönlümüzü fersah fersah fetheden Birsen Tezer‘in Kadri Karahan imzalı kapağıyla müstesna ikinci solo albümü “İkinci Cihan”, Tezer’i daha da çok sevdirdi. Sıradışı tarzı ve özgün müziğiyle daha ilk albümünde dikkat çekmeyi kolaylıkla başaran Mabel Matiz’in 2. albümü “Yaşım Çocuk”, onun daha geniş kitlelerce tanınmasına vesile oldu. Albümden “Zor Değil”, “Aşk Yok Olmaktır” ve “Alaimisema” şarkılarıyla öne çıktı. Albümü dışında yaz başında yayınlanan Aysel Gürel şarkılarından derlenen (ve esasında birkaç şarkısı dışında fazla öne çıkamayan) “Aysel’in” albümünde yorumladığı “Sultan Süleyman” yorumu da Matiz’i daha da kıymetlendirdi. Burcu Güneş önceki yıl yayınladığı teklileriyle dikkat çektikten sonra “Gül Kokusu” albümü ile sevenlerini hayal kırıklığına uğratmazken oyuncu Ayça Varlıer‘in ilk albümü “Elif”, oldukça dikkat çekiciydi. Şarkıcı kimliğinden ziyade son yılların en güçlü “bestecisi” modelnamıyla öne çıkan Gülşen, yine içinden pek çok hit çıkardığı “Beni Durdursan mı” albümünü yayınladı. Aylin Aslım kariyerini “Zümrüdüanka” adını verdiği albümle sürdürürken RaShit‘in -bence prodüksiyon ve sound olarak da kariyerlerinin en iyisi sayabileceğim- ”İnsan Neslinin Sonu” albümü piyasaya çıktı. Rock müziğin diğer güçlü seslerinden Şebnem Ferah yaz başında “Od”, Emre Aydın ise yılın sonunda “Eylül Geldi Sonra” adlı yeni albümlerini yayınladılar. Her zaman enerjik ve heyecan dolu bir sahneye sahip olan Aydilge’nin 4. albümü “Yalnızlıkla Yaptım”, yine 2013’ün en iyileri arasında öne çıkanlardan oldu. Sertab Erener müzik kariyerinin 20.yılında yayınladığı 13. stüdyo albümü “Sade”yi çıkış şarkısı “İyileşiyorum” ile duyurdu. Yılın sonlarına doğru ise Demir Demirkan ile birlikte kurdukları ve ikilinin solo kariyerleri dışında ayrıca sürdürdükleri Painted On Water grubu, ilk albümlerinin ardından bu kez EP formatında “Chicago Issue”yu ABD’de yayınladı. Türk televizyon tarihinin en sahici dizilerinden biri olarak izleyiciden tam not almayı başaran “Kayıp Şehir”in Demir Demirkan imzası taşıyan müzikleri albüm olarak yayınlandı.Her zaman başarılı bulduğum Pinhani‘nin performans albümü “Canlı Yayın”, özel bir albüm olarak arşivlerimize yine 2013 yılında girdi. Uzun zamandır sesini duymadığımız Zeynep Casalini bu yıl eski bir Sezen Aksu şarkısı “Yeter ki” yi yeniden yorumladı. Koray Candemir, Kargo ve Maskott gruplarının ardından yeniden solo kariyerine dönerek ikinci solo albümü “Yarım Kalan” ile dinleyiciyle buluştu. Yüksek Sadakat’ten ayrıldıktan sonra yine solo olarak yoluna devam eden bir diğer isim ise “Alem Dünya” albümüyle Kenan Vural oldu. 2002 yılında kaybettiğimiz değerli ses Esmeray‘ın unutulmayanları Ossi Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Alternatif seslerin en iyilerinden biri olarak öne çıkan Çiğdem Erken iki yıl aranın ardından ikinci albümü “İstanbul Kızı”nı dinleyicisinin beğenisine sundu. Yine her zaman beğenerek dinlediğim ses Sevtap Ünal‘ın ‘O Benim’ isimli teklisi dijital olarak dinleyiciyle buluştu. Candan Erçetin,Milyonlarca Kuştuk” adlı 7. albümünü yaz başında çıkardı ancak Türkiye’nin hızla değişen gündemi nedeniyle fazla ses getiremedi.

