Samy Ertan “Nihayet” isimli maxi single’ının ilk video klibini “Çok Zor” şarkısına çekti. Söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait olan “Çok Zor”, genç şarkıcının yorumuyla yeniden hayat buldu. Genç yaşına rağmen uzun bir müzik geçmişine sahip olan Ertan, 10 yıldır profesyonel olarak sürdürdüğü sahne hayatını maxi single çalışması “Nihayet” ile taçlandırarak müzikmarketlere sundu.
Stüdyo ortamında 8 saatlik bir çalışma ile ortaya çıkan video klibin yönetmenliğini Ferhat Şeker, sanat yönetmenliğini ise maxi single’ın fotoğraflarına da hayat veren Oktay Bingöl üstlendi. Klipte, Samy Ertan’ın duygusal görüntüleri ön plana çıktı.
Sıradışı tarzı ve özgün müziğiyle daha ilk albümünde dikkat çekmeyi kolaylıkla başaran Mabel Matiz, merakla beklenen 2. albümü “Yaşım Çocuk”u DMC etiketiyle geçtiğimiz haftalarda müzikmarketlere sunduktan sonra albümün ilk videosunu da tamamladı. Gürcan Keltek yönetmenliğinde çekimleri İstanbul ve Amsterdam’da gerçekleştirilen video klip parçası “Zor Değil”. Redcam ve Super 8 mm formatlarında çekilen ve uzun saatler süren banyo ve post produksiyon aşaması sonucu ortaya çıkan videonun farklı tekniğini doğrusu çok beğendik, Mete Özgencil‘in sözlerini yazdığı ve Mabel Matiz’le birlikte bestelediği ‘Zor Değil’e, Aralık ayında albüm daha yayınlanmadan önce dikkat çekmiş ve Matiz’in iddialı parçalarından biri olduğunu belirtmiştik. İlk albümü ile yakaladığı iyi çıkışını bu albümde de sürdürmesi beklenen Mabel Matiz’in “Yaşım Çocuk” albümü başucu albümlerinden biri olarak arşivlerinizde yer almakta gecikmeyecektir.
Müzisyen Emir Ersoy tarafından Türkiye’de kurulan ve kısa sürede dünya çapında bir latin orkestra olmayı başaran Projecto Cubano 23 Şubat 2013 Cumartesi Bostancı Gösteri Merkezi sahnesinde müzikseverlerle bir araya geliyor.
Emir Ersoy’un grubun maestrosu ve piyanisti olarak sahne alacağı performansın solistleri Banu Kunt ve Aleixi Riviera Contrevas.Luis Ernesto Gomez. Andres Macias ise gruptaki diğer Kübalı müzisyenler.
”Projecto Cubano”, Turk, Kolombiya ve Küba’lı olmak üzere toplam 10 müzisyenden oluşmaktadır.Grup Bostancı Gösteri Merkezi konserinde “Karnaval” ve ”10 Şarkı 10 Şarkıcı” albümlerindeki parçalarının yanı sıra geçmişten günümüze uzanan geniş bir yelpazeden seçilen Celia Cruz, Tito Puente, Ruben Gonzales, Willy Chirino, Gloria Estefan ve Oscar De Leon gibi dünyaca ünlü isimlerin salsa, cha-cha, cumbia, merengue ve bolero tarzlarindaki klasik Küba parçalarını da seslendirecek.
Grup bugüne kadar yaptığı 2 albümde Kenan Doğulu, Ajda Pekkan, Özgü Namal, Deniz Seki, Yasar, Işın Karaca, Metin Ersoy, Ayca Varlier, Kubat, Tuğba Özerk, Emre Altuğ ve Funda Arar gibi bir çok Türk pop starı misafir etti.
İstanbul’daki 10 Latin dans okulunun özel sahne şovlarıyla renklenecek konserde bir de sürpriz yeralıyor. Alternatif Yaşam Derneği (Ayder), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Türkiye Vodafone Vakfı partnerliğinde yürütülen “Düşler Akademisi” 2008 yılında “Sanatçı Engel Tanımaz” sloganıyla yola çıkarak kurduğu, engelli ve dezavantajlı gençlerden oluşan “Social İnclusion Band” gurubu; o gece Emir Ersoy & Projecto Cubano ile aynı sahneyi paylaşarak iki cover şarkının latin versiyonunu birlikte seslendirecekler… Grup üyelerinden Cağla Karaali’nin, Emir Ersoy & Project Cubano ile beraber dogaçlama performansını ve “Düşler Akademisi Dans Atölyesi öğrencilerinin latin dans gösterisini izleyeceksiniz.
