Röportaj: Sibel Tüzün

Dikkat Müzik! olarak çok özel müzisyenlerle olan röportajlarımıza devam ediyoruz.  Bu ayki konuğumuz son albümü “Saten”in 3. videosu “Maalesef”i geçtiğimiz haftalarda müzikseverlerle buluşturan ve bu yıl 20. sanat yılını kutlayacak olan Sibel Tüzün…

1992 yılında yayınladığı ilk albümünden bu yana “Şamata”, “Kaçın Kurası”, “Anca Beraber”, “Gözümün Bebeği” ve  “Kırmızı” gibi onlarca hit olmuş şarkısıyla müzik hayatında 20 yılı dolduran ve son yıllardaki “All That Jazz” ve “Let Me Entertaion You” gibi sahne projeleriyle adından söz ettiren sanatçı 22 Aralık Perşembe günkü Ghetto konserinin  öncesinde DikkatMüzik!’in 10 sorusunu yanıtladı. “10’da 10” ve Sibel Tüzün : >>

– Dile kolay, “Ah Biz Kızlar” ile başlayan ilk albümden bugüne tam 20 yıl geçmiş. Şarkı söylemeye en erken kaç yaşında başladığınızı ve “ben bu işi profesyonel olarak yapacağım” dediğiniz karar anını hatırlıyor musunuz?

Saç fırçasıyla müzik hayatına başlayanlardanım aslında:) 7 yaşında TRT İstanbul Çocuk Korosuna katılmamla iş ciddiye bindi. Son kararım ise lise sondan mezun olurken gerçekleşti. İstanbul Ünivertsitesi Opera ve Konser Şarkıcılığı bölümüne girmeye karar verdiğimde müzik artık profesyonel olarak da hayatımın ayrılmaz bir parçasıydı.

– İlk iki albüm sonrasında kendi söz ve besteleriniz ağırlık kazanmaya başladı ve sonrasında şarkıcı kimliğinizle müzisyen kimliğiniz yanyana anılmaya başlandı. Sahne, konser ya da diğer projelerinizde müzisyen kimliğinizin farkını nasıl hissediyorsunuz ve bu işe yeni başlayan gençlere en büyük tavsiyeniz ne olacaktır?

Ses, şarkı söyleyebilmek bir hediye… Müzik yazabilmek de öyle.Kendi şarkılarınızı söylemenin keyfini anlatamam. Müzikal olarak kendinizi en iyi tanıyan kişi olduğunuz için melodiler, sözlerin kıvraklığı bütünlüyor şarkıcıyı. Bir de kendi sözünü söylemek harika hissettiriyor.. Daha özgür, daha yaratıcı, daha samimi ve daha heyecanlı:) Genç arkadaşlara tek söyleyebileceğim her yerde her koşulda çalmaları ve söylemeleri. Dediğim gibi yetenekler armağandır, eğitim önemlidir ama müzisyenseniz yeriniz sahne olmalı.

– 90’ların hemen başındaki pop furyasından çıkmasına rağmen -birçok örneğin aksine- o yıllarda kalmayan, bugün hala müzik üreten ve söyleyen bir profesyonel olarak Türkçe Popta 2000’lerin müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 90’lı yılların şarkıları bugün hala baş tacı ediliyorsa, bunun biraz da piyasanın giderek kötüleşmesiyle ilgisi olduğunu düşünüyor musunuz?

90’ların hemen öncesinde müzik piyasasında arabesk etkiler görülüyordu. Dönemin pop şarkıcıları arabeske dönük projeler gerçekleştiriyorlardı. 90’lar tam anlamıyla yeni kanla geldi müzik dünyasına.. Yeni ve kurumsallaşmış şirketler, yeni şarkıcılar, besteci, aranjör ve söz yazarları, müzik televizyonları, özel kanallar, radyolar.. hepsi yepyeni bir soluk getirdi o döneme. Şu anda neredeyse tüm taşlar yerine oturmuş olmalıyken piyasadaki erozyonun en büyük sebebi yapımcılardır bence. Manipule edilen listeler, kanallar, dijital veriler…Vizyon ve sorumluluktan uzak ticari bakış açıları…Genel olarak eğitim ve kültür politikalarının hepimiz üzerinde yarattığı tahribat… Oysaki senin de bildiğin gibi çok kıymetli müzisyenler albümler yapıyorlar, çoğu popüler olamıyor maalesef. Halka ulaşan mecraları yönlendirip halk bunu seviyor denilince işler kötüleşiyor dinleyiciler için. Çıkar yol ise bence üretmek.. Her güzel ve iyi şey değerini bir gün bulacaktır.