iremderici2013’ün en önemli olayı olarak hafızalara hiç çıkmayacak bir biçimde yerleşen Gezi Parkı eylemlerinden epeyce sayıda şarkı çıktı ama aralarında en sevdiklerim Kardeş Türküler‘den “Tencere Tava Havası”, Nazan Öncel & Çapulcu Orkestrası’ndan “Güya”, Demir Sert‘ten “Bu Gaz Bir Harika Dostum” ve Duman‘dan“Eyvallah” oldu. Hande Yener‘in Sinan Akçıl ile müzikal ortaklığını bitirdiği haberleri hızla (ve sevinçle) yayılırken sanatçı söz ve müziği Berksan‘a ait “Ya ya ya” ile müzik listelerinde hızla yükseldi. Mustafa Sandal‘ın Gülşen imzalı “Tesir Altında”sı -eski şaşaalı günlerinin yanından bile geçmese de- yine de hatırı sayılır bir kitle tarafından sahiplenildi, dinlendi. Deniz Arcak -o muhteşem enerjisine ve harika sesine karşın- çok uzun aralıklarla buluştuğu dinleyicisine “Korkma” teklisi ile sürpriz yaptı. Mirkelam, 6. albümü “Denizin Arka Yüzü”nü yayınladı. Erdem Kınay‘ın “Proje 2” albümünden Sibel Can‘lı “Alkışlar” ve Merve Özbey‘li “Helal Ettim” öne çıkan şarkılar oldu. Şarkıları ve karizmasıyla beni etkileyen seslerden Lana Del Rey’in Küçükçiftlik Park’taki konseri gerçekten heyecanlı bir geceydi. Müziğe yeniden “geri dönüş” yapan Teoman, “Haziran” şarkısını yayınladı. O Ses Türkiye” ile hayatımıza giren ve sonrasında yayınladığı Bensiz Yapamazsın adlı ilk çalışmasının ardından yaz için özel hazırladığı teklisi söz-müzik Sezen Aksu imzalı “Düşler Ülkesinin Gelgit Akıllısı” ile dikkat çeken İrem Derici‘nin “İki” adlı maxi single’ında yorumladığı “Sevgi Olsun Taştan Olsun” şarkısı yılın en çok dinlenenleri arasında olmayı başardı.

Özellikle ikinci albümleriyle tanınmayı başaran Model grubu, 3. albümlerini konsept bir albüm olarak yapmayı tercih ederek “Levla’nın Hikayesi”ni sundular bize. Ossi Müzik, orijinal 45’lik plaklardan derlenen Bir Zamanlar serisine 5. albümü de ekleyerek ilk 4 albümüyle birlikte paket olarak piyasaya sürdü. Yeni Türkü’nün ilk albümü ‘Buğdayın Türküsü’ tıpkı basım olarak Ada Müzik’ten yeniden yayınlandı. Türk popunun en kıymetli müzisyenlerinden biri saydığım Fuat Güner’in “Dinleyene Aşk Olsun” adlı 2. solo albümü yayınlandı. Hem dans yeteneği hem de müzisyen kimliğiyle dikkat çeken yeni bir isim Suadiye, kendi adını taşıyan ilk albümünü yayınladı. Birol Giray ve Ferman Akgül, “Bensiz Sen” şarkısında biraraya geldi. İlk albümünden özellikle “Herkes Aynı Hayatta” ve “Hakim Bey” şarkılarıyla tanınan Mehmet Erdem, 2. albümü “Hiç Konuşmadan”ı yayınladı.

Bu toprakların dışından..

daftpunkBu yılın yabancı albümlerinde ise kuşkusuz Daft Punk‘ın “Random Access Memories” albümü hem satışları hem de çalınma/dinlenme oranlarıyla ipi önde götürdü. (Herkesin neredeyse ezbere bildiği “Get Lucky” dışında esasında “Instant Crush” ve “Lose Yourself to Dance” şarkılarına bayıldığımı söylemeliyim). Bunun dışında Ekim 2012’de yayınlanan ve hem 2012’de hem de 2013 yılı boyunca haklı bir ilgi gören Emelie Sande albümü “Our Version of Events”i ve Empire of The Sun‘ın “Ice On The Dune” albümlerini es geçmek olmaz.

Kayıplarımız..

‘Sev kardeşim”, ”Hayat bayram olsa” gibi bir döneme damgasını vuran şarkılarıyla tanınan Şenay Yüzbaşıoğlu‘nu, efsane ses Ferdi Özbeğen‘i,  “Baba” Müslüm Gürses‘i, besteci ve aranjör Doruk Onatkut‘u, yılın sonlarında ise Adnan Şenses müzik dünyamızın kayıpları oldu. Yurtdışında ise kayıplar Lou Reed ve Alvin Lee gibi isimlerle sürdü.