Son dönemin en yetenekli müzisyenlerinden biri olarak dikkat çeken Can Gox’un ilk albümü için geri sayım başladı. Kuzey Güney dizisi ile Türkiye’de çok sayıda eve giren şarkısı ‘Haydar Haydar’ ve daha önce “Kaybedenler Kulübü”nde yer alan ‘My Woman’ ile kitlesini daha da artıran Can Gox, EMI Müzik Türkiye ve Sarı Ev işbirliği ile yayımlanacak olan kariyerinin ilk solo albümü “Yalnızım Ben” ile Mart ayında müzikmarketlerde..
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Caz Vokal Performansı bölümünü kazanarak Nükhet Ruacan ve Randy Esen’den performans eğitimi alma fırsatı yakalayan Can Gox, ardından çeşitli Rockn’Roll ve Blues grupları kurarak müzik yolculuğuna devam etti. 2011 senesinde “Kaybedenler Kulübü” film müziği projesi içerisinde yer alan ve ayrıca “Kuzey Güney” dizisi için ‘Haydar Haydar’ şarkısını seslendiren Gox, “Yalnızım Ben”i Mart ayında dinleyicilerinin beğenisine sunuyor.
Albümde yer alan şarkılar:
YALNIZIM BEN
SORMA
İNANMAZSIN
ASLA BIRAKMA
DRAMA KÖPRÜSÜ
RÜZGAR
DAL GONCAYI BİR SABAH
GÖLGE
HAYDAR HAYDAR
Şu günlerde havaların soğumasıyla birlikte daha da kabuğuna çekilen insanoğlunun işten güçten de sıkıldığı zamanlarda imdadına her zamanki gibi yine müzik yetişiyor. Seçenek bol, yeniler çok, ama eskilerin kıymeti de hiçbir zaman azalmayacak gibi durmuyor mu? Anne Bu Çalan Ne’yi bu hafta yeni yayınlanan bazı teklilere ve albümlere ayırdım..
Mustafa Sandal, geçen yaz başında yayınlanan son albümü “Organik” ile büyük bir düş kırıklığı yarattığına nihayet kendisi de ikna olmuş olacak ki, yalnızca tek bir şarkıyla kliplendirdiği albümünü şimdilik rafa kaldırmış ve neden orada bulunduğuna anlam veremediğimiz “O Ses Türkiye”den her nasılsa vakit bulup da ayırdığı müzik çalışmalarına bu kez eski bir şarkısıyla devam etmeye karar vermiş. Baştan sona arşivlik bir çalışma olarak Türk pop tarihine adını yazdıran ikinci stüdyo albümü “Gölgede Aynı”da yer alan “İki Tas Çorba”yı günümüz şartlarına uyarlayan müzisyen, sözleri Mustafa Sandal, bestesi Bülent Tezcan ve düzenlemesi Seçkin Özer & Mustafa Sandal’a ait olan şarkısına 3 ayrı versiyon hazırlamış ve DMC etiketiyle sunmuş. Açıkçası 3 versiyonun da birbirinden çok da farklı olmadığını duyunca birbirine neden bu kadar yakın düzenlemeler hazırlandığına anlam veremedim, duyunca belki siz de hak verirsiniz. Ancak “Organik” albümünde yalnız ve yalnızca “Neler Neler” ile ümitlendiren ve geri kalanı ile de büyük hayal kırıklığına uğratan Sandal’ın ilk zamanlarını özleyenler için “İki Tas Çorba”, iyi gelebilir..
“Diğer Masallar” adlı ikinci albümleri 2011 yılında yayınlanmasına rağmen hala şarkılarını kliplendirmeye devam eden Model, bu gidişle albümde kliplenmemiş şarkı bırakmayacak gibi gözüküyor! Yeni videoları için kez “Makyaj” şarkısını seçen grup Alper ve Caner Özyurtlu ile çalışmış. 2012 yazında Ozan Doğulu ile birlikte “Dağılmak İstiyorum” şarkısını yayınlayan grup 3. albüm çalışmalarına ise Demir Demirkan ile birlikte devam ediyormuş.
