Röportaj: Pınar Ayhan

2000 yılında ülkemizi Eurovision’da “Yorgunum Anla” şarkısı ile temsil eden Pınar Ayhan ilk albümünü yayınladı.  Eurovision’un ardından onu hem sahnelerde hem de TRT’deki programlarında izlediğimiz Ayhan, bu kez 9 parçadan oluşan “Duyuyor musun?” adını taşıyan ilk albümünde besteci kimliğiyle de öne çıkıyor. Ferhat Göçer’in sözlerini yazdığı, cerrah eşi Sühan Ayhan’ın bestelediği bir şarkıyı da dinleyicileriyle buluşturan ve albümünün ilk klibini Kemal Başbuğ yönetmenliğinde ‘Yorgunum Anla’ ya çeken Pınar Ayhan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte Dikkat Müzik!’in Pınar Ayhan röportajı >>:

– İlk albümünüz “Duyuyor musun” geç de olsa nihayet dinleyiciyle ve sevenlerinizle buluştu. Bu albümde yalnızca yorumcu değil besteci kimliğiniz de var. Albüm hazırlık süreci ne zaman başladı ve şarkılar nasıl ortaya çıktı?

Albümü hazırlamaya 2 yıl önce başladık aslında. Hatta, Yorgunum Anla’yı, 12 değil, 10 yıl sonra yeni versiyonuyla sunacaktık ama her şey o kadar ağır gitti ki. Biraz bizim didikleyici olmamız, biraz da insanların ağırdan almaları, bu tarihi buldurdu bize ama her şeyin bir zamanı vardır deyip üzülmemeye çalışıyoruz:)

Şarkılar, eşim Sühan’nın ve benim senelerdir biriktirdiğimiz şarkılar. Bir de caz yorumuyla seslendirdiğim bir Diyarbakır türkümüz var ki o da benim memleketime hayranlığıma ve rahmetli babama bir armağanım.

– Albümün sıradan bir pop albümü olmadığını ve uzun vadeli, kalıcı ve arşivlik bir lezzeti olduğunu düşünüyorum. Aslında sizden beklenen tam da buydu. Günümüz popüler müzik karışıklığında yerini bulacağını düşünüyor musunuz?

Ben de senden tam da böyle bir yorum beklerdim. Müzik o kadar evrensel ve zamansız bir olgu ki, bugün ya da 10 yıl, 20 yıl sonra karşına çıkması senin o şarkıya biçtiğin değeri asla azaltmıyor. Geçen gün arkadaşlarla, Aşkın Nur Yengi’nin 90’larda yaptığı “Sevgiliye” albümünü huşu içinde dinledik. Bir beğenenimiz, ” Hiç tanımadığınız insanların hikayelerinde yer almak ne muhteşem bir şeydir kimbilir.” diyerek beğenisini sunmuş. Bu çok kıymetli benim için. Şimdiden şarkılarımla birilerinin hikayelerini yazmaya başlamışım:)

– “Aklımda Aşk var” şarkınızda da Ferhat Göçer ile çalıştınız, biraraya geliş süreciniz nasıl oldu?

Ferhat Göçer ve eşim Sühan Ayhan, askerliklerini birlikte yaptılar. Bu şarkı da onların ortak eseri. Birlikte iki şarkıları var. Diğeri de Ferhat’ın ilk albümünde yer alan “Aşkların En Güzeli” adlı eser.

– “Yorgunum Anla”yı da albüme almışsınız ama farklı, hiç duymadığımız bir versiyon ile. Dinleyiciyi şaşırtmak mı istediniz?

Aslında öyle bir amacımız yoktu, sadece daha farklı olsun istedik. Şarkımız eski versiyonuyla şirin, hoş bir şarkıydı ama yeni haliyle, şarkının ruhunu daha çok yakaladık diye düşünüyoruz.

– Medya da dahil olmak üzere toplumda genel kanı olarak ilk İngilizce sözlü şarkımızın “Everyway that I can” olduğu sanılıyor ama doğrusu yarısı İngilizce olarak “Yorgunum Anla” aslında ilktir. Gelen 10.culuk sonucu da, o yıllara göre çok iyi bir derece, “Dinle” ve “Halley”den sonra da o güne kadarki en iyi derecemizdi. O zamanlar TRT için bir tabu niteliğinde iken onları İngilizce söylemeye nasıl ikna ettiniz?