İyi ki dinledik

Erdem Yener – Rüyalar Kızı
Birsen Tezer – İkinci Cihan
Mabel Matiz – Yaşım Çocuk
Can Gox – Yalnızım Ben
Hüsnü Arkan – Yalnız Değiliz
raShit – İnsan Neslinin Sonu
Aydilge – Yalnızlıkla Yaptım
Sertab Erener – İyileşiyorum
Selin Damar – Loop
Çiğdem Erken – İstanbul Kızı
Duman – Darmaduman
Melis Danişmend – Biraz Gülmek İstiyordum

Ne gerek vardı?
Gülşen – Yatcaz Kalkcaz Ordayım
Kenan Doğulu feat. Ozan Doğulu – Kız Sana Hayran
Ajda Pekkan – Ara Sıcak
Eda-Metin Özülkü – 1945

 Olcay Tanberken (Dikkat Müzik!)

Röportaj: Suadiye

suadiye_cd 3kulak cepsizÇıkış parçası “Kalp Atışları” olan ve Arpej Yapım etiketiyle müzikmarketlere çıkan “Suadiye”, şarkıcılığını müzisyen kimliğiyle birleştiren Suadiye Övenç’in kendi adını taşıyan ilk albümü. 1991 doğumlu Suadiye, genel kanının aksine gurbetten gelip burada şans arayan bir müzisyen değil, Karaman’da doğmuş ve küçük yaşlardan itibaren ilgi duyduğu müzik konusunda ailesinin de desteğini alarak kendini geliştirmiş. İstanbul Devlet Opera ve Balesi opera sanatçıları Alp Köksal ve Nazlı Deniz Boran, Mimar Sinan Üniversitesi Şan Pedagogu Payam Koryak ve Şan Eğitmeni Zehra Belevi gibi her biri konusunda uzman isimlerden 4 yıl boyunca eğitim almış. Halen dünyanın en köklü ve kaliteli müzik okullarından olan SAE Technology College’de Ses Mühendisliği eğitimini sürdüren Suadiye, besteci ve şarkı sözü yazarlığı kişiliği kadar dans yeteneğini de öne çıkaran albümü hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte Dikkat Müzik!’in Suadiye röportajı:

Albüme gelmeden önce en baştan başlayalım, müziğe ilginiz nasıl başladı?
Küçük yaştan beri ailemin desteğiyle piyano ve şan dersleri alarak büyüdüm. Aslında konservatuarda opera ve şan bölümüne girmek istiyordum, ailem de beni destekliyordu. Hep bir opera sanatçısı olma hayalim vardı. Ama sonra fikrim değişti, 4 yıl boyunca çok iyi hocalardan eğitim aldım. Zaten hep bir R&B/Pop sevgisi vardı bende, ama opera da her zaman benim için ayrı önemliydi hep okumak istediğim bir bölümdü. Sonra vazgeçtim ve aldığım eğitimin ışığında tamamen bu albüme odaklandım. Ama ikisinin bir arada gitmeyeceğini anladım, kolay bir şey değildi çünkü. Hocam bana opera eğitimi üzerine kesinlikle pop söylememen gerekir diyordu hep, mesela dersten çıkıyordum eve geliyordum arkadaşlarla pop söylüyorduk ve ertesi gün derse gittiğimde hocam hemen  “sen pop söylemişsin” diyordu, anlıyordu. Çünkü kafa sesi ayrı bir şey, pop söylerken gırtlak sesi ayrı bir şey. O yüzden birlikte yürümeyeceğini anladığım zaman opera sevdamdan vazgeçtim.

Beste de yapıyorsunuz..
Uzun zamandır beste yapıyorum. Hem beste yapıyor hem de söz yazıyorum. Bunların arasından en hoşuma gidenleri seçip toparladım ve bir Avrupai sound yapmak istedim. Sevgili aranjörüm Onur Betin ile birlikte kolları sıvadık ve düzenlemeler üzerine kafa yorduk. Sözler daha modern, sound daha batılı oldu, zaten bunu istiyordum. Esasında Türk müziğine uygun, kulağa daha alışık tarzda gelen başka bestelerim de var ama onları koymadık. Çünkü bence müzik yapmak isteyen bir insan hem dinlemekten hem söylemekten zevk aldığı bir tarzı benimsemeli diye düşünüyorum. Benim de kendimi en iyi ifade edebildiğim müzik türü budur.