Çok iyi bir şarkıcı ve yorumcu olmasına karşın bir türlü hakettiği ilgiyi göremediğini düşündüğüm Betül Demir, 90’lı yıllarda yayınlanıp da uzun yıllar boyunca belleklerde yer alabilmeyi başaran “Cesaretin Var mı Aşka” şarkısına yeni bir cover ile karşımızda! Suat Ateşdağlı ile çalışan Demir yeni çalışmasına Yalçın Aşan ve Tayfun Özkan imzalı 2 remixle birlikte toplam 4 ayrı versiyon hazırlamış. Bu noktada kafalar da karışmıyor değil hani. Daha önce Gülay‘dan dinlediğimiz bu slow-mid tempo şarkıyı zaten Suat Ateşdağlı gayet derli toplu bir “remix”vari bir düzenlemeyle bize yeniden kazandırmışken, hızlandırılmış bir şarkının ilaveten yeniden 2 ayrı versiyon ile remixlendirilmesi biraz şaşırtıcı geldi doğrusu. Betül Demir’in yorumuna ise diyecek tek kelime yok, gerçekten şarkının hakkını verdiğini söyleyebiliriz.
Türkçe elektronik müzik dendiğinde popüler müzik dinleyicisi her ne kadar Hande Yener‘in hem içerik hem de satışlar itibariyle birkaç iyi birkaç da kötü albümünü bilse ve hatırlasa da, hakkını gerçekten vererek bu işi erken düşünüp erken önümüze sunanlardan biriydi Aylin Aslım. İlk stüdyo albümü “Gel-Git”i yayınladığında ve özellikle “Senin Gibi” ve “Zor Günler” şarkıları ile dikkat çektiğinde ben de herkes gibi “kim bu cesur kız?” deyip şöyle bir kafamı çevirmiştim. Sonrasında birçok filmde ve compilation’larda birer ikişer şarkılarla ve düetlerle karşımıza çıktı Aslım, 2005’te yayınladığı ikinci stüdyo albümü “Gülyabani” ile rotasını tamamen rock müziğine çevirdi ve baştan sona konsept bir bütün olan albümü başucu/evladiyelik kategorisinden arşivime hızla ve kolaylıkla girmeyi başardı. Sonrasında Aylin Aslım’ı doğrusu pek takip edemedim, “Canını Seven Kaçsın” albümünün pek ilgi görememesi belki bir ihtimal onu da sessizliğe itmiş ve albüm yapmaktan soğutmuş olabilir. Şimdilerde ise Aylin Aslım’ı Teoman ile yaptığı düet ile dijital platformlarda duyabiliyoruz. Sevgililer Günü’yle aynı güne denk gelen doğumgününde sözleri kendisine, bestesi Övünç Dan‘a ait “İki Zavallı Kuş”u Teoman ile birlikte seslendiren müzisyen, yeni albümü için daha ne kadar bekleyecek bir fikrim yok ancak keşke bir ara, tüm bu zamana kadar yeraldığı proje şarkılarını bir albümde toplasa diye de düşünmüyor değilim..
“Topyekün” adlı son albümünü geçtiğimiz aylarda yayınlayan Levent Yüksel‘in albümle aynı adı taşıyan çıkış şarkısını doğrusu pek başarılı bulmamış ve keşke albümdeki slowlardan biriyle çıkış yapsaydı demiştim. Albümün ikinci videosunun da kısa zamanda çekilmiş olması bu fikrimi destekleyen cinsten sanıyorum, çünkü sanatçıya en çok slow şarkılar yakışıyor ve Topyekün’ün en iddialı slowlarından “Beş Duyu” da gerçekten kliplenmeyi hakedenlerden biri olarak dikkat çekiyor. Söz ve müzik Halil Koçak, düzenleme ise Mustafa Ceceli imzalı olan şarkının klip yönetmenleri ise Lara Sayılgan ve Bilal Eroğlu.
Sevgililer gününde yapılacak en güzel şeyi yaptık ve soluğu kısa bir süre önce DikkatMüzik!te yazmaya başlayan İrem Ezgimen ve diğer dostlarla birlikte Birsen Tezer & Bülent Ortaçgil konserinde aldık.Geçtiğimiz haftalarda yayınladığı “İkinci Cihan”da tıpkı ilk albümünde olduğu gibi yine baştacı şarkılarla kulaklarımıza bayram eden Tezer, Garaj İstanbul’daki konserinde özellikle “Nefes”, “Kusura Bakma” ve “Boşver” gibi şarkıları ile mest etti. Bülent Ortaçgil ile olan düetlerinden ise pek tabii ki “Çığlık Çığlığa” her zamanki favorilerimdendi. Cuma günkü konser mekanımız ise bu kez Bronx oldu ve sahnede tüm enerjisiyle Can Bonomo‘yu izledik. Hem eski hem de yeni albümünden şarkılarla 2 saate yakın bir süre sahnede kalan Bonomo’nun yeni şarkılarından “Haberler İyi Paşam” ve “Başkan”ı zaten seviyordum ama albüm dışından söylediği “Kara Sevda” cover’ına ise özellikle bayıldım (Her iki konserle ilgili daha fazla ayrıntıyı İrem’in yazılarından da ayrıca takip edebilirsiniz diye eklemek istiyorum).