– Pop, rock, caz, soul ya da müzikal, birçok farklı tür ve tarzda şarkıyı sahnede kusursuz icra edebilen ender sanatçılarımızdansınız. Bunların içinde kendinizi en rahat ifade ettiğini düşündüğünüz ve sahnede söylemekten en çok keyif aldığınız tür hangisi?

Hepsi:)

– “Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda”, değeri sonradan anlaşılan bir albüm olarak tarihe geçti. Öncesinden ya da sonrasından tamamen farklı bir Sibel Tüzün profili çizdiniz ve bu da doğrudan belleklerde albümün duruşuyla da özdeşleşmiş bir görüntü arzediyor. Bir prodüktör gözüyle baktığınızda; sanatçıların albüm için hazırlandıkları imaj çalışmalarının albüme olumlu/olumsuz katkıları oluyor mudur sizce?

Muhakkak, görsel çalışmaların etkisini yadsıyamayız. Dünyada da müzik giderek artan bir şekilde görselliğin etkisinde. Bu gücü nasıl kullandığınıza bağlı, tabii eğer böyle bir kaygınız varsa:)

– “Kırmızı” albümünden sonra araya Eurovision girdi ama sonrasında Saten albümünden önce bir “Aç Telefonu” single’ını sunmuştunuz dinleyenlere. Genç kitlenin oldukça sevdiği, müzikal altyapısıyla da farklı bir çalışma olmuştu. Bundan sonraki çalışmalarınızda bu soundda şarkılar da olacak mı?

Bu biraz yolumun kesişeceği diğer müzisyenlere de bağlı aslında. Üreten kişi olarak akustik müzikten yanayım. Fakat öyle bir birliktelik ve sinerji oluşursa bildiğiniz gibi zor ve farklı çalışmalar cezbeder beni. Hayatımda hiç Kolombiya şarkısı söylemeyi planlamamıştım mesela. Ayhan Sicimoğlu ile karşılaşınca bu da oldu ve müthiş keyif aldım. Kısmet:)

– “Saten”de de tıpkı Kırmızı gibi yine Ege esintileri hissediliyor, biri hariç kıvrak ve hareketli şarkılardan oluşuyor. Kıpkırmızı’daki gibi Yunanca coverlar ya da remix gibi düşünceleriniz var mı bu albümde de?

İsterdim ama hayatım yurtdışı bir projeye müsade etmiyor. Bundan şikayetçi olduğumu da söyleyemem aslında. Küçükhanım’la İstanbul da yapacak çok işimiz var. O büyüdüğünde eğer enerjim ve imkanlarım kalırsa isterim tabii. Yurtdışı projeler için o ülkelerde olmanız, en azından bir dönem yaşamanız gerekiyor. Ona a kısmet diyelim mi:))

– Albümün yeni klibini “Maalesef” şarkısına çektiniz. Şarkı, albüm çıktığından beri herkesin üzerinde istisnasız hemfikir olduğu ve çok beğendiği bir şarkı olmuştu. Şarkının başarısını neye bağlıyorsunuz?

Söz, müzik ve aranjenin uyumu inanılmaz bir şarkı Maalesef. Aslında bana sadece söylemek kaldı. Uzun zamandır özlediğimiz kaliteli, sağlam bir slow. Kısaca şarkının başarısı Zeynep Talu, Burak Erkul ve aranjörümüz Tansel Doğanay’ın sayesindedir.

– Geriye dönüp baktığınızda tüm şarkılarınız içinde sizin için özel bir yeri/anlamı olan, bunu söylemeseydim asla olmazdı dediğiniz en ayrı şarkı hangisi?

Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda ve Yine Yalnızım’daki neredeyse tüm şarkıları söyleyebildiğim için çok şanslı hissediyorum kendimi. İyi ki yazabilmiş ve söyleyebilmişim. Bir de Duyuyor musun? Bir Bülent Ortaçgil şarkısı…

– Birkaç yıl önce iki ayrı müzikalde de izledik sizi. Bu tür projelere devam etmeyi düşünüyor musunuz önümüzdeki yıllarda?

Çok istiyorum, hatta yazıyorum:) Ne zaman biter bilemem ama çok heyecan duyuyorum. Bu arada başka bir müzikal teklifi gelirse de hemen değerlendiririm.

***

Röportaj: Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)
Aralık 2011

Sibel Tüzün Ghetto konseri > Biletix

Sibel Tüzün – Maalesef
http://www.dailymotion.com/video/xlulgl_sibel-tuzun-maalesef_music

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s