suadiye1

Peki almak istediğiniz Opera eğitiminin ya da derslerdeki etkilenmelerin de müziğinize ister istemez bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
Kesinlikle haklısınız. Eğitimde aldığım kafa sesleri çok işime yaradı diyebilirim. Tabii dezavantajı da olmadı değil, koloratur soprano olduğum için peslerim gelişmemişti tizlerim daha güçlüydü. O yüzden bu albüm öncesinde 3-4 ay boyunca tamamen peslere yönelik çalıştım. Albüm hazırlamaya başladığım zaman çok fazla beste dinledim, çok şey getirdiler önüme ama istediğim tarzda değillerdi. Sonra karar verdim, hayalimdeki müzikle, kendi bestelerimle çıkmak ve istediğim tarzda söylemek istedim ve kendi şarkılarıma öncelik verdim. Zaten en büyük hayalim kendi bestelerimle bir albüm yapmaktı.

suadiye-1Bildik kalıplar yerine başka bir sound ile fark yaratacağınıza inanıyor musunuz?
Daha çok yolun başındayım, ama bir adım atmam lazımdı ve o adımı da bu albümle atmış oldum. Başarılı da olsam başarısız da olsam farketmez, sonuçta inandığım bir şey için çalıştım ve sonucu ne olursa olsun mutlu olduğum birşey yapıyorum, önemli olan da bu. Tarzım olmayan bir müzikle çıksaydım ve insanlar beni o müzikle tanısalardı mutlu olmazdım. İnsanın her şeyden önce kendisinin mutlu olması çok önemli.

Kimlerle çalıştınız, çıkış şarkısına nasıl karar verdiniz?
Albümde neyle çıkış yapacağımıza çok zor karar verdik, her birine ayrıca inandık çünkü. Ancak Kalp Atışları hem dansımı gösterebileceğim hem de sound olarak güçlü bulduğumuz bir şarkıydı. Klibi Çanakkale’de Behramkale, Assos ve Kaz Dağları’nda zor şartlar altında büyük bir ekiple çektik. Gökhan Palas klip yönetmenimizken, Turgay Aksoy da görüntü yönetmenliğini üstlendi. Ömer Yeşilbaş ile de zaten uzun zamandır koreografi çalışıyoruz. Ortaya Avrupai bir klip çıktı, çok olumlu tepkiler alıyoruz.Backstage videomuz da yine Youtube’da izlenebiliyor.

Yalnızca şarkı söylemiyor, aynı zamanda dans da ediyorsunuz. Dans tutkunuz nasıl başladı? Türk müzik piyasasında her ikisine birden rastlamak zor, bu anlamda ne düşünüyorsunuz?
Bir sanatçının dans tutkusu varsa, bunu sahnede gösterir diye düşünüyorum, o tutku içinde yoksa gösteremez. Ben dans etmeyi çok seviyorum. Bir şarkı söylerken etkilemek  çok önemli. Biz sanatçıyız, görsel olarak da var olmamız gerekiyor. Amerika’da orada burada inanılmaz gösteriler, klipler varken biz neden bu güzel ülkede bunu gösteremiyoruz, buna üzülüyorum. Sadece ben değil, benim dışımda da hem müzik hem dansı birarada yürüten, gösteren insanlar olmalı diye düşünüyorum. Onlar yapınca oluyor biz yapınca “Moda çekimi gibi oldu” deniyor, ben buna katılmıyorum. Her şey bir bütün olmalı.

Kendinize rakip olarak gördüğünüz biri, ya da kıyaslandığınız biri var mı?
Bu soruyu çok duyuyorum, genelde Hadise ve Atiye ile kıyaslanıyorum. İkisini de çok beğeniyorum, çok başarılı buluyorum. Hatta Atiye ve Hadise gibi yurtdışından geldiğimi sananlar var ama ben burada doğdum büyüdüm. Dünyayı iyi takip eden sesler bunlar..

1unnamedİsminiz çok farklı ve akılda kalıcı. Bunun size bir avantaj yaratabileceğini düşünüyor musunuz?
Düşünüyorum. Mutluluk ve yararlı insan olarak 2 anlamı var. Tabii hep İstanbul’un semtiyle özdeşleşmiş bir isim. İlginç olan da şan derslerim de hep o semtteydi.

Sosyal medya ile aranız iyi mi? Sanatçıların onu sevenlerle bu kadar yakınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Artık televizyondan daha çok hayatımızda yer alıyor. Instagram’ı çok kullanıyorum, Twitter’ı da daha çok haber paylaşmak için kullanıyorum. Öte yandan dinleyiciyle ve takipçiyle o sınırı da iyi korumak gerekiyor. Bir mesafe şart. Birisine hayran olduğunuzda ona ulaştığınızda o büyü bitiyor. Madonna’ya ulaştığınızda o büyü, o sihir gider bence.