Belki takip edenleriniz vardır ama haberim yoktu demeyenleriniz için küçük bir hatırlatma: Bir süredir ara verdiğim radyo programıma birkaç hafta önce yeniden başladım. Bu kez adresimiz RadyoJUKE! Pazar kahvaltılarınızda saat 12’de, ve tekrarıyla Pazartesi geceleri saat 22’de yayındayım! Eski bölümleri dinlemek içinse istikametimizMixCloud beyler bayanlar:)
Herkese önce müzik sonra keyif dolu yeni bir hafta diliyorum!
Müzikmarketlerin raflarında yeni bir isim şu sıralar pop müziğe alternatif soluk getirecek olanlardan Ela. 9 şarkıdan oluşan ilk albümü “Bitmesin”, Dokuzsekiz Müzik ve CES Production etiketi ile yayınlandı. Uzun yıllar Ankara’da ‘Fresh’ isimli grubu ile sahne alan Ela, ilk albümünün ilk videosu içinse “İnkara Meyilli” şarkısını seçti. Albümde yer alan sekiz şarkının müzikleri Ela ve Özgün Aksüyek imzası taşırken “Korkuyorum” şarkısının söz ve müziği ise Ela’nın ağabeyi Ege Artun’a ait. Kayıtları Ankara Retro Stüdyoları’nda tamamlanan albümünün mix ve mastering’i Barış Yetkin tarafından yapıldı.
“İnkara Meyilli” şarkısına, Berivan Dural‘ın proje direktörlüğü ve Serdar Gözelekli yönetmenliğinde klip çeken Ela, klipte kullanılan boş evin şarkıdaki ‘terk edilmişlik’ psikolojisiyle örtüştüğünü söylüyor.
Burcu Güneş uzun bir aradan sonra yeni albümünü tamamladı ve sevenlerinin karşısına bu kez “Gül Kokusu” ile çıktı. Özenli bir çalışma olarak dikkat çeken albüm GNL Entertainment etiketiyle müzikmarketlere çıktı. Daha önce tekli olarak yayınlanan ve büyük ses getiren “Oflaya Oflaya” ile birlikte “Aşk Gribi”ni de albümüne alan sanatçının 12 şarkıdan oluşan yeni albümünde Deniz Erten, Eflatun, Emre Irmak, İsra Gülümser, Murat Güneş, Reşit Gözdamla ve Serhat Tekin imzalı şarkılar yeralıyor. Sanatçı aynı zamanda geçtiğimiz aylarda Hüseyin Karadayı‘nın albümünde yayınlanan “Bir Sevgi İstiyorum”a yaptığı cover’ı da 2 versiyonuyla bu albümüne aldı ve ayrıca bir Sezen Aksu klasiği olan “Geçer”i de yeniden yorumladı.
“Gül Kokusu”nun ilk video klibi ise albümle aynı adı taşıyan, sözlerini Deniz Erten’in yazdığı, Reşit Gözdamla ile birlikte bestelediği ve düzenlemesini de Taşkın Sabah‘ın yaptığı şarkıya, Murad Küçük yönetmenliğinde çekildi.
Nilüfer’in 2010 yılında büyük başarı yakalayan “12 Düet” albümünün devamı niteliğindeki yeni albümü “13 Düet”in DMC etiketiyle 21 Şubat’ta müzikamerketlerde yeralması beklenirken, sanatçının resmi web sitesinde şarkı örneklerinden derlenen bir teaser yayınlandı. Çıkış şarkısı olarak Emre Aydın ile olan düeti “Son Perde”yi seçen Nilüfer, 23 Şubat Cumartesi gecesi Günay’da sahne alacak. Albümün tam listesi ise aşağıda..