Çok zor ikna ettik. O dönemde TRT Yönetim Kurulu’nda olan ve şarkımızı başından tibaren destekleyen Tülay Arıcı ( Sonradan hep Eurovision annemiz dedik kendisine:) Bu konuda bizi çok destekledi. Biz kendisine şarkının İngilizce sözlerle uluslararası camiada daha da parladığını, o da TRT yöneticilerine neden İngilizce söylememiz gerektiğini anlattı. Son güne kadar ikna edemedik ama israr etmekten de vazgeçmedik. Cumartesi öğleden sonraki Son kostümlü provaya kadar İngilizce soyleyeceğimiz belli değildi. Gerçekten de son anda, biz prova için sahnedeyken Ankara’dan gelen telefonla izin çıktı ve şarkının yarısını İngilizce soyledik. Cumartesi gecesi finale de o şekilde çıktık.

– Eurovision’u yalnızca 2003 ve sonrasında değil geçmişten bugüne ilgi ile izleyen takipçileri var ve siz bütün temsilcilerimiz arasında özel bir yeri olan, sevilen bir şarkıcımızsınız. Ancak medyanın Eurovision’da Türk temsilcilerimizden 2003’ten sonrakilere daha çok ilgi gösterdiği bir gerçek, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birincisi, o tarihten sonra, profesyonel sektör işin içine dahil edildiği için projeye sahip çıktı ve anlaşması olduğu sanatçının lansmanını uluslararası ortamda yoğun bir şekilde yapmış oldu. Ancak öte yandan, daha önceki yıllarda dahil edilmediklerini düşündüklerinden olsa gerek, ne özel sektör, ne de medya Eurovision’a hiç sahip çıkmadılar. Sadece eleştirmekle yetindiler. Olanı da yoksaydılar. Tüm sektörün desteğini almış olsaydı, başarılı olabilecek, ya da en azından ilk 5’e girebilecek o kadar çok şarkımız vardı ki. Neyse bundan sonra her şey hem profesyonelce hem de gönülden desteklenir umarım.

– Uzun yıllar hem sahne hem de televizyon çalışmalarınız olduğunu biliyorduk. Albüm çıkmasa da müzikten hiç kopmadınız. Bundan sonra da bu çalışmalarınıza devam edecek misiniz?

Bundan sonra daha çok müzik, daha çok televizyon, radyo olacak. Bu zamana kadar yapmadığım hataydı aslında. 2 yıl önce kime, ” Albüm geliyor” dediysem hep, ” Geç kaldın” karşılığını aldım. Geç kalmadım belki ama var olma sebebime, bunca sene haksızlık ettiğimi söyleyebilirim.

– Albümün süpervizörlüğünü Ömer Önder yapmış, yine müzikal geçmişi de olan TRT’den tanıdığımız bir isim. Ömer Önder ile çalışmak ve repertuarı hazırlama sürecinden bahseder misiniz?

Aslında, Ömer Önder devreye biraz ortadan girdi. Şarkıları tamamlamıştık ama mevcut haliyle içimize sinmeyen birşeyler varıi. Dahası, stüdyo aşamasından sonra nasıl bir yolda ilerleyeceğimizi kestiremiyorduk. Albümün İstanbul’da elden geçmesi, bazı şarkıların çıkarılıp 2. albüme hazırlanması, telif, kayıt vb işleri, imaj, tanıtım vesaire konularında bizi doğru insanlara yönlendirdi ve yolumuzu açtı. İyi ki varsın Ömer Önder. Bize, örovizyon (!) demeyi öğreten fenomen:)

– Son yıllardaki temsilcilerimiz hakkındaki görüşleriniz neler? Can Bonomo’yu başarılı buldunuz mu?

Can Bonomo’yu da, öncekileri de gayet başarılı buluyorum. Olaya sadece son 3 dakikalık sahne performansı ve puan değeri açısından bakmıyorum çünkü. Sahne arkasını yaşamış olma ayrıcalığımla, müzikal ortamda olduğu kadar sosyal ortamda temsil etme yeteneğinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum.

– Sizin bu yıl için “kesinlikle şu isim gitmeli” dediğiniz biri, bir öneriniz var mı?
Işın Karaca şansını denemeli! Herkese bol şans.


Röportaj: Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Temmuz 2012

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s