Yeni çıkan isimlerin ve albümlerin ulusal radyo ve tvlerde kendine yeteri kadar yer bulduğunu düşünüyor musunuz?
Bir kısır döngü var. Halkımız yeniliklere pek alışık bir halk değil, kulağı neye alışıksa aynısını dinlemek istiyor. Radyocu da halkın istediğine göre hareket ediyor. Bunu yapmamak lazım, ben Türk müziğiyle de çıkabilirdim ama yapmadım. Biraz cesaret lazım, hep aynı soundların arasında farklı birşeyle çıkınca belki onu da sevecekler, bunu denemeden bilemezsin. Hadise ve Atiye buna iyi bir örnek, onlar başardılar.

Albüm satışlarının da düşmesinde bunun etkisi var mı?
Bence eskiden yapımcılar çok fazla yatırım yapıyordu yeni isimlere. Yapımcı da tabii artık albüm satmadığı için yatırım yapmaktan kaçıyor. Hep benzer isimlere ve aynı seslere albüm yapılıyor, radyolar da mecburen onları çalıyor. Aslında bu kadar basit.

Gerek Türkiye’de gerekse dünyada müziğin dinleniş ve satış şekli de değişti. Bütün bunlar müziğin üretim şeklini de değiştirdi…
Eskiden kaset çok yaygındı, sonra bu CD’ye döndü, bence yakında flash bellekler yaygınlaşacak. Sonrası zaten fiziksel hiçbir üretim kalmayacak belki de..Ben hala albüm alıyorum, indirmiyorum. Onun değeri de ayrı  bence. Eğer sistem otursa ve telif hakları iyi korunabilse, takip edilebilse daha güzel olacak her şey.

Müzik medyası hakkında ne düşünüyorsunuz?
İnternette de müziği ayrı bir uzmanlık olarak görmüyorlar, magazin sitelerinde ya da haber sitelerinde müziği bir köşe gibi açıyorlar, bu yanlış. Müzik bloglarını müziğe ilgi duyan ve sadece bununla ilgilenen insanlar yazdığı için onları daha akıllıca buluyorum. Dikkat Müzik buna iyi bir örnek..

İlk video daha çok yeni ama ikinci video hangi şarkıya gelecek, karar verdiniz mi?
“Aşk Falakası”nı düşünüyoruz galiba. “Seninle Bir Ömür”e de bayılıyorum. Genelde yeni çıkan bir albümde ilk ve ikinci video arasında fazla zaman bırakılmaması lazım diye düşünüyorum. Bu yüzden de çalışmalara çok kısa zamanda başlayacağız.

Teşekkür ederiz, başarılar dileriz..
Ben teşekkür ederim, Dikkat Müzik okuyucularına sevgilerimi gönderiyorum.

SUADIY~1

 Röportaj: Olcay Tanberken (Dikkat Müzik!)

Emre Aydın “Eylül Geldi Sonra” diyor

emreaydinnAfili Yalnızlık, Git, Hoşcakal, Son Defa, Beni Biraz Böyle Hatırla, Soğuk Odalar, Bu Yağmurlar gibi bir çok şarkısıyla gönüllere giren Emre Aydın, 4. solo albümü “Eylül Geldi Sonra” ile yine adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Türkçe Rock Müziğin güçlü ismi Emre Aydın, yeni albümünün stüdyo kayıtlarını İsveç’te tamamladı. Düzenlemelerde Mustafa Ceceli ve Mats Valentin ile çalışan Emre Aydın, 10 şarkılık albümde 8 şarkının da söz ve müziğini kendisi yaptı. Müzisyen, Sezen Aksu’nun Belalım ve Nazan Öncel’in Geceler Kara Tren şarkılarını da yorumladı.

2008 yılında MTV Avrupa Müzik Ödüllerinde (EMA)nde Türkiyenin En İyi Sanatçısı seçilen, ardından Liverpool’da yapılan finalde 21 ülkenin birincisini geride bırakarak Avrupa’nın En İyi Sanatçısı ödülüne layık görülen Emre Aydın’ın yeni albümü “Eylül Geldi Sonra”, sanatçının kurduğu 565 Müzik Yapım ve DMC işbirliği ile müzik raflarındaki yerini aldı.

Yeni Türkü’nün ilk albümü 33 yıl sonra yeniden

BUDAYN~1Türkiye’nin önemli gruplarından Yeni Türkü’nün ilk albümü ‘Buğdayın Türküsü’ tıpkı basım olarak Ada Müzik’ten yeniden yayınlandı. Yayınladığı dönem yasaklı muamelesi gören ve dinleyicilere ulaşmayan albüme Can Dündar imzalı dönemin tanıklarının anlatılarından oluşan bir belgesel DVD’si de eşlik ediyor.