*”Çaresizim” ve “Affetmem” şarkıları ile 70’lerden bugüne unutulmaz seslerden biri sayılan Funda artık yeni besteler üretmiyor ama onunla aynı adı taşıyan yeni bir Funda var artık hayatımızda. İlk teklisi “Stand Up”ı 2 yıl önce piyasaya çıkaran genç şarkıcı 2 yıl aradan sonra ise bu kez “Moda” adında Türkçe bir albümle karşımızda. İskender Paydaş prodüktörlüğünde hazırladığı ilk albümünü GNL Entertainment etiketiyle müzikmarketlere çıkaran Funda, şimdi albümle aynı adı taşıyan 2. video klibini çekti. İngilizce şarkılarına da bir yandan devam eden Funda’nın, ikinci teklisi “City Girls”in ardından bir diğer şarkısı “Kiss me” de yakında çıkacak olan projelerinin arasında.
*Son haftaların en sevindirici haberlerinden biri de Şebnem Ferah‘ın ilk 4 albümünün yeniden basılmış olması. Biliyorsunuz uzun bir süredir basılmayan bu albümlerin haklarını birçok 90’lar albümlerinde olduğu gibi Avrupa Müzik satın almıştı ve şimdi Pasaj Müzik, Ferah’ın bu 4 albümünün haklarını geri alarak yeniden piyasaya sürmeye karar verdi. Böylelikle rock müziğimizin en güçlü kadın seslerinden Şebnem Ferah’ın hem cd üzerinde hem de dijital platformlarda yayınlanmamış bir eseri kalmamış olacak.
*Burcu Güneş 12 şarkılık “Gül Kokusu” adını taşıyan yeni albümünü 11 Şubat’ta piyasaya sürüyor. Enbe Orkestrası ve Eflatun ile birer şarkısı bulunan, bunun dışında ise Hüseyin Karadayı aranjörlüğünde 80’lerin unutulmaz şarkılarından “Bir Sevgi İstiyorum”u yeniden seslendiren sanatçının albüm şarkılarında Eflatun, Sezen Aksu, Deniz Erten, İsra Gülümser, Murat Güneş ve Serhat Tekin gibi isimlerin imzaları var.
*Koray Candemir, Kargo’dan ayrıldıktan sonra bir solo albüme imza atmış, bunun devamında ise Maskott adında bir grup kurmuştu. Ağırlıklı olarak çalışmalarına Amerika’da devam eden müzisyen Türkiye’ye döndükten sonra ise uzun bir süre Mask’ta sahne çalışmalarına devam etti. Sony Müzik Türkiye ile anlaşan Candemir, Mart ayında bu kez 2. solo albümü ile yeniden sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Kargo grubu ise -sürekli değişen kadrosunun son şekliyle- yeni albümlerini tamamlamış. Ozan Anlaş, Burak Karataş ve grubun kurucularından Selim Öztürk’ten oluşan yeni kadroyla hazırlanan albümün adı “Gelecekle Randevum Var”. Issız Adam filmiyle hayatımıza yıllar sonra yeniden giren “Bana Yalan Söylediler”i coverlayan gruba bu albümlerindeDeniz Özbey, Zuhal Olcay, Özge Fışkın ve Ömer Ahunbay gibi birçok müzisyen dostu da düetleriyle destek veriyor: Albümün ilk video klibi iseİmer Haydaroğluyönetmenliğinde “Beni Bırakma”ya çekilmiş.
*Türk popüler müziğinde her zaman çok özel bir yeri olan ve her daim başucu albümlere imza atmayı başarmış olan Nazan Öncel cephesinden de çok güzel haberler alıyorum. 90’lı yılların en önemli albümlerinden biri sayılan “Göç” tadında akustik ağırlıklı bir albüme hazırlanan müzisyen, “Göçe Devam” adını vereceği yeni albümünün hazırlıklarını sürdürüyor. Bir yandan da yeni birçok hareketli şarkısını da yakında çok farklı seslerden dinleyeceğiz. Heyecanla bekliyoruz:)
Susuz ve ekmeksiz belki yaşanabilir ama müziksiz asla. Görüşmek üzere!
Oyuncu Ayça Varlıer, uzun bir zamandır üzerinde çalıştığı; “çocuğum” dediği albümü “Elif” i, 6 Şubattan itibaren ilk kez bir hafta boyunca turkcellmuzik.com da müzikseverlerin beğenisine sunuyor.