‘Buğdayın Türküsü’nde çok önemli şarkılar yer alıyor. Pablo Neruda’nın ‘Canto General’ isimli eserinin ‘’fugitivo’’ isimli bölümünden alınmış kısmının Türkçeye çevirisi Hilmi Yavuz tarafından yapılmış.

Albümde Can Yücel’den ‘Sardunya’ya Ağıt’ ve ‘İşçi Marşı’, Yaşar Miraç’tan ‘Bekçi Kazım Türküsü’, ‘Özgürlük’, ‘Bir Ölü Daha Geçti’, Nazım Hikmet’ten ‘Mapushane Kapısı’, ‘Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü’ ve ‘Sen’, Kemal Burkay’dan ‘Sonbahar’dan Çizgiler’ şiirleri Selim Atakan besteleriyle buluşuyor.

Albümdeki 11 şarkının 10’u Selim Atakan imzası taşıyor. ‘Gelincik’ adlı sözsüz şarkının bestesi ise Derya Köroğlu’na ait. Kayıt ve Miks, Ümit Eroğlu tarafından, Ümit Eroğlu Stüdyosu, Kavaklıdere, Ankara da 1979 yılında yapıldı. Masteringi Muammer Tokmak ve Derya Köroğlu, İstanbul Stüdyo Marşandiz de 2000 yılında gerçekleştirdi.

Fotoğraflar, ön, arka kapak illüstrasyonları ve tasarım ise Yılmaz Aysan tarafından 1979, 2013 yıllarında yapıldı.

Yeni “Bir Zamanlar” albümü piyasada!

birzamanlar5İlk albümü 2005 yılında piyasaya çıkan ve plaklar üzerinde kalıp günümüze kalamamış şarkıları gün yüzüne çıkararak dijital olarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan “Bir Zamanlar” compilation serisi 5. albümü ile müzik marketlerde. Yıllardır sürdürdüğü radyo programları, partileri ve onlarca filme olan müzik danışmanlığı ile tanınan Hakan Eren’in prodüktörlüğünde Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan albüm, bu yılın başında kaybettiğimiz Şenay’ın çok sevilen “Hayat Bayram Olsa”sı ile açılıyor. İşte detaylar:

Ossi Müzik’in uzun bir süredir merakla beklenen “Bir Zamanlar 5” karma albümü nihayet piyasada! Bugüne dek yüzlerce plaklarda kalmış şarkıyı gün ışığına çıkaran “Bir Zamanlar” serisinin beşinci albümü yirmi şarkılık içeriğiyle yine çok renkli, çok eğlenceli ve çok heyecan verici.

“Bir Zamanlar 5”, yetmişli ve seksenli yılların yirmi unutulmaz şarkısı ve şarkıcısını bir araya getirirken, tıpkı serinin diğer albümleri gibi sürprizli içeriğiyle dikkat çekiyor.
Son yıllarda büyük ilgi gören ve sadece eski şarkılar çalınan partilerin dillere destan neşesi ve eğlencesine katkı sağlayan orijinal plak kayıtlarının çoğu bu albümde bir arada.

‘’Sev Kardeşim’’, “Oh Olsun”, “Bu Ne Dünya Kardeşim”, “Vakit Yok Gemi Kalkıyor Artık”, “Param Yok Pulum Yok” ,’’Koca Öküz’’, ‘’Tatlı Tatlı’’ ve daha niceleriyle bu albüm çok eğlenceli. Yakın tarihte aramızdan ayrılan Şenay’dan Türk popunun en önemli şarkısı ‘’Sev Kardeşim’’in de yer aldığı bu albümün sürprizleri bu kadarla bitmiyor.

Kendisi sonsuzluğa gitse de sesi ve şarkıları bize yadigar kalan Şenay, şarkılarıyla kitleleri peşinden sürüklemeye bugün de devam eden Seyyal Taner, Nükhet Duru, Nil Burak, Yeliz ve Kayahan, parlaklığını hiç yitirmemiş bir dolu yıldız: Rüçhan Çamay, Füsun Önal, Ayla Algan, Sibel Egemen, Meral Zuhal, Ersan Erdura , Işıl Yücesoy, Metin Ersoy, Kenan, Rezzan Yücel, Yeşim, Güzin ile Baha, Asu Maralman, Saadet Sun…

Prensip olarak hiçbir karma pop albümde yer almayan büyük usta Kayahan, 1981 yılında ilk LP’sinde seslendirdiği ve o yılın en sevilen şarkılarından biri olan “Bu Gece Sen Daha Güzelsin” ile bu albümde yer alarak hayranlarına büyük sürpriz yapıyor.

“SEV KARDEŞİM, ELİNİ VER BANA…”
Türk popunda farklı şarkıları ve farklı sesiyle fark yaratmış bir yıldız, Şenay ve dillere marş olmuş şarkısı “Sev Kardeşim”…

Popüler müziğin en neşeli ve pozitif sesi, yazdığı kitaplarla son zamanların popüler yazarlarından biri olan, Aziz Nesin’in tabiriyle “Bayan Cıvıl” Füsun Önal ve partilerin en eğlenceli şarkısı “Oh Olsun”…

Kulaklarımızdan hiç silinmemiş sesiyle Yeşim ve Türk popunda aşkın abecesini anlatan ilk ve tek şarkı, “Aşk Alfabesi”…

Müzik tarihimizin unutulmaz ikiz kardeşleri Meral Zuhal’den çok eğlenceli bir Yeşilçam filmi şarkısı: “Param Yok Pulum Yok”…

Ülkenin tek “Kalipso Kralı” Metin Ersoy’dan yıllardır dinlenen ve söylenen bir kalipso klasiği: “Vakit Yok Gemi Kalkıyor Artık”…

Nil Burak’ı 1975 yılında tüm ülkeye tanıtan, daha ilk plağıyla altın plak almasını sağlayan ve adıyla özdeşleşen ‘’Tatlı Tatlı’’…

Yürekleri titreten sesiyle gönüllere taht kurmuş Yeliz ve onun en sevilen şarkılarından biri olmuş, Türk popunun marşlarından biri haline gelmiş “Bu Ne Dünya”…

Tüm zamanların en eğlenceli ve en sevimli ikilisinden bir dönemin en eğlenceli şarkısı… Güzin ile Baha ve “Eski Çamlar Bardak Oldu”…
Kendine has sesiyle pop müzikte yeni yollar açmış, önemli bir yorumcu Asu Maralman ve eğlenceli bir Ülkü Aker-Selmi Andak ortak çalışması: “Benden Bu Kadar”…

Şarkılarıyla pop müziğe damgasını vurmuş büyük usta Kayahan ve onun ilk dönem klasiklerinden biri: “Bu Gece Sen Daha Güzelsin”…

Heybetli sesi ve görüntüsü ile hafızalarımıza kazınan Işıl Yücesoy ve Ahmet Selçuk İlkan-Selami Şahin ortaklığının ölümsüz eserlerinden biri ‘’Ya Seninle Ya Sensiz’’…

Az sayıda plak yapmasına rağmen, farklı sesiyle kulaklarda yer etmiş Rezzan Yücel ve onun en özel şarkılarından biri: “Unutma”…

Sesi, fiziği, giydikleriyle, şarkıları ve sahne şovuyla her dönem kendi rüzgarını estirmiş Seyyal Taner ve onun sesinden ölümsüzleşmiş bir Çiğdem Talu-Melih Kibar şarkısı: “Seni Çok Özledim”…

Pop müziğin “kare ası”ndan Nükhet Duru ve onun eşsiz yorumuyla hafızalardan silinmemiş bir Çiğdem Talu – Melih Kibar şarkısı: “Kazandım”…

Ses ve fizik olarak Elvis Presley’e çok benzemesi nedeniyle, uzun yıllar boyunca “Yerli Elvis” olarak anılan Ersan Erdura ve onun etkileyici yorumuyla hala hatırlanan Aysel Gürel-Selmi Andak imzalı ‘’Aşıksın’’…

Yetmişlerin ümit vaat eden, seksenlerin göz kamaştıran yıldızı Sibel Egemen ve yeri doldurulamayacak söz yazarı Fikret Şeneş’in imzasını taşıyan, seksenlerin en ritmik, en eğlenceli dans şarkılarından biri olan “O Biliyor”…

Türk popunun şarkıları plaklarda kalmış saklı yıldızlarından biri, Kenan ve bir dönem çok sevilmiş şarkısı “Ağlama Sevgilim”…

Sinemada olduğu kadar sahnede de büyük başarı kazanmış, etkileyici sesi ve yorumuyla kendine özel bir yer edinmiş Saadet Sun ve Fecri Ebcioğlu imzalı aranjman döneminden “Tekrar Seni Sevecek”…

Türk pop müziğinin ilk kadın şarkıcılarından Rüçhan Çamay ve Anadolu motifli bir yetmişli yıllar pop şarkısı: “Lili Liloy”…

Usta oyuncu ve şarkıcı Ayla Algan’ın teatral yorumuyla üç dakikalık bir sinema filmi tadında, mizahi ve eleştirel bir şarkı: “Koca Öküz”…

BİR ZAMANLAR-5 EĞLENCELİ BİR MÜZİK ANSİKLOPEDİSİ
Her biri yayınlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış, popüler müzik tarihine silinmez izlerle kazınmış şarkılar ve ülkenin gelmiş geçmiş en önemli söz yazarı, besteci ve yorumcularını bir araya getiren bu albüm baştanbaşa bir pop müzik ansiklopedisi gibi. Üstelik bu ansiklopedi çok ama çok da eğlenceli !