Amerika ‘da Harvard Üniversitesinde tiyatro eğitimi alan Ayça Varlıer, bugüne kadar oynadığı dizi ve tiyatro oyunlarında adından sözettirdi. Oyunculuğunun yanında şarkıcılığını senfoni orkestralarıyla verdiği özel konserlerle sürdürdü. Şimdi kendi tarzını oluşturduğu albümüyle müzik severlerin karşısına çıkmaya hazırlanan sanatçı ; albümde söz yazarı Mehmet Teoman, Figen Şakacı Müfide İnselel , aranjör Emir Ersoy ve Eylem Pelit ile birlikte çalıştı Pop müziğinin sevilen sesi Yaşar ile, Cenk Taşkan ve Mehmet Teoman imsazı taşıyan “Beni benimle bırak” adlı cover şarkıyı birlikte seslendirdi.
Sekiz eserin yeraldığı aldığı albüm digital platformlardan sonra cd olarak 15 Şubat da müzik marketlerde satışa sunulacak.
Albümün çıkış şarkısı “Kumdan Kale” ‘ye Gökhan Palas yönetmenliğinde çekilen klip çok yakında tüm tv ve digital platformlarda olacak. Simgesel anlatımlarla, masal kahramanlarına göndermeleri yeraldığı klipte; Ayça Varlıer aşkını büyük bir sabırla bekleyen bir kadının traji-komik hikayesini canlandırdı.
Rumeli ve Balkan müziklerinde önemli çalışmalara imza atan Suzan Kardeş, Engin Gürkey, Fehmiye Çelik ve Ayhan Akkaya (Gayda Istanbul) özel bir konser projesinde bir araya geldi. “Şarkılarla Yüz Yılın Hikayeleri” adını verdikleri bu projede Trakya – Balkanlar – Rumeli’de farklı dillerde söylenen şarkılardan oluşan sıradışı bir repertuar hazırlayan sanatçılar, Balkanlar’da yaşanan savaş ve göçlerin yüzüncü yılında şarkılarla dostlukların izini sürüyorlar. Konserde, Balkan coğrafyasında birbiriyle kaynaşmış şarkılar, ortak hayatlara dair hikayeler eşliğinde sergileniyor.
Balkanlar… Rumeli… Anadolu… Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’dan çekilişi, Balkan Savaşları’nın sonrasına rastlar ve takvimler 1912`yi göstermektedir… Ve aradan tam yüz yıl geçer… Ve bugün, yüz yıl da geçse Balkanlar’dan Anadolu`ya uzanan ortak bir tarih söz konusu…
“Balkan” kelimesi, dağ anlamına gelen Türkçe kökenli bir kelimedir. “Romalılar’ın Ülkesi” anlamına gelen “Diyâr-ı Rûm” ise, Anadolu’nun tarihteki adlarından biri… Bugün iç içe geçmiş bu terimler, geçmişimizdeki tarihsel birlikteliklerimizin önemli bir göstergesi değil mi?.. Balkanlar, pek çok acıya ve ayrılığa sahne olsa da, çoğul hayatların pekâlâ bir arada yaşayabileceğini de ispatlamış bir dünyadır! Ve müzik, insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır. Süregelen birlikteliklerdeki dostlukların izi, müziğin ışığında açığa çıkar…
Söz konusu konser projesi, kültürel ve sosyal benzerlikleri vurgulayarak, Balkanlar’da kalıcı bir barış ortamı için ortak bir sanatsal dil geliştirme sürecine katkıda bulunmayı hedefliyor.
Türkiye hala tam olarak açıklanmayan ve anlaşılamayan nedenlerle bu sene (ve çok büyük ihtimalle önümüzdeki senelerde de) Eurovision’a katılmayacak ancak bu yıl İrlanda adına yarışmaya hazırlanan 5 gruptan biri, yarısı Türkçe olan bir şarkıyla şans arıyor. 3 Türk ve 2 İrlandalı’dan oluşan Inchequin bestesi Son Kez / The Last Time, İrlanda’nın ulusal TV kanalı RTE tarafından 22 Şubat’ta yapılacak final için yüzlerce şarkı arasından seçildi. Beş finalist, İrlanda televizyonlarında yayınlanan en uzun soluklu ve önemli şov programı olan “The Late Late Show’da, canlı yayında diğer 4 şarkı ile yarışacak. Oyların yüzde 50’si telefonla katılacak olan izleyiciler tarafından verilecek ve diğer yüzde 50’si de beş tane bölgesel kurul tarafından belirlenecek.
Şarkının ve grubun hikayesi ise oldukça ilginç. İrlandalı müzisyenler Sinead Bradley ve Hugh O’Neill, 2009 yılında Türkiye’de yaşamaya karar verdiler ve Bodrum’un Gümüşlük beldesine yerleştiler. İrlandalı çift kısa zamanda bölgede yaşayan başka müzisyenlerle tanışıp beraber müzik yaparak, Türk folk müziği ile İrlanda folk müziğini birleştirdiler. Sinead ve Hugh, bu iki kültür arasında yarattıkları ilginç sentez ile çok geçmeden yerel olarak iyi tanınan bir ikili olmayı başardılar. Geçen yaz ise kemancı Ayda Tunçboyacı, trompet ve piyano sanatçısı Tevfik Kulak ve şarkıcı/oyuncu Selin Türkoğlu ile bir araya gelerek bir grup oluşturdular.
Sinead ve Hugh, Son Kez isimli bestelerini Türkçe ve İngilizce ortak sözlerle yazıp söylemeye karar verdiler. Daha sonra şarkıyı İstanbul’da Ayda, Selin ve Tevfik ile birlikte kaydettiler. Tevfik Kulak’ın yaptığı başarılı aranjmanla eserin son hali ortaya çıktı. Parçanın müzik videosu çekildikten sonra da Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma fikri doğdu. Video klip ise Antalya’da çekildi.
Şimdi şöyle… İrem’le 1990’da tanıştık. Ben 13 yaşındaydım, o 12. Ben tabii küt diye âşık oldum, gittim bir karışık kaset hazırladım. Ama İrem’in derdi başkaymış. Sanırım. Tam da emin olamadım. Sonra tuhaf bir şey oldu, 10 yılda bir karşılaşmaya başladık. Saat gibi, aksatmadan. Hayat ya bizle dalga geçiyordu ya da bize yeni bir şans veriyordu.
Sonuçta iş öyle bir yere geldi ki 20 yıldır birlikteydik ama daha ilişkimiz başlamamıştı. Karışık mesele.
Senaryo, roman ve sinema yazılarıyla tanıdığımız Uygar Şirin,Anne Tut Elimi ve Büyük Deniz Yükseliyor‘un ardından üçüncü romanıyla okurların karşısında. Bu kez aşktan söz ediyor ve fonda Sezen Aksu‘dan Göksel‘e, MFÖ‘den Mirkelam‘a, Erkin Koray‘dan Duman‘a Türkiye’nin son 40 yılından onlarca şarkı çalıyor.
Müziğimizin kilometre taşlarından Ferdi Özbeğen, tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştıma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. “Dilek Taşı” ve “Yok yok yalan deme” gibi onlarca şarkısıyla gönüllerde taht kuran Özbeğen’in vefatıyla ilgili İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da yazılı açıklama yapıldı: “Kamu Hastaneler Birliği Beyoğlu Bölgesi Genel Sekreterliğine bağlı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğunbakım ünitesinde tedavi altına alınan ünlü sanatçı Ferdi Özbeğen yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef bu akşam saat 21:15’te hayatını kaybetmiştir.Ünlü sanatçımızın vefatından dolayı üzüntümüzü belirtir; sanatçıya Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevdiklerine başsağlığı dileriz.”
Hayatı
Ferdi Özbeğen 1941 yılında İzmir’de doğdu. 11 yaşındayken ortaokulla birlikte özel müzik öğrenimine başladı. 1960 yılında Özel İzmir Koleji’ni bitirdikten sonra İstanbul’da İktisat Fakültesi’ni kazandı fakat 1963 yılında babasının vefat etmesi üzerine eğitimini yarıda kesmek zorunda kaldı. Bu andan itibaren Ferdi Özbeğen, ilgi alanı olan müziğe yöneldi. 1965 yılında düzenlenen Hürriyet Gazetesi Altın Mikrofon yarışmasına Ferdi Özbeğen Orkestrası olarak katıldı; yarışmada Kes Kes ve Sandığımı Açamadım şarkılarını seslendirdi. Yarışmadan sonra orkestra 1967’de Okay Temiz’i, 1968’de de Esin Engin’i bünyesinde bulundurmuştur. 1974 yılına kadar orkestrası ile çeşitli lokal ve eğlence merkezlerinde konserler verdi ama en son çalıştığı Çınar Oteli’nin greve gitmesiyle orkestrası dağıldı, Özbeğen’de Şefik Uyguner’in orkestrasında çalışmaya başladı.