Albümün prodüktörü, Radyo D’de yıllardır sürdürdüğü programlarıyla Türk popunun kayıp tarihini gün ışığına çıkaran Hakan Eren. Orijinal plak kayıtları, Bora Ebeoğlu ve Hakan Eren tarafından dijital ortama aktarıldı. Kapak tasarımında ise Nazlı Ongan ve Mehmet Bilal Dede’nin imzaları var. Grafik uygulama ise Onur Ulutaş’a ait.

Albümü diskçalarınıza yerleştirin ve dans etmeye, eğlenmeye başlayın. Dinlerken kendinizi eski şarkılar çalınan bir partinin içinde bulacak ve parti bitsin istemeyeceksiniz. Geçmişe, eski güzel günlere yapacağınız yolculuk da cabası. Kısacası Ossi Müzik’le 45’likler bir kez daha dönüyor!

Albüm İçeriği

1. Sev Kardeşim / Şenay 1971 Vestuv Itchem

2. Oh Olsun / Füsun Önal 1973

3. Aşk Alfabesi / Yeşim 1974

4. Param Yok Pulum Yok / Meral Zuhal 1974

5. Vakit Yok Gemi Kalkıyor / Metin Ersoy 1970

6. Tatlı Tatlı / Nil Burak 1975

7. Bu Ne Dünya / Yeliz 1976 Aux Talons De Ses Souliers

8. Eski Çamlar Bardak Oldu / Güzin İle Baha 1975

9. Benden Bu Kadar / Asu Maralman 1977

10. Bu Gece Sen Daha Güzelsin / Kayahan 1981

11. Ya Seninle Ya Sensiz / Işıl Yücesoy 1978

12. Unutma / Rezzan Yücel 1977

13. Seni Çok Özledim / Seyyal Taner 1977

14. Kazandım / Nükhet Duru 1982

15. Aşıksın / Ersan Erdura 1980

16. O Biliyor / Sibel Egemen 1981 Hello Rio

17. Ağlama Sevgilim / Kenan 1974

18. Tekrar Seni Sevecek / Saadet Sun 1970 Michael Et Jimmy

19. Lili Loy / Rüçhan Çamay 1975

20. Koca Öküz / Ayla Algan 1973

Yeni Kolpa albümü yolda

kolpa-ask-ve-hayat-hakkinda-albumuTürkiye’nin son dönemde yıldızı yükselen pop-rock gruplarından, 2 yıllık bir aradan sonra Ocak ayında Pasaj Müzik etiketiyle yayınlamaya hazırlandıkları yepyeni albümleri ‘Aşk ve Hayat Hakkında’ ile geri dönüyor. ‘Böyle Ayrılık Olmaz’, ‘Son Nefesim’, ‘Yatağın Soğuk Tarafı’ ve ‘Beni Aşka İnandır’ gibi listelerde yer alan şarkıların sahibi grubun ‘Aşk ve Hayat Hakkında’ adını verdikleri 10 Ocak 2014 tarihinde yayınlanacak yeni albümlerindeki şarkıların besteleri Barış Yurtcu’ya ve sözleri de Haluk Kurosman’a ait.

Bir önceki albümlerinde olduğu gibi Kolpa yeni albümlerinde de prodüktör olarak Haluk Kurosman ile çalıştı. Albümde bir Sezen Aksu şarkısı olan ‘Beni Unutma’nın Kolpa tarafından yapılmış yeni bir düzenlemesi de yeralıyor. Tam bir Sezen Aksu aşığı olan grubun albümünde ayrıca sanatçıdan esinlendikleri ve “Sezen’den” adını verdiklerini bir de şarkı bulunuyor.

Albümde klasik batı enstrümanlarının yanı sıra yaylılar, çello, trompet ve Türk Müzigi enstrümanlarından ud, kanun ve klarnet de kullanıldı. Yeni yılın ilk günlerinde yayınlanacak olan yepyeni Kolpa albümünün ilk klibi ‘Ölünmüyor Mutsuzluktan’ adlı şarkıya çekildi. Kilyos Rumeli Feneri’nde Emir Khalilzade yönetmenliğinde çekilen klip, 16 saatte tamamlandı. Albümün imaj ve kapak fotoğrafları Deniz Özgün tarafından çekildi. Stil danışmanlığını ise İlkyaz Özel yaptı.