1977 yılında ilk uzunçaları olan Ferdi Özbeğen’le 45 Dakika’yı çıkardı. Acaba tutar mı endişesiyle yapılan bu albüm kısa sürede büyük bir satış rakamına ulaştı. 1978 yılında Orhan Gencebay’ın plak şirketi Kervan Plak’a geçerek Ferdi Özbeğen’le Sohbet, 1979 yılında Teşekkürler ve 1980 yılında da Mutluluklar albümlerini hayranlarına sundu. Sohbet albümüyle Altın Plak kazanan Özbeğen, Mutluluklar albümüyle de Platin Plak ve Altın Piyano kazandı. Bu yıllarda geniş hayran kitlelerine ulaşan Ferdi Özbeğen, kendi yorumuyla orkestralar dönemini, halk yorumuyla da tavernalar dönemini açmış oluyordu.
1980 yılının sonlarına doğru Kervan Plak ile ortaklığını bitiren Yaşar Kekeva, Yaşar Kekeva Plakçılık adında bir şirket kurdu ve milyonları peşinden sürükleyen Ferdi Özbeğen’i şirketine transfer etti; şirketin ilk plağı olan Nice Yıllara albümünü çıkardı. Bunu 1981 yılında Yaşadıkça, 1982 yılında Bir Sır Gibi ve 1983 yılında Seviyorum Delicesine albümleri izledi. Bu albümlerde Özbeğen, Ülkü Aker’in aranjmanlarından oluşan Rahbani Brothers şarkılarını, dönemin sevilen veya klasikleşmiş parçalarını ve de daha önceden söylenmiş ve unutulmuş şarkıları yeniden düzenleyerek seslendirdi; Eskimeyen Dost, Seni Terkedeceğim, Yok Yok Yalan Deme, Kandil, gibi. 1983 yılında, Şan Tiyatrosu’nda 20. Sanat Yılını Devlet Senfoni Orkestrası ile verdiği müthiş konserler zinciriyle kutlayan Ferdi Özbeğen, 1984 yılında bugün bile aynı kaliteye ulaşılamamış bir tarafı alaturka, bir tarafı pop şarkılarından oluşan Piyanist albümünü çıkardı. Alaturka balatları Gurbette Sevgilim, Bir Gülü Sevdim, Bir Sevgi İstiyorum gibi parçalardan oluşurken pop balatları Ülkü Aker aranjmanlarından oluşan Elega-Her Gece, La Boheme-Giden Sensin, Cenizas-Özlenen Sevgiliye gibi aşk şarkılarından oluşuyordu. Artık şöhretinin zirvesindedir Ferdi Özbeğen, plakları çok satar, öyle ki 1982 yılının vergi rekortmenidir.
1984 yılında Yaşar Plak’ın düştüğü zor durumdan kurtaran Ferdi Özbeğen oldu. Sizin Seçtiklerinizle albümü kendisinin yorumuyla o zamanın yapılmış ilk best of albümüdür. Dönemin sevilen 11 şarkısını seslendirdiği bu albüm kendisinin en çok satan albümü idi. Bu albümü 1985’te çıkardığı bir tarafı alaturka diğer tarafı da pop-rock temaları içeren Belki Bir Gün ve 1986’da çıkardığı tamamı Ülkü Aker aranjeleri ve daha önceki 9 albümünün orkestra şefi olan Osman İşmen’in senfonik düzenlemelerinden oluşan Sana İhtiyacım Var albümü izledi; bu albümde Orson Welles’in I Know What Is To Be Young ve Lionel Richie’nin Hello şarkılarının Türkçe uyarlamalarını seslendirdi. 1986 yılının sonlarına doğru çıkardığı Sevdiğiniz Şarkılar albümü Türkiye’de çıkarılan ilk krom kasettir ve dönemin şartlarına göre masraflıdır.
Ferdi Özbeğen, 80’lerin sonu ile 90’ların başına kadar çıkarttığı albümlerde gene alaturka ve taverna tarzı şarkılar söyledi. 90’lar yeni müzik türleriyle tanışırken kendisi de yavaş yavaş inzivaya çekildi. 1991 yılında piyasaya sunduğu nostalji albümü Şarkılarım, Türkiye’de pek duyulmayan unplugged yani elektronik müzik kullanmadan canlı performansla hazırlandı. 1998’de Kiss Müzik Firmasından Kandil albümünü çıkarır, bu albüm kendisini tanımayan yeni kuşak ve hayranları için büyük bir prestij albümü oldu. Bu albümü 2001’de Ayrılmayalım albümü izledi. 2006 yılına geldiğimizde Yaşar Plak, Ferdi Özbeğen’in 26 yıl önce okuduğu şarkıları bir re-mastered çalışmasıyla Can Suyum adıyla yayınladı. 2009’da ise “Nerelerdeydiniz” albümünü yayınladı.